"Hürriyet'in Arka Köşesi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Hürriyet'in Arka Köşesi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Hürriyetin Arka Köşesi

Gazetede hep peşinde koştuğumuz beş şey

1) SÜRPRİZ: İki sloganımız var: Yarın ne çıkacağını kimse tahmin edemesin, bir... Sürprize açık ol ki genç kalasın, iki...

2) DENGE: Siyaset, ekonomi, magazin, spor... Hepsinin kalbimizdeki yeri ayrı... Dengenin mana ve önemini biliyoruz yani.

3) ÇEŞİTLİLİK: Hobiler, ilgiler, meraklar öyle çeşitlendi ki... Biz de buna uygun bir tutum almaya çalışıyoruz. Gayretimiz bu yönde.

4) DİNAMİZM: Hep yenilik, sürekli yenilik. Bıkmadan, usanmadan yenilik... Yenilik de yenilik... Kalbimiz hep böyle atıyor.

5) FARK: Manşet atarken, sayfa düzenlerken, haber yaparken hep aynı şeyi soruyoruz kendimize: Peki farkı neyle yaratacağız?

Gazetede hep peşinde koştuğumuz beş şey

SENE 1948... İLHAM BEY PİYANOSUNUN BAŞINDA DUYURDU: YARIN HÜRRİYET İSİMLİ BİR GAZETE ÇIKIYOR

İLHAM Gencer... 95 yaşında bir sanatçı...

Kuşaklar boyu hepimizin dilinde olan “Bak Bir Varmış Bir Yokmuş” şarkısının altındaki imza onun.

Her dönemi görmüş, her dönemi yaşamış.

Birçok sanatçımızın yetişmesinde onun emeği var.

Ve hepsinden önemlisi İlham Gencer, bugün 95 yaşında Pera Palas Oteli’nin lobisinde piyanosunun başında şarkılar söylüyor.

Geçen gün İlham Gencer’in röportajını yayınladık. Orada biraz araya kaynayan bir anekdot vardı. Ondan söz etmeden geçemeyeceğim.

Sene 1948.

İlham Gencer, İstanbul’da bir mekânda sahne alırken...

Mekâna Sedat Simavi Bey geliyor.

Sedat Bey, bir ara İlham Gencer’le kısa bir görüşme yapıyor.

Ve kendisine şöyle diyor:

“Yeni bir gazete kurduk. Yarın ilk sayısı çıkacak.”

Bu haberi alan İlham Gencer, piyanosunun başına geçip dinleyicilere şu anonsu yapıyor:

“Yarın Hürriyet isimli bir gazete yayın hayatına başlıyor.”

Anekdot ayrı güzel, bunu İlham Bey’in hatırlıyor olması ayrı güzel... Hele İlham Bey’in hâlâ sahne alıyor oluşu... Bu apayrı güzel!

DUYARLILIK ALANLARIMIZ

Kadına yönelik şiddet konusunda ödünsüz, ısrarlı ve çok sıkı takip.

Dış politikada Türkiye yanlısı tavır almaktan asla vazgeçmemek.

Çevreye yönelik ihanetler karşısında hep ama hep dik duruş.

Hayvanların hakları konusunda bayrak elde ve en önde olmak.

Tarihi dokunun korunması konusunda azami hassasiyet.

Gazetede hep peşinde koştuğumuz beş şey

ECE DÜŞÜNDÜ, ECE DENEDİ, ECE GÜNDEME GETİRDİ

ÇOK iyi hatırlıyorum:

Belediyeler karar almışlardı.

Demişlerdi ki:

“Gece belli saatlerde kadınlar, belediye otobüslerinden istedikleri yerlerde inebilecekler.”

Haberi ilk duyduğumda...

“Aman ne iyi... Aman ne şahane... Aman ne güzel...” falan demiştim. Uygulamanın ne âlemde olduğunu ise bilmiyordum.

Hürriyet muhabiri Ece Çelik, benim unuttuğum konuyu unutmamış!

“Ben bu işi bir denemek istiyorum” dedi.

Ve bir gece vakti belediye otobüslerinde “istediği yerde inmek” istedi.

Fakat, heyhat!

“Abla burası durak değil”, “Bizim o uygulamadan haberimiz yok”, “Bize böyle bir bilgi gelmedi” türü tepkiler.

Ece Çelik’in bu çabası, çok kıymetli bir çabadır.

Tabii ki öncelikli olarak toplumsal olarak kıymetlidir bu çaba.

Ama habercilik açısından da kıymeti büyüktür.

Şu kadarını söyleyeyim: Akıl eden, düşünen, öneren, deneyen, gündeme getiren ve ısrarla takip eden muhabirlere bayılıyorum ben.

Gazetede hep peşinde koştuğumuz beş şey

PAŞALARIN BERESİNİ İLK HÜRRİYET YAZDI

GAZETECİLİKTE en büyük övünç kaynağıdır ilk yazmış olmak.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’in bir resmi temas sırasında ilk kez kullandığı bere, “Ankara Fısıltıları” köşesini hazırlayan Nuray Babacan’ın dikkatinden kaçmamıştı.

“Bereli Paşa” başlığıyla bu konuyu ele aldı Nuray...

Ve ondan sonra da herkes haber yaptı.

Tabii kaynak göstermeden.

Bizde maalesef âdet böyledir: Kaynak gösterme adabına bir türlü riayet edilmez ne yazık ki... Neyse, olsun... Bu durum övünç duymamıza tabii ki engel değil.

Gazetede hep peşinde koştuğumuz beş şey

YUNANİSTAN’A ÖĞRETTİK

KARDAK krizinde askerlerimiz tarafından indirilen Yunan bayrağı, Gölcük Donanma Komutanlığı’ndaki müzeye konulmuş. Özenle... Saygıda kusur işlenmeyerek... Çerçevelenerek... Hürriyet muhabiri Musa Kesler, bayrağımıza saygısızlık yapan Yunan parlamenter olayından yola çıkarak işte bunu haber yaptı.

Meğer Yunan kamuoyu, Kardak krizi sırasında... “Bizim bayrak ne oldu” diye tartışmış ve Yunan yetkililer, “Rüzgâr aldı götürdü” türü geçiştirici açıklamalar yapmışlar.

Haber Hürriyet’te yayınlanınca konu Yunan medyasına yansıdı ve böylece Yunan kamuoyu bayraklarının rüzgâr tarafından alınıp götürülmediğini, askerlerimiz tarafından müzeye konduğunu öğrenmiş oldu.

Bu bilgilendirmeye aracılık yapmış olmaktan dolayı memnun olmadığımızı söyleyemeyeceğim.

Gazetede hep peşinde koştuğumuz beş şey

TANTANASIZ, GÜRÜLTÜSÜZ YAZI DİZİLERİNE DEVAM

HASAN Mezarcı’nın macerasını anlattık iki günlük yazı dizisiyle...

“Bekçiler” konulu bir yazı dizisi başlattık, üç gündür sürdürüyoruz.

(NOT: Yazı dizilerinde Hürriyet’in en deneyimli isimleri Turan Yılmaz ve Toygun Atilla’nın imzaları vardı. Su gibi akan, çok iyi çerçevelenmiş dizilerdi bunlar).

Tantanasız, gürültüsüz, her an ortaya çıkabilir cinsten yazı dizileri eylemimiz sürecek.

X