"Mehmet İren" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet İren" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet İren

O balkonu kesen az gelsin, konuşacağız

Bu Fransız balkon uygulamasına zaten gıcıktım, korona evciliği bittiğinde iyice dolmuş olarak çıkacak ve kendisine savaş açacağım. Türk tipi Fransız balkonda hava almaya çıkılmaz, açıp halkı selamlarsın ancak.

Görüntülü arama ortamındayız. “Prens Charles’ın koronavirüs testi pozitif çıktı” haberi yeni düştü. Bir arkadaş bunun üzerine “Zaten zenginlerin yakalanma şansı daha fazla” dedi. Argüman şu: “Daha çok gezince enfekte olma ihtimalin daha fazla.” Adam Aspen’e, Nice’e gidiyor diye metrobüsle gezen benden daha büyük risk altında yani. Görüntülü aramayı bağlayıp kapattık hemen. Bu aralar hepimizin ilginç tespitleri, saptamaları, akıl yürütmeleri var, çok da üstüne gitmemek lazım insanların.

Ev işleriyle iş işlerinin ayrılması ilkesi ortadan kalkıp üzerine bir de ev işlerinin karantina protokolü kapsamında yoğunluğu artınca, insanın oturup böyle şeylere kafa patlata patlata çatlayacak vakti oluyor.

Ben mesela, bu ara balkon konusuna kurulmaya ayrı bir vakit ayırdım. Bu yeni İstanbul mimarisi kapsamında kentsel dönüşürken balkon olayı komple kesilip atıldı ya! Ne kadar iyi oldu gerçekten o!
O balkonu kesen az gelsin, konuşacağız

Türk tipi Fransız

 Fransız balkon var kimimizde. Onlar da çoğunlukla ‘Türk tipi Fransız balkon’. O yarım adımlık balkon da yok yani. Brüt alandan yemeyelim denmiş, pencere yerine kapı takıp önüne korkuluk konmuş. Bununla hava almaya çıkılmaz, açıp halkı selamlarsın ancak. Juliet balkon da deniyor bunlara. Yani serenada gelen olursa kafayı uzatıp dinleyebiliyorsunuz da.

Hem evde karantinada kalayım hem de arada bir hava alayım gibi bir durum da çoğumuzda olmuyor haliyle. Bu uzun balkon kurulmamın sonunda sokağa inme noktasına geldim. Lakin sokağa inip slogan attıktan sonra geri gel, montunu ve ayakkabılarını kapının dışında bırak, giysileri havalandır kısmı çok gözümde büyüdü. Ama bu öfkemi korona günlerinin sonuna kadar canlı tutarım gibi duruyor. Katlanarak artabilir bile.

İşte yapamadıklarım!

Bu hafta yapamadığım tek şey balkona çıkmak değildi ayrıca. Benim olduramadıklarım da var. Sıralı listem şöyle:

* Sabah uyanınca 15 dakika spor yapın diyorlar. Aplikasyon indirdim. “Jumping Jack yap!” dedi. “Zıplarken bileği burkarsak nasıl olacak peki?” diye içimden geçirdiğim gibi korkup kapattım. 

* Kahvenizi alıp kanepede izleyeceğiniz diziler listelerine giremedim. Çünkü kanepeye varamadım. İşi bitirsen evi halletmek, evi halletsen işi halletmek gerekiyor sürekli. Bir noktada olduracağız bunu ama.

* Kapı önünde ayakkabı atıp eve zıplama hareketini hâlâ mükemmelleştiremedim. İniş aşamasında belimi pörtleteceğim endişesini koruyorum.

* Ev ahalisiyle fazla yüz göz olmaktan, konuşacak malzemem bitiyor. Bu dönemde doğan çocuklara ‘coronial’ mı diyeceğiz gibi kötü şakalar yapıyorum, ‘My Sharona’yı ‘My Korona’ diye söylüyorum falan.

Fıkrasına gülünmeyen adam gibi geziyorum evin içinde. Kendisi sonradan çok iyi yerlere geldi ama ben böyle devam edersem bence evden atılırım. Bu da bu dönemde iyi olmaz.

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI