Mahmut Çivilibal

Çocuklarda düz tabanlık ve içe basma 5 yaşına kadar görülebilir

14 Ocak 2021
Düz tabanlık, ayak tabanında düzleşme veya ayak tabanının iç kısmında yer alan kavisin çökmesi durumudur. Normal ayak yere basarken ayağın iç kenarı yere temas etmez, düz tabanlık olması halinde ise bu iç kenar yere temas etmeye başlar.

Birçok anne ve babada çocukları yürümeye başladığında düz taban olup olmadığı konusunda endişe vardır. Bu durum, suistimale de çok açıktır. Son zamanlarda anaokullarına kadar inecek biçimde, küçük çocuklara düz tabanlık tespiti için ayak taramaları yapıldığı, gereksiz yere özel tabanlıklar veya özel ayakkabılar önerildiğini görmekteyiz.

Yürümeye başlayan çocukların ayakları genellikle doğumdan itibaren bulunan yağ yastıkçığı nedeni ile tombul görünümlüdür ve ayak tabanında kavis görülmez. Ayak tabanında bulunan ve 4 yaşına kadar azalarak devam eden yağ yastıkçığı varlığı ve ayak bileğini tutan bağların henüz tam gelişmemiş olması nedeniyle 5 yaşına kadar hemen hemen tüm çocuklar düz tabandır.

Düz tabanlığın 2 tipi vardır;

Esnek düz tabanlık: Ayak havada iken veya parmak ucuna basılarak yürürken ayak kavisi görülür, ayak yere basınca taban düzleşir. Bu durum zararsız düz tabanlıktır. Genetik yatkınlık yok ise 8 yaşından sonra ayak bağlarının yeterli güce ulaşması ile düzelir. Genetik yatkınlık söz konusu ise yani anne, baba veya yakın akrabalardan birinde düz tabanlık var ise o zaman 8 yaşından sonra da düz tabanlık kalıcı olarak devam edebilir.

Sert düz tabanlık: Bu tipte hastanın ayağı gerek yere basarken gerekse yere basmadığı zaman ayak iç kavisinin olmadığı görülür. Düz tabanlığın en önemli tipi budur. Ayak bileği kemiklerinin aralarındaki uyumun bozulması sonucu ortaya çıkar ve erken tedavi edilmesi kalıcı sakatlıkları önleyebilir.

Yapılan muayene sonucunda düz tabanlığın esnek tip mi yoksa sert tip mi olduğu tespit edilir. Esnek tip düz tabanlık hakkında aileye bu durumun önemli bir durum olmadığı, genetik geçiş yok ise 8 yaşına gelindiğinde düzeleceği hakkında bilgi verilir. Sert tip ise radyolojik tetkiklere (röntgen- bilgisayarlı tomografi gibi) başvurularak sebebi hakkında araştırma yapmak gerekir.

Ayak tabanının normal ve doğru gelişimi için çocukların ev içinde ve devamlı ayakkabı giymesi kesinlikle sakıncalıdır, aksine yürümeye başladıkları andan itibaren çorap, patik veya çıplak ayakla yürümeleri önerilir. Ayakkabı ayağın gelişmesini, kemik ve kasların kuvvetlenmesini önler. Düz tabanlık zannedilerek çocuklara giydirilen ortopedik ayakkabıların ve tabanlıkların hiç yararı yoktur. Çocuklar için yürüme döneminde ideal ayakkabı sert tabanlı, topuklu, içten destekli, sert kenarlı ayakkabılardır. Bunlara yürüyüş ayakkabısı veya anatomik ayakkabı denir.

Yazının Devamını Oku

Bebeklerde büyüme atakları

11 Ocak 2021
Bebeklerimiz belirli bir düzende ve her şeyi güzel güzel yaparken bir anda düzen tamamen bozulur. Düzenli beslenen bir bebek bir anda isteksizleşir veya aşırı iştahlı olur. Tam uyku düzenini oluşturduk dediğiniz dönemde birden bire uyumamaya, uyusa bile saat başı uyanmaya başlar.

Anlam veremediğiniz bu değişimler, büyüme ataklarının belirtileri olabilir. Sıçrama da denilen büyüme atakları hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan ebeveynler, bebeğinin hasta olduğunu zanneder ve bazen gereksiz ilaçlar kullanır. Genelde anneler bu problemi yaşayan tek kişinin kendileri olduğunu zannetmelerine rağmen tüm annelerin sıklıkla karşılaştığı bir durumdur.

Büyüme atakları nedir?Bebekler 20 aylık olana kadar ortalama 10 büyüme atağı geçirirler. Anne babalar için zor ve sıkıcı haftalar olmasına rağmen, bebeklerin zihinsel ve fiziksel gelişimlerinin hızlandığı büyüme ataklarının olduğu haftalar aslında bebekler için “Harika haftalar” olarak tanımlanır. Büyüme atağı haftaları takvimi belli olsa da bazı bebekler bu takvimin bir hafta öncesi ya da sonrasında bu dönemleri yaşayabilirler. Prematüre bebeklerde büyüme atakları, bebeğin doğduğu tarihe göre değil beklenen doğum tarihine (düzeltilmiş yaş) göre değerlendirilir.

Bebeklerde büyüme atakları ne zaman olur?Bebeklerde büyüme atakları yaklaşık 5 haftalıkken başlar ve her atağın kendine özgü özelliklerine göre bazı tanımlamalar yapılmıştır. Bebeklerin yaşadığı harika haftalar şunlardır:

- 5. Hafta: Değişen duyular dünyası

Yazının Devamını Oku

Çocuklarda böbrek taşlarına dikkat!

5 Ocak 2021
Böbrek taşları daha çok erişkin hastalığı gibi algılanmasına rağmen, bebeklik dönemi dahil tüm çocukluk yaş grubunda rastlanan ve görülme sıklığı giderek artan bir hastalıktır. Bebek ve çocukların yaşam kalitesini düşüren ve önlem alınmaması halinde ciddi ve geri dönüşümsüz böbrek bozukluklarına yol açabilen bu sorun için ebeveynlerin uyanık olması gerekiyor.

Böbreklerimizin en önemli görevleri, vücudumuzdaki zararlı ve atık maddeleri (üre, ürik asit, kreatinin gibi) süzerek, idrar yolu ile atmaktır. Ayrıca, vücudumuz için gerekli olan bazı minerallerin dengede tutulmasını sağlar. Çeşitli nedenlerle bozulan bu denge, özellikle genetik yatkınlığı olanlarda önce idrar yollarında kristalller oluşur, ardından böbrek taşlarına dönüşür. Ayrıca, doğumsal veya sonradan gelişen çeşitli anatomik bozukluklar veya idrar yolu enfeksiyonları da böbrek taşı oluşumuna zemin hazırlar.

Son yıllarda bebeklik ve çocukluk çağlarında daha sık böbrek taşları görmeye başladık. Bunun iki temel nedeni vardır; birincisi, hareketsiz yaşam, beslenme alışkanlıklarının değişmesi ve uygunsuz ilaç kullanımı gibi böbrek taşı oluşumuna neden olan olumsuz koşulların artışıdır. İkinci neden ise, son yıllarda ultrason cihazlarının daha yaygın kullanılması ve yeni cihazların çözünürlüklerinin çok yüksek olması nedeniyle önceki yıllarda saptanamayan minik kristallerin ve taşların daha kolay belirlenebilmesidir.

Taş oluşumunu artıran nedenler

* Çocuklardaki taşların büyük çoğunluğu bir veya daha fazla metabolik bozukluk sonucu oluşurlar. Kalsiyum, fosfor, okzalat, ürik asit ve sistin gibi mineral veya tuzların idrardaki konsantrasyonlarının artışı ve/veya sitrat, magnezyum ve pirofosfat gibi kristalleşmeyi önleyen doğal inhibitörlerin idrar konsantrasyonunun düşüklüğü üriner sistemde taş oluşumuna yol açar.

Hazır gıdalardan uzak tutun 

Cips, kraker, çerez gibi hazır gıdalar; çikolata, çay, kahve gibi çocuk beslenmesinde yer almaması gereken yiyecek ve içecekler taş oluşumuna zemin hazırlar. Bu nedenle olabildiğince uzak durulmalıdır.

Taşın cinsine göre diyet uygulayın

Böbrek taşı olan çocukların beslenmesi, taşın cinsine ve/veya hastanın idrarındaki mineral bozukluklarına göre belirlenir. Çocuklarda en sık görülen böbrek taşı  “kalsiyum okzalat” taşıdır. Bu çocuklara, potasyumdan zengin, sodyum içeriği düşük ve yaşa uygun protein diyeti önerilir. Diyetle alınan kalsiyumun kesilmesi yerine okzalat içeren gıdaların azaltılması daha doğrudur. Ispanak, pazı, bamya, karalahana, maydanoz, çilek, pancar, badem, fıstık, incir, mor üzüm, ahududu, kuru üzüm, çikolata, buğday unu, rüşeym, biber ve soya gibi okzalattan zengin yiyeceklerin kullanımı sınırlandırılmalıdır. Ürik asit içeren taşları bulunan çocuklar aşırı hayvansal besin tüketmemelidir.

Yazının Devamını Oku

Çocuk ve genç erişkinlerde tanımlanan yeni hastalık: MIS-C

28 Aralık 2020
Covid-19 pandemisinin ilk yılını geride bıraktık. Bu süre içerisinde Dünya’da 75 milyondan fazla vaka görüldü, 1,7 milyondan fazla kişi hastalık nedeniyle kaybedildi.

Covid-19 enfeksiyonu tipik olarak çocuklarda genellikle hafif ya da asemptomatik seyreder. Dünyanın farklı ülkelerinden bildirilen verilere göre Covid-19 enfeksiyonların %2'sinden daha azı 18 yaşın altındaki çocuklardan oluşmaktadır. Çocuklarda vaka sayılarının erişkinlere göre çok düşük olması ve genellikle hafif seyretmesi nedeniyle, biz önceleri çocuklar için çok endişe etmedik. Fakat MIS-C (Multisystem Inflammatory Syndrome in Children) vaka sayılarında artışların olması çocuklar için endişelerimizi gerektirmiştir.

MIS-C nedir?

MIS-C, koronavirüs enfeksiyonu geçirdikten genellikle 4-6 hafta sonra ortaya çıkan, nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte virüsün bağışıklık sistemini tetiklemesine bağlı gelişen (otoimmun) enfeksiyon dışı ağır bir hastalık tablosudur. Önceden geçirilmiş veya yeni geçirilmekte olan Covid-19 enfeksiyonu ile birlikte aşağıdaki bulgulardan bir kısmının varlığında bu hastalıktan şüphelenilir:

- Ateş: 24 saatten uzun, 38 derecenin üzerinde, dirençli ateşin varlığı,

Yazının Devamını Oku

Bebekleri ve çocukları tehdit eden bir virüs: RSV enfeksiyonları

24 Aralık 2020
Tüm dünyayı etkisi altına koronavirüs pandemisi nedeniyle, insanoğlunun tüm yaşamı neredeyse bu virüsle şekillenir oldu. Aslında yıllardır virüslerle iç içe yaşıyoruz.

Bu virüslerden birisi de koronavirüs gibi ciddi akciğer enfeksiyonlarına neden olan ve bazen özellikle bebeklerde ölümcül seyredebilen Respiratuvar Sinsityal Virüstür (RSV).

Respiratuvar sinsityal virüs nedir?

RSV, parainfluenza virüs ailesine mensup olan ve solunum yollarını hedef alan, koronavirüsler gibi bir RNA virüsüdür. Her yaştan kişiyi enfekte edebilse de özellikle emzirme dönemindeki bebeklerde ve küçük çocuklarda enfeksiyona yol açar. Yetişkinlerde ise hafif soğuk algınlığı semptomları oluştursa da genellikle önemli bir sağlık sorununa neden olmaz.

RSV, hava yoluyla veya öksürük sonucu havada asılı kalan virüs içerikli damlacıklar yoluyla bulaşır. Damlacıkların ortamdaki eşyalara bulaşması sonucu, temas yoluyla damlacıkların ağza veya buruna götürülmesi de diğer bir bulaşma yoludur.

RSV enfeksiyonlarının en belirgin özelliği mevsimsel karakteristiğinin olmasıdır. En sık, Kasım ve Nisan ayları arasında görülür ve ortalama kuluçka süresi 2-8 gün arasındadır.

RSV hangi hastalıklara neden olur?

RSV, akciğer dokusuna yerleşerek bronşiyolit (küçük hava yollarında daralma) ve pnömoni (zatürre) benzeri hastalıklara yol açabilir. Burun ve ağız yoluyla alınan virüs, havanın akciğer dokusuna ulaşmasını sağlayan solunum yollarının iç yüzeyindeki hücrelere (bronş ve bronşiyol epitelleri) yerleşme eğilimindedir. Bebek ne kadar küçükse ve özellikle prematüre doğmuşsa, hava yollarının etkilenerek daralması ve iltihaplanması o derece fazla olur. Solunum salgıları, daralan bronşiyollerde birikerek başka mikroorganizmaların üremesine ve ek hastalık oluşmasına da uygun bir ortam yaratır. Bu nedenle, RSV enfeksiyonlarında virüsün kendisinin oluşturduğu hastalık tablosuna diğer virüs ve bakterilerin eklemesiyle tablo daha ağırlaşabilir.

Yazının Devamını Oku

Emziren annelere, anne sütünü artırmak için öneriler

21 Aralık 2020
Anne sütü, doğanın insanlığa sunduğu eşsiz içeriği ile bebeklerin optimal büyüme ve gelişimleri için gerekli olan tüm sıvı, enerji ve besin öğelerini içeren, sindirimi kolay mucizevi bir besindir.

Her canlının sütünün kendisine ve bebeğine özel olması anne sütünü yavrusu için benzersiz bir besin yapmaktadır. Doğumdan itibaren bebek büyüdükçe anne sütünün bileşimi bebeğin sindirim sistemine uygun olarak farklılık göstermektedir. İlk günlerde salgılanan kolostrum, yeni dünyaya adapte olmaya çalışan bebek için olağanüstü özelliklere sahiptir.

Sütünüzün artmasını istiyor ve sütümü nasıl artırırım diyorsanız, yazımızın devamını dikkatlice okuyunuz.

1. Bol su için: Anne sütünün besleyiciliğini ve miktarını artıran en önemli unsur, annenin su tüketimidir. Mevsime göre günde en az 2-3 litre sıvı tüketmeli ve her emzirme sonrası en az kaybettiğiniz sıvı kadar su içmelisiniz. 1. Bol su için: Anne sütünün besleyiciliğini ve miktarını artıran en önemli unsur, annenin su tüketimidir. Mevsime göre günde en az 2-3 litre sıvı tüketmeli ve her emzirme sonrası en az kaybettiğiniz sıvı kadar su içmelisiniz. 

2. Bol protein tüketin: Et, balık, yumurta gibi hayvansal proteinler ile ıspanak, brokoli, taze fasulye, kuru fasulye, yeşil mercimek gibi bitkisel proteinleri düzenli ve dengeli şekilde tüketin. Proteinler hem süt miktarını ve kalitesini artırır hem de annenin daha dinç olmasını sağlar.

3. Yediğiniz meyveler mevsim meyveleri olmalı: Mevsimi olmayan meyvelerde hormon, antibiyotik, tarım ilacı gibi kimyasal maddeler bolca bulunur. Anneye ve anne sütü yoluyla bebeğe zararlı olmasının yanı sıra, bu meyvelerin anne sütünü artırıcı etkileri yoktur.

Yazının Devamını Oku

Çocuklarda gözden kaçabilen böbrek hastalıkları

11 Aralık 2020
İnsanlarda böbrekler bel hizasında, karın bölgesinin arka bölümünde, sağ ve sol yanda yerleşmiş organlardır.

Böbreklerin çok önemli ve hayati görevleri vardır:

Böbrek dokusunda oluşan idrar, böbrek havuzunda toplanır ve “üreter (idrar kanalı)” adı verilen idrar borusunun içinden geçerek idrar torbasına akar. İdrar torbası dolunca kasılır ve içinde birikmiş olan idrarı “üretra (işeme kanalı)” adlı kısa bir borudan dışarıya atar. Böbrek havuzundan başlayarak idrarın dışarı çıktığı yere kadar uzanan yola “idrar yolu” denir.

Çocuklardaki böbrek ve idrar yolu hastalıklarının bir kısmı doğuştan olan bozukluklardır. Bunlar, bebek daha anne karnında iken ve hiçbir belirti vermeden önce, ultrasonografi incelemesi yapıldığında görülebilir.

Doğumsal böbrek hastalıkları

Doğuştan bozuklukların en ağır olanı her iki böbreğin de gelişememesi, yani iki taraflı böbrek yokluğudur. Bu durumda çoğu defa akciğerler de yeteri olgunluğa erişemezler ve bu bebekler doğumdan sonra kısa süre içinde kaybedilir. Doğuştan bir böbreği olmayanların büyük bölümü sorunsuz yaşam sürer, ancak mutlaka düzenli doktor takibinde olmalıdırlar. Böbreklerdeki doğuştan olan kistler de anne karnında ultrasonografi ile görülebilir. Anne karnında en sık olarak teşhis edilen bozukluk, idrar yollarındaki genişlemelerdir. Bunlar, idrar yollarındaki darlıklar nedeniyle, darlık öncesinde idrarın birikmesi neticesinde ortaya çıkar. Böbrek havuzunun hemen sonrasında darlık (UPJ darlığı) varsa böbrek havuzu geniştir. İdrar kesesine girişte darlık (UVJ darlığı) varsa, hem böbrek havuzu hem idrar kanalı geniştir. İdrar kesesinin çıkımındaki darlıklara (PUV, posterior uretral valv) bağlı olarak da idrar kesesi ve tüm idrar yolları genişler.

Doğum sonrası oluşan böbrek hastalıkları

Çocukluk çağında böbrek dokusunda ortaya çıkan başlıca hastalıklar; “enfeksiyonlar” ve “nefrit”lerdir. Ayrıca çocuklarda idrar kesesinin dolmasını ve boşalmasını bozan hastalıklar da işeme bozuklukları şeklinde görülebilir. Doğum sonrası gelişen, iyi tedavi edilmeyen ya da tekrarlayan böbrek ve idrar yolu hastalıkları böbrek yetersizliğine yol açabilir.

Böbrek hastalıklarının belirtileri

Yazının Devamını Oku

Koronavirüs aşılarının farklılıkları ve merak edilenler…

7 Aralık 2020
Koronavirüs salgını, vaka sayılarındaki artışlarla devam ediyor. Dünyada vaka sayısı 66 milyonu ve ölüm sayısı 1,5 milyonu aştı. Tüm dünya nefesini tuttu ve geliştirilen aşıları bekliyor Rekor sürede geliştirilen aşılarla ilgili peş peşe umut vadeden gelişmeler yaşanıyor. Aşılar pandeminin sonunu getirecek mi? Sıradaki zorluklar nelerdir?

Geniş kitlelerde (üçüncü faz) denenen 11 aşıdan beşi öne çıktı. Bu aşıların üçüncü faz çalışmalarında alınan ilk sonuçların yüksek oranlarda etkili olduğu ve bu ay içinde onay alınacağını duyuruldu.   

Hasta yakınlarından ve çevremizden bugünlerde en sık duyduğumuz iki soru;

1) Siz kendinize ve ailenize Çin aşısını yaptıracak mısınız?

Kesinlikle evet diyorum, çünkü seçme şansımız yok. En azından bir süre sadece Çin'in inaktif aşısını bulabileceğiz.

2) Çocuklara aşı yapılacak mı?

Hayır, şimdilik yapılmayacak. Henüz 18 yaş altı çocuklarda bu aşılarla ilgili etkinlik ve güvenlik çalışmaları yapılmadı.

Aşıların üretim yeri, üretim tekniği, etkinliği, taşınma koşulları ve fiyatlarıyla ilgili birçok detay merak konusu oldu. İşte gündemdeki 5 aşının karşılaştırması:

Biontech / Pfizer:

Yazının Devamını Oku