Sağlığınız için her gün yapmanız gerekenler

Hayatınızı kolaylaştırmak için günlük yapılması gerekenler listemin başında gelen 10 maddeyi en sondan başlayarak, en önemli maddeye kadar sizlerle paylaşacağım...

10-Yumurta yiyin
Yumurta, günlük protein ihtiyacınızın yüzde 13’ünü ve günlük kalori ihtiyacının yalnızca yüzde 4’ünü karşılayan bir protein deposudur. Bu harika ve masrafsız protein kaynağı güçsüzlükle savaşır. Kolin bakımından zengin olan yumurta, alzheimer hastalığıyla bağlantılı olan beyindeki iltihaplanmayı da azaltır.

Sağlığınız için her gün yapmanız gerekenler

9-Tuvaletten
çıkmadan önce...
Dışkı kontrolü yapın. Dışkınız hiçbir zaman beyaz olmamalı. Eğer olursa bu, emilimle ilgili bir problem veya bir tıkanıklığa işaret eden safra eksikliği anlamına gelebilir. İkinci olarak tuvalete çıkma aralığının çok değişken olduğunu unutmayın. Haftada üç ile günde birkaç defa arası normal kabul edilir.
8-Her öğünün yarısını sebzeler oluştursun
Sağlığınız için her gün yapmanız gerekenler

Sebzeler yaşamsal besin maddeleriyle doludur. Birçoğumuz bu besin maddelerini yeteri kadar almıyoruz. Öğünlerinizin yarısını sebze olarak tüketin. Sabah, sebzeleri omletinize koyabilirsiniz. Öğlen ve akşam yemeklerinde daha fazla sebze ağırlıklı salata ve çorba tüketin. Tabağınızın bir tarafına ana yemeğinizi (tavuk veya balık olabilir), diğer tarafına da sebzelerini koyarak ikiye ayırın.
7-Sabah yarım, akşam yarım multivitamin
Multivitamin, vücudunuzun ihtiyacı olan her şeyi almayı garantileyen bir sigorta poliçesi görevi görür. Ancak, vücudunuz bütün bu besin maddelerini bir kerede ememez ve bunların bir kısmını idrar ve dışkı yoluyla atar. Emilimi çoğaltmak için multivitamininizi ikiye bölün ve yarısını sabah, yarısını akşam alın. Çeşitli kapsüllerde günlük dozu sağlayan bir markayı deneyip alabilirsiniz.
6-Kemik sağlığı
için takviye alın
Kemiklerinizi korumak için yalnızca multivitamin almak yetmez. Aşağıdakilerden oluşan bir kemik güçlendirici kokteyle ihtiyacınız var:
Vitamin D3, 1000 IU (uluslararası birim)
Kalsiyum, 600 mg
Magnezyum, 400 mg
Artık eczanelerin çoğu bu kombinasyonu tek bir kapsül içinde satıyor. Bu üçlü kombinasyona neden mi ihtiyacınız var? D vitamini, kemiklerin güçlü kalmasını sağlamak için kalsiyum emilimine yardımcı olur. Magnezyum aynı zamanda kalsiyumdan kaynaklanan damar daralmasını ve kabızlığı engeller.
5-En az beş saat uyuyun
Yapılan son bir araştırmada yeterli bir uyku uyumayan insanların ertesi gün yeteri kadar dikkatli olmadıkları ve daha da kötüsü bunun farkında olmadıkları ortaya çıkmıştır. Daha iyi uyuyabilmeniz ve daha çabuk uykuya dalabilmenize yardımcı olacak dört öneri:
 Yatmadan önce kitap okuyun.
Beyni, uyanması için harekete geçiren bir tepe lambası yerine okuma lambası tercih edin.
Çalar saatiniz dijitalse, görmeyeceğiniz bir yere koyun; böylece ışığa karşı duyarlı olan beyindeki epifiz bezini harekete geçirmemiş olursunuz.
Işığı engellemek ve uyku kalitesini artırmak için göz maskesi kullanın.
4-Seks yapın
Partnerinizle birlikte sağlıklı bir seks hayatınızın olmasının birbirinize bağlı kalmanıza yardımcı olduğunu ve iyi bir antrenman sağladığını zaten biliyorsunuz. Yeni bir araştırmaya göre seks, aynı zamanda beyindeki ara bağlantıları geliştirerek ve stresi azaltarak beyne de iyi geliyor.
3-Beş dakika boyunca nefes alın ve esneyin
Her gün beş dakika boyunca doğru nefes alıp esnemek ömrünüzü uzatacak bir stres azaltma etkisi yaratır. Sabah uyandığınızda ‘hippi’ esneme hareketlerini uygulayın: Ellerinizi aşağı uzatın ve ayak parmaklarınıza dokunmaya çalışın. Kalçanızı ve başınızı serbest bırakın. Şimdi, sol ve sağ dizlerinizi rahatlatın ve biraz yürüyün. Gözlerinizi kapatın ve nefesinize odaklanın. Beş dakika sonra artık rahat ve işe gitmeye hazırsınız.
2-Beyaz ve işlenmiş şekerden uzak durun
Basit şeker Amerika’nın obezite sorununun arkasındaki neden. Beyaz veya işlenmiş şekeri hayatınızdan çıkarmanız gerekiyor. Ayrıca aldığınız ürünlerin etiketlerini okumayı alışkanlık haline getirin ve yüksek früktozlu mısır şurubu (HFCS- high fructose corn syrup), esmer pirinç şurubu gibi ‘gizli şeker’ içeren ürünlerden uzak durun.
1-Günde 10 bin adım atmanızı öneriyorum
Yapılan son araştırmalara göre her gün oturmak için harcadığınız her saat, ölüm riskinizi yüzde 11 artırıyor. Kıpırdanmak gibi gün boyunca yapacağınız basit hareketler bile sağlığınıza büyük katkıda bulunabilir. Günde 10 bin adım atmanızı öneriyorum. Bir adım ölçer edinerek sağlığınız için attığınız adımları ölçebilirsiniz.

‘The Dr. Oz Show’ hafta içi her gün saat 12.30’da Sony Channel Digiturk 51’inci Kanal ve D-Smart 52. Kanal’da yayımlanmaktadır.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Hastalık önleyici 4 sağlık randevusu

COVID-19 sebebiyle günlük yaşamımızın büyük kısmı durma noktasına gelmiş olsa da önleyici sağlık, aşı ve tarama randevularına devam etmeniz çok önemli. Eğer tedirginseniz gitmeden önce hastanenizi ya da doktorunuzun muayenehanesini arayarak sosyal mesafe uygulamaları ve aldıkları diğer önlemler hakkında bilgi edinebilirsiniz.

Meme kanseri taraması: Meme kanseri gibi istilacı kanser türlerinin yüzde 14’ü, 40-49 yaşları arasında ortaya çıkıyor ve erken yapılan taramalar hastalığın seyri konusunda avantaj yaratıyor. Eğer genetik veya aile öyküsü faktörlerinden dolayı yüksek risk grubundaysanız, 30 yaş itibariyle her sene mamogram ve göğüs MR’ı çektirmeye özen gösterin. Virüs var diye meme kanseri yerinde durmuyor, siz de durmamalısınız!

Bağırsak kanseri taraması: Yine Amerikan Kanser Derneği kişilerin düzenli bağırsak taramalarına (her 10 yılda bir kolonoskopi veya her 1-3 yıl arasında dışkı testiyle) 45 yaşında başlamalarını tavsiye ediyor. Sizin için en uygun taramanın ne olduğunu belirlemek adına doktorunuzla görüşün. Benim ilk kolonoskopim hayatımı kurtarmış olabilir.

Diş sağlığı: Muhtemelen diş doktoruna gitmek şu sıralar aklınızdaki son şey. Ancak diş doktorları güvenli bir ortam için çok katı kurallar uyguluyor. Kendilerinin, çalışanlarının ve hastalarının korunduğundan emin olmak için en yüksek güvenliğe sahip maske, gözlük ve siperlik kullanıyorlar. Ağız sağlığı genel sağlık durumuyla direkt bağlantılıdır ve önleyici sağlık kontrolü yaptırılmadığında tedavi edilmeyen hastalıklar zamanla ilerleyerek karmaşıklaşır. Evinizde de ağız sağlığınıza öncelik vermeyi unutmayın ve doğru ekipmana sahip olduğunuzdan emin olun. Herkes diş ipi kullanmayı günlük rutininin bir parçası haline getirmelidir.

Aşılama: COVID-19 aşısının ilk serileri uygulanmaya başlarken kendiniz ve çocuklarınız için koruyucu aşıları da takip etmeniz gerek . Dünya Sağlık Örgütü’nün haziranda yaptığı bir ankete göre dünyada aşılama oranlarında çarpıcı bir düşüş gösterdi. Oysa çocukların aşılarının tamamlanmış olması kritik önem taşıyor. Eğer aşı takviminizin gerisinde kaldıysanız, doktorunuzdan randevu alarak birlikte bir telafi planı oluşturun.

Ağız sağlığı genel sağlık durumuyla direkt bağlantılıdır ve tedavi edilmeyen hastalıklar zamanla ilerleyerek karmaşıklaşır. İhmal etmeyin.

Yazının Devamını Oku

Market sepetinizde mutlaka olması gerekenler

Genellikle en iyi ilaç besinlerdir. Yalnızca dengeli bir beslenme için değil, aynı zamanda vücudunuzun hastalıklarla mücadele edebilmesi için bazı besin maddeleri gerekir. Şimdi sağlıklı yağ, omega 3, vitamin ve minerallerle dolu alışveriş listesine birlikte göz atalım. Uykunuz için vişne suyu içmeniz, mantarla brokoliyi birlikte yemeniz gerektiği gibi önemli ipuçlarını da içeren bu listenin çıktısını alın, telefonunuza kaydedin, isterseniz de bir arkadaşınıza gönderin.

SEBZE & MEYVE

Kırmızıbiber: Kırmızıbiberde portakalda olduğundan daha çok C vitamini var. Kırmızıbiber, yeşil biberin olgunlaşmış halidir ve olgunlaştıkça besin değeri kalitesi de değişir. C vitamini hakkındaki veriler çok net tanımlanmış olmasa da bu vitamini vücudumuz kendi üretmediği için oldukça önemli olduğunu biliyoruz.

Mantar & brokoli: Brokoliyle ikili olduğu zaman mantar, solunum sistemi sağlığına oldukça faydalıdır.

Yeşil yapraklılar: Yeşil yapraklılar nitrik okside dönüşür. Ispanağı çiğnediğimiz zaman dilimizin mikrobiyomu, nitratı ıspanakla birlikte yutup midemizin sindirebileceği bir forma dönüştürür ve sonrasında vücut nitrik oksidi emer. Nitrik oksit kandaki besin maddeleri ve oksijenin bütün vücudu dolaşmasını sağladığı için genel sağlık durumu açısından oldukça önemlidir. Aynı zamanda kan basıncının düşmesine de yardımcı olur – yani bağışıklık sistemini güçlü tutup COVID’i uzak tutacak tüm önemli şeylere katkısı vardır. Ispanak, pazı, brokoli, karalahana gibi yeşil yapraklı sebzeleri alışveriş listenize ekleyin. 

GÜNLÜK ÜRÜNLER

Peynir

Yazının Devamını Oku

Sağlıklı olmak için... 2021’e basit hedeflerle girin

Birçok kişi için yeni yıl, yeni sağlık hedefleri demek. Ancak herkes başarılı olamıyor. İşin sırrı yeni yıla basit ve gerçekçi bir planla başlamak.

Yemeğinizi kendiniz yapın

Bir hevesle başlanan o çılgın diyetleri 2020’de bırakın. 2021’de meyve ve sebze gibi işlenmemiş gıdaları ve kümes hayvanı, deniz mahsulleri veya tofu gibi yağsız protein kaynaklarını tüketmeye odaklanın. Yeni tarifler keşfederek yemeğinize heyecan katmaya vakit ayırın. Önceden hazırlanıp paketlenmiş gıdalar yerine kendi öğünlerinizi hazırlamak düzgün beslendiğinizden emin olmanın en iyi yollarından biridir. Çünkü tam olarak ne içerdiğini bilirsiniz. Yüksek kalorili gazlı içecekler veya meyve suları yerine maden suyu gibi düşük şekerli olanlara yönelin. Su içmeye öncelik verin. Düzenli olarak çay veya sade kahve için. Alkol tüketimini düzenlemek de önemli. 

Vitaminler besinlerden

COVID-19 vakaları hâlâ artış gösterirken ihtiyacınız olan besinleri aldığınızdan emin olmak çok önemli. Belirli vitamin ve mineraller vücudunuzun sağlıklı kalmasına yardımcı olur. Bağışıklık sisteminizin enfeksiyonlarla savaşmasını kolaylaştırır. Vitaminleri besin yoluyla da arttırabilirsiniz ki bu tabletlerden çok daha iyi bir kaynaktır.

- C vitamini dokuların büyümesi ve tedavisi için önemlidir. Portakal, domates, çilek, brokoli tüketebilir ya da takviye kullanabilirsiniz. (Takviyelerin önerilen günlük tüketim miktarı kadınlar için 75, erkekler için 90 mg.)

- D vitamini, ‘güneş ışığı’ vitamini, kemik sağlığı için olmazsa olmazdır...Araştırmalara göre D vitamini eksikliğinin önüne geçmek için cildin yaklaşık yüzde 40’lık bölümünü günde 20 dakika güneşe maruz bırakmak gerekiyor. D vitaminini az da olsa besinlerden alabilirsiniz: Süt, somon, sardalya, tonbalığı, uskumru, peynir ve yumurta sarısı...

- Bazı çalışmalara göre soğuk algınlığı belirtileri yaşamaya başladıktan sonraki 24 saat içinde çinko pastili veya şurubu almak soğuk algınlığı süresini kısaltmaya yardımcı oluyor.

Yazının Devamını Oku

Sağlıklı olmak için... 2021’e basit hedeflerle girin

Birçok kişi için yeni yıl, yeni sağlık hedefleri demek. Ancak herkes başarılı olamıyor. İşin sırrı yeni yıla basit ve gerçekçi bir planla başlamak.

Öğünlerinizi kendiniz hazırlayın

Bir hevesle başlanan o çılgın diyetleri 2020’de bırakın. 2021’de meyve ve sebze gibi işlenmemiş gıdaları ve kümes hayvanı, deniz mahsulleri veya tofu gibi yağsız protein kaynaklarını tüketmeye odaklanın. Yeni tarifler keşfederek yemeğinize heyecan katmaya vakit ayırın. Önceden hazırlanıp paketlenmiş gıdalar yerine kendi öğünlerinizi hazırlamak düzgün beslendiğinizden emin olmanın en iyi yollarından biridir. Çünkü tam olarak ne içerdiğini bilirsiniz. Yüksek kalorili gazlı içecekler veya meyve suları yerine maden suyu gibi düşük şekerli olanlara yönelin. Su içmeye öncelik verin. Düzenli olarak çay veya sade kahve için. Alkol tüketimini düzenlemek de önemli.  

Vitaminleri besinlerden alın, gerekirse takviye kullanın

- COVID-19 vakaları hâlâ artış gösterirken ihtiyacınız olan besinleri aldığınızdan emin olmak çok önemli. Belirli vitamin ve mineraller vücudunuzun sağlıklı kalmasına yardımcı olur. Bağışıklık sisteminizin enfeksiyonlarla savaşmasını kolaylaştırır. Vitaminleri besin yoluyla da arttırabilirsiniz ki bu tabletlerden çok daha iyi bir kaynaktır.

- C vitamini dokuların büyümesi ve tedavisi için önemlidir. Portakal, domates, çilek, brokoli tüketebilir ya da takviye kullanabilirsiniz. (Takviyelerin önerilen günlük tüketim miktarı kadınlar için 75, erkekler için 90 mg.)

- D vitamini, ‘güneş ışığı’ vitamini, kemik sağlığı için olmazsa olmazdır...Araştırmalara göre D vitamini eksikliğinin önüne geçmek için cildin yaklaşık yüzde 40’lık bölümünü günde 20 dakika güneşe maruz bırakmak gerekiyor. D vitaminini az da olsa besinlerden de alabilirsiniz: Süt, somon, sardalya, tonbalığı, uskumru, peynir ve yumurta sarısı...

Yazının Devamını Oku

Bu önerilerle bir yakınınızın hayatını değiştirmesine yardımcı olabilirsiniz

Genelde psikolojinin sağlıktaki rolü hafife alınır. Oysa sağlık fiziksel iyi olma halinden ibaret değil. Sevdiklerinizle bu konuda konuşurken aklınızda bulundurmanız gerekenlere göz atalım.

UTANÇ VEYA SUÇLAMA İÇERMEYEN BİR SOHBET BAŞLATIN

Akıl sağlığı birçok kişi için zor bir konudur. Bu nedenle sevgi ve şefkatin hâkim olduğu, utanç veya suçlamadan uzak bir konuşma önemlidir. Öncelikle kişinin ne hissettiğine dair tahminde bulunmayın. Ona duygularını veya davranışlarını yargılamayacağınızı açıkça belirtin. Destek için uygun olduğunuzu söyleyin; bu destek bir terapist bulmasına yardımcı olmak da olabilir, yalnızca onu dinlemek için zaman ayırmak da...

BİR AKSİYON PLANI OLUŞTURUN VE BUNA BAĞLI KALIN

Bir terapistle akıl sağlığı sorunları hakkında konuşmanın düşüncesi bile birçok kişi için zor olabilir. Doğru profesyonellerle bağlantı kurmak önemli ancak yüksek başarı oranını elde etmek için bu klinik tedavi uzmanıyla düzenli olarak takipte olmak çok daha önemli.

EĞER TEDAVİ İŞE YARAMIYORSA PES ETMEYİN

Bazen tedavi aynı anda birden fazla yaklaşım gerektirebilir. Örneğin çoğu araştırma, depresyon tedavisinde ilaç tedavisinin bilişsel davranış terapisiyle birlikte kullanılmasının çok daha fazla işe yaradığını gösteriyor.

İYİ YAŞAM TARZIYLA İLGİLİ ALIŞKANLIKLARINI TEŞVİK EDİN

Akıl sağlığı sorunlarıyla baş etmeye çalışan biriyle aynı evde yaşıyorsanız iyi yaşam tarzı seçimleri konusunda yardımcı olabilirsiniz. Birlikte bir akşam yemeği pişirme planı yapabilir ya da yürüyüşe çıkmayı teklif edebilirsiniz. Günlük egzersiz ve meditasyonun ruh halini dengede tutmaya yardımcı olduğu biliniyor. Uykuyu da buna dahil edebiliriz. Alkolden ve işlenmiş gıdalardan uzak durmak da önemli.

Yazının Devamını Oku

Koronavirüs hastalığının altı türü olabilir mi?

Yakın zamanda King’s College London’da yapılan bir ön araştırmaya göre koronavirüs hastalığının altı farklı çeşidi olabileceği düşünülüyor. Bu bilgi, doktorların virüse karşı yeni ve doğru teşhisle tedavi yolları aramasında yardımcı olabilir.

İncelemesi sürdüğü için ön araştırma sürecinde olan bu çalışma COVID-19 teşhisi konulan 1653 hasta üzerinde yapıldı. Hastalar bir telefon uygulaması kullanarak belirtilerin başladığı andan itibaren tüm bilgileri uygulamaya yüklediler. Bu bilgiler doğrultusunda araştırmacılar hastalığı sınıflandırdı. Ortaya çıkan altı tür ve bunlara bağlı belirtiler şu şekilde:

Gribe benzer ancak ateşsiz: Koku kaybı, öksürük, kas, baş, boğaz ve göğüs ağrısı.

Gribe benzer ve ateşli: Koku kaybı, öksürük, baş ve boğaz ağrısı, ses kısıklığı, ateş ve iştahsızlık.

Sindirim sistemine bağlı: Koku kaybı, iştahsızlık, ishal, baş, boğaz ve göğüs ağrısı.

Şiddetli seviye 1, yorgunluk: Koku kaybı, öksürük, ateş, ses kısıklığı, baş ve göğüs ağrısı, yorgunluk.

Şiddetli seviye 2, sersemlik: Baş ağrısı, koku kaybı, iştahsızlık, öksürük, ateş, ses kısıklığı, boğaz, göğüs ve kas ağrısı, yorgunluk, sersemlik.

Şiddetli seviye 3, karın-solunum ilgili: Baş ağrısı, koku kaybı, iştahsızlık, öksürük, ateş, ses kısıklığı, boğaz ağrısı, göğüs ağrısı, yorgunluk, sersemlik, kas ağrısı, nefes darlığı, ishal ve karın ağrısı.

Bu belirtilerden baş ağrısı ve koku kaybı gibi bazıları bütün türlerde bulunuyor. Burada önemli olan, bu altı türün birbirinden farklı hastalıklar olarak düşülmemesi gerektiği. Hepsi aynı hastalık. Bu altı tür, COVID-19’u olan hastaların farklı belirti kümelerinin sınıflandırıldığı anlamına geliyor. Araştırmacılar, hastalarda oluşabilecek belirti ‘türlerini’ veya hastalığın şiddetini tahmin etmeye yardımcı olabilecek herhangi bir faktöre rastlamadı.

Yazının Devamını Oku

Aldığınız besinlerle güçlenin

COVID-19’a karşı kendinizi savunmak için yapabileceğiniz çok şey var. Aldığınız besinlerle bağışıklık sisteminizi güçlendirmeye odaklanmak bunların en önemlilerinden... Günlük beslenmenize bu küçük eklemeleri yapmanızı öneririm.

MANTAR VE BROKOLİ

Mantar, mükoz membran ve tükürükte var olan, IgA adlı antikorun salgılanmasını arttırır. Brokoli ve brokoli filizleriyse bir diğer destektir. Sülfür bazlı bir besin olduğu için sülforafan içerir. Brokoli de toksinleri etkisiz hale getirir ve iltihaplanmayı azaltır. Mantar ve brokolinin güçlerini birleştirmek için az yağla yüksek ateşte karıştırarak, birlikte pişirmenizi tavsiye ederim.

BİR KÂSE YABANMERSİNİ

Yabanmersini, bağışıklık sisteminizi geliştiren antioksidanlarla doludur. 2011’de Kanada’da yapılan bir çalışmaya göre yabanmersini, enfekte olmuş hücreleri veya tümör hücrelerini ortadan kaldırmak için kritik önemde olan ‘doğal katil’ hücrelerin sayısını arttırıyor. Katil hücreler bağışıklık sisteminin ‘istilacılara karşı öğrenilmiş tepki’ geliştirmesine yardımcı oluyor. Kahvaltı için mükemmeller ya da sağlıklı bir atıştırmalık olarak...

BİR BARDAK ÇAY, SİYAH VEYA YEŞİL

Yazının Devamını Oku

Limon suyu içmenin beş faydası

Hayat size limon veriyorsa, onu suyunuza ekleyin! Taze limonla suyu karıştırıp içmek sağlıklı yaşam tarzını korumanın kolay ve ferahlatıcı bir yoludur. Bu meyve sağlığınız için hayati önem taşıyan besin değerlerine sahip. Üstelik lezzetli ve kalorisi de düşük.

1) CİLT KALİTESİNİ ARTTIRIR

C vitamini cilt sağlığınızda çok önemli bir rol oynar. Her insanın vücudunda kolajen olarak bilinen ve cilt esnekliğini korumayı sağlayan bir protein bulunur. C vitamini kolajen oluşumunun hayati yapı taşıdır.

2) SİNDİRİME YARDIMCI OLUR

Sabahları bir şey yiyip içmeden önce sindirim sisteminizi aktif hale getirebilmek için bir bardak ılık limon suyu içmelisiniz. Limondaki bulunan sitrik asit yiyecekleri parçalamak için midenizdeki doğal asitlere katkıda bulunur. Ayrıca bu ılık içecek bağırsak hareketlerini düzenler.

3) BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ DESTEKLER

C vitamini aynı zamanda bağışıklık sistemini destekler. Bağışıklık sisteminiz ideal bir biçimde çalışırsa enfeksiyonlara ve soğuk algınlığına yakalanma riskiniz daha az olur. Suyunuza limon eklemek C vitamininizi arttırmanın kolay bir yoludur.

4) LEZZET KATAR

Suya limon katmak fazla kalori eklemeden sade suyu tüketmenin leziz bir yolu! Yaratıcı olabilir ve misket limonu, portakal dilimi veya çilek gibi başka meyveler de koyabilirsiniz. Veya maden suyunu deneyin, birçok insan suyu daha hareketli hale getirmek için baloncuklardan faydalanıyor.

Yazının Devamını Oku

Saç ve cilt tipi yağlı olanların yaşadığı sorunlara çözümler

Araştırmalara göre yağ üreten bezlerin bulunduğu bölgelerde kırışıklıklar çok derin ve uzun olmuyor. Ayrıca bu bölgelerde cilt daha pürüzsüz ve kalın. Ama bu cilt tipi çeşitli sorunlara da yol açabiliyor. İşte onlardan bazıları için çözüm önerileri...

Saçım/cildim neden böyle?

Sebum cildinizdeki fazla yağlı bölgelerin başsorumlusudur ve yağ bezleri tarafından üretilir. Yağlı bir cilde veya saça sahip olan kişilerde yağ bezleri sayıca çoktur veya fazla çalışır. Yağ bezlerinizin fazla çalışmasının çeşitli sebepleri vardır. Mesela hormonal olabilir. Androjen olarak adlandırılan erkek hormonları (hem erkeklerde hem kadınlarda bulunur) sebum üretimini yönetir. Ergenlik dönemi gibi androjen miktarının fazla olduğu durumlarda daha çok sebum üretilir ve salgılanır. Eğer ergenlik dönemini geçirdiyseniz ve yağ bezleriniz yine de fazla sebum üretiyorsa bunun sebebi; genetik, sıcaklık, nem, sağlıksız beslenme, yanlış cilt bakımı ürünleri, stres ve hatta bazı ilaçlar olabilir.

Sorun çıkmasını nasıl önlerim?

- Yüzünüze ve saçınıza sürekli dokunmaktan kaçınmayı deneyin.

- Her gün düzenli cilt bakımı yapın.

- Sabah uyandığınızda, gece yatmadan önce ve egzersiz yaptıktan hemen sonra yüzünüzü yıkadığınızdan emin olun.

- Beslenme düzeninize de önem verin. Şekerli ve yağlı besinlerden uzak durun. Bunun yerine balık ve yemiş gibi omega 3 yağ asidi ve B6 vitamini içeren besinlere yönelin.

Yağlı saç nasıl tedavi edilir?

Yazının Devamını Oku

COVID-19 emzirmeyle bulaşır mı?

Zaten zor olan emzirmeyi, pandemi daha da stresli hale getirdi. Anneler, emzirme yoluyla COVID-19’un bulaşıp bulaşmadığını merak ediyor. Emziremeyen ya da emzirmek istemeyenler için de en iyi anne sütü alternatifleri önemli.

Yeni doğan bebeğin bağışıklık sistemini desteklemeye yardımcı olmak için ilk altı ay emzirmek öneriliyor. Anne sütünün her bir damlası bakteri öldüren, enfeksiyonla ve hastalıkla savaşan, vücuttaki yaşlı ve zarar görmüş hücreleri yok etmeye yarayan tam 1 milyon beyaz kan hücresi içeriyor. Anne sütü immünoglobulin A (IgA) gibi mikroorganizmalara bağlanan ve onları vücut dokularından uzak tutan antikorlar içerir. Ek olarak dokosaheksaenoik asit (DHA) anne sütünde var olan ve bebeğin sağlığı için yararlı omega-3 yağlarına sahiptir. DHA ceninin ideal beyin, göz, bağışıklık ve sinir sistemi gelişimi için olmazsa olmazdır.

Anne sütü elbette çok kıymetli, bununla beraber bebeği emzirmek zor veya ağrılı olmamalı. Eğer zorlanıyorsanız, bunu ne olursa olsun yalnız başınıza yapmak zorunda olduğunuza inanmak yerine emzirme konusunda bir uzmana danışabilirsiniz.

DSÖ emzirilebilir diyor

Şu sıralar annelerin en sık sorduğu soru COVID-19’un emzirme yoluyla çocuğa bulaşıp bulaşmadığı... Bunu inceleyen kısıtlı sayıda araştırma var ve şimdiye kadar anne sütünde virüs tespit edilmedi. Ancak annelerin COVID-19’u kendi sütüyle bulaştırıp bulaştırmayacağını kesin olarak bilmiyoruz. Eğer endişeleniyorsanız, doktorunuzla görüşmelisiniz.

Öte yandan Dünya Sağlık Örgütü gibi sağlık otoriteleri COVID-19 virüsü olan annelerin emzirebileceğini söylüyor. Bu aynı zamanda daha önce COVID-19 geçirmiş olan ve/veya antikor testi pozitif çıkmış olan anneler için de geçerli. Ancak bebeğe virüsü bulaştırmamak için el yıkamak ve maske takmak gibi önlemleri de almaları lazım.

Ya emziremezseniz...

Bebeği emzirmiyorsanız, mama seçimi önem kazanıyor. Bebek maması seçerken besin değerleri açısından anne sütüne en yakın olanı tercih edin. Bebeğinizin sağlık durumuna göre mamanın türünde değişikliğe gidebilirsiniz. Örneğin eğer bebeğiniz prematüre doğduysa, bir sağlık sorunu veya sancısı varsa özel bir mama kullanmanız gerekebilir. Örneğin karbonhidrat kaynağı olarak sakkaroz (sofra şekeri) içermeyen ve standart olarak yüzde 0.32 DHA içeren bir mama seçebilirsiniz.

Eğer bebeğinizin inek sütü veya yiyecek proteini alerjisi varsa ve kapsamlı şekilde hidrolize edilmiş bebek maması işe yaramıyorsa, aminoasit bazlı bebek maması kullanmanız öneriliyor. İnek sütündeki proteinlere bebekler için hidrolize edilmiş kazein proteini içeren mama seçin. Bunlar alerjik reaksiyonu önlemek için küçük parçalara bölünmüş süt proteini içerir.

Yazının Devamını Oku

COVID-19 yorgunluğuna çare olacak 4 öneri

Hayat normale dönmeye başladıkça ve kısıtlamalar azaldıkça insanlar COVID-19 tehdidi karşısında daha rahat davranmaya başladı. Oysa artan yeni vaka ve vefat sayıları virüsün pandeminin başında olduğu kadar ciddiye alınması gerektiğini gösteriyor.


Son zamanlarda COVID-19’dan daha az korkulmasının bir sebebi basitçe onu her gün duyuyor olmak denebilir. Virüs hakkındaki haberlere ne kadar çok maruz kalırsanız, bu durumu o kadar kabullenirsiniz. Beyinlerimiz yeni ve şaşırtıcı şeyleri fark etmek üzerine eğitimli… Bu, tehlike yakın olduğunda ‘savaş veya kaç’ tepkisi vermek şeklinde açıklanabilir. Ancak bu tehlike ortalıkta olmaya devam ediyor ve gitmiyorsa, rutinimizin bir parçası haline gelir.

Daha kontrol edilebilir

Söz konusu ‘kademeli olarak hissizleşme konsepti’ aslında birçok genel korku türünün tedavisinde kullanılan esas yöntemdir. Yükseklik korkusu mu? Kişiyi duruma alışana kadar her seferinde yavaş yavaş daha yüksek yerlere götürün. Sosyal fobi mi? Kişiyi kaygısı yok olana kadar her seferinde daha fazla insanın bulunduğu ortamlara götürün. İşte aynısı COVID-19 için de oluyor. Her gün virüs hakkında bir şeyler duydukça, hâlâ çok tehlikeli olmasına rağmen o şoke etme özelliğini kaybetmeye başlıyor.

Öte yandan eğer sağlık sektörü için çalışmıyorsanız ya da büyük bir şehirde yaşamıyorsanız, COVID-19’un etkilerini kişisel düzeyde hissetmemiş veya virüsü almış birini tanımıyor olabilirsiniz. Bu durumda hastalık, günlük hayatınızı etkileyen bir şey olmaktansa yalnızca haberlerde gördüğünüz bir şey haline gelir. Yani pandeminin tehlikesini mantıken biliyor olsanız bile zamanla virüse kayıtsız kalmaya başlayabilirsiniz.

COVID-19 hakkında hâlâ bilmediğimiz çok şey var. Nasıl tedavi edilir ve bağışıklık ne kadar sürer bilmiyoruz, ayrıca olası semptomların tamamı ölçülmemiş olabilir. Ancak virüs hakkında, ilk başta olduğundan daha çok şey biliyoruz. Nasıl bulaşıp bulaşmadığını biliyoruz. Hangi önlemlerin virüsün yayılmasını gerçekten yavaşlatacağını biliyoruz. COVID-19 hâlâ tehlikeli ancak daha tahmin edilebilir, dolayısıyla da daha kontrol edilebilir bir durumda. Bu sayede bilinmeyene karşı olan korkumuz daha azalmış olabilir.

Tetikte kalmak önemli

Pandeminin ilk zamanlarındaki başlıca söylemlerden biri, sağlık sistemine yüksek vaka sayıları nedeniyle yük bindirmemek için elimizden geleni yapmaktı. Vaka sayılarını kontrol altında tutmak, hem hastanelerin ihtiyaç duyulan kişisel koruyucu donanımlara ve solunum cihazlarına sahip olması hem de yoğun bakım ünitelerinin yatak kapasitelerinin dolmaması için bize zaman kazandırdı. Bugün vaka sayılarını kontrol altında tutma çağrıları azaldı. Bu değişim size daha az kaygılanmanız gerektiği izlenimi verebilir. Oysa hâlâ kişisel koruyucu donanım eksikliğinin tekrar yaşanabileceği hakkında endişeler var. Nitekim böyle bir kaygı olmasa dahi bizlerin sağlık sistemine yük bindirmemek için maske takmaya ve sosyal mesafeye özen göstermemiz gerekiyor.

Yazının Devamını Oku

Hemen yürüyüşe başlamanız için 6 sebep

Spor ayakkabılarınızı bağlayıp yürüyüşe çıkın. Yeni başlıyorsanız günde yarım saati hedefleyin. Yürüyüş yapmak hem vücudunuza hem de zihninize iyi gelecek...

Eğer egzersiz yapmayı sevmeyen ancak kardiyonun sağladığı faydalardan yararlanmak isteyen biriyseniz çözümünüz yürüyüş yapmak olabilir. Yürüyüş düşük yoğunlukta bir egzersiz olduğu için birçok insan daha yoğun bir egzersizin faydalarına yürüyüşle erişemeyeceğini düşünüyor. Bu doğru değil.

KİLO VERMEYE YARDIM EDER

Yeni bir zindelik yolculuğuna başlıyorsanız binanızın çevresinde yalnızca birkaç tur atmayı deneyin. Yürüyüş yağsız kas üretimine, kilo kaybına ve metabolizmanın hızlanmasına yardımcı olur. Temponuzu ne kadar arttırırsanız ve ne kadar uzun süre yaparsanız kalori yakımı o kadar artar. Yine de her istediğinizi yiyemezsiniz. Doymuş yağ oranı düşük ve sebze temelli bir beslenme düzenine sahip olmalısınız.

STRESİ AZALTIR, İYİ HİSSETTİRİR

Egzersiz, orta tempoda yürüyüş bile olsa, vücutta endorfin salgılanmasını sağlar. Endorfin hormonu kendimizi iyi hissetmemize yardımcı olur, modumuzu yükseltir. Ruh sağlığımızı koruyabilmek için özellikle şu sıralar stres seviyemizi her zamankinden daha çok kontrol etmemiz önemli.

BEYİN FONKSİYONLARINI GELİŞTİRİR

Yazının Devamını Oku

Ne kadar suya ihtiyacımız var?

İnsan bedeni çoğunlukla sudan oluşur. Bazı tahminlere göre bir yetişkin bedeninin yüzde 60’ı su. Yani susuz kalmamanın sağlık için ne kadar önemli olduğu aşikâr. Peki ama ne kadar içmeliyiz?


Su, bedenimizde bulunan her bir hücre için gerekli temel yapıtaşıdır. Tükettiğimiz tüm makro besinlerin (karbonhidrat, protein ve yağ) içinde vardır ve hücrelerin enerji üretmesiyle vücudumuzdaki atıkların dışarı atılması konularında etkili rol oynar.

İnsan bedeni çoğunlukla sudan oluşur. Bazı tahminlere göre bir yetişkin bedeninin yüzde 60’ı sudur. Dolayısıyla susuz kalmamanın sağlık için ne kadar önemli olduğunu duymak pek de şaşırtıcı değil.

Günlük olarak; böbreklerimiz aracılığıyla üretilen idrarla, attığımız terle ve solunum sistemimizle yüksek oranda su kaybederiz. Hareketsiz bir yetişkin günde ortalama 2-3 litre su kaybeder. Eğer aktif biriyseniz ve su içmeye dikkat etmiyorsanız, günde 4 litreye yakın ve hatta belki daha fazla su kaybediyor olabilirsiniz!

Yeterince su içmediğimiz zaman beynimiz susuz kaldığımızı hisseder ve antidiüretik hormon (ADH) adı verilen bir hormon salgılamaya başlar, bu hormon vücudumuza mümkün olduğunca fazla su depolaması gerektiğini söyler ve bize susadığımızı hatırlatır.

Her bir kişinin, vücudunun fonksiyonlarına en iyi şekilde devam edebilmesi için ihtiyacı olan su miktarı birbirinden farklı olabilir. Araştırmaya göre erkeklerin kadınlardan daha fazla su tüketmesi gerekiyor. Yetişkin erkekler için su tüketim miktarı günde 3 litre ve yetişkin kadınlar için 2.2 litre olarak tavsiye ediliyor.

Fitness gurusu değilseniz dikkat!

Bu sayılar kesin olarak önerilen miktarlar değil zira yaşadığınız iklim, sahip olduğunuz kilo, var olan sağlık sorunları, kullandığınız ilaçlar ve aktivite seviyeniz gibi birçok faktör ihtiyacımız olan su tüketim miktarını etkileyebilir. Ek olarak, zaman içinde susuzluğu anlama kabiliyetimiz azalır ve böbreklerimiz susuzluk hormonu olan ADH’ye karşı daha duyarsız hale gelir, ileri yaştaki kişilerin susuz kalma risklerinin daha fazla olmasının sebebi budur.

Yazının Devamını Oku

Uykunuzu alamadığınızın beş gizli göstergesi

Bitkinlik, asabiyet, odaklanma zorluğu, değişken ruh hali... Bunlar uyku eksikliğinin bilinen belirtileri. Ama başka göstergeler de var. Uyusanız bile uykunuzu alamadığınızı gösteren beş gizli belirtiyi ve bunlara karşı neler yapabileceğinizi sizinle paylaşıyorum.

KALORİLİ YİYECEK İSTİYORSANIZ

Eğer canınız normalden daha fazla kurabiye, şeker ve cips gibi yiyecekler çekiyorsa bunun nedeni uykusuzluk olabilir. Uykunuzu yeterince almadığınız zaman leptin (iştahı azaltır) seviyeniz düşer, girelin (iştahı arttırır) seviyeniz artar ve canınız yüksek kalorili abur cubur türü gıdaları çekebilir. Uyku kalitenizi arttırmak için yatak odanıza gün ışığını engelleyecek perdeler asın ve oda ısısını yaklaşık 20 derecede tutun.

CİNSEL DÜRTÜ DÜŞÜKSE

Yorgun hissettiğiniz zaman cinsel birliktelik modunda olmayabilirsiniz. 2015’te yapılan bir araştırmaya göre ‘sağlıklı bir cinsel dürtü’ye sahip olabilmek için uyku çok önemli. Erkekler üzerinde yapılan başka bir araştırmaya göreyse, yedi-dokuz saat yerine yalnızca beş saat uyuyan erkeklerin testosteron hormonu seviyelerinde düşüş gözlemlendi. Kaliteli bir uyku için yatak odanızı yalnızca uyku ve cinsel birliktelik için kullanın. TV izlemek gibi aktivitelerden kaçınarak vücudunuza ‘yatak odası demek uyku zamanı demek’ eğitimini verebilirsiniz.

YORGUN UYANIYORSANIZ

Yazının Devamını Oku

‘Çifte bela’ ile mi karşı karşıyayız?

Hava soğudukça COVID-19 vakalarında yükseliş olacağı uyarıları yapılıyor. Bir de influenza salgını tehdidi var. Tıp uzmanlarının ‘ikizdemi’ dediği bu durumla yani iki ciddi virüsle karşılaşmaya hazırlanmak kaygı verici olabilir.

Önümüzdeki aylarda mevsimsel influenza salgınları ve COVID-19 pandemisi aynı anda yaşanabilir. Tıp uzmanları tecrübe etme ihtimalimiz olan bu durum için ‘ikizdemi’ terimini kullanıyor. Bu bir problem çünkü durum hastaneye giden hasta sayısını arttırabilir ve sağlık sisteminin üzerine yük bindirerek en kritik hastaların tedaviye ulaşmasını zorlaştırabilir. Bunun yaşanmasını istemeyiz, bu nedenle bu kafa karışıklığında nasıl bir yön çizebilir ve hasta olmaktan nasıl kaçınabiliriz?

İki virüsü aynı anda almak...

COVID-19 enfeksiyonunun uzun vadedeki etkilerini hâlâ öğreniyoruz, ancak her iki virüsü birden aynı anda almak çoğu organ üzerinde inanılmaz bir zorlanma yaratacak ve bağışıklık sisteminizin enfeksiyonlarla savaşmasını zorlaştıracaktır. Her hastalığın kardiyak hasar bırakma ve kalpte, beyinde veya kas dokularında iltihaplanma yapma riski vardır. Bu olası komplikasyonlar herkesi etkilemeyecektir ancak risklerin farkında olmak önemlidir. Görünen o ki grip ve COVID-19’un bazı belirtileri örtüşüyor. COVID-19 veya influenza virüsü taşıyan birinde oluşabilecek belirti ve komplikasyonlara bir bakalım, ancak hastalığın daha ciddi olan bu yönlerinin herkeste oluşmayabileceğini aklımızın bir köşesinde tutmakta fayda var:

- Zatürre                 
- Solunum yetmezliği           
- Akut solunum yetersizliği (ciğerlerde sıvı birikmesi)       
- Kan zehirlenmesi                   

Yazının Devamını Oku

Kalp krizi ile kalp yetmezliği arasındaki farklara dikkat!

İnsanlar kalple ilgili problemleri düşündüğünde akıllara ilk olarak kalp krizi gelir. Ancak konu kalp sağlığı olduğunda odaklanılması gereken başka bir sorun, daha az bilinen kalp yetmezliğidir. Aslında yaygın olsa da birçok insan kalp yetmezliğinin tam olarak neyi ifade ettiğinden emin değil, kalp kriziyle kalp yetmezliğini eşit tutuyor. Eğer özellikle kalp sorunları olan bir aile öykünüz varsa her ikisinin de risklerini ve belirtilerini bilmelisiniz.

Kalp krizi genellikle televizyonda ya da sinemada, yaşlı bir insanın (çoğu zaman bir erkek) dramatik bir şekilde göğsünü tutup yere düşmesiyle tasvir edilir. Bu tamamen yanlış olmasa da betimleme şekli kalp krizinin bazı önemli belirtilerini göstermekte eksik kalıyor.

Kalp krizi sırasında kalbe kan akışı kesilir; genellikle bir kan pıhtısı veya ana damarlardan birinde plak artışı nedeniyle... Kalp kası, gereken oksijeni alamaz ve ölmeye başlar. Kalp krizi geçirenlerin acilen hastaneye kaldırılıp tıkanıklığın çözülmesi, kan akışının yeniden başlatılması gerekir.

Kriz belirtileri nelerdir?

Kalp krizinin belirtilerine televizyonda gösterilenler dahil ancak daha az bilinenleri de var. Birçok insan göğüste veya boyunda başlayıp kol, çene veya sırta doğru yayılabilen baskı, daralma, acı ve sıkışma hissini biliyor. Daha az bilinenler mide bulantısı,  yanması, sindirim güçlüğü, karın ağrısı, nefes darlığı, bayılma hissi, yorgunluk.

İlginç bir şekilde genellikle göğüs ağrısı erkeklerde en çok göze çarpan belirtidir ancak kadınlarda farklı belirtiler vardır ve bunlar kalp krizi işaretleriyle bağdaşmaz. Bu durum, neden bazen kadınların kalpte hasar oluştuktan sonra acile götürüldüğünü açıklıyor. Kadınlardaki bazı kalp krizi belirtileri terleme, bulantı, kusma, hazımsızlık hissi, yorgunluk, çene ağrısı ve nefes darlığı olarak sayılabilir.

Kalp yetmezliği nedir?

Kalp krizi bir anda oluşabilecekken kalp yetmezliği zamanla kötüleşen belirtilerle yıllar içinde gelişebilir. Yetmezlik, kalp kası vücudun ihtiyacı olan miktarda kanı pompalayamadığı zaman oluşur. Bazen de kalbe pompalayacağı miktarda kan dolmaz. Kalp vücuda yeterince kan pompalayamaz ve vücut telafi için diğer sıvıları tutmaya çalışır. Bu da kalbi strese sokup yetmezliği daha kötü hale getirir. 

Kalp yetmezliğinin en yaygın belirtileri nefes darlığı, yorgunluk ve vücudun ayak bileği, ayak, bacak, karın ve boyun damarları gibi bölgelerinde şişlik olarak sayılabilir. Kalbiniz zayıfladıkça sıvı birikimi de artar ve belirtiler kötüleşir. Bu sıvı birikimi aynı zamanda kilo alma, sık tuvalete çıkma ve yatarken öksürmeye de neden olur.

Yazının Devamını Oku

Ağız hijyeni önemli

Tedavi edilmeyen ağız sorunları alzheimer, diyabet gibi başka hastalıkları tetikleyebiliyor. Günlük hayatta kazanacağınız birkaç alışkanlıkla bunun önüne geçmek hiç de zor değil.

Ağız sağlığını korumak, yalnızca parıldayan bir gülümsemeye sahip olmak için önemli değil. Uzun dönemde fiziksel sağlık için de olmazsa olmaz. Araştırmalara göre kalp hastalıkları, alzheimer hastalığı, diyabet ve bazı kanser türleri dahil birçok kronik sağlık probleminin sebeplerinden biri bu... İyi haber şu ki ağız sağlığınızla ilgilenmek için hiçbir zaman geç değil. Herkesin bugün uygulamaya başlayabileceği yöntemlere göz atalım.

Elektronik diş fırçası tercih edin

Dünyada yapılan bazı çalışmalara göre, elektronik diş fırçası kullanmak zararlı plak ve tartarların yok edilmesinde çok etkili bir rol oynuyor. ‘Klinik Periodontoloji Dergisi’nde yayımlanan bir çalışmaya göre elektronik diş fırçası kullanımı 11 yıllık bir süreç içinde yüzde 22 daha az dişeti çekilmesi ve yüzde 18 daha az diş çürümesi problemi ile sonuçlanıyor. Peki neden? Çünkü titreyen başlıklı elektronik diş fırçaları plakların ve zararlı bakterilerin yok edilmesini kolaylaştırıyor. DentalHealth.org sitesine göre de sağlıklı bir diş fırçalama süresi, florür içeren bir diş macunuyla her bir fırçalamada ikişer dakika olmalı.

Diş ipi ve ‘ağız duşu’ kullanmayı unutmayın

Herkes diş ipi kullanımını günlük bir rutin haline getirmeli. Bu rutine ‘ağız duşu’ adı verilen ve diş aralarını su ile temizlemeye yardımcı olan cihaz da destek verir. Eğer diş teli, takma diş köprüsü, diş kronu veya implant kullanıyorsanız, bu cihaz zamanı etkili kullanmanızı sağlayacak efektif bir yöntem olabilir.

Fırçalama tekniği için hekiminize danışın

Öğle yemeği de dahil, her öğünden sonra dişlerinizi fırçalamanız önerilir. Bu da günde üç kez dişleri fırçalamak gerektiği anlamına gelir. Dişinizi doğru şekilde fırçalamak, en az günde birkaç kez fırçalamanız kadar önemli. Dişlerinizin ve dişetlerinizin sağlığını korumak için kafanızda oluşan soruların en doğru kaynağı diş doktorunuzdur, danışmaktan çekinmeyin.

Dişleriniz için dikkat etmeniz gerekenler

Yazının Devamını Oku

Midenizdeki sorun ciddi mi? 5 belirtiye dikkat!

Mide ağrısı stresten sinire, çok yemekten hızlı yemeye kadar birçok farklı günlük faktörden dolayı oluşabilir. Ancak bazen mide probleminizin başka nedenleri vardır. Bunun muhtemelen doktorunuzu ziyaret etmenizi gerektirecek daha ciddi bir sağlık sorunu olabileceğini gösteren bazı belirtilere birlikte göz atalım.

1) Her seferinde aynı noktada ağrı

Eğer her seferinde midenizin aynı kısmında kramp veya ağrı hissediyorsanız ağrının şiddetini belirleyin. Eğer çok aşırıysa acile gitmeniz gerekebilir. Eğer kronikse ve şiddetli değil ama yavaş yavaş daha kötüye gidiyorsa herhangi bir sağlık sorunu ihtimalini bertaraf etmek adına doktorunuzu görmelisiniz.

2) Midede sürekli gaz

Eğer midenizde düzenli olarak gaz problemi yaşıyorsanız yediğiniz bir besinle semptomlarınız arasında bir bağlantı olup olmadığını belirlemeniz gerekebilir. Vücudunuzun sindirmekte zorlandığı bir besin nedeniyle aşırı gaz oluşabilir. Midede sürekli gaz oluşmasının diğer bazı sebepleriyse enflamatuar bağırsak hastalıkları veya ince bağırsakta aşırı bakteriyel gelişim olabilir ve bu diyabet için komplikasyon oluşturabileceğinden tedavi gerektirebilir. 

3) Kanamanız oluyorsa...

Eğer tuvalete çıktığınızda kanamanız oluyorsa bu bir hemoroit (basur) belirtisi olabilir ve kolayca tedavi edilebilir; ancak bazı durumlarda biraz daha ciddi sorunlara işaret etmesi de mümkündür. Eğer dışkınız bir anda çok koyu görünmeye başladıysa bu dışkınızın içinde kan olduğunun bir göstergesi olabilir. Böyle bir durumda hemen doktorunuzu görmeniz gerekir. 

4) Sürekli şişkinlik

Şişkinliğin normal bir yanı olsa da bazen tıbbi yardım almanız veya beslenme düzeninizde değişiklik yapmanız gerektiğini gösteren bir işaret olabilir. Eğer şişkinliğiniz sürekli hale geldiyse beş günlük bir günlük tutun ve her şişkinlik hissettiğinizde neyi, ne zaman, ne kadar yediğinizi not edin. Bu faktörleri gözlemleyerek düzenli bir sebebe bağlı olmadığını anlarsanız doktorunuzu görün.

Yazının Devamını Oku

Anksiyeteniz mi var, yoksa anksiyete bozukluğunuz mu?

Anksiyete, strese karşı bizi koruyabilecek, normal hatta yardımcı bir tepkiyken ‘anksiyete bozukluğu’ aşırı derecede kaygı ve korkuya neden olur. Hepimizin anksiyetenin belirgin semptomlarını yaşadığı şu günlerde işaretleri bilmek, bununla başa çıkmak için yol gösterici olabilir.


Genel anksiyete bozukluğu çeşitleri altı başlıkta toplanabilir. Bunların tamamı doktorunuzla en az bir kez de olsa görüşmeyi gerektirir.

Yaygın anksiyete bozukluğu: Yaygın anksiyete bozukluğu, anksiyetenizin genel bir durum olduğu ve herhangi bir konuya ya da duyguya bağlı olmadığı anlamına gelir. Yaygın anksiyete bozukluğuna sahip olan kişiler işyerinde, okulda veya gün içinde oluşabilecek herhangi bir durumda çok şiddetli stres yaşayabilirler. Eğer bu stres durumu hayatın diğer yönlerini de ele geçirmeye başlıyorsa (örneğin vücudunuz kas ağrısı, bulantı veya ishal gibi fiziksel tepkiler veriyorsa) bu durum anksiyete bozukluğunun göstergesi olabilir.

Panik bozukluk: Hiç beklenmedik anlarda panik atak geçirme halidir. Panik atak, ani ve şiddetli bir korku hissetme durumuna denir. Panik atak geçiriyorsanız kendinizi sersemlemiş hissedebilirsiniz, kalbiniz hızlı çarpabilir ve hatta çarpıntı yaşayabilirsiniz. Ayrıca nefes almakta zorluk çekebilir veya genel olarak (ve çoğunlukla korkutucu bir şekilde) her şeyin kontrolünüzden çıktığı hissine kapılabilirsiniz.

Fobiler: Yükseklikten karanlığa, turşudan yılana kadar her şeyden korkanlar olabilir. Korktuğunuz şeyle karşı karşıya gelmekten mantıksız ve aşırı derecede endişe duyar ve bu şeyden uzak durmaya çalışırken bu durumu hayatınızı etkileyecek aşamaya getirebilirsiniz.

Sosyal anksiyete bozukluğu: Yargılanmaktan duyulan endişe sebebiyle sosyal ortamlarda bulunmaktan korkmaya denir. Günlük yaşanan sosyal etkileşimlerde aşırı derecede içine kapanık hissedebilirsiniz. Korku o kadar şiddetlidir ki günlük aktivitelerinizi etkilemekle kalmaz, arkadaş edinme ve arkadaş kalmayı çok zorlaştırır.

Ayrılık anksiyete bozukluğu: Çoğunlukla çocuklarla bağlantılıdır… Küçük bir çocuğun ebeveyninden ayrılırken kopardığı kıyamete mutlaka denk gelmişsinizdir. Ancak bu akıl sağlığı bozukluğu yetişkinlerde de görülür. Sevdiğiniz kişilerden uzak kalmaktan veya onların başına bir şey gelmesinden mantıksız derecede korkabilir ve yalnız kalmaktan endişe duyabilirsiniz. Ayrılacağınıza dair kâbuslar görebilir, baş ağrısı çekebilir ve hatta panik bozukluk geliştirebilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

Stresli bir mesleğiniz varsa dikkate almanız gereken 4 öneri

Ne iş yaparsanız yapın, stres bir şekilde hayatınıza dahil oluyor, kuvvetle muhtemel ofisten çıktığınızda da sizinle kalıyor. Bunun birçok olumsuz etkisi var.


Akut stres, kısa zaman içinde gelip giden stres türüne denir. Vücudumuz bu durumla başa çıkmak için kortizol gibi hormonlar salgılamaya başlar. Baş ağrısı ve karın ağrısına sebep olabilir; konsantrasyon güçlüğü ve asabiyete neden olabilir.

Kronik stresse daha uzun vadeli, depresyon, anksiyete, obezite, akne, kalp rahatsızlıkları gibi sağlık sorunlarına yol açabilir. Eğer kronik strese sahipseniz vücut sürekli bir alarm durumundadır ve buna bağlı olarak asıl tehlike çoktan geçmiş olsa bile kortizol hormonu seviyesi hep yüksektir. Bu sürekli yüksek alarm durumunda olma hali uyku, sindirim ve kilo alma şekli gibi vücudun birçok sürecini kötü etkileyebilir. Bu reaksiyonları önleyebilmek adına iş bağlantılı stresi kontrol altına alabilmek için bazı kolay yöntemlere göz atalım.

İŞ-YAŞAM SINIRLARI KOYUN

Bazı kariyer dalları ofis dışında da çalışmayı gerektirir. Sürekli çalışıyor olmanız sebebiyle strese girebilirsiniz. Konu akıl sağlığınız olduğunda sevdiğiniz kişilerle zaman geçirmek ve kendinizle ilgilenmek çok önemlidir. İş ve yaşam arasındaki dengeyi oluşturabilmek için sizden beklentileri belirleyin.

YÖNETİCİNİZDEN YARDIM İSTEYİN

Eğer önceliklerinizle ve iş yükünüzle ilgili sorunlar yaşıyorsanız bunu çözmek için yöneticinizle konuşmanız oldukça önemlidir. Üzerinde çalıştığınız her şeyi ve alınması gerektiğini düşündüğünüz aksiyonları bir ‘yapılacaklar listesi’ hazırlayarak bir araya getirin. Böylece planlı davranın.

AKIL SAĞLIĞI İÇİN BİR GÜN İZİN ALIN

Yazının Devamını Oku