"Muammer Elveren" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Muammer Elveren" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Muammer Elveren

Kırım, Rusya ve Büyük Sürgün

Yıl 1944… Ay Mayıs… Gün 18… Tam 70 yıl önce.

Kırım Türkü Tatarlar için Stalin’in emriyle Orta Asya’ya sürgüne gönderildikleri ‘Kara Gün’.

Dünya’da acımasızlığı ile tanınan Diktatör Sovyet lideri Stalin’in sürgün emriyle Kırım’daki bütün şehir köy ve kasabalarda eşzamanlı uyandırılan bir halk. Askerlerin ve siyasi polisin bağrışmaları arasında hazırlanmaları için verilen 15 dakikalık süre içinde ne olduğunu anlayamadan asılmaya mı yoksa kurşuna dizilmeye mi götürüleceklerini bilmeyen insanlar. Gece yarısından sonra evlerinden sıcak yataklarından ve yurtlarından koparılıp trenlerin yük vagonlarına istif edilircesine doldurulan yaşlı, genç, çoluk, çocuk ne için ve nereye doğru götürüleceğini bilmeden ellerine alabildikleri kadar eşya ile aç susuz Orta Asya’ya Sibirya’ya sürülen 150 bini aşkın insan.

Kırım, Rusya ve Büyük Sürgün

KIRIM TÜRKLERİNİN TOPRAĞINA HOŞGELDİNİZ
Bundan tam 22 yıl önce Sovyetler Birliği döneminde Hürriyet Moskova Temsilcisi iken Nisan 1992’de Kırım’a gittiğimde 1944 yılında Stalin’in emriyle ‘Büyük Sürgün’e gönderilen Kırım Tatarları yavaş yavaş anavatanlarına dönmeye başlamışlardı. Bahçesaray’da yaşayan Kırım Türklerinin Lideri Mustafa Cemiloğlu’nu aradığımda ilk sözü ‘Kırım Türkeri’nin toprağına Hoş geldiniz’ olunca çok duygulanmıştım. Ertesi gün Kırım Tatar Milli Meclisi toplanacaktı, beni oraya davet etti. Cemiloğlu beni Meclisin şimdiki Başkan Rıfat Çubarov ile karşılayıp toplantı salonuna aldı.

FOTO GALERİ: MUAMMER ELVEREN SÜRGÜN DÖNÜŞÜ KIRIM’DAYDI


Meclis gündeminde sürgünden dönüşte karşılaşılan sorunlar ve çözüm arayışları vardı. Konuşmalarda Kırım’dan sürülmüş olan Kırım tatarlarının vatana dönüş hareketinin iyi gittiği ancak siyasi ve ekonomik engeller nedeniyle halkın sadece yüzde 20 sinin dönebildiği belirtiliyor ve yardım gerektiği üzerinde duruluyordu. Soydaşlarımızın gözü Kırım Tatarlarının yoğun olarak yaşadığı Türkiye’deydi. İstedikleri ise geri dönüp yerleştikleri topraklardaki gecekonduları yaşanabilir hale getirmek için tuğla imalatı yapan makine ve teçhizat, çadır, prefabrik ev malzemeleri, çimento, demir ve diğer inşaat malzemeleri ile ilaç, battaniye, sıhhi malzeme ve elektrikle çalışmayan seyyar ısıtma ve aydınlatma cihazlarıydı. Türkiye’den isteklerini siyasi, ekonomik ve kültürel olarak üçe ayırmışlardı.

Kırım, Rusya ve Büyük Sürgün

CUMHURBAŞKANI ÖZAL’A MEKTUP
Meclis, 30 Haziran 1991’de Kırım Tatar Türkçe ’sinin Türkiye’de kullanıldığı gibi Latin Alfabesiyle yazılmasını kararlaştırmıştı. O gün Meclis’te alınan kararlar da Türkiye’den getirilmiş Türkçe klavyeli daktilo ile yazıldı. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’a ve Kızılay’a gönderilecek mektuplar hazırlandı, mecliste okunup onaylandıktan sonra birer kopyası bana verildi. Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu imzasıyla hazırlanan mektupların sonunda şu duygusal cümleye yer verildi. “Kırım Türklerinin var olma mücadelesinin bu tarihi ve kritik dönüm noktasında bizlere gösterilecek destek, bizlerin Türkiyeli Türk kardeşlerimizle olan kopmaz manevi bağlarımızı en samimi minnet duygularımızla güçlendirecektir. Bu gayet zor ve ümitsiz durumda, halkımızın genel temsilcisi olan Kırım Tatar Milli Meclisi adına kardeş ve soydaş Türk halkının ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Kırım Türklerine yardımcı olarak aramızdaki kopmaz manevi bağların gelecekte daha güçlü hale gelmesi en samimi dileğimizdir.”

HİTLER’İN ORDUSU KIRIM’I İŞGAL EDİNCE
İkinci Dünya Savaşında Sovyetler Birliği Ordusu’nun 21 Ekim 1941’de Almanlara yenilmesiyle Hitler’in orduları Kırım’ı işgal etti. Sovyet lideri Stalin’in baskılarından bıkmış olan Tatarların bazıları bunu fırsat bilerek Nazilerle işbirliğine girdi ve Tatarlardan oluşturulan bir milis grubu Kızıl Ordu partizanlarına karşı şehri savunmaya başladı. Savaş sonunda, Nisan 1944’te geri çekilen Alman orduları, onlarla işbirliği yapan Tatarları birlikte götürdü. Almanların Kırım’dan çekilmesiyle Rus Kızıl Ordusu bölgeye girince binlerce Tatar ihanetle suçlanarak idam edildi ve idam edilenler ibret olsun diye günlerce Akmescit (Simferopol) caddelerindeki ağaçlarda ve meydanlarında asılı kaldı. Ancak Kırım Tatarları için büyük felaket daha sonra gelecekti. Stalin’in Kırım’a yolladığı Sovyet Siyasi Polisi NKVD ile Kızıl Ordu birlikleri 18 Mayıs 1944 gecesi Tatarların yaşadığı bölge ve köyleri sardıktan sonra eşine rastlanmayan bir sürgün operasyonuyla Kırım Türklerini ana yurtlarından etti. Sibirya, Özbekistan, Kazakistan ve Ural bölgesine penceresi olmayan bu havasız yük vagonlarının içinde gönderilen yaşlılar, çocuklar ve haftalar süren yolculuğa dayanamayanlar yolculuk sırasında öldü. Ölenlerin cesetleri ancak uzun saatler yol aldıktan sonra verilen molalarda vagonlardan atılabildi.

RUSYA’YA KARŞI ALMANLARIN YANINDA YER ALDILAR
Bu sürgünden iki yıl kadar sonra 1946 da İzvestiya Gazetesinde yayınlanan ‘Sovyet Komünist Partisi’ tebliğinde yer verildi. Bildiride “Büyük Vatan Savaşı” sırasında Çeçenler ve Kırım Tatarları Alman ajanlarının teşviki ile gönüllü olarak Almanlar tarafından teşkilatlandırıldılar ve Kızıl Orduyla savaşan Almanların yanında yer aldılar. Buna rağmen Kırım ve Çeçen Sovyet Sosyalist Özerk Cumhuriyet’leri bu vatan hainlerine karşı bir tedbir almadı. Bu nedenle Çeçenler ve Kırım Tatarları Sovyetler Birliği’nin başka bölgelerine yerleştirildi. Orada kendilerine toprak verilerek hükümet tarafından gerekli yardımlar yapıldı” denildi. Ayda bir kez mahalli NKVD komutanlığına gözükmek zorunda bırakılan Tatarlar böylece gönderildikleri yerlerin dışına çıktıklarında 25 yıl ağır iş cezasına çarptırılıyordu. Bu durum Eylül 1953 te Stalin’in yerine geçen Sovyet Lideri Nikita Kruşçev’in 1956 yılında aldığı kararla ‘Özel Yerleştirme Rejimi’ni kaldırmasına kadar sürdü.

Kırım, Rusya ve Büyük Sürgün

KIRIM HARİÇ SOVYETLERİN HER YERİNDE YERLEŞEBİLİRLER
Bu kararda, Kırım Türkü Tatarlarının şimdi her biri birer bağımsız devlet olan ve o dönemde Sovyetler Birliği’ni oluşturan 15 Cumhuriyet’ten herhangi birinde yerleşip yaşayabilecekleri, ana vatanları Kırım’ı da ziyaret edebilecekleri ancak orada yerleşip yaşayamayacakları bildiriliyordu. Bunun üzerine 1962’de ‘Kırım Tatarları Gençlik Birliği’ ve 1965 te ‘Kırım Halkının Milli Meselelerini için faaliyet Grupları’ kurulmaya başlandı. Bu faaliyetlerin liderliğini 6 aylıkken ailesiyle Kırım’dan Özbekistan’a sürgüne gönderilen ve yaşamının 21 yılını hapiste geçiren Mustafa Cemiloğlu yapıyordu. Cemiloğlu Taşkent’te Ziraat Enstitüsünde iken kızıl Ordu’da askerlik yapmayı reddettiği için 3 yıl hapse mahkûm oldu. 1977’ye kadar milliyetçi faaliyetleri nedeniyle defalarca hapse girdi ve Yakut’a sürgüne gönderildi, burada Sakharov’la tanıştı, 1981 yılında eşi Safinar hanımla evlendi. 1982’de Kırım’a gitti ancak ailesiyle birlikte trene bindirilerek Özbekistan’a geri gönderildi. 1983’te 3 yıl hapse mahkûm oldu. Cemiloğlu açlık grevi yaptı, defalarca tutuklandı, işkence gördü, iş verilmedi ama yılmadı. 1988’de Sovyet lideri Gorbaçov’un Glasnost (Açıklık) politikasıyla ‘şartlı tahliye’ oldu.

KIRIM TÜRKÜ TATARLARA BÜYÜK HAKSIZLIK YAPILDI
Kruşçev’den sonra Ekim 1964 te Sovyet lideri olan Leonid Brejnev döneminde 1967 yılında Kırım Tatarlarıyla ilgili önemli bir kararname yayınlandı. Kararnamede “Kırım’ın 1944 yılında Faşist işgalinden kurtarılması sırasında, eskiden Kırım’da oturan Tatarlar’dan bazıları Alman işgalcilerle işbirliği yapmış ve asılsız olarak bütün Kırım’lı Türkler suçlanmıştı. Kırımda oturan ve Türk soyundan olan bütün vatandaşlara karşı yapılan bu haksız suçlamanın kaldırılmasıyla yeni nesil normal şartlarda çalışma ve siyasi hayata başlamıştır. Eskiden Kırımda oturan Kırım Türkü Tatarları aileleriyle birlikte, mevcut kanunlar ve pasaport usullerine uygun olarak Sovyetler Birliği’nin diledikleri bir yerinde oturabilirler” denilerek Almanlarla işbirliği yaptıkları ileri sürülerek sürgün edilen Tatar Türkleri aklanmış oldu.

Kırım, Rusya ve Büyük Sürgün

SÜRGÜNDEN GERİ DÖNÜŞ
Ancak 14 Kasım 1989 tarihinde Kırım’a dönebilmelerini sağlayan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, Yüksek Sovyet Meclisi “Stalin döneminde toplu olarak sürülen halklara uygulanan barbarlığın yasal olmadığı ” kararını kabul edince Kırım Tatarlarına karşı yapılan haksızlıkta resmen ilan edilmiş oldu. Bu kararın ardından Kırım’a dönüşler hızlandı. Orada olduğum tarihlerde 175.000 Kırım Türkü sürgün edildiği topraklardan dönmüştü ama çoğunun ya evleri yoktu, ya da çok güç şartlarda satın aldıkları şehir dışındaki arsalarda derme çatma evler inşa ediyordu. Binlerce ailenin gecekondu tarzında yapılmış tek göz odalarda, ağaç dallarıyla üzeri kapatılmış toprağa kazılan çukurların içinde, yırtık pırtık çadırlarda sağlıksız şartlarda yaşam mücadelesi verdiklerine bizzat şahit oldum.


Rus işgali nedeniyle geçtiğimiz Mart ayı başında gittiğim Kırım’da, Tatarların artık 22 yıl önce gördüğüm gibi olmadığını, daha iyi örgütlendiklerini, şirketler kurup iş sahibi olduklarını, Tatar Restoranları, Kahvehaneleri, Spor salonları açtıklarını gördüm. Siyasete atılmışlar, hem Kırım Özerk bölgesinde hem de Kiev’de Ulusal Mecliste Milletvekili seçilmişler. Kültür, Sanat ve Müzik alanında ilerlemiş artık kendi Haber ajansları, Radyo ve Televizyonlarını kurmuşlar. Ancak Rusya’nın işgali ardından Kırım’ı ilhak etmesi onların moralini bozdu. Her ne kadar tüm hakların verileceği açıklanmış ise de şimdilik Ukrayna’dan yana tavır sergiledikleri için her gün Ruslarla karşı karşıya geliyorlar. Bugün 18 Mayıs 2014. Kırım Türklerinin vatanlarından koparılıp sürgüne gönderildikleri ‘Kara Gün’ üzerinden tam 70 yıl geçti. Rus Ordusunun sürgün sırasında uyguladığı şiddet, saldığı korku daha zihinlerden silinmediği için, sürgünün 70. yılını anmaya hazırlanırken geçtiğimiz Mart ayında Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesine, Kırım Türklerinin neden karşı çıktığı daha kolay anlaşılabilir.

X