GeriMehmet SOYSAL Soğuk günlerin arkası
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Soğuk günlerin arkası

BBC’nin doğa belgesellerini hazırlayıp sunan Sir David Attenborough yıllar önce iklim krizini hafife alanlara karşı isyan edercesine diyordu ki:

Kaçamak cevapları bırakalım... İklim krizi noktasına vardık!

*

Kar yağıyor İstanbul’a...

Beyaza boyanmış şehirlerin kirletilen izleri örtülmüş gibi...

Susuzluk kâbusu da şimdilik rafa kalktı...

Mevsimler karışıyor birbirine, bilim insanları bunun nedenlerinden birinin küresel ısınma olduğunu yıllardan beri söylüyor...

Ve sonunda iklim krizi dünyanın vazgeçilmezleri arasında ilk sıralarda yer alıyor...

Kısa bir sürede gelip geçecek de değil...

*

Bilim insanları, kuruluşları araştırıyor, yazıyor, konuşuyor ama kararları ise devlet ve büyük şirketlerin yönetim katındakiler alıyor...

Krizi çözen kararlar alabildiler mi?

Bize göre hayır...

Meteoroloji Örgütü, 2019 yılı sonu itibarıyla biten 10 yılın dünya tarihinin en sıcak 10 yılı olduğunu, NASA ve NOAA ise İngiltere Meteoroloji Dairesi’nin verilerine göre yaptığı hesaplamalarda da aynı tezi savunmuştu...

İnsanların günlük alışkanlıkları nedeniyle karbondioksit emisyonlarının arttığına ve sıcaklıkları yukarı çektiğine dikkat çeken uzmanlar, sıra dışı iklim olaylarının bu yüzden yaşandığını vurguluyor...

Ve kutuplardaki buzulların erimesine de...

*

Dünyada ortalama sıcaklık yaklaşık 15 derece.

Uzmanlar, sıcaklıkların daha önceki dönemlere kıyasla çok hızlı bir şekilde arttığını ve bunun asıl nedeninin de sera gazı etkisinin olduğunu söylüyor...

Dünyanın yüzeyinden uzaya yansıyan güneş enerjisi, sera gazı nedeniyle uzaya ulaşamadan emiliyor ve buradan da tüm yönlere yayılıyor. Bu da hem atmosferin alt katmanlarının hem de dünya yüzeyinin ısınmasına neden oluyor.

Sera gazı etkisi olmasaydı, dünya da yaklaşık 30 derece daha soğuk bir yer olacak ve yaşam için elverişli bir ortam sunamayacaktı. 

Bilim insanları, sanayi ve tarım faaliyetleri nedeniyle ortaya çıkan gazların daha fazla enerjiyi dünyada tutarak sıcaklıkların yükselmesine ve doğal sera gazı etkisinin daha fazla hissedilmesine neden olduğunu söylüyor. 

Buna da küresel ısınma deniliyor.

*

Uzmanlar, yaklaşan iklim krizi tehlikesini şu başlıklarla anlatıyor:

Dünya genelinde, ortalama deniz suyu yüksekliğinin 2005 ile 2015 yılları arasında yılda 3.6 milimetre artışı. 

Bu artışın ana etkeni ısınmayla birlikte su düzeyinin de yükselmesi.

Kutuplardaki eriyen buzullar deniz suyu yüksekliğinin artmasının ana nedeni.

Havaların ısınmasıyla birçok buz kütlesi de küçülmeye başladı.

Kuzey Kutup bölgesindeki deniz buzu 1979 yılından bu yana önemli ölçüde azaldı.

Grönland Buz Tabakası’ndaki erime rekor düzeylere ulaştı. 

Batı Antarktika Buz Tabakası da küçülüyor.

Doğu Antarktika’da da küçülme başladı.

*

Ve anlıyoruz ki, buzullar eridikçe sıcaklıklar da artacak...

Bilim insanları ise sıcaklıklardaki artışın 1.5 derece düzeyinde tutulmasının tehlikeyi azaltacağını savunuyor. 

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin üç yıl önce yayımladığı rapora göre 1.5 derecelik ısınma hedefinin tutturulması için “toplumun her alanında hızlı, iddialı ve daha önce görülmemiş değişiklikler yapılması gerektiği” belirtilmiş. 

*

Çin, dünyada en fazla karbondioksit salınımı yapan ülke. 

Çin’in ardından ABD ve Avrupa Birliği (AB) üyeleri geliyor. Yaşanan hızlı değişimlerle mücadele etme konusunda kısıtlı kaynaklara sahip olan yoksul ülkeleri bekleyen en büyük tehlike nedir?

Cumartesi günkü yazımızda...

X

Saklı şeyler

Ramazan ayı başladı...

Herkesin kendisiyle muhasebeleşmesi, hesaplaşmasıdır yani...

Ve suskunluğudur...

Günahlardan uzaklaşmasıdır...

Tövbe vakitleridir.

Pide ve hurma ayı hiç değildir...

Bayramının adı da şeker değildir!

Tabii ki iman edenler ve inananlar içindir oruç...

İnanmamaya kimsenin bir şey demeye hakkı da yoktur...

Yazının Devamını Oku

Sular ısınıyor gibi

ABD Karadeniz’e iki savaş gemisini gönderiyor...

Tatile çıkmadığına göre, niçin geldiği de biliniyor...

Rusya, Afganistan’da kaybettiği savaştaki unvanını geri alacağı bir yer arıyor...

Ukrayna işin hikâyesi...

*

ABD; Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, Yunanistan, Girit ve Malta adalarına yeni askeri üsler kuruyor...

AB ülkeleri de güvenliğini gerekçe gösterip destek oluyor...

İsrail, İngiltere ve Arap ülkeleri de ABD’nin yanında yer alıyor...

Tek amaç Rusya ve Çin’i durdurmak...

Yazının Devamını Oku

Arıtılmış gerçekler

Rusya’nın Ukrayna derdi bitmiyor...

Bitmeyecek de...

Ve tabii ki ABD ve AB ülkelerinin de...

Yaralar kaşınıyor sürekli...

*

Pandemi günlerinin başlamasından beri evlerindeki kargaşayı, huzursuzluğu, işsizliği ve isyanı bitirmek isteyenlerin bin yıldan beri uyguladığı klasik bir metot sefere çıkmak...

Yani savaşmak...

Arıtılmış gerçekler piyasaya sunuluyor...

Ve herkesin sanal gerçeklerden oluşan bir gündemi var...

Yazının Devamını Oku

Bozucu etkiler

ABD, Rusya’dan aldığımız S-400 sistemleri gerekçesiyle Türkiye’ye CAATSA yasası kapsamında yaptırımlarını bugün devreye sokuyor...

Yeni dünya düzeni ve dostluk anlayışı da böyle bir şey...

ABD, NATO ve AB dahil çifte standart uyguluyor...

Yunanistan, Rusya’dan alınca hiç kimse bir şey demiyor...

Türkiye aldığında ise yaptırımlarla tehdit ediliyor...

Neden?

*

Eski başkan Trump dahi ABD’nin uyguladığı çifte standardı G-20 Zirvesi’nde gündeme getirmiş ve Obama dönemini suçlamıştı...

ABD’den yıllarca hava savunma sistemlerini istedik vermedi...

Yazının Devamını Oku

Tehlikeli çember

ABD, Avrupa’ya yerleşiyor...

Kavala, Selanik, Volos ve Girit’e üs kuruyor... Yunanistan Biden ile anlaştıklarını açıklıyor...

Bir yandan askeri ortak tatbikatlar, diğer yandan yeni üsler kurulmasının altında yatan amaç belli...

Rusya tehlikesine karşı korumak bahanesiyle Avrupa’ya yerleşmek isteyen ABD, diğer yandan Türkiye’ye karşı da Yunanistan’ı kışkırtmaya devam ediyor.

Doğu Akdeniz, Suriye ve Libya’daki Rusya varlığına karşı da kendi varlığını sürdüreceğinin mesajını veriyor.

Ve ayrıca Ege Denizi, Karadeniz ve Balkanlar’ı da kontrol edeceğini söylüyor.

*

Yunan medyasındaki haberlere göre ABD’nin 50 yerde askeri üs kuracağını ve bunun karşılığında ise büyük çapta hibe silahların verileceğini açıklıyor.

Hibe silahların listesini ise Washington’da bulunan Yunanistan Başbakanı

Yazının Devamını Oku

Gölgelerin sessizliği

Belçika’nın eski başbakanlarından Guy Verhofstadt on beş yıl önce Avrupa Birleşik Devletleri kitabında içinde bulundukları düşünme sürecini eleştiriyordu...

Ve AB’nin gerilemesi tehlikesine dikkat çekiyordu.

Ekonomisi modernleştirilmiş siyasi bir Avrupa Birliği’nin kaçınılmaz olduğunu ve “ortak bir ordu kurulması” teklifini gündeme getiriyordu...

ABD’nin iş yaptığına, AB’nin ise hâlâ düşündüğüne bir anlam veremediğini belirten Verhofstadt demişti ki:

- AB bir bisiklete benzer. Durması halinde ayakta kalamaz yıkılır!

*

Yıkılması halinde 50 yıllık emeklerinin boşa gideceğini, Euro’nun son bulacağını, sınır kapılarının yeniden oluşacağını ve serbest dolaşımının sona ereceğini anlattığı kitabında Türkiye’nin AB’ye katılımının faydalarına değiniyordu...

AB ülkelerinde aynı değer, gelenek ve kültürlerin buluşturulamayacağını vurgulayan Verhofstadt siyasi ve sosyal uyumun yeterli olabileceğini ifade etmişti...

Ortak bir para birimi sahibi olmanın bir anlamı olmadığını ve 50 yıldan beri bir savunma birliği kurma fikrini hayata geçiremediklerinden şikâyet eden

Yazının Devamını Oku

Kripto günler

Kripto örgütler derken geldik kripto paralara...

Bitcoin, Ethereum, Ripple, Monero, Zcash, Dash ve diğerleri...

Sahipleri kim?

Richard Branson, Elon Musk ve Bill Gates olduğu söyleniyor...

Kripto paranın karşılığı nedir?

Belli değil.

Sabah kalkan alıyor akşam kime bozduracağını bilmiyor.

Muhatap belli değil.

Kanunlar yetersiz...

Yazının Devamını Oku

Korkuya doğru

Yunanistan üzerinden Türkiye’ye karşı yeni oyunlar hazırlanıyor.   

Bir yandan ortak askeri tatbikatlar, diğer yandan Doğu Akdeniz’deki birliktelikler ve en son 25 Mart günü Osmanlı’dan ayrılışının 200. yıldönümü töreninde yaşananlar...

Ve ABD F-16’larının törendeki gösterileri...

Yunanistan ve Arap dünyasının Türkiye aleyhine birleşmesi de oldukça garip...

Güney Kıbrıs Rum kesimi, Yunanistan ve Suriye’deki PKK uzantıları olan YPG ve PYD ile olan gelişmeler daha da dikkat çekici...

*

Etrafımızda bir şeyler dönüyor, döndürülüyor...

ABD ve AB içerdeki ekonomik sıkışıklık ve karışıklık senaryolarını dışarıda çıkaracağı büyük krizlerle filme çekmeye hazırlanıyor...

Türkiye üzerinden Çin ve Rusya’yı da köşeye sıkıştırmak isteyen güçler kendi halklarını yeniden güvenlik sendromuna sokmayı düşünüyor...

Yazının Devamını Oku

Kaygıların arkası

AB Zirvesi sonrası liderlerin Türkiye’ye yönelik açıklamaları dikkat çekici...

Merkel, Macron ve diğerleri Türkiye’yi hukuk ve insan hakları konusunda uyarıyor...

Ne diyorlar?

- HDP.

- APO.

- PKK.

- Selahattin Demirtaş.

- FETÖ.

- Ve kendilerince önemli gördükleri kişiler...

Yazının Devamını Oku

Yaşamanın derinliği

Her şeyin derinlere kazıldığı günlerden geçiyoruz. Ne silahlara veda ediliyor ne de savaşlara.

Doç. Dr. Hasan Basri Yalçın ‘Asimetrik Savaş ve Teknoloji Dağılımı’ kitabında son yıllarda sınır boylarımızda yaşanan Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı adlı askeri operasyonlardaki bilinmeyenleri ve başkalarının savaşlarındaki amaç ve araçlarını özetliyor...

Gücün tek boyutlu olmadığını, bazı taktikleri avantajlı hale getirebileceğini belirterek diyor ki:

Operasyonel sanat ve stratejik beceriyle birleştirebilenler zafere daha yakın hale gelir...

*

Amaçların sonsuz olabileceğini ama araçların hiçbir zaman sonsuz olamayacağını, silah teknolojisinde yaşanan değişimlerin asimetrik savaşları tarihsel olarak nasıl etkilediğini kitabında anlatan Doç. Dr. Yalçın gelinen durumu şöyle özetliyor:

Silah sistemi, başarıyı mümkün kılabilir ama mecburi bir sonuç haline getirmez.

*

Etrafımız kuşatılıyor sanki...

Yazının Devamını Oku

Levant kıyılarında

Eskiden Doğu Akdeniz kıyılarına Levant diyorlarmış...

Yani, güneşin doğduğu yön...

Bizans’tan beri ticaretin merkezi...

Batı asırlardan beri sürekli seçeneklerini arttırıyor...

Türkiye arttırmaya kalktığında ise seçenekleri daraltmaya zorlanıyor.

Neden?

Rakiplerimizden daha akıllı olmak suç ilan ediliyor...

*

Doğu Akdeniz’de Güney Kıbrıs Rum kesimi, İsrail, Fransa, Yunanistan ve Mısır petrol arayabiliyor.

Yazının Devamını Oku

Kardeşliğin öteki yüzü

Prens Selman’ın Kaşıkçı cinayetindeki izlerini Türkiye ortaya çıkarıp hesap sormaya başlayınca S. Arabistan gerçek yüzünü ve içinde yıllardan beri biriktirdiği kin ve nefreti de kusmaya başladı...

ABD ve AB ülkeleri ise güya hesap soracaktı...

Yalan oldu her şey...

Perde arkasındaki ticari ve stratejik hesaplar yüzünden olay kapatıldı...

Ve Prens Selman cinayetin dışında tutuldu...

*

S. Arabistan o günden beri hiç rahat durmuyor.

Türk mallarına ambargo koyuyor...

Yazının Devamını Oku

Ağır yalnızlıklar

Saddam’ı mahkeme salonunda azarlayarak dışarı atan hâkim adaleti yerine getirdiği düşüncesiyle davranıyordu ama kararı önceden belli bir mahkemeyi yönettiğini unutuyordu...

Ve kendisinin de kahraman olacağını sanıyordu.

Saddam ise uğradığı ihanete isyan edercesine hâkime bağırarak

diyordu ki:

Senin babanı ben emniyet müdürü yapmıştım!

*

Evet, Saddam ve Kaddafi’de antidemokratik duruş ve davranışlarıyla halkını mutsuz ve terörize etmeyi başarmış liderlerdi.

Hepsi de ardında büyük bir yıkım bırakmıştı. Her şeyi ele geçirdiklerini düşündükleri sırada her şeylerini kaybederek hayata veda etmişlerdi.

Arkalarında ise yıkık dökük kentler ve milyonlarca ölen insan.

Yazının Devamını Oku

Hercai günler

İsrail Kudüs’ü başkenti ilan etti...

Herkes sessizliğe büründü... ABD, büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıdı...

Ve sessiz oyun devam etti...

Arap Birliği birkaç cümleden ibaret açıklamalarla yetindi...

Şimdi Çekya ülkesi bile Kudüs’te ofis açmış...

Yakında tüm Batılı ülkeler önce ofis, sonra büyükelçiliklerini taşıyacak...

Arap Birliği ise sessiz film izliyor gibi dünyalıklarıyla ve iktidarlarıyla daha fazla meşgul...

Nasıl birlikse, ne oyun bozabiliyor ne de oyun kurabiliyor.

*

Yazının Devamını Oku

Eşref saatlerinde

Nostradamus'un söylediklerinin peşine düşenler gelecekte dünyayı hangi afetlerin beklediğini çözmeye çalışıyor...

Nedense, önündeki felaketlerle ilgilenmekten daha çok daima yarınları merak eden bir yanımız var...

Geçmiş felaketlerden ders çıkaramayan insanın bir türlü vazgeçemediği bu alışkanlık, bize göre içinde bulunduğu en büyük felaket gaflettir...

Ders alınmadığı için de felaketler de sürekli tekrar ediyor...

*

Gizem, şifre merakı insanı falcıların esiri haline getirmiş...

Bugünün değil yarının peşine düşmüş...

Nostradamus’un söylediklerinin gerçekleşmesini oturup beklemek yerine yapılması gerekenleri unutarak yaşamak herkese daha kolay geliyor...

Bilmeliyiz ki, bugün nasıl yaşıyorsak yarın da yaşadıklarımızın faturası bizleri bekliyor...

Yazının Devamını Oku

Günlerin sonu mu?

Fransız fizikçi ve astrolog idi...

Kimilerine göre ise felaket tellalı...

Kimilerine göre kâhin...

Ve bazılarına göre de vizyon sahibi...

Kim olduğundan daha çok söyledikleriyle daha çok ilgilenilen biri...

Dünyada ne zaman yeni bir felaket yaşansa hemen herkes Nostradamus’u bir daha gündeme taşıyor...

Niye?

Başka hangi felaketlerin yaşanacağı merak ediliyor...

*

Yazının Devamını Oku

Kör noktalar

AB ülkelerini ilk defa açıkça NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg uyarıyor...

Türkiye’yi yıllarca kapılarında tam üyelik için bekleten, oyalayan ve sürekli uyduruk gerekçelerle kapılarını kapatan AB liderlerine gerçeklerle yüzleşilmesi gerektiğinin zamanı geldiğini söylüyor...

Ve diyor ki:

AB’yi Türkiye koruyor!

*

AB’nin savunma harcamalarını arttırma, yeni askeri kapasite inşa etme ve savunma sanayisinin güçlendirilmesi yönündeki projelerini desteklediğini belirten Stoltenberg, bunun tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak asıl sorunun ne olduğunu açıklıyor:

AB, Avrupa’yı savunacak durumda değil.

*

Stoltenberg meseleye tek gözünü karartarak bakmanın kimseye bir faydası olmadığını ve meseleyi de çözmediğinin altını çiziyor ve diyor ki:

Yazının Devamını Oku

Duvardaki ölümler

Büyük dedeleri ve babalarından miras kalan prens unvanıyla halkının ensesinde boza pişirerek dolaşan Prens Selman’ın dünyanın gündemine girdiği iki konuya bakın...

Biri Cemal Kaşıkçı cinayeti...

Önce boğdurulan sonra fırınlarda yakılıp kül edilen gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayeti soruşturmasında verdiği emirle gündeme gelen Prens Selman bugünlerde aldığı tablonun sahte çıkışıyla bir kez daha gündem oluyor...

*

450 milyon dolara aldığı tablo...

Ki tablo da sahte çıkıyor...

Kaşıkçı’yı öldürtüp sonra da yalan söyleyen Prens Selman sanat simsarlarının yalanlarıyla milyon dolarları harcayarak duvarlarına astığı sahte tabloyla kendini sevdirmeye çalışıyor...

Sanatsever olduğunu dünyaya anlatmak ve işlediği cinayetlerin üstünü örtmek için duvarlara pahalı tablolar asarak kan temizlenmiyor...

*

Yazının Devamını Oku

Zorlanan tahammül

ABD sabah kalkıp bir yere bomba atıyor...

Akşam barış nutukları çekiyor...

Dünyanın her yerinde tahammülü zorluyor...

Ve büyük bir öfkeyi biriktiriyor...

Farkında mı?

Sanmıyoruz...

*

Sınırlarımızın biraz ötesinde PKK’yı ve uzantılı terör örgütlerini yıllardan beri silahlandırıyor...

TIR’larla silah taşıyor...

Yazının Devamını Oku

Bitiş çizgisi

Koronavirüs gerçekleri ve yalanlarını ayırt etmek için dahi bir üst kurul gerekiyor...

Her dakika farklı bir bilgi piyasalara sürülüyor... Nasıl bir virüs ise bulaştıkça değişiyor...

Bin bir kılığa giren hafiye gibi...

*

New York Times, ABD’de ve dünyanın birçok noktasında hastanede tedavi gerektiren koronavirüs vakaları ve ölüm sayılarının hızla düştüğünü yazmış.

Aşılamanın da hız kazandığına dikkat çeken gazete, “finiş çizgisi” görülmüşken tedbirlerin elden bırakılmaması uyarısında bulunmuş...

Tedbir ne?

Maske...

Mesafe ise artık büyük bir yalan...

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI