Paylaş
1990’lı yıllarda Bristol’ün duvarlarını boyayan bir asi iken İngiltere ve Amerika’daki müzayede evlerinde milyonlarca dolara eserleri satılan bir sanatçıya dönüşünce sistemin de içine girmiş oldu. Bu ‘debdebeli anonimlik’ artık onu koruyamaz hale geldi.
Nihayet Reuters geçen hafta İngiliz sokak sanatçısı Banksy’nin gerçekte kim olduğunu açıkladı. Banksy, aslında Bristol doğumlu 51 yaşındaki Robin Gunningham’dan başkası değil. Ancak araştırma, Gunningham’ın deşifre olmamak için birkaç yıl önce ismini çok daha yaygın bir isim olan David Jones olarak değiştirdiğini yazdı.
Kanıtları ise sanatçının 2022’de Ukrayna’ya yaptığı bir geziye, eski iş ortakları tarafından paylaşılan fotoğraflara ve 2000 yılında New York’ta gözaltına alındığı sırada yazılmış el yazısı bir itiraf notuna dayanıyor.

Banksy hakkında yapılan ilk kapsamlı çalışmalardan biri Will Ellsworth-Jones tarafından kaleme alınmıştı. 2015 yılında dilimize ‘Banksy-Duvarların Ardındaki Adam’ adıyla çevrilen kitap için yapılan tanım tüm bu yaşananların özeti gibi: “Sanat ve ticaret arasında acı çeken bir karakterin parasının ve kimliğinin peşinde acımasız bir takip.”
Sanatçının avukatları bu haberin sanatçının mahremiyetini ihlal edeceğini, sanatına müdahale olduğunu ve onu tehlikeye atacağını belirterek “Anonim olarak veya takma isimle çalışmak toplumsal açıdan hayati çıkarlara hizmet eder. Yaratıcıların, misilleme, sansür veya zulüm korkusu olmadan güç sahiplerine doğruları söylemelerine izin vererek ifade özgürlüğünü korur” diye açıklamada bulundu.
Sanat dünyasının zor kabul edilmiş ama inatla içine çekilen bu kaçak gerillası anonimliğin kendisini yasaların ve sistemin mecburiyetlerinden korumak için gerekli olduğunu söylüyor e-posta aracılığı ile verdiği röportajlarında.
Will Ellsworth-Jones daha on bir yıl önce yazdığı kitabında “Bu geçmişte doğruydu ama kariyerinin bu noktasında pek çok şehir yeni bir Banksy’yi duvarlarında konuk etmeye bayılacaktır. Sorun işlerin en iyi şekilde nasıl korunacağı olmalıdır, yaratıcısının nasıl yakalanacağı değil” diyor.
Yapılması gereken tam da bu olmalı. Bırakın kim olduğunu siz eserlerine bakın.

USTALIK SINIFI SERGİSİ
FOTOĞRAFIN büyük ustası Ara Güler’in eserlerinden bir seçki ‘Görüntüyü Ustalaştırmak’ başlığı ile Fransa’da sergilenmeye başladı.
20 Mart Cuma günü Fransa’nın Thonon-les-Bains kentindeki Galerie de l’Etrave’da açılan sergi İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin farklı şehirlerinden 55 siyah beyaz fotoğrafı bir araya getiriyor. Seçki, Ara Güler’in fotoğraf sanatındaki ustalığını bir ‘masterclass’ niteliğinde izleyici ile buluşturmayı amaçlıyor.
Ara Güler’in insanı merkeze alan bakış açısıyla ölümsüzleşen kareler, duayen foto muhabirinin fotoğraf kompozisyonunu oluşturan tüm unsurları nasıl zahmetsiz bir ustalıkla bir araya getirdiğini ortaya koyuyor.
Ara Güler’in edebi yönüne ve çok katmanlı üretimine dair ipuçları sunan, 1955 yılında kaleme aldığı “Babil’den Sonra Yaşayacağız” başlıklı kısa öykü, sergideki fotoğraflara eşlik ediyor.

Sergi, Ara Güler’in kariyerindeki önemli foto röportajlardan ikonik karelerin yanı sıra, Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi’nin kuruluşundan bu yana yürüttüğü çalışmalar sayesinde gün yüzüne çıkarılan ve daha önce sergilenmemiş fotoğrafları da içeriyor.
30 Mayıs’a kadar açık kalacak sergi Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi’nin ustanın vasiyetini yerine getirme konusundaki çalışmalarını da görünür kılıyor.

TÜRK RESİM TARİHİ SABANCI MÜZESİ’NDE
EMİRGAN’daki Sakıp Sabancı Müzesi’nin temelleri 1970’li yıllarda Sakıp Sabancı tarafından oluşturulmaya başlanan koleksiyonla atıldı. Sabancı’nın ağırlıklı olarak hat gibi geleneksel sanatlarla başladığı koleksiyonu zamanla 19. yüzyıl Osmanlı resminden başlayarak modern Türk resminin gelişimini gösteren örneklerle zenginleşti.
Türk resim tarihinin önemli kilometre taşlarını bir araya getiren Sakıp Sabancı Müzesi Resim Koleksiyonu yeni bir seçkiyle sergilenmeye başlandı.
Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinden Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanan geniş bir zaman dilimini kapsayan sergi, yalnızca resimleri değil; dönemin görsel kültürünü anlamaya yardımcı olan fotoğraf, kartpostal ve arşiv belgelerini de bir araya getiriyor. Böylece ziyaretçiler, Türk resminin dönüşümünü yalnızca tuvalde değil, dönemin ruhunda da izleme fırsatı buluyor.
Sakıp Sabancı Müzesi Resim Koleksiyonu, farklı kuşaklardan sanatçıları aynı sergi içinde bir araya getirerek Türk resminin gelişim çizgisini gözler önüne seriyor.
19. yüzyıl Osmanlı resminin önde gelen isimleri arasında Osman Hamdi Bey, Şeker Ahmed Paşa, Süleyman Seyyid, Halil Paşa, Hüseyin Zekai Paşa ve Hoca Ali Rıza yer alıyor.
20. yüzyılın başında yeni bir sanat ortamının oluşmasına katkı sağlayan İbrahim Çallı, Hikmet Onat, Avni Lifij, Nazmi Ziya Güran ve Mihri Müşfik gibi sanatçılar da sergide dikkat çeken isimler arasında.
Modern Türk resminin özgün ve deneysel yönünü temsil eden Fikret Mualla, Hale Asaf, Nurullah Berk, Nuri İyem ve Selim Turan gibi sanatçılar ise koleksiyonun farklı estetik arayışlarını ortaya koyuyor.
Sakıp Sabancı Müzesi’nin Emirgan Arşivi ve Avni Lifij Arşivi’nin yanı sıra birçok önemli koleksiyon da bu sergide bir araya geliyor. Sakıp Sabancı Müzesi’nde Resim Koleksiyonu Galeri -1’de yer alırken; Atlı Köşk ve bahçesi, Dekoratif Eserler Koleksiyonu ile Kitap Sanatları ve Hat Koleksiyonu müzenin diğer kalıcı sergileri arasında bulunuyor. Müzenin süreli sergileri ise Galeri -2 ve Galeri -3’te ziyaret edilebiliyor.

Paylaş