İsmail Uğural

İsmail Uğural

TÜRİB sağlam adımlarla yoluna devam ediyor

TÜRKİYE Ürün İhtisas Borsası (TÜRİB), lisanslı depolarda muhafaza edilen tarımsal ürünleri temsil eden Elektronik Ürün Senetleri’nin (ELÜS) alınıp satıldığı, alıcı ve satıcıların şeffaf ve güvenli bir piyasada buluşmasını sağlayan merkezi tarım piyasası platformu olarak faaliyet gösteriyor.8 Haziran 2018’de kurulan TÜRİB, 26 Temmuz 2019’da ilk gongunu çalarak işlem faaliyetlerine başladı. Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) ile TÜRİB’in 7’nci kuruluş yılı ve 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı dolayısıyla TOBB’da basın buluşması gerçekleştirildi.

Haberin Devamı

Toplantıya; TÜRİB Genel Müdürü Ali Kırali ve Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Necla Küçükçolak’ın yanı sıra Cumhurbaşkanlığı Tarım ve Gıda Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Aykut Gül ile FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık katıldı. Buluşmada, TÜRİB’in kuruluşundan bugüne tarım piyasalarında üstlendiği rol, lisanslı depoculuk sistemindeki gelişmeler, ELÜS Piyasası’nın performansı ve önümüzdeki döneme ilişkin projeler ele alındı.

TÜRİB NEDEN ÖNEMLİ?
Yukarıdaki ifadeler yerel ve ulusal medyada geniş ölçüde yer aldı. Tabii bir de tablonun asıl görülmesi gereken yanları var. Her vesileyle söylüyorum, Genel Müdür Kırali ve Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Küçükçolak, yalnızca tarım sektörü değil, ulusal ekonomi açısından da gerçekten stratejik bir özellik taşıyan söz konusu. Kurumu başarıyla yönetmeye devam ediyorlar. Ne var ki, TÜRİB ne ekonomi kamuoyunda ve ne de tarım sektörü yönünden hak ettiği değeri bulabilmiş değil! Özellikle çiftçiler hâlâ kendisi bakımından hayati önem taşıyan TÜRİB’i uzaktan seyretmeye devam ediyor.
Oysa, lisanslı depoculuk sistemiyle birlikte TÜRİB çiftçilerin eli ayağı olabilir. Zaten sistem bunun için kuruldu, TÜRİB’in asıl misyonu tarımsal ekonominin yanı sıra küçük çiftçilerin ürünlerini muhafaza etme ve yeni finansman imkanları sağlama gibi son derece etkin fırsatlar sunuyor. Burada elbette karamsar olmak istemiyorum. Çünkü lisanslı depoculuk ve ürün ihtisas borsacılığı geçen yıllar içinde büyük aşamalar kaydetti, rakamlar devleşti ama derdimiz bu sistemin küçük çiftçiyle daha çok bütünleşmesi.

 

Haberin Devamı

TARLADAKİ MALİYETİ GÖRMEDEN RAFTAKİ FİYATI DÜŞÜREMEZSİNİZ
Yüksek ziraat mühendisi Alparslan Tekbaş, Türkgün Gazetesi’nde güzel yazılar yazıyor. Son yazısının kısa bir bölümünü paylaşıyorum. Tekbaş’ın verdiği mesajlar önemli: “Ekonomi yönetiminin tarım sektörüne bakışındaki temel aksaklık tam da burada belirmektedir. Ekonomi yönetimi çoğunlukla en son aşamadaki raf fiyatını görüyor. Tarım tarafı ve üretici ise o fiyat oluşmadan aylar önce başlayan ağır maliyet zincirini sırtlıyor. Çiftçi tohumu toprağa atmadan önce mazot alıyor, gübre alıyor, ilaç kullanıyor, sulama elektriği ödüyor, işçilik ve makine giderlerini karşılıyor, kredi kullanıyorsa finansman yükünü üstleniyor.”

Haberin Devamı

TİCARET POLİTİKASI TARIM POLİTİKASI DEĞİLDİR!
“Türkiye’de en acil düzeltilmesi gereken anlayış karmaşası şudur: Ticaret politikası, tarım politikası değildir. Gıda fiyatları her yükseldiğinde verilen ilk refleks gümrük vergilerini düşürmek, ithalatın önünü açmak ve ihracatı kısıtlamak oluyor. Olağanüstü dönemlerde tüketiciyi korumak adına geçici adımlar atılabilir. Ancak acil durum tedbirlerini kalıcı bir tarım politikası haline getirirseniz, ülkenin üretim altyapısını tahrip edersiniz.”

 

ÖLÇEMEDİĞİN KAYNAĞI YÖNETEMEZSİN
Danışmanlık hizmetleri veren Metsims firmasının Sürdürülebilirlik Müdürü Orhan Atacan, “Karbon ayak izi, su ayak izi veya dijital tarım kavramları birçok üreticiye hâlâ geleceğin konusu gibi gelebiliyor. Oysa, meselenin özü çok daha basit: Ne tükettiğimizi bilmiyorsak, neyi yönettiğimizi de bilmiyoruz” diyor.
Verilen mesaj çok açık: “Tarım, doğrudan doğal kaynaklara bağımlı üretim sektörlerinden biridir. Türkiye’de kullanılan suyun yaklaşık yüzde 77’si tarımsal sulamada tüketiliyor. Ancak, mevcut sulama randımanı yaklaşık yüzde 52 seviyesinde. Başka bir ifadeyle, kullanılan suyun önemli bir bölümü ürüne dönüşmeden kaybediliyor.”
Peki, çözüm için Atacan ne öneriyor?
“İşte, dijitalleşmenin gerçek değeri burada ortaya çıkıyor. Amaç yalnızca sensör kullanmak, veri toplamak veya yazılım satın almak değildir. Amaç; bir kilogram sebze üretirken ne kadar su, enerji, gübre veya yakıt tüketildiğini bilmek, bunu ölçmek ve her yıl daha iyi hale getirmektir. Çünkü ölçülemeyen hiçbir kaynak verimli yönetilemez.”
Uzak değil, yakın gelecekte ‘dijital tarım’ ya da ‘tarımda dijitalleşme’yi fazlasıyla konuşur hale geleceğiz. Bu somut gelişmeler için hazırlıklı olmak gerekiyor.

 

Haberin Devamı

KAHVEDEN DEĞER YARATMAK
Hepimizin farkındayız, neredeyse her geçen gün yeni bir kafe açılıyor. Tabii bu da bir girişimcilik örneği. Ancak, böylesi girişimler ne ölçüde kalıcı ve sürdürülebilir olacak işte burası çok tartışılır. Diğer yandan, kahve sektörü son yıllarda yalnızca tüketim rakamlarıyla değil, tüketicinin değişen davranışlarıyla da dikkat çekiyor. Özellikle genç kuşakların kahve tüketimine yaklaşımı, sektörün geleneksel gıda ve içecek kategorisinin dışına taşınmasına sebep oluyor.
Kahve endüstrisine yönelik projeler gerçekleştiren Dream Sales Machine Başkanı Alper Sesli, “Bugünün kahve dükkanları sadece içecek satmıyor; aidiyet, topluluk ve yaşam tarzı sunuyor. Türkiye’de yükselen kahve kültürü, yeni neslin tüketim alışkanlıklarını ve deneyim ekonomisini yeniden şekillendiriyor” gibi farklı bir değerlendirmede bulunuyor.
Sesli’ye göre bugün gençler bir fincan kahveye değil, kendilerini ifade edebilecekleri deneyimlere yatırım yapıyor. Türkiye’de kişi başına kahve tüketimi son yıllarda yaklaşık 4 kat artarken, sektörün ekonomik büyüklüğü de milyar dolarlık seviyelere ulaştı. Ancak, bu büyümenin arkasında yalnızca kahve tüketimindeki artış değil, değişen yaşam tarzları ve yeni neslin tüketim alışkanlıkları bulunuyor.

Haberin Devamı

AİDİYET DUYGUSU SUNMAK
Önümüzdeki dönemde kahve sektöründe büyümenin devam edeceğini belirten Alper Sesli, başarılı markaların yalnızca ürün satan değil, topluluk oluşturan markalar olacağını vurgulayarak, “Artık herkes kaliteli kahve sunabiliyor. Fark yaratan unsur, insanların neden o markanın etrafında toplandığı olacak. Gelecekte en değerli markaların müşterilerine sadece ürün değil, aidiyet duygusu sunabilen markalar olduğunu göreceğiz” şeklinde konuşuyor.
Aslında, ‘kafe ekonomisi’ ayrıca ve ayrıntılı ele alınması gereken bir ekonomik olgu, ancak Sesli’nin son cümlesini hayli ilginç ve dikkate değer bulduğumu da vurgulamak istiyorum.

Yazarın Tüm Yazıları