Paylaş
Bu yıl 3 Mayıs’ta başlayan, 26 ili kapsayan festivale TGA’nın koordinasyonunu üstlendiği, yemek kültürünü yansıtan ‘Lezzet Noktası’ projesi de dahil oldu.

Güçlü kültür sanat-gastronomi mirasını keşfetmemizi sağlayan, kentlerin ruhunu anlamamıza olanak veren, ülkemizle gurur duymamızı daha anlaşılır kılan bu proje, hiç kuşkum yok iç turizmi başka bir boyuta getirecek. 2026 turunun sona etmesinin ardından da aralık ayında dijital bir rehber yayınlanacak...

BİR SOFRADA SAKARYA
Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak 2019 yılında kurulan Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı / TGA kuruluşundan bu yana ülke içinde ve dışında birçok başarılı projeye imza attı.

Bu kez iç turizme yönelik Lezzet Noktası başlığı altında farklı bir yapı kurgulandı. 20’ye yakın yeme-içme yazarı, araştırmacı, akademisyen, girişimci ve şef gibi gastronomi sektörünün farklı ayaklarını oluşturan danışma kurulu üyelerinin her biri kentler için ön çalışma yapıyor, listeler hazırlıyor.
Ve hakkında bilgi sahibi olduğu, daha önce yaşadığı ya da memleketi olan bir kentin ev sahipliğini üstleniyor.
Kentlerin büyüklüğüne göre iki ya da üç günlük detaylı program yapılıyor.

Seçilen üreticiler, restoranlar ve lezzet noktaları ziyaret ediliyor.
Danışma kurulu üyelerinden olmama karşın aynı tarihlerde başladığımız İncili Gastronomi Rehberi’nin çalışmaları nedeniyle festivalin ancak 4-12 Temmuz arasında yapılan dokuzuncu durağı Sakarya iline gitme fırsatı buldum.
Daha ilk günden ‘iyi ki ilkim burası olmuş’ diye düşündüm.

Türk mutfağı dendiğinde ilk akla gelen şefimiz Vedat Başaran ve “Topraktan Sofraya Sakarya Mutfağı” kitabının yazarlarından akademisyen Kübra Sultan Yüzüncüyıl’ın ev sahipliğinde, TGA Genel Müdür Yardımcısı Elif Balcı Fisunoğlu, Gökçe Erbatu ve Ezgi Memiş, Cansu Durmaz dört dörtlük bir program kurgulamışlardı.
Bu gastronomik tur sayesinde bölgenin göçlerle şekillenen, Türkmenlerin, Çerkezlerin, Abhazların, Boşnakların, Gürcü kökenlilerin bir arada yaşadığı çok kültürlü yapısını, içselleştirdikleri birlikte ve yan yana yaşama kültürünü çok daha iyi anladım.

Sakarya’da -arada Adapazarı demesem olmuyor- çok özel, her birinin yaptıklarına hayran olduğum isimlerle de tanıştım. Şef arkadaşlarım Umut Karakuş ve Şafak Erten’le birlikte Maksudiye Mahallesi’nde yaşayan Çerkez ailesinin ağaçların gölgesinde kurdukları sofrasına konuk olduk. Ailenin kadınlarının el birliğiyle yaptıkları, mısır unlu, içine karamelize soğan, ceviz, kırmızı biber konan bir cins içli köfte olan Metaz gibi geçmişten günümüze sofralarından eksik etmedikleri geleneksel yemeklerini tattık.
Kısacası bir daha bölgeye giderseniz Sapanca Gölü ve çevresiyle yetinmeyin. Kentin lezzet duraklarını da keşfedin, köylerini dolaşın.
Bu seyahatler gerçekten gastronomik bir hazine, bizler de bunu sizlere aktarmakla yükümlüyüz...
NERELERE GİDELİM?
◊ Hacı Babanın Yeri: 1952 yılında açılan, bir zamanlar aşevi olarak da hizmet veren mekân Adapazarı’nın ilk dönercisi. Günümüzde ıslama köfte de yapılıyor. Bugün başında dördüncü kuşak Ömer Ahmet Oğur var. 2023 yılına dek üniversitede akademisyen olarak görev yapmış. Emekli olunca “Profesör adam döner mi yapar” deseler de aile geleneğini sürdürmeye karar vermiş. Kızı da akademisyenmiş, umarız o da babasından devralır...
◊ Meşhur Köfteci Mustafa: 1912 yılında kurulmuş, 1952’de bugünkü yerlerine taşınmışlar. Şimdi işin başında Boğaziçi Üniversitesi Kimya Fakültesi mezunu Aladin Ege Sürekli var. Bölgenin en meşhur yemeği ıslama köfte yapıyorlar.
Köftenin yanında kemik suyuna batırılıp kızartılmış ekmek istenildiği kadar ücretsiz veriliyor. Kışın turşu, yazın domates ücretsiz servis ediliyor. Sirkelerini kendileri şıradan yapıyor.
◊ Denizer Simit Fırını: Sahibi Sezai Denizer 37 yıldır taş fırında, gürgen odununda simitlerini pişiriyor. Karamelize edilen saf şekere batırılarak fırına atılan Adapazarı simidi ilk kez 1820 yılında yapılmış.
◊ Kazımpaşa Erdoğan Köftecisi: Sahibi Serdar Önaydar... 12 yaşındaki oğlu da 2 yıldır babasının yanında çalışıyor ve şef olmak istiyor. 23 çeşit ızgara yapıyorlar. Dana eti kullanıyorlar. Sadece sultan köftede kaymak ve kuzu eti kullanıyorlar.
◊ Eker Lokantası: Fahrettin Eker’in kurduğu esnaf lokantasında şimdi ikinci kuşak Engin Eker ve oğlu Yusuf Eker birlikte çalışıyor.
◊ Tozlu Köfteci: Sakarya’nın 100 yıllık geçmişiyle en eski köftecisi. Bugün dördüncü kuşak Yavuz Bey işin başında.
◊ Pekara: Yaşar İnci mesleğe garson olarak adım atmış, 12 yıl önce Pekara’yı açmış. Közde Boşnak böreği yapıyor.
ÇOK ÖZEL İKİ İSİM
ŞENOL AKÇAY: Evine konuk olduğumuz Şenol Akçay küçük ölçekli çiftçilik yapıyor, pancar, ayçiçeği ve mısır üretiyor. Ayrıca mandaları var, sucuk ve Çerkez peyniri üretiyor. 2021 yılından bu yana da Manda Damızlık Birliği Kurucu Başkanı.
BERİN ERTÜRK: 2002 yılından bu yana Sakarya-Maksudiye’deki Jade Çiftliği’nde atalık tohumlarla agro-ekolojik tarım yapıyor. Her pazar tüketicilerine elinde olan mevsim ürünlerinin listesini yolladığı bir mektup yazıyor. 15 günde bir İstanbul’a dağıtımı da var. “Toprağımız ve gıdamıza sahip çıkalım” diyen Berin Hanım, SAKÜDA Sakarya Küçük Üretici Ağı’nın da kurucusu.
Paylaş