Köpeğiniz sizi taklit ediyor

Köpek davranışları yıllardır çeşitli araştırmaların konusu olmuştur. Onların davranışlarını anlamak, yönlendirmek, değiştirmek, sosyalleştirmek oldukça emek isteyen bir iştir. Aslında köpeğiniz sizi taklit eder. Sert, agresif, şiddet eğilimli davranışlarınıza aynı şekilde cevap verir. Dışarıya yönelik bu tür davranışları da sizinle beraber yapar. Mutlu, sosyal, diğer insanlarla dengeli ilişki kuran, çevresine saygılı bir birey değilseniz köpeğinizden bunları beklemeyin.

Köpeklerin ırk özelliklerine göre değişen karakter yapıları vardır ve bilimsel olarak da kanıtlanmıştır. Hatta saldırgan eğilimli bazı ırkların beslenmesi, çoğaltılması, sahiplendirilmesi yasaktır.
Bu ırklar dışında kalan her köpeğin harika olduğunu düşünmeyin. Çok oyuncu, dost canlısı ırk olarak bilinen Golden Retreiver tarafından ısırıldığımı, dili dışarıda mutlu mutlu dolaşan Fransız Bulldog köpeğin içinden bir canavar çıktığını söylersem eminim birçok kişi şaşıracak hatta inanmayanlar olacaktır. Sahibinin çok uysal olduğunu söylediği Alman Kurdu’nun enjeksiyon sırasında sahibinin baş parmağını tırnak kısmından ısırarak kopardığına bizzat şahidim.

*
Gerçek şudur ki; şiddetle yetiştirilmiş, dövüşmeye ve saldırmaya şartlandırılmış, diğer hayvanlarla ve insanlarla bir araya getirilmemiş, sert hareketlerine karşı tepki gösterilmemiş birçok köpeğin sizi ısırmayacağından asla emin olmayın.
Köpek sahipleri, köpeklerinin insanlar arasında güvenle dolaşmasında önemli bir rol oynamaktadır. Köpeğinizi eğitmek, sosyalleştirmek, sert davranış ve oyunlardan kaçınmak, tasmasız gezdirmemek bu davranışların başında gelir. Köpeğinizin çok sakin, uyumlu olduğunu düşünseniz bile dışarıdan gelen bazı uyaranlara karşı beklemediğiniz tepkiler verebilir. Çok iyi huylu bir köpeğin parkta sevmediği başka bir köpeğe karşı havladığı, sahibi tarafından tutulmuyorsa diğer köpeğe doğru koştuğu sayısız örnek vardır.
Ağır yaralanmalara sebep olan ısırmalara fail köpeklerin yüzde 82’sinin kısıtlanmayan köpekler oldukları tespit edilmiştir. Toplum içinde köpeğinizi güçlü bir tasmayla tutuyor olmanız hem onun ısırılmasını hem de köpeğinizin başka birini ısırmasını engelleyecektir. Yabancı bir toplulukta ya da yabancı bir mekan da köpeğiniz tedirgin olacağından, böyle yerlerde yabancıların köpeğinizle temas kurmasına izin vermemeniz doğru bir davranıştır.

*
Yapabileceğiniz en önemli adımlardan biri köpeğinizi sosyalleştirmektir. Yavru köpeğinizi insanlarla ve diğer hayvanlarla temas kurmaya zamanla alışacak ve ileride bunu sorun etmeyecektir.
Isırmak köpekler için temel güdüdür. Köpeğiniz siz bunun yanlış olduğunu öğretene kadar her şeyi çiğneyip ısırabilir. Eğer köpeğiniz sizi ısırıyorsa ya da size ya da aile üyelerinden birine hırlıyorsa, hızlı ve keskin bir ses tonuyla “Ov” ya da benzer şekilde seslenin ve ona parmağınızla ya da eğitim sopasıyla çiğneme oyuncağına yöneltin. Ve bunu yaptığında mutlaka ödüllendirin ki neyin doğru olduğunu anlayabilsin. Gözünüzü köpeğinizden ayırmamak da ısırmalarının önüne geçmenin en önemli kısmıdır.
Eğer köpeğinizin saldırgan ve tehlikeli olduğunun işaretlerini gördüyseniz, veterinerinizden bu davranışlarıyla ilgili yardım alınız. Özellikle köpeğiniz böyle davranışlar sergiliyorsa toplum içinde çok dikkatli olmalısınız. Ve yabancı insanları köpeğinizle etkileşim kurmak istediklerinde uyarın. Yüzde 100 garanti değildir ama kısıtlanan ve iyi eğitilmiş köpekler ısırmaz.
Sağlıkla kalın…

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Irkıyla değil sağlığıyla ilgileniyoruz

Yeni evcil hayvan sahiplerimizden sıklıkla duyduğumuz sorulardan biri ‘kedimin, köpeğimin ırkı ne?

Bu kedi gerçekten British mi? Köpeğim Pomerian değil mi?’

Biz veteriner hekimler kedi ya da köpeğinizin ırkıyla değil sağlık durumuyla ilgileniriz. Evcil hayvanınızın ateşi normal mi, solunumunda problem var mı, akciğerlerinden normal dışı ses geliyor mu, vücudunda mantar gibi deri hastalıklarının lezyonları var mı, ağız içinde tümör ve enfeksiyon söz konusu mu, damak yarığı var mı, kilosu yaşına göre ideal mi, kusma ve ishal gibi bazı öldürücü hastalıkların da semptomları olan durumlar var mı?

Sizler ırkını, güzelliğini merak ederken biz veteriner hekimler muayenemizde tüm bu sorulara yanıt ararız. Veteriner fakültelerinde ırklarla ilgili temel bilgiler verilir ancak aldığınız hayvanın ırkına garantörlük yapmayız.

Sosyal medyada kedisine meslektaşımızın British dediğini belirterek ırkını merak eden paylaşımlar sıklıkla yapılıyor. Herkes uzman olduğu için ‘veterinerler bir halttan anlamıyor’a dönüyor iş.

Prensip olarak bir ırk belirlemem hayvanlara. Sahibi ne diyorsa karnesine o şekilde yazarız. Tabi ki bir tekire hiçbir meslektaşımız Russian Blue yazmaz. Bir kedi sahiplenirken sizin için önemliyse ırkını öğrenmişsinizdir, hele satın aldıysanız mutlaka sormuşsunuzdur. Sormadıysanız zaten sevip sahiplendiğiniz bir evcil hayvanın ırkının sizin için bir önemi olmamalı diye düşünüyorum.

Irk özellikleri, hatta ırklara ilişkin renk kodlarına, ırklarla ilgili yeni tanımlara yetkili federasyonların internet sayfalarından rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Irkıyla siz ilgilenin bize de sağlığını emanet edin. Bizi sadece evcil hayvanınızın sağlığı ilgilendiriyor.

Yazının Devamını Oku

Karaciğerine iyi bakın

Canlıların hayati öneme sahip iç organlarından biri karaciğerdir. Vücutta tek başına çok büyük işler başarır.

Kendini yenileyebilme istisnalar hariç en zor durumlarda bile görevini yerine getirebilme gücüne sahip karaciğer neden bu kadar önemli?

Kanı filtreleyerek temizlemek, kandaki kolesterol miktarını kontrol etmek, hormonları üretmek ve dengelerini korumak vücudun kendini onarmasına yardımcı kimyasalları üretmek, sindirilmiş gıdayı işleyerek vücut için gerekli vitamin ve mineraller ile şekeri açığa çıkarıp depolamak, enerji depolayarak ihtiyaç duyulduğunda kullanıma sunmak, bağırsaktaki gıdaların parçalanmasını sağlayan safrayı üretmek, vücudu zehir ve toksinlerden arındırmak, ilaçları parçalamak, enfeksiyon ve hastalıklarla savaşmak karaciğerin yüzlerce görevinden sadece bazıları.

Evcil hayvanınızın karaciğerinin bu görevlerden bazılarını yapamadığını, eksik yaptığını ya da zorlandığında neler olabileceğini kısa bir süre düşünün. Ne kadar korkutucu değil mi!

O halde sağlıklı bir yaşam sürmesi için karaciğerine çok çok iyi bakmanız gerekecek.
Evcil hayvanımızın karaciğerine iyi bakmak için doğru ve dengeli besleme önemli.

Yaşına ve durumuna uygun mamadan ihtiyacı kadar vermek beslenme için yeterli. Aşırı beslemek, şekerli ve tuzlu gıdalar yedirmek, sürekli protein değeri oldukça yüksek gıdaları vermek karaciğerde metabolik bozukluklara neden olabilir.

Uzun süreli açlık durumu da karaciğer fonksiyonlarının bozulmasında ciddi etkisi olan bir süreçe.

Yazının Devamını Oku

Dünya Kuduz Günü

Bugün 28 Eylül Dünya Kuduz Hastalığı günü. Kuduz aşısını bularak insanlığı trajik bir ölümden kurtaran Louis Pasteur’ün ölümü anısına seçildi.

Bugün umursamadığımız hatta aşısını bile yaptırmadığımız kuduz hastalığı tedavisi mümkün olmayan, bulaşıcı, acı bir ölüme neden olan hastalıktı. 1885’te Fransız Bilim İnsanı Pasteur, geliştirdiği kuduz aşısını ilk kez bir insana uyguladı. 14 yaşındaki Joseph Meister isimli çocuk kuduz bir köpek tarafından tam 14 kez ısırılmıştı. Ailesi son çare olarak Pesteur’ün kapısına geldi. İşte kuduz aşısının insanlığın hizmetine sunulmasında bu tarih bir dönüm noktası oldu. Sadece hayvanlar üzerinde denenmiş olan aşıyı bir insana yapmak çok kritik bir karardı. Çocuk zaten kuduzdan ölecekti ancak aşı işe yarar ve iyileşirse yüzbinlerce insanın kurtuluşu demekti. Aşıdan sonra durumu düzelmeye başlayan çocuk 3 ay içinde iyileşti.

*
Bugün herhangi bir kişi ‘aman şehirde kuduz mu var’ ya da ‘kuduz aşısı gereksiz’ diye konuşabiliyorsa aşılama politikaları ile kuduzun önlenmesi nedeniyledir. Hayvanların yaygın aşılanması, insanların risk durumunda aşılanması nedeniyle kuduza bağlı ölümleri konuşmuyoruz. Ancak hastalık görülmüyor diyerek evcil hayvanlarımızı aşılatmazsak yıllarca verilen emek boşa gidecektir, tıpkı diğer aşılarda olduğu gibi.
Birçoğumuzun ilk kez karşılaştığı Covid 19 salgınında can vermemek için herkes bir an önce aşının bulunmasını bekliyor, aşı bulundu haberi gelince hastanelerin önünde uzun kuyruklar oluşacağına şüphemiz yok. Bir salgın için dört gözle aşı beklerken, aşısı bulunmuş ve önlenmiş başka bir salgını bu kadar küçümsememek gerekir.
Gelin yanlış algıları birlikte kıralım ve evcil hayvanlarımızı yılda bir kez kuduza karşı aşılatalım.
Sağlıkla kalın…

Yazının Devamını Oku

Sen neymişsin be Dr. Sirke!

Öyle bir ürün düşünün ki; hem sağlığı koruyor hem tedavi ediyor.

Zehirlenmeyi de engelliyor böbrek taşı oluşumunu da. İdrar yolu problemini, iltihaplı romatizmayı tedavi ediyor. Kabızlığa, sindirim düzensizliğine bire bir. Parazitler daha şişesini görür görmez kaçıyor. Mantar, egzama ne kadar deri hastalığı varsa hepsine şifa..
Hatta antibiyotiklerin bile yapamadığını yapıyor bir dokunuşta bakterileri yok ediyor.
Üstelik bu ürüne çok kolay ulaşıyorsunuz hatta evde bile yapabiliyorsunuz.
*
Ne saçmalıyor bu diye düşünmeyin ben ‘sosyal medya’nın yalancısıyım.
Sirkenin tüm bunları ve daha fazlasını yaptığına ilişkin iddialar çeşitli internet sitelerinde kimlerin yazdığı belli olmayan makalelerin baş konusu.
Makale olunca da bu hurafelere inandırıcılık daha da artıyor.

Yazının Devamını Oku

Azı karar çoğu zarar

Protein vücudumuzun önemli yapı taşlarından biri. Sağlıklı gelişim, büyüme, sağlıklı bir yaşam için gerekli olan proteinlere evcil hayvanlarımızın ne kadar ihtiyacı var, fazlası ne gibi etkilere neden olur? Bu soruların yanıtlarına gelin birlikte yanıt bulalım.

Proteinler, amino asitlerin zincir halinde birbirlerine bağlanması sonucu oluşan büyük organik bileşiklerdir.
Proteinlerin temel kaynağı hayvansal gıdalar olmakla birlikte, bitkilerde de belirli oranda bulunabilir ancak evcil dostlarımız etobur (karnivor) sınıfından oldukları için proteini et ürünlerinden alırlar.
Protein ihtiyacı kedilerde köpeklere göre daha fazladır. Yavru, hamile emziren hayvanlarda sağlıklı yetişkin bir kedi ya da köpeğe göre protein ihtiyacı yüksektir. Bu hayvanların tümünde proteince yüksek yavru mamalarının tavsiye nedeni budur.
Beslenme şeklini bu bilgiler ışığında düzenlemek evcil hayvanın sağlıklı olmasını sağlar.
Yeterince protein alamayan yavru bir hayvanda gelişim gerilikleri gözlenir. Kas zayıflıkları, kilo alamama ya da kilo kaybı görülür. Hamile hayvanlarda yavrular yeterince gelişemez, emziren hayvanlarda süt verimi ve kalitesi düşer bu durum yavrularda yine gelişimin durmasına hatta gerilemesine yol açar.
Proteinin ne denli yaşamsal bir öneme sahip olduğunu biliyoruz ancak kararında verilirse. Fazla protein tüketimi böbrekleri yoruyor ve uzun vadede kronik böbrek yetmezliklerini tetikliyor. Sürekli et ve et ürünleriyle beslenen kedi ve köpeklerde protein fazlalığına bağlı olarak böbrek hastalıkları daha hızlı gelişiyor.
Her şeyde olduğu gibi proteinin de azı karar çoğu zarar.

Yazının Devamını Oku

Ölümcül virüs distemper

Evcil hayvanlarda en riskli dönem hiç şüphesiz yavruluk zamanıdır.

Aşılı ve sağlıklı bir anneden doğan ve yeterli süre annesini emen yavru ilk antikorlarını alır. Bu antikorlar yavrunun korumalarıdır ancak çok güçlü birer kahraman oldukları söylenemez. Aşılarla birlikte antikor titresi yükselir ve vücut hastalıklara karşı daha dirençli hale gelir.

*

Henüz aşılarla tanışmamış yavru köpeklerde en ciddi hastalıklardan biri olan Distemper ölümle sonuçlanabilir. Canine Distemper Virus; köpek gençlik hastalığına neden olan virüstür.
Köpek gençlik hastalığı solunum sistemi, sindirim sistemi ve merkezi sinir sisteminde ve çoğunlukla birden fazla sistemde hastalık oluşturur. Hastalık belirtileri arasında ishal, kusma, vücutta su kaybı, kilo kaybı, öksürük, burun akıntısı, soluk almada güçlük, deride kötü koku, deride irinli iltihaplanmalar, sinirsel formun belirtisi olarak kaslarda tikler (bacak ve yüz kaslarında) ve hareketlerde koordinasyon bozuklukları, körlük, hafif ya da tam felç gibi belirtiler farklı durumlar gözlemlenebilir. Canlı çoğunlukla başka hastalık etkenlerine karşı da açık hale geldiğinden hastalığın teşhisi daha da karmaşık bir hal alabilir.

*

Hastalığın tedavisi güç, başarı şansı düşüktür. Tedaviye rağmen hastalık ölümle sonuçlanabilir.
Hastalıktan korunmak için yavru köpeklerin aşılanmasına 45 günlükken başlanmalıdır. Aşının tekrarlanması daha güçlü bir bağışıklık oluşmasında etkilidir. Yavrular tam bağışıklık sağlanmadan dış ortamlarla temasta bulundurulmamalıdır.

*

Yazının Devamını Oku

Tümörleri hafife almayın

Kedi köpeklerde meme tümörleri sıklıkla karşılaştığımız bir sağlık problemidir.

Her kitle kanser anlamı taşımadığı gibi riski de göz önünde bulundurmak gerekir.

Genetik yatkınlığın meme kanseri riskini artırmasının yanı sıra bazı kedi ve köpek ırklarının hastalığa yakalanma riskinin yüksek olduğu da çeşitli araştırmalarda yer alıyor. Özellikle küçük ırk köpeklerin meme kanseri riski yüksekken, kedilerde siyam genetik yatkınlık taşıyor.

Meme tümörlerinin başlıca nedenleri arasında uzun süren hormon ilaçları tedavisi ile dişi hayvanlarda kızgınlık baskılayıcı hormon tabletlerinin kullanımını gösterebiliriz. Yalancı gebelikler ile ovaryum kistleri meme tümörlerini tetikleyen hastalıklar arasında.

Doğum sonrasında yavruların kaybı nedeniyle memede süt kalması sonucu meme dokusunda kist oluşabilir.

Malign meme tümörlerinin klinik belirtileri arasında iştahsızlık, halsizlik, ağrı ve şişkinlik yer alır. Ağrılı kitle durumuna bazı vakalarda akıntı da eklenir.
Her kitle meme kanseri anlamı taşımaz ancak kanser ihtimaline karşı veteriner hekim muayenesi önem taşır. Kitlenin yapısına, büyüklüğüne göre tavsiye edilen tedaviden kaçınılmaması evcil hayvanın sağlığı açısından önemlidir.

Evcil hayvan kanserlerinde ihtiyaç duyulduğunda cerrahi müdahale ile kitlenin temizlenmesinin yanı sıra kemoterapi de yapılabilmektedir.

Yazının Devamını Oku

Doyduğunu anlamıyorsa hasta olabilir

Evcil hayvan sahiplerinin en dertlendikleri konu yeme sorunlarıdır. Bu sorunların en basiti sıklıkla yan ürünler ve yumuşak gıdalar verilmesi nedeniyle mamaya burun kıvrılmasıdır. Bu sorun biraz disiplin ve kararlılıkla kolayca çözülecektir.

Yemek yememe ya da aşırı yeme köpeklerde ciddi problemdir. Aşırı yeme isteği önemsiz gibi görünebilir. Oburluk, pisboğazlık olarak nitelendirilebilir ancak doymama hissi çeşitli hastalıkların belirtisi olabilir.

Köpeğiniz bir öğünde çok mama tüketiyorsa bu doymama hissiyle karıştırılmamalıdır. Mama kabını doldurduktan hemen sonra bitiriyor ve yeniden doldurduğunuzda onu da iştahla tüketip yenisini bekliyorsa aşırı iştah problemi ile karşı karşıya olabilirsiniz. Çöplerinizi kurcalayıp yiyecek bir şeyler arıyor, yüzüne bakmayacağı şeyleri bile midesine indiriyorsa doymadığını düşünebilirsiniz.

Aşırı iştah uzun vadede obeziteye yol açacağı gibi sağlıksız beslenme nedeniyle diş çürükleri, sindirim sistemi problemleri, mide şekil bozuklukları riski ortaya çıkar. Tüm bunlar aşırı yemenin sonuçlarıdır.
Bir de doymamaya neden olan fizyolojik rahatsızlıklar vardır. Bunların başında şeker hastalığı (diyabet) gelmektedir..
Köpeklerde şeker hastalığının en önemli belirtilerinden biri aşırı iştahtır. Ancak şeker hastası köpeklerde genellikle bu aşırı yeme eğilimine karşın kilo kaybı vardır.

Köpeklerin kanındaki kortizol ve diğer steroid seviyesinin yükselmesi ile ortaya çıkan bir hastalık olan cushing sendromu da aşırı iştah ile kendini gösterir.
Tiroit bezlerinin aşırı çalışmasına bağlı olarak şekillenen Hyperthyrodism köpeklerde aşırı yeme isteğine neden olur. Hyperthyrodism aşırı yemenin yanı sıra başka sorunlara da yol açabilen bir metabolizma hastalığıdır dolayısıyla mutlaka tedavi edilmesi gerekir.

Tüm bu hastalık ihtimallerine karşı veteriner hekiminize başvurdunuz ve köpeğiniz gayet sağlıklı çıktıysa aşırı yeme davranış bozukluğu belirtisi olabilir. Duygusal sorunlar yaşayan, depresyona girebilen köpekler zaman zaman yemeğe küserken zaman zaman da yiyerek kendini avutur. Duygusal doyumsuzluk yerini fiziksel doyumsuzluğa bırakır ve bir şeyler yiyebilmek köpeğinizin en önemli uğraşı haline gelir.

Yazının Devamını Oku

Bu işin şakası yok!

Evde çocuğunuzla oyunun ortasındasınız, saat bir hayli ilerlemiş. Telefonunuzda sosyal medya uyarıları.

Olur ya acil bir durum vardır diye telefona bakmaya çalışırsınız. 5 yaşındaki kızınız ‘Baba bırak şu telefonu artık, oyun oynamaya söz vermiştiniz’ diye bir yandan çekiştirirken biri ısrarla yazmaya devam eder.
Ne olduğu anlaşılmayan bulanık bir fotoğraf gelmiştir.

Bu nedir, ne kullanalım? Dün yoktu bugün fark ettim. İnternetten baktım mantara benziyor. Evdeki şu kremi kullansam işe yarar mı? Mesajlar böyle uzayıp gider...

Hani deseniz ‘Klinikte buluşalım sizi bu kadar tedirgin ettiyse’ olumlu yanıt alamazsınız.
O an gelmesine imkan yoktur çünkü.
Evde otururken tesadüf bir kızarıklık görüp hemen telefona asılmıştır. Ne selam ne sabah. Sonunda ne bir teşekkür ne bir iyi geceler mesajı...

*

Uzun saatler çalışmak, hafta sonunuzun olmaması, keyifli bir sohbetin ortasında kalkıp gitmek, tatile hiç gidememek ya da yarıda kesmek, gece yarısı işe dönmek bunların hiç biri dert değil ama nezaketsiz mesajlar bütün keyfimi alıp götürüyor.

Yazının Devamını Oku

Antibiyotik direncelimizi zayıflatıyor

TIP alanındaki en önemli buluşlardan biri hiç şüphesiz antibiyotiklerdir.

Pek çok hastalığın tedavisinde tek çözüm olan antibiyotiklerin hayatımıza girişi Alexander Fleming’in 1928 yılında penisilini keşfi ile başladı. Howard Florey ve Ernst Chain isimli bilim adamları kurdukları bir ekiple penisilini geliştirme çalışmaları yaptı. 1941 yılında aktif olarak kullanılmaya başlayan bu antibiyotik, 1940’lı yılların sonuna gelindiğinde frengi, zatürre, menenjit gibi hastalıkların tedavisinde başlıca ilaç durumuna geldi. Bilim bununla da yetinmedi farklı hastalık etkenlerine karşı farklı antibiyotikler geliştirilmeye devam etti. Bugün gelinen noktada antibiyotikler toplumlar tarafından yavaş yavaş işe yaramaz hale getiriliyor.

*

Antibiyotiklerin gereksiz yere, yanlış ve bilinçsiz kullanımı nedeniyle tedavi tamamlanmadığı gibi mikroorganizmalar etkene karşı direnç kazanıyor. Direnç kazanılan antibiyotiklerin yeniden kullanımının ise faydası olmuyor ya da azalıyor. İlacın dozunda verilmemesi, saatlere uyulmaması, düzensiz olarak verilmesi, yarıda kesilmesi, belirlenen sürede kullanılmaması, antibiyotik gerektirmeyen hastalıklarda kullanılması direnç gelişimine zemin hazırlıyor.

*

Karşısında hiçbir gücün duramayacağı bir bakterinin evcil hayvanınıza nereler yapabileceğini bir hayal edin. Günden güne kötüleşiyor ve kullanabileceğiniz bir ilaç yok. İçiniz ürperdi, gözleriniz doldu, kalbiniz hızlı hızlı çarpmaya başladı.
Gereksiz, bilinçsiz antibiyotik kullanımı son bulmazsa bu senaryonun defalarca gerçeğe dönüşmesi çok uzak değil. Kendimiz için, ailemiz için, evcil hayvanlarımız için aslında sağlığımızın geleceği için bakteri kaynaklı bir hastalığa karşı hekimimiz reçete etmediyse antibiyotiklerden uzak duralım, sevdiklerimizi uyaralım. Unutmayalım sağlık şakaya gelmez..

Yazının Devamını Oku

Bırakınız yaşasınlar

Belediyelerin Veteriner İşleri telefonları her gün sayısız kez çalıyor. Çağrıların büyük çoğunluğu sokaktaki hayvanların toplatılması talebi.

Özellikle site bahçelerinde yaşayan, yavrulayan kedilerin toplatılması için insanlar seferber oluyor. Şirinler çizgi filminde filesiyle Şirinleri yakalamak isteyen Gargamel misali kedilerin peşine düşülüyor.

Kediler olmasaydı ne olurdu hiç düşündünüz mü? Kliniğimizde bir bacağı olmayan ampute bir kedimiz var. Dışarıda ise bizi asla bırakmayan tembel, şişman sarı kedimiz. En büyük keyfi yaş mama yemek ve sevilmek. Zaman zaman geçici olarak gelen, karnını doyurup giden kedilerimiz mevcut.
Yeni yapılaşma alanı olduğundan boş arsaların çok fazla olduğu semtte, belediye yaban otları kepçeler aracılığı ile topladı. Bu temizliğin ardından ortaya çok sayıda fare çıktı. Sağa sola dağılmaya çalışan fareler evlerin, işyerlerinin içine girmediyse bunu kedilere borçluyuz. Tembel sarı kedimiz bile hiç üşenmeden fare avına çıktı.

Tarihe merakı olanlar hatırlayacaktır. 1230’lu yılların başlarında Papa 9. Gregory yayınladığı bir belge ile kedileri şeytanın enstrümanı olarak ilan etmiş ve bölgede yaşayan tüm kedilerin ve hatta kedilerle işbirliği içinde olan cadı damgası yapıştırılan insanların katliamı emrini vermiş.
Doğa bu kedi katiamını elbette sessiz sedasız karşılamadı. Kırım’dan İtalya’ya gelen geminin ambarından şehre inen birkaç fare tahmini 75 milyon insanın ölümüne yol açan vebanın sorumlusu oldu. Fareleri ortadan kaldıracak şehirde tek bir kedi bile yoktu.

Bir insanın kedi nefreti tarihin sayfalarında kara bir leke olarak duruyor. Bir kediyi pişt deyip kovalamadan önce bir düşünün belki de dünyaya biz insanoğlundan daha çok faydaları vardır…
Sağlıkla kalın kedisiz kalmayın…

Yazının Devamını Oku

Evcil hayvanlarda sinirsel hastalıklar

Nörolojik formdaki çeşitli hastalıklara kedi ve köpekler de yakalanabiliyor. Bu hastalıkların en yaygınlarından biri epilepsi. Sara olarak da bilinen hastalığın en zorlu süreçleri krizler.

Sinir hücrelerinde geçici olarak anormal elektriksel aktivite olur ve beynin normal aktivitesinin bozulur.
Hastalık kendini epileptik nöbetler ile gösterir. Nöbet sırasında hayvan yere düşer, çırpınma, kasılma, salyalanma, idrar ve dışkı kaçırma gibi durumlar göze çarpar. Hastanın bilinci yerinde değildir. Nöbet sırasında dilin içeri kaçarak soluk borusunu tıkaması da söz konusu olabilir. Bu ölümcül bir durumdur. Epilepsi hastası hayvanın nöbet sırasında tek başına olması risk oluşturur.
Fizyolojik bir değişime neden olmadığı için rutin kontrollerde tanı koyması oldukça zordur. Epilepsi nöbetlerinin süresi ve sıklığı hastadan hastaya farklılık gösterebilmektedir. Günde bir kaç kez kriz geçirilebileceği gibi 10-15 günde bir tekrarlayan vakalar kayıt altına alınmıştır. Nöbet süreleri 1-2 dakikayı bulabilir. Krizden sonra hasta yavaş yavaş kendine gelir.

*
Epilepsi krizi geçiren hayvana acil müdahale edilmesi önemlidir. Kriz sırasında dil geriye kaçarak soluk borusunu tıkayarak boğulmaya neden olabilir. Dil dışarıya çıkarılmalı, çırpınmalar esnasında vücudun zarar görmemesi için sert cisimler uzaklaştırılmalı, yastık ve battaniye gibi yumuşak eşyalarla etrafı sarılmalıdır. Ortamın çok aydınlık tutulmaması da önemlidir.
Tamamen iyileşme görülebilen bir hastalık değildir. Krizler ortadan kaldırılamaz ancak ilaçlarla krizlerin daha hafif atlatılması, seyrinin azaltılması sağlanabilir. Epilepsi hastası hayvana özenle yaklaşılmalı, veteriner hekimin önerilerine dikkatle uyulmalıdır. Sürekli gözetim altında tutulmalı, nöbetleri tetikleyebilecek yaşam ve beslenme değişikliklerinden uzak durulmalıdır.
Sağlıkla kalın…

Yazının Devamını Oku

Sağlıkla kalın aşısız kalmayın…

Tüm canlıların sağlıklı bir yaşam sürdürmelerinde bağışıklık ciddi bir etkendir. Canlının hastalıklara karşı direnci anlamına gelen bağışıklığın kazanılmasında fiziksel ve çevresel birçok faktör önemli rol oynar.

Güçlü bağışıklığa sahip bir ailede dünyaya gelme, yeterince anne sütü alma, dengeli ve yeterli beslenme, temiz ve nitelikli barınma koşullarına sahip olma, dış çevrenin temiz, güvenilir ve hastalıklardan ari olması, aşılama bağışıklık üzerinde ciddi etkiye sahip faktörlerdir.
Aşı dışındaki tüm konularda toplumsal bir fikir birlikteliği olduğunu söylersek yanılmış olmayız. Aşılama sürekli tartışılan, herkesin üzerinde ahkam kestiği, kulaktan dolma bilgilerle çevresini etki altına almaya çalıştığı oldukça hassas bir konu.
Veteriner sağlığında da olmazsa olmazlar arasındaki aşılama; işin uzmanları dışında herkes tarafından tartışılıyor. Tartışmanın tek çerçevesi ‘bu aşı gerekli mi değil mi’ sorusu oluyor.

*

Bugün bir hastalığın görülmediğini bu nedenle aşının gereksiz olduğunu düşünebiliyorsanız bunu yıllarca süregelen yaygın aşılama politikalarına borçlusunuz. Bir tek sizin çocuğunuzun ya da sizin hayvanınıza aşı yapılması yetmez, yakın ve uzak çevrenizdeki grupların da aşıdan kaçmaması gerekir. Bağışıklık ancak böyle kazanılır ve hastalıklardan ari hale gelmeniz yıllarca sürer.
‘Aman canım şehir merkezinde kuduz mu var, lökemiden hangi kedi ölmüş’ düşüncesiyle aşı yaptırmazsanız zincirin zayıf halkası olursunuz. Zincirde zayıf halkaların sayısı arttıkça direnci, gücü azalır.

*

Sosyal medyada arkadaşının kedisine aşı yaptırdığı için öldüğünü yazanları görürseniz itibaren etmeyin, tüm bunlar safsatadan ibarettir. Aşılama sevdiklerinizi korur. Onlarla daha uzun yıllar mutluluk içinde yaşamanıza imkan verir.

Yazının Devamını Oku

Hayvan dilendiriciliği

İnsanların duygularını, zaaflarını, iyi niyetlerini kullanarak para toplama yöntemi dilenciliğin boyutu çok değişti.

Eskiden ‘evde çocuklar aç’, ‘günlerdir boğazımdan lokma geçmedi’ denilerek para istenir, gönlünden kopanlar bozukluklarından verirdi. Bu klasikleşmiş yöntem devam ederken son yıllarda farklı boyutta bir dilencilik türedi. Sakat, yaralı, hasta, bakıma muhtaç kedi ve köpekleri kullanarak dilenme.

*

Sahipsiz kedi köpekler için canla başla çalışan, bağış aldıkları her kuruşu onlar için harcayan, yetmediğinde cebinden ödeyen gerçek hayvanseverleri tenzih ediyorum.
Hayvan dilendiriciliklerinde bozuklukların yeri bile yok. 100 lira da bağışlayan oluyor 10 bin lira da.
Hayvan dilendiricileri topladıkları paraları maaş gibi şahsi masrafları için kullanıyor, zenginleştikçe zenginleşiyorlar.
‘Kliniğe borcum 15 bin lirayı geçti’, ‘Bu canın tedavisi için 3 bin lira gerekiyor’, ‘Acil 4 bin lira ameliyat parası toplanmazsa ölecek’ dilencilerin argümanlarından biri.
Borç hangi veteriner kliniğine, hangi hayvana ne teşhisi konmuş, tedavi olarak ne uygulanmış, masrafı nedir bunlar muamma. İnandırıcı olmak için tıbbı soslarla süsleyenler de var. Yapılacağı iddia edilen operasyon yarı fiyatına yapılabiliyor. Dolandırıldığının farkında olmayan bağışçıların bunlardan haberi bile olmuyor.

*

Yazının Devamını Oku

Kedi köpeklerde menenjit

Merkezi sinir sistemini çevreleyerek koruma altına alan meninks isimli zar vardır.

 

Zarın herhangi bir biçimde tahribata uğraması sonucu koruma görevini yapamaz sinir sistemi enfeksiyonlara açık hale gelir. Menenjit bu enfeksiyöz durumu tanımlayan bir hastalıktır.
Enfeksiyon merkezi sinir sistemini koruyan ve bölgeye besin sağlayan beyin-omurilik sıvısının akışını keser. Bu sıvının beyinde fazla birikmesi felce neden olabilir.
Parazitler, virüsler, zehirli mantarlar, protozonlar menenjitin başlıca nedenleridir.

*

Köpeğinizde yüksek ateş, iştahsızlık, halsiz ve bitkin hareketler, midede bulantı, yürürken acı duyma durumu, gözde oluşan sorunlar, kusma hali, kriz geçirme durumu, kondisyon kaybı, denge problemi gergin davranışlar sergileme hali, felç gibi önemli belirtiler menenjitin habercisi olabilir.

*

Menenjit tedavisi uzun süren, ciddiyetle takip edilmesi gereken bir hastalıktır. İyileşmede başarı veteriner hekiminizin tedavi protokolüne uymanızla doğrudan ilgilidir.

Yazının Devamını Oku

Düşmesi bir anlıktır pişmanlığı bir ömür

Başka bir konuyla bu hafta sizlerle buluşacaktık ancak yazıyı hazırladığımız akşam saatlerinde yaşadıklarımızla her şey alt üst oldu.

Kucaklarında bir kediyle koşarak iki kişi geliyordu. Genç çift kediyi yetiştirmeye çalışırken aynı zamanda hıçkırıklara boğulmuştu. Apartmanın 8. katından aşağı düşmüş yetişkin bir kedi. Dili parçalanmış, dişleri kırık, ayakları kırık, kaburgalarında kırık ve çatlaklar var. Dalak ve ciğerlerde kanama yoğun, solunum düzensiz. Hasta kediye müdahale etmeye çalışırken sahipleri daha da kötüleşti. Kedinin sahibi beyefendi bir anda yere yığılıverdi.

*
Hekim olarak yüksekten düşme vakalarıyla sayısız kez karşılaştığımız için tablo çok normaldi ancak sahiplerinin korkusu, acısı, pişmanlığı, gözyaşları hele ki baygınlık geçirmesi çok sık denk geldiğimiz bir durum değildi ve bizleri de derinden etkiledi. Sevdiğiniz birinin 8. kattan aşağı düşmesine tanık olmanın dehşeti tarif edilebilir gibi değil.

*
Buradan evcil hayvan sahiplerimizi bir kez daha uyarmak istiyorum. Benim kedim çok sakin diye düşünmeyin. Kuş peşine, kelebek peşine atlamaya çalışabilir. Merakla dışarıyı seyrederken çok dikkatini çeken bir nesneye yaklaşmak isteyebilir. Kızgınlıkta ise karşı cins kedilerin sesi, kokusu benzer tehlikeleri tetikler.

*
Hayvanlarımızı balkonda yalnız bırakmayalım. Pencereleri, kapıları imkanı varsa yarım açalım. Buna uygun değillerse sık demirli korkuluk, sineklik ya da balkon korumalarıyla kapatalım. Düşmesi bir an, hayatını kaybederse yaşayacağınız acı, pişmanlık bir ömür sürer.

Yazının Devamını Oku

Yavru köpeklerde raşitizm

Yavru köpeklerde raşitizm tedavi edilmesi gereken, bir ömür boyu sağlığını etkileyebilecek bir sorundur.

D Vitamini, fosfor ve kalsiyum eksikliğine bağlı olarak ortaya çıkan bu hastalık beslenme ve barınma ortamıyla doğrudan ilgilidir. Anne sütü yeterince almamış, dengesiz beslenen, sürekli kapalı güneş ışığı görmeyen yerlerde yaşayan köpekler raşitik olabilmektedir.

ŞEKİL BOZUKLUĞU OLUR

Raşitik bir hayvanda kemiklerde bozukluklar, buna bağlı olarak da hareketlerde dengesizlik gözlenebilir. Ayak ve bacaklarda yanlış pozisyonlar şekillenir. Ön bacaklar içe doğru döner, arka ayaklar dışa doğru bükülür.
Köpek sahibinin bunu başlangıçta fark etmesi kolay olmayabilir. Hareketsizlik, yürümeme isteği, çabuk yorulma, sindirim problemleri, deri ve cilt sağlıksız görünüm ortaya çıkan raşitik, köpekler için en ciddi sorun kemiklerin kolayca çatlaması, kırılmasıdır. Hasta hayvanda gelişim gerilikleri de gözlenir. Yaşına ve ırk durumuna göre sağlıklı bir hayvana kıyasla zayıf ve minyondur.

ERKEN TEDAVİ ÖNEMLİ

Erken teşhis edilmesi tedavide başarılı bir yol alınmasında çok önemlidir.
Belirtiler fark edildiğinde veteriner kliniğine gitmenizin zamanı gelmiştir. Hekiminizin uygulayacağı tedavinin yanı sıra hayvanın kaliteli gıdalarla beslenmesi, güneş ışığı almasına imkan verilmesi gerekir.

D vitamini, fosfor, kalsiyum açığını kapatmak için gerekiyorsa hekiminiz besin takviyeleri önerecektir. Tüm bunları kulak arkası etmemek sağlığın geri kazanılması açısından çok önemlidir.

Yazının Devamını Oku

Vicdanınızın sesine kulak verin

Kedi ve köpeklerde ciddi hassasiyet gösterilmesi gereken konu ağız ve diş sağlığıdır. Ülkemizde ağız ve diş sağlığı konusundaki vurdumduymazlık pet hayvanları da olumsuz etkiliyor.

Dişinizi hiçbir zaman fırçalamazsanız çürük oluşumları başlar, diş eti iltihaplarıyla boğuşursunuz, dişleriniz çekilir, farklı diş tedavileri uygulanır. Çektiğiniz acı, ödediğiniz para da cabası. 

Peki evcil hayvanınızın ağız diş sağlığına dikkat etmezseniz ne olur? Çürükler, ağız içi iltihapları, damak kayıpları, ağır enfeksiyon ve sonunda can kaybı. Abarttığımı düşünenler elimizdeki çok sayıda vaka fotoğrafına baksalar tüm bakış açıları değişir.
Bir hayvanın yaşam süresi sağlıklı dişleriyle doğru orantılıdır. Sağlıklı dişlere sahip olabilmenin formülü ise kuru mama ile beslenmeleridir. Her yemekten sonra kedinin, köpeğin dişlerini fırçalama şansınız olmadığına göre kuru mama bu fırçalama görevini sizin yerinize görür. Mekanik olarak mamanın kırılması anında diş taşları ve plaklar kırılır, ağız içinde genel bir temizlik sağlanır. Mama taneciklerinin ırk büyüklüğüne uygun olması da gerekir, çiğnemeden yutulma durumunda diş sorunları başlayabilir.

*
Sadece yaş mama ya da ev yemekleriyle beslenen hayvanların durumu ömrü boyunca dişlerini fırçalamayan bir insandan farksızdır. Erken tespitte diş taşlarını temizleyip, enfeksiyon için ilaçlar kullanarak bir gelişme yakalarız. Bunun ardından beslenme sisteminin tamamen değiştirilmesini öneririz. Eğer ihmal edilmişse enfeksiyon tüm üst solunum yoluna doğru yayılım gösterir, damak kaybedilebilir.
Gelin bugün bu yanlıştan dönün, evcil hayvanınız sırf tatlı tatlı gözünüzün içine baktı diye yemeklerinizi onunla paylaşmayın. Çekeceğiniz vicdan azabı hayvanınıza sonra yaşattıklarınızla kıyaslanamaz bile.
Sağlıkla kalın...

Yazının Devamını Oku

Kedi aknesi varsa paniğe gerek yok

Kedi aknesi bir çoğumuzun duymadığı deri hastalığıdır.

Çenenin altında beliren siyah noktalar halinde kendini gösteren kedi aknesi bir çok etkene bağlı olarak ortaya çıkabilir. Bağışıklık sisteminin zayıflaması sonucu kolayca görülebilen akneyi etkileyen diğer faktörlerin başında stres gelmektedir. Hormonal problemler ile vücudun normal dışı yağ üretimi aknelerin ortaya çıkmasına zemin hazırlarken bazı dış etkenlere bağlı olarak da şekillenebilmektedir. Bunlar; mama ve su kabının temiz tutulmaması, kalitesiz plastikten üretilmiş mama ve su kabı kullanımı, kedinin yüzünüz halı ya da diğer eşyalara sürekli sürmesi olarak sayılabilir.

*
Akne tek bir nokta olabileceği gibi birden fazla da olabilir. Akne çıktığı zaman bir süre sonra kendiliğinden kaybolduğunu görmem mümkün. Bir süre sonra yeniden çıkabileceği gibi uzunca bir süre akne oluşmayabilir. Bazı vakalarda akne inatçı biçimde iyileşmemektedir Akne kedinize zarar verebilecek, başka hastalıklara yol açabilecek bir durum değildir. Kedilerde dönem dönem karşılaştığımız bu sorun özellikle açık kıl rengine sahip kedilerde daha da göze batmaktadır.
Kesin sebebi bilinmemekle birlikte enfeksiyon, şişlik söz konusu değilse kendiliğinden geçmesi beklenebilir. Elbette bu kararı veteriner hekiminiz verecektir.
Sağlıkla kalın…
.

Yazının Devamını Oku