Paylaş
Mardin Sinema Derneği ev sahipliğinde, direktörlüğünü Döne Otyam ve Hakan Irmak’ın üstlendiği 7. Mardin Bienali, 15 Mayıs’ta Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi’nde gerçekleştirilen açılış programıyla başladı.
Çelenk Bafra küratörlüğünde ‘GÖKzemin’ başlığıyla gerçekleştirilen bienal, sergiler, mekâna özgü yerleştirmeler, performanslar ve kamusal alan projeleriyle şekilleniyor.
7. Mardin Bienali kapsamında bu yıl Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi, Deyrulzafaran Manastırı, Dara Antik Kenti, Kervansaray, Marangozlar Kahvesi ve ilk kez bienal mekânına dönüşen Kızıltepe’deki Ateş Beyler Hamamı izleyicilerle buluşuyor. Bienal, yalnızca sergi mekânlarında değil; kahvehanesini paylaşan bir esnafla, hamamını bienale açan bir aile ile ve gündelik yaşamın içinde kurduğu ilişkilerle kente yayılıyor.
Bienalin açılışına sanatçılar, küratörler, kültür sanat profesyonelleri, basın mensupları ve farklı ülkelerden gelen ziyaretçiler yoğun ilgi gösterdi.
Mardin kenti bienali her seferinde bir öncekine göre daha fazla sahipleniyor. Kentte bu yıl bienale paralel olarak 50’ye yakın paralel sergi açıldı.

BİRLİKTE DÜŞÜNMEK VE HAYAL KURMAK
Çelenk Bafra, ‘GÖKzemin’ olarak belirlediği kavramsal çerçeve ile günümüz sanatının gerçek ile hayal, maddi ile manevi, politik ile poetik arasında kurduğu ilişkileri Mardin’in kendi gerçekliği ile birleştirmiş. Aristophanes’in ‘Kuşlar’ komedyası ile Ferîdüddîn Attâr’ın ‘Kuşlar Meclisi’ olarak bilinen mesnevisi ‘Mantıku’t Tayr’ından ilham alan bienal özgürlük, hakikat ve yeni dünyaların nasıl tahayyül edilebileceğine dair bir düşünsel alan açıyor.
Bafra yaptığı açılış konuşmasında da bu konunu altını çizerek “Birlikte düşünmenin, birlikte hissetmenin ve hayal kurmanın imkanlarını kutlamak üzere bir aradayız. Sadece gökle zemini değil, hayalle hakikati, gerçekle şiirsel olanı bir arada düşünmek istedik. Bu konuda kuşlar yol gösterdi. Tıpkı kuş sürüleri gibi Mardin’in farklı yerlerini keşfetmek istedik” dedi. Bienal 21 Haziran tarihine kadar devam edecek.

Çelenk Bafra
MUNGAN’IN UÇURTMALARI
Mardin Bienali’nin merkezdeki ana mekanlarından biri Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi. Binanın dışında izleyiciyi duvarlara asılmış Malgorzata Mirga-Tas’ın büyük ölçekli kumaş baskıları karşılıyor. Girişte ise uçurtma sanatçısı Zahit Mungan’ın Mardin semalarında sık sık görülen uçurtmalarından biri yerleştirilmiş. Devasa akrep şeklindeki uçurtma Mezopotamya’da akrebin zehirli bir canlı olmasının ötesinde tetikte olma ve bekçiliği simgelediğini hatırlatıyor. Müzede aralarında Ahmet Doğu İpek, Hamra Abbas, Erinç Seymen, Maro Michalakakos, Camila Rocha gibi sanatçıların eserleri sergileniyor.
KAR LEOPARLARI ARILARA YUVA OLDU
Süryanice adıyla Mor Hananyo ya da Deyrulzafaran Manastırı bu yıl ilk kez bienal mekânlarına dahil edildi. Manastırın girişindeki kapının iki yanından Vahap Avşar’ın ahşaptan yaptığı kar leoparları asılı. Yakından bakınca leoparların içine küçük deliklerden arıların girip çıktığını fark ediyorsunuz. Avşar bu heykelleri geçen yıl davet edildiği Buhara Bienali için Özbekistan’da yapmış. Buhara’da yıkılmış evlerden elde ettiği ahşaplardan kar leoparı heykellerini yapan Vahap Avşar içlerine arı kovanı yerleştirmiş. Özbekistan’ın en önemli simgelerinden olan kar leoparının artık neslinin tükendiğini, heykellerin içine arı kovanlarını oyarak doğanın devamını sağlayan bir türe ev sahipliği yaptığını söylüyor. 30 yıldır Amerika’da yaşayan Avşar, New York’un kuzeyindeki çiftliğinde de profesyonel olarak arıcılık yapıyor. Malatya’da yaşayan ve arıcılık yapan kuzenlerinin 20 yıl önce belgeselini çekince aile mesleği olan arıcılığa merak sarmış ve Amerika’da bu işi yapmaya karar vermiş. Ancak Amerikan mutfak kültüründe bal tüketimi pek olmadığı için önce balın insan sağlığına faydalarını anlatması gerekmiş. Yılda bir tona yakın bal elde eden sanatçı balların çoğunu hasta olanlara hediye ediyormuş. Deyrulzaferan Manastırı’ndaki arılara gelince. Bienal sonunda arılardan elde edilecek balı manastırdakilere bırakıp arıları da emanet aldığı bölgedeki arıcıya iade edecek.

Vahap Avşar
ZİNDAN’DAKİ YILAN VE MELEK
Bienalin en çok ilgi gören mekanlarından biri yine bu yıl ilk kez kullanılan Mardin’in 30 km güneydoğusunda bulunan Dara antik kenti. Devasa bir yeraltı sarnıcı olan Zindan’da sanatçı Alper Aydın’ın mekâna özel olarak tasarladığı heykeli, bir yılanın yutmakta olduğu meleği tasvir ediyor. Sanatçının bölgenin mitolojisine, masallarına gönderme yapan ama günümüzün sıkışmışlık halini de anlatan heykeline Selçuk Artut’un ses enstalasyonu ve kinetik heykeli eşlik ediyor.
Kızıltepe’nin tek hamamı olan ve yıllardır kullanılmayan Ateş Beyler Hamamı da bu yılın bienal mekanlarından. hamamın göbek taşı etrafındaki odalarda Hilal Can, Gözde İlkin ve Senem Rabia Sekban ile Fatma Alara Akgün’den oluşan Bi Acayip Hane inisiyatifinin eserleri yer alıyor.

Paylaş