GeriMehmet SOYSAL Terörize oyunları
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Terörize oyunları

Radikal çıkışlarıyla toplumun bir arada yaşamasını engellemek isteyen, çatışmaları körükleyenlerin amaçlarının ne olduğunu biliyoruz.

Geçmiş yıllarda her ülkenin içinden geçtiği ve çoğu zaman yenik düştüğü bu durumdan bir şeyler elde etmek isteyenlerin kimler olduğunu da, fitne ateşiyle başlattıkları yangınların ardından yeni bir düzen kurmak istediklerini de...

Veya mevcut düzeni korumaya çalıştıklarını da.

Tarihin sayfalarında sayısız örnekler var.

Okuyan, anlayan, ders çıkartan yok.

*

Ya kahramanlaştırıyor ya da şeytanlaştırıyoruz.

Kör kuyulara taş atan delilerden bir farkımız yok.

Bir delinin attığı taşı kırk akıllının kuyudan çıkartamadığı günlerden, bir akıllının attığı taşı kırk delinin kuyudan çıkartacağı günlere gelmişiz.

Huzuru, birlik ve beraberliği korumakla sorumlu olan kişilerin sürekli bir el bombasının pimini çeker gibi sözler söyleyerek kitleleri neden terörize ettiklerini de biliyoruz...

Arkasında kimlerin olduğunu da...

*

Yazar Joanne Harris’in Çikolata eserindeki hikayesi aklımıza geliyor.

Oruç ayında küçük bir Fransız kasabasına kızıyla gelen bir anne, kiraladığı küçük bir dükkanda çikolata ve pasta yaparak geçinmeye çalışıyor.

Çikolatayla ilk defa tanışan kasaba halkının bu beğenisinden rahatsız olan belediye başkanı ise papazı baskı altına alıyor.

Çünkü kasabaya yabancıların gelmesini ve yerleşmesini istemiyor.

Çikolatanın şeytanın başka bir yüzü olduğuna dair sözleri papaza söyletiyor.

*

Papaz oldukça gençtir, kürsüye çıkıp diyor ki:

*Şeytanın bir sürü yüzü var. Bazen o radyoda dinlediğiniz şarkıcının sesidir. Bazen müstehcen bir romanın yazarıdır. Bazen okul bahçesinde sessizce dolaşıp çocuklarınızın oyununa katılmak isteyen adamdır.
Ve bazı zamanlar tatlı şeyler yapan biridir.

Zararsız ve masum görünen şeyler tıpkı çikolata gibi...

*

Bu çirkin anlayış adeta batıdan İslam coğrafyasındaki tüm ülkelere transfer edilmiş.

Birileri camiye birileri de kiliseye gidenlerin aklını karıştırıp, fitne kazanlarına odun taşıyor.

Din adına konuşanlar kendi çıkarlarına veya beklentilerine göre hüküm veriyor, günlük iç ve dış siyasete karışıyor ve toplumu terörize ediyorlar.

Sosyal medya adreslerinde ise kutuplaşmayı körüklüyorlar.

Bu anlayışla varacağımız son durak belli...

Peşinden gidilirse çikolatayı dahi size düşman edebilirler.

Bu tarz terörize oyunlara düşmemek gerekiyor.

X

Demir yürekli adam

Milyonlarca dolar vererek aldığımız veya almak için çaba sarf ettiğimiz İHA’ları yapabilmek için ömrü boyunca uğraşan Özdemir Bayraktar ağabey bıkıp usanmadan, yılmadan çalışıyordu...

Ve evlatlarıyla birlikte gecesini gündüzüne katarak... Bulunduğu çağın ilerisinde yaşayan biriydi... Demir kuşlara olan sevdası hiç bitmiyordu...

*

Olası füze saldırılarına karşı düne kadar hava savunma sistemi bulunmayan Türkiye’ye hem müttefik deyip hem de Patriot’ları vermeyen ABD ve AB ülkeleri, Rusya’dan aldığımız S-400’lere karşı çıkarak ülkeyi yokluğa mahkûm etmek istiyorlar...

ABD, Almanya ve İsrail’in verdiği, daha sonra da alıp gittiği İHA’ları da dün gibi hatırlıyoruz... Türkiye’nin bu yaşadıklarını Özdemir Bayraktar ağabey kabullenemiyordu...

*

2000’li yıllardı...

Eski ANAP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Koçak, eski Devlet Bakanı Gürcan Dağdaş, Enis Berberoğlu ve Yalçın Bayer ile birlikte TBMM Florya Köşkü’nde gece yarılarına kadar Özdemir Bayraktar ağabeyin projelerini dinlerdik...

Önlerine çıkartılan engellerden söz ediyor ve üzülüyordu... Yenibosna’da atölye gibi bir yerde çalışıyordu...

Yazının Devamını Oku

Demir kuşlar

Kendini ülkeye adayan güzel insanlardan biri daha gitti...

Savunma sanayisinin kurulması için kendini işine adayan ve İnsansız Hava Aracı (İHA) diye bilinen projeyi başaran Özdemir Bayraktar’ı diliyoruz kimse unutmayacak...

Ve de gökyüzünde sessizce dolaşan demir kuşlarını...

*

Birkaç defa kalp krizi ve ağır ameliyatlar geçirmesine rağmen işini hiç ihmal etmedi...

Selçuk Bayraktar’ın davetiyle Esenyurt’taki fabrikayı gezdiğimizde Özdemir ağabeyin hâlâ heyecanla çalıştığını gördüğümüzde şaşırmıştık...

*

Daha önce de rahatsızlanmış ve hastaneden sonra evinde dinlendiğinde Milli Savunma Bakan Yardımcısı Şuay Alpay dostumuzla birlikte ziyaret etmiştik...

Hasta yatağında dahi yeni projelerden söz ediyordu...

Yazının Devamını Oku

Bedava yaşamak...

Şarkıda diyor ya:

Bedava yaşıyoruz, bedava...

*

Beleş yaşamakla bedava yaşamayı karıştırıyorlar...

Havanın dışında her şey parayla...

Acı, su dahi...

Metropol şehirlerde parasız yaşamak zor...

Çünkü her şey parayla...

Emekli maaşı ve asgari ücretle geçinmeye çalışanlar parayı kira, bina aidatı, doğalgaz, su, ulaşım, yakıt, telefon faturalarına harcıyor...

Yazının Devamını Oku

Planlı kurgular

Bazı şüpheler kamuoyu önünde konuşulmaz...

“Siyasi suikastlar işlenebilir” gibi bir söylem siyasetçilerin sağduyusuna yakışmıyor...

Ne zaman olacak?

Belli değil...

Kim yapacak?

Belli değil...

Bu kadar belirsizliği taşıyan bir cümle kamuoyuna söylenmemeli...

*

Bazı sözlerden de şüpheler üretilmez...

Yazının Devamını Oku

Şifreli hayatlar

Dünya genelinde Facebook, Instagram ve WhatsApp’a saatlerce süren erişim sorunu yaşanmasıyla birlikte siber saldırılarda da büyük bir artış yaşanıyor.

3.5 milyar kullanıcıya sorunun ‘ayar değişikliği’ yüzünden kaynaklandığını açıklayan Facebook, bir gecede 6.7 milyar dolar kaybediyor...

Konuyla ilgili internet güvenlik uzmanları ise sabotaj ihtimalinin olabileceğini söylüyor...

*

ABD’de gündemin ilk sıralarından düşmeyen bir konu...

Özellikle Facebook çalışanı Frances Haugen’in açıklamalarından sonra sosyal medya şirketlerine yönelik federal düzenlemelerin ABD Kongresi’nin gündeminde olduğu da söyleniyor...

Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki ise, ‘Şirketlerin iç düzenlemelerinin işe yaramadığı ortada’ diyerek konunun Başkan Biden’nın da gündeminde olduğunu açıklıyor.

*

Facebook eski çalışanı

Yazının Devamını Oku

Dijital dağ

Dünya hızla dijitalleşmeye doğru gidiyor...

Lakin, giderken de arkasını toparlayamıyor ve büyük bir boşluk bırakıyor...

Her alanda olduğu gibi hırsızlar ve eşkıyalar dijital dünyayı da terörize etmeyi başarıyor...

Milyarlarca dolarlık şirketler ve devletlerin kurumları hemen her gün bir yerde siber saldırıya uğruyor...

Devletlerin emniyet ve adli makamları siber teröristleri yakalamakta zorlanıyor...

Çünkü, artık casusluk bir klavyenin tuşlarında...

*

Geçen yıl dünyanın en büyük siber saldırısı ABD’de devletin kurumlarına yapılmıştı...

Saldırıda, enerji ve ticaret bakanlıklarıyla birlikte federal üst kurumlar hedef alınmıştı...

Yazının Devamını Oku

Sözlerin ardındaki gerçek

ABD’nin PKK uzantısı PYD ve YPG’ye verdiği destek sürüyor...

Cumhurbaşkanı Erdoğan Suriye’ye gönderilen 4 bin TIR silah sevkiyatını yabancı basın mensubuna söylüyor ve haklı olarak soruyor:

Bunu niye sormuyorsunuz?

*

Sormuyorlar, çünkü cevaplarını biliyorlar...

ABD kime karşı silahlandırıyor?

Bölgeye yerleşmek isteyen, kendisine yeni bir üs kurma arayışında olan, İsrail’in güvenliğini sağlayacağını ve Ortadoğu’yu böylelikle kontrol edeceğini düşünen ABD aklınca yeni bir devletçik kurmaya çalışıyor...

Yanılıyor, çünkü Afganistan’da 300 bin kişiyi silahlandırdı, eğitti, askeri araçlar gönderdi ve aklı sıra düzenli bir ordu kurdu ama sonucunu hep birlikte gördük...

Biden

Yazının Devamını Oku

Irksal karşıtlık

Berlin’de bir binaya yapılan bombalı saldırıyla başlayan filmin adı ‘Benim Adım Karl’...

Çekya ve Almanya ortak yapımı film Netflix’te...

Filmde, bombalı saldırının ardından ırksal karşıtlığın ve cadı avının nasıl başlatıldığı ve perde arkasında nelerin yaşandığı anlatılıyor...

Irksal karşıtlıklarıyla gündem olan aktivistlerin sözleriyle eylemleri arasında nasıl bir uçurumun olduğu da...

*

Rejimlerin ikiyüzlülüğüne sözde karşı bir duruş sergileyen bazı aktivistler gizli örgütler kurarak Avrupa’nın her şehrinde yaşayan özellikle Müslüman mültecilere karşı acımasızca eylemler düzenliyor...

Amaçları tüm mültecilerin Avrupa’dan çıkmalarını sağlamak ve kamuoyunu kışkırtmak...

Ve idam cezasını geri getirtmek...

Fransız aktivistlerden biri ise siyasileri kalabalıklara şikâyet ederek diyor ki:

Yazının Devamını Oku

Başka Türkiye...

Av. Şadi Çarsancaklı diyor ki:

Hukuk devletinin gerekliliği, yasaların yap-boz misali bir değişim içinde olmaması...

Tüm kurumsal varlığın devamlılığı için, iktisadi hayatın sürdürülebilirliği için, hukuki hayatın stabil olması ve öngörülebilir olması gerekiyor...

*

“Bir yıl sonra hangi yasal zeminde olacağını kimse tahmin edemiyorsa büyük bir problemdir” diyen dostumuz Av. Şadi Çarsancaklı:

Bugün bu yasa var ama yarın bir torba yasayla değişmeyeceğine dair güvence olmalı.

Yönetmelik değiştirir gibi yasalar değiştirilmez.

*

Yasalar uzun ömürlüdür...

Yazının Devamını Oku

Arayışlar

Biz sistem diyoruz...

Birileri de ısrarla ‘Kim gelecek, kime oy vereceğiz?’ diyor...

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ‘tek adam’ olmakla suçlayanların çözüm önerisi ise yine başka birileri oluyor...

Kılıçdaroğlu, Davutoğlu, İmamoğlu, Akşener, Babacan veya Yavaş vs...

Hâlâ birilerinin oğlunu ya da kızını arıyoruz...

Sistem, kanun, yasa, ilke, kriter peşinde olan yok gibi...

*

Diyoruz ki Türk asıllı Boris Johnson İngiltere Başbakanı...

Pakistan asıllı

Yazının Devamını Oku

Kör siyaseti

Körün gözü açıldığında ilk kırdığı şey bastonuymuş...

Yani, tutunduğunu bırakıp bir kenara atmak insana mahsustur...

Bu söz ne kadar da günümüz ABD, Rusya ve müttefiklerimizin duruşuna benziyor...

Kore’de uğruna savaştığı Mehmetçik’e karşı yıllardan beri PKK’yı, şimdi de Suriye’deki uzantısı PYD ve YPG’yi destekliyor ABD...

Silahlandırıyor... Eğitiyor...

Sonra da “Rusya’dan S-400 füzelerini neden aldınız?” diyerek hesap soruyor...

Yaptırımlarla tehdit ediyor vs...

*

Patriot isteyeceğiz, vermeyeceksiniz...

Yazının Devamını Oku

İHA çağı-III

İHA ve SİHA’larla ilgili Türkiye’nin son yıllardaki başarısı dünyayı yönetenlerin dikkatini çekiyor...

İthal edilen bazı parçaların alımı konusunda ise büyük zorluklar çıkartılıyor...

Türkiye, buna rağmen engelleri de aşarak ilerliyor...

İthal edilmeyen bazı cihazları da üretiyor...

2002 yılında savunma sanayiinde faaliyet gösteren şirket sayısının 56 olduğunu vurgulayan Savunma Sanayii Başkanı Prof. İsmail Demir, bu sayının 1500’e yükseldiğini söylüyor...     

*

Prof. İsmail Demir, sadece gökyüzünde değil ayrıca dünyanın önde gelen zırhlı kara aracı üreticilerinden biri olduklarını da belirtiyor ve diyor ki:

- SİHA’larda dünyada ilk 3’teyiz.

- Kendi savaş gemisini tasarlayan, üreten ve idame eden 10 ülkeden biriyiz.     

Yazının Devamını Oku

İHA çağı-II

Savunma sanayiinin son yirmi yıldır yaşadığı gelişmeler hakkındaki yazılarımdan sonra Savunma Sanayii Başkanı Prof. İsmail Demir bazı ayrıntılar içeren notlar göndermişti...

Pazartesi ve çarşamba günkü yazımda bahsetmiştim...

Selçuk Bayraktar ise teşekkür etmişti...

Prof. Demir ihracatın yüzde 30 arttığına dikkat çekmiş ve ithalatın ise yüzde 60 azaldığını belirtmişti... Bunun anlamı askeri ve siyasi dışa bağımlılığın azalması ve dövizin de ülkede kalması demekti...

Geçmiş yıllarda bir Heron alabilmek ve terörle mücadele edebilmek için neler yapıldığını hatırlayınca bunun ne demek olduğunu daha iyi anlıyoruz...

*

Sadece askeri alanlarda değil; sağlık, enerji, çevre, afet ve acil durum, ulaşım, iletişim gibi sivil alanlarda da savunma sanayiinin büyük rolü olduğunu vurgulayan Prof. İsmail Demir, Teknofest, Roboik, Vizyonergenç gibi programlarla insan kaynağına da yatırım yapıldığını belirtiyor...

Başka neler yaşanıyor?

*

Yazının Devamını Oku

İHA çağı-I

Savunma sanayii konusunda yirmi yıl öncesine kadar bir şey yapmayan, yapamayan Türkiye, son yirmi yılda 750 projeye imza atmış...

Özellikle yarısından fazlası son beş yılda başlatılmış...

Nereden nereye başlıklı yazılarımız üzerine Savunma Sanayii Başkanı Prof. İsmail Demir’in bize gönderdiği notlara bakınca gelişmeyi daha da iyi anlıyoruz...

Dünyada artık savunma bir endüstri haline gelmiş durumda...

*

ABD’nin en büyük şirketlerinden biri Kara, Hava ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’dır...

Çünkü askeri uçak, gemi, silah, tank ve füze satışlarından trilyonlarca dolar kazanç elde ediyor...

‘Umut Bir Yöntem Olamaz’ kitabıyla ABD Kara Kuvvetleri’nin değişimine ve dönüşümüne liderlik eden General Gordon R. Sullivan, kitabında soğuk savaşın ardından 1.5 milyon çalışanıyla 63 milyar dolarlık bütçeye nasıl kavuştuğunu yazıyor...

Yıllar önce

Yazının Devamını Oku

Nereden nereye -II

1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nda teknik ve muhabere sistemlerindeki yetersizliğin bedelini nasıl ödediğimizi emekli Korgeneral Muzaffer Sever dostumuzun kitabındaki ‘Muhaberesiz Muharebe’ başlıklı bölümden öğreniyoruz...

Muhabere sistemlerini dört gün boyunca çalıştıramayanların kahraman gibi yıllarca aramızda nasıl dolaştıklarını da...

Kahraman gibi dolaşanlardan bir kaçını tanıyoruz...

Sever Paşa bunların kim olduğunu zaten kitabında yazıyor...

*

Savunma Sanayii’ne yönelik bütçenin 5,5 milyar dolardan 75 milyar dolara nasıl çıkartıldığının hikâyesinin ardında 20 yıl var...

Kendi mermisini, silahını, tankını, füzesini ve nakliye araçlarını yapan bir Türkiye var...

Ve de helikopterlerini...

Düne kadar hava savunma sistemlerimiz dahi yoktu...

Yazının Devamını Oku

Nereden nereye I

ABD’nin 2021 savunma bütçesi, 740 milyar dolar. 70 milyar dolarını savaş fonuna ayırmış.

Çin 228.

Rusya 67.

Fransa 57.

İngiltere 48.

Almanya 44.

Türkiye ise 18 milyar dolar...

*

Türkiye’nin 2001 yıllarında savunma sanayii projelerine ayırdığı bütçe ise 5,5 milyar dolar iken, bugün 75 milyar dolara çıkmış durumda...

Yazının Devamını Oku

Anlıyor muyuz!

Denktaş diyordu ki:

Biz size bağımsız bir devlet bırakıyoruz.

Canınız gibi koruyacaksınız.

*

Afganistan’da yaşananları izliyoruz...

Bir milletin paramparça oluşunu...

Ve de bir devletin...

20 yıl ABD işgaliyle darmadağın olan bir ülkenin ne hale geldiğini ve canı gibi koruyamadığı ülkesini terk eden milletin yollara nasıl düştüklerini de...

Devletsizliğin ne olduğunu da...

Yazının Devamını Oku

Linç meydanları

'Kuşatma’ başlıklı yazılarımız üzerine eski dostumuz Alev Alatlı aradı...

Yıllar önce nasıl tanıştığımıza dair sözlerle başlayan sohbetimizde, yılların bir rüzgâr gibi nasıl da geçip gittiğini anlıyorduk...

Şehir hayatları böyle...

Kasabalardaki gibi değil...

Dostlarınızı her gün göremiyorsunuz, aynı şehirde yaşamanıza ve dolaşmanıza rağmen...

‘Dünya küçüktür’ diyorlar ama İstanbul galiba dünyadan da büyük...

Birini kaybettiğinizde bir daha göremeyebiliyorsunuz...

Ya da kaybetmek istediklerinizi...

*

Yazının Devamını Oku

Kuşatma-II

İslam coğrafyasındaki tüm ülkelerde kaç nesil eğitimsiz büyüdü, büyüyor? 

Bilen var mı?

Son yüzyıldan beri savaşların harabeye çevirdiği kentlerde yaşayan ve silahların gölgesinde büyüyen, okul, öğretmen, kitap, defter yüzü görmeyen çocukların büyüdüğünde ne olmasını bekliyorduk ki!

Eğitimden yoksun kalan ve sokaklarda büyüyen çocuklar, dış istihbaratların oyuncağı haline gelen terör örgütlerine katılarak bir şeyleri kurtarabileceklerine inandırılıyor...

Aldatılıyorlar...

*

İslam coğrafyasında yaşanan eğitim yokluğu terör örgütlerinin ve karanlık şebekelerin işine yarıyor...

Eğitimsizlik, işsizlik ve yoksulluk beraberinde cehaleti ve fakirliği taşıyor...

Sürdürülmesi oldukça zor olan büyük bir yokluğa mahkûm edilen bu coğrafyanın çocukları terör örgütlerinin kucağına itiliyor...

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI