Paylaş
İkilinin 1976–1988 yılları arasındaki on iki yıllık ortak sanat hayatını ve performanslarını derinlemesine bir bakış sunan sergi her iki sanatçının da ortak doğum günü olan 30 Kasım’da ziyarete açıldı. Eski bir şeker fabrikasından sanat merkezine dönüştürülen Cukrarna Gallery’deki açılışa Marina Abramoviç de katıldı.

Birlikte yaptıkları ve insan bedenini zorlayan, sanat, yaşam, ilişki, güven, göçebelik gibi konuları sorgulayan çarpıcı performanslarıyla sanat tarihinde önemli bir yer tutan ikilinin sergisinde fotoğraflar, kişisel belgeler, defterler, mektuplar, eskizler ve günlükler de yer alıyor. Sergi bu yönüyle performans sanatının ‘arka sahnesi’ olarak da tanımlanıyor.
2020 yılında hayatını kaybeden Ulay ile Marina Abramoviç birlikteliklerini 1988 yılında Çin Seddi’ni iki ucundan yürüyüp ortada buluştukları ayrılık performansıyla noktalamışlardı.
Yıllar sonra barışmaları da yine performans sanatının en duygusal sahnelerinden birine dönüşmüştü.
Marina Abramoviç ve Ulay’ın 2010 yılında New York’taki MoMA’da barıştıkları performans.
2010 yılında New York’taki MoMA’da Marina Abramoviç’in ‘The Artist Is Present’ performansı sırasında Ulay habersiz bir şekilde sessizce karşısına oturmuştu.
İkilinin1976 yılında yaptıkları ve koşarak birbirlerine tekrar tekrar çarparak bedenin sınırlarını sorguladıkları ‘Relation in Space’ ile başladıkları performansları arasında nefessiz kalıp bayılmalarıyla sonuçlanan ağız ağıza nefes alışverişi ‘Breathing In/Breathing Out’, Marina’nın kalbine yönelmiş okla Ulay’ın yayı tuttuğu ‘Rest Energy’ gibi sanat tarihine geçmiş pek çok işleri bulunuyor.
Sergiyle birlikte sanatçıların on iki yıllık birlikteliklerine ait fotoğrafların yer aldığı ve ayrılıklarını takip eden çalkantılı döneme ışık tutan ‘Love. Hate. Forgiveness’ (Aşk. Nefret. Bağışlama) adlı bir de kitap yayımlandı.

TÜRKİYE’NİN GÖRSEL HAFIZASI KAYIT ALTINA ALINIYOR
FOTOĞRAFA olan tutkusuyla bilinen işinsanı Bülent Eczacıbaşı, fotoğraf kültürünü ve Türkiye’nin görsel hafızasını geleceğe taşıyacak bir girişimi hayata geçirdi. Bülent Eczacıbaşı Vakfı bünyesinde kurulan Fotoğraf Araştırma Merkezi (BEVFAM), fotoğraf arşivlerinin korunması, dijitalleştirilmesi ve araştırmacılarla buluşturulması konusunda Türkiye’deki önemli merkezlerden biri olarak açıldı.
Temel amacı, “Türkiye’de risk altında olan çeşitli fotoğraf arşivi ve koleksiyonlarını toplamak, muhafaza etmek, dijital ortama aktarmak ve bunları araştırmacıların yanı sıra kamuoyunun hizmetine sunmak” olan BEVFAM, belgesel ve basın fotoğrafçılarından sanatçılara, özel gün stüdyolarından amatör arşivlere, ticari fotoğrafçılardan devlet kurumlarınca görevlendirilen fotoğrafçılara kadar uzanan geniş bir üretim alanına odaklanıyor.
İstanbul Modern Sanat Müzesi çatısı altında yer alan, ancak yönetim ve işleyiş açısından özerk bir yapıya sahip olan BEVFAM, Kasım 2025 itibarıyla Mehmet Bayhan, Tuğrul Çakar, Nusret Elgin, Nusret Nurdan Eren, Sinan Koçaslan, Robert John Marshall, Mert Rüstem, Gülnur Sözmen ve Sinan Turan arşivlerini bünyesine kazandırdı.
BEVFAM Koleksiyonu’na www.bevfam.org adresi üzerinden çevrimiçi olarak ulaşılabiliyor.
Bülent Eczacıbaşı
BİENALİ 600 BİN KİŞİ GEZDİ
İSTANBUL Kültür Sanat Vakfı, 16 Eylül’deki ön izleme günleri ile başlayan ve 23 Kasım Pazar günü sona eren 18. İstanbul Bienali’nin ilk ayağının 600 bini aşkın tarafından ziyaret edildiğini açıkladı.
Küratörlüğünü Christine Tohmé’nin üstlendiği Üç Ayaklı Kedi başlıklı bienal bu yıl da Koç Holding desteğiyle ücretsiz olarak düzenlendi. “Kendini koruma” ve “gelecek olasılıkları” temaları etrafında şekillenen bienal sergilerinde 30’u aşkın ülkeden 47 sanatçının eserleri yer aldı. Yoğun ilgi gören bienal bu yıl tarihindeki en yüksek izleyici sayısına ulaştı.
Bienal sergileri Beyoğlu – Karaköy hattında; Elhamra Han, Eski Fransız Yetimhanesi Bahçesi, Meclis-i Mebusan 35, Külah Fabrikası, Zihni Han, Galeri 77, Muradiye Han ve Galata Rum Okulu’nda ziyaretçilerle buluştu.
Paylaş