Demokrasi beklentileri

ABD Kongresi baskınıyla birlikte demokrasi tartışılıyor...

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell de tartışmalara katılıyor ve ilginç şeyler söylüyor...

ABD’de yaşanan gelişmelerin dünya demokrasileri için “uyarı” niteliğinde olduğunu vurguluyor...

Kongre binasında yaşananlara işgal diyen Borrell:

Kongrenin işgali demokratik değerlerin bozulmasına ve dezenformasyonun sosyal medyada yayılmasına fırsat verilmesiyle oluşan tehlikelerin bir yansımasıdır...

*

Sosyal medya adreslerindeki sınırsızlık ve hukuksuzluk bireyleri demokrasi dışı bir alana doğru sürüklüyor...

Yıllardan beri süren kuralsız davranışlarını alışkanlık haline getiren sosyal medya kullanıcıları gün geçtikçe demokrasiyle yetinmemeye başlıyor...

Kongreyi işgalin küresel çapta meydana gelen endişe verici gelişmelerin tepe noktası olduğunu söyleyen Borrell:

Bu hadiseler demokrasi yanlıları için bir uyanış olmalıdır...

*

Washington’daki eylemleri işaret eden Borrell yanlış bir bilginin demokrasiler için nasıl bir tehdit olduğunu hatırlatıyor...

Ve Borrell özetle diyor ki:

Herkesin şunu idrak etmesi gerekiyor: Ne kadar küçük görülse bile, gerileme üstüne gerilemeye ses çıkarmadığımızda, demokrasi ve değerleri ile demokratik yapılar geri dönüşü olmaz bir şekilde yok olabilir.

*

Trump’ın seçimlerde hile yapıldığına dair iddialarına karşılık ise Borrell:

Eğer bir lider seçimlerde hile yapıldığını sürekli tekrar ederse, ona inananlar da o yönde davranır!

Dezenformasyonla mücadele için sosyal medyanın daha iyi denetlemesi gerektiğini vurgulayan Borrell, şirketlerin bunu tek başına başaramayacağının da altını çiziyor...

Yani küresel devletlerin bir araya gelerek dünyayı tehdit eden bu ortak soruna hukuki ve engelleyici çözümler bulması gerekiyor...

Yoksa, dünya değneksiz bir köye dönüşecek gibi...

*

Demokrasi sistemiyle mutlu olmayan, sınır tanımayan ve sosyal medya adreslerinde yaşayan Y, Z ve Alfa kuşağındaki büyük kalabalıkların beklentileri ise demokrasiye aykırı...

Bazen bir yalanı milyonlarca insan doğru diye yayıyor...

Ya da bir doğruyu milyarlarca insan yalanlayabiliyor...

Küresel infaz meydanı...

Her saniye biri darağacına çıkarılıp idam ediliyor...

Ve sorgusuz, sualsiz...

Yargısız infaz...

Terör örgütlerinin halk mahkemeleri gibi...

Demokrasiyi ve halkı koruyan hukuk ise yetersiz kalıyor...

Dijital terör virüs gibi dünyaya
yayılmış durumda...

Aşısı ise hukuk olmalı...

*

Beklentilerini demokrasi dışı platformlarda arayanlar dijitalizmin kapılarını çalıyor...

Demokrasi de çöpe atıldığında geriye ne kalır ki?

Yeni bir dünya kurulacağından söz ediliyor ama nasıl bir düzen olacağına dair kimsenin öngörüsü yok...

Bu yüzden ABD’de yaşananlar karşısında Borrell dünyayı uyarıyor ve demokrasinin tehdit altında olduğunu söylüyor...

Kim düzeltecek?

İslam coğrafyasındaki parçalanmışlığın halini görüyoruz...

AB ise güçlü ve güçsüz ülkeler diye ikiye bölünmüş durumda...

Çin, Rusya ve Hindistan gibi ülkeler ise olağanüstü aksak yönlerine rağmen kontrollü kendi sosyal medya ağlarını kurmuş durumda...

*

Cambridge Üniversitesi’nin Demokrasinin Geleceği Merkezi ilginç bir araştırma yapmış...

160 ülkede 1980 ile 2000 yılları arasında doğan yaş kuşağından 4.8 milyon kişiyle görüşerek hazırladığı raporunda demokrasiyi bekleyen ilginç ve tehlikeli ayrıntılar var...

Cumartesi günkü yazımızda...

X

İddialı çizgiler

Ankara, tüm kartların toplandığı, yeniden dağıtıldığı, kördüğümlerin ve sayısız kapıların şifrelerinin çözüldüğü şehir olma unvanını koruyor...

Ve tüm krizlerin çözüldüğü adres olma özelliğini de...

Yükünü paylaşmıyor...

Yetkilerini de...

*

Yeni bir partiyle politikaya başlayan siyasiler ise eskilerini yanında götürmeye gerek duymayan bir anlayışa sahip...

Bir günde her şeyi unutabiliyor...

Aklımıza, “Gidenler mi yoksa kalanlar mı suçlu?” sorusu geliyor...

Çizgi dışına çıkarılan ya da çıkanlar kendi kişisel gerekçelerini buluyor...

Yazının Devamını Oku

Kritik dönemeç

Özal’lı yıllarda ithalat çılgınlığını ülkenin kalkınmasıyla özdeşleştirenler yerli malı diyenlere gülüyordu...

Anamur muzu yerine Latin Amerika’dan muz ithal ediliyordu...

Ve daha çok sayıda gıda ürünleri...

Ya şimdi?

İthalat çılgınlığına devam ediyoruz...

2019 rakamlarına göre:

- İthalat 219 milyar dolar...

- İhracat 169.5 milyar...

Dış ticaret açığı ise 50 milyar dolar...

Yazının Devamını Oku

Kış yolculukları

Havalar soğuk mu soğuk...

Kar yağıyor bir yerlerde...

Birileri ekmeğini eve götürebilmenin peşinde...

Birileri evde oturarak para kazanıyor olabilir, birikimlerini harcayabilir ama birileri ise evde kalarak para kazanamıyor ve faturaları ödenmiyor...

Behçet Necatigil’in “Gündelik korkuların çökerttiği evlerde” deyişi gibi yaşayanlar var...

Virüs yüzünden her gün yaklaşık 200 kişi hayatını kaybediyor...

Her eve hüzün çöküyor kış günlerinde...

*

Yüz yüze eğitim yapmayan özel okullar dahi yıllık ücretlerinden bir kuruş aşağı fiyat indirmiyor...

Yazının Devamını Oku

Gelmeyen baharlar

“Ne yalnızlığımı bilirsiniz,

Ne aklınıza gelir, dargınlığım...” diyen Prof. Dr. Ahmet Tevfik Ozan da içimizdeki ağaçlardan biriydi...

Bir baharı daha göremeden sessizce çekip gitti...

Biliyormuş gibi...

*

Bir şiirinde diyordu ki:

“Karanlık, yatağımda bir beyaz çiçek gibi,

Uzandı, uzanacak gönlümün baharına...

Ki karanlık bir yeşil elbiseye bürünmüş,

Yazının Devamını Oku

İçimizdeki ağaçlar

Dünyada her şeyin politikleştiği süreçler bitmiyor...

Ne politik film festivalleri bitecek...

Ve ne de seyircisi...

*

Eskiden içimizde politikleşmeyen insanlar yaşardı...

Ve ağaçlar gibi ayakta duran...

Aykırı çıkışlarıyla aydınlatan, yanlışları yüze vuran...

Ezberlediklerini söyleyenlerden değil ezberlenmiş sözleri bozanlar vardı...

Bunlardan biri de Prof. Dr.

Yazının Devamını Oku

Buzlar çözülürken

Yaşanmamış gibi yaşıyoruz...

İnsanoğlunun kaç asırlık bir alışkanlığıdır?

Kimse bilmiyor...

“Kahramanlar savaşlardan çıkar” anlayışına inat barış diyenler sürekli kaybediyor...

Savaşlar, göçler, açlık hiç değişmiyor...

Yemen’de 85 bin çocuk açlıktan ölmüş...

Neden?

S.Arabistan’ın uyguladığı abluka yüzünden...

*

Yazının Devamını Oku

Beyaz günler

Sezai Karakoç demiş ki:

 Ah! Taş olsak, toprak olsak denecek çağ geldi.

*

İstanbul’a kar yağıyor...

Soğuk kış günlerinde birileri virüs, birileri aşı telaşıyla günlerini geçiriyor...

Ve birileri de üşümemek için odun, kömür arayışıyla...

Ya da doğalgaz, elektrik faturalarıyla...

*

Bir yerlerde hâlâ savaşlar sürüyor...

Yazının Devamını Oku

Sessizlikten gürültüye doğru

Bizden önceki kuşaklara ne ad veriliyor?

Dedelerimize Kayıp...

Babalarımıza ise Sessiz...

Bize ise X yani Soğuk Savaş kuşağının çocukları...

Bir bilinmeyenli denklemlerin daima X’i olmuştuk...

Ya şimdi?

Y, Z ve Alfa kuşakları var...

*

Yazının Devamını Oku

Demokrasi boşlukları

Dünyayı yöneten, istediği yöne çekip çeviren, kamuoyu oluşturan, bahar demokrasilerini Arap ülkelerine ihraç eden ABD, her geçen gün sevimli yüzünü kaybediyor...

Ya da gerçek yüzünü gösteriyor...

Ve kendi içindeki birlikteliğini sağlayan ruh halinin de gittikçe bozulduğu bir süreçten geçiyor...

Renklerin, düşüncelerin farklılıklarını halkına kabul ettirmeyi ve bir arada yaşamayı sanatlaştıran ABD, sanki yeniden eski savaş geleneklerine dönüyor...

Irkçılık da bir virüs gibidir...

Yaygın olduğu her yerde insanları evlerine değil, mezarlarına kadar götürebilen bir yoldur...

Kendi geçmiş tarihinde ‘kuzey’ ve ‘güney’ savaşlarıyla yaşayan, sonunda ortak değerlerin çatısı altında birleşen ABD’nin açılımı da bu yüzden Amerika Birleşik Devletleri’dir...

Yani, her eyalet kendi içinde bir devlet gibi...

Tek bayrak ve tek anayasa altında birleşmişlerdir...

Yazının Devamını Oku

Pandomim günleri

ABD Kongresi işgal edildi...

Dünyayı yönettiğini, güvenliğini sağladığını iddia eden ABD’de yaşananlar demokrasiyle ilgili alarm zillerini de çaldırıyor...

Amerika’daki entelektüeller diyor ki:

- Dünyaya demokrasi ihraç eden Amerika’da demokrasi kalmamış!

*

Kişilerin seçme ve seçilme hakkı gittikçe seçilenleri engelleme noktasına taşınıyor...

Cumhuriyetçi partinin büyük bir yara aldığını belirten uzmanlar, ikili parti sisteminin değişebileceğini ve sistemin yeni bir parti kurmaya müsait olduğunu vurguluyor...

Trump’ın hukuken yalnız kaldığını savunan analistler ise hukukun üstünlüğünün ülkede devam ettiğine ve Trump’ın büyük ihtimalle yargılanacağına dikkat çekiyor...

*

Yazının Devamını Oku

Kış rüzgârları

Biden ve ekibi 2021 yılında neler yapacak?

Herkesin merakla beklediği ve cevabını aradığı bu soruya birçokları farklı tahminlerde bulunuyor...

Dünyada birçok ülke tedirgin durumda...

Çin, Rusya, İran ve Suriye listenin başını çekiyor...

Uzlaşılacak mı?

Veya yeni savaş defterleri mi açılacak?

Biden “Yaraları sarma zamanı” diyordu...

Kendi  halkının yaraları mı yoksa herkesin yaraları mı?

Bekleyip göreceğiz...

Yazının Devamını Oku

Uzak bir yoldayız

Diyorlar ki:

Toplu ölümler kıyamet belirtisidir...

*

Düşünmeliyiz...

Değişmeliyiz...

Düzeltmeliyiz...

Toplu ölüyoruz, sonra da toplu kurtarmaya çalışıyoruz...

Bu nasıl yaman bir çelişkidir böyle!

*

Yazının Devamını Oku

Düşten güzel

Bir yıl daha geçip gitti...

Sayılarını bilmediğimiz kadar insanları alıp götürerek...

Koronavirüs kor düşürdü nicelerin yüreğine...

Daha ne kadar süreceği de belli değil...

Tek umut aşıydı...

Ve aşı da geldi...

Lakin, milletin aklı, sosyal medya adreslerinde yazılıp çizilenlerle terörize edildi...

*

Hangi aşı sorusuyla başlayan ve sayısız şüpheyle kamuoyunu günlerden beri oyalayan, aklını karıştıranların içinde kim doğru, kim yalan söylüyor bilmiyoruz...

Yazının Devamını Oku

Uzantılı ilişkiler...

HDP terör örgütü PKK’yla ilişkisini kesmedikçe, hiç kimseyi ‘siyaset’ yaptıklarına inandıramayacaktır...

PKK’nın siyasi uzantısı olmadıklarına da...

*

Diyarbakır’da HDP binasının önünde çocuklarını isteyen ailelerin feryadını ve isteklerini hiç gündeme getirmeyenler teröristlerini kahramanlaştırmakla meşgul...

Selahattin Demirtaş’ın Kandil sevdasını ve uzantısını bilmeyen kalmadı...

Avrupa Birliği ve ABD hariç.

Ve de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi...

*

Darbecilere, teröristlere yıllardan beri açıktan destek veren, koruyan ve finanse eden AB kendi içinde ise ırkçılığı ve terörü lanetleyerek dünya kamuoyunu kandırdığını zannediyor...

Yazının Devamını Oku

Bozuk paranın iki yüzü

Kendi gemilerini yüzdürdükçe evrensel ilkeleri çöpe atmayı gelenekselleştiren Fransa, yaptıklarının görülmediğini ve duyulmadığını sanıyor...

Ve her geçen gün yeni bir skandala imza atmayı başarıyor...

Geçen hafta Paris’te Mısır’ın darbeci generali Sisi’ye ‘Büyük Haç’ şeklindeki Legion d’Honneur, yani şeref nişanı verildi...

Neden?

Çünkü milyarlarca Euro verip silah satın alıyor...

*

Milyarlarca Euro’yu Fransa’ya kazandıran Sisi’nin nişan töreni görüntüleri Mısır’ın devlet televizyonunda yayınlanıyordu...

Fransa’daki medyaya ise görüntüler servis edilmiyordu...

TMC kanalı

Yazının Devamını Oku

Eli kulağında

Eli kulağında uyarılarının sonu bir türlü gelmiyor...

Birini unutuyoruz...

Ve rahatlıyoruz...

Sonra birileri daha elini kulağına götürüp ya yeni bir şeyler söylüyor ya da unuttuğumuz bir gerçeği hatırlatıyor...

*

Virüs, aşı stresiyle insanlar ayakta durmaya, yaşamaya çalışırken yetmezmiş gibi ya deprem ya terör ya da savaş uyarılarıyla yıkılmamak için olağanüstü bir direnç sergiliyor...

Bir denizin kenarına oturup dalgaların bitmesini bekleyenler gibi... 

Prof. Naci Görür diyor ki:

- İstanbul depreminin eli kulağında!

Yazının Devamını Oku

Puslu günler

Martılar uçuyor soğuk denizlerin suları üzerinde...

Vapurlar usulca gidiyor...

Rüzgâr alabildiğine esiyor...

Telefonlarına dalıp gitmiş insanların yüzü gülmüyor...

Öfkeler biriktiriliyor ve büyütülüyor...

Bir gün ‘Hiç’ olacağımız unutuluyor...

*

Bakış açımızı her şey için çok geç olduğunda değiştirmek affedilemez olacak...

Karantina sürecinde etrafımızdaki ülkelere bakıyoruz...

Yazının Devamını Oku

Bir kenara bırakabilmek

İngiltere’de televizyon kanallarında yayınlanan haberleri izledikçe, günlük yaşayan büyük kalabalıkların zor günler geçirdiklerine şahit oluyoruz...

Ve “pandeminin yoksullaştırdığı hayatlar”a dair insanların hikâyelerini seyredince üzülüyoruz... Son 300 yılın en kötü ekonomik felaketiyle yüzleşecekleri bir dönemi beklediklerini vurgulayan İngiltere Maliye Bakanı Rishi Sunak, ekonomik acil durumun daha yeni başladığını belirtiyor...

*

BBC Türkçe’den Berza Şimşek’in hazırladığı habere göre İngiltere’de gelinen noktanın hiç de iyi olmadığını öğreniyoruz...

“Hükümetin işten çıkarmaları ve iflasları önlemek için aktardığı hibe ve kredilere rağmen, gelecek yıl ortasında işsiz sayısının 2.6 milyona çıkmasını öngörüyoruz” diyen Bakan Sunak, kış şartlarının durumu daha da ağırlaştırdığından ve gıda bankalarında yiyecek kuyruğunda olan insanlardan söz etmiyor bile...

Ve gazeteciler Maliye Bakanı Rishi Sunak’a sesleniyor:

 Durum ne kadar kötü?

Bakan Sunak sessiz kalmayı tercih ediyor ve ekonominin eski duruma dönmesinin ne zaman gerçekleşebileceğine dair tek bir cümle söyleyemiyor...

*

Yazının Devamını Oku

Korkuyu bekleyenler

46 yıl önceydi...

1974 yılı temmuz ayı...

Türkiye, ABD’ye rağmen Kıbrıs Barış Harekâtı’nı yapıyor...

Beş ay sonra üç yıl süren ABD’nin ambargosuyla karşı karşıya kalıyor...

*

İngiltere ile birlikte hareket ettiği için Türkiye’ye gözdağı veriliyor...

Bugün adada İngiliz üslerinin oluşu da bu yüzdendir...

Londra’da ateşkes anlaşmasının yapılma nedeni de...

Rumların zulmüne ‘Dur’ diyebilmek için savaşan Türkiye’ye Libya lideri

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI