İlber Ortaylı

İlber Ortaylı

iortaylihs@hurriyet.com.tr

Justinianus

Justinianus çok uzun bir hükümdarlık devri yaşamıştır. Justinianus, İspanya’yı fethetti, İtalya’yı yeniden aldı, Batı Roma’nın topraklarını Doğu Roma’ya kattı. Perslerle ve Sasanilerle mücadelesi tamamen İpek Yolu’nun kontrolü üzerinedir. İşte burada Justinianus tarihimiz bakımından çok önemlidir. Devletimizin yazılı diplomasi tarihinde Justinianus devri son derece mühimdir. İpek Yolu Bizans dünyasına, onun bu politikaları ve Türklerle kurduğu ilişkiler sayesinde girmiştir.

Haberin Devamı

HEPİMİZ Justinianus’u Bizans imparatoru diye biliriz; Roma imparatorlarının sonuncusu ve en devamlı olanıdır. Hepimiz onu Hıristiyan imparatorların halefi olarak tanırız; aslında ilki sayılması gerekir. Ancak şu noktayı unutmamak lâzım; Konstantin’in vaftizinin münakaşalı oluşu, askerlerin ve bazı meslek sahibi kadınların vaftizlerinin geçici olarak tehir edilmesine bağlıdır. Konstantin’in gerçekten ne derece imanlı bir Hıristiyan olduğu da belli değildir. Aryan mezhebine daha yakındı; yani Hz. İsa ve Hz. Meryem’in konumunu bugünkünden farklı şekilde telakki ederdi. İznik Konsülü’nü toplayarak, bundan tam 1700 yıl önce Hıristiyanlığın bugünkü akideleriyle değil, fakat sloganları ve esasıyla kurulmasına yardım etti.

LATİN KÜLTÜRÜNÜN HAYRANI

Justinianus ise Hıristiyanlığı gerçek anlamda teşkilatlandıran, yapılandıran ve mimarileştiren biridir. Ayasofya son Roma eseridir; merkezi kubbeli Roma mimarisinin en sonuncusu ve en mükemmelidir. Mimarları Trallesli (Aydın) Anthemius ve Miletoslu (Milet) İsidoros’tur. Bu iki büyük matematikçi ve geometri ustasının mimaride gösterdikleri cesarete rağmen eserleri tam tutarlılık göstermez; nitekim Ayasofya’nın kubbesi 35 yıl sonra sarsılmıştır. En son büyük ve sağlam restorasyonu Mimar Sinan yapmıştır.

Haberin Devamı

Eski Roma devlet ve yönetiminin ve Latin kültürünün hayranı olan Justinianus, ülkenin yeni hukukî mevzuatını derlemek için ünlü hukukçu Tribonianus ile İstanbul üniversitesi profesörlerinden Theodos’u görevlendirdi. İki hukukçunun başkanlığında kurulan bir heyetle 529 yılında “Codex Justinianus” tamamlandı. Bu eserle imparator Hadrianus’tan Justinianus dönemine kadarki emirnameleri tasnifli bir şekilde bir araya getirilmiş oldu. Bunun yanı başında “Digesta Pandectae” denen ve bilinen bütün kanun ve derlemeleri içeren bir külliyat da vardı. Bunun için birkaç yıllık uğraşla tashihler yapılmış, tekrarlar atılmış ve tasnifli bir eser ortaya çıkmıştır. Bütün bu derlemeler Latinceydi. 534 yılından sonra emirler “Novellae” adı altında Yunanca neşredildi. İmparator, “Maalesef halk anlasın diye Latince değil, Yunanca neşredildi” diyordu.

Haberin Devamı

UZUN BİR HÜKÜMDARLIK SÜRESİ

Asıl önemli eser Beyrut ve İstanbul hukuk mektepleri öğrencileri için yazılan ve Roma hukuk mantığı, prensip ve müesseselerinin derlendiği bir kitap olan “Institutiones”tir. İşte bu eserle Roma hukukunun esasları sonraki devirlere ışık tutacak bir biçimde yaşatılmıştır. 12. yüzyıldan itibaren batıdaki “glossatör” ve “post-glossatör” denen hukukçu ve yorumcular bu büyük esere “Corpus Iuris Civilis” (medenî hukuk külliyatı) demişlerdir. Bu büyük eser; şahıs, borçlar, akidler ve eşya hukuku alanında yeni yorumlama ve uygulamalar getirmiştir. Justinianus çıkardığı emirnameler ile toprak aristokrasisini ezmeye çalışmışsa da, bu kalıcı sonuçlar doğuramamıştır. Diğer yandan derlemeler acele olarak hazırlandığından dil ve içerik yönünden bazı çelişik durumlar ortaya çıkmış, açık hatalar sonraları birçok problem yaratmıştır.

Haberin Devamı

Justinianus çok uzun bir hükümdarlık devri yaşamıştır. Selefiyle ilişkisi sadece yeğenlikten ibarettir; halefiyle olan ilişkisi de buna benzer. Eşi ünlü Theodora ise ondan da meşhurdur. Bugün onu Ayasofya ve Küçük Ayasofya’nın yanı sıra bilhassa İtalya’nın Ravenna şehrindeki mozaiklerindeki temsilleriyle tanırız. Justinianus, İspanya’yı fethetti, İtalya’yı yeniden aldı, Batı Roma’nın topraklarını Doğu Roma’ya kattı. Perslerle ve Sasanilerle mücadelesi tamamen İpek Yolu’nun kontrolü üzerinedir.

İşte burada Justinianus tarihimiz bakımından çok önemlidir. Çünkü Bumin Han’a, Kilikyalı Zamarhos’u elçi olarak göndermiştir. Bumin Han da dönüşte kendisine Maniakh’ı ve Suğdak’ı büyükelçi olarak yollamıştır. Bu sebeple devletimizin yazılı diplomasi tarihinde Justinianus devri son derece mühimdir.

Haberin Devamı

Şu kadarını ifade etmek gerekir; İpek Yolu Bizans dünyasına, onun bu politikaları ve Türklerle kurduğu ilişkiler sayesinde girmiştir. Kendisinden sonra Doğu Roma İmparatorluğu eski satvetine dönememiştir. Peki bugün Justinianus’un önemi nedir? Şunları açıkça söylemek gerekir; bugün kazılarda ortaya çıkan saray kalıntıları, Ayasofya’nın bizzat kendisi, Divanyolu’ndaki yapılar, Yerebatan Sarnıcı’nın bazı bölümleri ve bizim esas olarak bildiğimiz pek çok unsur onun eseridir.

İSTANBUL’UN PLANINI OLUŞTURDU

Ancak kendisinden sonra, İmparator Valens devrinde, İstanbul, Trakya’nın sularını su kemerleri (aquaductus) sayesinde kullanabilmiştir. Bu, şehrin sağlığı bakımından çok önemlidir. Aslında İstanbul tıpkı İskenderiye gibi bir sarnıçlar şehriydi. Bugün maalesef bu sarnıçların tamamının planları ve haritaları elimizde değildir; ancak ortaya çıkacakları açıktır.

Haberin Devamı

Şunu da belirtmek gerekir; kendisinden önce, İmparator Theodosius devrinde, Yenikapı ile Unkapanı arasındaki Konstantin surları genişlemiştir. Yeni çıkan saha bugünkü İstanbul surlarına kadar uzanıyordu. Bu aradaki boşlukta şehrin bostanları, Khora gibi manastırlar, Yerebatan Sarnıcı dışında açık hava sarnıçları yer alıyordu. Her şeye rağmen, İmparator Justinianus devrinde İstanbul’un ana şehir planı teşekkül etmiştir. Klasikten beri devam eden Sultanahmet, At Meydanı-Hipodrom çevresindeki gelişmeler; Divanyolu-Mese denen güzergâh ile ta Unkapanı’na kadar uzanan yapılar, yollar ve düzenlemeler aşağı yukarı bu dönemde ortaya çıkmıştır. İstanbul bu yapısını çok uzun yıllar korumuştur.

Justinianus

YILMAZ BÜYÜKERŞEN

BÜYÜKERŞEN, Türkiye belediyecilik tarihinin efsanevi büyükşehir belediye başkanıdır. Bunu tartışacak olanla münazaraya girmeye hazırım. Büyük başkanlardan biri de Şehremini Topuzlu Cemil Paşa’dır. Onun bıraktığı şehir; üniversiteleri, müesseseleri, müzeleri, konser salonlarıyla artık bir Avrupa şehri gibidir. Tabii benim zevkimin dışında hep bir Alman şehri gibi görünür. Ama her kaldırım taşına, şehrin mezarlığından çarşısına kadar uzanan gayreti tükenmeyen büyük bir belediye başkanının eseri ortadadır.

Justinianus

EN MÜKEMMELİNİ YAPTI

Onunla ilk tanıştığım zaman üniversite rektörüydü. Doğrusu, rektörlerin çoğuna ısınmamıştım. Doğramacı’nın isabetli bir tayin yaptığını düşünmüştüm. Açıköğretime başlamıştı; öbürlerinden farklıydı. Hatta bir ara bu yüzden Eskişehir’de bu kuruma girmeyi düşündüm çünkü ısrarla istemişti. İyi ki o da gitmemiş, ben de yerimde kalmışım. İstifa ettiğim günlerde kısmetimi ülke dışında aradım ve bu bana yaradı da.

Eskişehir Anadolu Üniversitesi’ni bambaşka bir muhite çevirdi. Etraftaki kahveleri üniversiteye entegre etmekle işe başladı. Ne kadar spor ve havacılık aktivitesi varsa organizasyonunu üstlendi. Yeni bölümler kurdu. Gazetecilik ve iletişim gibi bölümler her yerde vardı ama böylesi yoktu. İstanbul-Ankara arasında sıkışmış bir taşra üniversitesine yapılabilecek ne varsa en mükemmeliyle yaptı. Ve bütün bunları yapan insan, kendisi hiçbir zaman İstanbul veya Ankara’da okuma şansına erişememişti. Okuduğu yüksek tahsil kurumu da Türkiye’nin taşradaki ilk ticari-iktisadi ilimler akademilerindendi. Bu vasfını da hiçbir zaman inkâr etmedi. Güler yüzlüydü; insanlar kendisini seviyordu. Daha başka bir şey yaptı; birtakım yerler en kıymetli azalarını komutanlara ihbar edip attırırken o, Konya’dan atılanları Eskişehir’e aldı. Buradan da belli ki gözü pek bir adamdı.

Justinianus

BİR SÜRÜ GENÇTEN DAHA DİNÇ

Dönemi bittikten sonra kendisine şehrin belediye reisliği önerildi ve bu görevi en âlâsından yaptı. Ortaya çıkan şehir ortadadır. Elimde olsa başka büyükşehir belediye başkanlığına da aday gösteririm. Yaşının ileri oluşunu öne sürerek bir nevi pasif müşavirlik görevine alınmış gibi davranılması yanlıştır. Bir sürü gençten daha dinç. Bu hafta 88 yaşına girdi. Yerine bıraktığı bir kadro var. 88 yaşına armağan olarak çıkarılan bu eser, büyük belediye başkanımızın icraatına ait birinci vesikadır. İkinci vesika ise zaten kendi kurduğu müzedir. Büyükerşen’siz Türk belediyeciliği düşünemiyorum.

Yazarın Tüm Yazıları