Paylaş
Ani, bir yıl önce “Geçmiş- Şimdiki Zaman” serisi kapsamında açtığı “Cam Bedenler” sergisiyle bir rüyayı gerçeğe dönüştürmüş, uzun yıllardır kullandığı parfümün kadın bedeni formundaki şişelerini fırında eritip yeniden şekillendirerek cam heykeller yapmıştı.

8 Ocak’ta Merdiven Art Space’te açtığı ama benim ancak geçen hafta gidebildiğim “Bir Düşün İçinde” solo sergisinde ise “Cam Bedenlerin” fotoğrafları yer alıyor. Tüm çalışmalarında olduğu gibi yine ışıkla kurduğu ilişki izleyicisini etkisine alıyor.
Kendi sözcükleriyle aktaracak olursam “Işıkla kurduğum ilişki görünür olanı aydınlatmaktan çok, saklı olanı açığa çıkarma arzusundan besleniyor. Cam bedenler bu bağlamda benim için yalnızca bir form değil; içinden geçen, kırılan ve çoğalan ışığın hafızasını taşıyan geçirgen varlıklar” diyor.

Fotoğrafın belgesel niteliğinin ötesinde, duyusal ve düşünsel bir yüzey olarak ele alan, izleyicisini düşsel bir mekân ve zamanda dolaşmaya davet eden sergi 21 Şubat’a dek devam ediyor. Yolunuzu düşürün derim...
Merdiven Art Space, Meclisi Mebusan Cad. No: 31 Fındıklı
Salı- cumartesi günleri arası 11.00-19.00
BİR BAĞ HİKÂYESİ...
İstanbul’da uluslararası bir şirkette çalışırken yolları kesişen ve arkadaş olan Saffet Karpat, Ayşe Medran ve José Medran, yıllar sonra bir araya gelerek çok sevdikleri Assos’un birinci sınıf bir teruar olma potansiyeli taşıdığına olan inançlarıyla 2012 yılında ortak olarak onlara heyecan veren yeni bir yolculuğa adım atarlar.

Ve ortaya V’Asbos projesi çıkar. Güneşli havası ve esintili rüzgarlarıyla hafifleyen kuzey Ege’nin Akdeniz iklimindeki Assos’ta orta yükseklikteki 6 hektarlık alana yayılan organik sertifikalı bağlarında Grenache, Cabernet Franc, Merlot, Malbec ve Syrah gibi kırmızı üzüm çeşitlerini yetiştirmeye başlarlar.
Özel tasarlanmış yer çekimi şaraphanelerinde toprak veya kil amphoralarda, cam kürelerde ve bazı üzüm cinslerini de meşe fıçılarında olgunlaştırarak üretime başlarlar. İlk hasatlarını 2017’de yaparlar. İlk ürünlerini de 2024 Ağustos’unda piyasaya çıkarırlar.
Tesis gerçekten büyüleyici. Mimarı projeyi Eylem Erdinç, inşaatı da Ahmet Topbaş üstlenmiş. Danışman önologları ünlü Fransız şarap uzmanı Xavier Vignon, üretimin başında önolog Yasemen Nil Yıldız var.

Dilara Sanyel ise marka elçisi olarak görev yapıyor. Bu gibi butik üreticilerin bölgenin gastronomi kültürüne ve turizmine de katkısı büyük. V’asbos’un anlamına gelince Lesbos’un Karşısındaki Assos’un bağlarıymış.
Bağlara bakan çok zarif kurgulanmış amacına uygun restoranları da kısa bir süre önce kapılarını açmış. Çok da iyi bir ekip kurmuşlar ancak bu kez sadece bağları ve üretim tesislerini dolaşabildiğim için yemekleri deneyimlemeye fırsat bulamadım.
O da bir başka yazıya...
HER DEM ÇARE
Her dem Çare-TBL1XR1 Araştırma ve Destek Derneği Başkanı Dr. Ayşegül Altınbaş’tan 10 Şubat Dünya TBL1XR1 Farkındalık Günü vesilesiyle, nadir genetik hastalıklar alanında farkındalığı artırmaya yönelik basın toplantısı daveti alınca daha önce bu hastalığı hiç duymadığım için biraz da utançla karışık bir merakla gittim.
Bu nadir hastalık zaten devlet kurumları, akademi ve sivil toplumun katkılarıyla Türkiye’de kamuoyu gündemine ilk kez taşınıyormuş.
Acıbadem Üniversitesi ve Altınbaş Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen buluşmada bu derneğin nasıl kurulduğu, genetik hastalıklarda ve erken tanının önemi anlatıldı.
Derneğin kuruluşunun ardında Ayşegül Altınbaş’ın oğluna bu tanı konulunca mücadele sürecinde hastalığa yakalanan çocukların aileleriyle tanışması yatıyor.

İçinde oldukları çaresizlik duygusuyla geleceğe dair umutları yitirmemek, yalnızlık hissini biraz olsun paylaşarak azaltmak, dayanışma içinde olmak, erken tanıyı ve aynı zamanda bilimsel araştırmalara destek için dernek kurmaya karar vermişler.
Bu süreçte en büyük desteği çocuk sağlığı uzmanı, 30 yıldır genetik problemi olan çocuklarla çalışan, aynı zamanda kendi çocuklarının da doktoru olan Acıbadem Üniversitesi Nadir Hastalıklar ve Yetim İlaçlar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Yasemin Alanay’dan görmüş.
Yasemin Alanay TBL1XR1 gibi hastalıklara neden olan 7000 gen olduğunu, çocuk gelişiminin anne karnından başlayarak takip edilmesi gerektiğini söylüyor.
Büyüme, yürüme, konuşma yemek yeme alışkanlığı ve sosyallik, arkadaşlık normal sınırlar içinde iki yaşa dek oluyor, ancak sorun varsa bunlardan biri ya da ikisi geç kalabiliyormuş.
Ve maalesef bunun tanıya ve tedaviye varması için 5-6 yıl geçiyor, en az 6 farklı alanda doktora gidilmesi gerekiyormuş.
Bizim gibi konuyla ilgili olsun olmasın hepimizin sorumluluğu böylesi çok bilinmeyen nadir hastalıklarla ilgili yapılan çalışmaları duyurmak, destek olmak; Her Dem Çare gibi derneklerin varlığından, yapılan çalışmalardan söz etmek...
Paylaş