Paylaş
Hayatı boyunca da foto muhabiri olarak kaldı. Çektiği fotoğraflarla özellikle İstanbul’un ve insanlarının hikayesini anlattı, portreleriyle edebiyatın, sanatın yüzünü görünür kıldı, belgeledi.
Ara Güler’in foto muhabiri olarak ilgi alanlarından biri de sinemaydı. Özellikle dünya sinemasının buluşma noktası Cannes Film Festivali’ni en popüler olduğu yıllarda takip etti.
İlk kez 1957 yılında gittiği Cannes Film Festivali’ni izleyen yıllarda düzenli olarak ziyaret etti ve yaptığı foto-röportajlar Yeni İstanbul gazetesi ile Hayat Mecmuası’nda yayımlandı. Cannes, kendisi için sadece bir görev değil, sinemacılar ile kurduğu ilişkiler ve yaptığı sohbetler ile sinemaya duyduğu ilgi ve sevgiyi derinleştirdiği bir buluşma noktasıydı.
Ara Güler Müzesi, 22 Nisan Çarşamba günü usta fotoğrafçının bu yıllarda çekmiş olduğu fotoğraflardan hazırladığı yeni bir sergi açıyor.
DÖNEMİN RUHUNU BUGÜNE TAŞIYOR
Ara Güler arşivinden ilk kez gün ışığına çıkan fotoğrafların yer aldığı CANNES! başlıklı sergi, sinemanın en parlak, yenilikçi ve popüler yıllarından karelere yer veriyor.
CANNES! sergisinde Brigitte Bardot, Sophia Loren, Monaco Prensesi Grace Kelly, Federico Fellini, Orson Welles, Jean Cocteau, Michelangelo Antonioni, Kim Novak ve François Truffaut gibi dönemin pek çok ikonik sinema figürünün Ara Güler tarafından çekilmiş fotoğrafları yer alıyor. Sergiyi oluşturan kareler, yalnızca tanınmış isimleri değil, sinemanın büyüsünü ve bir dönemin ruhunu bugüne taşıyor. Ara Güler, Cannes’ı yalnızca yıldızların sahnedeki ya da kırmızı halıdaki anlarıyla değil, festivalin arka planındaki gündelik sahnelerle birlikte anlatıyor. Şöhreti Cannes’da yakalamaya çalışanları, foto muhabirlerini, hayran kitlelerini bazen bir arada bazen de bir yıldız ile aynı karede buluşturuyor. Böylece izleyiciye festivalin gerçek ritmini ve atmosferini hissettiriyor.
Brigitte Bardot (1957)
Grace Kelly (1958)
Sophia Loren (1959)
1967
Sergide yer alan fotoğraf seçkisine, o dönemde yayımlanmış gazetelere ait kupürler, kontakt baskılar; Ara Güler’e ait basın kartları ve festivale ait çeşitli efemera eşlik ediyor. Bu seçki, Cannes Film Festivali’nin altın çağını yansıttığı kadar Ara Güler’in foto muhabirlik pratiğini de yakından izleme imkânı sunuyor.
Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi’nin hazırladığı her yeni sergi, ustanın arşivi üzerinde uzun yıllara yayılan titiz tasnif, koruma ve araştırma çalışmalarını da görünür kılıyor.
Ara Güler Müzesi’nin CANNES! sergisi,11 Ekim tarihine kadar Şişli bomontiada’da ziyaret edilebilir.
ECEVİT’İN ELEŞTİRDİĞİ RESİM YARIŞMASI
CUMHURİYET’in ilanından kısa bir süre sonra temelleri atılan Koç Topluluğu kuruluşunun 100’üncü yılını kutluyor. Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık bu kapsamda ‘Yüzyılın İzleri – Koç Topluluğu ve Sanat’ başlıklı bir sergi hazırladı. Topluluğu’nun yüzyıllık yolculuğu, bu sergide kültür ve sanat alanında yaptığı çalışmalar üzerinden ele alınıyor. 1920’lerden günümüze uzanan seçki; sanat eserleri, objeler, fotoğraflar ve arşiv belgeleriyle zengin bir içerik sunuyor. Sergi; mimarlık, tasarım, arkeoloji ve güncel sanat gibi farklı disiplinleri bir araya getirerek, Koç Topluluğu’nun sanatla kurduğu ilişkiye toplu bir bakış sunuyor. Sadberk Hanım Müzesi’nden Rahmi Koç Müzesi’ne, Meşher’den Arter’e topluluğun kültür sanat alanındaki yatırımları ülke tarihi ile paralel bir şekilde görselleştirilmiş.
1944 yılında Kazım Taşkent tarafından kurulan Yapı Kredi Bankası, ülkemizdeki kültür sanat hayatına çok önemli katkılar yapmış, ilkleri gerçekleştirmiş bir kurum. 2006 yılında Koç Topluluğu’na geçen bankanın bu katkıları serginin önemli bir bölümünü oluşturuyor.
İlk çocuk dergisi Doğan Kardeş’in yayınından Afife Jale Tiyatro Ödülleri’ne, Yapı Kredi Galeri’de açılan sergilerden kültür yayıncılığına ve arkeoloji alanındaki katkılara kadar.
Aliye Berger’in 1954’teki yarışmada ödül kazanan tablosu.
Bu zengin geçmişte bir de resim yarışması tartışması yaşanmış ve sergide ona da yer verilmiş. Bu tartışmayı ilginç kılan ise en ciddi eleştiriyi Bülent Ecevit’in yazmış olması.
Yapı Kredi, kuruluşunun 10’uncu yıl kutlamaları çerçevesinde bir resim yarışması düzenler. Yarışmanın konusu ve yapılacak resmin özellikleri banka tarafından şartname ile belirlenir. Yarışmaya katılan 38 tablo Spor Sergi Sarayı’nda sergilenir. Jüriyi oluşturan ve o sene İstanbul’da toplanan Uluslararası Eleştirmenler Birliği, Aliye Berger’i birincilik ödülüne layık görür. Bu sonuç büyük bir tartışmaya neden olur ve dönemin önde gelen sanatçıları ile diğer katılımcılar tarafından sert bir şekilde eleştirilir.
Türk siyasetinin önemli ismi, gazeteci ve şair Bülent Ecevit de 18 Eylül 1954’te Halkçı Gazetesi’nde bir eleştiri yazısı yazarak hem bankanın yarışacak eserler hakkında şart koşmasını, hem de bunu bilerek yarışmaya katılan sanatçıları eleştirir.
Sergide, Ecevit’in plastik sanatlar alanında da eleştiri yazdığını görmek ilginçti.
Serginin küratörlüğünü Yapı Kredi Galeri’nin direktörü Didem Yazıcı ve yardımcı küratörlüğünü Zehra Begüm Kışla üstlenirken, tasarım Yeşim Demir Pröhl’e ait.
‘Yüzyılın İzleri’, özel girişimlerin sanat alanındaki rolüne odaklanarak Türkiye’nin sanat tarihine ışık tutuyor.

Paylaş