GeriMehmet SOYSAL Ağır yalnızlıklar
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ağır yalnızlıklar

Saddam’ı mahkeme salonunda azarlayarak dışarı atan hâkim adaleti yerine getirdiği düşüncesiyle davranıyordu ama kararı önceden belli bir mahkemeyi yönettiğini unutuyordu...

Ve kendisinin de kahraman olacağını sanıyordu.

Saddam ise uğradığı ihanete isyan edercesine hâkime bağırarak

diyordu ki:

Senin babanı ben emniyet müdürü yapmıştım!

*

Evet, Saddam ve Kaddafi’de antidemokratik duruş ve davranışlarıyla halkını mutsuz ve terörize etmeyi başarmış liderlerdi.

Hepsi de ardında büyük bir yıkım bırakmıştı. Her şeyi ele geçirdiklerini düşündükleri sırada her şeylerini kaybederek hayata veda etmişlerdi.

Arkalarında ise yıkık dökük kentler ve milyonlarca ölen insan.

Ve milyarlarca dolar...

Halkıyla iktidarı ve parayı paylaşabilselerdi belki de böylesine bir hezimetle karşılaşmayacaklardı...

Mutlu olan halk ülkesine ve iktidara da sahip çıkacaktı...

Ve içlerinden sayısız hain de çıkmayacaktı...

Ya da öfkelerini biriktiren büyük kalabalıklar da olmayacaktı.

*

Halkının eğitimiyle, sağlığıyla, mutluluğuyla, yoksulluğuyla hiç ilgilenmeyen Saddam ve Kaddafi ülkelerinde sefaletin tarihini yazıyordu...

Bilim ve ilimle uğraşan kimse yoktu.

Ülke, uzaktan kumandalı terör örgütleri ve ajanların yönlendirilmesiyle bir araya gelen uyduruk mezhep veya tarikatların ya da aşiretlerin güç oyunlarıyla felakete sürükleniyordu.

Batı’yla ilişkilerin odağında ise petrol ve para vardı.

Ya da Saddam’ın İran’a açtığı savaş nedeniyle ABD’yle yaptığı gibi kirli ittifaklar yaşanıyordu...

*

Kimi Amerika’yla kimileri de İsrail, İngiltere, Rusya ve Batılı ülkelerle kurdukları kirli ittifaklarla iktidarlarını ve kendilerini korumaya çalışıyordu...

Dün böyle idi, bugün de böyle...

Velvele kültürüyle ortalığı yangın yerine çevirenler toprakları işgal edildiği zaman ise hepsi birden yok oluyordu...

*

İslam coğrafyası kaç yüzyıldan beri ağır bir yalnızlık yaşıyor ve bunun nedeni de halkın bizatihi kendisidir.

Hürriyet kuşu insanlara öyle kanat çırparak gelmiyor.

Seçme ve seçilme haklarını bireysel olarak değil de mensup olduğu yapıya ve örgütlere göre karar verenler sürekli kahraman arayışındadır...

İslam coğrafyasının kaderidir bu durum...

İnsanların tercihleri kaderidir ve haliyle yaşadıkları tüm trajedilerin suçu da kendilerine aittir...

*

Türkiye’yi de yıllarca uzaktan kumandayla yöneten güçler bizleri

kırk parçaya bölmeyi başarabilmişti...

Ve biz bin yıldan beri bu kirli oyuna düşüyoruz...

Oyunu bozamıyoruz...

Ülkemizdeki güç adreslerinin arkasında sayısız güç merkezleri var...

Bölüyorlar...

Parçalıyorlar...

Sonra da yönetiyorlar...

TSK, yargı, siyaset, bürokrasi, eğitim, sağlık, emniyet, istihbarat, akademi ve üniversite, iş dünyası, medya, sanat, spor dahil hayatımızın her alanına sızabiliyorlar...

*

FETÖ, PKK bildiklerimiz...

Ya bilmediklerimiz...

Bunların farkına ne zaman varacağız?

Duvarlara çarptığımız zaman mı?

Devlet tüm bu güç unsurlarının dışında kendini yeniden kurmalı...

Bu ağır yalnızlıkla ve ihanetle bir daha karşılaşmamak için kiminle yola çıkıldığına ve ne için çıkıldığına iyi bakmalıyız...

X

Başımız belada mı?

Çin virüsten sonra dünyanın başına yeni bir çorap daha mı örüyor?

Bu defa da uzaya gönderdiği roket tutunamayıp aşağı düşüyor...

Riskli ülkeler arasında Türkiye de varmış.

Eskilerin deyimiyle “Başımıza taş yağacak” sözü de gerçek oluyor.

Ve başımıza gökyüzünden roket düşüyor...

*

Çin ise haberleri yalanlıyor.

“Batı’nın uydurması” diyor...

Paniğe gerek olmadığını açıklıyor.

Yazının Devamını Oku

Sefersiz saldırılar

ABD Başkanı Biden’ın sözde soykırım açıklamasına tepki açıklamalarından başka bilimsel olarak verilmiş bir ciddi karşılık yok...

Örneğin yüz tarihçi bir araya gelip bir mektup yazmadı...

Ve 250 üniversite rektörü ve yönetimi de bir araya gelip bildiri yayınlamadı...

Emekli büyükelçiler ve emekli general ya da amiraller de...

Avrasya İncelemeleri Merkezi Başkanı emekli büyükelçi Ömer Engin Lütem Ermeni sorunu ile ilgili kapsamlı bir çalışma yapmış...

*

Soykırım yaptığı iddia edilen Osmanlı Devleti’nde 29 paşa, 22 bakan, 33 milletvekili, 7 büyükelçi ve 11 başkonsolosun çalıştığını vurgulayan emekli büyükelçi Ömer Engin Lütem 1912 ve 1913 yıllarında yani Balkan Savaşları sırasında dışişleri bakanının Gabriel Naroduncıyan adlı bir Ermeni vatandaşının olduğuna dikkat çekiyor...

Agop Kazakyan’ın maliye bakanı, Ohannes Sakız Paşa’nın ise hazine-i hassa bakanı olduğuna da...

Kim biliyor bu gerçekleri?

Yazının Devamını Oku

İfadenin ikiyüzlü hürriyeti

2. Dünya Savaşı’nda Yahudilere yapılan soykırımı reddettiğini açıkladığında bir kaşık suda boğulmaya çalışılan Fransız düşünür Roger Garaudy, 14 yaşında Protestan, sonra Katolik ve 69 yaşında ise Müslüman olduğunu söylemişti.

Fransız direniş hareketine katılınca Cezayir’deki kamplara sürülen Garaudy savaş sonrasında Fransız Komünist Partisi’ne girmiş ve senatör seçilmişti...

Aykırı çıkışlarıyla dünyanın dikkatini çekmeyi başaran Garaudy, 1970 yılında SSCB’nin Çekoslovakya’yı işgalini eleştirdiğinden dolayı Komünist Parti’den uzaklaştırılmıştı.

1982 yılında ise Müslüman olduğunu açıklayan Garaudy, 1996 yılında soykırımı reddettiğine dair yazdığı ‘İsrail: Terör ve Mitler’ kitabıyla kendisine bağlanmış olan bir fitili de ateşlemişti... 

*

İfade hürriyetinin öncülüğünü yapan Fransız mahkemeleri Garaudy’i cezalandırmış ve kitabın basımını yasaklamıştı.

Soykırım diyenleri dünyanın her yerinde el üstünde tutan anlayış reddedenleri ise taşa tutuyor...

İfadesine bile tahammül yok.

Nasıl bir ifade hürriyeti ise...

Yazının Devamını Oku

Karşılıklı çatışmalar

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Biden’ın ‘Ermeni soykırımı’ açıklamasının sürpriz olmaması gerektiğini belirtiyor ve diyor ki:

Kendisi uzun zamandır 1915 olaylarını soykırım olarak tanımlıyor ve bu açıklaması da bekleniyordu...

Yani özür dilenmediği gibi normal bir şeymiş gibi karşılamamızı bekliyor...

Diplomasiyi de komediye çevirdiler...

*

Aykırı çıkışlarıyla gündeme gelen içimizdeki tuhaf koro hâlâ ABD’ye bir şey diyemiyor.

Daha doğrusu demek istemiyorlar...

İnsan haklarından dem vuranlar söz konusu Türkiye olunca meydanlara, sokaklara çıkıyorlar ama ABD olduğunda evlerinde oturmayı tercih ediyorlar...

Prof.

Yazının Devamını Oku

İçimizdeki tuhaflıklar

ABD Başkanı Biden’ın sözde ‘soykırım’ sözlerine karşılık yüzlerce tepki açıklaması yapıldı...

Sonuçta bir şey değişmedi...

71 yıl önce Kore’de uğruna savaştığımız müttefik ABD dostluğunun gerçek yüzü bu işte...

Her geçen gün ABD’nin kaybettiğimiz sevimli yüzünü ararken, beklerken onlar daha da çirkinleştirdikleri yüzünü bize göstermeye devam ediyor...

*

Kızılderilileri ve ülkesindeki siyahi vatandaşları yıllarca katleden ABD’nin katliam geçmişi ise şöyle:

Vietnam 4 milyon.

Kore 3 milyon.

Kamboçya ve Laos’da 1 milyon.

Yazının Devamını Oku

Bir fitili ateşlemek

Yüzyıl önce yaşananları yeniden Ermeni lobisinin ısrarıyla Türkiye’ye karşı olan kinlerini gündeme taşıyan ABD Başkanı Biden ve kurmayları bir fitili daha ateşliyor...

Ve Türkiye’yi 1915 olaylarından sorumlu tutuyor, sözde ‘soykırım’ yapmakla suçluyor...

Neden bugün?

Çünkü Türkiye kendi çıkarlarına aykırı davranınca ve katliamlarına ortak olmayınca eski bir alışkanlığını hatırlayan ABD, yüzyıldan beri başımızda boza pişirir gibi sürekli Ermeni olaylarını sopa gibi gösterip tehdit etmeyi sürdürüyor...

Güya 1.5 milyon Ermeni’yi tehcir etmişiz!

Katletmişiz...

İmha kampanyasıyla ölüme göndermişiz!

*

Düne kadar

Yazının Devamını Oku

Düşünmeye başlamak

Akdeniz’de yine facia...

Libya açıklarında lastik botun batmasıyla 100 kişi sularda öldü...

Uluslararası Göç Örgütü haberi verirken bunlardan düzensiz göçmen diye söz ediyor...

Kendi kurdukları sömürge düzeninin sonuçlarına böyle diyorlar...

Hesabını da yerlerinden ettikleri insanlara çıkarıyorlar...

Yaşadığı coğrafyadaki işsizlik, yoksulluk ve huzursuzluk yüzünden ülkesini, toprağını terk edip ekmeğin yolculuğuna çıkanların bu dramı hiç bitmiyor...

Ekmeklerine sularda kan tükürüyorlar...

*

Doğdukları yerde büyüyemeyen ve ölemeyen insanların dramını anlayan yok...

Yazının Devamını Oku

Bir arada yaşayabilmek

Osmanlı’yı geri getirmenin hayal olduğunu, geleceğine dair kâbus yaşayanların da büyük bir yanlışın içerisinde olduğunu yazmıştık...

Yeni dünya düzeninde Y, Z ve Alfa kuşaklarının demokrasiyle bile yetinmeyen bir durumda olduğunu görmüyoruz galiba...

Teknolojinin imkânlarıyla dünyayı her an izleyen ve gören bu kuşakların hukuksuz sosyal medya adreslerinde nasıl davrandıklarını, düşündüklerini görüyor ve şahit oluyoruz...

Arap ülkelerinde dahi durum böyle iken hangi Osmanlı geri geliyor sorusuna da kimse bir cevap bulamıyor...

Bulamayacak da...

*

Ortadoğu araştırmalarıyla bilinen Prof. Bernard LewisHata Neredeydi?” kitabıyla putları kırıyor...

Sadece Osmanlı’nın değil tüm İslam dünyasının neden ve nerede hata yaptığını yazan Lewis, neden kaybettiğini bilmeyenlerin nerede hata yaptıklarını da bulamayacaklarını ve yeniden geri dönüşlerinin de haliyle imkânsız olacağını belirtiyor...

Harvard Üniversitesi’nde tarih ve iktisat dersleri veren Prof.

Yazının Devamını Oku

Büyük beklentiler

Osmanlı’nın geri geleceğine dair bazıları kâbus yaşıyor...

Birileri de hayal kuruyor...

Hayalci ve kâbuslarıyla yaşayanlara açıklıkla diyebiliriz ki, o dönem bitti ve asla geri gelmeyecek...

Ve gelmeyecek şeyin de hayalini kurmaya da kâbusunu yaşamaya da gerek yok.

Hayalini kuranlara aldırış etmeye de...

*

Niye gelmeyecek?

O büyük kalabalıklar yeryüzünde yok...

Yani diyorum ki...

Yazının Devamını Oku

Körkuyularda

S. Ahmet Arvasi diyordu ki:

- İslamiyet’i kurtarmayı bırakalım, İslamiyet’le kurtulmaya bakalım...

*

Kendini kurtaramayanlar sürekli İslamiyet’i kurtarmaya çalışıyor...

Din bezirgânları ise tarih boyunca ‘gerçekleri’ saklayıp körkuyularda sakladıklarını din diye insanlara anlatıp yalan pazarlamış...

Diğer hak dinleri de böyle bozmuşlardı...

Hak kitapları böyle değiştirmişlerdi...

Dinler ve kitaplar bozuldukça Allah yeni bir din, yeni bir kitap ve peygamber göndermiştir...

Son din İslam ve son peygamber ise

Yazının Devamını Oku

Saklı şeyler

Ramazan ayı başladı...

Herkesin kendisiyle muhasebeleşmesi, hesaplaşmasıdır yani...

Ve suskunluğudur...

Günahlardan uzaklaşmasıdır...

Tövbe vakitleridir.

Pide ve hurma ayı hiç değildir...

Bayramının adı da şeker değildir!

Tabii ki iman edenler ve inananlar içindir oruç...

İnanmamaya kimsenin bir şey demeye hakkı da yoktur...

Yazının Devamını Oku

Sular ısınıyor gibi

ABD Karadeniz’e iki savaş gemisini gönderiyor...

Tatile çıkmadığına göre, niçin geldiği de biliniyor...

Rusya, Afganistan’da kaybettiği savaştaki unvanını geri alacağı bir yer arıyor...

Ukrayna işin hikâyesi...

*

ABD; Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, Yunanistan, Girit ve Malta adalarına yeni askeri üsler kuruyor...

AB ülkeleri de güvenliğini gerekçe gösterip destek oluyor...

İsrail, İngiltere ve Arap ülkeleri de ABD’nin yanında yer alıyor...

Tek amaç Rusya ve Çin’i durdurmak...

Yazının Devamını Oku

Arıtılmış gerçekler

Rusya’nın Ukrayna derdi bitmiyor...

Bitmeyecek de...

Ve tabii ki ABD ve AB ülkelerinin de...

Yaralar kaşınıyor sürekli...

*

Pandemi günlerinin başlamasından beri evlerindeki kargaşayı, huzursuzluğu, işsizliği ve isyanı bitirmek isteyenlerin bin yıldan beri uyguladığı klasik bir metot sefere çıkmak...

Yani savaşmak...

Arıtılmış gerçekler piyasaya sunuluyor...

Ve herkesin sanal gerçeklerden oluşan bir gündemi var...

Yazının Devamını Oku

Bozucu etkiler

ABD, Rusya’dan aldığımız S-400 sistemleri gerekçesiyle Türkiye’ye CAATSA yasası kapsamında yaptırımlarını bugün devreye sokuyor...

Yeni dünya düzeni ve dostluk anlayışı da böyle bir şey...

ABD, NATO ve AB dahil çifte standart uyguluyor...

Yunanistan, Rusya’dan alınca hiç kimse bir şey demiyor...

Türkiye aldığında ise yaptırımlarla tehdit ediliyor...

Neden?

*

Eski başkan Trump dahi ABD’nin uyguladığı çifte standardı G-20 Zirvesi’nde gündeme getirmiş ve Obama dönemini suçlamıştı...

ABD’den yıllarca hava savunma sistemlerini istedik vermedi...

Yazının Devamını Oku

Tehlikeli çember

ABD, Avrupa’ya yerleşiyor...

Kavala, Selanik, Volos ve Girit’e üs kuruyor... Yunanistan Biden ile anlaştıklarını açıklıyor...

Bir yandan askeri ortak tatbikatlar, diğer yandan yeni üsler kurulmasının altında yatan amaç belli...

Rusya tehlikesine karşı korumak bahanesiyle Avrupa’ya yerleşmek isteyen ABD, diğer yandan Türkiye’ye karşı da Yunanistan’ı kışkırtmaya devam ediyor.

Doğu Akdeniz, Suriye ve Libya’daki Rusya varlığına karşı da kendi varlığını sürdüreceğinin mesajını veriyor.

Ve ayrıca Ege Denizi, Karadeniz ve Balkanlar’ı da kontrol edeceğini söylüyor.

*

Yunan medyasındaki haberlere göre ABD’nin 50 yerde askeri üs kuracağını ve bunun karşılığında ise büyük çapta hibe silahların verileceğini açıklıyor.

Hibe silahların listesini ise Washington’da bulunan Yunanistan Başbakanı

Yazının Devamını Oku

Gölgelerin sessizliği

Belçika’nın eski başbakanlarından Guy Verhofstadt on beş yıl önce Avrupa Birleşik Devletleri kitabında içinde bulundukları düşünme sürecini eleştiriyordu...

Ve AB’nin gerilemesi tehlikesine dikkat çekiyordu.

Ekonomisi modernleştirilmiş siyasi bir Avrupa Birliği’nin kaçınılmaz olduğunu ve “ortak bir ordu kurulması” teklifini gündeme getiriyordu...

ABD’nin iş yaptığına, AB’nin ise hâlâ düşündüğüne bir anlam veremediğini belirten Verhofstadt demişti ki:

- AB bir bisiklete benzer. Durması halinde ayakta kalamaz yıkılır!

*

Yıkılması halinde 50 yıllık emeklerinin boşa gideceğini, Euro’nun son bulacağını, sınır kapılarının yeniden oluşacağını ve serbest dolaşımının sona ereceğini anlattığı kitabında Türkiye’nin AB’ye katılımının faydalarına değiniyordu...

AB ülkelerinde aynı değer, gelenek ve kültürlerin buluşturulamayacağını vurgulayan Verhofstadt siyasi ve sosyal uyumun yeterli olabileceğini ifade etmişti...

Ortak bir para birimi sahibi olmanın bir anlamı olmadığını ve 50 yıldan beri bir savunma birliği kurma fikrini hayata geçiremediklerinden şikâyet eden

Yazının Devamını Oku

Kripto günler

Kripto örgütler derken geldik kripto paralara...

Bitcoin, Ethereum, Ripple, Monero, Zcash, Dash ve diğerleri...

Sahipleri kim?

Richard Branson, Elon Musk ve Bill Gates olduğu söyleniyor...

Kripto paranın karşılığı nedir?

Belli değil.

Sabah kalkan alıyor akşam kime bozduracağını bilmiyor.

Muhatap belli değil.

Kanunlar yetersiz...

Yazının Devamını Oku

Korkuya doğru

Yunanistan üzerinden Türkiye’ye karşı yeni oyunlar hazırlanıyor.   

Bir yandan ortak askeri tatbikatlar, diğer yandan Doğu Akdeniz’deki birliktelikler ve en son 25 Mart günü Osmanlı’dan ayrılışının 200. yıldönümü töreninde yaşananlar...

Ve ABD F-16’larının törendeki gösterileri...

Yunanistan ve Arap dünyasının Türkiye aleyhine birleşmesi de oldukça garip...

Güney Kıbrıs Rum kesimi, Yunanistan ve Suriye’deki PKK uzantıları olan YPG ve PYD ile olan gelişmeler daha da dikkat çekici...

*

Etrafımızda bir şeyler dönüyor, döndürülüyor...

ABD ve AB içerdeki ekonomik sıkışıklık ve karışıklık senaryolarını dışarıda çıkaracağı büyük krizlerle filme çekmeye hazırlanıyor...

Türkiye üzerinden Çin ve Rusya’yı da köşeye sıkıştırmak isteyen güçler kendi halklarını yeniden güvenlik sendromuna sokmayı düşünüyor...

Yazının Devamını Oku

Kaygıların arkası

AB Zirvesi sonrası liderlerin Türkiye’ye yönelik açıklamaları dikkat çekici...

Merkel, Macron ve diğerleri Türkiye’yi hukuk ve insan hakları konusunda uyarıyor...

Ne diyorlar?

- HDP.

- APO.

- PKK.

- Selahattin Demirtaş.

- FETÖ.

- Ve kendilerince önemli gördükleri kişiler...

Yazının Devamını Oku