GeriMehmet SOYSAL Acılar masal olmuyorsa...
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Acılar masal olmuyorsa...

Pandemi yüzünden zor günler yaşanıyor...

Özellikle fakir, gelişmeyen ve nüfusun aşırı yoğun olduğu ülkelerde...

Hindistan ve Çin gibi...

Aş yokluğu yerini aşı yokluğuna bırakıyor...

İnsanlar açlık ile aşı arasında gidip geliyor...

*

Hindistan ve diğer yoksul ülkelerde yaşananları ajansların dünyaya geçtiği haberlerden öğreniyoruz...

Hindistan’da vaka sayısı 21 milyon 64 bin 862’ye, can kaybı ise 230 bin 10’a ulaşmış.

Ülkede günlük vaka sayısının 400 binin üzerinde olduğunu, günlük can kaybının ise 3 bine yaklaştığını bildiren uzmanlar, derin bir çaresizlik ve yoksulluğun yaşandığına dikkat çekiyor.

Ülkede sağlık sistemi ise çökmüş durumda...

*

Çin ve Hindistan kapalı kutu gibi bir ülke olduğu için verilen resmi rakamlara da inanmak zorundayız.

Aksini iddia etmek için bilgiye sahip olmak gerekiyor ama resmi rakamlardan daha fazla ölüm ve mağduriyetlerin yaşandığını yapılan yorumlardan anlıyoruz.

Virüs nedeniyle ölenlerin toplu olarak yakılmasıyla şehirlerin her yerinde dumanlar gökyüzüne yükseliyor...

Ve ağır bir kokunun her yeri kaplamasından ise rahatsızlık duyuluyor...

*

Baliyadev Tapınağı’na yığılan kadınlardan oluşan kalabalıkların görüntülerini seyrettiğimizde maske ve mesafenin sıfır noktasında olduğunu da görüyoruz.

Bir başka gelişmeye dikkat çekmek istiyorum, o da Hindistan’da yaşayanların birçoğunun kendi elleriyle yaptıkları putları kırmaya başlamış olması...

Neden?

Kendilerini ve ailelerini virüsten koruyamadığı için...

Yani, yeni dünya düzeni içerisinde insanoğlunun kendi eliyle yaptığı ve taptığı putlarla hesaplaşma süreci başlayacak gibi...

Ve kutsallaştırılan, kahramanlaştırılan insanların da tahtları veya postları bir hayli sallanacak ya da yok olacak gibi...

*

Dünyanın her yerinde virüs sayısız acılara da neden oluyor...

Şarkıda diyor ya:

- Acı çekmek özgürlükse özgürüz ikimiz de...

Evet, milyarlarca insan evlerine kapanmış özgür bir hayat yaşıyor ama tarifsiz acıları da çekerek...

Bir yandan aş yokluğu diğer yandan aşı...

Ve ne zaman biteceği bilinmeyen virüs...

Yaşadığımız çağın içinde o kadar çok acı var ki, ne yazık ki hiçbiri masal dahi olmuyor...

Anlatılmıyor...

Yazılmıyor...

Ve söylenmiyor!

X

Yollarda...

Ve bir bayramı daha yaşıyoruz... 

Nereden başlayalım ki...

Binlerce Afganlı mültecinin kurbanlık koyunlar gibi yollara düşmesinden mi?

Yoksa hangi ülkenin sınırında öldürüleceklerinden mi?

Savaşa gider gibi adeta ölüm yolculuğu yapılıyor...

*

Suriye, Afganistan, Lübnan, Yemen ve Irak’ta yaşananları takip ettikçe anlıyoruz ki İslam coğrafyasında bir şeylerin düzeleceğini görmek hayal gibi...

Yazının Devamını Oku

Ayakta durabilmenin hafifliği

Ve Lübnan...

Sedir ağaçlarıyla ünlü şehir Beyrut...

Geçen yıl 135 kişinin ölümüne ve yaklaşık 6 bin kişinin yaralanmasına neden olan Beyrut Limanı’ndaki patlamayla birlikte Lübnan’daki kriz gittikçe derinleşiyor.

Nedeni hâlâ net olarak bilinmeyen esrarengiz patlamanın ardından ülkede aylardan beri sular durulmuyor.

Döviz krizi ve sıkıntısı çeken ülkede ilaç, petrol ve daha birçok hayati ürün ithal edilemiyor.

Enerji santrallarını işleten Deir Ammar, Zahrani ve Electrice Du Liban şirketleri ise yakıt yokluğu yüzünden bir günde şehirlere ancak iki saat elektrik verilebildiğini ama birkaç gün sonra tüm santralların kapatıldığını açıklıyor.

Ülke karanlığa terk edilmiş durumda...

*

Bir dönem Orta Doğu’nun Paris’i sayılan Beyrut’ta şimdi yokluk, yoksulluk yaşanıyor ve yolsuzlukla da artık baş edilemiyor.

Yazının Devamını Oku

Yeraltı hikâyeleri

15 Temmuz akşamının ihanetinden kurtarılan Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nde dahi buluşamıyoruz...

Siyaset kırk parçaya bölünmüş...

Her kafadan farklı bir ses çıkıyor...

Oysa, o ihanet akşamında TBMM çatısı altında yaşanan birlik ve beraberliğe ve darbeye karşı direnişe gösterilen duruşu millet olarak alkışlamıştık...

Ya sonra?

Ne olduysa yine herkes kendi fildişi kulesine çekildi ve kendi türkülerini söylemeye başladı...

*

Yaşanan bu kadar ihanete birileri hâlâ ‘tiyatro’ diyebiliyor...

300 kişinin şehit olduğu, 1491 kişinin yaralandığı o ihanet akşamına tiyatro diyen anlayışa ve dezenformasyona karşı çıkan sanatçı

Yazının Devamını Oku

Bir ihanetin anatomisi

15 Temmuz akşamında yaşanan ihaneti birileri unutturmaya çalışıyor.

Yalanlar ve komplo senaryolarıyla da başka yerlere çekmeye...

Unutarak yaşamayı sevdiğimizi keşfedenler ısrarla bizlere yaşadıklarımızı unutturmak istiyor...

Kendi yalanlarına bizleri inandırmak isteyenler hâlâ demokrasiden, hukuktan söz edebiliyor ve ihanetlerini saklayabiliyorlar...

*

Bu ihanet korosu 1950 yılında rahmetli Menderes ve arkadaşlarına da aynı şarkıyı söylemişlerdi.

Hem de on yıl boyunca...

İçlerinde taşıdığı kin ve nefret yangınını Menderes ile bakanları Polatkan ve Zorlu’nun idamlarıyla ancak söndürebilmişlerdi.

*

Yazının Devamını Oku

Akreplerin yolculuğu

Ömer Hayyam kaç asır önce çözmüş ifadesiz yüzlerle aramızda dolaşan insanı ve “Kendini satmayan adama ekmek yok; sen gel de yuh çekme böylesi dünyaya!” demiş...

Dediği günden öncesi ve sonrasında üç günlük dünyanın üç kuruşluk oyuncaklarına sadece kendini değil vatanını, milletini satan insanlar yüzünden sayısız insanın hayatı kâbusa dönüşüyor...

Gelenekselleştirilen bu kötü alışkanlık devam ediyor...

15 Temmuz ihaneti alışkanlığın son örneği idi...

*

Sınav sorularını çalarak başlayan sızıntı süreci 15 Temmuz akşamında ifadesiz yüzlerin ihanetleriyle gün yüzüne çıkmış oldu. Ve halk hesaplaşmasını yaptı...

Kırk yıl düşünseydik, milletine kurşun sıkacak kadar gözü dönmüş, asker kılığına bürünmüş kişilerin ordunun içine sızabileceğini ve general dahi olabileceğini bilemezdik, tahmin dahi edemezdik...

Bakıyoruz da yurtdışına kaçan bu gizli yapının yargıya, orduya, emniyete ve medyaya sızmış kişileri hâlâ bizden daha çok konuşuyor, yazıyor ve çiziyorlar...

Manipülasyon senaryolarıyla insanların aklını karıştırmaya devam ediyorlar...

Yazının Devamını Oku

İfadesiz yüzler

Attilâ İlhan demiş ki:

Bazıları şiir sevmez çünkü yaraları yoktur, yaraladıkları vardır.

Yaşadığımız dünyayı ne kadar da güzel anlatmış Attilâ İlhan...

İnsanlar artık malını, mülkünü insandan daha çok seviyor, bu yüzden yaraları yok, yaraladıkları çok...

Eşyayı seviyor...

Ya insan?

Bu durum bize hep aynı türküyü hatırlatıyor:

Adamın adam sevmesi geçti gayri zaman oldu!

*

Yazının Devamını Oku

Yokuşa sürenler...

KAHRAMAN arıyoruz...

Nedense?

Dostum rahmetli vali Recep Yazıcıoğlu’nun sözleri düşüyor aklımıza:

- İhale, havale derken şimdi de kahraman bekliyoruz!

***

Modern çağın zirvesindeyiz güya...

Hâlâ davul ve zurnayla karşılama törenleri yapılıyor...

Yazıcıoğlu bu duruma da isyan edercesine diyordu ki:

- Develer, koyunlar kesiliyor vs. Oysa, Avrupalılarda böyle bir şey yok...

Yazının Devamını Oku

Ağlayan nehirler...

"Kar yağmış yollara, örtünmüş izler” diyebileceğimiz beyaz sayfaları açabilmenin umuduyla yaşıyoruz...

O yaşadıklarımız dündü, bugün daha iyi şeyler olacak, diyerek güne başlıyoruz...

Gün bittiğinde anlıyoruz ki iyi şeyleri beklemek bir hayalden ibaretmiş...

Bazı alışkanlıklarımızı hiç değiştirmiyoruz...

En güzel şeylerin arasına bir kötülük sıkıştırıyoruz.

*

Yazılıp çizilenlere ya da olup bitenlerin ardından konuşulanlara bakıyoruz.

Öyle şeyler yaşanıyor ki...

Örnek mi...

Yazının Devamını Oku

Su da yanıyor

Şair Vedat Koparan’ın dizelerindeki yangınların yaşandığı günlerden geçiyoruz...

Diyor ki:

Umutlar yanar al kızıllıklarda

geceler şafak bekler uykusuzluğumda

gündüzüm ihanet çemberi kuşatmalarında

insanın yakıldığı yerde

su da yanar sevdiğim su da yanar.

*

Karadeniz’in sularında 32 ülkeden 5 bin asker ve 32 savaş gemisiyle başlayan ‘Deniz Esintisi 2021’ tatbikatı 11 Temmuz’a kadar sürecek...

Yazının Devamını Oku

Kripto kazanlar

Kripto para vurgunları ‘çekirge sürüsü’ misali dünyanın farklı yerlerinde vurgunlarına devam ediyor...

Girdiği, geçtiği tüm yerleri viraneye dönüştürerek...

Nasrettin Hoca’nın ‘kazan doğurdu’ hikâyesindeki gibi bir sabah kalkanlar ‘kazan ölmüş’ yalanıyla yüzleşiyor... Kazanın doğurduğuna gerçekmiş gibi inananlar, öldüğüne dair yalanlara da inanmak istemiyor...

Devletlerin resmi finans kuruluşları, merkez bankaları, özel bankalar ve borsalar ile para piyasaları büyük panik halinde...

Ve yasal yollarla çekirge sürüsünün önünü kesmeye ve kurutmaya çalışıyor...

*

El Salvador ise kripto para Bitcoin’i resmi para ilan eden ilk ülke olurken, herkesin aklına “Bu parayla hangi ülkeden ne alacak?” sorusu geliyor...

Ya da hangi örgütün uyuşturucu veya silah satışından elde edilen karaparayı akladığı...

Karteller elinde bulundurdukları karaparayı duvarların içinde artık saklayamıyor...

Yazının Devamını Oku

Sorunsuz vurgunlar

Kripto para vurgunu devam ediyor... Ve her gün dünyanın farklı bir yerinde ortaya çıkıyor...

Tıpkı, virüs gibi...

Afrika kıtasının en büyük kripto para platformu Africrypt, nisan ayında faaliyetlerini durdurmuş ve sahibi olan iki kardeş 17 yaşındaki Ameer Cajee ve 20 yaşındaki Raees Cajee ise “hack” kurbanı olduklarını iddia etmişti.

*

Dünyanın vardığı yer burası...

Bilgisayarlar üzerinden her tür yolsuzluğun ve dolandırıcılığın yapıldığı dijital hırsızlıklara kimse bir şey yapamıyor...

17 ve 20 yaşındaki iki kardeş 3,6 milyar dolarlık Bitcoin ile kayboldu.

İki ay öncesine kadar kripto para hırsızlıkları ve benzeri dolandırıcılıkların toplam maliyetinin 432 milyar dolara ulaştığını açıklayan CipherTrace araştırma şirketi, bu duruma acil müdahale edilmesi gerektiğini belirtiyor.

*

Yazının Devamını Oku

İpin ucu

Yemen açıklarında batan teknede 300 kişi daha sularda boğularak öldü...

Nereye gidiyorlardı?

Körfez ülkelerine...

Çünkü, Yemen’de terör, açlık, işsizlik var...

Daha da ötesi var gibi görünen devlet yok gibi...

İnsanlarını koruyamıyor...

BM Uluslararası Göç Örgütü raporlarında geçen yıl sadece Akdeniz’de 2 bin 200 göçmenin hayatını kaybettiği yazıyor...

Uluslararası bazı yardım kuruluşları ise gerçek sayının açıklanan rakamlardan daha çok olduğunu söylüyor...

Nisan ayında ise Afrika’dan Avrupa’ya geçmek isteyen sığınmacıların bulunduğu üç teknenin batmasıyla 172 kişinin Akdeniz’de öldüğü açıklanmıştı...

Yazının Devamını Oku

Türküsünü arayanlar

Herkes bir yerlerde kendi türküsünü arıyor...

Ve çıkıp da söyleyeceği dağları.

Saklı renklerin içinde biriktirilen sırları.

Kimseyi bulamayanlar, derdini ağaçlara ve kuşlara anlatıyor...

İnsan yüreğinin derinliklerine gömdüklerinin kayıp mezarlarını arıyor...

Hangisinin dost ve düşman olduğunu hatırlamaya çalışıyor...

“Unutma” diyen dervişin sözleri kulaklarında çınlıyor:

“Düşmanınla dost, dostunla düşman olan dostun değildir.”

*

Yazının Devamını Oku

Dijital terör...

Avusturya ve ABD, yapılan siber saldırılara karşı önleyici güvenlik yollarını arıyor...

Saldırılar ile ilgili kamuoyuna açıklama yapan siber güvenlik sağlayıcısı NordLocker şirketi ‘Windows yazılımının kullanıldığı 3.25 milyon bilgisayardan ödeme bilgilerinin ele geçirildiğini’ duyurunca olayın boyutunun ne kadar büyük olduğu anlaşıldı...

Instagram, Netflix, Paypal, Roblox, Steam, Twitch ve Twitter hesaplarının hedef alındığını duyuran NordLocker, hacker’ların e-posta veya ‘önyükleme yazılımı indirerek virüs bulaştırma yoluyla’ kişisel verileri ele geçirdiklerini belirtti.

*

NordLocker şirketince hazırlanan rapordan, kötü amaçlı yazılımlarla son iki yılda 26 milyon kişinin oturum açma kimlik bilgilerinin dahil olduğu çok sayıda bilginin çalındığını öğreniyoruz...

Şirket raporlarında, ‘web kameralarının kötü amaçlı yazılım tarafından ele geçirildiği’ bilgisini de paylaşmış.

Daha önemlisi çalınan verilerle hangi kötülüklerin yapılacağının henüz bilinmeyişi...

Ve gelecek yıllarda, çalınan verilerin gerçek sahiplerin dolandırılmasında kullanılabileceği konusunda uyaran NordLocker:

“Açıklığa kavuşturmak istiyoruz: Bu veritabanını biz satın almadık ve diğer tarafların bunu yapmasına göz yummayız”

Yazının Devamını Oku

Saklı şeyler

NATO Zirvesi sona erdi ama tartışmalar bitmiyor...

Ve bilinmeyenleri de...

Dünya kamuoyunun odaklandığı ve perde arkasını merak ettiği sonuç bildirgesindeki konu başlıkları şöyle:

- 2030 Stratejisi’nin ayrıntılarında neler vardı?

- 8 kilit alanda alınan kararlar neydi?

- Türkiye’de kurulması kararlaştırılan NATO Deniz Güvenliği Mükemmeliyet Merkezi ne iş yapacak?

- Rusya ve Çin’i dizginleyebilmek için Ukrayna, Gürcistan’ın NATO’ya üye edilip edilmeyeceği...

Daha da ötesi gelecek yıllarda Irak ve Ürdün’ü de NATO’ya dahil etme planlarının olduğunu anlıyoruz...

*

Yazının Devamını Oku

Siber yalanlar

Siber saldırıların, kripto para adreslerinin ne büyük tehlike olduğunu günlerden beri yazıyoruz...

NATO ve G7 Zirvesi’nde alınacak kararlara bakıyoruz ve bu konuda ne gibi önleyici kararlar aldıklarını da merak ediyoruz...

Sonuç bildirgelerinde somut bir karar aldıklarını da görmedik, duymadık...

*

Ve Brüksel’de düzenlenen NATO Liderler Zirvesi sona erdi...

30 üye devletin siyasi ve askeri ittifakta bir araya geldiği NATO Zirvesi’nde 2030 Stratejisi’nin kabul edildiği açıklandı...

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ittifakta yeni bir sayfa açtıklarını, güvenlik için kilit konularda geniş kapsamlı kararlar aldıklarını belirterek konuyu Çin’e getiriyor ve diyordu ki:

Bugün Liderler, iddialı NATO 2030 gündemimizi ittifakın bugünün ve yarının zorluk ve tehditleriyle yüzleşebilmesini sağlamak için kabul etti...

*

Yazının Devamını Oku

Siber savaşlar

Bilgiyi istediği gibi yönlendirip değişimini sağlayan, doğruluk kavramını her geçen gün biraz daha aşındıran savaşlara doğru ilerliyoruz...

Olası saldırıların nereden geleceğini bilmek de zorlaşıyor.

Yasal kurumlar olayı çözene kadar da Basra yıkılmış oluyor.

Özel bilgi operasyonlarına karşı her devlet, kurum ve kişiler tehlike altında.

Bilgiyi istedikleri gibi sabote eden siber terör gruplarını ve istihbarat servislerini ise yasal kurumlarla takip etmek ve yakalamak gittikçe zorlaşıyor...

*

Netflix’te yayınlanan ‘StartUp’ dizisini izlediğimizde Miami’de kara para aklamak isteyenlerin uyuşturucu satışıyla kazandıkları parayı aklayabilmek için kripto paradan nasıl yararlandıklarını görüyoruz...

Kripto paralara hayali yöntemler ve dijital oyunlarla nasıl yön verildiğini ve uluslararası terör gruplarının bu gibi platformları nasıl kullandıklarını da...

Sosyal medya platformlarındaki kişisel verilerin yasal olmayan oluşumlara nasıl aktarıldığını da anlamış oluyoruz...

Yazının Devamını Oku

'Küresel panikler'

Para piyasaları sürekli daha çok kazanma dürtüsüyle her gün yeni bir para oyunu sürüyor piyasalara...

Paradan daha çok para kazanabilme ihtimalinin dürttüğü hırsa yenik düşülüyor...

2008 yılında ABD’de mortgage finansal krizi dört yıl sürmüştü...

Krizin perde arkasında yaşananları ise ‘İçişleri’ adlı belgeseli izlediğimizde büyük resmi görebilmiştik... Yönetmen Charles Henry Ferguson tarafından çekilen belgesel filmde 2008’deki ekonomik kriz ve finansal erime seyirciye anlaşılır biçimde anlatılıyor...

Ünlü oyuncu Matt Damon’un oynadığı film kamuoyunda oldukça beğenilmişti...

*

Balona fazla üflemeyi kimsenin durdurmadığına ve herkesin gözü kapalı seyrettiğine dikkat çeken Soros, finans piyasalarını çok uyardığını ama kimsenin kendisini ciddiye almadığını belirtmiş ve demişti ki:

- Müzik bitene kadar dans devam eder... Lakin müzik çoktan bitmişti ama dans sürüyordu...

Nereye kadar?

Yazının Devamını Oku

Emojiyle yıkılan düzen

Bir değer üretmeden elindeki bir şeyin değerlenmesini bekleyen büyük kalabalıkların yani tufeylilerin yeni adresi kripto para şirketleri...

Tufeyli nedir?

Başkalarının sırtından geçinen kişi ve dalkavuk demek...

Gelişmiş ülkelerden ABD, AB, İngiltere gibi ülkelerde faiz oranları sıfıra yakın olduğundan milyarlarca dolar, Euro veya sterline sahip olanlar paradan para kazanmanın kırk bin yolunu arıyor...

Çin, Hindistan, Rusya ve Uzakdoğu, Ortadoğu, Orta Asya ve Balkan ülkelerindeki karapara sahipleri de dahil...

Uyuşturucu baronlarının ve kartellerinin en büyük sığınağı ve kontrolsüz para transferlerinin yapıldığı dijital adreslerin kripto paralarının oturdukları yerden değerlenmesini bekleyen tufeyliler de ellerindeki tüm varlıklarını bu paralara yatırıyor...

Bir sabah kalktığında köşeyi dönmek isteyenler çoğu zaman köşeyi dönüp çıkmaz sokağa girerken çarpılabiliyor da...

*

Dijital adreslerde kripto para oyunlarıyla yapılan trilyonlarca dolar yolsuzluğun sonucunda parayı kimlerin kazandığını ve kimlerin kaybettiğini henüz bilen yok...

Yazının Devamını Oku

Siber şebekeler

Yarınları bilgisayarların başında kodlayanların dünyayı hiç tanışmadığı felaketlere sürüklediğini geçen günkü yazımızda belirtmiştim...

Milyarlarca doların kripto paralara nasıl yatırıldığını ve bu soyguna kimsenin bir şey diyemediğini de...

Yasal düzenleme neden yapılmıyor?

Siber dolandırıcılıklara ağır cezalar niye getirilmiyor?

*

Vatandaş bankada yeni bir hesap açtıracağı veya kredi kartı alacağı zaman neyi var neyi yoksa hepsini belgelemek zorunda.

Herkes varlığı ya da teminatı kadar kredi alabiliyorsa, milyarlarca dolar dijital adreslere nasıl aktarılıyor, bu paraları kim teslim alıyor ve bir saniyede uçup dünyanın en ücra ülkelerindeki dijital adreslere nasıl gönderiliyor?

Bu durumu kimse niye engelleyemiyor?

Geleneksel bankacılığın ve para piyasalarının temeline dijital dinamitleri koyanlara karşı ciddi anlamda neden dur denilemiyor?

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI