"Jale Özgentürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Jale Özgentürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Jale Özgentürk

Türkiye’nin en stratejik AVM’si

Atatürk Havalimanı’nda uçuşlar 5 Nisan’da bitiyor. İstanbul Havalimanı artık hayatımızın bir parçası olacak. Yeni dönemi heyecanla bekleyen perakendeciler ise 400 mağazası bulunan İstanbul Havalimanı’nı ‘en stratejik’ alışveriş merkezi olarak niteliyor. Yılda 90 milyon yolcunun geçeceği havalimanı, küresel marka olmak isteyen Türk markaları için dev bir showroom işlevi üstlenecek...

BİTTİ bitiyor, açıldı açılıyor derken sonunda o gün geldi. İstanbul’a 86 yıldır hizmet veren Atatürk Havalimanı’nda geri sayım başladı. Son uçuş 5 Nisan gece yarısından sonra 03.00’te yapılacak. Büyük taşınma ise 7 Nisan gece yarısı tamamlanmış olacak. Bu tarihten sonra da artık İstanbul Havalimanı hayatımızın bir parçası haline gelecek.

Türkiye’nin en stratejik AVM’si

59 YABANCI ANLAŞTI

Dünyanın en büyük aktarma merkezlerinden biri olması beklenen havaalanının iddialı olduğu konulardan biri de alışveriş. 100 bin metrekare kiralanabilir alana sahip havaalanında, toplam 400 mağaza yer alacak. Dünyanın en önemli markaları burada yer almak için hazırlıklara başladı. Aldığım bilgiye göre, şu ana kadar Louis Vuitton, Hermes, Ecco gibi 59 yabancı marka ile anlaşma yapıldı. En büyük mağazalardan biri Christian Dior’a ait olacak. Fransız moda devi, mağazasını mayısta açacak. Yeni havalimanı yerli ve yabancı yolcu için dev bir alışveriş merkezi (AVM) olacak. Türkiye’nin en büyük AVM’lerinden olacak havaalanını heyecanla bekleyen kesimlerden biri de Türk perakendeciler. Yılda 90 milyon yolcunun gelip geçeceği havaalanını ‘en stratejik AVM’ olarak niteliyor perakendeciler ve bugünlerdeki tek gündemleri bu. İstanbul Havalimanı’nda, hazır giyimden, yeme içmeye 100’e yakın Türk markası yer alacak. Dünyanın büyük perakende markalar ile birlikte yer alacak olan markalar arasında Beymen, Vakko, LC Waikiki, Damat, Twigy, Paşabahçe, Gizia, Desa, Penti, Saat&Saat, Network, Divarese, Altınbaş, Atasay, İpekyol, BG Store, Roman, D&R var. LC Waikiki ise bin 600 metrekarelik alanla en büyük mağazaya sahip olacak.

Yıllardır küresel marka olma çalışmaları sürdüren bu markalar için gelecek yıllarda 150 milyon insanın karşısına çıkmak önemli. Bu nedenle ‘stratejik’ kelimesini kullanıyor Birleşmiş Markalar Derneği Başkanı Sinan Öncel. İtalya, İspanya modelinde olduğu gibi yerli markalarla burada yer almanın büyük katkı sağlayacağını söylüyor Öncel ve “Türk markaları için yeni havalimanı global bir showroom olacak. Yabancı satın almacılar da oradan geçecek” diyor. Dış hatlar ile iç hatların iç içe olmasının da fırsat yaratacağını anlatan Öncel, “Yurtdışından gelip yurtiçinde mesela Antalya’ya gidecek ziyaretçi de bu AVM’den geçecek” diye ekliyor.

Havalimanından çok, ‘bir yaşam alanı olarak tanımladığı’ bu yeni AVM’de, Türk markalarının Türkiye markasına ve algısına da olumlu katkı sağlayacağını söylüyor Öncel. Üst gelir grubu ziyaretçilerin de havalimanına ilgi göstereceğini, bunun da markalara katkı sağlayacağını belirtiyor. Öncel de bu kaldıraç etkisini vurgularken “Bu adımın global markalaşmaya etkisi 1-2 yılda görülecek. Havalimanı perakende için 6’ncı vites olacak” diyor. 

HAVALİMANI PERAKENDESİ BAŞLIYOR

YENİ havalimanını heyecanla bekleyenler arasında yer alan Cem Boyner, Posta Gazetesi’ne yaptığı açıklamada, küresel perakende trendlerini anlatırken çok ilginç bir yorumda bulunuyor: “Perakende sektörü son yıllarda e-ticaret ve deneyim odaklı büyüyor. Deneyim odağındaki büyümede havaalanı perakendesi başı çekiyor. Sadece satış önemli değil, havaalanı bir kaldıraç etkisi yapacak. Perakende Alla Turca global bir vitrinden dünyaya sunulacak.” Ve ‘havaalanı perakendesi’, Türkiye alışveriş literatürüne İstanbul Havalimanı ile giriyor.

Türkiye’nin en stratejik AVM’si

EKOL’Ü EN GEÇ 2020’DE SAHİPSİZLENDİRECEK

EN iyi yönetilen şirketler hangileri? Aile şirketleri mi, çok ortaklı sahipsiz şirketler mi, profesyonellerin yönettiği aile şirketleri mi? Uzun yıllardır bu soru hep gündemde. Araştırmalara göre ABD, Almanya gibi gelişmiş ülkelerde Unilever, BP gibi sahipsiz çok ortaklı şirketler daha yaygın ve başarılı. Brezilya, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde ise aile şirketleri ve CEO tarafından yönetilen şirketler çok ortaklılara göre daha başarılı. Ancak aynı araştırmada ortaya çıkan bir sonuç var ki aile şirketleri belli bir büyüklüğe ulaştıklarında zora giriyor. Yine araştırmalar gösteriyor ki aile şirketlerinin yüzde 96’sı üçüncü kuşakta parçalanıyor. Bu yüzden Türkiye’de de 100 yılı bulan şirket sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.

750 MİLYON EURO CİRO

Dijital devrimin yaşandığı bugünlerde şirketin sahipliğinin kimde olduğunun yanı sıra, geleceğe nasıl hazırlandığı da önem taşıyor. Meslekler, sektörler değişirken yine araştırmalara göre şirketlerin vasıflı, uzman çalışanlar için birbiri ile kıyasıya rekabete gireceği de konuşuluyor. Türk şirketleri bu gelişmelere hazırlanmak zorunda. Bugün yeni döneme hazırlanmak, gelecekte de var olmak isteyen bir örnekten söz edeceğim. Ekol Lojistik’ten. Şirketi 1990’da kuran ve bugün 17 ülkede 7 bin kişinin çalıştığı, 750 milyon Euro cirolu lojistik devine çeviren Ahmet Musul’un sahip olduğu bir grup Ekol. Musul, 2 yıl önce kamuoyunun gündemine ilginç bir hedefle gelmişti. 2020 tarihini vererek, şirketini çalışanlarına devredip, sahipsizlendireceğini açıklamıştı Musul. Geçen günlerde Rekabet Kurumu, “Ekol Lojistik’te hisselerin Ahmet Musul’un kontrolüne geçmesine onay verildiğine” dair bir karar yayınladı. Ekol Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Musul’a bu kararın anlamını ve stratejisini sordum. Musul, şirketin yüzde 37 hissesinin 2010’dan bu yana Abu Dhabi Investment ve Japon SBI Holding iştiraki Rigond Finance’ta bulunduğunu hatırlatıyor. Şirketin ‘sahipsizlendirilmesi’ için, hisselerin geri alınmasının beklendiğini anlatan Musul, “Yüzde 90 hisse artık bende. Yüzde 10 ise bazı yöneticilerimizde” diyor. Anlattığına göre sonraki adım, özel nitelikli bir vakıf kurmak ve şirketin vakfa devrini sağlamak. Bu adımın yıl sonuna kadar ya da 2020’nin ilk çeyreğinde gerçekleşeceğini söyleyen Musul şunları anlatıyor: “Ekol’ün sahibi vakıf olacak. Her yıl elde edilen karın yüzde 40’ını pozisyonlarına göre çalışanlara dağıtacağız. Yüzde 60’ını sermaye olarak değerlendirerek, yatırımlara ayıracağız. Şirketi kurduğumdan beri hayalim bu.”
Modelin Türkiye’de ilklerden biri olacağını anlatan Musul, iş modelini de değiştireceklerini ve Ro-Ro operatörü olmaktan vazgeçtiklerini açıklıyor. Musul, kapitalizmin ciddi kriz yaşadığını ve elde edilen gelirin birkaç kişinin elinde toplandığını söylüyor. Ona göre sermayenin tabana yayılması gerek. Musul’un modeli iş dünyası için ilginç bir deneyim olacak.

X