İsmail Uğural

İsmail Uğural

Yurt tarımından sesler, Anadolu’dan haberler

AMBALAJLI Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği (ASÜD) Başkanı Harun Çallı, geçtiğimiz günlerde, 1 Haziran Dünya Süt Günü dolayısıyla çok çarpıcı bir açıklama yaptı: “Sokak sütü romantizmi halk sağlığı riski oluşturuyor!”

Haberin Devamı

Çallı, “Kayıt dışı ve kaynağı belirsiz sütleri almayın, tüketicilerin güvenilir süt ürünlerini tercih etmesi gerekir” diyor.
“Halen nerede, hangi koşullarda ve hangi hayvandan sağıldığı belli olmayan çiğ sütlerin tüketiciye sunulduğunu görüyoruz. Uygun koşullarda muhafaza edilmeyen, sıcak havalarda mahallenize kadar soğutulmadan açıkta taşınan çiğ sütlerde zoonotik ve gıda kaynaklı enfeksiyon riskleri bulunduğu gerçeğini tüketiciler unutmamalı” ifadesinde bulunan Harun Çallı, gelişmiş ülkelerde örneğine rastlanmayan sokak sütü satışlarının ‘doğal’, ‘organik’ ya da ‘köy sütü’ algısıyla masum gösterilmeye çalışılmasının tüketiciyi yanılttığını vurguluyor.
Tüketicinin mutlaka güvenilir, denetlenen ve izlenebilir ürünleri tercih etmesi gerektiğinin altını çizen Çallı, “Gıda güvenliği asla ihmale gelmez” uyarısını yapıyor:
Ambalajlı ve kayıtlı ürünler; izlenebilirlik, denetim ve soğuk zincir güvencesiyle tüketiciye ulaşıyor. Tüketicinin güvenilir gıdaya erişimi açısından bu sistem büyük önem taşıyor. Unutulmamalıdır ki, süt ve süt ürünleri üretim tesislerimiz ve satış noktalarımız yılın 365 günü, 24 saat Tarım ve Orman Bakanlığımızın denetimi altındadır.”
Sonuç olarak, ‘sokak sütü romantizmi’ne aldanmayın ey tüketiciler!

Haberin Devamı

AFYONKARAHİSAR’DA SALEP TARIMI
Kadir Batuhan Varul, 1999 Afyonkarahisar doğumlu genç bir girişimci.
Amacı, ‘Afyon Salep Yetiştiriciliği’ markasını hayata geçirmek,
Varul, “Benim hikayem sadece bir bitki yetiştirmek değil, Afyonkarahisar’ın adını Türkiye’nin salep haritasına altın harflerle yazdırma mücadelesidir diyor.
Genç girişimci Kadir Batuhan Varul, köşemize gönderdiği açıklamada şunları söylüyor:
“Salep üretim yolculuğuma başlarken işin mutfağından, yani bilimsel temellerinden yola çıktım. 150 metrekarelik üretim alanımda, toprağın havalandırılmasından mineral dengesine kadar her aşamada titiz bir toprak hazırlığı süreci yürüttüm. Birçok üreticinin aksine, daha yüksek verim ve adaptasyon kabiliyeti sağlayan fide dikimi yöntemini tercih ederek, modern tarımın gereklerini yerine getirdim. Özellikle malçlama teknikleriyle toprağın nemini koruyup doğal koruma kalkanı oluşturarak, bölgemizin sert ikliminde yüksek verimli sonuçlar alınabileceğini gösterdim. Bu titiz ve disiplinli çalışmalarım ulusal düzeyde bir karşılık buldu. Türkiye Salep Üreticileri Portalı verilerine göre Türkiye genelinde 4’üncü sıraya yerleşerek başarımı tescilledim. Adım adım büyüttüğüm bu hizmet anlayışıyla şu an Afyonkarahisar’da bu ölçekte ve profesyonellikte üretim yapan tek isim konumundayım. Bir yandan güvenlik görevlisi olarak görevimi icra ederken, diğer yandan ellerimle büyüttüğüm bu fidelerle bölgemizin tarımsal geleceğine ışık tutmaya çalışıyorum. Amacım, Afyonkarahisar’ı salep üretiminin merkezi haline getirmek ve bu kadim bitkiyi en doğru tekniklerle dünya standartlarında bir markaya dönüştürmek. İnanıyorum ki, doğru yöntem, sabır ve memleket sevdasıyla harmanlanan her emek önünde sonunda zirveye ulaşır!”
Afyonkarahisarlı bu genç tarım girişimcisini hep birlikte alkışlayalım.
Eminim; kararlı, disiplinli ve bilgiye dayalı çalışmalarıyla hedefe ulaşacak ve bölge tarımında yeni bir çığır açacak.

Haberin Devamı

CEVİZ EKONOMİSİNE DİKKAT
Ülke tarımında bazı insanlar bilgili ve sabırlı çalışmalarıyla gerçekten dikkat çekiyor.
Bu tarım sevdalısı insanlardan biri de Ceviz Üreticileri Derneği (CÜD) Başkanı Ömer Ergüder...
“Türkiye, dünya ceviz üretiminde ilk sıralarda yer alan ülkelerden biri olmasına rağmen, sektör son yıllarda göz ardı edilemeyecek risklerle karşı karşıya” diyen Ergüder’in sektörel açıdan önemli uyarıları var:
“Öngörülemeyen iklim koşulları, düşük verim ve kalite, ithalat baskısı ve bahçelerden çekilme eğilimi... Son 15 yılda kurulan modern bahçeler sayesinde üretim alanı hızla genişlemiş, ancak verim, kalite ve pazarlama konularında beklenen seviyeye henüz ulaşmamıştır. Birçok bahçede ağaçlar henüz tam verim çağına gelmemiş olsa da teknik bilgi eksikliği, ilgi eksikliği ve diğer birçok farklı sebeplerle dekara verim potansiyelin altında kalmaktadır. Bu noktada, 2020 yılında kurulmuş olan Ceviz Üreticileri Derneği, sektörün ortak aklını oluşturma ve üreticileri aynı çatı altında buluşturma açısından kritik bir rol üstlenmektedir. Üreticilerin bireysel hareket ettiği bir sektör yerine, ortak sorunlarını birlikte dile getiren ve çözüm arayan güçlü bir örgütlenme hem kamu otoriteleri ile sağlıklı bir diyalog kurulmasını hem de sektörün uzun vadeli stratejisinin oluşturulmasını mümkün kılmaktadır. Bilgi paylaşımı, teknik gelişmelerin yaygınlaştırılması, yerli cevizin görünürlüğünün artırılması açısından dernek çatısı altında birleşmek sektörümüzün sürdürülebilir bir şekilde güçlenmesi için büyük önem taşımaktadır.”
Başkan Ömer Ergüder, CÜD’ün 5 ana hedefini ise şöyle sıralıyor:
“1. Üreticilerimizin bahçelerini terk etmeden, üretmeye devam edebilmelerine katkı sağlamak. 2. Üreticilerimizi güçlendirmek, 3. Bahçelerimizi güçlendirmek. 4. Sektörümüzü kamu nezdinde doğru temsil etmek ve savunmak. 5. Yerli cevizi tüketici nezdinde görünür kılmak. Bu hedefleri göz önüne aldığımızda sektör olarak bize büyük sorumluluklar düşüyor. Şunu da unutmamamız gerekir, bir ceviz bahçesi sadece ürün üretmekten fazlasını yapar, kırsal kalkınmayı sağlar, yerel ekonomileri destekler, carı açığı dengeler ve de en önemlisi, gelecek nesiller için çok değerli bir miras olur.”
Gerçekten de ceviz yüksek katma değerli bir ürün.
Hani, her şeyi para, derler ya, ceviz de sahiden öyle...
Ama tabii Ergüder’in uyarıları da mutlaka dikkate alınmalı.

Haberin Devamı

TARIM VE GIDADA BİLGİ KİRLİLİĞİ
Şahsen bu konuda çok duyarlıyım!
Yıllar içinde kendi çapımda tarım ve gıda sektörlerine ilişkin ‘bilgi kirliliği’ ile çok mücadele etmeye çalıştım.
Ne kadar etkili olabildim bilmiyorum ama en azından samimiyet ve inançla elimden geleni yapmak için uğraştım.
Şimdi çok güncel bir örnekle yine karşı karşıyayız!
Tıp doktoru Canan Karatay, “Gıda mühendisliği diye bir şey olmaz” diyor.
Tabii bu, Karatay’ın ilk büyük gafı değil.
İnsan hayret ediyor doğrusu, bir tıp doktoru gıda mühendisliği gibi çok önemli bir mesleğe nasıl bu şekilde hakaret edebiliyor, bu cüreti nereden buluyor.
Gıda Mühendisleri Odası (GIDAMO) Başkanı Uğur Toprak ise Canan Karatay’ı mahkemeye vereceklerini söylüyor.
Bence sakın geç kalmasınlar, çünkü Karatay’ın böyle çıkışları, sırf kamuoyunda gündeme gelebilmek veya gündemde kalabilmek için yaptığını artık herkes öğrendi.
Geçmiş yıllarda yine Canan Karatay, “Zeytinlik alanlar dahil, tarımsal üretimde gübre yerine kaya tuzu kullanılmalı” diye buram buram cehalet kokan, inanılmaz bir açıklama yapmıştı.
Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) yöneticileri de bu sözler karşısında dehşete düştüklerini ifade etmişlerdi.
Peki, sonra ne oldu?
Hiçbir şey olmadı, Karatay yine fütursuzca konuşmaya devam ediyor ne yazık ki...

Yazarın Tüm Yazıları