Ağır yalnızlıklar

Saddam’ı mahkeme salonunda azarlayarak dışarı atan hâkim adaleti yerine getirdiği düşüncesiyle davranıyordu ama kararı önceden belli bir mahkemeyi yönettiğini unutuyordu...

Haberin Devamı

Ve kendisinin de kahraman olacağını sanıyordu.

Saddam ise uğradığı ihanete isyan edercesine hâkime bağırarak

diyordu ki:

Senin babanı ben emniyet müdürü yapmıştım!

*

Evet, Saddam ve Kaddafi’de antidemokratik duruş ve davranışlarıyla halkını mutsuz ve terörize etmeyi başarmış liderlerdi.

Hepsi de ardında büyük bir yıkım bırakmıştı. Her şeyi ele geçirdiklerini düşündükleri sırada her şeylerini kaybederek hayata veda etmişlerdi.

Arkalarında ise yıkık dökük kentler ve milyonlarca ölen insan.

Ve milyarlarca dolar...

Halkıyla iktidarı ve parayı paylaşabilselerdi belki de böylesine bir hezimetle karşılaşmayacaklardı...

Mutlu olan halk ülkesine ve iktidara da sahip çıkacaktı...

Ve içlerinden sayısız hain de çıkmayacaktı...

Ya da öfkelerini biriktiren büyük kalabalıklar da olmayacaktı.

*

Haberin Devamı

Halkının eğitimiyle, sağlığıyla, mutluluğuyla, yoksulluğuyla hiç ilgilenmeyen Saddam ve Kaddafi ülkelerinde sefaletin tarihini yazıyordu...

Bilim ve ilimle uğraşan kimse yoktu.

Ülke, uzaktan kumandalı terör örgütleri ve ajanların yönlendirilmesiyle bir araya gelen uyduruk mezhep veya tarikatların ya da aşiretlerin güç oyunlarıyla felakete sürükleniyordu.

Batı’yla ilişkilerin odağında ise petrol ve para vardı.

Ya da Saddam’ın İran’a açtığı savaş nedeniyle ABD’yle yaptığı gibi kirli ittifaklar yaşanıyordu...

*

Kimi Amerika’yla kimileri de İsrail, İngiltere, Rusya ve Batılı ülkelerle kurdukları kirli ittifaklarla iktidarlarını ve kendilerini korumaya çalışıyordu...

Dün böyle idi, bugün de böyle...

Velvele kültürüyle ortalığı yangın yerine çevirenler toprakları işgal edildiği zaman ise hepsi birden yok oluyordu...

*

İslam coğrafyası kaç yüzyıldan beri ağır bir yalnızlık yaşıyor ve bunun nedeni de halkın bizatihi kendisidir.

Hürriyet kuşu insanlara öyle kanat çırparak gelmiyor.

Seçme ve seçilme haklarını bireysel olarak değil de mensup olduğu yapıya ve örgütlere göre karar verenler sürekli kahraman arayışındadır...

İslam coğrafyasının kaderidir bu durum...

İnsanların tercihleri kaderidir ve haliyle yaşadıkları tüm trajedilerin suçu da kendilerine aittir...

*

Haberin Devamı

Türkiye’yi de yıllarca uzaktan kumandayla yöneten güçler bizleri

kırk parçaya bölmeyi başarabilmişti...

Ve biz bin yıldan beri bu kirli oyuna düşüyoruz...

Oyunu bozamıyoruz...

Ülkemizdeki güç adreslerinin arkasında sayısız güç merkezleri var...

Bölüyorlar...

Parçalıyorlar...

Sonra da yönetiyorlar...

TSK, yargı, siyaset, bürokrasi, eğitim, sağlık, emniyet, istihbarat, akademi ve üniversite, iş dünyası, medya, sanat, spor dahil hayatımızın her alanına sızabiliyorlar...

*

FETÖ, PKK bildiklerimiz...

Ya bilmediklerimiz...

Bunların farkına ne zaman varacağız?

Duvarlara çarptığımız zaman mı?

Devlet tüm bu güç unsurlarının dışında kendini yeniden kurmalı...

Bu ağır yalnızlıkla ve ihanetle bir daha karşılaşmamak için kiminle yola çıkıldığına ve ne için çıkıldığına iyi bakmalıyız...

Yazarın Tüm Yazıları