Paylaş
Tahminleri, falları, geleceği okumayı severiz. Her ne kadar geleceğe projeksiyon bireysel ve toplumsal düzeyde geçmişi referans alsa, deneyimler, yaşanmışlıklar, istatistikler belirleyici olsa da birçoğumuz duygusal anlam yüklemeyi, ruh haliyle açıklamayı severiz.

Tabii ki her ülkenin kültüründen ekonomisine kendi iç dinamikleri var ama artık teknolojik olanaklar sayesinde global bir dünyada yaşıyoruz, trendler, eğilimler söz konusu olduğunda sınır kapıları yok. Öngörülerimizi de dünyanın herhangi bir yerinde yapılmış bir araştırma belirleyebiliyor.
Yazımın başına oturmadan gastronomi ve turizm konularında bu yıla ilişkin ne gibi öngörülerde bulunulmuş, ne gibi yazılar yazılmış diye baktım. Bana en ilginç gelenler New York Times’tan Kim Severson’un, BBC’den Laura Hall’ın, bizden de Oggusto’nun özenle hazırlanmış trend raporları oldu.
Ancak baştan söylemeliyim ki; bu yılın eğilimlerini kanaat önderlerinin, reklam verenlerin yönlendirmeleri kadar 2025’te yeme-içme sahnesinde ve turizmde yaşanan olumlu-olumsuz gelişmeler de şekillendirecek.
GASTRONOMİ EĞİLİMLERİ
Yemek kültürü ve restoran seçimi üstüne öngörülerde bulunanlar abartısız, yalın, üstünde fazla oynanmamış tatlara yönelme olacağını düşünüyor. Büyük bölümü bunu “anne, büyükanne yemeklerine dönüş” olarak özetliyor.

Bunun nedeni de bir önceki yılın ‘köpüklü matcha latte’, sosa batırılan çıtırlar, protein shake’leri, sağlıklı kâseler gibi damaktan çok görselliğiyle ön plana çıkan trendlerin içinin boşluğu. Tüketim çağında yaşadığımız gerçeğini tümden görmezden gelemeyiz ama daha sağlıklı pişirme yöntemlerinden daha fazla yararlanılacağı düşünülüyor.
Ekşi mayalı ekmekler, kurutulmuş sebzeler, meyveler, turşular, ev yapımı sirkeler ve konserve sebzeler gibi büyükannelerin yaptığı sağlıklı yiyeceklerden bahsediliyor. Bu trend ‘nonna-stalgia’ olarak lanse ediliyor.

Burada araya girip bu geleneğin Anadolu’daki evlerde geçmişten bugüne kesintiye uğramadan yaşadığını, büyük kentlerde unutulduğunu, öncü şeflerimizin, birçok restoranın da uzun yıllardır bu köklere dönüş hareketini başlattığını hatırlatmalıyım.
Ben bir de mikro sebzelerle yemek süsleme özentisinden kurtulsak çok daha iyi olacak derim...
RESTORAN-DENEYİM-DEĞER
Son yıllarda tasarımından sunulan yemeklere birbirine benzeyen restoranlar, yeme-içme severleri geçmişte olduğundan daha fazla düşündürmeye başladı.
Müşteriler farklı bir deneyim yaşamak istiyor.
Ve “Yaşadığım deneyim, ödediğim ücrete ve ayırdığım zamana değer mi?” diye soruyor. Buna çare öngörüler neler derseniz:
◊ Az çeşitli, kimlikli menülere sahip, ortamın çekici olduğu ve hizmet kalitesi yüksek küçük restoranların sayısı artacak.
◊ Şef restoranlarında yemek öncesi hazırlıklara katılmak.
Şefe yardım etmek, mantar ya da sebze gibi kullanılan ürünleri toplamak, balık tutma gibi gezilere katılmak da heyecan verici.
◊ Öngörülere göre çoğu insan daha seçici olacak. Farklı kültürlerden heyecan veren, “Buna değdi” dedikleri deneyimlere ve kaliteli yiyeceklere harcama yapacaklar.
◊ Çok zenginler bir yemeğe on binlerce lira harcamaya devam edecek, ancak kaliteli yemek müdavimleri için üç tabak yemek deneyimi, bol çeşitli tadım menüsünden daha çekici olacak.
◊ Orta ve kısıtlı bütçeliler için kalite daha da önemli olacak. Müdavimi oldukları yerler güvenilir ve tutarlı olmalı.
MUTFAK MODASI
Evler enerji yükselten renkler ve tasarımlarla döşenirken, mutfaklar da bundan hem de masrafsız bir yoldan nasibini alıyor. Tasarımı beğenilen zeytinyağı, reçel kavanozu, maden suyu ya da içki şişesi bir obje olarak rafları süslüyor ya da başka bir ürün için kullanılıyor.

Bazen bit pazarında bulduğum, bazen bir restorandan istediğim cam şişeler nedeniyle yıllardır aile üyeleri tarafından “Çöp biriktiriyorsun” diye eleştirildiğim için bu tutkumun moda olması itiraf etmeliyim ki çok hoşuma gitti...
NASIL BİR SEYAHAT
◊ Dünyanın önde gelen otel grupları, seyahat şirketleri ve eğilimleri belirleyicilerinin öngörülerine göre; kendini göstermeye, sosyal medya şovuna dönüşen seyahatler bu yıl yerini sessiz kaçışlara bırakacak.
Hushpitality olarak da adlandırılan bu hareket, rahatlık, sessizlik ve modern yaşamın streslerinden kaçmanın bir yolunu bulmaya odaklanıyor.
Flashpacking, yani lüks sırt çantasıyla seyahat eden paralı gezginler artacak.
◊ Bu yılın bir diğer önemli öngörüsü de yapay zekâ dokunuşlu seyahatlerin artması. AI artık bizim yerimize tatilimizi planlayacak, önerilerde bulunacak.
◊ “Bilinmeze yolculuk” olarak açıklanabilecek, turistin herhangi bir karar vermek zorunda olmadığı seyahat deneyimlerinde, güzergâhı bilmeden çıkılan gizemli yolculuklarda artış olacak.
◊ Popüler film ve dizilerdeki mekânlara, kentlere, bölgelere seyahatler artacak.
Paylaş