GeriMehmet SOYSAL Arayışlar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Arayışlar

Biz sistem diyoruz...

Birileri de ısrarla ‘Kim gelecek, kime oy vereceğiz?’ diyor...

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ‘tek adam’ olmakla suçlayanların çözüm önerisi ise yine başka birileri oluyor...

Kılıçdaroğlu, Davutoğlu, İmamoğlu, Akşener, Babacan veya Yavaş vs...

Hâlâ birilerinin oğlunu ya da kızını arıyoruz...

Sistem, kanun, yasa, ilke, kriter peşinde olan yok gibi...

*

Diyoruz ki Türk asıllı Boris Johnson İngiltere Başbakanı...

Pakistan asıllı Sadık Han 2016 yılından beri Londra Belediye Başkanı...

Ülkede, halkta panik yok...

Beka kaygısı yok...

Kavgası hiç yok.

Almanya’da parlamentoya 19 Türk seçilmiş...

Halkta endişe yok...

Çünkü değişmeyen yasaları ve kanunları var...

Ya bizde olsaydı?

Kıyamet kopardı...

*

Niye?

Sistem var, teamüller var...

Kişi aramıyorlar...

Kahraman da...

Lider de...

Sistem arıyorlar ve sorguluyorlar...

Niye?

Çünkü, birbirini denetleyen kuvvetler var...

Sabah kalkıp akşama kadar ‘torba yasa’ yöntemiyle topluca yasalar değişmiyor, değiştirilmiyor...

*

38 yıldır meslekteyiz...

1982 Anayasası’na darbe diyoruz, konuşuyoruz, yazıyoruz ama 39 yıldan beri yeni bir anayasa yapmıyoruz...

Özal’dan beri sürekli TBMM’de kanunlar, yasalar değişip duruyor...

Torbayla yeni yasalar çıkıyor veya değiştiriliyor...

Kararname ve yönetmelikleri saymıyoruz bile...

Hâkim, savcı ve avukatlar dahi takip edemiyor...

Özellikle, hukuk fakültelerindeki akademisyenler dahil...

Tedavülden kalkan ilacı yazan doktorları duyardık ama tedavülden kalkmış yasaların dersini veren akademisyenleri de yakında duymaya başlayacağız gibi...

*

İtalya ise 1845 yılında çıkan yasayı revize edip etmeyeceğini dahi yıllardan beri tartışıyor...

Başka ülkelerden görüş alıyor...

Araştırıyor, sorguluyor ve farklı sektörlerdeki uzmanlara soruyor vs...

Ya bizde?

‘Biz bu kadar yasa değiştirdik’ diye övünüyoruz...

Dedik ya ‘torbayla’ çıkıyor...

Yasaların uzun olanı makbul...

Sabahtan akşama kadar yasaları değiştirmek herkes için tedirgin edici bir durum...

Yabancı sermayenin gelmeyişi ve yerli sermayenin kaçışı da bu yüzden..

*

15 Ekim’de yapılacak İstanbul Baro Başkanlığı seçimine başkan adayı olan Bağımsız Avukatlar Grubu’nun Başkanı dostumuz Av. Şadi Çarsancaklı ile sohbet ediyoruz...

Ve bu görüşümüze katılıyor ve diyor ki:

Bizde de avukatlar dahi takip edemiyor...

*

Av. Şadi Çarsancaklı başka ne diyor?

Pazartesi günkü yazımızda...

X

Hiçliğin kıyılarında...

“Hiç ölmeyecek gibi yaşayanlar, hiç yaşamamış gibi ölürler” diyen Platon’un sözlerine inat yaşayanların sorumsuzlukları yüzünden dünya çekilmez bir yere dönüşüyor...

Sabahtan akşama kadar kendilerini bir yere taşıyabilmek uğruna her türlü rezilliğe imza atanların aklında vatan, millet ve bayrak yok..

Varsa yoksa kişisel kazanımları...

Böyle yaşamayı gelenekselleştirenlerin kaygısızlığı yüzünden, yaşanabilecek şehirlerin tüm dengesi ve kaderi bozuluyor...

*

Ünlü ekonomi dergisi Forbes, Türkiye’de iş yapılabilecek veya yaşanabilecek şehirleri sıralamış...

Belirlediği 94 kritere göre şehirleri puanlayan dergiye göre ülkemizdeki şehirlerin yüzde 80’inde yaşamak ve iş yapmak oldukça zor...

Özellikle de, Güneydoğu, Doğu ve Anadolu’nun birçok ili aranan standartların oldukça gerisinde kalmış...

*

Yazının Devamını Oku

Eve dönüş yollarında

Milyonların işe gidiş ve eve dönüş yollarında geçip giden saatlerin tüketildiği büyük kentlerde hayat her geçen gün biraz daha zorlaşıyor.

Sabah işlerine gidebilmenin, akşam ise evlerine ekmeğiyle birlikte dönebilmenin telaşı yaşanıyor...

Milyonların hayatı birçok ülkede böyle tükeniyor...

Değirmenlere buğday taşıyanla çarkın dönmesi için su taşıyanlar arasındaki kavgada, una sahip olanların kazandığı ayrıcalıktan taşıyanlar hiç yararlanamıyor...

Emekçi diyerek geçiştiriliyor...

*

Trafik kaosu bir türlü çözülemiyor.

Maske, mesafe diye herkes uyarılıyor ama metro, otobüs ve minibüslerde insanlar eski tas eski hamam misali gidip gelmeye devam ediyor...

Sonra da virüs varyantlarına karşı halk uyarılıyor...

Yazının Devamını Oku

Fırtınalı günler

Cemal Süreya diyor ya:

Rüzgârda dağılan yalnızlığını

Düzeltiyorsun...

*

Bir rüzgâr fırtınasıyla dağılan yanlarımızı görüyoruz...

Alışık değiliz böyle sert esen rüzgârlara...

Bizlere uğultulu şarkılar söylemesine...

Ve saatte 130 km hızla esince nasıl dağıldığımıza...

Çatıların, pencerelerin uçup gitmesine...

Yazının Devamını Oku

Kaygısızlar

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, terör örgütü PKK/YPG’nin elebaşlarından İlham Amed başkanlığındaki bir heyeti Moskova’da üst düzey bir protokolle ağırlamış.

ABD ve Rusya arasında sıkışıp kalan terör örgütü PKK ve uzantıları, bir gün kullanıldıklarını anladıklarında kendileri de olmayacak...

Çünkü ihanet üzerine hiç kimse bir şey inşa edemeyecek...

Ya biz?

Kime güveneceğimizi bin yıldan beri şaşırmış durumdayız...

Kimin duruşuna, sözüne de...

*

Bir yandan ABD, diğer yandan İsrail ve AB ülkeleri, Suriye ve Irak’ın kuzeyinde terör örgütü PKK ve uzantılı YPG, PYG ve PJAK ile görüşüyor...

İhanetlerini ve gizli hesaplar peşine düştüklerine dair haberleri okuduğumuzda ise aklını cebine koyup gidenlerin yalnızlığını yaşıyoruz...

Yazının Devamını Oku

Serbest piyese

Dünyanın en zenginlerinden Tesla’nın hissedarı ve CEO’su Elon Musk’ın hisselerinin yüzde 10’unu satacağını açıklamasıyla iki günde 50 milyar dolar kaybediyor...

Daha satmadan kaybettiği parayla dünyada kaç yoksul ülkenin kurtarılabileceğini söylemeye gerek dahi yok...

“Uzaya gidiyoruz” diyor, hisseleri fırlıyor...

İki yılda bir birkaç amatör astronotu uzaya gönderiyor, yeniden hisseleri uzaya kadar uçuyor ve bir günde milyarlarca dolar kazanabiliyor.

Veya bir zaman sonra anlamsız bir şekilde hisseleri çöküyor...

*

Gerçek değerinin sayısını kimsenin bilemeyeceği kadar değerlenen, daha doğrusu değerlendirilen hisseler, gökyüzünde uçan balonlar misali dolaşıyor...

Küçük bir haberle hisseler çıkabiliyor ya da inebiliyor...

Balonlara üfleyebildikleri kadar üfleyip piyasalardan milyarlarca dolar parayı vakumlayanların dünyasına karşı aykırı bir duruş sergileyecek yeni bir model ise henüz yok ...

Yazının Devamını Oku

Endemik günleri

Dr. Anthony Fauci demiş ki:

2022’de endemik olabilir!

*

Kısacası kızamık, suçiçeği gibi hayatımızda artık hep olacak...

Dr. Fauci, aşılarla birlikte 2022 yılının ilkbahar aylarında belki de öldürücü etkisini yitireceğini söylemiş...

Anlıyoruz ki eski hayata dönüş eskisi gibi olmayacak...

Belki de hijyen ve gıda denetimlerine daha çok ağırlık verilecek ama büyük kalabalıkların çok da aldırış etmediğini ve ders çıkartmadıklarını görüyoruz...

*

Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da eve kapanmak istemeyenler, sokaklarda polislerle çatışıyor ve araçları yakıp yıkıyor...

Yazının Devamını Oku

Suyun akışı

“Sınırsız hırs sahipleri, dünyayı yakmaktan geri durmuyorlar” diyen Sezai Karakoç, içine düştüğümüz körkuyulardan çıkmanın yolunu tarif ediyordu...

Diyordu ki:

Kendini bildiğin gün, kurtulacaksın.

Ve bütün insanlığı kurtaracaksın.

Yoksa insanlık, büyük bir felakete doğru gidiyor.

*

Yüce Diriliş Partisi’ni kurduğunda demokrasinin sadece siyasi bir rejimden ibaret olmadığını ve insan psikolojisiyle kaynaşarak hayat tarzını oluşturma aşamasına geçildiğine dikkat çeken Sezai Karakoç:

Kişilerin eşitliği, çok partililik, düzenli ve açık muhalefetin meşruluğu, karşı fikirlerin, eleştirilerin yararlılığı, kurallar çerçevesinde yarışmanın yönetim kadrosunun oluşumu ve kalitesi bakımından verimliliği önemlidir...

Halkın, yöneticilere etkisinin gerekliliği sağlanmalıdır...

Yazının Devamını Oku

Rosa’nın gülleri

"Zaman ne de çabuk geçiyor Mona. Saat onikidir söndü lambalar Uyu da turnalar girsin rüyana” diyen Sezai Karakoç’un ölüm haberiyle zamanın ne de çabuk geçip gittiğini anlıyoruz...

“Yangınlar aleminden geçip giden dost” misali Sezai Karakoç’un gidişine üzülmeyen yok gibiydi.

Sonbaharın ayazında güller kurumuş ve yapraklar dökülmüştü...

O artık yoktu ama şiirleri kalmıştı...

*

Ölümünü duyan herkes ‘Mona Rosa’ şiirini ya içinden ya da mırıldanarak bir daha okumuştu.

Buruk bir hüzün çöktü herkesin yüreğine...

Dünya sürgün yeriydi herkes için.

O da sürgününü tamamlayıp Rabb’ine kavuşmuştu...

Yazının Devamını Oku

Provokasyon davetiyeleri

ABD, Avrupa’yı Rusya konusunda uyarıyor...

Hangi gerekçeyle?

Rusya’nın Ukrayna sınırına asker ve mühimmat göndermesiyle...

Ya ABD?

Yunanistan ve Suriye’ye olağanüstü silah, tank ve asker sevkiyatını niye yapıyor?

Ve hangi gerekçeyle?

Rusya’nın saldırıda bulunabileceği ihtimaliyle...

*

Putin,

Yazının Devamını Oku

Geçip gidiyor dost kervanları

İnsanlar öldürülüyor...

Ve de insanlık...

*

Peşmergeler ABD’ye güvenerek Irak’ta boş bulduğu, daha doğrusu kendilerine vadedilen şehirlere doğru ilerliyor...

Musul ve Kerkük, yani petrol yataklarının en zengin olduğu iki şehir ele geçiriliyor...

Türkmenler ise büyük tehdit altında...

ABD’nin götürdüğü demokrasinin son noktası buymuş...

Türkmenleri yok saymakmış...

*

Yazının Devamını Oku

İdeolojik hezeyanlar

Kavafis diyor ki:

- Yalnızca olan şeyleri bilir insanlar...

Yani olacakları değil...

Olduktan sonra da insanların yapacağı bir şey kalmamış demektir...

Dünyanın bir çok yerinde kronik sefalet yaşanıyor.

Özellikle yoksul ülkelerde...

Ve de zengin ülkelerin varoşlarında...

*

Dünyayı bir gemiye benzetenlerin dilinde sürekli aynı şarkı:

Yazının Devamını Oku

Bambaşka günler

Emekli General Pamukoğlu diyor ki:

3. Dünya Savaşı iki yılı geçmez!

*

Yani, Çin ve ABD arasında olası bir savaşla başlayacak bir süreçten söz ediyor ve Tayvan’da yaşananlara dikkat çekiyor...

Elbette böyle bir savaşta Rusya, Çin’in yanında yer alacak...

Ya ABD’nin yanında kimler yer alacak?

En önemli soru ise, olası bir savaşta Türkiye’nin durumu ne olacak ve tarafsızlığını koruyabilecek mi?

Kısacası, dünya yine karanlık bir tünele doğru ilerliyor gibi...

Ekonomileri gittikçe sıkışan ülkelerin her zaman başvurduğu tek yol yine savaş...

Yazının Devamını Oku

Kaba saba masallar

Sosyal medya ve internet yasası TBMM’de...     

Hukuktan uzak bir ortamın zararlarından herkes dert yanıyor ama yasanın çıkmasını sanki kimse istemiyor.

Çünkü, herkesin biraz da işine geliyor gibi...

Dedikodu, yalan ve iftiralardan geçilmeyen bu durum daha keyif veriyor...

Bu yüzden boşuna dememişler, “Dünyanın en etkili gazetesi fısıltıdır” diye...

*

Televizyonların gündüz kuşaklarındaki reyting patlaması da bunun başka bir göstergesi...

Yalana daha çabuk inanıyoruz...

Doğruların ise uzağında gezmeyi seviyoruz.

Yazının Devamını Oku

Savaşın arkasındakiler

Terör örgütü PKK, kullanıldığını itiraf ediyor...

Kimler tarafından kullanıldıkları biliniyordu ama hep inkâr ediyorlardı...

Bugün gerçekleri söylüyorlarsa ihanete uğradıklarındandır...

Ve kendi hayal kırıklıklarının kabulüdür...

Unuttukları ise ihanet edenlerin ihanete uğrayacağı gerçeğidir...

Daha çok uğrayacaklar...

*

Rusya’nın kurduğu, büyüttüğü terör örgütü PKK’yı kullandıklarını artık kimse inkâr edemiyor... Apo’nun teslimiyle Rusya’nın kontrolünden çıkıp ABD ve AB’nin nasıl maşası haline geldiklerini de...

*

Yazının Devamını Oku

Arayışlar

ABD’ye bağlı yönetim ve askerlerin ülkeyi Taliban’a bırakıp kaçtığında savaşın perde arkasında Rusya ve Çin’in olduğunu yazmıştık...

Nihayet Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi itiraf etti...

Rusya lideri Putin ise Taliban ile ortaklaşa hareket edeceklerini daha önce açıklamıştı...

Yani Rusya ve Çin, ABD’yi Afganistan’dan evine göndermiştir...

Yarın ne olacağı belli değil ama Rusya ve Çin, Afganistan’a yerleşiyor...

Kendilerine yeni bir açık pazar ve üs kuracaklarını da söylemeye gerek yok...

*

Taliban’ın üst düzey yöneticileriyle Katar’da bir araya gelen Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi diyor ki:

Afganistan’ı yeniden inşa edeceğiz!

Yazının Devamını Oku

Kırılgan günler

Yoksul ülkelerin borç yükü gittikçe artıyor...

Neden?

Koronavirüs salgını nedeniyle borç kırılganlıklarında büyük artışın yaşandığını açıklayan Dünya Bankası Başkanı David Malpass düşük gelirli ülkelerin borç  yükünün 2020 yılında yüzde 12 artarak 860 milyar dolara çıktığına dikkat çekerek diyor ki:

- Sürdürülebilir borç seviyeleri, ekonomik iyileşme ve yoksulluğun azaltılması için hayati önem taşıyor...

*

“Borç sorununda yeni bir yaklaşıma ihtiyaç var” diyen Malpass:

- Borç azaltma, daha hızlı yeniden yapılandırma ve şeffaflık dahil olmak üzere kapsamlı bir yaklaşım gerekiyor...

*

Düşük gelirli ülkeleri sürekli borçlandırarak yoksulluğu çözemeyeceklerini de paralı ülkelerin anlaması gerektiğini kimse söylemiyor...

Yazının Devamını Oku

Tehlikeli oyunlar

Her geçen gün yeni bir gelişmeyle güne uyanıyoruz...

Yaşananları takip ettikçe hiçbirinin tesadüf olmadığını da anlıyoruz.

Büyükelçilerin bildirisiyle dünya gündemine getirilen Türkiye’deki yargının bağımsızlığının tartışmaya açılmasını hedefleyenler daha sonra geri adım atarak süreci geçiştirdiler...

Türkiye’nin hiçbir büyükelçisinin bugüne kadar bulunduğu ülkenin kamuoyuna yönelik ve içişlerine müdahale edecek bir açıklaması veya bildirisi olmamıştır...

Olmamalıdır da...

*

“Elçiye zeval olmaz” kuralını elbette herkes biliyor ama elçiler ait olduğu ülke yönetimlerinin mesajını resmi kanallardan ilettikleri zaman zeval yani sorumlu tutulmaz...

Böyle akıllarına estiği gibi bir ülkenin içişlerine, yargısına karışırsa elbette sorumludurlar...

Biliyoruz ki elçilerin hiçbiri ülkelerinin yönetimlerinden onay almadan bu bildiriye imza atmaz...

Yazının Devamını Oku

Tahterevalli

Anlıyoruz ki, döviz kurları arttıkça birileri kaybediyor ama birileri de kazanıyor...

Yani herkes kaybetmiyor...

Sabit bir gelirle yaşamaya çalışan büyük kalabalıklar sürekli kaybederken, paradan para kazanan küçük kalabalıklar ise sürekli kazanıyor...

Sabit geliri olan vatandaşlar, pahalılıktan şikâyet ediyor.

Neden?

Çünkü piyasalar etiketlerini döviz kurlarına endekslemiş.

Bir gecede hepsi değiştirilmiş...

İthal eden de etmeyen de ürünlerin fiyatlarını döviz kurlarına göre yapıyor...

*

Yazının Devamını Oku

Söylenmeyecek şeyler

Bilmiyoruz...  

Ne tartışmayı ne de anlatmayı...  
 
Her akşam ekranlarda halkı bilgilendirmek amacıyla yayınlanan sözde tartışma programlarını izleyenlerin ruh hallerini merak ediyoruz...

Kavgaların adreslerine dönüşen ekranlarda, akşam kim daha çok bağırıyorsa sabah şöhret oluyor.

Konuşmacılar ekranda kendilerini böylesine kaybederse kahvedekiler ne yapar, diyoruz...

Söylenemeyen değil, söylenmeyecek şeyler konuşuluyor.

Ve de anlamsız...

*

Yazının Devamını Oku

Demir yürekli adam

Milyonlarca dolar vererek aldığımız veya almak için çaba sarf ettiğimiz İHA’ları yapabilmek için ömrü boyunca uğraşan Özdemir Bayraktar ağabey bıkıp usanmadan, yılmadan çalışıyordu...

Ve evlatlarıyla birlikte gecesini gündüzüne katarak... Bulunduğu çağın ilerisinde yaşayan biriydi... Demir kuşlara olan sevdası hiç bitmiyordu...

*

Olası füze saldırılarına karşı düne kadar hava savunma sistemi bulunmayan Türkiye’ye hem müttefik deyip hem de Patriot’ları vermeyen ABD ve AB ülkeleri, Rusya’dan aldığımız S-400’lere karşı çıkarak ülkeyi yokluğa mahkûm etmek istiyorlar...

ABD, Almanya ve İsrail’in verdiği, daha sonra da alıp gittiği İHA’ları da dün gibi hatırlıyoruz... Türkiye’nin bu yaşadıklarını Özdemir Bayraktar ağabey kabullenemiyordu...

*

2000’li yıllardı...

Eski ANAP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Koçak, eski Devlet Bakanı Gürcan Dağdaş, Enis Berberoğlu ve Yalçın Bayer ile birlikte TBMM Florya Köşkü’nde gece yarılarına kadar Özdemir Bayraktar ağabeyin projelerini dinlerdik...

Önlerine çıkartılan engellerden söz ediyor ve üzülüyordu... Yenibosna’da atölye gibi bir yerde çalışıyordu...

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI