GeriMehmet SOYSAL Üçüncü göz...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Üçüncü göz...

Ülkemizdeki yangınlar yüzünden zor günler yaşıyoruz...

Elbette, dünyanın her yerinde büyük yangınlar var...

Muhalefet partilerin siyasi söylemlerini ve iktidarı suçlamasını bir yana bırakıp halkımızın feryadını, acısını, sitemini iyi okumak lazım...

Yaşanan olaylara çoğu zaman üçüncü bir gözle bakmak gerekiyor...

Böyle bakmayı başaramazsak hiçbir olayı, krizi, sorunu ve yangını çözemeyiz...

Üçüncü bir gözle bakmayı başarabilirsek büyük kalabalıkların öfkesinin nedenini de öğrenmiş oluruz...

Ve öfkesini de dindirmiş olabiliriz...

*

Halk iktidara “Neden yangın çıktı?” diye feryat etmiyor...

Elbette dünyanın her yerindeki yangınları izledi, izliyor ve ağır sonuçlarını da takip ediyor...

Avustralya, ABD ve Rusya gibi güçlü devletlerde dahi büyük yangınların olabileceğini de görüyor...

Lakin bu devletlerin yangın söndürmeye karşı büyük tedbirler aldıklarını, uçak filolarının kurulduğunu da biliyor...

Halkın öfkesine üçüncü bir göz olarak bakabilirsek meseleyi çözeriz...

Çünkü, üçüncü göz her zaman bağımsızdır ve olaylara daha empati yaparak bakabilir ve gerçek sorunu, öfkeyi yetkili makamlara anlatabilir...

Anlatıldığında büyük kalabalıkların feryadı, öfkesi, acısı anlaşılabilir...

*

Halkın öfkesi, dünyanın her yerinde büyük yangınlar olmasına rağmen neden yangınlara müdahalede gecikme yaşanıyor?

Ve yangın söndürme filosu neden yetersiz?

İşte bu iki soruyu soruyor ve cevabını arıyor...

Yangınlara karşı ilgili tüm kurumların, belediyelerin hazırlıklı olması gerektiğini ve yangın çıktığında da hatasız bir organizasyon istiyor...

Ormanı, evi, hayvanı ve canı yanan büyük kalabalıklarla büyük bir siyasi kavgaya tutuşmak meselenin çözümü değildir...

Ve büyük kalabalıkların öfkesini söndürmeye yetmeyeceği gibi daha da alevlendirmeye ve provokasyonlara açık bir alan bırakmaya yarar...

Daha da ötesi halkı yeni bir siyasi kamplaşmaya götürür...

*

Çözüm üretmek gerekiyor...

Ve de krizlere hazırlıklı olmak...

Üçüncü bir göz olarak çözüm projelerine odaklanma zamanı...

Bu konuda bugüne kadar en iyi çözümü emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz yapıyor...

Diyor ki:

- Bazı görevler, sizi hiç ihtiyaç yokken her türlü hazırlık yapmaya zorlayan görevlerdir. Doğal afetlerin tamamı böyledir.

- Bu hazırlığı en iyi organize edebilecek kurumlardan biri TSK’dır.

- TSK’nın, ordunun altyapısı aracılığıyla Milli Savunma Bakanlığı ya da Jandarma ile eşgüdümlü olarak İçişleri Bakanlığı bünyesinde yangın söndürme filosu kurulması gerekiyor...

*

“Bugün bir yangın söndürme uçağının varlığı, bir savaş uçağı kadar değerli” diyen Yavuz:

- 1 milyar dolara 20 uçaklık bir yangın söndürme filosu kurulabilir.

 *Türk ordusu bölgenin en güçlü hava kuvvetine sahip ama içinde doğru düzgün bir yangın söndürme uçağı yok...

“Paris Belediyesi’nin emrinde, kara kuvvetlerine bağlı, başında bir general bulunan itfaiye birimi var, maaşlarını da belediye ödüyor” diyen General Yavuz:

- Marsilya’da da ayrı bir sistem var...

- Ordular sadece savaş için hazır tutulmaz, aynı zamanda ülkenin geleceği ile ilgili her alanda görev yaparlar, göreve hazır hale getirilirler...

*

Ülkenin geleceğiyle ilgili projesi, fikri ve çözüm önerisi olan herkesi bir araya getirip tedbirler almalı ve halka güven verilmeli...

Yoksa sosyal medya adreslerinde kimin hangi amaçla ve maksatla provokasyon yaptığını çözemeyiz...

Çünkü bu adreslerde gerçeklerle yalanlar, acıyla, öfke birbirine karışır...

Bu da kaosu doğurur...

Sükûnetle herkesin yüreğindeki yangını söndürme ve olağanüstü yeni tedbirler alma zamanıdır...

Siyaset, kavga ve kaos zamanı hiç değildir!

X

Planlı kurgular

Bazı şüpheler kamuoyu önünde konuşulmaz...

“Siyasi suikastlar işlenebilir” gibi bir söylem siyasetçilerin sağduyusuna yakışmıyor...

Ne zaman olacak?

Belli değil...

Kim yapacak?

Belli değil...

Bu kadar belirsizliği taşıyan bir cümle kamuoyuna söylenmemeli...

*

Bazı sözlerden de şüpheler üretilmez...

Yazının Devamını Oku

Şifreli hayatlar

Dünya genelinde Facebook, Instagram ve WhatsApp’a saatlerce süren erişim sorunu yaşanmasıyla birlikte siber saldırılarda da büyük bir artış yaşanıyor.

3.5 milyar kullanıcıya sorunun ‘ayar değişikliği’ yüzünden kaynaklandığını açıklayan Facebook, bir gecede 6.7 milyar dolar kaybediyor...

Konuyla ilgili internet güvenlik uzmanları ise sabotaj ihtimalinin olabileceğini söylüyor...

*

ABD’de gündemin ilk sıralarından düşmeyen bir konu...

Özellikle Facebook çalışanı Frances Haugen’in açıklamalarından sonra sosyal medya şirketlerine yönelik federal düzenlemelerin ABD Kongresi’nin gündeminde olduğu da söyleniyor...

Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki ise, ‘Şirketlerin iç düzenlemelerinin işe yaramadığı ortada’ diyerek konunun Başkan Biden’nın da gündeminde olduğunu açıklıyor.

*

Facebook eski çalışanı

Yazının Devamını Oku

Dijital dağ

Dünya hızla dijitalleşmeye doğru gidiyor...

Lakin, giderken de arkasını toparlayamıyor ve büyük bir boşluk bırakıyor...

Her alanda olduğu gibi hırsızlar ve eşkıyalar dijital dünyayı da terörize etmeyi başarıyor...

Milyarlarca dolarlık şirketler ve devletlerin kurumları hemen her gün bir yerde siber saldırıya uğruyor...

Devletlerin emniyet ve adli makamları siber teröristleri yakalamakta zorlanıyor...

Çünkü, artık casusluk bir klavyenin tuşlarında...

*

Geçen yıl dünyanın en büyük siber saldırısı ABD’de devletin kurumlarına yapılmıştı...

Saldırıda, enerji ve ticaret bakanlıklarıyla birlikte federal üst kurumlar hedef alınmıştı...

Yazının Devamını Oku

Sözlerin ardındaki gerçek

ABD’nin PKK uzantısı PYD ve YPG’ye verdiği destek sürüyor...

Cumhurbaşkanı Erdoğan Suriye’ye gönderilen 4 bin TIR silah sevkiyatını yabancı basın mensubuna söylüyor ve haklı olarak soruyor:

Bunu niye sormuyorsunuz?

*

Sormuyorlar, çünkü cevaplarını biliyorlar...

ABD kime karşı silahlandırıyor?

Bölgeye yerleşmek isteyen, kendisine yeni bir üs kurma arayışında olan, İsrail’in güvenliğini sağlayacağını ve Ortadoğu’yu böylelikle kontrol edeceğini düşünen ABD aklınca yeni bir devletçik kurmaya çalışıyor...

Yanılıyor, çünkü Afganistan’da 300 bin kişiyi silahlandırdı, eğitti, askeri araçlar gönderdi ve aklı sıra düzenli bir ordu kurdu ama sonucunu hep birlikte gördük...

Biden

Yazının Devamını Oku

Irksal karşıtlık

Berlin’de bir binaya yapılan bombalı saldırıyla başlayan filmin adı ‘Benim Adım Karl’...

Çekya ve Almanya ortak yapımı film Netflix’te...

Filmde, bombalı saldırının ardından ırksal karşıtlığın ve cadı avının nasıl başlatıldığı ve perde arkasında nelerin yaşandığı anlatılıyor...

Irksal karşıtlıklarıyla gündem olan aktivistlerin sözleriyle eylemleri arasında nasıl bir uçurumun olduğu da...

*

Rejimlerin ikiyüzlülüğüne sözde karşı bir duruş sergileyen bazı aktivistler gizli örgütler kurarak Avrupa’nın her şehrinde yaşayan özellikle Müslüman mültecilere karşı acımasızca eylemler düzenliyor...

Amaçları tüm mültecilerin Avrupa’dan çıkmalarını sağlamak ve kamuoyunu kışkırtmak...

Ve idam cezasını geri getirtmek...

Fransız aktivistlerden biri ise siyasileri kalabalıklara şikâyet ederek diyor ki:

Yazının Devamını Oku

Başka Türkiye...

Av. Şadi Çarsancaklı diyor ki:

Hukuk devletinin gerekliliği, yasaların yap-boz misali bir değişim içinde olmaması...

Tüm kurumsal varlığın devamlılığı için, iktisadi hayatın sürdürülebilirliği için, hukuki hayatın stabil olması ve öngörülebilir olması gerekiyor...

*

“Bir yıl sonra hangi yasal zeminde olacağını kimse tahmin edemiyorsa büyük bir problemdir” diyen dostumuz Av. Şadi Çarsancaklı:

Bugün bu yasa var ama yarın bir torba yasayla değişmeyeceğine dair güvence olmalı.

Yönetmelik değiştirir gibi yasalar değiştirilmez.

*

Yasalar uzun ömürlüdür...

Yazının Devamını Oku

Arayışlar

Biz sistem diyoruz...

Birileri de ısrarla ‘Kim gelecek, kime oy vereceğiz?’ diyor...

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ‘tek adam’ olmakla suçlayanların çözüm önerisi ise yine başka birileri oluyor...

Kılıçdaroğlu, Davutoğlu, İmamoğlu, Akşener, Babacan veya Yavaş vs...

Hâlâ birilerinin oğlunu ya da kızını arıyoruz...

Sistem, kanun, yasa, ilke, kriter peşinde olan yok gibi...

*

Diyoruz ki Türk asıllı Boris Johnson İngiltere Başbakanı...

Pakistan asıllı

Yazının Devamını Oku

Kör siyaseti

Körün gözü açıldığında ilk kırdığı şey bastonuymuş...

Yani, tutunduğunu bırakıp bir kenara atmak insana mahsustur...

Bu söz ne kadar da günümüz ABD, Rusya ve müttefiklerimizin duruşuna benziyor...

Kore’de uğruna savaştığı Mehmetçik’e karşı yıllardan beri PKK’yı, şimdi de Suriye’deki uzantısı PYD ve YPG’yi destekliyor ABD...

Silahlandırıyor... Eğitiyor...

Sonra da “Rusya’dan S-400 füzelerini neden aldınız?” diyerek hesap soruyor...

Yaptırımlarla tehdit ediyor vs...

*

Patriot isteyeceğiz, vermeyeceksiniz...

Yazının Devamını Oku

İHA çağı-III

İHA ve SİHA’larla ilgili Türkiye’nin son yıllardaki başarısı dünyayı yönetenlerin dikkatini çekiyor...

İthal edilen bazı parçaların alımı konusunda ise büyük zorluklar çıkartılıyor...

Türkiye, buna rağmen engelleri de aşarak ilerliyor...

İthal edilmeyen bazı cihazları da üretiyor...

2002 yılında savunma sanayiinde faaliyet gösteren şirket sayısının 56 olduğunu vurgulayan Savunma Sanayii Başkanı Prof. İsmail Demir, bu sayının 1500’e yükseldiğini söylüyor...     

*

Prof. İsmail Demir, sadece gökyüzünde değil ayrıca dünyanın önde gelen zırhlı kara aracı üreticilerinden biri olduklarını da belirtiyor ve diyor ki:

- SİHA’larda dünyada ilk 3’teyiz.

- Kendi savaş gemisini tasarlayan, üreten ve idame eden 10 ülkeden biriyiz.     

Yazının Devamını Oku

İHA çağı-II

Savunma sanayiinin son yirmi yıldır yaşadığı gelişmeler hakkındaki yazılarımdan sonra Savunma Sanayii Başkanı Prof. İsmail Demir bazı ayrıntılar içeren notlar göndermişti...

Pazartesi ve çarşamba günkü yazımda bahsetmiştim...

Selçuk Bayraktar ise teşekkür etmişti...

Prof. Demir ihracatın yüzde 30 arttığına dikkat çekmiş ve ithalatın ise yüzde 60 azaldığını belirtmişti... Bunun anlamı askeri ve siyasi dışa bağımlılığın azalması ve dövizin de ülkede kalması demekti...

Geçmiş yıllarda bir Heron alabilmek ve terörle mücadele edebilmek için neler yapıldığını hatırlayınca bunun ne demek olduğunu daha iyi anlıyoruz...

*

Sadece askeri alanlarda değil; sağlık, enerji, çevre, afet ve acil durum, ulaşım, iletişim gibi sivil alanlarda da savunma sanayiinin büyük rolü olduğunu vurgulayan Prof. İsmail Demir, Teknofest, Roboik, Vizyonergenç gibi programlarla insan kaynağına da yatırım yapıldığını belirtiyor...

Başka neler yaşanıyor?

*

Yazının Devamını Oku

İHA çağı-I

Savunma sanayii konusunda yirmi yıl öncesine kadar bir şey yapmayan, yapamayan Türkiye, son yirmi yılda 750 projeye imza atmış...

Özellikle yarısından fazlası son beş yılda başlatılmış...

Nereden nereye başlıklı yazılarımız üzerine Savunma Sanayii Başkanı Prof. İsmail Demir’in bize gönderdiği notlara bakınca gelişmeyi daha da iyi anlıyoruz...

Dünyada artık savunma bir endüstri haline gelmiş durumda...

*

ABD’nin en büyük şirketlerinden biri Kara, Hava ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’dır...

Çünkü askeri uçak, gemi, silah, tank ve füze satışlarından trilyonlarca dolar kazanç elde ediyor...

‘Umut Bir Yöntem Olamaz’ kitabıyla ABD Kara Kuvvetleri’nin değişimine ve dönüşümüne liderlik eden General Gordon R. Sullivan, kitabında soğuk savaşın ardından 1.5 milyon çalışanıyla 63 milyar dolarlık bütçeye nasıl kavuştuğunu yazıyor...

Yıllar önce

Yazının Devamını Oku

Nereden nereye -II

1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nda teknik ve muhabere sistemlerindeki yetersizliğin bedelini nasıl ödediğimizi emekli Korgeneral Muzaffer Sever dostumuzun kitabındaki ‘Muhaberesiz Muharebe’ başlıklı bölümden öğreniyoruz...

Muhabere sistemlerini dört gün boyunca çalıştıramayanların kahraman gibi yıllarca aramızda nasıl dolaştıklarını da...

Kahraman gibi dolaşanlardan bir kaçını tanıyoruz...

Sever Paşa bunların kim olduğunu zaten kitabında yazıyor...

*

Savunma Sanayii’ne yönelik bütçenin 5,5 milyar dolardan 75 milyar dolara nasıl çıkartıldığının hikâyesinin ardında 20 yıl var...

Kendi mermisini, silahını, tankını, füzesini ve nakliye araçlarını yapan bir Türkiye var...

Ve de helikopterlerini...

Düne kadar hava savunma sistemlerimiz dahi yoktu...

Yazının Devamını Oku

Nereden nereye I

ABD’nin 2021 savunma bütçesi, 740 milyar dolar. 70 milyar dolarını savaş fonuna ayırmış.

Çin 228.

Rusya 67.

Fransa 57.

İngiltere 48.

Almanya 44.

Türkiye ise 18 milyar dolar...

*

Türkiye’nin 2001 yıllarında savunma sanayii projelerine ayırdığı bütçe ise 5,5 milyar dolar iken, bugün 75 milyar dolara çıkmış durumda...

Yazının Devamını Oku

Anlıyor muyuz!

Denktaş diyordu ki:

Biz size bağımsız bir devlet bırakıyoruz.

Canınız gibi koruyacaksınız.

*

Afganistan’da yaşananları izliyoruz...

Bir milletin paramparça oluşunu...

Ve de bir devletin...

20 yıl ABD işgaliyle darmadağın olan bir ülkenin ne hale geldiğini ve canı gibi koruyamadığı ülkesini terk eden milletin yollara nasıl düştüklerini de...

Devletsizliğin ne olduğunu da...

Yazının Devamını Oku

Terörize oyunları

Radikal çıkışlarıyla toplumun bir arada yaşamasını engellemek isteyen, çatışmaları körükleyenlerin amaçlarının ne olduğunu biliyoruz.

Geçmiş yıllarda her ülkenin içinden geçtiği ve çoğu zaman yenik düştüğü bu durumdan bir şeyler elde etmek isteyenlerin kimler olduğunu da, fitne ateşiyle başlattıkları yangınların ardından yeni bir düzen kurmak istediklerini de...

Veya mevcut düzeni korumaya çalıştıklarını da.

Tarihin sayfalarında sayısız örnekler var.

Okuyan, anlayan, ders çıkartan yok.

*

Ya kahramanlaştırıyor ya da şeytanlaştırıyoruz.

Kör kuyulara taş atan delilerden bir farkımız yok.

Bir delinin attığı taşı kırk akıllının kuyudan çıkartamadığı günlerden, bir akıllının attığı taşı kırk delinin kuyudan çıkartacağı günlere gelmişiz.

Yazının Devamını Oku

Linç meydanları

'Kuşatma’ başlıklı yazılarımız üzerine eski dostumuz Alev Alatlı aradı...

Yıllar önce nasıl tanıştığımıza dair sözlerle başlayan sohbetimizde, yılların bir rüzgâr gibi nasıl da geçip gittiğini anlıyorduk...

Şehir hayatları böyle...

Kasabalardaki gibi değil...

Dostlarınızı her gün göremiyorsunuz, aynı şehirde yaşamanıza ve dolaşmanıza rağmen...

‘Dünya küçüktür’ diyorlar ama İstanbul galiba dünyadan da büyük...

Birini kaybettiğinizde bir daha göremeyebiliyorsunuz...

Ya da kaybetmek istediklerinizi...

*

Yazının Devamını Oku

Kuşatma-II

İslam coğrafyasındaki tüm ülkelerde kaç nesil eğitimsiz büyüdü, büyüyor? 

Bilen var mı?

Son yüzyıldan beri savaşların harabeye çevirdiği kentlerde yaşayan ve silahların gölgesinde büyüyen, okul, öğretmen, kitap, defter yüzü görmeyen çocukların büyüdüğünde ne olmasını bekliyorduk ki!

Eğitimden yoksun kalan ve sokaklarda büyüyen çocuklar, dış istihbaratların oyuncağı haline gelen terör örgütlerine katılarak bir şeyleri kurtarabileceklerine inandırılıyor...

Aldatılıyorlar...

*

İslam coğrafyasında yaşanan eğitim yokluğu terör örgütlerinin ve karanlık şebekelerin işine yarıyor...

Eğitimsizlik, işsizlik ve yoksulluk beraberinde cehaleti ve fakirliği taşıyor...

Sürdürülmesi oldukça zor olan büyük bir yokluğa mahkûm edilen bu coğrafyanın çocukları terör örgütlerinin kucağına itiliyor...

Yazının Devamını Oku

Kuşatma-I

Alev Alatlı demiş ki:  “Bizi kuşatan politik bir dil var; görsel algılar üzerinden yönetilen bir gündem var. Taliban üzerinden Afganistan’ı, Afganistan üzerinden İslam dinini konuşmamalıyız.”

Konuşmayalım da...

Taliban denilince İslam, İslam denilince DEAŞ, IŞİD ve El- Kaide gibi dış istihbaratların oyuncağı haline gelen terör örgütlerini akla getirenlerin kimler olduğunu ve ne yapmaya çalıştıklarını konuşalım.

Kaç asırdan beri İslam dinini değiştirebilmek, kendi yaşamlarına uydurabilmek için reform tellalları ve tüccarlarının asıl amaçlarını da...

Taliban’ı kimlerin büyütüp beslediğini de...

DEAŞ, IŞİD, El Kaide, Taliban gibi tüm radikal örgütlerden İslam coğrafyasının kurtulması gerektiğini ama neden kurtulamadığımızı da...

İslam dinini değiştiremeyenlerin Müslümanı nasıl değiştirdiklerini de...

*

“İslamofobi endüstrisi Afganistan üzerinden kuruldu”

Yazının Devamını Oku

Riv riv riv...

Nasıl bir ülke olduk?

Bir iki saat ülkenin farklı yerlerinde yaşananlara dair haberleri okuduğumuzda trajedi mi, komedi mi bir türlü karar veremiyoruz...

Ağlayalım mı yoksa gülelim mi bilmiyoruz...

*

Konya’da birileri postu sermiş yine...

Uyduruk sözde tarikatın şeyhi ölünce yerlerine de tüccar kılıklı tipler geçmiş...

Akılları, fikirleri para...

“Mehdi gelecek arsalar değerlenecek” diyerek arsa satan sözde şeyh hakkında suç duyurusunda bulunulmuş...

Ve mahkemede öyle bir şey demediğini söylemiş...

Yazının Devamını Oku

Oyunun oyunu

TBMM’den tezkerenin geçmeyişi ile ABD ile Türkiye arasında başlayan oyun içinde oyun oynama süreçlerinden hâlâ kurtulamadık...

Siyasi iktidarı legal veya illegal yollarla aşağı indirebilmenin tüm yollarını deneyen ABD, Türkiye’nin Rusya ile yakınlaşmasını da bir türlü kabullenemiyor...

Özellikle, Şanghay Beşlisi’yle...

*

ABD’den hava savunma sistemlerini istediğimizde bize sürekli kapıyı göstermesi karşısında Türkiye Patriot füze savunma sistemlerini alamayınca Rusya’dan S-400 almak zorunda kalmıştı...

Ve ne acıdır ki alana kadar Türkiye’nin hava savunma sistemi yoktu...

Bizi yokluğa mahkûm edenlerin hangi oyunun peşinde olduklarını gün geçtikçe daha iyi anlıyoruz...

*

Son çareyi yıllardan beri devletin içerisindeki her kilit yere sızan FETÖ terör örgütünü harekete geçirmekte bulan ABD’nin derin yapıları, TSK mensuplarını Ergenekon, Balyoz ve daha nice sayısız kumpas operasyonlarıyla oyun dışı bırakmayı düşündü...

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI