GeriMehmet SOYSAL Kuyulardaki yılanlar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kuyulardaki yılanlar

90’lı yıllarda Rusya Başbakan Yardımcısı Lev Voronin diyor ki:

Türkiye petrol okyanusunun üzerindedir!

*

Petrol okyanusunun üzerinde olduğumuzu başkaları söylüyor ama içimizdeki başkaları, “Avrupa, ABD ne der?” sorularıyla, başkalarının ne diyeceği konusuyla daha çok meşgulmüş...

Petrol arayışlarına karşı duruş sergileyenlerden bazılarının kim olduğunu da Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın, 15 Temmuz darbecilerinin yakalandıkları gün emniyette çekilen fotoğraflardaki iki denizci subayını işaret edişiyle öğreniyoruz...

Anlıyoruz ki başkalarını değil, öncelikle içimizdeki başkalarını ikna etmek gerekiyormuş...

*

Yüzyıldan beri arıyor gibi görünen, kuyuları açıp açıp kapatan, dışımızdaki başkalarıyla gizli hesaplar yapan içimizdeki başkalarından kurtulmadıkça petrol okyanusunun üzerinde olduğumuzu anlayamayacağız...

Anlayanları da esrarengiz cinayetlerle kaybetmiş ve ne acıdır ki katillerini de asla bulamamışız!

*

Bu cinayetlere kurban gidenlerden birinin yazar Raif Karadağ’ın olduğunu yazmıştık...

1964 yılında dönemin Sanayi Bakanı Mehmet Turgut’un isteği üzerine ülkedeki tüm petrol sahalarını gezip incelemelerde bulunan Raif Karadağ, 15 bin kilometre yol kat etmiş...

‘Petrol Fırtınası’, ‘Musul Raporu’ ve ‘Şark Meselesi’ kitaplarıyla başkalarını rahatsız eden Karadağ’ın ölümüyle ilgili oğlu Murat Karadağ gazeteci Metin Soylu’ya altı yıl önce diyor ki:

15 bin kilometre yol sonrasında babam tüm bu yaşadığı olayları değerlendirerek petrollerin millileştirilmesi projesinin mümkün olamayacağını söylemişti.

Petrol konusunda TBMM’de bazı milletvekillerine brifing de vermişti.

*

Murat Karadağ 1968 yılında ‘Petrol Fırtınası’ kitabını çıkaran babası Raif Karadağ’ın çok sayıda ölüm tehdidi aldığını belirterek diyor ki:

Bir gün babamı arabayla ezerek öldürmek istediler...

Bana bu ülkeye yetecek 100 yıllık petrolün olduğunu söylerdi...

*

Dönemin Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ve Başbakan Süleyman Demirel ile görüşeceği günün bir gün öncesi Raif Karadağ, Ankara’da kaldığı otelde ölü bulunur...

Ölüm nedenine ise kalp krizi denilir...

30 yıllık doktoru Yavuz Bey’in Karadağ’ın kalp hastası olmadığını söylemesine rağmen savcı otopsi yaptırmaya gerek bile görmüyor...

Murat Karadağ babasının zehirlenerek öldürüldüğünü söylüyor ve olayın aydınlatılması için dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’e defalarca mektup yazıyor ama hiçbir cevap alamadığını belirtiyor...

*

İçimizdeki başkalarından kurtulmadıkça, çıkarmadıkça kör kuyulardan yalanları ve yılanları, o kuyuların açılmayacağına inananlar artık bilmelidir ki her kuyu açılacak...

Evlatların da kaderi budur...

Öldürülen babalarının katillerini bulamamaktır... Ahmet Özal gibi çok söylediklerinde ise herkes dalga geçti ama söylediklerinin arkasındaki gizli gerçekler karanlığa mahkûm edildi...

Özal ve eski ABD başkanlarından Mr. Harding’in ölümüyle ilgili saklı detaylar ise pazartesi günkü yazımızda...

X

Ah kavaklar...

Ülke yanıyor...

Kimlerin sorumsuzluğu ya da yetersizliği, tedbirsizliği, duyarsızlığı yüzünden yaşandı bu yangınlar, hâlâ bilmiyoruz...

Lakin, son bir aydan beri dünyanın her yeri yanıyor...

Dünya yangın yerine dönmüş sanki...

ABD’nin Kaliforniya ve birçok eyaletinde başlayan yangınlar aylardır söndürülemiyor...

772 kilometrelik ormanlık alan küle dönüşmüş durumda...

*

Rusya’nın Sibirya ve Yakutistan bölgesinde son bir aydan beri aralıklarla devam eden yangınlarda 1,5 milyon hektarlık ormanlık alan yandı...

İtalya, Yunanistan, Lübnan, İspanya ve Afrika yanıyor...

Yazının Devamını Oku

Yanıyor içimiz

Kaç yıldan beri Ayten Alpman’ın “Bir başkadır benim memleketim” şarkısını dinliyor ve söylüyoruz. Alpman ne diyordu? “Her köşesi cennetim ezilir yanar içim,bir başkadır benim memleketim...”

Her geçen gün memleketi biraz daha ‘bir başkaya çevirebilmek’ ve yaşanılır olmaktan çıkartabilmek için ne gerekiyorsa yapmaktan hiç çekinmiyoruz. Ve seyircisi olup, çıkıyoruz.

Yıllardan beri çevre ve küresel ısınmaya doğru gidilen tehlikeli süreci ve dünyadaki gelişmeleri, bizleri bekleyen felaketleri yazıyoruz. Büyük kalabalıkların siyasetin günlük kavgalarından birazcık da olsa başını kaldırması gerektiğini

ve üzerinde yaşadığı toprağı, ormanları, havayı ve suyu kirletip tüketerek memleketleri cehenneme çevirenlerin kazanma alışkanlıklarının artık sona erdirilmesini de.

Anlatamıyoruz galiba...

Bikinisiyle sahilleri sallayan, nefesleri kesen çıplakların haberlerinden bir adım öteye geçemedik.

Tilkinin bestelediği 40 türkünün 39’unun tavşan üzerine söylediği gibi ya iktidar propagandisti ya da kronik muhaliflerin çıkardığı gürültülerinin önüne geçemiyoruz.

Deprem olunca depremi, sel olunca seli, göç yüzünden sınır kapılarımıza dayanan milyonlarca insanı ekranlarda görünce demografik yapı tehlikesini, yangınlar çıkınca ağaçları, hayvanları, denizleri, dağları, nehirleri aklımıza getirmeden bıkıp, usanmadık...

Siyaset ve spor arasında denizin dalgaları gibi gidip gelen büyük kalabalıkların sorumsuzluklarını gördükçe boşuna yırtındığımızı da fark ediyoruz. Yine de suyun nasıl kirletildiğini, çevrenin nasıl katledildiğini, ormanların nasıl yakıldığını, şehirlerin nasıl betonlaştırıldığını, ağaçsız ve parksız nasıl bırakıldığını yazmaya devam ediyoruz.

Yazının Devamını Oku

Ağaçlar gibi...

14 şehirde 79 ayrı noktada ormanlarımız yandı, yanmaya da devam ediyor...

Eşzamanlı bu yangınların çıkış nedeni henüz net bilinmiyor.

Yetkililer terör şüphesini kesinleştirmeden bir şey demek istemiyor...

Yani sıcaklardan diyor...

Birileri de sosyal medyada PKK terörü diyor....

Daha da ötesi ‘Parmaksız Zeki’ kod adıyla bilinen PKK’lı terörist Şemdin Sakık’ın geçmişte yaptığı bir açıklamayı paylaşıyor...

Bizi “Ağaçsız bir ülke”ye çevirmeye çalıştıklarını biliyoruz...

Bu yüzden bunun bir tesadüf olduğuna da kimse inanmıyor.

Haliyle yaşanan bu belirsizlik yüzünden insanlar sosyal medyada sürekli birbiriyle savaşıyor.

Yazının Devamını Oku

Nereye kadar

90 yılı idi...

Beyoğlu’nun arka sokaklarında yönetmen Memduh Ün’ün film şirketinde Kartal Tibet ile buluşmuştuk...

Türk sinemasında sansür üzerine yaptığımız röportajda demişti ki:

“Biz devletten tek şey istiyoruz... Gazetelerin yayınladığı haberleri film çekmemize izin versin.”

*

Tibet “Amerika sineması bunu yapıyor ama aynı rahatlık bizde yok...” diye sitem etmiş ve hiç unutmadığım bir şey söylemişti:

“Ya bizde? Herkes kahraman olmak zorunda...”

*

Söylediklerine destekleyici örnekler veriyordu...

Yazının Devamını Oku

Hayalet ülkeler...

74 yılından beri kanayan bir yaramız var.

Kıbrıs...

Rumların yaptıklarını ve insanlık dışı olaylarını anlatmak için sadece 1963 yılında yaşanan Şehit İlhanlar’ın hikâyesi dahi yeter.

Kıbrıs’ta görev yapan Elazığlı Dr. Binbaşı Nihat İlhan’ın eşi Mürvet Hanım’ın üç çocuğuyla birlikte küvette Rumlar’ın EOKA terör örgütünce katledilme fotoğrafı gözlerimizin önünden hâlâ gitmiyor.

Böylesine bir dramın filmini çekemedik, romanını, hikâyesini, şiirini yazamadık.

Ve dünyaya Rumlar’ın vahşetini anlatamadık...

Dağlardaki eşkıyalara sabah akşam türkü yakanlara, eşkıyalarını kahramanlaştıranlara inat olsun diye de yapamadık.

Bizim feryadımız sadece mezara gömene kadar...

Ya sonra?

Yazının Devamını Oku

Kirpiklerimizin arasında...

Bir bayram daha kirpiklerimizin arasından geçip gitti...

Ya gördüklerimiz?

Her bayram olduğu gibi yine üzücüydü...

Yürek yakıcıydı...

Bir araya gelemeyişimizdi...

Buluşamamanın hasretiydi...

Yine çocukların Irak’ta, Afganistan ve diğer tüm İslam ülkelerinde hüzünlü oluşuydu...

Ve de annelerin...

Babalar ise yollara düşmüştü...

Yazının Devamını Oku

Yollarda...

Ve bir bayramı daha yaşıyoruz... 

Nereden başlayalım ki...

Binlerce Afganlı mültecinin kurbanlık koyunlar gibi yollara düşmesinden mi?

Yoksa hangi ülkenin sınırında öldürüleceklerinden mi?

Savaşa gider gibi adeta ölüm yolculuğu yapılıyor...

*

Suriye, Afganistan, Lübnan, Yemen ve Irak’ta yaşananları takip ettikçe anlıyoruz ki İslam coğrafyasında bir şeylerin düzeleceğini görmek hayal gibi...

Yazının Devamını Oku

Ayakta durabilmenin hafifliği

Ve Lübnan...

Sedir ağaçlarıyla ünlü şehir Beyrut...

Geçen yıl 135 kişinin ölümüne ve yaklaşık 6 bin kişinin yaralanmasına neden olan Beyrut Limanı’ndaki patlamayla birlikte Lübnan’daki kriz gittikçe derinleşiyor.

Nedeni hâlâ net olarak bilinmeyen esrarengiz patlamanın ardından ülkede aylardan beri sular durulmuyor.

Döviz krizi ve sıkıntısı çeken ülkede ilaç, petrol ve daha birçok hayati ürün ithal edilemiyor.

Enerji santrallarını işleten Deir Ammar, Zahrani ve Electrice Du Liban şirketleri ise yakıt yokluğu yüzünden bir günde şehirlere ancak iki saat elektrik verilebildiğini ama birkaç gün sonra tüm santralların kapatıldığını açıklıyor.

Ülke karanlığa terk edilmiş durumda...

*

Bir dönem Orta Doğu’nun Paris’i sayılan Beyrut’ta şimdi yokluk, yoksulluk yaşanıyor ve yolsuzlukla da artık baş edilemiyor.

Yazının Devamını Oku

Yeraltı hikâyeleri

15 Temmuz akşamının ihanetinden kurtarılan Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nde dahi buluşamıyoruz...

Siyaset kırk parçaya bölünmüş...

Her kafadan farklı bir ses çıkıyor...

Oysa, o ihanet akşamında TBMM çatısı altında yaşanan birlik ve beraberliğe ve darbeye karşı direnişe gösterilen duruşu millet olarak alkışlamıştık...

Ya sonra?

Ne olduysa yine herkes kendi fildişi kulesine çekildi ve kendi türkülerini söylemeye başladı...

*

Yaşanan bu kadar ihanete birileri hâlâ ‘tiyatro’ diyebiliyor...

300 kişinin şehit olduğu, 1491 kişinin yaralandığı o ihanet akşamına tiyatro diyen anlayışa ve dezenformasyona karşı çıkan sanatçı

Yazının Devamını Oku

Bir ihanetin anatomisi

15 Temmuz akşamında yaşanan ihaneti birileri unutturmaya çalışıyor.

Yalanlar ve komplo senaryolarıyla da başka yerlere çekmeye...

Unutarak yaşamayı sevdiğimizi keşfedenler ısrarla bizlere yaşadıklarımızı unutturmak istiyor...

Kendi yalanlarına bizleri inandırmak isteyenler hâlâ demokrasiden, hukuktan söz edebiliyor ve ihanetlerini saklayabiliyorlar...

*

Bu ihanet korosu 1950 yılında rahmetli Menderes ve arkadaşlarına da aynı şarkıyı söylemişlerdi.

Hem de on yıl boyunca...

İçlerinde taşıdığı kin ve nefret yangınını Menderes ile bakanları Polatkan ve Zorlu’nun idamlarıyla ancak söndürebilmişlerdi.

*

Yazının Devamını Oku

Akreplerin yolculuğu

Ömer Hayyam kaç asır önce çözmüş ifadesiz yüzlerle aramızda dolaşan insanı ve “Kendini satmayan adama ekmek yok; sen gel de yuh çekme böylesi dünyaya!” demiş...

Dediği günden öncesi ve sonrasında üç günlük dünyanın üç kuruşluk oyuncaklarına sadece kendini değil vatanını, milletini satan insanlar yüzünden sayısız insanın hayatı kâbusa dönüşüyor...

Gelenekselleştirilen bu kötü alışkanlık devam ediyor...

15 Temmuz ihaneti alışkanlığın son örneği idi...

*

Sınav sorularını çalarak başlayan sızıntı süreci 15 Temmuz akşamında ifadesiz yüzlerin ihanetleriyle gün yüzüne çıkmış oldu. Ve halk hesaplaşmasını yaptı...

Kırk yıl düşünseydik, milletine kurşun sıkacak kadar gözü dönmüş, asker kılığına bürünmüş kişilerin ordunun içine sızabileceğini ve general dahi olabileceğini bilemezdik, tahmin dahi edemezdik...

Bakıyoruz da yurtdışına kaçan bu gizli yapının yargıya, orduya, emniyete ve medyaya sızmış kişileri hâlâ bizden daha çok konuşuyor, yazıyor ve çiziyorlar...

Manipülasyon senaryolarıyla insanların aklını karıştırmaya devam ediyorlar...

Yazının Devamını Oku

İfadesiz yüzler

Attilâ İlhan demiş ki:

Bazıları şiir sevmez çünkü yaraları yoktur, yaraladıkları vardır.

Yaşadığımız dünyayı ne kadar da güzel anlatmış Attilâ İlhan...

İnsanlar artık malını, mülkünü insandan daha çok seviyor, bu yüzden yaraları yok, yaraladıkları çok...

Eşyayı seviyor...

Ya insan?

Bu durum bize hep aynı türküyü hatırlatıyor:

Adamın adam sevmesi geçti gayri zaman oldu!

*

Yazının Devamını Oku

Yokuşa sürenler...

KAHRAMAN arıyoruz...

Nedense?

Dostum rahmetli vali Recep Yazıcıoğlu’nun sözleri düşüyor aklımıza:

- İhale, havale derken şimdi de kahraman bekliyoruz!

***

Modern çağın zirvesindeyiz güya...

Hâlâ davul ve zurnayla karşılama törenleri yapılıyor...

Yazıcıoğlu bu duruma da isyan edercesine diyordu ki:

- Develer, koyunlar kesiliyor vs. Oysa, Avrupalılarda böyle bir şey yok...

Yazının Devamını Oku

Ağlayan nehirler...

"Kar yağmış yollara, örtünmüş izler” diyebileceğimiz beyaz sayfaları açabilmenin umuduyla yaşıyoruz...

O yaşadıklarımız dündü, bugün daha iyi şeyler olacak, diyerek güne başlıyoruz...

Gün bittiğinde anlıyoruz ki iyi şeyleri beklemek bir hayalden ibaretmiş...

Bazı alışkanlıklarımızı hiç değiştirmiyoruz...

En güzel şeylerin arasına bir kötülük sıkıştırıyoruz.

*

Yazılıp çizilenlere ya da olup bitenlerin ardından konuşulanlara bakıyoruz.

Öyle şeyler yaşanıyor ki...

Örnek mi...

Yazının Devamını Oku

Su da yanıyor

Şair Vedat Koparan’ın dizelerindeki yangınların yaşandığı günlerden geçiyoruz...

Diyor ki:

Umutlar yanar al kızıllıklarda

geceler şafak bekler uykusuzluğumda

gündüzüm ihanet çemberi kuşatmalarında

insanın yakıldığı yerde

su da yanar sevdiğim su da yanar.

*

Karadeniz’in sularında 32 ülkeden 5 bin asker ve 32 savaş gemisiyle başlayan ‘Deniz Esintisi 2021’ tatbikatı 11 Temmuz’a kadar sürecek...

Yazının Devamını Oku

Kripto kazanlar

Kripto para vurgunları ‘çekirge sürüsü’ misali dünyanın farklı yerlerinde vurgunlarına devam ediyor...

Girdiği, geçtiği tüm yerleri viraneye dönüştürerek...

Nasrettin Hoca’nın ‘kazan doğurdu’ hikâyesindeki gibi bir sabah kalkanlar ‘kazan ölmüş’ yalanıyla yüzleşiyor... Kazanın doğurduğuna gerçekmiş gibi inananlar, öldüğüne dair yalanlara da inanmak istemiyor...

Devletlerin resmi finans kuruluşları, merkez bankaları, özel bankalar ve borsalar ile para piyasaları büyük panik halinde...

Ve yasal yollarla çekirge sürüsünün önünü kesmeye ve kurutmaya çalışıyor...

*

El Salvador ise kripto para Bitcoin’i resmi para ilan eden ilk ülke olurken, herkesin aklına “Bu parayla hangi ülkeden ne alacak?” sorusu geliyor...

Ya da hangi örgütün uyuşturucu veya silah satışından elde edilen karaparayı akladığı...

Karteller elinde bulundurdukları karaparayı duvarların içinde artık saklayamıyor...

Yazının Devamını Oku

Sorunsuz vurgunlar

Kripto para vurgunu devam ediyor... Ve her gün dünyanın farklı bir yerinde ortaya çıkıyor...

Tıpkı, virüs gibi...

Afrika kıtasının en büyük kripto para platformu Africrypt, nisan ayında faaliyetlerini durdurmuş ve sahibi olan iki kardeş 17 yaşındaki Ameer Cajee ve 20 yaşındaki Raees Cajee ise “hack” kurbanı olduklarını iddia etmişti.

*

Dünyanın vardığı yer burası...

Bilgisayarlar üzerinden her tür yolsuzluğun ve dolandırıcılığın yapıldığı dijital hırsızlıklara kimse bir şey yapamıyor...

17 ve 20 yaşındaki iki kardeş 3,6 milyar dolarlık Bitcoin ile kayboldu.

İki ay öncesine kadar kripto para hırsızlıkları ve benzeri dolandırıcılıkların toplam maliyetinin 432 milyar dolara ulaştığını açıklayan CipherTrace araştırma şirketi, bu duruma acil müdahale edilmesi gerektiğini belirtiyor.

*

Yazının Devamını Oku

İpin ucu

Yemen açıklarında batan teknede 300 kişi daha sularda boğularak öldü...

Nereye gidiyorlardı?

Körfez ülkelerine...

Çünkü, Yemen’de terör, açlık, işsizlik var...

Daha da ötesi var gibi görünen devlet yok gibi...

İnsanlarını koruyamıyor...

BM Uluslararası Göç Örgütü raporlarında geçen yıl sadece Akdeniz’de 2 bin 200 göçmenin hayatını kaybettiği yazıyor...

Uluslararası bazı yardım kuruluşları ise gerçek sayının açıklanan rakamlardan daha çok olduğunu söylüyor...

Nisan ayında ise Afrika’dan Avrupa’ya geçmek isteyen sığınmacıların bulunduğu üç teknenin batmasıyla 172 kişinin Akdeniz’de öldüğü açıklanmıştı...

Yazının Devamını Oku

Türküsünü arayanlar

Herkes bir yerlerde kendi türküsünü arıyor...

Ve çıkıp da söyleyeceği dağları.

Saklı renklerin içinde biriktirilen sırları.

Kimseyi bulamayanlar, derdini ağaçlara ve kuşlara anlatıyor...

İnsan yüreğinin derinliklerine gömdüklerinin kayıp mezarlarını arıyor...

Hangisinin dost ve düşman olduğunu hatırlamaya çalışıyor...

“Unutma” diyen dervişin sözleri kulaklarında çınlıyor:

“Düşmanınla dost, dostunla düşman olan dostun değildir.”

*

Yazının Devamını Oku

Dijital terör...

Avusturya ve ABD, yapılan siber saldırılara karşı önleyici güvenlik yollarını arıyor...

Saldırılar ile ilgili kamuoyuna açıklama yapan siber güvenlik sağlayıcısı NordLocker şirketi ‘Windows yazılımının kullanıldığı 3.25 milyon bilgisayardan ödeme bilgilerinin ele geçirildiğini’ duyurunca olayın boyutunun ne kadar büyük olduğu anlaşıldı...

Instagram, Netflix, Paypal, Roblox, Steam, Twitch ve Twitter hesaplarının hedef alındığını duyuran NordLocker, hacker’ların e-posta veya ‘önyükleme yazılımı indirerek virüs bulaştırma yoluyla’ kişisel verileri ele geçirdiklerini belirtti.

*

NordLocker şirketince hazırlanan rapordan, kötü amaçlı yazılımlarla son iki yılda 26 milyon kişinin oturum açma kimlik bilgilerinin dahil olduğu çok sayıda bilginin çalındığını öğreniyoruz...

Şirket raporlarında, ‘web kameralarının kötü amaçlı yazılım tarafından ele geçirildiği’ bilgisini de paylaşmış.

Daha önemlisi çalınan verilerle hangi kötülüklerin yapılacağının henüz bilinmeyişi...

Ve gelecek yıllarda, çalınan verilerin gerçek sahiplerin dolandırılmasında kullanılabileceği konusunda uyaran NordLocker:

“Açıklığa kavuşturmak istiyoruz: Bu veritabanını biz satın almadık ve diğer tarafların bunu yapmasına göz yummayız”

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI
Yazarın Tüm Yazıları