GeriMehmet SOYSAL Kırık bağlantılar...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kırık bağlantılar...

'Surete âşık olanların akıbeti hüsrandır...’ diyor Arabi...

Yani, şekillerle yatıp kalkanların şekillere mahkûm olduğu gibi...

Ev, araba, yat, kat, uçak, otel, mal ve mülk diyerek hayatlarına yığınla âşık olunacak dünyalık sokanlar insanı ise gel geç köprüsü gibi kullandı...

Şimdi karantina günlerinde bir daha düşünebilmenin vakitlerini yaşıyoruz...

Siyah-beyaz bir film gibi oldu sanki tüm yaşadıklarımızın özeti...

*

Aklımıza, yönetmen Metin Erksan’ın 1965 yapımı ‘Sevmek Zamanı’ filmi geliyor...

Boyamaya girdiği köşkün duvarında asılı çerçevedeki bir kadının resmine âşık olan boyacı Halil’in ve resmin sahibi Meral’in hikâyesinin anlatıldığı kült filmde bir gün köşkün sahibinin kızı olan resimdeki kadın arkadaşlarıyla köşke gelir ve Halil’i resmini seyrederken görür.

Kadın boyacının aşkına karşılık vermeyi düşünse de adam bu aşktan kaçıyor...

Eleştirmenlere göre “Adamın resimdeki kadına aşkı o kadar büyümüştür ki, kadını bulduğunda ne kadını ne de aşkını taşımaya gücü yoktur”.

*

Adam yıllarca sevdalandığı kadını görüp ve oturup bir çay içtiğinde:

- Ben seni değil resmini tanıyorum...

Ve “Uzaktan sevmek ne de güzeldir” diyor.

Hayal kırıklığı...

Yalan...

İhanet...

İkiyüzlülük...

Aldatılmak...

Hançerlenmek...

Nefret...

Ve dolandırılmak hiç yok...

Hayali işte...

*

“Uzaktan sevmek ne de güzeldir” diyor...

Kavga yok...

Beklemek...

Dokunmak...

Gözyaşı...

Sabahlara kadar dik oturmak...

Nerede sabahladığını düşünmek.

Ve geçmişi...

Meçhulü...

Günahı...

Ve cehennemi hiç yok...

Hayali işte...

*

İşte, bu kadar yoktan kaçıp hepsinin var olduğu günlere yelken açanlar da bir hayal gibi yokluğa mahkûm şimdi...

Kiminin içine, kiminin sırtına yüklenmiş günah dağlarıyla herkes baş başa...

Şimdi her şey uzaklarda artık...

Uzaktan sevme zamanları yani...

*

“Adamın adam sevmesi geçti gayri zaman oldu” günlerine bir daha geri dönmemek için sevilecek, sevecek insanları, dostlukları kazanma vakitleridir...

Eşyaları insandan daha çok sevmenin felaketinin yaşandığı dünyada kırık bağlantılarıyla herkesin herkese uzak olduğu bir yerlerde hayata tutunmaya çalışılıyor...

X

Siber şebekeler

Yarınları bilgisayarların başında kodlayanların dünyayı hiç tanışmadığı felaketlere sürüklediğini geçen günkü yazımızda belirtmiştim...

Milyarlarca doların kripto paralara nasıl yatırıldığını ve bu soyguna kimsenin bir şey diyemediğini de...

Yasal düzenleme neden yapılmıyor?

Siber dolandırıcılıklara ağır cezalar niye getirilmiyor?

*

Vatandaş bankada yeni bir hesap açtıracağı veya kredi kartı alacağı zaman neyi var neyi yoksa hepsini belgelemek zorunda.

Herkes varlığı ya da teminatı kadar kredi alabiliyorsa, milyarlarca dolar dijital adreslere nasıl aktarılıyor, bu paraları kim teslim alıyor ve bir saniyede uçup dünyanın en ücra ülkelerindeki dijital adreslere nasıl gönderiliyor?

Bu durumu kimse niye engelleyemiyor?

Geleneksel bankacılığın ve para piyasalarının temeline dijital dinamitleri koyanlara karşı ciddi anlamda neden dur denilemiyor?

Yazının Devamını Oku

Yarınları kodlayanlar

Geleneksel medyadan sonra geleneksel bankacılığı da yok etmeye çalışan dijital aktörler finans piyasalarını terörize etmeyedevam ediyor...

Kripto paraya kim ihtiyaç duyuyor?

Bu kadar değer yükselişinin kaynağı nereden geliyor?

Kimsenin bilgisi yok...

Hayali zenginlik peşinde koşan karapara sahipleri yüzünü görmediği, yerini yurdunu bilmedikleri dijital adreslere para aktarıyor...

*

Siber suçlarla mücadele yöntemlerinde devletler ve hukuk her zamanki gibi çok geriden geliyor...

Paranın kimde ve nerede olduğunu bilen yok...

İnsanların elindeki gerçeği yani parayı alıp yalanı satan bu tarz oluşumlar devletlerin güçlü merkez bankalarını sarsıyor...

Yazının Devamını Oku

Düşünce kıyılarında

Prof. İlber Ortaylı özetlemiş: Yüksek sesle düşünmek çok ayıp bir şeydir.

İnsan düşünürken yüksek sesle düşünmez. Evinde düşünür, yakın arkadaşların ile tartışırsın.

Türk cemiyeti yüksek sesle düşünen dengesiz, eğitimsiz bir toplum haline dönüştü.

Bu da demokrasi değil.

*

Ne acıdır ki iki yüz yıldan beri bu durumdayız...

Düşünen adamları da kaybediyoruz...

Sorumsuzluk çağındayız diyoruz ama umursayan da yok...

Dünyanın birçok yerinde büyük kalabalıklar bir saniye düşünmeden, gerçekleri öğrenmeden sorumsuzca sosyal medya adreslerinde yazıp, çiziyor.

Yazının Devamını Oku

Düşünce

Dünyada sayılı düşünce kuruluşları var...

Bunların en önemlileri ise ABD’de.

1.872 resmi düşünce kuruluşu bulunuyor.

ABD’den sonra 512 düşünce kuruluşuyla ikinci sırayı da Çin alıyor...

Ya diğerleri?

İngiltere         444

Hindistan       293

Almanya        225

Fransa

Yazının Devamını Oku

Gerçeğin ara yüzü

Dünyanın çivisi çıkmış bir kere...

Şeytanlar dahi tatile çıkmış...

Çünkü, şeytanların bile aklına gelmeyen ne kadar rezillik varsa yaşanıyor...

Dünyanın en sayılı medya adresi New York Times dahi yayın stratejisini objektiflik üzerinden atmış...

İkiyüzlü bir yayıncılık anlayışını benimsemiş...

ABD’nin dünyaya yön veren tüm üniversiteleri ve bilim adamları, medyadaki yazıp çizenlerin hepsi Filistin konusunda sessiz kalırken modeller konuşuyor...

Vardığımız yer burası...

*

ABD’yi zehirli bir sarmaşık gibi saran Yahudi lobisi sinemadan, tiyatroya, medya ve iş dünyasına kadar her yere hâkim...

Yazının Devamını Oku

Kaybolmuş dengeler

Lübnanlı roman yazarı Amin Maalouf, dünyada çok fazla kişinin bir geleceğinin olmadığını düşünmeye başladığını söylüyor...

Eskiden sadece Doğu ülkelerinin halkları kötü yönetildiğinden dolayı Batı’ya kaçıyordu.

Batı’dan Doğu’ya kaçan daha yok gibi...

Son yıllarda dünyanın her yerinde yaşayan insanlar kötü yönetimlerden, yoksulluklardan, savaşlardan, işsizlikten, terörden ve umutsuzluktan kaçıyor.

Afrika ülkelerinin halkları gibi...

Neden?

*

İnsan geleceğinden umutsuz hale getirilmişse ve ekmeğe muhtaç ise oradan kaçıp kurtulmayı tercih ediyor.

Öyle bir çağın eşiğindeyiz ki...

Yazının Devamını Oku

Büyük kuklalar

Yıllardan beri söyleniyor:

- İsrail, ABD’yi bile dinlemiyor!

*

İsrail katliamlarına sessiz kalmanın rezil gerekçelerinden biri...

Hiç kimsenin de inanmayacağı...

ABD’ye rağmen İsrail’in bir kurşun dahi atamayacağını sağır sultan dahi biliyor...

Kimse kimseyi kandırmasın...

İsrail, ABD’nin coğrafyadaki tetikçisidir...

Ve sürekli Amerika’ya alan açmaktadır...

Yazının Devamını Oku

Sorumsuzluk çağı

Dünya sanki büyük bir savaşın kıyısında bekliyor.

Bir yanda virüs ve zorlanan şartların getirdiği yokluk ve fukaralık...

Diğer yanda İsrail’in kural tanımayışı...

Ve Filistin’de katliamlarına devam edişi...

ABD Başkanı Biden ise daha çok katliam yapılmasını istiyor gibi İsrail’e 735 milyon dolarlık silah satış anlaşmasına onay veriyor...

Ya Avusturya?

Başbakanlık binasına İsrail bayrağını asıyor...

Sorumsuzluk çağının zirvelerinde dolaşıyorlar!

*

Yazının Devamını Oku

Körleşme

Filistin’de İsrail’in yaptığı katliamı yazıyoruz... Birileri de sosyal medya adreslerinde Filistin’in geçmişte yaptığı hataları, günahları ve ihanetleri yazıyor.

Ve bize gönderiyor...

*

Diyorlar ki:

Filistin sol örgütlere, PKK ve Asala’ya kapılarını açmış...

Filistin Osmanlı’ya ihanet etmiş ve İngilizlerle birlikte olmuş...

Filistin Kıbrıs Savaşı’nda Türkiye’ye karşı durmuş...

Filistin Ermeni soykırımını tanımış...

Filistin sözde Ermeni soykırımı için hatıra pulu bastırmış...

Yazının Devamını Oku

Yahu...

Nâzım “Dünya adaletsiz çocuk” diyor ya... Belki de, dünyanın hiç adaleti olmadı...

Hazreti Ömer’den bugüne dek...

*

Dünyayı hesaplaşma tarlasına çevirenler hiç utanmıyor, pişman olmuyor ve pis alışkanlıklarından vazgeçmiyor...

Herkes bir gün gideceği ve karşılaşacağı yeri unutmuş...

Ve hesap vereceğini de...

Unutarak yaşayanlara bir gün hatırlatılacak her şey...

Yalansız, dolansız, riyasız, eksiksiz ve reklamsız...

*

Yazının Devamını Oku

İtidalli cinayetler

İşgal altındaki Doğu Kudüs’te yaşayan Filistinlilere zorunlu göç tehdidi nedeniyle zor günler yaşanıyor...

Mescid-i Aksa’daki saldırılarına devam eden İsrail polisi kutsal kentteki gerilimi artırıyor ve katliamlarına bir yenisini daha ekliyor...

İsrail sürekli şiddete başvuruyor...

Ve kanayan yaraları kaşıyor...

Kimse bir şey yapamıyor...

Diyemiyor değil...

Herkes bir şey diyor ama bir şey yapamıyor...

“Lafla peynir gemisi yürümüyor” diyoruz ama laftan başka da bir şey yapamıyoruz...

Dünya sessizleşiyor...

Yazının Devamını Oku

Başımız belada mı?

Çin virüsten sonra dünyanın başına yeni bir çorap daha mı örüyor?

Bu defa da uzaya gönderdiği roket tutunamayıp aşağı düşüyor...

Riskli ülkeler arasında Türkiye de varmış.

Eskilerin deyimiyle “Başımıza taş yağacak” sözü de gerçek oluyor.

Ve başımıza gökyüzünden roket düşüyor...

*

Çin ise haberleri yalanlıyor.

“Batı’nın uydurması” diyor...

Paniğe gerek olmadığını açıklıyor.

Yazının Devamını Oku

Acılar masal olmuyorsa...

Pandemi yüzünden zor günler yaşanıyor...

Özellikle fakir, gelişmeyen ve nüfusun aşırı yoğun olduğu ülkelerde...

Hindistan ve Çin gibi...

Aş yokluğu yerini aşı yokluğuna bırakıyor...

İnsanlar açlık ile aşı arasında gidip geliyor...

*

Hindistan ve diğer yoksul ülkelerde yaşananları ajansların dünyaya geçtiği haberlerden öğreniyoruz...

Hindistan’da vaka sayısı 21 milyon 64 bin 862’ye, can kaybı ise 230 bin 10’a ulaşmış.

Ülkede günlük vaka sayısının 400 binin üzerinde olduğunu, günlük can kaybının ise 3 bine yaklaştığını bildiren uzmanlar, derin bir çaresizlik ve yoksulluğun yaşandığına dikkat çekiyor.

Yazının Devamını Oku

Sefersiz saldırılar

ABD Başkanı Biden’ın sözde soykırım açıklamasına tepki açıklamalarından başka bilimsel olarak verilmiş bir ciddi karşılık yok...

Örneğin yüz tarihçi bir araya gelip bir mektup yazmadı...

Ve 250 üniversite rektörü ve yönetimi de bir araya gelip bildiri yayınlamadı...

Emekli büyükelçiler ve emekli general ya da amiraller de...

Avrasya İncelemeleri Merkezi Başkanı emekli büyükelçi Ömer Engin Lütem Ermeni sorunu ile ilgili kapsamlı bir çalışma yapmış...

*

Soykırım yaptığı iddia edilen Osmanlı Devleti’nde 29 paşa, 22 bakan, 33 milletvekili, 7 büyükelçi ve 11 başkonsolosun çalıştığını vurgulayan emekli büyükelçi Ömer Engin Lütem 1912 ve 1913 yıllarında yani Balkan Savaşları sırasında dışişleri bakanının Gabriel Naroduncıyan adlı bir Ermeni vatandaşının olduğuna dikkat çekiyor...

Agop Kazakyan’ın maliye bakanı, Ohannes Sakız Paşa’nın ise hazine-i hassa bakanı olduğuna da...

Kim biliyor bu gerçekleri?

Yazının Devamını Oku

İfadenin ikiyüzlü hürriyeti

2. Dünya Savaşı’nda Yahudilere yapılan soykırımı reddettiğini açıkladığında bir kaşık suda boğulmaya çalışılan Fransız düşünür Roger Garaudy, 14 yaşında Protestan, sonra Katolik ve 69 yaşında ise Müslüman olduğunu söylemişti.

Fransız direniş hareketine katılınca Cezayir’deki kamplara sürülen Garaudy savaş sonrasında Fransız Komünist Partisi’ne girmiş ve senatör seçilmişti...

Aykırı çıkışlarıyla dünyanın dikkatini çekmeyi başaran Garaudy, 1970 yılında SSCB’nin Çekoslovakya’yı işgalini eleştirdiğinden dolayı Komünist Parti’den uzaklaştırılmıştı.

1982 yılında ise Müslüman olduğunu açıklayan Garaudy, 1996 yılında soykırımı reddettiğine dair yazdığı ‘İsrail: Terör ve Mitler’ kitabıyla kendisine bağlanmış olan bir fitili de ateşlemişti... 

*

İfade hürriyetinin öncülüğünü yapan Fransız mahkemeleri Garaudy’i cezalandırmış ve kitabın basımını yasaklamıştı.

Soykırım diyenleri dünyanın her yerinde el üstünde tutan anlayış reddedenleri ise taşa tutuyor...

İfadesine bile tahammül yok.

Nasıl bir ifade hürriyeti ise...

Yazının Devamını Oku

Karşılıklı çatışmalar

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Biden’ın ‘Ermeni soykırımı’ açıklamasının sürpriz olmaması gerektiğini belirtiyor ve diyor ki:

Kendisi uzun zamandır 1915 olaylarını soykırım olarak tanımlıyor ve bu açıklaması da bekleniyordu...

Yani özür dilenmediği gibi normal bir şeymiş gibi karşılamamızı bekliyor...

Diplomasiyi de komediye çevirdiler...

*

Aykırı çıkışlarıyla gündeme gelen içimizdeki tuhaf koro hâlâ ABD’ye bir şey diyemiyor.

Daha doğrusu demek istemiyorlar...

İnsan haklarından dem vuranlar söz konusu Türkiye olunca meydanlara, sokaklara çıkıyorlar ama ABD olduğunda evlerinde oturmayı tercih ediyorlar...

Prof.

Yazının Devamını Oku

İçimizdeki tuhaflıklar

ABD Başkanı Biden’ın sözde ‘soykırım’ sözlerine karşılık yüzlerce tepki açıklaması yapıldı...

Sonuçta bir şey değişmedi...

71 yıl önce Kore’de uğruna savaştığımız müttefik ABD dostluğunun gerçek yüzü bu işte...

Her geçen gün ABD’nin kaybettiğimiz sevimli yüzünü ararken, beklerken onlar daha da çirkinleştirdikleri yüzünü bize göstermeye devam ediyor...

*

Kızılderilileri ve ülkesindeki siyahi vatandaşları yıllarca katleden ABD’nin katliam geçmişi ise şöyle:

Vietnam 4 milyon.

Kore 3 milyon.

Kamboçya ve Laos’da 1 milyon.

Yazının Devamını Oku

Bir fitili ateşlemek

Yüzyıl önce yaşananları yeniden Ermeni lobisinin ısrarıyla Türkiye’ye karşı olan kinlerini gündeme taşıyan ABD Başkanı Biden ve kurmayları bir fitili daha ateşliyor...

Ve Türkiye’yi 1915 olaylarından sorumlu tutuyor, sözde ‘soykırım’ yapmakla suçluyor...

Neden bugün?

Çünkü Türkiye kendi çıkarlarına aykırı davranınca ve katliamlarına ortak olmayınca eski bir alışkanlığını hatırlayan ABD, yüzyıldan beri başımızda boza pişirir gibi sürekli Ermeni olaylarını sopa gibi gösterip tehdit etmeyi sürdürüyor...

Güya 1.5 milyon Ermeni’yi tehcir etmişiz!

Katletmişiz...

İmha kampanyasıyla ölüme göndermişiz!

*

Düne kadar

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI