Kenan Barut

Bugünlerde çocuklarda artış gösteren tehlikeli hastalık: MIS-C

4 Ocak 2021
Hemen hemen her gün çocuk yoğun bakım ünitemize bir MIS-C (Çocuklarda çoklu sistem iltihabi yanıt sendromu) olgusu yatırmaktayız. Çok ağır olabilen bazen de kaybettiğimiz çocuklarımızın olduğu bu hastalık bu günlerde artış göstermektedir.

Koronavirüs geçiren biri ile  temastan ( anne , baba, akraba ) veya koronavirüs geçirilmesinden ortalama 3 hafta sonra çocuklarımızda ateş, baygınlık hissi, aşırı yorgunluk, iştahsızlık gibi genel bulgular, ağızda aft, karın ağrısı, ishal, bulantı, kusma gibi mide bağırsak sistemi tutulumu bulguları, gözlerde kızarıklık, ciltte döküntü, dudaklarda çatlama, kızarıklık, kuruluk ve soyulma gibi cilt tutulumu bulguları, el ve ayaklarda ödem, kızarıklık, lenf bezlerinde şişme ve kızarıklık gibi bulgular görülür. Ayrıca daha ağır hastalarda kalp tutulumuna bağlı olarak tansiyon düşüklüğü, çarpıntı, kalp yetersizliği bulguları (nefes darlığı, ödem, çabuk yorulma, çarpıntı) kalbi besleyen damarlarda genişlemeler, ayrıca böbrek yetersizliği, havale veya koma gibi  ağır bulgular da görülebilmektedir.

Koronavirüs geçiren çocukları bir piramit ile göstererek ne oranda hafif ne oranda ağır gidişli olguların olduğunu açıklayacak olursak; piramidin tabanını yani en çok yer kaplayan kısmını herhangi bir bulgu oluşturmadan geçiren çocuklar oluşturmakta. Onun üstünde bir kısım çocuk ateş, boğaz ağrısı gibi bulgular ile sanki bir üst solunum yolu enfeksiyonu gibi geçirmekte, bazı olgularda akciğer tutulumu olan zatürre tablosu oluşmakta fakat çoğunlukla hafif geçirilmekte. Daha sonra onun üstünde olan kısımda daha az olarak koronavirüse bağlı olarak gelişen Kawasaki hastalığı bulunmaktadır. Bu durumda; gözlerde, dudaklarda kızarıklık, ateş,  kalp damarlarında genişleme gibi bulgular görülebilir. Kawasaki hastalığı bulguları gösteren  bu çocuklar genellikle 5 yaşından küçüktürler. Piramidin en üstünde hepsinden daha az oranda görülen MIS-C’de ise çocuklar ortalama 8-9 yaşındadır,  kalp, akciğer böbrek ve sinir sistemi dahil çeşitli organ yetersizliği bulguları, hatta şok bulguları görülmektedir. Malesef az da olsa kaybettiğimiz çocuklarımız da olmaktadır.

Bu hastalıkların tedavisi tam teşekküllü hastanelerin çocuk servislerinde veya daha ağır olan olgularda ise çocuk yoğun bakım ünitelerinde yapılabilmektedir. Tedavilerinde plazma değişimi, diyaliz, antibiyotik tedavisi, IVIG, steroid, aspirin, heparin, kalp yetersizliğini gidermek için çeşitli kalp güçlendirici ilaçlar, oksijen tedavisi, gerekli olgularda ise ventilatör ile solunum desteği uygulanmaktadır.

Hastanelerimizde izlediğimiz olgular ve dünyanın diğer merkezlerinde izlenilen olguların herhangi bir kronik rahatsızlığı  olmayan çocuklardan oluştuğu görülmektedir. Bu nedenle benim çocuğumda kronik bir rahatsızlık yok bu nedenle bu hastalığa yakalanmaz dememek gerekir. Bu hastalıktan korunmanın tek yolu çocuklarımızı maske takmaya özendirmek ve sosyal mesafeye dikkat etmelerini sağlamaktır. Hemen hemen her yerde, sitelerin korumalı bahçelerinde, parklarda, evlerde, komşuları ile oynayan çocuklarımızın maske takmadıkları, anne babaların da bu durumu hiç umursamadıkları görülmektedir. Bu hastalık benim çocuğumda mı olacak, zaten  görülme oranı çok az dememek lazım. Herhangi birimizin çocuğunda görüldüğü zaman o aile için oran yüzde yüz olacaktır!

Bu hastalıktan korunmak için mutlaka bir süre daha dikkat edip, maske ve sosyal izolasyon kurallarına harfiyen uymak zorundayız. Bilinen herhangi bir vitaminin veya yiyeceğin bu hastalıktan koruduğu gösterilmemiştir. Kronik hastalığı olan çocukların da kullandıkları ilaçlar bu hastalığa fazladan bir yatkınlık yaratmamaktadır. Bu nedenle kronik hastalığı olanlar takiplerini aksatmamalı, kullandıkları tedavileri kendi kafalarına göre kesmemelidirler.

Sağlıklı yarınlara ulaşmak için, çocuklarımızın yüz yüze dersler görüp arkadaşları ile özgürce oynayabilecekleri zamana ulaşabilmek için biraz daha gayret edelim. Tüm okuyucularımıza sağlıklı, mutlu, huzurlu, başarılarla dolu, pandemiden uzak yeni bir yıl diliyorum.

Yazının Devamını Oku

Çocuklarda koronavirüs pandemisi döneminde egzersizin önemi

14 Aralık 2020
Yaşadığımız bu pandemi dönemi bizlere sadece bir enfeksiyon hastalığı riskini değil, bunun yanında pandemi dolayısıyla evde kalmanın yol açmış olduğu kronik sorunları da beraberinde getirdi. Bu durum ileride hem erişkinlerde hem de çocuklarda ciddi sağlık problemlerine yol açabilir. Bu sorunların en başında obezite gelmektedir ve pandemi sonrasında uğraşacağımız ana sorunlardan biri olmaya devam edecektir. Obeziteyi sadece kilo almak olarak değil yıllar sonra oluşabilecek kronik hastalıklara yol açan bir etken olarak bilmek gerekir.

Obezitenin önlenmesinde sağlıklı beslenme çok önemli bir yer tutmaktadır. Maalesef çocuklarımız bu dönemde abur cubur, hamur işi, yoğun karbonhidrat tüketimi ve fast food gibi sağlıklı olmayan yiyeceklerle beslenmek zorunda kaldılar, ayrıca mevcut şartlar dolayısı ile de zaten toplumumuzda az yapılan aktif spor ve egzersizler yapılamaz hale geldi ve obezite oranlarının artmasına yol açtı.  

Çağımızın en ölümcül hastalığı olan  CoVİD-19 çocuklarda genellikle herhangi bir bulgu göstermeden seyreder, fakat bazen çok ağır sonuçlara yol açabilen MIS-C (Multi sistem İnflamatuar sendrom) ile de karşımıza çıkabilmektedir. Son bir ay içerisinde çocuk yoğun bakım ünitelerine bu hastalar çok fazla oranda yatırılmakta ve bu çocukların saptanabilen en büyük risk faktörü de  obezite olarak karşımıza çıkmaktadır.

Sağlıklı yaşamın vazgeçilmez bir parçası spor yapmak ve hareket etmektir. Evde kalan çocuklar odalar arasında maksimum 1500 adım ile gününü tamamlar iken; bu  yüz yüze eğitimin olduğu dönemlerde 10000 adım gibi değerlere hatta çocukların kendi aralarında fiziksel aktivite gerektiren oyunları ile birlikte daha fazla rakamlara ulaştığı bilinmektedir. Evet spor ve hareket yaşamımız için bu kadar önemli bir etkendir. Sağlıklı beslenme ile birlikte spor, sadece  çocuklarımızın fit görünmesini sağlamakla kalmayıp; ileride oluşacak kronik kalp hastalıklarını, akciğer hastalıklarını, mide bağırsak rahatsızlıklarını, eklem rahatsızlıklarını ve hatta  psikiyatrik rahatsızlıkları bile önleyebilecek en ucuz yöntemdir.

Bulunduğumuz şartlardan dolayı asla vazgeçmeden elimizdeki imkanları en iyi şekilde değerlendirip; hareketli yaşamı mutlaka bir alışkanlık haline getirmeliyiz. Amerikan Pediatri Akademisi, uygun yeterli ve düzenli fiziksel aktivitenin sağlığın iyileştirilmesi ve sürdürülmesinde önemli bir rol oynadığını kabul etmekte ve   her gün 1 saat egzersizi önermektedir.

Çocuğunuza sunabileceğiniz spor aktivitelerinde kısıtlamadan uzak olarak keyif aldıkları bir spor  şeklini bulmalarını sağlamak, sürdürülebilirlik açısından son derece önemlidir.  Çocuklarımız severek yaptıkları  sporsal aktivitelerini  uzun yıllar sürdürebilirler.  Bu sayede erişkin hayatlarında  daha sağlıklı ve zinde olup her türlü hastalığa karşı daha dirençli olurlar.

Yaş gruplarına göre  sporsal aktivitelerin  türü  ve zamanı değişmektedir. Bebeklik döneminde her gün 30 dk kadar uyanık olduğu zamanlarda  karnının üstüne  yatırıp hareket etmelerini , bu egzersiz ile bebeğimizin  boyun, bacak ve sırt kaslarının gelişmesini sağlayabiliriz.  Oyun çocukluğu döneminde mutlaka dışarıda ebeveynler ile birlikte yapılacak yürüyüş ve serbest oyuna zaman ayırmalarını sağlamak gerekir. Günde 3 saatten fazla serbest oyun ve yürüyüş bu yaş grubu için yeterlidir. Okul öncesi dönem çocuklarında çocuklar arkadaşları ile birlikte yakalamaca, top oyunları gibi fiziksel güçlerini üst düzeyde kullanacakları oyunlara teşvik edilmelidir, günde 3 saatlik bu türden oyunlar ile çocuklarımızı okul öncesi zinde tutabiliriz. İlk okul çağındaki çocuklarımıza serbest oyun ve organize spor önerilmektedir. Haftanın her günü mutlaka bu aktiviteleri yapmalıdırlar ayrıca bu yaş grubunda haftanın 3 günü bir saatlik kas ve kemik geliştirici  kültür fizik egzersizleri önerilmektedir. Ortaokul çağında yapılacak sporsal aktiviteleri çocuğumuzu sosyalleştirmek için büyük bir fırsat olarak görmeliyiz ayrıca bir spor dalına yönelme bu yaş grubunda gerçekleşebilir. Her gün bir saat normal serbest oyun ve  egzersizi haftanın 3 günü 1 saat, kas ve kemik güçlendirici egzersiz (kültür fizik egzersizi) önerilmektedir. Lise çağındaki çocuklarımız ise daha önce kazandıkları sportif alışkanlıklarını kolaylıkla sürdürebilecek kapasitededirler. Yarışmalı sporlar bu yaş grubu için hem sosyalleşme hem de başarabilme duygusunu tatmaları açısından çok önemlidir.

Bu egzersizleri karantina döneminde yapamasak bile ev içinde ailecek yapılacak egzersizler vardır. En basitinden internetteki  video kanalları üzerinden ailecek yapılabilecek  çeşitli egzersizler bulunmaktadır. Bu egzersizleri ailecek birlikte en az 30 dk yapmanın çocuklarımıza inanılmaz faydalar sağlayabileceğini unutmayalım.  Ayrıca aile içi sosyalleşmek ve güzel zaman geçirmek açısından bu tür grup egzersizleri çok önemlidir.

Egzersizin çocuğunuza sağlayacağı faydalar ise saymakla bitmez. Egzersiz obezite, kalp hastalığı ve diyabeti önlemeye, öğrencilerin okula odaklanmasına, derslerinde daha başarılı olmalarına, ergenlerin sigara ve uyuşturucu gibi  kötü davranışlardan uzaklaşmalarına yardımcı olur.  Zor uykuya dalma, sık sık uyanma gibi uyku problemlerini önler, fazla alınan kaloriyi yakar, kalp ve damar sistemini güçlendirir. Eklemleri, kasları ve kemikleri ne kadar çok çalıştırırsak o kadar güçlü olurlar ayrıca esneklikleri de artar. Düzenli egzersiz ile bazı romatizmal hastalıkların  oluşmasını engelleyebileceğimiz gibi var olanların da düzelebilmesini sağlayabiliriz. Egzersiz  stresi önlemekle birlikte bir çok depresif davranışı da engeller, sorunlarla daha çabuk başa çıkabilecek kendine güvenen bireyler oluşturur. Takım sporları ekip ruhunu almalarını, birlikte hareket edebilme özelliğini ve sosyalleşmeyi sağlar, ayrıca sportmenliği öğretir, spor yapan çocukların benlik saygısını artırır ve yaygın etki olarak mutlu bir çocuk, mutlu bir aile ve  sonunda mutlak başarılı bir hayat sağlar.

Yazının Devamını Oku