Bir salgın: Şiddet videoları

Sizi gün boyunca üzen, sevindiren, kızdıran, memnun eden olayları bir düşünün: Nasıl tepkiler veriyorsunuz?

Haberin Devamı

Gerçeklere mi bağlı kalıyorsunuz, yoksa koşullanmalarınız etkisiyle mi hareket ediyorsunuz?
Nasıl davranıyorsunuz, ne düşünüyorsunuz?
“Herkese” veya “kalabalığa” uyunca rahat ve konforlu mu hissediyorsunuz mesela?
Şiddet içeren haber ve videoları paylaşırken ne yapıyorsunuz?
Videoyu izler izlemez yarım saniye içinde paylaşma ihtiyacı duyuyor musunuz?
Bir hayvana işkence eden bir adamın videosunu paylaşırken, o adamın yakalanıp yakalanmadığını, olayla ilgili son durumu kontrol ediyor musunuz?
Peki eğer o olayla ilgili gelişmeler yaşandıysa, yaşanan gelişmeleri o videonun altına not etmeden sadece bir işkence videosu paylaştığınızda, bunu neden yaptığınızla ilgili kendinize soru soruyor musunuz?
Gerçekten “daha fazla insanın izlemesi için” mi paylaşıyorsunuz?
Yoksa kendi kalp sızınızı, kızgınlığınızı ve acınızı hafifletmek mi esas mesele?
Lütfen bir düşünün.
Bakın, bunu farklı sorularla anlamanın pek kolay bir yolu var:
Bir işkence videosu paylaştıktan beş dakika sonra 32 diş selfie ile arz-ı endam ediyor musunuz?
Sekiz dakika sonra çok eğlenceli bir ortamdan kahkahalarla durum güncellemesi yapıyor musunuz?
Yoksa o izlediğiniz video gününüzü allak bullak ediyor, nereye baksanız o savunmasız canlının çaresiz halini mi görüyorsunuz?
Peki videoyu paylaştınız.
O adamın bulunması için bir şikayette bulundunuz mu?
Paylaşmak dışında somut olarak neler yapabileceğinizi düşündünüz mü?
İşte bu soruların yanıtları davranışın nedenleri ilgili çok şey söyleyecek size.
Hepsini sorun kendinize. Rica ediyorum sorun.
Oturduğunuz yerden büyük bir “farkındalık hareketi”nin bir parçası mı oldunuz mu sahiden şiddet videosu paylaşarak?
Rica ediyorum sorun kendinize.
Eğer o şiddet videosuna gösterdiğiniz “hassasiyet” paylaşımından iki dakika, bakın iki dakika diyorum, gözlerinizin içinin güldüğü bir selfie ile neşe saçıyorsanız, sadece şiddet pornosunu yayan insan oldunuz.
Kendinizi tebrik ediniz.
Paylaşımınız sadece bu işe yaradı.
Kalbinizi kıran bir görüntünün acısını paylaşarak hafiflettiniz, geçti, hemen ardından selfie’nizi de çektiniz, hayat devam ediyor.
Bencil nedenlerle yayılan şiddet pornosu neye yola açıyor biliyor musunuz?
Toplumsal psikolojinin bir kara delik tarafından çekilmesine...
Psikolojik çöküşe, umutsuzluğa, karamsarlığa... Üstelik bu karamsarlık doğruya/gerçeğe dayanmıyor.
Şiddet pornosu, milyonlarca insanı 12 ayrı suçtan sabıkası olan toplum zararlıları olarak görmemizi sağlıyor.
Herkes işkenceci, herkes tacizci, herkes sahtekar, herkes kurnaz, herkes kötü.
Öyle mi sahi?

Haberin Devamı


Neden paylaşıyorum?

Haberin Devamı

Şiddet videolarının salgın halinde yayılmasını bir düşünün. Bundaki payınızı düşünün.
Kendinize dışarıdan bir bakın.
Hep başkalarına bakıyoruz dışarıdan, övüyoruz, sövüyoruz, fikir beyan ediyoruz.
Biraz da kendimize bakalım.
Kendimize dışarıdan bakalım.
Zira canlılar aleminde bunu insandan başka yapabilen yok.
Bu da bizi gelişen, öğrenen, ilerleyen varlıklar haline getiriyor.
Bunu yapamadığımızda ya geri gidiyoruz, ya da yerimizde sayıyoruz.
Bunu yapamadığımızda başkalarına göre veya kendi koşullanmalarımızla hareket eden insanlara dönüşüyoruz.
Tabii şu konuyu ayırmak şart: Cezasız kalan şiddeti önlemek için toplumsal baskı gerekli.
Sosyal medya bu baskıyı yaratmaya elbette yarıyor, haber çok insana ulaşıyor, yetkililerin harekete geçmesi için gerekli baskı unsuru söz konusu oluyor.
Fakat toplumsal baskı yaratmakla şiddet pornosunun yayılmasına aracı olmak arasında hayli görünür bir çizgi var.

Haberin Devamı

Bir daha önünüze işkence videosu geldiğinde paylaşmadan önce objektifi lütfen kendinize çevirin.

“Ben bunu neden paylaşıyorum?” sorusu, hayatımızda çok şeyi değiştirecek.

Yazarın Tüm Yazıları