İlber Ortaylı

İlber Ortaylı

iortaylihs@hurriyet.com.tr

Mansur Yavaş

Mansur Bey ağır aksak politik nutuklardan ve gösterişten kaçınan biridir, naziktir. İyi niyetli ve çalışkandır. Türkiye ve Ankara için bir kazançtır. Hangi grup Mansur Beyle uğraşırsa yanlış yapar. Galiba bu sıralarda hakkında soruşturma başlayacak. Adalete olan saygımdan dolayı bu kendisiyle alakalı son yazımdır. Ama adalet bekliyoruz...

Haberin Devamı

Mansur Yavaş’ı tanıdığım zaman, henüz Beypazarı Belediye Başkanlığı’nın son yıllarıydı. Ankara’da uzun süre yaşadığımdan, şehrin içindeki tarihî mahalleleri çok erkenden gezdim ve buralardaki eski eserler bazen turistik rehberlerde bulunmayacak şekilde dikkatimi çekmiştir. 1963’te Mukadder Sezgin Bey’in rehberliğinde civar yerleri gezdik: Hattuşaş-Boğazköy, Sungurlu, Yozgat, Alacahöyük... Doğrusu Yozgat ve Çorum’un köyleri ile kasabalarının pitoresk yapısı beni hep hayran bırakmıştır. Derken batıya kendim yöneldim. Ayaş, Nallıhan, Güdül ve Beypazarı gözlerimden kurtulamadı. Böylece bir Ortaçağ-Osmanlı Ankara vilayetinin resmini çıkarmaya başladım.

HAZİN MANZARAYI O DEĞİŞTİRDİ

1980’li yıllarda gördüğüm Orta Anadolu köyleri ve kasabaları çöküntü hâlindeydi. İhmal ve işsizlik... Güdül ancak ziraatla geçiniyordu. Beypazarı’nın sanatları çekişiyordu. Eskişehir’e bağlı Sivrihisar ise gittikçe durgunlaştı; dükkânlar ve evler kapanıyordu, işsiz gün geçiren ihtiyarlar bile ortadan sıyrılmaya başlamıştı. Bu hazin manzara dayanılır gibi değildi. Merhum Adalet Ağaoğlu da oraları gezmişti, “Fikrimin İnce Gülü” çevreyi anlatır.

Haberin Devamı

Derken Mansur Bey, MHP’den belediye reisi seçildi. Sakin bir insandı, çalışkandı, ciddiydi. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunuydu. Beypazarı değişmeye başladı. Binalar tek tek restore ediliyordu. Çarşının içine hareket gelmişti. Mutfak ve gümüşçülük gibi bazı sanatlar diriliyordu. İnsanlar gezmeye başladılar çünkü Ankaralılar yeknesak hayattan bunalmıştı. Öbür kazalar onun kadar ilginç ve renkli bir değişim geçirmiyordu. Bu durum ve başarı Sivrihisar’a da intikal etti. Çamlıdere bu gelişmeye devam etti. Derken Ayaş ve Nallıhan da buna katıldı. Bir dirilme görüldü.

Mansur Bey başarıyla üst üste seçildi ve nihayet 2009 yerel seçimlerinde MHP kendisini Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde aday gösterdi. O zaman birçok insan “Parti başka, iş başka; adam çalışıyor ve dürüst iş görüyor” dedi. Bu, Güney Avrupa halkının belediye seçimlerindeki tavrıdır. İtalya ve Fransa’da icabında muhafazakârlar, sol partilere bile belediye seçimlerinde oy verirlerdi. Ankara’nın seçmeni ise naif bir partizanlık içindeydi; “Yani şimdi ona da verirsek oylar AK Parti’ye gider” dediler. Hangi hesaptır, hiç aklım ermez. Sonunda zaten Melih Gökçek sandıktan çıktı. Yazımı hatırlatırım: “Ben zaten İstanbullu oluyorum. Madem bu kadar başarılı bir başkanınız var, Melih Bey de artık 20. yılını dolduracağı için heykelini dikmeye hazırlanın” dedim. Tabii o zaman da lüzumsuz eleştiriler gökleri tuttu.

Haberin Devamı

Mansur Yavaş

İLK DEFA GERÇEK BİR ANKARALI BAŞKANIMIZ VAR

Nihayet ileriki yıllarda CHP kendisini aday göstermeyi akıl etti ve şehir hiç de hoş bir durumda değildi. Rastgele, gösterişçi düzenlemelerle şehrin ana arterleri yan sokaklarla ilişiğini kaybetmişti ama zaten şehrin nüfusu da anormal bir şekilde büyüyordu. Mansur Bey’in belediyenin faaliyetlerini açıkladığı, üyeleri şehre tek tek âdeta nasıl tanıttığı meclis toplantılarında görüldü. Bu mühimdir. Bir değişim başlamıştı.

Mansur Bey ağır aksak politik nutuklardan ve gösterişten kaçınan biridir, naziktir. Bazı konularda bundan sonra kendisine daha fazla yardım etmek gerekecek ama en sonda söylenecek şeyi başta belirtelim; iyi niyetli, çalışkan bir Ankara başkanımız var. Fuzulî masraflardan kaçınan, eski yapılan yanlışları tamamen yıkıp kaldırmak yerine düzeltmeye, yeni kullanımlara yöneltmeye gayret eden bir başkan. Türkiye ve Ankara için bir kazançtır. Daha da çok şeyleri de sessizce yapıyor. İmkânları dar ve yer yer daraltılıyor. Açık konuşayım; hangi grup Mansur Beyle uğraşırsa yanlış yapar. Sempatizanları da muhalifleri de bu gibi oyunlardan yaka silktikleri için mutlaka ona sahip çıkarlar.

Haberin Devamı

Galiba bu sıralarda hakkında soruşturma başlayacak. Adalete olan saygımdan dolayı o zaman artık yazmayacağım. Bu kendisi hakkındaki sözü geçen anlayamadığım soruşturmadan önceki son yazımdır. Ama adalet bekliyoruz. Ankara’nın kendine yakışan, ağırbaşlı bir belediye başkanı vardır. Etrafıyla da iyi bağlantı kuruyor. Dikkatinizi çekti mi? İlk defa gerçek bir Ankaralı başkanımız var.

CESUR GAZETECİ HAKAN TOSUN

Hakan Tosun, serbest çalışan bir gazeteciydi. İstanbul’un Esenyurt semtinde oturuyordu. Anlaşılan Türkiye’nin birçok yerindeki çevre sorunlarını ciddiyetle ele aldığı için birçok insanla arası hiç iyi olmamış. Esenyurt, arsaların kullanımı, 10 yıllardan beri süren usulsüz imar planları, kaçak göçmenleriyle son derece dağınık bir görünüme sahip. Eski İstanbul’un merkezi kadar olmasa da, zaman zaman oralardan geçerken ben de görüyorum: Kim bilir, ne çıkar çatışmalarıyla, ne hukuksuzluklarla mücadele ediliyor.

Haberin Devamı

Böyle bir çevrede gazetecilik yapmak elbette cesaret ister. Kendisi bazı konuları yazarken açıkça tehdit almış. Ne var ki bunlar kimsenin umurunda olmamış. Sonunda hunharca darp edilmiş, aldığı darbeler sonucu beyin kanaması geçirerek genç yaşta hayatını kaybetmiş.

Şimdi sormak gerekiyor: Gazetecilerin güvenliğini kim sağlıyor? Bir gazetecinin yazdığını bu halk okumayacak mı? Haksız, hukuksuz imar planlarına; her yeri kazan maden şirketlerinin saltanatına artık bu ülkede son vermenin zamanı gelmedi mi? Lütfen biraz daha kontrol, biraz daha ciddiyet!

Aşırı kat izinleriyle dejenere olan bu yerleşim artık sadece bir şehir değil, bir uyarı işaretidir. Esenyurt; hızla büyüyen, çok katlı yapılarla dolup taşan, kamusal alanları yetmeyen bir bölgeye dönüştü. Ve anlaşılan, mahallesinin içinden çıkan bu yerel gazeteci, bütün bu çarpıklıkları en yüksek sesle yazan ve protesto edenlerden biriydi.

Haberin Devamı

Mansur Yavaş

İKİ ÖRNEK HAYAT: GÖNÜL ÖNEY, İNCİ SAN

Maalesef akademik dünyada en çok sevdiğim iki güzel sanat tarihçimiz aramızdan ayrılmış. Gönül Öney’in kızı Aylin dostumuzun verdiği bilgiye göre 25 Eylül’de, İnci San ise geçtiğimiz yıllarda aramızdan ayrıldı. Haberimiz bile olmadı. Kim kimden haber duyuyor ki? Duyduğumda yıkıldım. Hiç değilse son senelerde bile çok az görüşebilmiştik.

Mansur Yavaş

Gelecek yazıda Türk sanat dalının bu iki mümtaz üyesiyle ilgili bir yazı yazacağım. Çünkü ikisi de örnek hayatlar yaşayan tarihçilerdi. İnsan olarak da meslektaş olarak da haklarını teslim etmemiz ve onları anmamız gerekiyor.

Mansur Yavaş

Yazarın Tüm Yazıları