Geriİlhan SÖYLER Volkan bize patladı!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Volkan bize patladı!

EURO 2016 elemelerinde ‘gala maçı’nın ilk yarısı bizim için hüsrandı.

Rakibin uzun ve isabetli paslarını kesemedik ve onlara aynı şekilde cevap veremedik. Tatlı-sert fizikleri ve hava hakimiyetleri ile İzlandalılar, ilk yarıyı rahat şekilde önde kapattı. Her an yere sağlam bastı rakip takım... Kendi aralarında yakaladıkları uyum ve devamında gerçekleştirdikleri hücumlar, derslerine ne kadar iyi çalıştıklarını gözler önüne serdi. Peki Türkiye, ilk 45’te rakibin etkili oyununa karşı ne yapabilirdi?
Daha kısa paslarla, ileri doğru gitmemiz lazımdı. Hızlı bir futbol oynayıp, topu yere indirmeliydik.

HALI SAHADA GİBİ

FİZİK farkı da ilk devre boyunca göze battı. Bu gibi maçlarda iyi konsantrasyon ve fizik üstünlük çok önemli faktörler. İlk devredeki hüsranın dozu, ikinci yarıda iyice arttı. Kaleci Onur öyle ağırdı ki, bir an kalede başka biri var zannettim. Gollerde üst üste hatalar yaptı. millilerin temposu, halı saha (!) temposuydu.
İkili mücadelelerden kaçmayan, kalemize korkmadan gelen İzlanda karşısında dakikalar geçtikçe küçüldük! Takım halinde yokları oynadık. Ne Arda, ne Emre Belözoğlu ne de Selçuk İnan vardı sahada. İzlandalı Sigurdsson ve Sigthorsson‘du oyunun hakimiydi. Her futbolcunun kendi şöhreti olabilir ama takım olamadıktan sonra her şey nafile... Elemelere iyi bir ders alarak başladık. Ama Bardarbunga Yanardağı’nın aktifleştiği şu günlerde, İzlanda Milli Takımı’nın da volkan gibi patlamasını önleyememek Türkiye’ye yakışmadı.

X

Prandeli’nin işi zor mu zor!

Galatasaray’ın dünkü maçta aldığı ilk yarı karnesinde, ”Henüz sezon başı, yeni transferler uyum içinde” deme lüksü yok.

Çünkü biri Yasin diğeri ise Olcan, onlarla takım olursa o zaman Galatasaray’ın önü bir hayli kapalı değil de, nedir?

Peki Galatasaray nasıldı?

Afiş olarak kapalı kapıların ardında oynuyorlardı.

Sarı kırmızılılar topu birinci bölgelerinden gelişi güzel çıkarırken bu hataları değerlendiren Fenerbahçeli futbolcular birçok pozisyon yakaladı.

Yazının Devamını Oku

Bu kadro Devler Ligi'nde iş yapar

G.Saray, Avusturya ve Macaristan kamplarında yaptığı hazırlık maçlarında net bir görüntü verememişti...

Prandelli’nin takımı tam olarak tanımaması ve genç oyuncuların performansını görmek için sürekli değişik kadrolarla oynaması takımın istikbali ile ilgili net bir fikir sahibi olmamamıza neden olmuştu.
Son İspanya şampiyonu, Şampiyonlar Ligi finalisti Atletico Madrid, sahaya tıpkı Galatasaray gibi ciddi, ve neredeyse tam kadro çıktı.
Çünkü iki takımın da yeni sezon ile ilgili önemli planları ve çok yakın zamanda ülkelerinde Süper Kupa finalleri var...
Bu görüntü de dün gece iyi bir futbol izlememizi sağladı.
İki teknik adam da takımlarının performanslarını net bir şekilde görme şansı yakaladı...
Atletico’yu Arda için yakından takip etmeye çalışıyoruz ama gözümüz daha çok Galatasaray’da idi...
Takım yavaş yavaş oturuyor...

Yazının Devamını Oku

Galatasaray’ın başı dertte

Sarı kırmızlılar geçtiğimiz yıllardaki transfer yanlışlıklarının cezasını çekiyor.

Galatasaray, İtalyan teknik direktör Prandelli'nin istemediği yerli ve yabancı oyuncuları elden çıkarmak için adeta reklam vermeye başladı. Yabancı sınırlaması nedeni ile Dany, Eboue ve Ontivero gibi oyuncular öncelikli gidecekler listesine ekledi fakat ne arayan, ne soran var...

Ajantinli genç oyuncu Ontivero önce İtalyan ekiplerden Cagliari'ye kiralık olarak gitti, ama transferden son anda vazgeçilince elini kolunu sallayarak Türkiye'ye geri döndü.

Galatasaray bu oyuncuları elden çıkaramadığı sürece ödenecek tazminatların yüksek olması sebebi ile takım borç içinde olacak.

Bunu yanı sıra Sabri, Engin, Ceyhun gibi yerli oyunculara talip olan da çıkmadı ve takas yolu kapalı...

Yazının Devamını Oku

Prandelli ile 1 saat 15 dakika

Galatasaray’ın yeni Teknik adamı Prandelli’yi önceki gün ilk çalışmasın izlemek için Florya’ nın yolunu tuttum…

Takım sahaya çıktığında sezon fotoğrafları çekilmek üzere, kalabalık bir topluluk oluşturdu.
Bir yanda tam mor forma giymiş 22 kişi vardı.
Bir Teknik adamın, Başarı’ ya giden yolda yalnız olmadığını anlaşmış olacak ki,
İlişkilerini şimdiden sağlam tutmak için ilk hamleyi yaptı.
Peki kim bu 22 kişi, sezon boyunca birlikteliğini sürdürecek olan topluluk kimler:
Asistanlar.
Doktorlar.

Yazının Devamını Oku

Önceliği para değil başarı

Prandelli’nin G.Saray’a gelişinde rol oynayan Ali Güven, “O başarıyı, paranın önünde tutar” dedi.

G.SARAY’ın yeni teknik adamı Cesare Prandelli’yi arkadaşı ve sarı kırmızılı takıma gelişinde önemli rol oynayan menajer Ali Güven, “Prandelli önceliği her zaman başarıya verir, parayı geri planda tutar” diye özetledi. İtalyan teknik adamın G.Saray’da yapmak istediklerini kendisine anlattığını belirten Güven şunları söyledi:

Önce takım oyunu

- Çalıştırdığı takımlarda tek lider aramaz, takım oyununa önem verir.
- En büyük özelliği genç oyunculara verdiği şanstır.
- Mütevazi ücretlerle transfer ettiği Jovetic ve Melo’nun astronomik fiyatlara satılmasını sağladı.
- Kaybetmeyi asla kabul etmez. Önceliği başarıdır, para her zaman ikinci plandadır.
- İtalya Milli Takımı’ndan istifa eden Prandelli, Ünal Aysal’a söz verdiği için yeni bir sayfa olarak gördüğünden G.Saray’a geldi.

Yazının Devamını Oku

Dünya Kupası iyi bir kahve kadar lezzetli olmalı

Şu izlemek de olduğumuz Dünya Kupası’nın sonuna geldik, geldik de ne oldu?

Bence koca bir hiç... En azından FİNAL nasıl olmalı diye düşündüm, bari final gibi olsun. Sulu gözlü Brezilya bu finalin sonunda olmadığına çok sevinenimiz lazım...

Neler geldi neler geçti, bu Dünya Kupası deresinden, biz bakar olduk... İtalya’ya, Brezilya’ya, Avrupa takımlarına güvenimiz sıfıra indi. Şatafat çok ama futbol yok, demeyelim , daha doğrusu ruhu yok , sevimsiz , lezzetsiz bir Dünya Kupası…

Sanki tuzu biberi yokmuş gibi.. Final de bari lezzet istiyor sanki insanlar.. Tribün de ki seyirciler stadın ekranın da kendilerini gördüğü zaman attığı çığlığı maçta atamıyorlar sanki... Neyse gelelim FİNAL nasıl olmalı? İtalyanların bir sözü var hiç unutmam , iyi bir kahve nasıl olmalı diye sormuştum, dediler ki..

İYİ BİR KAHVE... GECE KADAR KARANLIK ve KOYU, CEHENNEM KADAR SICAK, ama en önemlisi; MELEK KADAR SAF OLMALI... Bu Dünya Kupası bana göre iyi bir kahve kadar lezzetli bile değil..

Saygılar sunarım…

Yazının Devamını Oku

Neymar tüm hesabı bozdu

ALMANYA disiplinden taviz vermiyor ve takım halinde oynuyor.

Brezilya’da ise Neymar’ın sakatlığı işleri karıştıracak. Diğer tarafta Hollanda, Arjantin’e göre daha şanslı. Dünya Kupası’nda Avrupa finali olur ve Almanya-Hollanda kapışır. Orada da şanslar yarı yarıya eşit olur.

Yazının Devamını Oku

Doymuşluk yorgunluk ve yeni yıldızlar

DÜNYA Kupası pür telaş içinde devam ediyor... Ancak idareciler ve hocalar galiba bir yerde hata yaptılar.

Mesela klasik Avrupa futbolu galibiyetleri gelmiyor. Sadece Avrupa mı? Favorilerden Brezilya bile, her an kupaya veda edebilir. Aslında bu kupa net bir şeyi ortaya koydu. futbol bütün dünyada birbirine benziyor. Önemli olan becerilerini mücadeleyle harmanlayabilmek. Tabii bir de başarıya açlık ve Avrupa futbolunun getirdiği yorgunluk var...
La Rochefouauld’nun dediği gibi ‘En cömertçe bağışlanan şey nasihattir.’ Bizim nasihat çekecek bir kariyerimiz yok ama hala görebilmek için gözlerimiz var. İspanya’nın hali ortada. Başarıya doymuşlar. Yorgunluğa en güzel örnek de Portekizli Ronaldo değil mi? Aslında Messi de aynı Ronaldo gibi bitkin. Ama galibiyet gelince sorun hasıraltı ediliyor. İran maçında golü atana kadar Messi için tribünde mırıltılar varı. Gol ise her şeyi değiştirdi.

Doğru nota Belçika

Peki ya kupanın ortaya çıkarttıkları yok mu? Mesela İsviçreli Xherdan Shaqiri. Tam futbol için yaratılmış. Sanki sihirli güçlere sahip. Ya Belçika’ya takım olarak ne demeli. Yeni doğmuş bir bebek gibi. Genç, dinamik, Hazard, Lukaku ve Origi gibi oyuncularla becerili... Ayrıca takım oyunu denilince de Almanya ile birlikte ilk akla gelen takımlar. Tüm oyuncular kendi kulvarında çalacakları enstrümanı ona göre ayarlıyorlar ve yanlış notaya basmıyorlar.
‘Dünya Kupası’nı kim alacak’ çok iyi bir soru olmaz. Ne demişler: Aslında yok birbirlerinden farkları. Ama yine de geride kalan günler bir süpriz finalist gösteriyor gibi...

Yazının Devamını Oku

Arjantin'in işi zor

JOHAN Cruyff, “Futbol daima güzel bir şekilde oynanmalıdır, hamle tarzını bilen oyunculara ihtiyaç var, o zaman muazzam bir gösteri olur” der.

Şimdi Arjantin-İsviçre karşılaşmasını bölüm, bölüm anlatayım.
Birinci yarıda neler oldu?
Her iki takımda kişisel becerileri fazla oyuncular var, bu maçta da bu göründü.
İsviçre’de Shaqiri’nin futbol yapısında neler mevcut :
-Serbest Düşünme.
- Bireysellik.
-Saha içinde artistlik ve sanatsal düşünce.

Yazının Devamını Oku

Makine gibi...

BİR takım düşünün, oyunu devamlı kanatlara yayıyor, kullanılan her top hedefe giden mermi gibi yerini buluyor.

Özellikle Almanya’nın sağ kanadında oynayan Boateng, kazandığı topları olumlu kullandı.
Ama hücumda oynayan sahada Podolski var mıydı, yok muydu anlamadım. Şayet bu ikili biraz daha etkili olabilirse düğüm en başından çözülürdü.
Bugünlerde Lahm’ın orta sahada oynayıp, oynamayacağı tartışılıyor... Dün izlediğim Lahm’ın performansı ve Boateng ile pas alışverişi kusursuzdu.
Amerika’nın amacının önce gol yememe olduğu çok net belli oluyordu. İyi kapanan ABD kontratakla sonuca gitmeye çalıştı.

PODOLSKI’Yİ İYİKİ ALDI

LÖW oyunun ikinci bölümünde oyundan aldığı Podolski için doğru seçim yapmıştı. Bırakın gol atma, rakip defansı zorlamaya bile gitmedi...
İlk yarıda oyuna renk getiren Boateng’i, arkadaşları uzun zaman dilimi içinde unutup gittiler. Oda herhalde böyle mutlu olduğu için fazla kendisini yormadı. Bizim yakından tanıdığımız oyuncular da vardı dün sahada... Mesut gibi...

Yazının Devamını Oku

Aç kurt, Aslana saldırır

Bir deyim vardır "Aç kurt, Aslana saldırır" diye…

Yeni bir Milli takım, yeni gençler, yeni isimler ve yeni bir futbol anlayışı.

ATATÜRK ne demişti;

“Ordu Yok dediler, Kurulur; Para yok dediler, Bulunur; Düşman Çok dediler, Yenilir” dedi. Ve bütün dedikleri oldu.

Şimdi Fatih Terim böyle bir topluluğu bir araya getirip, geçmişe bir sünger çekmek için kolları sıvadı.

Fatih Terim için asıl önemli olan 2016 Avrupa Şampiyonası için daha güçlü bir ekip kurmak. Hazırlık maçlarına bakıldığında her oyuncu milli takımı daha üst seviyelere taşımak için yarış içinde.

Yazının Devamını Oku

Zamanın hızlı ikilisi

Her ikisi de Galatasaray için yıllarını verdi.

Önce yönetimde bulundular, sonra, Futbol Sorumluluğunu üstlendiler ve Başkan oldular.

1990 yıllarının sonlarında Adnan Polat futbol sorumluğunu, Mehmet Cansun ise ikinci başkanlığı görevindeydi.

Her zaman takımla birlikte olan ikili, Teknik heyet dışında takımın tüm zor durumlarında öne çıktılar.

O zamanlar Antalya’da yapılan devre arasında kampında Adnan Polat’ın saçları simsiyah ve şimdi olduğu gibi beyaz ve kısmı dökülmüş durumda değildi.

Yazının Devamını Oku

İlhan Söyler'le nostalji

Bazı oyuncular vardır, futbolculuğunun yanı sıra kişiliği ve giydiği formanın büyüklüğünü hiç unutmadan çizdiği imajla taraflı tarafsız herkesin gönlünde unutulmaz bir yere sahip olur. Tıpkı, Metin Oktay gibi...

Küçük yaşlarımda kendisini hayranlıkla izler, hayaller kurardım. Zaman öyle hızlı akıp geçti ki; yıl 1968'i gösterdiğinde Gençlerbirliği formasını giymeye başladım. Ve küçükken acaba karşı karşıya yada yan yana oynayabilir miyim diye hayaller kurduğum Metin Oktay, Galatasaray formasıyla karşımda duruyordu. Ankara 19 Mayıs Stadı'nda Metin Oktay ve arkadaşlarına karşı oynamak için sahaya çıktığımızda oldukça heyecanlıydım. Ancak arkadaşlarım sahadayken ben o anda yedek kulübesinde oturuyordum.

Henüz maçın başında takım arkadaşım Burhan Tözer'in serbest vuruştan attığı golle 1-0 öne geçtik. Soyunma odasına da bu üstünlükle gittik. İkinci yarıda ise Metin Abi, kendine has vuruşlarından biriyle beraberliği getiren golü attı. Golden sonra hocam bana "İlhan sahaya" dedi. Maçın başındaki heyecanım bir anda gitmişti. Oyun 1-1 devam ediyordu ve maçın bitmesine kısa bir süre kalmıştı.

Sağ taraftan Burhan oldukça güzel bir orta yaptı. Galatasaray kalesinde Nihat Abi vardı. Ondan önce yükseldim ve top ağlarla buluştu. İnanılmaz bir sevinç yaşıyordum ve benim golümle Galatasaray'ı 2-1 yenmiştik.

Maç bittiğinde soyunma odasına doğru yürürken Metin Oktay yanıma geldi. Küçüklüğümün kahramanı yanımdaydı ve benimle konuşuyordu. "Küçük" diye başlamıştı cümlesine ve devam etti, "Seni sahanın öbür ucundan izledim. Kafaya çıktığını gördüm. Zamanlaman nefisti. Attığın gol ise çok çok iyiydi. Böyle devam et" dedi ve yanaklarımdan öptü.

Bunu söyleyen Metin Oktay olunca sevincim ikiye katlanmıştı. Efsanenin son senesiydi. Ben de o yıllarda Deniz Kuvvetleri'nde askerlik yapıyordum. Matan sonra da karargaha döndüm. O dönem, Albay Muzaffer Ataklı’nın postasıydım. İzin kağıdı almak için günün geçmesini bekliyordum. Güler yüzüyle tanıdığım albayın suratı asıktı. Nedenini merak ediyordum. En sonunda “Şu paltomu tut. Bir daha da Galatasaray’a gol attığını görmeyeceğim. Ama senin attığın gol de güzeldi" deyince rahat bir nefes almıştım.

Futbola 9 yıl daha Gençlerbirliği formasıyla hizmet ettim. Zamanı geldiğinde ise antrenörlük yerine gazeteciliği tercih ettim. Milliyet’te görev aldım. Metin Oktay ise İzmir de Milliyet’te yazarlık yapıyordu. Yeşil sahalarda birlikte oynama şansı elde ettiğim Metin Oktay'la bu kez gazetecilik mesleğinde bir aradaydık. Göztepe, Altay ve Karşıyaka gibi büyük takımların maçlarında birlikte olmaya başladık. Artık abi kardeştik. Onunla birlikte olmak her zaman ayrıcalıklıydı. İstanbul ‘da Metin abi yaş gününü kutladık. Galatasaray adasında yapılan toplantıda neşesi yerindeydi, güldük eğlendik... İki gün sonra ise o acı haberi duyduk. Metin abiyi trafik kazasında kaybetmiştik.

Bu büyük futbol adamını hem yeşil saha içinde hem dışında tanıma şansını elde etmiş biri olarak oldukça gururluyum.

Yazının Devamını Oku

Ne çektiyse dilinden çeken Yılmaz Vural

Ne çektiği ise çenesinden çekti.

Türk futbolunda Teknik adam olarak büyük takımların haricinden bir çok takımda görev yapan Yılmaz Vural, son olarak da Mersin’den olaylı olarak ayrıldı.

Bir basın toplantısı yapan Yılmaz Vural adeta açtı ağızın yumdu gözünü.

Gidişini çeşitli yönlerden gelen pusuları çözemediğini, kendisi gibi uyanık bir kişinin böyle bir tuzağa nasıl düştüğünü anlayamadığını söyledi.

Neyse Yılmaz Vural tüm takımlarından ayrıldıktan sonra hep bir olayla karşılaştı.

Antalyaspor’da iken kendisiyle gelecek için bir söyleşi yapmıştım .

Şu sözleri söylemişti:

“Kulüp adeta fareler cirit atıyor, toparlamak için zor günler yaşıyorum. Ekonomide bozuk, bu kulüp binasını daha lüks hale getirmek için yoruldum, diğer yandan da takımı ligde tutundurmaya çalıyorum”

Bende bu konuşmaları yazdım.

Yazının Devamını Oku

G.Saray burun farkıyla kazandı

Futbol felsefesinde şöyle bir deyim var; “Tek kale oynadı.”

İşte Galatasaray böylesine futbol oynarken, K.Erciyes adeta Galatasaray’a izledi durdu. Hiç kaleyi düşünmeyen bir oyun kalıbı ile oynarsan tabi ki arkana yaslanıp durursun.

Galatasaray’ın oyunu geliştirenlerin arasında Selçuk adeta” Hayal gücünü kulandı, çözüme ulaşmak için durmadan bir çok kapıları zorladı”… Hem kanat arkadaşlarını , hücum adamları harekete geçirenlerin başında geldi.

Burak önce yapmak istediği rolünü önce yaptı, Ceza sahasına girerken, Diakate ile mücadele ye girdi, rakibin ayağı sabit olarak yerde, Burak ayaklarını içine atıyor düşüyor, isyan ediyor Penaltı diye.

Hem hakemi, hem taraftarı, hem de Mancini isyanlarda yapma be kardeşim artık bunu kimse yemiyor.

Snejder öylesine bir pozisyonu kaçırdı ki kendisine bile yakıştıramadı. Bereket versin ikinci bölümde Burak’a öylesine bir pas attı ki bu topu Burak’a yalnız dürtmek kaldı.

Galatasaray son haftaları noktalarken bazı oyuncuları da kazanma adına bir kardı.

Örneğin Chedjou öylesine emin ve disiplin içinde oynadı ki, ben de varım diyordu.

Manci’nin sezon boyuncu defansın sağından hava alıp durdu. Mancini bir çok adamları denedi olmadı, hiç birinde tam bir randıman alamadı.

Yazının Devamını Oku

Mancini'nin karnesi

Futbolda bir teknik direktör, kolay kolay yetişmiyor. Önce bir çok kademeden geçiyor.

Hocalık, herkesin dışarıdan gördüğü kadar kolay değildir.
Galatasaray gibi büyük bir takıma gelmek, hele ki sezon başladıktan 6 hafta sonra bu göreve atanmak her yiğidin harcı değildir.
Mancini de, Türkiye’de ilk kez bir ekibi çalıştırmak için elini taşın altına koydu.

Peki bu birliktelikte mutlu olmak için, İtalyan hocanın kimlerle olan ilişkilerine dikkat etmesi gerekiyordu?
1- Başkan ve yönetim.
2- Asistanları...

Yazının Devamını Oku

Mancini gidecek mi?

FUTBOLDA öncelik, kenar yönetimi ile sahadaki futbolcuların sıkı iletişimi üzerinden, rakipler karşısında top hakimiyetini, savunma ve hücum üstünlüğünü sağlamaktır.

Meydana bu faktörler ışığında başarılı bir takım çıkarmak da teknik adamın işidir. Trabzonspor önünde hedefe giden, yapması gerekenleri hayata geçiren taraf Galatasaray’dı.

Selçuk’un maçın ilk dakikasından itibaren kullandığı doğru paslar, ikinci devrede meyve vermeye başladı. Milli yıldız önce Melo, sonra Yekta ve Semih’e gönderdiği müthiş pasların devamında top, usta Sneijder’in ayağıyla buluşunca, ağlara gitmesi içten bile olmadı...

YEKTA DA ÇOK ÖNEMLİ

SELÇUK, Galatasaray’da bugüne kadar küskün oynamanın sıkıntısını çekti hep... Geçmişte duran topların tek hakimi olan tecrübeli futbolcu, büyük çalışmalar sonucu bu beceriyi kazandı. Özellikle duran toplardaki etkili vuruşlarının önünün kesilmesinde, Drogba faktörünü es geçmemek lazım.

Her zaman Drogba, topun başına geçiyor ve “Bu benim işim” diyordu adeta... Selçuk da eli-kolu bağlı kalıyordu. Kendini bulan Selçuk’un yanı sıra, Yekta’nın da takımın en önemli dişlilerinden biri olduğunu belirtmek gerek. Savaşmayı, oyun kurmayı seven bir yapısı var...

ACABA NE YAPACAKLAR?

AVNİ Aker’deki karşılaşmanın en önemli isimlerinden biri de Semih’ti. Defans anlayışı dışında kendine başka bir görev de üstlenmişti. Birinci golde yaptığı hizmeti, üçüncü golde de gösterdi. Mancini’yi tebrik etmek lazım. Sanırım gelecek planları arasında Semih’ten bir sağ bek yaratma düşüncesi de var. İtalyan hocanın bir diğer olumlu düşüncesi ise skor olarak üstünken, “Aman skoru koruyayım” kafasında olmaması...

Galatasaray, Mancini’nin oyun düzenini geç de olsa kavrayabildiği için bana göre çok şanslı. Geçtiğimiz haftalarda, “Mancini gitti, gidecek” ve “Mancini’nin sonu geldi” diyenler acaba şimdi ne düşünüyorlardır?

Yazının Devamını Oku

Mancini isteyince...

TÜRKİYE’de neler oluyor? Günlük yaşantımızda, spor alanlarında bir gerginliktir gidiyor.

Sahada futbolcular, hemen birbirine giriyor. Tribünlerden meşale yağıyor. İnsan, “Yok artık!” diyor. Oysa dün, güne güzel başladık. Konya’da dostluk vardı. Ne olduysa oldu, maç öncesi bıçaklar konuştu. Umarım bu tarz olaylar, bir şekilde sporumuzdan uzaklaşıp gider...
Maça dönecek olursak, ‘Ne de olsa zaman var, garanti oynayalım’ diyen iki takım karşılaştı. Hem Eskişehir, hem de Galatasaray ‘Fırsat bulursak, bir gol atarız’ düşüncesindeydi. Eskişehirspor ‘Biraz yükleneyim, ileride kalabalık olayım’ derken, pozisyon buldu ama kritik anlarda sahnede Galatasaraylı Yekta vardı. Çizgiden çıkardığı top, Galatasaray’ın dirilişi oldu.

ASLAN PAYI VE SNEIJDER

SON haftaların en kritik adamı Sabri, sahanın her yerindeydi. Mancini, ‘defansı sağlam tutayım, gerisi gelir’ mantalitesini benimsemişti. Bu mantalite, Eskişehir karşısında işe yaradı. Kırmızı siyahlılar, topla çok oynamanın zararını görüyordu. Çünkü, Melo ve Sneijder gibi yıldızları unutmuşlardı. Böyle oyuncular, bir anda ortaya çıkma özelliğine sahiptir...
Oyun içinde fazla gözükmeyen Selçuk da, Eskişehirsporlulara kendini unutturan isimler arasındaydı. Ve sonra G.Saray’ın dirilişi başladı. Çünkü yılların tecrübesiyle Sneijder, öyle bir pozisyona girdi ki, orada golü yapmak her babayiğidin harcı değildi.

İSTEDİĞİNİ ALDI

ŞİMDİ G.Saray’ı yeri geldiğinde yuhalayan, Mancini’yi istifaya davet eden taraftar kupa zaferini kutluyor. Aslında İtalyan hoca, elindeki malzemeyi kendi seçmedi. Bazı oyuncularına hayat vermek için çok fırsat tanıdı. İyi ya da kötü kupa şampiyonluğunu yaşattı. “Kupayı alırım” dedi ve aldı.

Yazının Devamını Oku

Galatasaray’ın eski üç kafadarı

Futbol dünyasında zaman gelir bazı isimler unutulmaz.

Hele bir takımda öyle bir dayanışma olur ki, onu ordu gelse yıkamaz.

Galatasaray’ın 2009, 2001’de UEFA kupasını kaldırdığı zaman, daha sonra da süper kupayı alma becerisini kazanan takımda, bir üçlü vardı k, görev yerleri değişikti.

Hakan Ünsal, Arif Erdem ve Okan Buruk.

Arif Erdem hücumda oynadığı zaman adeta fırtına gibi esiyordu.

Yazının Devamını Oku