"Hikmet Demirkol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Hikmet Demirkol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Hikmet Demirkol

O ARTIK HERKESİN KALBEN’İ

Kalben ile röportaj yapmaya hazırlanırken, albüm öncesinde ve sonrasında kendisiyle yapılan nerdeyse tüm röportajları okudum. Kalben’in öyle leb-i derya bir hali var ki, sorulara verdiği cevaplar kendi içinde kafiyelere dönüşüp akıyor, resmen her biri şarkı gibi.

O ARTIK HERKESİN KALBEN’İ

Piyasaya birçok albüm çıkıyor, yeni bir sürü isim müzik dünyasına katılıyor ama son senelerde hiçbir iş beni Kalben’in albümü kadar heyecanlandırmamıştı. Kendi adıyla yayınlanan ilk albümü piyasaya çıkalı henüz 1 ay bile olmadan listelerde ilk sıralara koşan şarkısı ‘Saçlar’ın heyecanı bir yana dursun, radyolarda, tv programlarında her yerde Kalben var. Bu yoğun tempoda Kalben ile geçtiğimiz hafta bir kafede buluştuk, müziği ve kendi hayalleri üzerine konuştuk.

Lafı uzatmayayım, sizi Kalben ile baş başa bırakayım:

O ARTIK HERKESİN KALBEN’İ

Fotoğraf: Aytekin Yalçın

Seni yeni tanıyanlar bile seni kimselerle paylaşmak istemiyor, popüler olmandan ödleri kopuyor. Nasıl bir his bu paylaşılama hali?

Çok mutlu oluyorum çünkü benzer şekilde çok sevdiğim bir sanatçıyı yeni keşfettiysem başkaları onu paylaştığı zaman tam olarak bu hisleri yaşıyorum. Diğer yandan da o müzisyenler olabildiğince konser versin, müziğini dünyaya tanıtsın isterim. Şimdi o müzisyen gibi hissettiğim için aslında çok mutluyum ve bu sevip de paylaşmamak hissi çok olumlu, pozitif ve değerli geliyor.

Yaptığın müziği bir türde sınıflandırıyor musun? Bence pop müzik ve alternatif müzik çok iç içe kavramlar oldu günümüzde. Sen ne düşünüyorsun bu konu hakkında?

Ben hiçbir zaman kendi müziğim için alternatif demedim, bağımsız demedim. Pop ve indie’den esinlendiğim için pop müzikten de, arabeskten de, klasik müzikten de esinti olan bugüne kadar dinlediğim her sanatçıdan, okuduğum her şiirden, gittiğim her sokaktan etkilenmiş bir insan olarak her yerden rüzgar var müziğimde. Ben kendimi bir kalıba sokmayayım, dinleyici nasıl hissediyorsa kendisi öyle adlandırsın. Örneğin ITunes rock olarak sınıflandırmış müziğimi, sağ olsunlar (gülüyor). 

Müzikte insanları türlere göre adlandırarak yollarını açıyorsak ne güzel, yok ama eğer onları sadece beli yollara hapsediyorsak bence isim koymamak daha iyi diye düşünüyorum.

O ARTIK HERKESİN KALBEN’İ

Salon İKSV’deki lansman konserin benim Salon’da son 5 yıldır gördüğüm en kalabalık lansman konseriydi. Nasıldı o gece, biraz da senden dinleyelim.

Sahneye çıkmadan önce inanılmaz heyecanlıydım. Sahneye çıktıktan sonrasını hatırlamıyorum, indiğimde çıldırmıştım mutluluktan. İki saat sahnede kaldık baya uzundu, o geceye dair bir şeyi hatırlıyorum hep bir ağızdan şarkı söylediğim aklımda, o enerjiyle coştuğumuzu, artık gitar çalabildiğimi ilk defa bunu ufak ufak hissettiğimi, insanlardan artık utanmadığımı, sanki onların hoşlarına giden bir şey verdiğimi daha da mutlu bir insan olduğumu, ve onlara daha çok bunlardan vermek istediğimi hatırlıyorum.

İlk olarak Sofar İstanbul ile seni tanıdım. Sonra konserlerini duymaya başladım, bir noktadan sonra her yerde ismini görmeye başladım. Kısa süre sonra sosyal medyada da herkes senin şarkılarını paylaşmaya başlayınca farklı bir durum yaşadığımıza emin oldum. Sana ilk nerde bu his geldi?

Çok net olarak sanırım 1 ay sonra filandı, aynı anda hem müziği ve yazarlığı yürütemediğim bir an geldi. Ofisteyim yapmam gereken 3-4 iş var, onun yerine konser aranjmanları yapıyorum. O dönem kendi menajerliğimi de yapıyordum, böylece işin mutfağını da biraz öğrenmek istedim ve gerçekten müzik sektöründe insanların ne kadar zor koşullarda çalıştığını gördüm, emeğin kıymetini fark ettim. Bu yüzden o dönem çok değerliydi benim için. Kısacası bir baktım ben yazarlığı asmaya başladım, daha bir ay olmuş konserler başlayalı bende kavak yelleri(gülüyor). Sadece müzik düşünüyorum, konserler var kafamda hep. Eve gidip yalnız kalıp yeni şarkılar yapmak istiyorum, yani müzik beni hemen çarptı. Yıllardır sinsice bir köşede gününü bekleyip resmen çarptı beni.

Şarkıların albüme girmeden önce ne kadar zamandır senleydi? Albüm sürecinde yaptığın şarkılar da oldu mu?

Bu albüm otobiyografik bir çalışma oldu. Her yaştan ve her dönemimden, her hissimden içinde parçalar var bu albümde. Daha önce hiç yaşamadığım bir duygudan yola çıkarak şarkı yapmamıştım, başka insanların dünyalarına girip hiç şarkı yapmamıştım. Bu albüme gittiğimiz 2 yıllık yolda birçok şeyden beslenerek geldim. 10 yaşında olan bir şarkı da var, 3 aylık bir şarkı da var. Albüm sürecinde stüdyoda sözlerini tamamladığımız şarkı da var, büyük bir yolculuk gibi oldu albüm.

Albümün stüdyo süreci nasıldı?

Biz 1.5 ay prova yaptık. Bir sürü stüdyolarda şarkılarımızı çaldık, söyledik. Eylül ortası gibi Moda’ya Rıza Erekli Tunç stüdyosuna gittik. Her zaman birlikte çaldık bütün enstrümanları, bu şekilde kaydettik albümü. En çok kayıt sürecinde ben heyecanlandım diyebilirim, 30 sene sonra da bu albüm dinlediğinde her hangi bir modaya, türe, akıma ait olmadan yani zamansız bir iş yapmış olmak istedim. Albüm süreci boyunca etrafımızdaki herkes bize destek oldu, arkadaşlarımız bizi ziyaret etti sürekli. Mabel geldi benimle şarkı söyledi o kadar mutluyum ki, Özge Fışkın geldi bize muhteşem enerjisinden verdi. Yani o dönemi hatırlayınca, hiç beklenmedik bir güzellikteydi, hayal etsem bu kadar güzel olmazdı diyebilirim.

O ARTIK HERKESİN KALBEN’İ

Fotoğraf: Aytekin Yalçın

‘Saçlar’da anlattığın kadın sen misin? ‘Ben olsam almam beni, adamdan saymam beni’ diyorsun, kendine fazla haksızlık etmiyor musun?

Bir çocuğa sorsak kendini nasıl gördüğünü, çirkin, başarısız gibi olumsuz sözler kullanmayacaktır. Ama büyüdükçe, kalabalığa karıştıkça başkalarından kendimizle ilgili duyduklarımıza inanmaya, daha fazla değer vermeye başlıyoruz. “Saçlar” kısaca, birilerinden dolaylı kendime yönelttiğim suçlamalarla ilgili. Sevgiyi, güzelliği, dostluğu ciddiye alma çabam devam ediyor tüm habislikler, fesatlıklar ve dünya dertleri karşısında

‘Doya Doya’ eski adıyla ‘Kavun’ albümdeki beni en etkileyen şarkın.  Şarkıyı çekirdek ailen için yaptığını biliyorum, yine de senden bir kere daha şarkı hakkında bir şeyler duymak istedim.

O şarkıyı aslında albüme koymayacaktık. Berkant ve Engin Akıncı da nasıl bu şarkıyı albüme koymazsın diye kızdılar bana. ‘Doya doya’ çok açık ve dürüst bir şarkı, dalımdan düşmek üzereyim gibi bir şarkı, kendince bir evreni var. Ben belki şarkı bu kadar dürüst olduğu için biraz da utandım, konserlerde de çok söylemezdim.

Sonra dedim ki geldin 30 yaşına, başına gelmedik de kalmamış, bir yandan da çok güzel günler yaşadın. Harika insanlarla tanıştın, çok candan dostların oldu, aşık oldun, biriyle bir oldun, müzik yoluna girdin, müzik önünde bir yol oldu açıldı. Kendi kendime neyden utanıyorsun dedim, zaten anlatıyorsun hikâyelerini herkes biliyor, bilsin insanlar neyi kaybettiğini, neyi kazandığını ve albüme ekledik ‘Doya doya’yı.

Kendine idol olarak gördüğün sanatçı kimdir?

İdoller yaşla birlikte hayran olduğun kıymetli insanlara dönüşüyorlar. Onların da kusurları olup, çok yalnız kalıp sevdiği insanının kalbini kırdığını anlıyorsun zaman içinde. Her zaman David Bowie, PJ Harvey, Sevin. Tevs, Nazan Öncel’in özellikle ‘Göç’ albümüne, Levent Yüksel’in ‘Med Cezir’ine, Mustafa Sandal’ın ‘Suç Bende’sine, Sertab’ın ‘Sertab Gibi’si, Deniz Arcak’ın vokali, Ayşegül Aldinç, Müslüm Gürses, Erkin Koray, Sezen Aksu benim için çok önemlidir. Tabi ki zaman değişiyor hisler değişiyor, insanlar ayrılıyor, yollar farklılaşıyor ama bunlar çok kıymetli üretimler o yüzden hiçbir şeye gönderme yapmadan doğrudan o üretime gönderme yapıyorum.

İngiltere’den babam çıksa yerim gibi bir İngiliz özentiliğiyim var (gülüyor). Rock’n roll’u çok severim, İngiltere’de doğduğu için o dönemin 60’ları, 70’leri o dönemin rock babalarına tapıyorum.

O ARTIK HERKESİN KALBEN’İ

Fotoğraf: Aytekin Yalçın

Şarkılarını canlı olarak çaldığında her defasında farklı bir versiyonunu dinliyorum, bu nasıl oluyor?

Doğru, ben her seferinde farklı söylüyorum şarkıları. O an sahnede şarkıyı söylerken nasıl hissediyorsam öyle çıkıyor aslında. Bu durum konser mekânındaki atmosferle, o günün bana hissettirdiğiyle, benimle birlikte şarkıları söyleyenlerin enerjisiyle şekilleniyor. Benim için bir müzik böyle bir şey. 

O ARTIK HERKESİN KALBEN’İ

Fotoğraf: Salon İKSV/ Ali Güler

Albümün piyasaya çıktı 10 gün içinde Okan Bayülgen’e konuk oldun. Canlı yayın heyecanını bizimle paylaşır mısın?

Okan Bayülgen’in desteği önemli çünkü çok tecrübeli bir televizyoncu ve radyocu, dolayısıyla bu yayın bizim için de çok önemli bir programdı. Canlı yayında müzik yapmanın o kadar teknik detayları varmış ki, ben canlı yayına mı çıkıyorum, biz televizyonda mıyız anlamadan tamamen müziği biz nasıl en doğru şekilde iletebiliriz onun derdindeydik, oraya odaklandık ve yayını bitirdik. (Gülüyor)

Albümde gitarları sen ve Berkant çalmış. Dinlerken şarkılarda bunu daha iyi yapabilirdim dediğin bir yer çıkıyor mu?

Demin konuştuğumuz gibi her söylediğimde şarkıların farklı çıkma hali, her gün değişen bir müzik hissiyatım olduğu için albüm 0 40 günde içinde nasıl bir çocuksa kendi adını aldı ve çıktı. Bu albümü 3 gün önce yapsak bir başka olurdu,3 yıl sonra yapsak başka olurdu. O dönemde birlikte çalıştığımız insanlarla, o güzel hislerle bu haline geldi. Ben pişman olmayı seven biri değilim zaten o yüzden sıfır pişmanlık (gülüyor).

Albüm piyasaya çıktıktan sonra yeni bir şarkı yaptın mı? Şimdiden ikinci albümde olsun diye köşede tuttuğun şarkılar var mı?

Çok tüyo vermek istemiyorum ama var yeni şarkılar son zamanlarda yaptığım. Ayrıca bu albüme girmemiş eskiden yaptığım da birçok şarkı var, onlar da gelecekler, kimsenin duymadığı kenarda sırasını bekleyen başka şarkılarım da var. 

Başka sanatçılara verecek şarkıların var mı?

Bunu isteyebilirim biliyor musun, benim sözlerimi bir başkası söylese, neden olmasın. Çünkü Türkiye’de çok kıymetli yorumcular var ne kadar şanslı olurum öyle bir durum olsa.

Yoğun bir konser programın var. İl il her yeri geziyorsunuz, biraz da gittiğin diğer şehirlerdeki hissettiklerini duymak isteriz.

Örneğin Eskişehir’e gittiğimizde bir şarkıya yanlış girince doğaçlama şarkı yapmaya başlıyoruz. Bu ana kadar gittiğimiz illerde o kadar farklı hissiyatlar yaşadık ki, her şehrin kendine has dinleyici kitlesi varmış. Eskişehir’de genç kızlar gece sokaklarda şarkılar söyleyerek dolaşabiliyor ve Eskişehir öyle müzik dinliyor, Bursa’da konserimizde pogo yapan gençler gördük, Ankara’ya gittiğimizde önceden de biz göğsümüzden vurulmuştuk, bu sefer de öyle oldu biz Ankara’da hep yara sardık, İstanbul’da bambaşka bir kitle var onları da eğlendirebilmek, konserlerde coşturabilmek bizi keyiflendiriyor. Şimdi İzmit’e, Çanakkale’ye, Antalya’ya, Aydın’a, Samsun’a, Tranbzon’a gideceğiz kim bilir nelerle karşılaşacağız, çok heyecanlıyım.

O ARTIK HERKESİN KALBEN’İ

Fotoğraf: Aytekin Yalçın

Geçmişte yaptığın işlerinde senaryo yazarlığı yaptığını okumuştum bir röportajında. Var mı köşede bir yer de yazdığın ya da hala yazıyor olduğun bir senaryo?

Ben biraz kirli çıkı gibiyim galiba (gülüyor).

Çok heyecanlı olduğumuz birkaç fikir var ama ben bir şey yaparken aynı anda on şey daha yapmayı değil de, bir şeyi doya doya yapmayı, sonraki işleri de aynı onun gibi sırasıyla doya doya yapmayı isteyen biriyim. Hayata hiç doyamıyorum çünkü bundan önce her şey hep aceleydi, hep bir koşturmaca vardı, yerimde oturup kendime ne zaman bir çay demleyebileceğim diye düşündüğüm bir hayatım vardı o yüzden şimdi doya doya müziği yaşamak istiyorum, müziğin içinde kendine yer bulabilecek her şeye de açığım çünkü hep yazıyorum. 

Son sorum, albümden seçeceğin bir şarkın olsa o ne olurdu?

Sevdiğin arkadaşlarınla, sevdiğinle birlikte bir gece vakti denize gireceksin, hayatında ilk defa bunu yapabildiğin bir yere gelmişsin, bence çok şanslısın. Fonda ‘Ömür Geçmez’ çalabilir, omuz ata ata, dans ede dede yüzebilirsin, içinde çalabilir şarkı. Bir de o benim ilk dans şarkım o yüzden bende yeri hep özel olacak (gülüyor).

 

X