İsmail Uğural

İsmail Uğural

Buğday üretimini neden artırmalıyız (4)

BU önemli konuda dördüncü ve son yazıyı yazıyorum.

Haberin Devamı

İlk üç yazıda hububat sektörünün önde gelen temsilcilerine yer vermeye çalıştım.

Bu çerçevede, biraz da iddialı bir söylemle, sektörel bir kampanyaya dönüştürmek istedim.

Bu süreçte sektör temsilcileri yakın ilgi gösterdiler ve destek verdiler.

Doğrusu, bundan memnunum.

İlk yazıdan itibaren Uluslararası Un Sanayicileri ve Hububatçıları Birliği (IAOM) Avrasya Başkanı Dr. Eren Günhan Ulusoy, Tahıl ve Bakliyat İşleme Teknolojileri Depolama ve Analiz Sistemleri Derneği (TABADER) Başkanı Prof. Dr. Mustafa Bayram, Hububat Tedarikçileri Derneği (HUBUDER) Başkanı Gürsel Erbap ve Ulusal Hububat Konseyi (UHK) Başkanı Yaşar Serpi görüşlerini paylaştılar ve gerçekçi değerlendirmelerde bulundular.

Şimdi ise Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) Başkanı Mesut Çakmak görüş ve önerilerini dile getiriyor.

Haberin Devamı

STRATEJİK KALKINMA HAMLESİ

Çakmak, “Buğday üretimini artırmak bir zorunluluk değil, stratejik bir kalkınma hamlesidir” diyerek söze başlıyor ve ekliyor:

“Türkiye un sanayi yıllardır küresel ölçekte rekabet gücünü kanıtlamış, üretim kapasitesi ve kalite standartlarıyla dünya gıda zincirinde güçlü bir konum elde etmiştir.

Ancak bugün artık yalnızca sanayicinin değil, tarım politikalarının da ortak bir sorusuyla daha sık karşılaşıyoruz.

‘Buğday üretimini artırmalı mıyız?’

Yanıtımız net: Evet, artırmalıyız.

Ancak bu artış sadece miktara dönük bir hedef olmamalı, verimliliği, kaliteyi, sürdürülebilir üretimi ve tedarik güvenliğini de esas alan bütüncül bir stratejiyle desteklenmelidir.”

KURAKLIK VE DON ZARARI

“Türkiye’nin buğday stoklarının güçlü olması ve sanayimizin mevcut arzda bir risk görmemesi elbette güven verici.

Ancak iklim krizinin etkileri, kuraklık, don olayları, yükselen girdi maliyetleri ve küresel ticaretteki dalgalanmalar artık bize başka bir tabloyu zorunlu kılıyor:

Tarımda planlı, verimli ve teknoloji odaklı bir dönüşümü hayata geçirmek.

Geçtiğimiz yıl 21 milyon ton civarında gerçekleşen rekoltenin bu sene kuraklık ve don sebebiyle düşeceğini öngörüyoruz.

İç piyasada bir arz problemi beklemiyor olsak da bu eğilim bize uzun vadede üretim kapasitemizi güçlendirmenin zorunluluğunu hatırlatıyor.

Haberin Devamı

Üstelik bu sadece iç pazar için değil, dünya un ihracatında uzun süredir liderlik koltuğunu koruyan Türkiye için stratejik bir gereklilik.”

YÜKSEK KALİTELİ BUĞDAY ARZI

Geçtiğimiz yıl uygulanan dış ticaret kısıtlamalarının un ihracatını yaklaşık yüzde 30 azaltmasıyla istikrarlı ve öngörülebilir politikaların ne kadar önemli olduğunun bir kez daha ortaya çıktığını söyleyen Mesut Çakmak, şöyle devam ediyor:

“Ekim 2025’te ihracatta yeniden yakaladığımız yüzde 40.9’luk güçlü sıçrama ise Türkiye’nin doğru koşullar sağlandığında nasıl hızla ivme kazanabildiğinin açık bir kanıtı.

Sektörümüzün küresel pazarlardaki gücünü pekiştirebilmesi için hem istikrarlı dış ticaret politikalarına hem de güçlü bir hammadde temelinin sürekliliğine ihtiyaç var.

Haberin Devamı

Buğday üretiminin artırılması sadece tarımda değil, un, bulgur, irmik ve diğer hububat mamulleri sanayinin tamamında kalite, maliyet ve rekabet gücünü de doğrudan etkiliyor.

Tüketicinin beyaz undan tam buğdaya, siyezden glutensiz ürünlere uzanan çeşitlenen talebi, sanayicimizin ise katma değerli ihracata yönelişi göz önüne alındığında yüksek kaliteli buğday arzı artık bir tercih değil, mutlak bir zorunluluk.”

GIDA EKONOMİSİNE YATIRIM

TUSAF Başkanı Çakmak son olarak şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Ancak bu artış mutlak surette nitelikli olmalı.

Dijitalleşme, sürdürülebilir üretim modelleri, bölgesel tüketim farklılıklarını gözeten planlama ve üretici‐sanayici entegrasyonunu güçlendiren bir yapının kurulması bu noktada kilit önemde.

Haberin Devamı

Un sanayi, Türkiye’nin temel gıda güvenliği ve ihracat performansı açısından stratejik bir sektör.

Buğday üretiminin artırılması yalnızca bugünün değil, yarının gıda ekonomisine yapılan bir yatırım demek.

Türkiye bu alanda gerekli potansiyele sahip.

Doğru politikalar, istikrarlı finansman ve güçlü koordinasyonla bu potansiyeli sürdürülebilir bir avantaja dönüştürmek mümkün.

TUSAF olarak hem sektör paydaşlarını hem de yatırımcıları katma değerli ürünlere yönelmeye, verim artırıcı teknolojilere yatırım yapmaya ve uzun vadeli stratejik planlamanın bir parçası olmaya davet ediyoruz.”

Yazarın Tüm Yazıları