Çirkin kolesterol ile tanışın

Bugüne kadar kolesterolün sadece iyi ve kötü türlerini biliyorduk ama işler maalesef giderek çirkinleşiyor. Son zamanlarda haber başlıklarında araştırmacıların farklı bir türden, yani ‘çirkin’ kolesterolden bahsettiklerini de görüyoruz. Aslında doktorlar onun varlığını hep biliyorlardı ancak yapılan son araştırmalar, vücuttaki rolünün düşünüldüğünden daha önemli olabileceğini gösteriyor. Sağlığımızı koruyabilmek için bu konuda hepimizin dikkat etmesi gereken şeyler var.

Çirkin kolesterol ile tanışınKolesterol seviyenizi hayat boyu kontrol altında tutmak yaşamsal öneme sahiptir; çünkü yüksek kolesterol seviyesi göğüs ağrısı, kalp hastalığı hatta felç gibi bir dolu sağlık problemine yol açabilir. Yeni bir araştırmaya göre ülkemizdeki 3.4 milyon yetişkin, kardiyovasküler rahatsızlıklardan mustarip. Aynı araştırma bu sayının 2035 yılına kadar yaklaşık 5.4 milyona çıkacağını öngörüyor. Bu gerçekten de tehlikeli bir artış hızı. Çalışmalar Türkiye’deki erkeklerin yüzde 5.8’inin, kadınların da yüzde 5’inin kalp hastalığı geçmişi olduğunu gösteriyor.
Şimdi isterseniz bu konuda bilmeniz gereken her şeyi özetleyelim ve sayıları daha iyi anlamanıza yardımcı olalım...

Hangisi doğru, bilelim
Çirkin kolesterolün ne olduğunu açıklamadan önce, kolesterolün ne olduğuna bakmamız gerek. Çoğunlukla kolesterol iyi bir şey; tüm hücrelerimizin zarını oluşturan bir molekül olduğundan yaşamak için gerekli. Kolesterol yoksa, hücre de yoktur. Hücre yoksa biz de yokuz. Kolesterol, vücudumuzu kan dolaşımı yolu ile dolaşır. İyi kolesterol (HDL / high-density lipoprotein) yani yüksek yoğunluklu lipoproteindir. Kötü kolesterolse (LDL / low-density lipoprotein) düşük yoğunluklu lipoproteindir. Ancak lipoproteinlerin HDL ve LDL dışında da çeşitleri var. Kanımızdaki yağlar anlamına gelen trigliseridler de lipoproteinlerin içinde vücudumuzu dolaşabilir ve bunlara da trigliserid zengini lipoproteinler adı verilir. Kolesterol yalnızca HDL ve LDL içinde de bulunmuyor. Trigliserid zengini lipoproteinlerin içinde de bir miktar kolesterol mevcut ve bunlara ‘artık kolesterol’ deniyor. Bu aynı zamanda çirkin kolesterolün bilimsel adı. Basitçe ifade etmek gerekirse, lipoproteinlerin içindeki HDL veya LDL olmayan kolesterol tipine çirkin kolesterol adını veriyoruz.

Çirkin kolesterol ile tanışınBenim de çirkin kolesterolüm var mı?
Herkeste iyi (HDL) ve kötü (LDL) kolesterol olduğu gibi, çirkin kolesterol de vardır. Yüksek çirkin kolesterole sahip olma risk faktörleri ile yüksek kötü kolesterol ve trigliseride sahip olma risk faktörleri çok benzer; sağlıksız beslenme, yüksek kiloda olma, aktif olmayan bir yaşam tarzına sahip olma gibi. Genetik faktörlerin de rolü büyük elbette.

Bu değerleri nasıl takip edebiliriz?
Kolesterol değerlerinize baktırdığınızda genellikle önünüzdeki sayılar size tüm kolesterol oranlarınızı gösterir; HDL, LDL ve trigliseridler. Hangi oranda çirkin kolesterole sahip olduğunuzu anlamak için trigliserid oranınızı beşe bölmeniz gerekir. Çirkin kolesteroller de trigliseridlerle aynı lipoproteinlerin içinde vücudunuzu dolaştığı için trigliserid oranı baz alınabilir. Yakın gelecekte çirkin kolesterolü direkt olarak ölçmenin daha rutin yolları bulunabilir. Bu konuda yapılan araştırmalar arttıkça, çirkin kolesterolün hangi oranlarda gerçekten zararlı olduğu ve sağlıklı bir yaşam sürmek için nelerin güvenli olarak tanımlanabileceği hakkında daha fazla şey öğrenebileceğiz.
Çirkin kolesterol ile tanışın

Neden herkes ondan bahsediyor?

Vücut fonksiyonları için kolesterol gerekli. Ancak vücutta fazla oranda kolesterolün dolaşması sorun yaratıyor.
Kanda yüksek oranda kötü kolesterol olduğu zaman, damarlarınızın içinde birikip damarlarınızın duvarına yapışarak plaklar oluşturabilir. Bu plaklar kötüdür çünkü damarları daraltır ve sertleştirir, bu da kan akışını zorlaştırır. Kan akışının yavaşlaması kalp hastalığı, kalp krizi, felç, periferik arter hastalığı ve bunlar gibi birçok hastalığa sebep olabilir.
Çirkin kolesterol hakkında yeni olan şey ise, araştırmacıların elde ettiği yeni bulgulara göre bazı bölgelerde yaşayan insanlarda daha önce düşünüldüğünden çok daha fazla olduğunun ortaya çıkmasıdır. Bu kötü bir şey çünkü aynı LDL gibi çirkin kolesterol de kalp hastalığı riskini arttırabilir. Örneğin, bir araştırmaya göre LDL seviyeleri düşük bile olsa çirkin kolesterol seviyelerinin plaklarla bir bağlantısı olduğu ortaya çıktı. Bunun anlamı, LDL’den bağımsız olarak çirkin kolesterol tek başına bile kalp hastalıkları için risk oluşturmaya devam ediyor. Başka bir araştırma ise yüksek seviyelerdeki çirkin kolesterolün felç riskini ciddi oranda arttırdığını gösteriyor.
Yalnızca LDL seviyelerine dikkat etmenin maalesef yeterli olmadığı ortada. Artık yeni tanıştığımız çirkin kolesterol seviyelerine de aynı oranda dikkat etmemiz gerekiyor.

 

 

 

 

 

 

X

Akdeniz esintili yeni bir sistem

Tüm bedeninizin sağlığı için Akdeniz’den esinlenerek hazırladığım aralıklı oruç diyetini baz alan Sistem 21 hakkında bilmeniz gereken her şey... Olmazsa olmazlar, alışveriş ve atıştırmalık listeleri... Bu yıl önceliğiniz sağlığınız olmalı.

Sistem 21, iyi bir yıl geçirmeniz için hazırladığımız kolay ve eğlenceli bir program... Akdeniz’den esinlenerek hazırlandı, kilo verme ve sağlık hedeflerinize daha hızlı ulaşmanız için aralıklı oruç ve sabah egzersizleri içeriyor.

Besin, egzersiz ve zindelik programlarını günlük olarak uygulamak kilo vermenize ve kan basıncınızı, açlık şekerinizi ve kötü kolesterolünüzü düşürmeye yardımcı olacak.

Günlük rutininiz biraz değişecek. Öğünlerinizi daha farklı saatlerde yiyecek, sosyal medyayı daha erken kapatacaksınız. Ancak biz bu yolun her adımında sizinle birlikte olacağız!

Yepyeni bir video platformu

OzTube adlı yepyeni ve ücretsiz dijital bir video platformu kurduk (oztube.com). Burada sağlık, zindelik, meditasyon, yemek, egzersiz, ilişkiler, güzellik, zihin ve beden konularında alanında uzman kişilerin özel içeriklerini bulabilecek ve Sistem 21  konusunda bizimle birlikte ilerleyebileceksiniz.

ARALIKLI ORUÇ PLANI

PLANLI YAŞAYIN

Yazının Devamını Oku

Soğuk havada da spor yapılır!

Havanın soğuk olması antrenmanlara ara vermeniz gerektiği anlamına gelmiyor. Egzersiz öncesi iyice ısındığınızdan, sıkıca giyindiğinizden ve tavsiyelerimize uyduğunuzdan emin olmanız yeterli.

HAVA DURUMUNU MUTLAKA TAKİP EDİN

İki faktör çok önemli: Rüzgârın soğukluğu ve dışarıda kalmayı planladığınız süre... Rüzgârın soğutma etkisi - 7 derecenin altına düştüğünde dışarıda geçireceğiniz süre kısa bile olsa cildinizin açıkta kalan kısımları soğuk ısırığı (soğuk yanması) riski altında olacak. Rüzgârın soğutma etkisi düştükçe bu risk artar. Hava sıcaklığı -17 derecenin altındaysa ya da rüzgârın soğutma etkisi aşırıysa antrenmanı iptal edin.

ISINMA SÜRENİZİ ARTTIRIN

Soğuk havalarda egzersize başlamadan önce ısınmak bildiğiniz ısınma hareketlerinden biraz daha farklı. Isınma hareketlerinin amacı yoğun antrenman öncesi kaslarınızın iç sıcaklığını arttırmaktır. Kış aylarında düşük sıcaklıklar kaslarınızın normalden daha katı halde olmasını sağlar. Bu nedenle sakatlık riskiniz daha yüksektir. Temel kural soğuk havalarda ısınma süresini iki katına çıkarmak. Isınmanın ardından kıyafetlerinizi değiştirin.

DOĞRU ŞEKİLDE KAT KAT GİYİNİN

Havalar soğukken kat kat giyinmek çok cazip olabilir. Ancak bunu doğru yapmak için belli yollar var. Öncelikle teninize en yakın kat, nemi cildinizden uzak tutmak için polyester veya polipropilen olmalı. Böylece vücudunuzun tehlikeli şekilde ısı kaybetmesini önlersiniz. Asla pamuklu bir kıyafet seçmeyin. Pamuklular nemi cildinize yakın tutar. İkinci katı ‘yalıtkan kat’ olarak düşünün. Hava geçirgenliğine elverişli olduğu sürece yün ve polyester muflon iyi seçim olur. Üçüncü katsa rüzgâr ve yağmur geçirmez olmalı.

BAŞINIZI KAPATMAYI UNUTMAYIN

Yazının Devamını Oku

Market sepetinizde mutlaka olması gerekenler

Genellikle en iyi ilaç besinlerdir. Yalnızca dengeli bir beslenme için değil, aynı zamanda vücudunuzun hastalıklarla mücadele edebilmesi için bazı besin maddeleri gerekir. Şimdi sağlıklı yağ, omega 3, vitamin ve minerallerle dolu alışveriş listesine birlikte göz atalım. Uykunuz için vişne suyu içmeniz, mantarla brokoliyi birlikte yemeniz gerektiği gibi önemli ipuçlarını da içeren bu listenin çıktısını alın, telefonunuza kaydedin, isterseniz de bir arkadaşınıza gönderin.

SEBZE & MEYVE

Kırmızıbiber: Kırmızıbiberde portakalda olduğundan daha çok C vitamini var. Kırmızıbiber, yeşil biberin olgunlaşmış halidir ve olgunlaştıkça besin değeri kalitesi de değişir. C vitamini hakkındaki veriler çok net tanımlanmış olmasa da bu vitamini vücudumuz kendi üretmediği için oldukça önemli olduğunu biliyoruz.

Mantar & brokoli: Brokoliyle ikili olduğu zaman mantar, solunum sistemi sağlığına oldukça faydalıdır.

Yeşil yapraklılar: Yeşil yapraklılar nitrik okside dönüşür. Ispanağı çiğnediğimiz zaman dilimizin mikrobiyomu, nitratı ıspanakla birlikte yutup midemizin sindirebileceği bir forma dönüştürür ve sonrasında vücut nitrik oksidi emer. Nitrik oksit kandaki besin maddeleri ve oksijenin bütün vücudu dolaşmasını sağladığı için genel sağlık durumu açısından oldukça önemlidir. Aynı zamanda kan basıncının düşmesine de yardımcı olur – yani bağışıklık sistemini güçlü tutup COVID’i uzak tutacak tüm önemli şeylere katkısı vardır. Ispanak, pazı, brokoli, karalahana gibi yeşil yapraklı sebzeleri alışveriş listenize ekleyin. 

GÜNLÜK ÜRÜNLER

Peynir

Yazının Devamını Oku

Sağlıklı olmak için... 2021’e basit hedeflerle girin

Birçok kişi için yeni yıl, yeni sağlık hedefleri demek. Ancak herkes başarılı olamıyor. İşin sırrı yeni yıla basit ve gerçekçi bir planla başlamak.

Yemeğinizi kendiniz yapın

Bir hevesle başlanan o çılgın diyetleri 2020’de bırakın. 2021’de meyve ve sebze gibi işlenmemiş gıdaları ve kümes hayvanı, deniz mahsulleri veya tofu gibi yağsız protein kaynaklarını tüketmeye odaklanın. Yeni tarifler keşfederek yemeğinize heyecan katmaya vakit ayırın. Önceden hazırlanıp paketlenmiş gıdalar yerine kendi öğünlerinizi hazırlamak düzgün beslendiğinizden emin olmanın en iyi yollarından biridir. Çünkü tam olarak ne içerdiğini bilirsiniz. Yüksek kalorili gazlı içecekler veya meyve suları yerine maden suyu gibi düşük şekerli olanlara yönelin. Su içmeye öncelik verin. Düzenli olarak çay veya sade kahve için. Alkol tüketimini düzenlemek de önemli. 

Vitaminler besinlerden

COVID-19 vakaları hâlâ artış gösterirken ihtiyacınız olan besinleri aldığınızdan emin olmak çok önemli. Belirli vitamin ve mineraller vücudunuzun sağlıklı kalmasına yardımcı olur. Bağışıklık sisteminizin enfeksiyonlarla savaşmasını kolaylaştırır. Vitaminleri besin yoluyla da arttırabilirsiniz ki bu tabletlerden çok daha iyi bir kaynaktır.

- C vitamini dokuların büyümesi ve tedavisi için önemlidir. Portakal, domates, çilek, brokoli tüketebilir ya da takviye kullanabilirsiniz. (Takviyelerin önerilen günlük tüketim miktarı kadınlar için 75, erkekler için 90 mg.)

- D vitamini, ‘güneş ışığı’ vitamini, kemik sağlığı için olmazsa olmazdır...Araştırmalara göre D vitamini eksikliğinin önüne geçmek için cildin yaklaşık yüzde 40’lık bölümünü günde 20 dakika güneşe maruz bırakmak gerekiyor. D vitaminini az da olsa besinlerden alabilirsiniz: Süt, somon, sardalya, tonbalığı, uskumru, peynir ve yumurta sarısı...

- Bazı çalışmalara göre soğuk algınlığı belirtileri yaşamaya başladıktan sonraki 24 saat içinde çinko pastili veya şurubu almak soğuk algınlığı süresini kısaltmaya yardımcı oluyor.

Yazının Devamını Oku

Sağlıklı olmak için... 2021’e basit hedeflerle girin

Birçok kişi için yeni yıl, yeni sağlık hedefleri demek. Ancak herkes başarılı olamıyor. İşin sırrı yeni yıla basit ve gerçekçi bir planla başlamak.

Öğünlerinizi kendiniz hazırlayın

Bir hevesle başlanan o çılgın diyetleri 2020’de bırakın. 2021’de meyve ve sebze gibi işlenmemiş gıdaları ve kümes hayvanı, deniz mahsulleri veya tofu gibi yağsız protein kaynaklarını tüketmeye odaklanın. Yeni tarifler keşfederek yemeğinize heyecan katmaya vakit ayırın. Önceden hazırlanıp paketlenmiş gıdalar yerine kendi öğünlerinizi hazırlamak düzgün beslendiğinizden emin olmanın en iyi yollarından biridir. Çünkü tam olarak ne içerdiğini bilirsiniz. Yüksek kalorili gazlı içecekler veya meyve suları yerine maden suyu gibi düşük şekerli olanlara yönelin. Su içmeye öncelik verin. Düzenli olarak çay veya sade kahve için. Alkol tüketimini düzenlemek de önemli.  

Vitaminleri besinlerden alın, gerekirse takviye kullanın

- COVID-19 vakaları hâlâ artış gösterirken ihtiyacınız olan besinleri aldığınızdan emin olmak çok önemli. Belirli vitamin ve mineraller vücudunuzun sağlıklı kalmasına yardımcı olur. Bağışıklık sisteminizin enfeksiyonlarla savaşmasını kolaylaştırır. Vitaminleri besin yoluyla da arttırabilirsiniz ki bu tabletlerden çok daha iyi bir kaynaktır.

- C vitamini dokuların büyümesi ve tedavisi için önemlidir. Portakal, domates, çilek, brokoli tüketebilir ya da takviye kullanabilirsiniz. (Takviyelerin önerilen günlük tüketim miktarı kadınlar için 75, erkekler için 90 mg.)

- D vitamini, ‘güneş ışığı’ vitamini, kemik sağlığı için olmazsa olmazdır...Araştırmalara göre D vitamini eksikliğinin önüne geçmek için cildin yaklaşık yüzde 40’lık bölümünü günde 20 dakika güneşe maruz bırakmak gerekiyor. D vitaminini az da olsa besinlerden de alabilirsiniz: Süt, somon, sardalya, tonbalığı, uskumru, peynir ve yumurta sarısı...

Yazının Devamını Oku

Bu önerilerle bir yakınınızın hayatını değiştirmesine yardımcı olabilirsiniz

Genelde psikolojinin sağlıktaki rolü hafife alınır. Oysa sağlık fiziksel iyi olma halinden ibaret değil. Sevdiklerinizle bu konuda konuşurken aklınızda bulundurmanız gerekenlere göz atalım.

UTANÇ VEYA SUÇLAMA İÇERMEYEN BİR SOHBET BAŞLATIN

Akıl sağlığı birçok kişi için zor bir konudur. Bu nedenle sevgi ve şefkatin hâkim olduğu, utanç veya suçlamadan uzak bir konuşma önemlidir. Öncelikle kişinin ne hissettiğine dair tahminde bulunmayın. Ona duygularını veya davranışlarını yargılamayacağınızı açıkça belirtin. Destek için uygun olduğunuzu söyleyin; bu destek bir terapist bulmasına yardımcı olmak da olabilir, yalnızca onu dinlemek için zaman ayırmak da...

BİR AKSİYON PLANI OLUŞTURUN VE BUNA BAĞLI KALIN

Bir terapistle akıl sağlığı sorunları hakkında konuşmanın düşüncesi bile birçok kişi için zor olabilir. Doğru profesyonellerle bağlantı kurmak önemli ancak yüksek başarı oranını elde etmek için bu klinik tedavi uzmanıyla düzenli olarak takipte olmak çok daha önemli.

EĞER TEDAVİ İŞE YARAMIYORSA PES ETMEYİN

Bazen tedavi aynı anda birden fazla yaklaşım gerektirebilir. Örneğin çoğu araştırma, depresyon tedavisinde ilaç tedavisinin bilişsel davranış terapisiyle birlikte kullanılmasının çok daha fazla işe yaradığını gösteriyor.

İYİ YAŞAM TARZIYLA İLGİLİ ALIŞKANLIKLARINI TEŞVİK EDİN

Akıl sağlığı sorunlarıyla baş etmeye çalışan biriyle aynı evde yaşıyorsanız iyi yaşam tarzı seçimleri konusunda yardımcı olabilirsiniz. Birlikte bir akşam yemeği pişirme planı yapabilir ya da yürüyüşe çıkmayı teklif edebilirsiniz. Günlük egzersiz ve meditasyonun ruh halini dengede tutmaya yardımcı olduğu biliniyor. Uykuyu da buna dahil edebiliriz. Alkolden ve işlenmiş gıdalardan uzak durmak da önemli.

Yazının Devamını Oku

Koronavirüs hastalığının altı türü olabilir mi?

Yakın zamanda King’s College London’da yapılan bir ön araştırmaya göre koronavirüs hastalığının altı farklı çeşidi olabileceği düşünülüyor. Bu bilgi, doktorların virüse karşı yeni ve doğru teşhisle tedavi yolları aramasında yardımcı olabilir.

İncelemesi sürdüğü için ön araştırma sürecinde olan bu çalışma COVID-19 teşhisi konulan 1653 hasta üzerinde yapıldı. Hastalar bir telefon uygulaması kullanarak belirtilerin başladığı andan itibaren tüm bilgileri uygulamaya yüklediler. Bu bilgiler doğrultusunda araştırmacılar hastalığı sınıflandırdı. Ortaya çıkan altı tür ve bunlara bağlı belirtiler şu şekilde:

Gribe benzer ancak ateşsiz: Koku kaybı, öksürük, kas, baş, boğaz ve göğüs ağrısı.

Gribe benzer ve ateşli: Koku kaybı, öksürük, baş ve boğaz ağrısı, ses kısıklığı, ateş ve iştahsızlık.

Sindirim sistemine bağlı: Koku kaybı, iştahsızlık, ishal, baş, boğaz ve göğüs ağrısı.

Şiddetli seviye 1, yorgunluk: Koku kaybı, öksürük, ateş, ses kısıklığı, baş ve göğüs ağrısı, yorgunluk.

Şiddetli seviye 2, sersemlik: Baş ağrısı, koku kaybı, iştahsızlık, öksürük, ateş, ses kısıklığı, boğaz, göğüs ve kas ağrısı, yorgunluk, sersemlik.

Şiddetli seviye 3, karın-solunum ilgili: Baş ağrısı, koku kaybı, iştahsızlık, öksürük, ateş, ses kısıklığı, boğaz ağrısı, göğüs ağrısı, yorgunluk, sersemlik, kas ağrısı, nefes darlığı, ishal ve karın ağrısı.

Bu belirtilerden baş ağrısı ve koku kaybı gibi bazıları bütün türlerde bulunuyor. Burada önemli olan, bu altı türün birbirinden farklı hastalıklar olarak düşülmemesi gerektiği. Hepsi aynı hastalık. Bu altı tür, COVID-19’u olan hastaların farklı belirti kümelerinin sınıflandırıldığı anlamına geliyor. Araştırmacılar, hastalarda oluşabilecek belirti ‘türlerini’ veya hastalığın şiddetini tahmin etmeye yardımcı olabilecek herhangi bir faktöre rastlamadı.

Yazının Devamını Oku

Aldığınız besinlerle güçlenin

COVID-19’a karşı kendinizi savunmak için yapabileceğiniz çok şey var. Aldığınız besinlerle bağışıklık sisteminizi güçlendirmeye odaklanmak bunların en önemlilerinden... Günlük beslenmenize bu küçük eklemeleri yapmanızı öneririm.

MANTAR VE BROKOLİ

Mantar, mükoz membran ve tükürükte var olan, IgA adlı antikorun salgılanmasını arttırır. Brokoli ve brokoli filizleriyse bir diğer destektir. Sülfür bazlı bir besin olduğu için sülforafan içerir. Brokoli de toksinleri etkisiz hale getirir ve iltihaplanmayı azaltır. Mantar ve brokolinin güçlerini birleştirmek için az yağla yüksek ateşte karıştırarak, birlikte pişirmenizi tavsiye ederim.

BİR KÂSE YABANMERSİNİ

Yabanmersini, bağışıklık sisteminizi geliştiren antioksidanlarla doludur. 2011’de Kanada’da yapılan bir çalışmaya göre yabanmersini, enfekte olmuş hücreleri veya tümör hücrelerini ortadan kaldırmak için kritik önemde olan ‘doğal katil’ hücrelerin sayısını arttırıyor. Katil hücreler bağışıklık sisteminin ‘istilacılara karşı öğrenilmiş tepki’ geliştirmesine yardımcı oluyor. Kahvaltı için mükemmeller ya da sağlıklı bir atıştırmalık olarak...

BİR BARDAK ÇAY, SİYAH VEYA YEŞİL

Yazının Devamını Oku

Limon suyu içmenin beş faydası

Hayat size limon veriyorsa, onu suyunuza ekleyin! Taze limonla suyu karıştırıp içmek sağlıklı yaşam tarzını korumanın kolay ve ferahlatıcı bir yoludur. Bu meyve sağlığınız için hayati önem taşıyan besin değerlerine sahip. Üstelik lezzetli ve kalorisi de düşük.

1) CİLT KALİTESİNİ ARTTIRIR

C vitamini cilt sağlığınızda çok önemli bir rol oynar. Her insanın vücudunda kolajen olarak bilinen ve cilt esnekliğini korumayı sağlayan bir protein bulunur. C vitamini kolajen oluşumunun hayati yapı taşıdır.

2) SİNDİRİME YARDIMCI OLUR

Sabahları bir şey yiyip içmeden önce sindirim sisteminizi aktif hale getirebilmek için bir bardak ılık limon suyu içmelisiniz. Limondaki bulunan sitrik asit yiyecekleri parçalamak için midenizdeki doğal asitlere katkıda bulunur. Ayrıca bu ılık içecek bağırsak hareketlerini düzenler.

3) BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ DESTEKLER

C vitamini aynı zamanda bağışıklık sistemini destekler. Bağışıklık sisteminiz ideal bir biçimde çalışırsa enfeksiyonlara ve soğuk algınlığına yakalanma riskiniz daha az olur. Suyunuza limon eklemek C vitamininizi arttırmanın kolay bir yoludur.

4) LEZZET KATAR

Suya limon katmak fazla kalori eklemeden sade suyu tüketmenin leziz bir yolu! Yaratıcı olabilir ve misket limonu, portakal dilimi veya çilek gibi başka meyveler de koyabilirsiniz. Veya maden suyunu deneyin, birçok insan suyu daha hareketli hale getirmek için baloncuklardan faydalanıyor.

Yazının Devamını Oku

Saç ve cilt tipi yağlı olanların yaşadığı sorunlara çözümler

Araştırmalara göre yağ üreten bezlerin bulunduğu bölgelerde kırışıklıklar çok derin ve uzun olmuyor. Ayrıca bu bölgelerde cilt daha pürüzsüz ve kalın. Ama bu cilt tipi çeşitli sorunlara da yol açabiliyor. İşte onlardan bazıları için çözüm önerileri...

Saçım/cildim neden böyle?

Sebum cildinizdeki fazla yağlı bölgelerin başsorumlusudur ve yağ bezleri tarafından üretilir. Yağlı bir cilde veya saça sahip olan kişilerde yağ bezleri sayıca çoktur veya fazla çalışır. Yağ bezlerinizin fazla çalışmasının çeşitli sebepleri vardır. Mesela hormonal olabilir. Androjen olarak adlandırılan erkek hormonları (hem erkeklerde hem kadınlarda bulunur) sebum üretimini yönetir. Ergenlik dönemi gibi androjen miktarının fazla olduğu durumlarda daha çok sebum üretilir ve salgılanır. Eğer ergenlik dönemini geçirdiyseniz ve yağ bezleriniz yine de fazla sebum üretiyorsa bunun sebebi; genetik, sıcaklık, nem, sağlıksız beslenme, yanlış cilt bakımı ürünleri, stres ve hatta bazı ilaçlar olabilir.

Sorun çıkmasını nasıl önlerim?

- Yüzünüze ve saçınıza sürekli dokunmaktan kaçınmayı deneyin.

- Her gün düzenli cilt bakımı yapın.

- Sabah uyandığınızda, gece yatmadan önce ve egzersiz yaptıktan hemen sonra yüzünüzü yıkadığınızdan emin olun.

- Beslenme düzeninize de önem verin. Şekerli ve yağlı besinlerden uzak durun. Bunun yerine balık ve yemiş gibi omega 3 yağ asidi ve B6 vitamini içeren besinlere yönelin.

Yağlı saç nasıl tedavi edilir?

Yazının Devamını Oku

COVID-19 emzirmeyle bulaşır mı?

Zaten zor olan emzirmeyi, pandemi daha da stresli hale getirdi. Anneler, emzirme yoluyla COVID-19’un bulaşıp bulaşmadığını merak ediyor. Emziremeyen ya da emzirmek istemeyenler için de en iyi anne sütü alternatifleri önemli.

Yeni doğan bebeğin bağışıklık sistemini desteklemeye yardımcı olmak için ilk altı ay emzirmek öneriliyor. Anne sütünün her bir damlası bakteri öldüren, enfeksiyonla ve hastalıkla savaşan, vücuttaki yaşlı ve zarar görmüş hücreleri yok etmeye yarayan tam 1 milyon beyaz kan hücresi içeriyor. Anne sütü immünoglobulin A (IgA) gibi mikroorganizmalara bağlanan ve onları vücut dokularından uzak tutan antikorlar içerir. Ek olarak dokosaheksaenoik asit (DHA) anne sütünde var olan ve bebeğin sağlığı için yararlı omega-3 yağlarına sahiptir. DHA ceninin ideal beyin, göz, bağışıklık ve sinir sistemi gelişimi için olmazsa olmazdır.

Anne sütü elbette çok kıymetli, bununla beraber bebeği emzirmek zor veya ağrılı olmamalı. Eğer zorlanıyorsanız, bunu ne olursa olsun yalnız başınıza yapmak zorunda olduğunuza inanmak yerine emzirme konusunda bir uzmana danışabilirsiniz.

DSÖ emzirilebilir diyor

Şu sıralar annelerin en sık sorduğu soru COVID-19’un emzirme yoluyla çocuğa bulaşıp bulaşmadığı... Bunu inceleyen kısıtlı sayıda araştırma var ve şimdiye kadar anne sütünde virüs tespit edilmedi. Ancak annelerin COVID-19’u kendi sütüyle bulaştırıp bulaştırmayacağını kesin olarak bilmiyoruz. Eğer endişeleniyorsanız, doktorunuzla görüşmelisiniz.

Öte yandan Dünya Sağlık Örgütü gibi sağlık otoriteleri COVID-19 virüsü olan annelerin emzirebileceğini söylüyor. Bu aynı zamanda daha önce COVID-19 geçirmiş olan ve/veya antikor testi pozitif çıkmış olan anneler için de geçerli. Ancak bebeğe virüsü bulaştırmamak için el yıkamak ve maske takmak gibi önlemleri de almaları lazım.

Ya emziremezseniz...

Bebeği emzirmiyorsanız, mama seçimi önem kazanıyor. Bebek maması seçerken besin değerleri açısından anne sütüne en yakın olanı tercih edin. Bebeğinizin sağlık durumuna göre mamanın türünde değişikliğe gidebilirsiniz. Örneğin eğer bebeğiniz prematüre doğduysa, bir sağlık sorunu veya sancısı varsa özel bir mama kullanmanız gerekebilir. Örneğin karbonhidrat kaynağı olarak sakkaroz (sofra şekeri) içermeyen ve standart olarak yüzde 0.32 DHA içeren bir mama seçebilirsiniz.

Eğer bebeğinizin inek sütü veya yiyecek proteini alerjisi varsa ve kapsamlı şekilde hidrolize edilmiş bebek maması işe yaramıyorsa, aminoasit bazlı bebek maması kullanmanız öneriliyor. İnek sütündeki proteinlere bebekler için hidrolize edilmiş kazein proteini içeren mama seçin. Bunlar alerjik reaksiyonu önlemek için küçük parçalara bölünmüş süt proteini içerir.

Yazının Devamını Oku

COVID-19 yorgunluğuna çare olacak 4 öneri

Hayat normale dönmeye başladıkça ve kısıtlamalar azaldıkça insanlar COVID-19 tehdidi karşısında daha rahat davranmaya başladı. Oysa artan yeni vaka ve vefat sayıları virüsün pandeminin başında olduğu kadar ciddiye alınması gerektiğini gösteriyor.


Son zamanlarda COVID-19’dan daha az korkulmasının bir sebebi basitçe onu her gün duyuyor olmak denebilir. Virüs hakkındaki haberlere ne kadar çok maruz kalırsanız, bu durumu o kadar kabullenirsiniz. Beyinlerimiz yeni ve şaşırtıcı şeyleri fark etmek üzerine eğitimli… Bu, tehlike yakın olduğunda ‘savaş veya kaç’ tepkisi vermek şeklinde açıklanabilir. Ancak bu tehlike ortalıkta olmaya devam ediyor ve gitmiyorsa, rutinimizin bir parçası haline gelir.

Daha kontrol edilebilir

Söz konusu ‘kademeli olarak hissizleşme konsepti’ aslında birçok genel korku türünün tedavisinde kullanılan esas yöntemdir. Yükseklik korkusu mu? Kişiyi duruma alışana kadar her seferinde yavaş yavaş daha yüksek yerlere götürün. Sosyal fobi mi? Kişiyi kaygısı yok olana kadar her seferinde daha fazla insanın bulunduğu ortamlara götürün. İşte aynısı COVID-19 için de oluyor. Her gün virüs hakkında bir şeyler duydukça, hâlâ çok tehlikeli olmasına rağmen o şoke etme özelliğini kaybetmeye başlıyor.

Öte yandan eğer sağlık sektörü için çalışmıyorsanız ya da büyük bir şehirde yaşamıyorsanız, COVID-19’un etkilerini kişisel düzeyde hissetmemiş veya virüsü almış birini tanımıyor olabilirsiniz. Bu durumda hastalık, günlük hayatınızı etkileyen bir şey olmaktansa yalnızca haberlerde gördüğünüz bir şey haline gelir. Yani pandeminin tehlikesini mantıken biliyor olsanız bile zamanla virüse kayıtsız kalmaya başlayabilirsiniz.

COVID-19 hakkında hâlâ bilmediğimiz çok şey var. Nasıl tedavi edilir ve bağışıklık ne kadar sürer bilmiyoruz, ayrıca olası semptomların tamamı ölçülmemiş olabilir. Ancak virüs hakkında, ilk başta olduğundan daha çok şey biliyoruz. Nasıl bulaşıp bulaşmadığını biliyoruz. Hangi önlemlerin virüsün yayılmasını gerçekten yavaşlatacağını biliyoruz. COVID-19 hâlâ tehlikeli ancak daha tahmin edilebilir, dolayısıyla da daha kontrol edilebilir bir durumda. Bu sayede bilinmeyene karşı olan korkumuz daha azalmış olabilir.

Tetikte kalmak önemli

Pandeminin ilk zamanlarındaki başlıca söylemlerden biri, sağlık sistemine yüksek vaka sayıları nedeniyle yük bindirmemek için elimizden geleni yapmaktı. Vaka sayılarını kontrol altında tutmak, hem hastanelerin ihtiyaç duyulan kişisel koruyucu donanımlara ve solunum cihazlarına sahip olması hem de yoğun bakım ünitelerinin yatak kapasitelerinin dolmaması için bize zaman kazandırdı. Bugün vaka sayılarını kontrol altında tutma çağrıları azaldı. Bu değişim size daha az kaygılanmanız gerektiği izlenimi verebilir. Oysa hâlâ kişisel koruyucu donanım eksikliğinin tekrar yaşanabileceği hakkında endişeler var. Nitekim böyle bir kaygı olmasa dahi bizlerin sağlık sistemine yük bindirmemek için maske takmaya ve sosyal mesafeye özen göstermemiz gerekiyor.

Yazının Devamını Oku

Hemen yürüyüşe başlamanız için 6 sebep

Spor ayakkabılarınızı bağlayıp yürüyüşe çıkın. Yeni başlıyorsanız günde yarım saati hedefleyin. Yürüyüş yapmak hem vücudunuza hem de zihninize iyi gelecek...

Eğer egzersiz yapmayı sevmeyen ancak kardiyonun sağladığı faydalardan yararlanmak isteyen biriyseniz çözümünüz yürüyüş yapmak olabilir. Yürüyüş düşük yoğunlukta bir egzersiz olduğu için birçok insan daha yoğun bir egzersizin faydalarına yürüyüşle erişemeyeceğini düşünüyor. Bu doğru değil.

KİLO VERMEYE YARDIM EDER

Yeni bir zindelik yolculuğuna başlıyorsanız binanızın çevresinde yalnızca birkaç tur atmayı deneyin. Yürüyüş yağsız kas üretimine, kilo kaybına ve metabolizmanın hızlanmasına yardımcı olur. Temponuzu ne kadar arttırırsanız ve ne kadar uzun süre yaparsanız kalori yakımı o kadar artar. Yine de her istediğinizi yiyemezsiniz. Doymuş yağ oranı düşük ve sebze temelli bir beslenme düzenine sahip olmalısınız.

STRESİ AZALTIR, İYİ HİSSETTİRİR

Egzersiz, orta tempoda yürüyüş bile olsa, vücutta endorfin salgılanmasını sağlar. Endorfin hormonu kendimizi iyi hissetmemize yardımcı olur, modumuzu yükseltir. Ruh sağlığımızı koruyabilmek için özellikle şu sıralar stres seviyemizi her zamankinden daha çok kontrol etmemiz önemli.

BEYİN FONKSİYONLARINI GELİŞTİRİR

Yazının Devamını Oku

Uykunuzu alamadığınızın beş gizli göstergesi

Bitkinlik, asabiyet, odaklanma zorluğu, değişken ruh hali... Bunlar uyku eksikliğinin bilinen belirtileri. Ama başka göstergeler de var. Uyusanız bile uykunuzu alamadığınızı gösteren beş gizli belirtiyi ve bunlara karşı neler yapabileceğinizi sizinle paylaşıyorum.

KALORİLİ YİYECEK İSTİYORSANIZ

Eğer canınız normalden daha fazla kurabiye, şeker ve cips gibi yiyecekler çekiyorsa bunun nedeni uykusuzluk olabilir. Uykunuzu yeterince almadığınız zaman leptin (iştahı azaltır) seviyeniz düşer, girelin (iştahı arttırır) seviyeniz artar ve canınız yüksek kalorili abur cubur türü gıdaları çekebilir. Uyku kalitenizi arttırmak için yatak odanıza gün ışığını engelleyecek perdeler asın ve oda ısısını yaklaşık 20 derecede tutun.

CİNSEL DÜRTÜ DÜŞÜKSE

Yorgun hissettiğiniz zaman cinsel birliktelik modunda olmayabilirsiniz. 2015’te yapılan bir araştırmaya göre ‘sağlıklı bir cinsel dürtü’ye sahip olabilmek için uyku çok önemli. Erkekler üzerinde yapılan başka bir araştırmaya göreyse, yedi-dokuz saat yerine yalnızca beş saat uyuyan erkeklerin testosteron hormonu seviyelerinde düşüş gözlemlendi. Kaliteli bir uyku için yatak odanızı yalnızca uyku ve cinsel birliktelik için kullanın. TV izlemek gibi aktivitelerden kaçınarak vücudunuza ‘yatak odası demek uyku zamanı demek’ eğitimini verebilirsiniz.

YORGUN UYANIYORSANIZ

Yazının Devamını Oku

‘Çifte bela’ ile mi karşı karşıyayız?

Hava soğudukça COVID-19 vakalarında yükseliş olacağı uyarıları yapılıyor. Bir de influenza salgını tehdidi var. Tıp uzmanlarının ‘ikizdemi’ dediği bu durumla yani iki ciddi virüsle karşılaşmaya hazırlanmak kaygı verici olabilir.

Önümüzdeki aylarda mevsimsel influenza salgınları ve COVID-19 pandemisi aynı anda yaşanabilir. Tıp uzmanları tecrübe etme ihtimalimiz olan bu durum için ‘ikizdemi’ terimini kullanıyor. Bu bir problem çünkü durum hastaneye giden hasta sayısını arttırabilir ve sağlık sisteminin üzerine yük bindirerek en kritik hastaların tedaviye ulaşmasını zorlaştırabilir. Bunun yaşanmasını istemeyiz, bu nedenle bu kafa karışıklığında nasıl bir yön çizebilir ve hasta olmaktan nasıl kaçınabiliriz?

İki virüsü aynı anda almak...

COVID-19 enfeksiyonunun uzun vadedeki etkilerini hâlâ öğreniyoruz, ancak her iki virüsü birden aynı anda almak çoğu organ üzerinde inanılmaz bir zorlanma yaratacak ve bağışıklık sisteminizin enfeksiyonlarla savaşmasını zorlaştıracaktır. Her hastalığın kardiyak hasar bırakma ve kalpte, beyinde veya kas dokularında iltihaplanma yapma riski vardır. Bu olası komplikasyonlar herkesi etkilemeyecektir ancak risklerin farkında olmak önemlidir. Görünen o ki grip ve COVID-19’un bazı belirtileri örtüşüyor. COVID-19 veya influenza virüsü taşıyan birinde oluşabilecek belirti ve komplikasyonlara bir bakalım, ancak hastalığın daha ciddi olan bu yönlerinin herkeste oluşmayabileceğini aklımızın bir köşesinde tutmakta fayda var:

- Zatürre                 
- Solunum yetmezliği           
- Akut solunum yetersizliği (ciğerlerde sıvı birikmesi)       
- Kan zehirlenmesi                   

Yazının Devamını Oku

Kalp krizi ile kalp yetmezliği arasındaki farklara dikkat!

İnsanlar kalple ilgili problemleri düşündüğünde akıllara ilk olarak kalp krizi gelir. Ancak konu kalp sağlığı olduğunda odaklanılması gereken başka bir sorun, daha az bilinen kalp yetmezliğidir. Aslında yaygın olsa da birçok insan kalp yetmezliğinin tam olarak neyi ifade ettiğinden emin değil, kalp kriziyle kalp yetmezliğini eşit tutuyor. Eğer özellikle kalp sorunları olan bir aile öykünüz varsa her ikisinin de risklerini ve belirtilerini bilmelisiniz.

Kalp krizi genellikle televizyonda ya da sinemada, yaşlı bir insanın (çoğu zaman bir erkek) dramatik bir şekilde göğsünü tutup yere düşmesiyle tasvir edilir. Bu tamamen yanlış olmasa da betimleme şekli kalp krizinin bazı önemli belirtilerini göstermekte eksik kalıyor.

Kalp krizi sırasında kalbe kan akışı kesilir; genellikle bir kan pıhtısı veya ana damarlardan birinde plak artışı nedeniyle... Kalp kası, gereken oksijeni alamaz ve ölmeye başlar. Kalp krizi geçirenlerin acilen hastaneye kaldırılıp tıkanıklığın çözülmesi, kan akışının yeniden başlatılması gerekir.

Kriz belirtileri nelerdir?

Kalp krizinin belirtilerine televizyonda gösterilenler dahil ancak daha az bilinenleri de var. Birçok insan göğüste veya boyunda başlayıp kol, çene veya sırta doğru yayılabilen baskı, daralma, acı ve sıkışma hissini biliyor. Daha az bilinenler mide bulantısı,  yanması, sindirim güçlüğü, karın ağrısı, nefes darlığı, bayılma hissi, yorgunluk.

İlginç bir şekilde genellikle göğüs ağrısı erkeklerde en çok göze çarpan belirtidir ancak kadınlarda farklı belirtiler vardır ve bunlar kalp krizi işaretleriyle bağdaşmaz. Bu durum, neden bazen kadınların kalpte hasar oluştuktan sonra acile götürüldüğünü açıklıyor. Kadınlardaki bazı kalp krizi belirtileri terleme, bulantı, kusma, hazımsızlık hissi, yorgunluk, çene ağrısı ve nefes darlığı olarak sayılabilir.

Kalp yetmezliği nedir?

Kalp krizi bir anda oluşabilecekken kalp yetmezliği zamanla kötüleşen belirtilerle yıllar içinde gelişebilir. Yetmezlik, kalp kası vücudun ihtiyacı olan miktarda kanı pompalayamadığı zaman oluşur. Bazen de kalbe pompalayacağı miktarda kan dolmaz. Kalp vücuda yeterince kan pompalayamaz ve vücut telafi için diğer sıvıları tutmaya çalışır. Bu da kalbi strese sokup yetmezliği daha kötü hale getirir. 

Kalp yetmezliğinin en yaygın belirtileri nefes darlığı, yorgunluk ve vücudun ayak bileği, ayak, bacak, karın ve boyun damarları gibi bölgelerinde şişlik olarak sayılabilir. Kalbiniz zayıfladıkça sıvı birikimi de artar ve belirtiler kötüleşir. Bu sıvı birikimi aynı zamanda kilo alma, sık tuvalete çıkma ve yatarken öksürmeye de neden olur.

Yazının Devamını Oku