GeriMehmet SOYSAL İddialı çizgiler
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İddialı çizgiler

Ankara, tüm kartların toplandığı, yeniden dağıtıldığı, kördüğümlerin ve sayısız kapıların şifrelerinin çözüldüğü şehir olma unvanını koruyor...

Ve tüm krizlerin çözüldüğü adres olma özelliğini de...

Yükünü paylaşmıyor...

Yetkilerini de...

*

Yeni bir partiyle politikaya başlayan siyasiler ise eskilerini yanında götürmeye gerek duymayan bir anlayışa sahip...

Bir günde her şeyi unutabiliyor...

Aklımıza, “Gidenler mi yoksa kalanlar mı suçlu?” sorusu geliyor...

Çizgi dışına çıkarılan ya da çıkanlar kendi kişisel gerekçelerini buluyor...

Birileri de bu yalanlara inanıyor...

*

Taviz operasyonlarıyla toplumun her kesimine Özal’dan bugüne kadar mavi boncuk dağıtanların aklında farklı eğilimleri bir araya getirme stratejisinden başka bir şey yok... 

Böyle diyenler daha sonraları akıl perdelerinin arkasında gizledikleri kendi eğilimlerine yenik düşüyor...

Güç, para, ego ve taviz dörtlüsünün yuvalandığı adreslerde kara politikayı ideoloji adıyla sürdürerek ayakta kalmaya çalışıyor...

*

Tek gözü açık uyuyarak sabahlayanlar sürekli felaket bekliyor...

Siyasette dostluk, vefa ve sadakate yer olmadığını kendi duruşlarıyla bir kez daha doğruluyorlar ama fark edilmediklerini sanıyorlar...

Ve her gün yeni bir tavizin kapılarını da aralayarak...

Mesele, yol değilmiş...

Yoldaşlık bittiğinde bambaşka rotalar çizilebiliyormuş...

*

Kriz beklentileriyle kendilerine açılacak yeni alanlarda fırsat siyaseti yapmaya alışkın olanlar, dünyanın her yerinde hep aynı ve hiç değişmiyor...

Gelgit dalgaları gibi sonuca endeksli bir seçmen kitlesinin olduğu gerçeğini de unutmayalım...

Merkez partilerinin bir seçimi kaybettiklerinde siyaset tarihinden silindiklerini de...

Ve geriye sadece tabelalarının kaldığını da...

Bütün bunlara rağmen yaklaşık 90 siyasi parti var...

*

CHP, MHP, SP ve BBP gibi seçmen tabanı kemikleşen siyasi partiler ise baraj altı kaldıklarında dahi daima varlıklarını sürdürüyor...

DP, AP, ANAP ve DYP gibi merkez partiler ise kaybolup gitti...

Daha da önemlisi kaç defa kapatılan ve yeni bir tabelayla yeniden ortaya çıkan HDP faktörünü de unutmamak gerekiyor ki terör örgütü PKK ile yollarını ayırmayışına rağmen...

Sürekli varlığını sürdürüyor ve ittifaklarda gizli ya da açıkça yer alıyor...

*

Bilmeliyiz ki, demokrasi dünyanın her yerinde büyük tehdit altında...

Krizlerini yönetemeyen devletler daha büyük krizlere başvurarak yoksulluğu yönetmeye çalışıyor...

Koronavirüsü de bahane ederek...

Uluslararası IDEA Genel Sekreteri Kevin Casas-Zamora’nın demokrasinin tehdit altında olduğuna dair uyarıları düşüyor aklımıza...

Diyor ki:

Şimdi hepimizin demokrasiyi savunmak için bir arada durması gereken zamandır.

*

Sabahtan akşama kadar sosyal medyada bir yerlere sistematik saldırılarla meşgul olanlar esrarengiz başlık ve sayısız sorularla belgesiz, bilgisiz ve delilsiz iddiaları gündeme taşıyor...

Bu marazi bir hastalığa yakalananların tek derdi izlenme rekoru kırabilmek, para kazanabilmek, varlıklarını ispatlayabilmek...

Yığınla iddiayı sıraladıktan sonra sözlerine ‘kulislerde konuşulanlara göre’ diyerek nokta koymaları ise her videoda yaşanan bir komedi...

Ne gariptir ki, bu delileri yüz binlerce kişi izliyor...

Her deli farklı bir kuyuya taş atıyor...

Gündelik siyasi tartışmaların delice bir taraftarı olup çıkanlara her defasında gülüyoruz... Çünkü siyaset sahnesinde yaşanan bin bir gece masallarındaki gibi sayısız oyunlardan habersiz yaşıyorlar...

*

İddialardan ibaret yığınla yalanı, çarpıcı başlıklar ve soru işaretleriyle sosyal medyanın gündemine taşıyanlar bilmelidir ki, böyle yapmaya devam ederek bir arada yaşamayı ve demokrasiyi tehdit ediyorlar...

Yerine kim ne koyacak?

Belli değil...

İddialı çizgilerden oluşan sınır boylarında yürümeye bir son verilmesi gerekiyor; yoksa herkesin cebinde gizlediği küçük bir hesap defteri var...

O defterler açıldığında her şey için çok geç kalınmış olabilir...

X

Bozucu etkiler

ABD, Rusya’dan aldığımız S-400 sistemleri gerekçesiyle Türkiye’ye CAATSA yasası kapsamında yaptırımlarını bugün devreye sokuyor...

Yeni dünya düzeni ve dostluk anlayışı da böyle bir şey...

ABD, NATO ve AB dahil çifte standart uyguluyor...

Yunanistan, Rusya’dan alınca hiç kimse bir şey demiyor...

Türkiye aldığında ise yaptırımlarla tehdit ediliyor...

Neden?

*

Eski başkan Trump dahi ABD’nin uyguladığı çifte standardı G-20 Zirvesi’nde gündeme getirmiş ve Obama dönemini suçlamıştı...

ABD’den yıllarca hava savunma sistemlerini istedik vermedi...

Yazının Devamını Oku

Tehlikeli çember

ABD, Avrupa’ya yerleşiyor...

Kavala, Selanik, Volos ve Girit’e üs kuruyor... Yunanistan Biden ile anlaştıklarını açıklıyor...

Bir yandan askeri ortak tatbikatlar, diğer yandan yeni üsler kurulmasının altında yatan amaç belli...

Rusya tehlikesine karşı korumak bahanesiyle Avrupa’ya yerleşmek isteyen ABD, diğer yandan Türkiye’ye karşı da Yunanistan’ı kışkırtmaya devam ediyor.

Doğu Akdeniz, Suriye ve Libya’daki Rusya varlığına karşı da kendi varlığını sürdüreceğinin mesajını veriyor.

Ve ayrıca Ege Denizi, Karadeniz ve Balkanlar’ı da kontrol edeceğini söylüyor.

*

Yunan medyasındaki haberlere göre ABD’nin 50 yerde askeri üs kuracağını ve bunun karşılığında ise büyük çapta hibe silahların verileceğini açıklıyor.

Hibe silahların listesini ise Washington’da bulunan Yunanistan Başbakanı

Yazının Devamını Oku

Gölgelerin sessizliği

Belçika’nın eski başbakanlarından Guy Verhofstadt on beş yıl önce Avrupa Birleşik Devletleri kitabında içinde bulundukları düşünme sürecini eleştiriyordu...

Ve AB’nin gerilemesi tehlikesine dikkat çekiyordu.

Ekonomisi modernleştirilmiş siyasi bir Avrupa Birliği’nin kaçınılmaz olduğunu ve “ortak bir ordu kurulması” teklifini gündeme getiriyordu...

ABD’nin iş yaptığına, AB’nin ise hâlâ düşündüğüne bir anlam veremediğini belirten Verhofstadt demişti ki:

- AB bir bisiklete benzer. Durması halinde ayakta kalamaz yıkılır!

*

Yıkılması halinde 50 yıllık emeklerinin boşa gideceğini, Euro’nun son bulacağını, sınır kapılarının yeniden oluşacağını ve serbest dolaşımının sona ereceğini anlattığı kitabında Türkiye’nin AB’ye katılımının faydalarına değiniyordu...

AB ülkelerinde aynı değer, gelenek ve kültürlerin buluşturulamayacağını vurgulayan Verhofstadt siyasi ve sosyal uyumun yeterli olabileceğini ifade etmişti...

Ortak bir para birimi sahibi olmanın bir anlamı olmadığını ve 50 yıldan beri bir savunma birliği kurma fikrini hayata geçiremediklerinden şikâyet eden

Yazının Devamını Oku

Kripto günler

Kripto örgütler derken geldik kripto paralara...

Bitcoin, Ethereum, Ripple, Monero, Zcash, Dash ve diğerleri...

Sahipleri kim?

Richard Branson, Elon Musk ve Bill Gates olduğu söyleniyor...

Kripto paranın karşılığı nedir?

Belli değil.

Sabah kalkan alıyor akşam kime bozduracağını bilmiyor.

Muhatap belli değil.

Kanunlar yetersiz...

Yazının Devamını Oku

Korkuya doğru

Yunanistan üzerinden Türkiye’ye karşı yeni oyunlar hazırlanıyor.   

Bir yandan ortak askeri tatbikatlar, diğer yandan Doğu Akdeniz’deki birliktelikler ve en son 25 Mart günü Osmanlı’dan ayrılışının 200. yıldönümü töreninde yaşananlar...

Ve ABD F-16’larının törendeki gösterileri...

Yunanistan ve Arap dünyasının Türkiye aleyhine birleşmesi de oldukça garip...

Güney Kıbrıs Rum kesimi, Yunanistan ve Suriye’deki PKK uzantıları olan YPG ve PYD ile olan gelişmeler daha da dikkat çekici...

*

Etrafımızda bir şeyler dönüyor, döndürülüyor...

ABD ve AB içerdeki ekonomik sıkışıklık ve karışıklık senaryolarını dışarıda çıkaracağı büyük krizlerle filme çekmeye hazırlanıyor...

Türkiye üzerinden Çin ve Rusya’yı da köşeye sıkıştırmak isteyen güçler kendi halklarını yeniden güvenlik sendromuna sokmayı düşünüyor...

Yazının Devamını Oku

Kaygıların arkası

AB Zirvesi sonrası liderlerin Türkiye’ye yönelik açıklamaları dikkat çekici...

Merkel, Macron ve diğerleri Türkiye’yi hukuk ve insan hakları konusunda uyarıyor...

Ne diyorlar?

- HDP.

- APO.

- PKK.

- Selahattin Demirtaş.

- FETÖ.

- Ve kendilerince önemli gördükleri kişiler...

Yazının Devamını Oku

Yaşamanın derinliği

Her şeyin derinlere kazıldığı günlerden geçiyoruz. Ne silahlara veda ediliyor ne de savaşlara.

Doç. Dr. Hasan Basri Yalçın ‘Asimetrik Savaş ve Teknoloji Dağılımı’ kitabında son yıllarda sınır boylarımızda yaşanan Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı adlı askeri operasyonlardaki bilinmeyenleri ve başkalarının savaşlarındaki amaç ve araçlarını özetliyor...

Gücün tek boyutlu olmadığını, bazı taktikleri avantajlı hale getirebileceğini belirterek diyor ki:

Operasyonel sanat ve stratejik beceriyle birleştirebilenler zafere daha yakın hale gelir...

*

Amaçların sonsuz olabileceğini ama araçların hiçbir zaman sonsuz olamayacağını, silah teknolojisinde yaşanan değişimlerin asimetrik savaşları tarihsel olarak nasıl etkilediğini kitabında anlatan Doç. Dr. Yalçın gelinen durumu şöyle özetliyor:

Silah sistemi, başarıyı mümkün kılabilir ama mecburi bir sonuç haline getirmez.

*

Etrafımız kuşatılıyor sanki...

Yazının Devamını Oku

Levant kıyılarında

Eskiden Doğu Akdeniz kıyılarına Levant diyorlarmış...

Yani, güneşin doğduğu yön...

Bizans’tan beri ticaretin merkezi...

Batı asırlardan beri sürekli seçeneklerini arttırıyor...

Türkiye arttırmaya kalktığında ise seçenekleri daraltmaya zorlanıyor.

Neden?

Rakiplerimizden daha akıllı olmak suç ilan ediliyor...

*

Doğu Akdeniz’de Güney Kıbrıs Rum kesimi, İsrail, Fransa, Yunanistan ve Mısır petrol arayabiliyor.

Yazının Devamını Oku

Kardeşliğin öteki yüzü

Prens Selman’ın Kaşıkçı cinayetindeki izlerini Türkiye ortaya çıkarıp hesap sormaya başlayınca S. Arabistan gerçek yüzünü ve içinde yıllardan beri biriktirdiği kin ve nefreti de kusmaya başladı...

ABD ve AB ülkeleri ise güya hesap soracaktı...

Yalan oldu her şey...

Perde arkasındaki ticari ve stratejik hesaplar yüzünden olay kapatıldı...

Ve Prens Selman cinayetin dışında tutuldu...

*

S. Arabistan o günden beri hiç rahat durmuyor.

Türk mallarına ambargo koyuyor...

Yazının Devamını Oku

Ağır yalnızlıklar

Saddam’ı mahkeme salonunda azarlayarak dışarı atan hâkim adaleti yerine getirdiği düşüncesiyle davranıyordu ama kararı önceden belli bir mahkemeyi yönettiğini unutuyordu...

Ve kendisinin de kahraman olacağını sanıyordu.

Saddam ise uğradığı ihanete isyan edercesine hâkime bağırarak

diyordu ki:

Senin babanı ben emniyet müdürü yapmıştım!

*

Evet, Saddam ve Kaddafi’de antidemokratik duruş ve davranışlarıyla halkını mutsuz ve terörize etmeyi başarmış liderlerdi.

Hepsi de ardında büyük bir yıkım bırakmıştı. Her şeyi ele geçirdiklerini düşündükleri sırada her şeylerini kaybederek hayata veda etmişlerdi.

Arkalarında ise yıkık dökük kentler ve milyonlarca ölen insan.

Yazının Devamını Oku

Hercai günler

İsrail Kudüs’ü başkenti ilan etti...

Herkes sessizliğe büründü... ABD, büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıdı...

Ve sessiz oyun devam etti...

Arap Birliği birkaç cümleden ibaret açıklamalarla yetindi...

Şimdi Çekya ülkesi bile Kudüs’te ofis açmış...

Yakında tüm Batılı ülkeler önce ofis, sonra büyükelçiliklerini taşıyacak...

Arap Birliği ise sessiz film izliyor gibi dünyalıklarıyla ve iktidarlarıyla daha fazla meşgul...

Nasıl birlikse, ne oyun bozabiliyor ne de oyun kurabiliyor.

*

Yazının Devamını Oku

Eşref saatlerinde

Nostradamus'un söylediklerinin peşine düşenler gelecekte dünyayı hangi afetlerin beklediğini çözmeye çalışıyor...

Nedense, önündeki felaketlerle ilgilenmekten daha çok daima yarınları merak eden bir yanımız var...

Geçmiş felaketlerden ders çıkaramayan insanın bir türlü vazgeçemediği bu alışkanlık, bize göre içinde bulunduğu en büyük felaket gaflettir...

Ders alınmadığı için de felaketler de sürekli tekrar ediyor...

*

Gizem, şifre merakı insanı falcıların esiri haline getirmiş...

Bugünün değil yarının peşine düşmüş...

Nostradamus’un söylediklerinin gerçekleşmesini oturup beklemek yerine yapılması gerekenleri unutarak yaşamak herkese daha kolay geliyor...

Bilmeliyiz ki, bugün nasıl yaşıyorsak yarın da yaşadıklarımızın faturası bizleri bekliyor...

Yazının Devamını Oku

Günlerin sonu mu?

Fransız fizikçi ve astrolog idi...

Kimilerine göre ise felaket tellalı...

Kimilerine göre kâhin...

Ve bazılarına göre de vizyon sahibi...

Kim olduğundan daha çok söyledikleriyle daha çok ilgilenilen biri...

Dünyada ne zaman yeni bir felaket yaşansa hemen herkes Nostradamus’u bir daha gündeme taşıyor...

Niye?

Başka hangi felaketlerin yaşanacağı merak ediliyor...

*

Yazının Devamını Oku

Kör noktalar

AB ülkelerini ilk defa açıkça NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg uyarıyor...

Türkiye’yi yıllarca kapılarında tam üyelik için bekleten, oyalayan ve sürekli uyduruk gerekçelerle kapılarını kapatan AB liderlerine gerçeklerle yüzleşilmesi gerektiğinin zamanı geldiğini söylüyor...

Ve diyor ki:

AB’yi Türkiye koruyor!

*

AB’nin savunma harcamalarını arttırma, yeni askeri kapasite inşa etme ve savunma sanayisinin güçlendirilmesi yönündeki projelerini desteklediğini belirten Stoltenberg, bunun tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak asıl sorunun ne olduğunu açıklıyor:

AB, Avrupa’yı savunacak durumda değil.

*

Stoltenberg meseleye tek gözünü karartarak bakmanın kimseye bir faydası olmadığını ve meseleyi de çözmediğinin altını çiziyor ve diyor ki:

Yazının Devamını Oku

Duvardaki ölümler

Büyük dedeleri ve babalarından miras kalan prens unvanıyla halkının ensesinde boza pişirerek dolaşan Prens Selman’ın dünyanın gündemine girdiği iki konuya bakın...

Biri Cemal Kaşıkçı cinayeti...

Önce boğdurulan sonra fırınlarda yakılıp kül edilen gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayeti soruşturmasında verdiği emirle gündeme gelen Prens Selman bugünlerde aldığı tablonun sahte çıkışıyla bir kez daha gündem oluyor...

*

450 milyon dolara aldığı tablo...

Ki tablo da sahte çıkıyor...

Kaşıkçı’yı öldürtüp sonra da yalan söyleyen Prens Selman sanat simsarlarının yalanlarıyla milyon dolarları harcayarak duvarlarına astığı sahte tabloyla kendini sevdirmeye çalışıyor...

Sanatsever olduğunu dünyaya anlatmak ve işlediği cinayetlerin üstünü örtmek için duvarlara pahalı tablolar asarak kan temizlenmiyor...

*

Yazının Devamını Oku

Zorlanan tahammül

ABD sabah kalkıp bir yere bomba atıyor...

Akşam barış nutukları çekiyor...

Dünyanın her yerinde tahammülü zorluyor...

Ve büyük bir öfkeyi biriktiriyor...

Farkında mı?

Sanmıyoruz...

*

Sınırlarımızın biraz ötesinde PKK’yı ve uzantılı terör örgütlerini yıllardan beri silahlandırıyor...

TIR’larla silah taşıyor...

Yazının Devamını Oku

Bitiş çizgisi

Koronavirüs gerçekleri ve yalanlarını ayırt etmek için dahi bir üst kurul gerekiyor...

Her dakika farklı bir bilgi piyasalara sürülüyor... Nasıl bir virüs ise bulaştıkça değişiyor...

Bin bir kılığa giren hafiye gibi...

*

New York Times, ABD’de ve dünyanın birçok noktasında hastanede tedavi gerektiren koronavirüs vakaları ve ölüm sayılarının hızla düştüğünü yazmış.

Aşılamanın da hız kazandığına dikkat çeken gazete, “finiş çizgisi” görülmüşken tedbirlerin elden bırakılmaması uyarısında bulunmuş...

Tedbir ne?

Maske...

Mesafe ise artık büyük bir yalan...

Yazının Devamını Oku

Yağmur beklerken...

ABD’de koronavirüs yüzünden ölenlerin sayısı 500 bin kişiyi geçmiş...

Dünyadaki sayının ise milyonlarca kişiyi bulduğunu açıklayan Dr. Fauci diyor ki:

- 1918 yılındaki salgından beri başımıza gelen hiçbir şeye benzemiyor. İnsanlar uzun yıllar bu durumu konuşacak!

*

Ve daha önemlisi maske takmanın birkaç yıl daha sürebileceğini söyleyen Dr. Fauci:

- Eski hayata dönüşümüzün tarihini asla veremem...

Yani, normale dönüşün aşıların etkisiyle bulaşma oranlarının azalmasına bağlı olduğuna dikkat çeken Dr. Fauci bugüne kadar ABD’de 60 milyona yakın aşı vurulduğunu söylüyor...

*

BM Genel Sekreteri

Yazının Devamını Oku

Eko-terörizm

Lars Lenth, ‘Vega Kardeşler’ adlı romanında eko-terörizmin farklı bir boyutunu yazıyor...

Diyor ki:

İyi insanlar harekete geçmediğinde, zafer kazanan şeytan olur.

*

“Yaşam, her yerde olduğu gibi, dünyanın kıyısındaki Norveç’te de adaletsiz” diyen yazar Lenth, geçimlerini balık çiftliklerinde çalışarak sağlayan insanların, fiyordun iklimsel zor şartlarında nasıl hayatta kalma mücadelesi verdiklerinin hikâyesini anlatıyor ve diyor ki:

Halkın sırtından geçinen çiftlik sahipleriyse kirli hesaplar peşinde.

*

Gıda endüstrisinde daha fazla kâr elde edebilmek için sermaye sahiplerinin ne kadar ileri gidebileceğini de öğrenmiş oluyoruz.

Ve sermayenin arkasındaki gizli güçlerin arasında görünmeyen politikacıların da varlığını...

Yazının Devamını Oku

Var oluşsal tehditler

ABD’deki Yeşil Parti’nin aktivistlerinden Medea Benjamin diyor ki:

ABD, iklim değişimini ve savaşları ele alan uluslararası anlaşmaları engellemektedir.

ABD kasten ve mütemadiyen dünyanın, sera gazı salınımlarını kesme ve yenilenebilir enerjiye geçişi hızlandırma amacı taşıyan iklim kriziyle mücadele eden kolektif çabaları baltalamaktadır. 

*

İnsanoğlu kendisini bekleyen tehlikelere karşı mücadele eden, hatırlatan kişi ve kuruluşları pek ciddiye almıyor...

ABD’de bile...

2001 yılında kurulan Yeşil Parti insanların zehirsiz, tehlikesiz, silahsız ve kısacası çevre teröründen etkilenmemesi için olağanüstü çaba gösteriyor ama seçimlerde aldığı oy oranı en fazla yüzde 3...

Var oluşsal tehditlere karşı halkı uyaran kişi ve partilere dünyanın hiçbir yerinde fazla ilgi yok...

Neden?

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI