Dönemin Lig TV Genel Müdür Yardımcısı, kadim dostum BORA KOÇYİĞİT’ten 30’lu yaşlarımın başında öğrenmiştim o deyimi... Kapris Yönetimi... Bora’nın ne için kime söylediğini anımsamıyorum, 20 yıldır zihnime nakşettiğim bu kavramı... Teknik direktörlükte yıldız yönetimi olarak tercüme edebilsek de, içinde kaprislerin, egoların, idaresi kuşkusuz bulunmaktadır. Okan Buruk, ülke futbolunun gelmiş geçmiş en büyük kapris yöneticilerinin başında gelmektedir.
BU OYUNCULAR AZ EGOLU MU?
2000-01 Birleşmiş Milletler Fenerbahçe’sinde DENİZLİ, 10 yıl kadar öncenin Beşiktaş’ında GÜNEŞ, Gümüşdağ’ın “kadroyu Mahmutpaşa yerine ABDİ İPEKÇİ Caddesi’nden yapacağım!” dediği Başakşehir’de AVCI, Emre Belözoğlu’nu idare eden KOCAMAN ve illa ki büyük ego Hagi’yi yönetimiyle TERİM...
Haydi yerlilerden başlayalım. 2 yıl “tavanı delen egolarıyla KEREM”i de saymayalım. 40 milyon euroyu görmüş BARIŞ’tan tutun da, “biz Florya’nın suyunu içerek büyüdük!” YUNUS’a dek... 28’inden sonra şöhreti bulan BARDAKCI’dan 67 kez A Milli KAAN AYHAN’a kadar... Dünyanın en iyi TÜRK oyuncularından İLKAY’a git, Türkiye’nin en iyi kalecisi UĞURCAN... Bunlar az ego mudur?
GURUR, KAPRiS VE NAZ...
60 kez Alman A Milli, 223 Bayern, 135 M.City oynamış SANE az adam mıdır kapris konusunda sizce? Ya LUCAS? 40 Uruguay A Milli... Sampdoria, Arsenal, A.Madrid, Fiorentina... Süt dökmüş kedi midir sizce Florya’da? Juventus, Marsilya, Preimer Lig görmüş LEMİNA’yı saymayacak mıyız? Ya daha 1 ay önce Brezilya A Milli olmuş SARA? 59 Macar A Milli, mevkisi oradan oraya sürülen SALLAİ? Peki üzerine 35 milyon euro boca ettiğin, pek de verim alınamayan SİNGO? Napoli, PSV, Brugge görmüş LANG? Köln, Monaco orjinli yarı sakat JAKOBS? Ajax ve Tottenham görmüş Kolombiya Milli Takımı’nın ruhani lideri DAViNSON?
İlk üç şampiyonlukta MUSLERA’sı MERTENS’i... Az adamlar mıdır; egosu, gururu, kaprisi, nazıyla!
ÖMRÜNDEN ÖMÜR GİTMİŞTİR
Futbol oynamak için her şeyin mükemmel olduğu bir akşamda taraftarın itici gücüyle başlayan mücadelede Beşiktaş, rakibini süpürdü. Bahadır’ın harika kurtarışı, Toure’nin direkte patlayan topu adeta devrenin çizilmemiş resmiydi. %64 topla oynama, 17 rakip ceza sahası topla buluşmasında isabetli tek şut, can sıkıcı rakamı ifade etse de, oyunu elinden hiç bırakmadı ev sahibi. Bilhassa Orkun önderliğindeki orta saha organizasyonunda, topun doğru dolaştırılması, bek katkıları Konyaspor’u zor durumda bıraktı. 6 korneri de baskının fotoğrafı olarak okumalı.
TOURE, OH’U GÖLGEDE BIRAKTI
Toure'nin verdiği katkı, Oh’un dahi gölgede kalmasına neden oldu. Koreli golcü markajdan kaçmak için ceza sahası dışına birçok kez çıktı. Konyaspor, sert savunma yapmakla birlikte oyunu bir türlü Beşiktaş’tan alamadı. Trabzonspor maçının yıldızı Berkan’ı dahi öne çıkaramayan yeşil beyazlılar, ön tarafa ilk yarıda neredeyse hiç çıkamadı. Savunmadan 22 topu uzaklaştırma aslında oynayamamayı anlatırken, Beşiktaş’ın da onları iyiden iyiye geriye yasladığını gösteriyordu.
TARAFTAR KADROYU BEĞENMEDi
İkinci yarının başlarında üzerindeki ölü toprağını atmış görünen deplasman temsilcisi maça girmeye karar verdi. 15 dakika kadar buradayım diyen Konyaspor, sonra Beşiktaş’ın ilk yarıdaki oyunundan esintilerle tekrar sahasına çekildi. 80’deki Bardhi pozisyonu dışında rakip kaleye ancak maçın sonunda gidebildi. 62’de Oh, 75’de Asllani, 81’de Olaitan pozisyonlarında tribünün de yükseldiği anları yaşadık. Tribün maç boyu itti takımını. Sonlara doğru maç uzar mı derken penaltıyla kazanan Konyaspor oldu.
Dikkatimi çeken ise 82’de Cerny’nin oyuna girişinin öncesinde tribünün Çekyalı oyuncuya gösterdiği tezahürat oldu. Sergen hocanın Cerny’siz kadro tercihi belli ki maç boyu beğenilmemişti. Uzun süre Cerny diye bağırdılar.
15 korner kazanan, en az 60-70 dakika baskılı oynayan Beşiktaş’ın tek eksiği, dün gece itibariyle her şeyiyle her güzelliği hak eden taraftarına armağan edemediği galibiyet oldu. Dizi erken final yaptı...
Galibiyete ihtiyaç duymadan dahi sahadan şampiyon ayrılabileceğin maçı bu kadar gamsız, kaygısız, duyarsız oynamak? Hele de maçın başında belki şans ile açıklanabilecek golle adeta önde başladığın bir mücadeleyi? İlk yarıda %69 pas isabeti, yapılabilen 85 pas... Bunlar nedir kuzum? Samsunspor’un en az 7-8 kez ardına sarkabilmesi, sağ stoper sağ bek bloğundan göz göre göre yenilen pozisyonlar... Ya o Davinson Sanchez’in hali... Kolombiya Milli Takımı’nın ruhani lideri olmak iyi de, bu sezonki baş aşağı çakılışı nasıl anlatacağız Galatasaraylı’ya?
AÇIK iDMANLA KUPA VERiLMEDi
Futbol fena halde hayata benzer. Nazım Hikmet’in dediği gibi “öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı...” Trabzonspor ensende gibi, Fenerbahçe önünde gibi oynayacaksın bu oyunu... Derbiyi kazandın, iş bitmedi... Taraftara açık idmanla, kupa sana verilmedi.
BU MAÇ BAZI KELLELERi ALIR
Teknik taktik anlatılardan öte konsantrasyon yokluğu ile anlatılacak bir 90 dakika izledik. Samsunspor bileğinin hakkıyla 3 puanı aldı. Aslanlar gibi oynayıp aslanı perişan etti sahada. İlk yarıda bölüm bölüm rakibi zor durumda bırakan Galatasaray, ikinci yarıya Lucas Torreira’sız çıkmak zorunda kalınca, sert Samsunspor oyunu belirginleşiverdi. Uğurcan Çakır’ın yokluğunda kaleye geçen Günay Güvenç’in kırmızı kartıyla biten maç tarihi farka giderken herkesin kafasında aynı sorular vardı... Maç mı seçiyorlar, maça niye gelmemişler, çok mu eğlenmişler, hiç mi Samsun çalışmamışlar...
Antalyaspor maçında vuslata erilir ama bu maç bazı kelleleri alır Galatasaray’da..
Batagov, Savic ve Okay’ın olmaması Trabzon savunmasında sıkıntı çıkaracaktı. Muhtemelen, birkaç pozisyonda oynayabildiği için Ozan’ı da ilerleyen dakikalarda oyuna atmak amacıyla stoperde başlatmadı Fatih hoca. Lövik kumarı oynanmak zorundaydı. O riskin kayba yol açması olağandı. 11’de Jevtovic/Muleka, 21’de Berkan’ın pozisyonlarını Onana kurtardı. Bir dakika sonra Jevtovic’in vuruşu direkte patladı. Trabzon oyun olarak geride kalsa da 15 ve 27’de Onuachu ile pozisyonlar buldu. Hatta 45’de Nwakaeme kafayla denedi, başarılı olamadı
SOL BEK BERKAN ŞOV YAPTI
Deplasman ekibi hücuma çıkabildiği anlarda Muci, Nwakaeme ve Zubkov ile topu yere indirip girişimlerde bulunsa da dönen toplarda Konya hızlı çıkıyor, merkezdeki Oluai-Folcarelli ikilisini çabuk ekarte edip rakip kaleye iniveriyordu. Yeşil beyazlı ekipte büyük takımdan gelen oyuncu çok. İlk 11’de şampiyonluk görmüş kulüplerde oynamış 5 oyuncu vardı. Pozisyon bilgileri, sarsak savunmalara karşı iş yapar cinsten bu futbolcuların. Takımı da yukarı taşırlar... Son 6 maçta hiç yenilmediler, 14 puan aldılar; kupada yarı final gördüler. Sorunlu Trabzon defansını ilk yarıda hallaç pamuğu misali dağıttılar. Sol bek Berkan, harika oyununu iki güzel golle süsledi.
KONYASPOR TAŞ GiBi
İkinci yarıya 3 oyuncu değişikliği ve ciddi bir baskıyla başlayan Trabzonspor, 54’te Muci ile gole yaklaştı. Yoğun baskı 15 dakika sürdü. Sonrasında da hücumlar devam etti. Konyaspor’u adeta geriye yasladı bordo mavililer. 46’dan 79’daki Augusto golüne kadar topla oynama %75-25 idi. Rakip ceza sahası topla buluşması 11-2 olmuştu. Bir yerden sonra ezberine döndü Trabzonspor. Etkili olduğu anlar olsa bile golle buluşamadı.
Konyaspor ilk yarıda hücumdaki özel oyununu, ikinci yarıda savunmada ortaya koydu. İlhan Palut, Recep Uçar’ın 8.sırada bıraktığı ancak Çağdaş Atan tarafından tahribata uğrayan güçlü takımın üzerindeki tüm fazlalıkları alarak taş gibi oyun oynatıyor.
Türkiye Kupası’nda zirveye ulaşabilir. Trabzonspor için zor maçtı. İkinci yarıdaki oyun umut verse de ikinciliğe yeter mi bilinmez! Harika maç izledik.
Emeği geçenlere teşekkürler.
Gergin ve Fenerbahçe’nin oyun üstünlüğü ile başlayan maçta, sarı lacivertli takımda iki oyuncu dikkat çekiyordu. Gerek rakibin zaaflarından gerek hareketliliğini kontrol edebilmesinden ötürü Sidiki, ofsayta düşmüyordu. G. Saray defansını dengesiz yakalıyor, zora sokuyordu. Penaltı böyle bir pozisyondan üredi. Talisca atsa oyun ve maç başka muhakkak başka yere giderdi. Kante ise Galatasaray’a orta sahada doğru pozisyon almalarıyla geçit vermiyor, merkezi derin oyun bilgisiyle iyi kapatıyordu. Ama bu deplasman ekibinin oyuna hakim olmasına, kenarlara akmasına, önü beslemesine yetmiyordu.
DiZDEN GOL YiYEN KALECi!
20’lerden sonra oyuna denge getiren ev sahibi, Osimhen’in büyük yıpratıcılığı ile rakip defansı yıldırıyordu. Verilmesi muhtemel olan bir penaltı pozisyonuna rağmen oyundan düşmeyen Galatasaray için ilk yarıdaki üstünlük sayısı bir taç atışından geliyordu. Aylık geliri 1 milyon Euro civarı olan bir kalecinin dizden gol yemesi ayrı ve sezona sair kapsamlı tartışmanın ürünü bence!
İkinci yarı dengede başlasa da Galatasaray, doğru kararla verilmemiş iki ofsayt golü ile, rakip yarı sahada daha üstündü. Bana kalırsa ilk yarıdakinden daha cılız bir pozisyonda verilen penaltıyla maç sona erdi. Ederson’un kırmızı kartı da Galatasaray şampiyonluğunun simgesi oldu. O saatten sonra 10 kişi Fenerbahçe elinden geleni yapsa da OYUN SET MAÇ ve ŞAMPİYONLUK ev sahibine geçmişti.
YENi BiR TARiH YAZILDI
Beklediğimden daha sakin geçen maçın sonunda Okan Buruk resmi olmasa da fiilen dördüncü şampiyonluğunu ilan etti. Ekibiyle, takımıyla, oyun bilgisiyle, geçmişiyle, tarihiyle...
Elbette futbola resmi olmadan şampiyonluk ilanı alıklık olur. Ancak sanırım dün gece bir tarih daha yazıldı. Fatih Terim’in ardından öğrencisi Okan Buruk bu tarihin yazıcısı oldu. Derbide yine çok üstün, yine çok farklı, yine çok özel bir galibiyetle..
Resmi olmayan kesin sonuçlara göre SELAM SANA ŞAMPİYON...
İlk 30 dakikada Trabzonspor’u teslim aldı ev sahibi. 2’deki atağının sonrasında gerek topa hakimiyeti, gerek alanları doğru kapatması neticesinde oyun üstünlüğü Samsunspor’daydı. 27’de Tomasson’un vuruşunu harika çıkaran Onana, 33’te de Holse’ye geçit vermedi. 35’te Agusto’nun kafa vuruşu dışında Trabzonspor’u sahada etkin olarak gördüğümüz söylenemez. Okay ve Batagov’un sezonu kapatması neticesi yedek kulubesindeki darlık Fatih hocayı kuşkusuz darlamıştı! Sıkıcı bir ilk yarı sonrasında ikinci yarı sürprizlere gebe miydi?
1-2 CILIZ GiRiŞiM
Hayır... İlk yarıdaki kadar aksiyon dahi olmadı. 69’da Ndiaye’nin kırmızı kartı sonrası bir kişi eksik kalan rakibini sürklase etmesi beklenen Trabzonspor, sadece 77’de Onuachu’nun ayakla yaptığı vuruşla bir gol pozisyonu üretti. Oyuna Muci ve Nwaakame’nin girişi dahi maça hakim olmayı mümkün kılmadı. Arnavut oyuncunun bir iki cılız girişimi maçı çevirmeye yetmedi.
Normal süre 0-0 bitti. Uzatmalarda 90+7’de Onuachu’nun direkten dönen topu dışında bir aksiyon olmadı... Maç penaltılara kaldı. Yarı finalisti penaltılar belirledi. Onana, takımı kurtadığı penaltılarla takımını ilk dörde taşıdı.
120 dakika ve penaltılar bana şunu düşündürdü... Hani bizim yaşı 50 civarı olanlar iyi bilir. Sokakta futbol oynayanlar için maç ne olursa olsun annelerimizin çağırma zamanı gelince “ATAN GALİP” derdik. Tam da öyle bir maç oldu. 120 dakika süresince maç bana sadece bu nostaljik duyguyu hissettirdi...
ATAN GALİP... Trabzonspor, penaltılarda attı ve galip geldi. Tabii ki kalecisinin katkısıyla...
Eski Beşiktaş Genel Sekreteri Mesut Urgancılar’ın harika bir aşçı tarifi vardı X’te. İyi aşçı mutfağındaki malzemelerle çalıştığı restorana yakışan yemeği pişirip müdavimlerinin beklentilerine göre servis yapan, onları damak tadı ve göz zevki bağlamında tatmin edebilen aşçıdır. “İyi aşçıyım, şu marketten bunu, o manavdan şunu alıp getirirseniz size iyi yemek yapabilirim” deyip sürekli öteleyen, erteleyen, her öğünü boş geçen aşçının kendisine de, mesleğine de, çalıştığı restorana da, restoranın müdavimlerine de saygısı yoktur!
Maçın sonucu, sezonun sonu ne olursa olsun Fatih hocayla ilgili görüşüm bu eksende olur. Sezonun hocasıdır. Elindeki malzemeyi iyi değerlendiriyor, sızlanmıyor. Batagov ve Muci gibi zaten dar olan kadronun iki “ilk 11” oyuncusundan yoksunken sahaya sürebildiği oyuncular, oynattığı oyun mükemmel olmasa da emek ürünüydü. (İlk yarıdaki 3-4’lük ikonik maçta bu iki oyuncu 2 asist 2 gol katkısı vermişlerdi). Karşıda ligin en dişli 5-6 takımından biri vardı. Direnç o kadar kolay değildi. Sette sağdan Yusuf, geçişte soldan Brnic/ Kazım ikilisine iyi direndi takımı.
ONUACHU SETLERi iŞE YARAMADI
Kalan 11-12 takıma karşı kurduğun “ONUACHU’ya indir atsın kafayı” setleri de iyi defansif kurguyla en azından ilk yarıda işe yaramadı. Çünkü hamlığı bariz dev adama kimseler yardım etmiyor, edemiyordu. Zubkov, işlevsizlerin başında geliyordu. 36’da Onur’un şutunu Onana kurtarmasa, devre arasına yenilgiyle gidilebilirdi. İki stoperi iyi direndi. Rakip beklerin hücuma dönük olmasını doğru etüd etmiş Nuri hoca. Bek arkası ve bek stoper aralarındaki boşlukları iyi buldu takımı. Oluai’nin düşen performansı da o kanalları epeyi açtı!
İkinci yarıya deplasman ekibi iyi başladı. İlk yarının yıldızı Brnic’i daha verimli kullandılar. Ancak merkeze oynanan toplarda verim alınamadı. Ev sahibinin oyuna tekrar girmesi 10-15 dakika aldı. Takımın en ışıldayanı Brnic’i 67’de oyundan alan Nuri Şahin’e cezayı diğer kulübe kesti. 69’da yorulmuş Nwakaeme’yi çıkarıp yerine Lövik’i alarak öne Mustafa’yı atan Fatih Tekke, muhtemelen çizdiği bir setin karşılığını aldı. “Mustafa Hakkında Herşey” buydu zaten! Böylelikle ilk yarıda Onuachu’ya yardım edemeyen iki unsur da devreye girmiş, skor alınmış oldu
Aşçı, yine yemeği iyi sundu müşterilerine. Patrona sızlanmadan, manavın domatesini, kasabın etini, fırıncının ekmeğini, marketin tereyağını kötülemeden... Yemeğin emekle olacağını unutmadan. Son dakikadaki gol mü? Yazılarımı, skorlar nadir değiştirir!
Oyun kalitesinin eriştiği yer sınırlı olsa da mücadele kalitesi yüksek bir ilk yarı izledik. Fenerbahçe, Kayseri’deki oyun ve oyuncu ezberini bozmadan çıktığı maçta daha organize rakiple karşılaştı. Marco Asensio’suzluk orada pek sorun olmamıştı da iç sahada coşkun seyirci önünde yapılması muhtemel paniği birisinin yönetmesi gerekiyordu. Mümkün olamadı!
İlk 30 dakika büyük üstünlük kurulsa da neticelendirmekte güçlük çekildi. Kimi zaman ön alan baskısıyla kapılan toplar pozisyon değil ancak heyecan üretebildi. Karadeniz temsilcisi baskı yediği anlarda sahip olduğu toplarda gelişi güzel değil ayağa pasla çıkmayı tercih etti. Bunlardan birinde 23’te Laci’nin şutu öncesi rakibini dengesiz yakaladı. 29’da Ali Sowe’un pozisyonu kayda değerdi. Ev sahibi ise tribünleri heyecanlandıracak aksiyonu 42’de Kerem Aktürkoğlu’nun harika vuruşuyla yakaladı. Onu da kaleci Fofana çıkardı.
iŞÇiLiK VAR AMA ÜRETKENLiK YOK
İkinci yarıya eşitliği bozma motivasyonuyla çıkması beklenen Fenerbahçe’nin erken golle geriye düşmesi oyuna da geç dönmesi sonucunu üretti. 1-0 sonrası kontrol hep Rize’deydi. Orta sahada Kayseri’de yıldızlaşan Guendouzi-Kante ikilisi sadece mücadele edebiliyor, işin işçilik kısmında var oluyor, üretemiyorlardı. Kaldı ki ön tarafa verdikleri toplarda da verim sıfıra yakındı. 73’te Samet’in atılması, sonrasında gelen penaltı golü maça heyecan getirdi. 6-7 dakika içinde de maçın rengi belli olmuştu.
KAYSERi MAÇI YANILTTI MI?
2-1 öne geçen ev sahibi için artık tüm konsantrasyon 26 Nisan Pazar idi. Taa ki son saniyedeki Ederson hediyesine kadar...
98. dakikada lig yeniden başladı. Belki de Fenerbahçe için bu akşamki Gençlerbirliği-Galatasaray maçının sonucuna göre lig bitti! Acaba Kayseri maçındaki modele çok mu takılı kaldı hoca. Kazanan 11 değişmez mottosu Domenico Tedesco’yu yanılttı mı?
Futbol anlar oyunudur. 98’deki gol bunları bana söyletmedi elbette. Maç içinde de de benzer şeyler düşündüm. Rize taş gibi takım. Başka takımlarda kıymeti bilinmeyen Recep Uçar hocanın elinde gün geçtikçe de değer kazanıyor.