Paylaş
Venedik Bienali 61. Uluslararası Sanat Sergisi 6 Mayıs’taki ön gösterimle başladı. Küratör Koyo Kouoh tarafından In Minor Keys (Minör Tonlarda) teması etrafında şekillendirilen bienal, sessiz, kırılgan ve çoğu zaman göz ardı edilen sanatsal deneyimleri öne çıkarmayı amaçlıyor. Kouoh’un geçen yıl mayıs ayındaki ani vefatından sonra ekibi tarafından hayata geçirilen bienal ağırlıklı olarak Batı merkezli yazılmış sanat tarihine karşı Afrika, Latin Amerika, Orta Doğu ve Asya’nın anlatılarına yer veriyor. İklim krizi, göç, ekonomik eşitsizlik, toplumsal adalet gibi konular bu yıl bienalin Arsenale ve Giardini’deki ana sergilerinde öne çıkan temalar.

ANA SERGİNİN DEVAMI GİBİ
İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın koordinasyonunu üstlendiği Venedik Bienali Türkiye Pavyonu’nda bu yıl Nilbar Güreş’in Gözlerinizden Öperim (A Kiss on the Eyes) adlı sergisi var.
Eserlerinde cinsiyet, göç, aidiyet ve gündelik iktidar dinamiklerini ele alan Nilbar Güreş’in Türkiye Pavyonu’ndaki sergisi temaları kadar eserlerinde kullandığı farklı malzemelerle Arsenale’deki ana serginin devamı gibi duruyor.
Serginin küratörü Başak Doğa Temür de bu yakınlığın altını çiziyor:
“Gözlerinizden Öperim, Venedik Bienali’nin bu yılki teması ‘Minör Tonlarda’ ile akraba bir duyarlılıkla, inceliği politik bir güç olarak ele alıyor. Şefkat ve özenle mümkün olan birlikte var olma hâllerine işaret ediyor; mütevazı jestler ve özenle oluşturulmuş formlar aracılığıyla yeni karşılaşma ihtimalleri açıyor.”
Sergide fotoğraf, kolaj ve yağlıboyadan heykel ve enstalasyona; kumaş, makrome, yün ve pirinçten ahşaba ve gündelik nesnelere uzanan malzeme ve teknik çeşitliliği dikkat çekiyor. Hem kişisel hem de kolektif hafızaları taşıyan ve ifade eden eserler. Sergi, adını bir mektubu ya da konuşmayı bitirirken kullanılan “gözlerinizden öperim” ifadesinden alıyor. Karşıdakini sahiplenmeden ya da küçültmeden birlikte var olmanın incelikli bir biçimine işaret ediyor. Göçlerin doğurduğu özlem ve hasret duygusunun en saf ifadesi diğer yandan.
BASKET POTASINDAN OLUŞAN BEDEN
Türkiye Pavyonu’na girdiğinizde sizi sanatçının ‘av sahibi: misafir’ adlı 5 metrelik devasa heykeli karşılıyor. Tavandan sarkan bir basket potasının içine attıklarıyla genişleyerek insan bedenine dönüşmüş hali gibidir bu figür. Sanatçı basket potasının ölçülü geometrisi ile ev içi emeğin ritmini aynı yapıda buluşturur. Oyun alanına ait bu form, düğüm düğüm örülmüş bir gövdeye dönüşür. Başkalarını ağırlarken gerilen bir ev sahibidir artık o. Ev sahibi misafir gerilimini sorgulayan bu eserde mesele sahiplik değil, birlikte var olabilmenin başka bir biçimini düşünebilmektir diyor sanatçı.
Sergide Güreş’in farklı statüleri temsil eden eteklerden oluşan ‘Amazon Tapınağı’, abartılı boyuttaki bir iğnedenliği saçlarıyla çekmeye çalışan bir figürden oluşan ‘Takılı Kalmış’, palmiye şeklindeki bir dala asılmış kumaşlar, boncuklar, oyuncaklar ve çeşitli eşyalarla hafızayı, çeşitliliği, çoğulculuğu anlatan ‘Amazon Tapınağı’ gibi eserleri yer alıyor.
Venedik Bienali 61. Sanat Sergisi’nde bu yıl sadece Nilbar Güreş değil, ana sergide ve kente yayılan pek çok mekanda benzer temalarla sanatçılar gözlerinizden öpüyor.
ÖDÜLLÜ SANATÇI
Bu yıl Venedik Bienali Türkiye Pavyonu’nda eserleri sergilenen Nilbar Güreş uluslararası alanda tanınan ödüllü bir sanatçı. 1977 yılında İstanbul’da doğan Güreş, lisans eğitimini Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde tamamladı ve yüksek lisansını Viyana Güzel Sanatlar Akademisi’nde resim ve grafik tasarımı üzerine yaptı. Ardından Viyana Uygulamalı Sanatlar Üniversitesi’nde sanat ve tekstil pedagojisi eğitimi aldı.
Avusturya Kültür ve Sanat Bakanlığı’nın 2023 Üstün Sanatçı Ödülü ile onurlandırdığı ve Araştırma Bursu verdiği Nilbar Güreş ayrıca 2013 Hilde Goldschmidt Ödülü, 2014 Otto Mauer Ödülü, 5. Belvedere Contemporary’nin 2015 BC21 Sanat Ödülü, Londra Sanat Fuarı’nın 2018 De’Longhi Sanat Projeleri Sanatçı Ödülü ile 2021 Maud Mottier Ödülü’ne layık görüldü. Nilbar Güreş yaşamını ve çalışmalarını Napoli, Viyana ve İstanbul’da sürdürüyor.

GAZZE PROTESTOLARI DAMGA VURDU
Venedik Bienli bu yıl sergileri kadar politik tartışmalar ve yaşanan protestolarla da gündemde. Basın, sanatçılar ve sanat profesyonelleri için 6, 7 ve 8 Mayıs’ta yapılan ön gösterime İsrail ve Rusya protestoları ile kültür işçileri grevini savunan gösteriler damga vurdu.
Bienalin Altın Aslan ödülünü belirleyen Uluslararası Jüri Üyeleri açılıştan hemen önce İsrail ve Rusya’nın bienale katılmasına tepki göstererek istifa etmişti. Yönetim bunun üzerine ödülün bu yıl halk tarafından belirleneceğini açıkladı.
Art Not Genocide Alliance - ANGA (Soykırım Değil Sanat İttifakı) öncülüğünde düzenlenen gösterilerde polisle göstericiler arasında arbede yaşandı.
Bienalin ana mekanlarında göstericiler hazırladıkları pankartları eserlerin üzerlerine ve yanlarına asarak eylemlerini sürdürdüler.
Tadilat nedeniyle Giardini’deki İsrail pavyonu bu yıl kapalı. Arsenale’de, Lübnan, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan pavyonları arasında yer verilen İsrail Pavyonu’nun önünde sürekli güvenlik görevlileri nöbet tutuyor. Kapısında nöbet tutulan bir diğer pavyon ise Giardini’deki Rusya Pavyonu. Öncülüğünü Femen’in yaptığı Ukrayna yanlısı göstericiler de sık sık orada eylem yapıyor.
Rusya Pavyonu’nda bu yıl bir sanatçı kolektifinin hazırladığı ‘Ağaç Göğe Kök Salıyor’ başlıklı bir proje sergileniyor. Çiçeklerle donatılmış ağaçlarla donatılan mekanda müzisyenler, performans sanatçıları, şairler gösteriler yapıyor. Bir kutlamayı andıran performanslarla adeta kendilerine gösterilen tepkilere meydan okuyorlar.

Paylaş