Paylaş
Ortaya kısa ancak özlü bir sonuç belgesi çıktı. Gelen yetkililerle de ikili düzeyde görüşmeler yapıldı.
Diplomasisinin gücü ve askeri yetenekleri görünür kılındı. Onun kadar da gastronomisi, zirve boyunca verilen yemeklerin içeriğinden sunumuna hemen her şey büyük takdir topladı.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde devlet başkanları onuruna verilen resmi akşam yemeğini Fatih Tutak, devlet ve hükümet başkanlarının eşlerine Çankaya Köşkü’nde verilen yemeği Osman Sezener, uluslararası heyetlere sunulan yemekleri de Sinem Özler hazırlamıştı.

Seçilen üç isim de kendi tarzlarının en iyi örneklerini sunan şefler. Büyük bir sorumluluk bilinciyle çalışacaklarına hiç kuşkum yoktu ki öyle de olduğu yurtiçinden ve dışından gelen övgülerle kanıtlandı. Tabi ki bu başarıyı sadece yemeklerle açıklayamayız.
Ardında büyük bir anlatı ve sağlam bir felsefe var. Bunda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın bugüne dek gastronomi kültürüne verdiği önemin, Türk mutfağının hak ettiği yerde olması için yaptığı çalışmaların katkısı büyük.
İşin çok da görünmeyen yüzünde ise geçtiğimiz hafta buluşup konuştuğum, sofraların tasarımını üstlenen, sanat ve gastronomiyi aynı çatı altında buluşturan Haan’ın kurucusu Neslihan Torun Kaya ve Eternal Bloom-Ebedi Çiçeklenme adını verdiği 10 özgün porselen beyaz çiçek demetini yapan sanatçı Melis Buyruk var.
Neslihan Hanım söze “Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen NATO Zirvesi kapsamında, Cumhurbaşkanlığı tarafından devlet başkanları ve eşleri onuruna verilen akşam yemeği ile lider eşleri onuruna düzenlenen öğle yemeği sofralarını tasarlamak meslek hayatımın en büyük onurlarından biriydi” diyerek başladı.
“Ben o sofraları hazırlarken yalnızca tabakları, tekstilleri ya da çiçekleri değil Türkiye’nin misafirperverliğini, kültürel zenginliğini ve dünyaya kendini nasıl anlatmak istediğini de tasarlıyordum. Hazırlık sürecinin tamamı Emine Erdoğan’ın yaptığı değerlendirmeler, seçimler ve onaylarla ilerledi” diyerek devam etti.
“Sayın Erdoğan’ın Türk misafirperverliğine, estetik anlayışına, geleneksel el sanatlarına, Olgunlaşma Enstitülerine ve sıfır atık konusuna verdiği önem, projenin temel yaklaşımını belirleyen en önemli unsurlardan biriydi” yorumuna da katılmamam mümkün değil.
Her iki davette kullanılan tüm tekstil ürünleri, altı farklı ildeki Olgunlaşma Enstitülerinde yaklaşık üç ay süren titiz bir çalışma sonucunda üretilmiş. Türkiye’nin dört bir yanında çalışan onlarca usta, eğitmen, zanaatkâr ve sanatçının emeğiyle ortaya çıkmış.
İlk akşam düzenlenen devlet başkanları yemeğinde, Türkiye’nin köklü kültürel mirasını çağdaş bir tasarım diliyle yorumlamayı hedeflemişler. Masanın merkezinde ise bütün projenin ruhunu taşıyan düşünce yer alıyormuş. Protokol gereği de masalarda mutlaka çiçek kullanılması gerekiyormuş.
Neslihan Hanım bir gecelik davet için hazırlanacak canlı çiçekler yerine, gecenin hafızasında yaşamaya devam edecek kalıcı bir sanat eseri hayal etmiş, porselen çiçeklerden oluşan heykelsi merkez kompozisyonunu tasarlamış.
Ve ardından projeye seramik sanatçısı Melis Buyruk dahil olmuş.
Melis Hanım da kompozisyondaki her çiçek, her yaprak ve en küçük detayı hiçbir kalıp kullanmadan porselen çamurundan tek tek elle şekillendirmiş.
Lider eşleri onuruna düzenlenen ikinci gün öğle yemeğinde ise ilk akşamın güçlü ve simgesel anlatısının aksine daha hafif, daha dingin bir atmosfer kurgulamışlar. Masa tekstillerinde Anadolu’nun en zarif el işlerinden biri olan beyaz işi ve çinilerimizi çağdaş bir yorumla kullanarak kültürel mirasımızın zamansızlığını anlatmayı amaçlamışlar.
Tasarım sadece estetik mi?
Tasarım sadece bir estetik değil aynı zamanda güçlü bir anlatı dili” diyen Neslihan Torun insanın yaşadığı mekânlara, seçtiği objelere ve kurduğu sofralara kendinden bir parça bıraktığına inanıyor.
Yedi yıl önce masa tasarımına odaklanan ‘Tables & Settings’i kurmuş. Zamanla bir tasarım üstünden yaşam kültürünü anlattığını fark etmiş. Bir süre sonra ortaya insanların sadece alışveriş yaptığı değil, ilham aldığı, üst katta kendi özel koleksiyonlarının, çağdaş resim sanatından örneklerin sergilendiği Haan çıkmış. Yakında da giriş katında yer alacak, yeni bir buluşma noktası olacak restoranları açılıyormuş...

İlhamını doğadan alıyor
Yaşamını İstanbul ve Dubai ekseninde sürdüren çağdaş porselen sanatçısı Melis Buyruk da doğadan ilham alan büyük ölçekli porselen heykelleriyle tanınıyor.
Louvre Abu Dhabi Müzesi’nin kalıcı koleksiyonuna eseri kabul edilen ilk Türk sanatçı olan Buyruk’un Kalila wa Dimna adlı yapıtı, müzenin çağdaş sanat koleksiyonunda yer alıyor.
Cheongju Craft Biennale, Gyeonggi International Ceramic Biennale ve Taiwan Ceramics Biennale de katıldığı bienaller arasında...

Paylaş