Paylaş
“Neden kadınlar daha az kazanır?”
“Kadınlar neden göç eder?”
“Önyargı kaçınılmaz mıdır?”
“Kadınlara karşı savaşın kazananı kim?”
“Dağılan aile kimi yaralar?”
“Sevdiğin kimdir?”
“Şiddet cinsiyetsiz midir?”
“Bugün feminizm ne demektir?”
Bütün bu sorular ve muhtemelen kafanızda vermeye çalıştığınız cevaplar sizi biraz sonra gezeceğiniz sergiye hazırlıyor.

Feminist sanatın ve katılımcı, toplum odaklı performans sanatının öncülerinden kabul edilen Suzanne Lacy’nin ‘Birlikte/Togæther’ başlıklı sergisi bunun gibi soruları 1970’li yıllardan itibaren soran sanatçının üretimlerini bir araya getiriyor.
Suzanne Lacy
Amerikalı sanatçı Suzanne Lacy’nin Türkiye’deki ilk sergisi, katılımı, dayanışmayı ve birlikte öğrenmeyi bir sanat biçimine dönüştüren bu öncü sanatçının uzun soluklu üretiminden bir seçki. Dünyanın çeşitli ülkelerinde başta kadınlar ve gençler olmak üzere toplumun farklı kesimlerinden çok sayıda gönüllüyü buluşturduğu performanslarında kimlik, özgürlük, şiddetin türlü biçimleri, ekonomik zorluklar, yaşlanma gibi olguları gündeme getiren sanatçı, izleyiciyi sanat ve hayatın, sanat ve siyasetin, estetik ve etiğin kesişimindeki sorular üzerine düşünmeye çağırıyor.
Sergiyi birlikte gezdiğimiz Sakıp Sabancı Müzesi Müdürü Prof. Dr. Ahu Antmen önümüzdeki aylarda müze koleksiyonundan kalıcı bir sergi açacaklarını söyledi. 2026’da da kapsamlı bir Yoko Ono sergisi geliyor.
25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE GÜNÜ
Suzanne Lacy’nin Türkiye’deki ilk kapsamlı sergisi olan ‘Birlikte/Togæther’, Sakıp Sabancı Müzesi Müdürü Prof. Dr. Ahu Antmen’in de bu göreve geldikten sonra açtığı ilk sergisi. Antmen, sergi süresince Suzanne Lacy’nin performanslarında gündeme getirdiği kadın odaklı toplumsal olguları çeşitli performanslar, konuşmalar ve her yaştan katılımcıya yönelik eğitim programlarıyla müzeyi birlikte toplumsal konuları düşündüğümüz bir atölye haline getirmeyi umuyoruz, diyor.
Bunlardan biri de 25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü kapsamında yarın müzede yapılacak olan ‘Sessiz Sorular’ başlıklı performans.
Ayşe Draz’ın yönetmenliğini ve tasarımını üstlendiği performansın çıkış noktası, sergi açıldığından bugüne farklı kuşak ziyaretçilerden toplanan 500’e yakın cevap. Şiddet, umut, beden ve güç temalarına yoğunlaşan bu sorulara verilen cevaplar, Ayşe Draz ve Meliz Ergin tarafından metne uyarlandı. Performans yarın 13.00, 15.00 ve 17.00 saatlerinde üç farklı oturumla izleyiciyle buluşacak.
İNSANLARLA YAPILAN CANLI TABLOLAR
Suzanne Lacy dünyanın farklı bölgelerindeki kamusal alanlarda gerçekleştirdiği performanslarda insanlarla birer ‘canlı tablo’ oluşturuyor. İşte o tablolardan sergide yer alanlar:
- Fısıltı, Dalgalar, Rüzgâr (1983-84): Kaliforniya, San Diego’daki La Jolla sahilinde toplanan 154 kadınla yaşlanma ve yaş alan kadınların kişisel ve toplumsal deneyimlerine yer veriyor.
- Kristal Örtü (1985-87): Minnesotta, Minneapolis’te bir alışveriş merkezinde 430 kadın canlı bir dayanışma motifi oluşturuyor. Bu motiften yola çıkılarak dokunan bir halı da ilk kez bu sergide gösteriliyor.
- Kapıyla Sokak Arasında (2013): New York Brooklyn bölgesinin bir sokağında 400 kadını buluşturan bu performans farklı kuşaklardan kadınları eğitim, istihdam, aile, göç gibi olgular etrafında sohbetlerini kayda alıyor.
- Kendi Elinle (2014-15): Ekvador, Kito’da on bini aşkın kadının yazdığı ve gördükleri şiddeti anlattıkları mektupları okumak üzere bir boğa güreşi arenasında 300 erkeğin toplayarak gerçekleştirdiği performans, dünyanın dört bir yanında yaşanan kadına yönelik şiddet olgusunu gündeme getiriyor.

OPERA VE BALE FESTİVALİ’NE BAYBURT MESAJLI BAŞLANGIÇ
DEVLET Opera ve Balesi’nin Anadolu Opera ve Bale Festivali’nin ikincisi Bayburt’un Bayraktar Köyü’ndeki Baksı Müzesi’nde cumartesi günü gerçekleştirilen bir konser yapılmış.
Piyanist Nona Tsutskiridze eşliğinde solist sanatçılar, soprano Nihan Biçer, Melisa Türkcan, Gamze Üçüncü, mezzo soprano Ezgi Aydın, tenor Abdullah İdik, baritonlar Hasan Çelik ve Volga Kolat, Anadolu’nun eşsiz kültürel zenginliğinden doğan türkülerimizi Caner Kızılöz’ün anlatısıyla ve hikayeleriyle seslendirmişler.
2025–2026 sanat sezonu boyunca sürecek festival; Bayburt’un ardından Çemişgezek, Rize, Çorum, Artvin, Batman, Ceylanpınar başta olmak üzere toplam 23 il ve ilçede sanatseverlerle buluşacak.
Uzun soluklu festival yolculuğunun başlangıç noktası olarak Baksı’nın seçilmesi oldukça ironik.

1970’li yıllarda Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın Bayburt’ta verdiği konser sonrası bir izleyicinin konseri nasıl bulduğunu soran gazeteciye “Bayburt Bayburt olalı böyle zulüm görmedi” dediği söylentisinin çıktığı yerde başlıyor festival.
Daha sonra Anadolu’nun pek çok il ve ilçesine uyarlanan bu sözün gerçekliğini tersine çeviriyor.
Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü ve Genel Sanat Yönetmeni Tan Sağtürk öncülüğünde hayata geçirilen festivalin ilk ayağının Hüsamettin Koçan’ın kurduğu Baksı Müzesi’inde gerçekleşmesi de çok anlamlı.
Baksı Kültür ve Sanat Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Oya Koçan’ın açılışta yaptığı konuşmada söylediği gibi yerel kültürle çağdaş sanatı buluşturmayı, geleneği gelecekle bağlamayı ve hafızayı hayallerle yan yana getirmeyi amaçlayan Baksı Müzesi’nin kuruluş felsefesiyle festivalin amacı örtüşüyor.
Paylaş