GeriMehmet SOYSAL Dikiz aynaları...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Dikiz aynaları...

Afganistan diyoruz ama kendi halkına bile zulüm eden, affetmeyen, kanunsuzca davranan bir Taliban örgütü acaba hiç aynaya bakıyor mu?

Özellikle de dikiz aynalarına...

Yani geçmişine.

Kendi halkı kendisinden kaçıyor.

Hiçbir şey ifade etmiyor mu?

Rusya’ya karşı zamanında ABD tarafından örgütlenen, silahlandırılan ve bize Mücahid diye yutturulan senaryoyu Rambo filmiyle çekenler ve dünyaya izletenler bugün başka bir film çekiyor.

Filmin adı Afganistan’dan kaçış...

*

Usame Bin Ladin liderliğinde ve Suudi Arabistan tarafından finanse edilen Afganistan’daki Mücahid’lerden oluşan düzensiz ordu Rusya’ya ağır bir hezimet yaşatmıştı.

Rusya’nın yıkılışı da böyle başlamıştı.

Daha sonra Berlin Duvarı’nın yıkılışıyla masayı dağıtıp yeniden kuran ABD aklı sıra Rusya’nın ipini çekmişti.

Reagan ve Gorbaçov’un anlaşmasından sonra Rusya’da Glasnost rüzgarları esmişti.

Rusya güya bitmişti.

Ve yeni bir rüyaya dalmıştı.

*

Uzun bir dönem ABD ile Rusya arasındaki soğuk savaş sona ermiş ve barış rüzgarları esmeye başlamıştı.

Çin ise sürekli üretiyor ve dünyaya mal satmakla meşguldü.

Birinci müşterisi ise ABD’ydi.

Trilyonlarca borcu var ABD’nin Çin’e.

‘Ödemiyorum’ dediği anda iflas eden ve tek çareyi de ABD’ye savaş açarak alacağını tahsil edecek olan bir Çin’den sözediyoruz...

*

Afganistan’da kurulan yeni yönetime bir türlü giremeyen Mücahid’ler kendi aralarında birbirine düşmüştü.

Özellikle, sahipsiz bırakılan radikal Mücahid’ler Usame Bin Ladin liderliğinde El Kaide olmaya doğru yapılanmıştı. 11 Eylül saldırısıyla yeniden gündeme gelmeye çalışan bu yapılanma akılları sıra ABD’ye büyük bir ders vererek intikam almıştı.

20 yıl sonunda kimin kimden nasıl bir intikam aldığını görüyoruz.

Kabil’de kimlerin fitilini ateşlediği belli olmayan bombalar yüzünden 90 kişi öldü ve yüzlerce yaralı var.

*

ABD’nin 11 Eylül saldırısı sonrası girdiği Afganistan’da bir yandan düzenli bir ordu kurmaya çalışıyor diğer yandan ise ticaretin kapılarını ülkesinin şirketlerine açıyordu.

Yıllarca yeraltı madenlerini çıkartan ABD’li şirketler trilyonlarca dolar para kazanmıştı.

Afgan halkı ise sefalet içinde...

Kukla hükümetleri kullanarak istediği her şeyi almıştı.

Tahliye operasyonlarından anlıyoruz ki binlerce ABD’li Afganistan’da imiş.

Birileri de “Binlerce ABD’linin Afganistan’da ne işi vardı?” diye sormuyor...

*

En ufak bir terör saldırısıyla ortalığı yangın yerine çeviren ve hemen vatandaşlarına ‘Türkiye’ye gitmeyin’ uyarısında bulunan ABD acaba vatandaşlarına Afganistan’ın ne kadar tehlikeli bir yer olduğuna dair hiç uyarıda bulunmuş muydu?

Sanmıyoruz.

Dikiz aynalarına baktığımız ve tüm fotoğrafları bir araya getirdiğimiz zaman sayısız hikâyeyle karşılaşıyoruz.

Taliban’ın bugünden sonra kimlerin taşeronluğunu yapacağı ve ne yapmak istediğini görür gibiyiz.

Lakin, kendileri dikiz aynalarından yoksun.

X

Demir kuşlar

Kendini ülkeye adayan güzel insanlardan biri daha gitti...

Savunma sanayisinin kurulması için kendini işine adayan ve İnsansız Hava Aracı (İHA) diye bilinen projeyi başaran Özdemir Bayraktar’ı diliyoruz kimse unutmayacak...

Ve de gökyüzünde sessizce dolaşan demir kuşlarını...

*

Birkaç defa kalp krizi ve ağır ameliyatlar geçirmesine rağmen işini hiç ihmal etmedi...

Selçuk Bayraktar’ın davetiyle Esenyurt’taki fabrikayı gezdiğimizde Özdemir ağabeyin hâlâ heyecanla çalıştığını gördüğümüzde şaşırmıştık...

*

Daha önce de rahatsızlanmış ve hastaneden sonra evinde dinlendiğinde Milli Savunma Bakan Yardımcısı Şuay Alpay dostumuzla birlikte ziyaret etmiştik...

Hasta yatağında dahi yeni projelerden söz ediyordu...

Yazının Devamını Oku

Bedava yaşamak...

Şarkıda diyor ya:

Bedava yaşıyoruz, bedava...

*

Beleş yaşamakla bedava yaşamayı karıştırıyorlar...

Havanın dışında her şey parayla...

Acı, su dahi...

Metropol şehirlerde parasız yaşamak zor...

Çünkü her şey parayla...

Emekli maaşı ve asgari ücretle geçinmeye çalışanlar parayı kira, bina aidatı, doğalgaz, su, ulaşım, yakıt, telefon faturalarına harcıyor...

Yazının Devamını Oku

Planlı kurgular

Bazı şüpheler kamuoyu önünde konuşulmaz...

“Siyasi suikastlar işlenebilir” gibi bir söylem siyasetçilerin sağduyusuna yakışmıyor...

Ne zaman olacak?

Belli değil...

Kim yapacak?

Belli değil...

Bu kadar belirsizliği taşıyan bir cümle kamuoyuna söylenmemeli...

*

Bazı sözlerden de şüpheler üretilmez...

Yazının Devamını Oku

Şifreli hayatlar

Dünya genelinde Facebook, Instagram ve WhatsApp’a saatlerce süren erişim sorunu yaşanmasıyla birlikte siber saldırılarda da büyük bir artış yaşanıyor.

3.5 milyar kullanıcıya sorunun ‘ayar değişikliği’ yüzünden kaynaklandığını açıklayan Facebook, bir gecede 6.7 milyar dolar kaybediyor...

Konuyla ilgili internet güvenlik uzmanları ise sabotaj ihtimalinin olabileceğini söylüyor...

*

ABD’de gündemin ilk sıralarından düşmeyen bir konu...

Özellikle Facebook çalışanı Frances Haugen’in açıklamalarından sonra sosyal medya şirketlerine yönelik federal düzenlemelerin ABD Kongresi’nin gündeminde olduğu da söyleniyor...

Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki ise, ‘Şirketlerin iç düzenlemelerinin işe yaramadığı ortada’ diyerek konunun Başkan Biden’nın da gündeminde olduğunu açıklıyor.

*

Facebook eski çalışanı

Yazının Devamını Oku

Dijital dağ

Dünya hızla dijitalleşmeye doğru gidiyor...

Lakin, giderken de arkasını toparlayamıyor ve büyük bir boşluk bırakıyor...

Her alanda olduğu gibi hırsızlar ve eşkıyalar dijital dünyayı da terörize etmeyi başarıyor...

Milyarlarca dolarlık şirketler ve devletlerin kurumları hemen her gün bir yerde siber saldırıya uğruyor...

Devletlerin emniyet ve adli makamları siber teröristleri yakalamakta zorlanıyor...

Çünkü, artık casusluk bir klavyenin tuşlarında...

*

Geçen yıl dünyanın en büyük siber saldırısı ABD’de devletin kurumlarına yapılmıştı...

Saldırıda, enerji ve ticaret bakanlıklarıyla birlikte federal üst kurumlar hedef alınmıştı...

Yazının Devamını Oku

Sözlerin ardındaki gerçek

ABD’nin PKK uzantısı PYD ve YPG’ye verdiği destek sürüyor...

Cumhurbaşkanı Erdoğan Suriye’ye gönderilen 4 bin TIR silah sevkiyatını yabancı basın mensubuna söylüyor ve haklı olarak soruyor:

Bunu niye sormuyorsunuz?

*

Sormuyorlar, çünkü cevaplarını biliyorlar...

ABD kime karşı silahlandırıyor?

Bölgeye yerleşmek isteyen, kendisine yeni bir üs kurma arayışında olan, İsrail’in güvenliğini sağlayacağını ve Ortadoğu’yu böylelikle kontrol edeceğini düşünen ABD aklınca yeni bir devletçik kurmaya çalışıyor...

Yanılıyor, çünkü Afganistan’da 300 bin kişiyi silahlandırdı, eğitti, askeri araçlar gönderdi ve aklı sıra düzenli bir ordu kurdu ama sonucunu hep birlikte gördük...

Biden

Yazının Devamını Oku

Irksal karşıtlık

Berlin’de bir binaya yapılan bombalı saldırıyla başlayan filmin adı ‘Benim Adım Karl’...

Çekya ve Almanya ortak yapımı film Netflix’te...

Filmde, bombalı saldırının ardından ırksal karşıtlığın ve cadı avının nasıl başlatıldığı ve perde arkasında nelerin yaşandığı anlatılıyor...

Irksal karşıtlıklarıyla gündem olan aktivistlerin sözleriyle eylemleri arasında nasıl bir uçurumun olduğu da...

*

Rejimlerin ikiyüzlülüğüne sözde karşı bir duruş sergileyen bazı aktivistler gizli örgütler kurarak Avrupa’nın her şehrinde yaşayan özellikle Müslüman mültecilere karşı acımasızca eylemler düzenliyor...

Amaçları tüm mültecilerin Avrupa’dan çıkmalarını sağlamak ve kamuoyunu kışkırtmak...

Ve idam cezasını geri getirtmek...

Fransız aktivistlerden biri ise siyasileri kalabalıklara şikâyet ederek diyor ki:

Yazının Devamını Oku

Başka Türkiye...

Av. Şadi Çarsancaklı diyor ki:

Hukuk devletinin gerekliliği, yasaların yap-boz misali bir değişim içinde olmaması...

Tüm kurumsal varlığın devamlılığı için, iktisadi hayatın sürdürülebilirliği için, hukuki hayatın stabil olması ve öngörülebilir olması gerekiyor...

*

“Bir yıl sonra hangi yasal zeminde olacağını kimse tahmin edemiyorsa büyük bir problemdir” diyen dostumuz Av. Şadi Çarsancaklı:

Bugün bu yasa var ama yarın bir torba yasayla değişmeyeceğine dair güvence olmalı.

Yönetmelik değiştirir gibi yasalar değiştirilmez.

*

Yasalar uzun ömürlüdür...

Yazının Devamını Oku

Arayışlar

Biz sistem diyoruz...

Birileri de ısrarla ‘Kim gelecek, kime oy vereceğiz?’ diyor...

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ‘tek adam’ olmakla suçlayanların çözüm önerisi ise yine başka birileri oluyor...

Kılıçdaroğlu, Davutoğlu, İmamoğlu, Akşener, Babacan veya Yavaş vs...

Hâlâ birilerinin oğlunu ya da kızını arıyoruz...

Sistem, kanun, yasa, ilke, kriter peşinde olan yok gibi...

*

Diyoruz ki Türk asıllı Boris Johnson İngiltere Başbakanı...

Pakistan asıllı

Yazının Devamını Oku

Kör siyaseti

Körün gözü açıldığında ilk kırdığı şey bastonuymuş...

Yani, tutunduğunu bırakıp bir kenara atmak insana mahsustur...

Bu söz ne kadar da günümüz ABD, Rusya ve müttefiklerimizin duruşuna benziyor...

Kore’de uğruna savaştığı Mehmetçik’e karşı yıllardan beri PKK’yı, şimdi de Suriye’deki uzantısı PYD ve YPG’yi destekliyor ABD...

Silahlandırıyor... Eğitiyor...

Sonra da “Rusya’dan S-400 füzelerini neden aldınız?” diyerek hesap soruyor...

Yaptırımlarla tehdit ediyor vs...

*

Patriot isteyeceğiz, vermeyeceksiniz...

Yazının Devamını Oku

İHA çağı-III

İHA ve SİHA’larla ilgili Türkiye’nin son yıllardaki başarısı dünyayı yönetenlerin dikkatini çekiyor...

İthal edilen bazı parçaların alımı konusunda ise büyük zorluklar çıkartılıyor...

Türkiye, buna rağmen engelleri de aşarak ilerliyor...

İthal edilmeyen bazı cihazları da üretiyor...

2002 yılında savunma sanayiinde faaliyet gösteren şirket sayısının 56 olduğunu vurgulayan Savunma Sanayii Başkanı Prof. İsmail Demir, bu sayının 1500’e yükseldiğini söylüyor...     

*

Prof. İsmail Demir, sadece gökyüzünde değil ayrıca dünyanın önde gelen zırhlı kara aracı üreticilerinden biri olduklarını da belirtiyor ve diyor ki:

- SİHA’larda dünyada ilk 3’teyiz.

- Kendi savaş gemisini tasarlayan, üreten ve idame eden 10 ülkeden biriyiz.     

Yazının Devamını Oku

İHA çağı-II

Savunma sanayiinin son yirmi yıldır yaşadığı gelişmeler hakkındaki yazılarımdan sonra Savunma Sanayii Başkanı Prof. İsmail Demir bazı ayrıntılar içeren notlar göndermişti...

Pazartesi ve çarşamba günkü yazımda bahsetmiştim...

Selçuk Bayraktar ise teşekkür etmişti...

Prof. Demir ihracatın yüzde 30 arttığına dikkat çekmiş ve ithalatın ise yüzde 60 azaldığını belirtmişti... Bunun anlamı askeri ve siyasi dışa bağımlılığın azalması ve dövizin de ülkede kalması demekti...

Geçmiş yıllarda bir Heron alabilmek ve terörle mücadele edebilmek için neler yapıldığını hatırlayınca bunun ne demek olduğunu daha iyi anlıyoruz...

*

Sadece askeri alanlarda değil; sağlık, enerji, çevre, afet ve acil durum, ulaşım, iletişim gibi sivil alanlarda da savunma sanayiinin büyük rolü olduğunu vurgulayan Prof. İsmail Demir, Teknofest, Roboik, Vizyonergenç gibi programlarla insan kaynağına da yatırım yapıldığını belirtiyor...

Başka neler yaşanıyor?

*

Yazının Devamını Oku

İHA çağı-I

Savunma sanayii konusunda yirmi yıl öncesine kadar bir şey yapmayan, yapamayan Türkiye, son yirmi yılda 750 projeye imza atmış...

Özellikle yarısından fazlası son beş yılda başlatılmış...

Nereden nereye başlıklı yazılarımız üzerine Savunma Sanayii Başkanı Prof. İsmail Demir’in bize gönderdiği notlara bakınca gelişmeyi daha da iyi anlıyoruz...

Dünyada artık savunma bir endüstri haline gelmiş durumda...

*

ABD’nin en büyük şirketlerinden biri Kara, Hava ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’dır...

Çünkü askeri uçak, gemi, silah, tank ve füze satışlarından trilyonlarca dolar kazanç elde ediyor...

‘Umut Bir Yöntem Olamaz’ kitabıyla ABD Kara Kuvvetleri’nin değişimine ve dönüşümüne liderlik eden General Gordon R. Sullivan, kitabında soğuk savaşın ardından 1.5 milyon çalışanıyla 63 milyar dolarlık bütçeye nasıl kavuştuğunu yazıyor...

Yıllar önce

Yazının Devamını Oku

Nereden nereye -II

1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nda teknik ve muhabere sistemlerindeki yetersizliğin bedelini nasıl ödediğimizi emekli Korgeneral Muzaffer Sever dostumuzun kitabındaki ‘Muhaberesiz Muharebe’ başlıklı bölümden öğreniyoruz...

Muhabere sistemlerini dört gün boyunca çalıştıramayanların kahraman gibi yıllarca aramızda nasıl dolaştıklarını da...

Kahraman gibi dolaşanlardan bir kaçını tanıyoruz...

Sever Paşa bunların kim olduğunu zaten kitabında yazıyor...

*

Savunma Sanayii’ne yönelik bütçenin 5,5 milyar dolardan 75 milyar dolara nasıl çıkartıldığının hikâyesinin ardında 20 yıl var...

Kendi mermisini, silahını, tankını, füzesini ve nakliye araçlarını yapan bir Türkiye var...

Ve de helikopterlerini...

Düne kadar hava savunma sistemlerimiz dahi yoktu...

Yazının Devamını Oku

Nereden nereye I

ABD’nin 2021 savunma bütçesi, 740 milyar dolar. 70 milyar dolarını savaş fonuna ayırmış.

Çin 228.

Rusya 67.

Fransa 57.

İngiltere 48.

Almanya 44.

Türkiye ise 18 milyar dolar...

*

Türkiye’nin 2001 yıllarında savunma sanayii projelerine ayırdığı bütçe ise 5,5 milyar dolar iken, bugün 75 milyar dolara çıkmış durumda...

Yazının Devamını Oku

Anlıyor muyuz!

Denktaş diyordu ki:

Biz size bağımsız bir devlet bırakıyoruz.

Canınız gibi koruyacaksınız.

*

Afganistan’da yaşananları izliyoruz...

Bir milletin paramparça oluşunu...

Ve de bir devletin...

20 yıl ABD işgaliyle darmadağın olan bir ülkenin ne hale geldiğini ve canı gibi koruyamadığı ülkesini terk eden milletin yollara nasıl düştüklerini de...

Devletsizliğin ne olduğunu da...

Yazının Devamını Oku

Terörize oyunları

Radikal çıkışlarıyla toplumun bir arada yaşamasını engellemek isteyen, çatışmaları körükleyenlerin amaçlarının ne olduğunu biliyoruz.

Geçmiş yıllarda her ülkenin içinden geçtiği ve çoğu zaman yenik düştüğü bu durumdan bir şeyler elde etmek isteyenlerin kimler olduğunu da, fitne ateşiyle başlattıkları yangınların ardından yeni bir düzen kurmak istediklerini de...

Veya mevcut düzeni korumaya çalıştıklarını da.

Tarihin sayfalarında sayısız örnekler var.

Okuyan, anlayan, ders çıkartan yok.

*

Ya kahramanlaştırıyor ya da şeytanlaştırıyoruz.

Kör kuyulara taş atan delilerden bir farkımız yok.

Bir delinin attığı taşı kırk akıllının kuyudan çıkartamadığı günlerden, bir akıllının attığı taşı kırk delinin kuyudan çıkartacağı günlere gelmişiz.

Yazının Devamını Oku

Linç meydanları

'Kuşatma’ başlıklı yazılarımız üzerine eski dostumuz Alev Alatlı aradı...

Yıllar önce nasıl tanıştığımıza dair sözlerle başlayan sohbetimizde, yılların bir rüzgâr gibi nasıl da geçip gittiğini anlıyorduk...

Şehir hayatları böyle...

Kasabalardaki gibi değil...

Dostlarınızı her gün göremiyorsunuz, aynı şehirde yaşamanıza ve dolaşmanıza rağmen...

‘Dünya küçüktür’ diyorlar ama İstanbul galiba dünyadan da büyük...

Birini kaybettiğinizde bir daha göremeyebiliyorsunuz...

Ya da kaybetmek istediklerinizi...

*

Yazının Devamını Oku

Kuşatma-II

İslam coğrafyasındaki tüm ülkelerde kaç nesil eğitimsiz büyüdü, büyüyor? 

Bilen var mı?

Son yüzyıldan beri savaşların harabeye çevirdiği kentlerde yaşayan ve silahların gölgesinde büyüyen, okul, öğretmen, kitap, defter yüzü görmeyen çocukların büyüdüğünde ne olmasını bekliyorduk ki!

Eğitimden yoksun kalan ve sokaklarda büyüyen çocuklar, dış istihbaratların oyuncağı haline gelen terör örgütlerine katılarak bir şeyleri kurtarabileceklerine inandırılıyor...

Aldatılıyorlar...

*

İslam coğrafyasında yaşanan eğitim yokluğu terör örgütlerinin ve karanlık şebekelerin işine yarıyor...

Eğitimsizlik, işsizlik ve yoksulluk beraberinde cehaleti ve fakirliği taşıyor...

Sürdürülmesi oldukça zor olan büyük bir yokluğa mahkûm edilen bu coğrafyanın çocukları terör örgütlerinin kucağına itiliyor...

Yazının Devamını Oku

Kuşatma-I

Alev Alatlı demiş ki:  “Bizi kuşatan politik bir dil var; görsel algılar üzerinden yönetilen bir gündem var. Taliban üzerinden Afganistan’ı, Afganistan üzerinden İslam dinini konuşmamalıyız.”

Konuşmayalım da...

Taliban denilince İslam, İslam denilince DEAŞ, IŞİD ve El- Kaide gibi dış istihbaratların oyuncağı haline gelen terör örgütlerini akla getirenlerin kimler olduğunu ve ne yapmaya çalıştıklarını konuşalım.

Kaç asırdan beri İslam dinini değiştirebilmek, kendi yaşamlarına uydurabilmek için reform tellalları ve tüccarlarının asıl amaçlarını da...

Taliban’ı kimlerin büyütüp beslediğini de...

DEAŞ, IŞİD, El Kaide, Taliban gibi tüm radikal örgütlerden İslam coğrafyasının kurtulması gerektiğini ama neden kurtulamadığımızı da...

İslam dinini değiştiremeyenlerin Müslümanı nasıl değiştirdiklerini de...

*

“İslamofobi endüstrisi Afganistan üzerinden kuruldu”

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI