GeriHikmet Demirkol Mehmet Uluğ Müzik Evi (MUME) açıldı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Mehmet Uluğ Müzik Evi (MUME) açıldı

Bazı haberler var ki manevi değeri gerçekten paha biçilmez.

2 yıl önce hayatını kaybeden Türkiye’de müzik ve eğlence sektöründe öncü işlere adını kazıyan Mehmet Uluğ’un ismi şimdi bir müzik evi ile yaşayacak. Pozitif’in kurucu ortaklarından Mehmet Uluğ’un adını nesiller boyunca yaşatacak olan Mehmet Uluğ Müzik Evi (MUME), Düşler Akademisi Kaş’ta açıldı.

Mehmet Uluğ Müzik Evi (MUME) açıldı
Müziğin doğa ile buluştuğu bu özel okulun ilk konukları 10. yılını kutlayan Barış İçin Müzik Orkestrası oldu. Geçtiğimiz yıl Akbank Caz Festivali kapsamında gerçekleştirilen Mehmet Uluğ Anma Gecesi’nden elde edilen gelirle ilk adımları atılan Mehmet Uluğ Müzik Evi, engelli ve sosyal dezavantajı olan bireylerin sanat yoluyla sosyal hayata katılımını hedefleyen Düşler Akademisi Kaş bünyesinde, müzikle uğraşmak isteyen herkes için kuruldu.

Mehmet Uluğ Müzik Evi (MUME) açıldı

MUME’de yer alan kayıt stüdyosunda, Düşler Akademisi’nin konuk ettiği gençlerin yanı sıra, isteyen her sanatçı belli bir ücret karşılığında kayıtlarını bu stüdyoda gerçekleştirebiliyor hem de bu sayede Düşler Akademisi’ne de destek olunuyor.

Mehmet Uluğ Müzik Evi (MUME) açıldı

Mehmet Uluğ Müzik Evi kapılarını ilk kez, çok değerli bir amaca hizmet ederek çocuklara karşılıksız müzik eğitimi olanağı sunmayı hedefleyen Barış İçin Müzik Vakfı öğrencileri ile açıldı. Bu yıl 10. yaşını kutlayan Barış İçin Müzik Orkestrası üyeleri, Kaş’taki Düşler Akademisi kampında Mehmet Uluğ Müzik Evi’nde 3 şarkı kaydı gerçekleştirdi.

Mehmet Uluğ Müzik Evi (MUME) açıldı

Adları bu kadar geçmişken Barış İçin Müzik Orkestrası için parantezi biraz daha açmak isterim. 2005 senesinde Mehmet Selim Baki tarafından kurulan Barış İçin Müzik Vakfı, mümkün olduğu kadar fazla çocuğa karşılıksız müzik eğitimi imkanı sağlamak için barışın sesini müzikle duyurmayı hedefleyen nefis bir orkestra oluşturmuş. İlk olarak 20 kadar öğrenciyle Edirnekapı’da akodeon dersleriyle yola çıkan ve şimdilerde 5 bin civarı çocuğa ücretsiz müzik eğitimi veren vakıfta,
bugün Barış İçin Müzik Orkestraları, Barış İçin Müzik Korosu ve Barış İçin Müzik Bakır Üflemeliler Topluluğu olmak üzere üç topluluk faaliyet gösteriyor. 2 sene önce İKSV’nin kurumsal destekçiliğini üstlendiği Barış İçin Müzik Vakfı, geçtiğimiz sene yapılan “dostluk” anlaşmasıyla, Venezüella’da yaklaşık 40 yıl önce kurulan El Sistema’nın resmi bir parçası olarak kabul edildi.

Barış İçin Müzik Orkestrası 10. yıl jingle çalışmasını Mehmet Uluğ Müzik Evi’ndeki (MUME) stüdyoda kaydederken, 31 Temmuz’da Kaş Anfi Tiyatrosu’nda verdiği konserle hem klasik müzikseverlere unutulmaz bir gece yaşattı, hem de Mehmet Uluğ’u da bir kez daha bu konserle hatırlandı. Yaklaşık 500 kişiye Tchaikovsky’nin Slav Marşı, Arturo Marques’ten Conga del fuego ve Danzon No.2, Dvorák’ın 9. Senfonisi, Bizet’ten Carmen “Les Toreadors” ve Rossini’nin “William Tell” eserlerinin yer aldığı bir müzikal seçki sunan Barış İçin Müzik Orkestrası, müzikseverlere unutulmayacak bir konser verdi.

NİL’İN MASAL DÜNYASI

Mehmet Uluğ Müzik Evi (MUME) açıldı

3 Ağustos’ta Turkcell Yıldızlı Geceler ile Harbiye Açıkhava Sahnesi’nde Nil’in masal dünyasına tanık oldum. Yıldızlı Geceler programında Nil Karaibrahimgil konseri büyük bir merak beklediğim konserdi. Çimlerlerle kaplanan Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’ndeki konserine salıncakta ve elinde gitarıyla çıkan Nil Karaibrahimgil, kendi hikayesini anlatmaya bu geceye özel olarak yazdığı “Tavşan” şarkısı ile başladı.

“Nil’in Kendi Masalı” adıyla verdiği konserde gerçekten daha olgun bir Nil vardı diyebilirim. Şarkı aralarında anlattığı anıları konseri bambaşka bir havaya soktu. Bir sonraki şarkıyı merak ettiğim kadar, anılarından acaba başka ne anlatacak diye merak ettiğimi de itiraf etmeliyim. Oğluna yazdığı ve ukulele ile sahnede söylediği ninni de, Nino Varon’un albümü için yeniden yorumladığı “Göreceksin” şarkısı da bu konserin en önemli ilklerindendi.

Mehmet Uluğ Müzik Evi (MUME) açıldı

Sahnenin düzeni, tavşan kulaklı salıncaklarda salınan kızlar korosu, Nil’in arkasında çalan orkestrası o kadar neşeli ve eğlenceliydi ki, ister istemez konseri izleyen herkese bu enerji doğrudan geçiyordu.

En son yayınladığı ‘Kanatlarım Var Ruhumda’ şarkısını konserde iki kere söyleyen sanatçı, şarkının youtube üzerinde 47 milyon kez izlenme rekorundan ötürü tüm sevenlerine teşekkür etti. Şarkıyı hamileyken yazdığını ve yakaladığı bu büyük başarısından sonra bir türlü doya doya konserde söyleyemediği için bu duygunun içinde kaldığını belirtirken, açık havada nihayet sevenleriyle birlikte bağıra çağıra söylediği için çok mutlu olduğunu belirtti.

Mehmet Uluğ Müzik Evi (MUME) açıldı

Kendi adıma ilk defa izlediğim Nil Karaimrahimgil performansı olduğu için konserden ziyadesiyle memnun evime döndüm diyebilirim. Nil’in yaratıcılığına ve enerjisine yakından tanık olduğum için gerçekten çok mutluyum.Açıkhava’nın en renkli sahnesine imza atan sevilen Nil Karaibrahimgil, sevenlerine gerçekten harika bir yaz akşamı yaşattı. Bundan sonra nerde bir Nil konseri varsa ben de artık ordayım!

KARIŞIK KASET

Ağustos ayının en yenileri Karışık Kaset by Ağustos 2015 listesinde sizler için birikmeye başladı. Ay boyunca listeyi takip edip, yeni şarkılardan ve albümlerden uzak kalmayın.

Keyifli dinlemeler…

1)Chet Faker feat. Banks – 1988

2)Meg Myers – Lemon Eyes

3)Mac Demorco – No Other Heart

4)Years & Years – Desire (Gryffin Remix)

5)Conquer Divide – What’s Left Inside

6)Metric – Too Bad, Too Sad

7)Duke Dumont – Ocean Drive

8)Machineheart feat. Vanic – Circles

9)Atlas Genius – Friends With Enemies

10)Kate Boy – Midnight Sun

11)Freja – Young Heart

12)Vaults – Cry No More

13)New Navy – Runaway

14)Rita Ora feat. Chris Brown – Body On Me

15)Foals – A Knife In The Ocean

16)Gabrielle Aplin – Sweet Nothing

17)Birdy feat. RHODES – Let it All Go

18)Digital Farm Animals – True

19)Bob Moses – Too Much Is NEver Enough

20)DON BROCO- Fire

21)Ritual Lisa Hannigan – Josephine

X

The Metallica Blacklist ile 4 Saat Müzik

Metallica’nın ‘Black Album’ olarak bilinen 1991 senesinde grubun adıyla yayımlanan albümünün 30. yılında özel bir formatla yeniden karşımızda. Böylesine kült bir albüm için oldukça detaylı bir çalışma yapan grup 53 şarkıyla albümü yaklaşık 4 saatlik dev bir projeye dönüştürmüş.

4 diskten oluşan bu dev albüm pop, indie, rock ve country türlerinde önemli isimlerin yeniden yorumlarıyla bize ulaşıyor. Blacklist’in ilginç kısmı bazı şarkılar defalarca yorumlandığı için arka arkaya 6 kere Enter Sandman veya 7 kere Sad But True dinlemek durumunda kalıyorsunuz. Böyle bakınca da aslında bir albüm dinleme halinden ziyade daha çok o şarkının ölümsüzleşmesine hizmet edilmiş gibi hissettiriyor. Dijital dünyanın nimeti olarak şarkılardan biri olmazsa diğeri algoritmalarda sevenlerine ulaşır diye de düşünmüş olabilirler. Kısacası ‘The Metallica Blacklist’ albümü bir nevi tribute albüm olsa da baştan sona dinlenebilecek bir albüm formatından epey uzak olmuş.

53 şarkının hepsi için güzel şeyler söyleyemeyeceğim. Kimi cover’lar bence biraz zorlama olmuş. Müzik türleri artık o kadar akışkan ve beğeniler bir o kadar farklılaştı ki, belki de grubun bu kadar zengin bir paletle şarkıların yeni yorumlanması buna bağlı bir stratejidir. İlk bakışta albümden tekrar tekrar dinleyebileceğim Miley Cyrus, Weezer, Sam Fender, Royal Blood, Dave Gahan, Phoebe Bridgers, St. Vincent cover’ları gerçekten beni etkilediğini belirtmeliyim. Albümün tümünü dinlemek biraz zor olsa da bitirdikten sonra 1991 senesindeki halini açıp dinleyin göreceksiniz net bir ferahlama geliyor.

Islandman ile Uzak Diyarlara Yolculuk

Tolga Böyük’ün 2010 yılında hayata geçirdiği Islandman projesini ilk günden beri büyük bir merakla takip edenlerdenim. İlk defa sanırım yine 2010 senesinde Babylon’da dinlediğimde bu müziği nerede bulurum daha sık dinlerim diye çok arandığımı hatırlıyorum.

İlk dönem bağımsız yayımladığı teklilerden sonra EP’ler ile müzikal yolunu zenginleştiren Islandman 2018’de ‘Rest In Space’, 2020 senesinde ise ‘Kaybola’ albümlerini Music For Dreams etiketiyle yayımlamıştı. Şimdi ise grup yine Music For Dreams etiketiyle geçtiğimiz hafta yayımlanan yepyeni albümleri ‘Godless Ceremony’ ile bizleri uzak diyarlara götürüyorlar.

10 şarkının yer aldığı bu özel albüm Afrika’dan Kuzey Hindistan’a ve hatta Ekvador’un tropik bölgelerine bizleri de kanadına alarak gezdiriyor. Elektronik, ambient, house türlerinin ustaca sentezlendiği ‘Godless Ceremony’ dinleyicisine mutluluğun küçük detaylarda gizli olduğunu fısıldıyor.

Godless Ceremony’nin hemen öncesinde İsveç, Danimarka, Almanya ve İsviçre’de 10 konserlik bir turneye çıkan Islandman, Kasım ayındaysa İngiltere’de sahne alacak. Grup, 5 Kasım’da York’ta başlayacak İngiltere turnesini 9 konserin ardından 14 Kasım’da Oxford’da sonlandıracak. Grubun yeni şarkılarının performansını canlı canlı izlemek için şimdiden sabırsızlanıyorum.

Yıldızlar:

Yazının Devamını Oku

‘Donda’ Nihayet Çıktı!

Kanye West’in uzun süredir çıkması beklenen albümü ‘Donda’ geçtiğimiz Pazar günü ansızın dijital platformlarda yerini aldı. Sanatçının 1,5 yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığı ve annesinin adını verdiği albümü ‘Donda’ın çıkış tarihi bir türlü netleşemiyordu. Nerdeyse her yaptığı bir olay olan West, konu yeni albümü olunca ‘acaba şimdi ne yapacak?’ diye herkes gibi beni de bir merak almıştı.

Albümün yayımlanmasından önce stadyumlarda 3 kere özel dinleme partileri düzenleyen Kanye West, son dinleme partisinde çocukluğunda yaşadığı evin birebir aynısını saha ortasına konumlandırıp, eski eşi Kim Kardashian ile bir evlilik seremonisinin de yer aldığı enteresan bir şov ile dünya gündemine ilk sıradan girdi. Albümün bu çok ses getiren dinleme partisi ardından albü yayımlanır sanıyordum ama ertesi gün albüm çıkmadı. Bir kriz daha var galiba diye düşünürken geçtiğimiz Pazar günü albüm nihayet yayımlandı. Merakla bu albümü bekleyen büyük bir kitle albüme akın ederken Kanye West albümün kendi haberi olmadan plak şirketi tarafından yayımlandığı bilgisiyle yine dünya gündeminde kendisine en tepeden yer almış oldu. Yetmedi albümden kendi izni olmadan ‘Jail 2’ şarkısının da çıkartıldığı bilgisini de Instagram hesabından paylaştı. Aslında Kanye West’e müzisyenliğinden yaptıkları ve söyledikleriyle gündem işgali tavırları üzerinden bakınca söylediklerinin ne kadarı doğru ne kadarı doğru değil anlamak biraz zor. Bu arada ‘Jail 2’ şarkısına gelecek olursak, şarkı gerçekten albüm yayımlandığı anda dinlenebilir durumda değildi, ama şimdi şarkı yayında ve albümden en çok dinlenen şarkı olmuş. Kanye gerçekten bir konuya ilgi çekmek istiyorsa bunu nasıl yapacağını çok iyi bilen bir sanatçı.

Kanye West’in söz konusu 10. albümü ‘Donda’ya gelecek olursak 27 şarkılık dev bir albümden bahsediyoruz. Albümün toplam süresi neredeyse 2 saate yakın bir vakit alıyor. Kanye West, seveni olduğu kadar sivri tarzı ve medyadaki tutumundan ötürü bir o kadar da ciddi eleştiriler alan bir isim. Hal böyle olunca, yeni albümü sevenlerinin dinlediği kadar, eleştirmek üzere dinleyen de büyük bir kesim var. ‘Donda’ yayımlandığından beri interneti yakın takibe aldım. 2-3 günlük albüm değerlendirmelerine bakınca şimdilik 10 üzerinden 6.5 gibi zor bir notla sınıfı geçiyor gibi görünüyor. Genel kanı bu albümün 1,5 aydır yayınlanması üzerine basında koparttığı yaygaraya kıyasla müzikal anlamda beklentiyi pek karşılamaması yönünde. Bu eleştiriler bir yana bir kesim de ‘Donda’nın bu kadar kısa sürede değerlendirilecek bir çalışma olmadığını, biraz zaman verilerek demlenmesi gereken bir albüm olduğunu savunuyorlar. Ben henüz sevdim ya da sevmedim diyecek bir tarafta olamıyorum, gerçekten de albüme biraz zaman vermek en doğru karar bana göre de. Bu iki kutup kendini anlatadursun, ‘Donda’ 48 saatlik dinleme verileri üzerinden Olivia Rodrigo’nun elinde tuttuğu rekoru geçmiş durumda.

Yeni Çıkış

Burak Orhan – Kelepçe

Burak Orhan’ın yeni şarkısı ‘Kelepçe’ yaz biterken atlamamak gereken bir şarkı. Geçtiğimiz yıl yayımladığı ilk teklisi ‘Bi’ Şeyler’ ile müzik dünyasına hızlı bir giriş yapan Burak Orhan, sözü ve müziği Okan Albayrak’a ait ‘Kelepçe’de oyunculuk yeteneğini de dinleyicisiyle paylaşıyor.

Yönetmenliğini Ecem Gündoğdu, görüntü yönetmenliğini Veli Kuzlu’nun üstlendiği klipte Burak Orhan’a 6 dansçı eşlik ediyor. ‘Duygularını uçlarda yaşayan birinin aşkının tüm ruhunu hapsetmesi ve karşı tarafa 'kelepçe' gibi olan bağlılığını metaforik olarak anlatıyor’ sözleriyle ‘Kelepçe’yi özetleyen Burak Orhan, koşulsuz teslimiyetin ve sevginin mutlak huzurun kaynağı olduğunu ve bunu dile getirme cesaretinin önemini vurguluyor. 

Manitas – Kim?

Manitas üçüncü teklileri ‘Kim?’ ile yine alışılagelmişin dışında bir proje ile karşımızdalar. Yeni şarkı ‘Kim?’ dinleyeni nostaljik bir yolculuğa çıkartıyor. Sözleri Defne Angın, müziği Selin Dumlugöl’e ait şarkının prodüktörlüğünü Mert Kasap üstlenmiş. ‘Kim?’in düzenlemesi Mert Kasap, Mert Sever ve Onur Taşkan imzasını taşıyor. Selin Dumlugöl’ün yönetmenliğini üstlendiği klip ilk görüşte bir aşk hikayesini anlatıyor.

Yazının Devamını Oku

Bumaya

Geçtiğimiz hafta Kenan Doğulu yeni şarkısı ‘Bumaya’yı yayımladı.

‘Bumaya’ yaz biterken mevsimi tekrar başa sarıp, yeniden başlatacak enerjide nefis bir şarkı olmuş. Sözü ve müziğinde Kenan Doğulu, Ozan Bayraşa, Umur Doma ve Onurr imzası var. ‘Bumaya’nın düzenlemesi Ozan Bayraşa’nın hünerli ellerinden çıkmış, miks ve mastering’i ise Emre Kıral’a ait. Şarkının ilk bakışta direkt etkileyen nefis kapağı da Bülent Şengül’ün imzasıyla bize ulaşıyor.

Şarkının AfroBeat modu o kadar iyi olmuş ki, hele bir de klibi izleyince şarkının etkisi birkaç kat daha artıyor. Kenan Doğulu, 2018 senesinde yayımladığı ve yine o yaza büyük ses getiren ‘Vay Be’ albümünden sonra en son geçtiğimiz yıl ‘Bizimdir’ adlı duygusal şarkısıyla yüreklere dokunmuştu. Doğulu, ‘Bumaya’ gibi güçlü, dans dolu, yenilikçi ve son zamanlardaki pop janrasındaki çıkışlara yeni bir yön verecek bir şarkıyla bu yaza yeniden hareket kazandırdığını düşünüyorum.

Bazı şarkıların klipleriyle şarkı bir bütün olunca gerçekten etkisi başka bir kuvvetle çarpılıyor. ‘Bumaya’nın dans dolu, adeta bir film gibi olan nefis klibinin yönetmenliğini Ecem Lawton üstlenmiş. Klibin ilham kaynağı Edgar Allen Poe’nun 1842’de yazdığı ‘Kızıl Ölümün Maskesi’ adlı kısa hikayesiymiş. Söz konusu video klip Los Angeles’ta La Chateau Rose’da çekilirken, klibin kreatif yapımcılığını ve koreografisini Beyonce, JLO ve Dua Lipa gibi isimlerle çalışan Marvin Brown üstlenmiş. Kenan Doğulu’ya klipte Shyvon Campbell, Devin Walker, Triana Steward, Anna Santucci, Callum Sean Macdonald, Anjula Kelly’den oluşan altı kişililk bir dansçı ekibi de eşlik ediyor. Klibin dans sahneleri, maskeleri ve kostümlerin harikalığı derken gerçekten soluksuz izlediğimi belirtmeliyim.  Klipte yer alan ve her biri hayatın bir evresini temsil eden, Guvanch Agajumayev imzalı toplam 25 benzersiz kostüm, el yapımı olarak tasarlamasının yanı sıra Bumaya'nın vizyonunu benzersiz bir hale getirmiş.

‘Bumaya’, hayat, ölüm, zaman ve sihir temalarını renklerle sembolize ederek sorguluyor ve aşkın galip geleceğini nefis harmonisiyle dinleyicisine fısıldıyor. Şarkının sözü, müziği, düzenlemesi, klibi o kadar ince detaylarla dolu ki, içeriği böylesine zengin bir şarkıda Kenan Doğulu imzasını görmek bir dinleyici olarak beni fevkalade mutlu ediyor, devamında gelecekler adına daha da heyecanlandırıyor.

Yeni çıkış

Bengisu – Çocuk

Geçtiğimiz aylarda All Access Youtube kanalımda konuk ettiğim Bengisu’dan yepyeni, kıpır kıpır bir şarkı geldi. Bengisu’nun yere göğe sığmayan pozitif ve enerjik havasına çok yakışan, Garaj etiketiyle yayımlanan ‘Çocuk’ şarkısı enerjisini 90’lardan alıyor. Daha ilk dinleyişte dile dolanan ‘Çocuk’ta Bengisu yeni pop müziği bakışını Türk pop müziğiyle çok ustaca sentezlemiş. Yeni şarkı hayatta bile bile kalbimizi açtığımız anları ve çocukluklarımızı konu ederken diğer yandan da sizi ilk dinleyişte dansa teşvik edeceğine eminim.

Emre Aydın, Çağan Şengül – Beni Anla

Yazının Devamını Oku

28. İstanbul Caz Festivali’ne Yakından Bakış

Pandemi hayatı son 2 yıldır hayatımızın tam merkezinde yer alıyor. Birçok meslek kolu ve sektör bu durumdan doğrudan etkilenirken, eğlence sektörü belki de en çok yara alanlardan biriydi. Özellikle bu dönemde festival yapabilmek birçok açıdan zorluklar içerdiği için, bu senenin en önemli festivallerinden biri olan 28. İstanbul Caz Festivali’nin perde arkasına ışık tutmak amacıyla İstanbul Caz Festivali Direktörü Harun İzer ile bir sohbet gerçekleştirdik.

Her ne kadar aşı çıktığında herkes gibi festival ve organizasyon işlerinde çalışan birçok kişi sevinse de, tam da eski normale hemen dönemeyeceğimizi biliyorduk diyerek başladı Harun konuşmaya. Festivalin Temmuz’da olmasını istesek de doğru zamanın bu sene açısından Eylül olduğuna karar verip planlamaları bu dönem için yapmışlar. Garanti BBVA sponsorluğu ve T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenecek olan 28. İstanbul Caz Festivali’nin tamamı bu sene açıkhava sahnelerinde gerçekleştirilecek. Festivalin sürekliliğinin ve festival ruhunu yaşamanın öneminin altını çizen Harun İzer, izleyicilere olabildiğince günlük kaygılardan uzaklaşabilecekleri keyifli etkinlikler sunmak amacıyla çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti. Pandemi döneminde her ne kadar izleyici alışkanlıkları değişmiş olsa da, yine de insanların önceden olduğu gibi sosyal hayatlarına kurallar çerçevesinde bile olsa devam etmek istediğini belirten Harun, Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü hızlı aşılama programı sayesinde insanların daha güvenli bir şekilde etkinliklere katılabildiğinin altını çizdi.

Festival programında farklı ve yeni iş birliklerine yer vermek isteyen organizasyon ekibi bu sene 24 Eylül’de çok özel bir konsere ev sahipliği yapacak. Cemil Topuzlu Harbiye Açıkhava Sahnesi’nde gerçekleştirilecek olan Mabel Matiz ile Hollandalı Niels Broos özel performansı muhtemelen önümüzdeki dönemde diğer önemli dünya festivallerini gezmeye aday bir proje olduğunu belirten İzer bu tarz iş birliklerine odaklanabildikleri için çok mutlu olduklarını belirtti.

Kenan Doğulu, Arlo Parks, Altın Gün, Karsu ,Angelique Kidjo ve Stefano Di Battista gibi büyük isimlerin yer aldığı 40’a yakın konserle İstanbul Eylül ayı boyunca Açıkhava sahnesine dönüşeceğini büyük bir heyecanla belirten Harun İzer, festivalin Parklarda Caz, Gece Gezmesi, #İstanbulBirSahne etkinliklerinin detaylarını paylaştı.

Her sene biletsiz etkinliklerin sayısını arttırmak için büyük çaba sarf ettiklerini belirten Harun, bu konuda 24 yıldır sponsor olarak Garanti BBVA’nın festivale katkısının çok önemli olduğunu belirtiyor. Festivalin Parklarda Caz bölümüne olan ilgilin her geçen sene giderek artmasının organizasyon ekibini de oldukça mutlu ettiğini söyleyen İzer, bu sene Parklarda Caz’ın 4 ilçede gerçekleşeceğini de sözlerine ekliyor. Festivaldeki İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Kültür A.Ş. ile iş birliği yaptıkları #İstanbulBirSahne’nin de bambaşka bir platforma dönüştüğü için büyük mutluluk duyduklarını söylüyor. Pandemi döneminde zor durumda olan sanatçıları desteklemek adına başlatılan bu girişimin önümüzdeki senelerde de devam ettirmek istediklerini belirtiyor.

Festivalde geçtiğimiz yıllarda Kadıköy’ün birbirinden güzel mekânlarında düzenlenen Gece Gezmesi, farklı sahnelerde bu sene Beykoz Kundura’da hayat bulacağını söyleyen Harun, özellikle Beykoz Kundura’nın otantik havasının festivale ve burada düzenlenecek olan konserlere çok yakışacağı konusunda çok umutlu.

İstanbul Caz Festivali’nde konserler kadar beni bir o kadar heyecanlandıran bir diğer konu ise festivalin Genç Caz projesi olduğunu belirtmeliyim. 19 yıldır devam eden Genç Caz projesi bu sene Mehmet Uluğ Fonu ile daha da güçlü bir adım atıyor. Harun İzer, bu sene ilk defa Genç Caz konserlerine seçilecek isimlerin içinde yer aldığı özel bir albüm hazırlanacağını belirtti. Mehmet Uluğ Fonu desteğiyle, Sony Music Türkiye ve İKSV iş birliğiyle dijital platformlar yayımlanacak olan bu albümün Kasım ayında çıkması planlanıyormuş.

Yazın son günlerini yaşarken, Eylül’e çok fazla bir vakit kalmadı. Dopdolu programıyla 1-24 Eylül tarihlerinde İstanbul’un Caz dolu havasına katılmak için şimdiden sabırsızlanıyorum.

Can Baydar’dan Bir Yaz Güzelliği: ‘Yine’

Yazının Devamını Oku

Billie Mutlu Biz Mutlu!

30 Temmuz’da Billie Eilish’in ikinci stüdyo albümü ‘Happier Than Ever’ yayımlandı. Bu albümü gerçekten büyük bir merakla bekliyordum. Yayımlandığı gece yatmadan önce albümün dijital platformlara yansımasını resmen yeni yıla girer gibi saniyeleri sayarak bekledim. Aslında bu yazıyı geçen hafta büyük bir heyecanla yazmayı istiyordum. Ancak yangın gündemi ve o duman dolu ruh hali beni de herkes gibi çok derinden etkiledi, o yüzden de yazamadım. Aslında hala da geçmedi bu ruh hali. Yine de her zaman olduğu gibi kendimi, aklımı müzikle sakinleştirdim.

Billie Eilish ve Finneas yine o kadar nefis bir iş ile karşımızda ki, özellikle de ağabey kardeş olarak tüm dünyayı etkileyecek kadar güzel bir sanatla bir araya gelmeleri tarifi zor bir mutluluk veriyor. Yeni albümden ilk yazdıkları şarkı ‘My Future’ geçen yıl Haziran ayında yayımlanmıştı. Sanatçı bu şarkının kendisi için yepyeni bir başlangıcı da simgelediğini söyleşisinde belirtmiş. Ve aslında devamında yayımladığı şarkılar da bu yeniliğe bizi bir adım daha yaklaştırdı.

Billie, ikinci albümü ‘Happier Than Ever’ın baştan sona dinlendiğinde bir durumu ve duyguyu anlatmasını istemiş. Dahası ağabeyi Finneas ile birlikte canlı çalmaktan keyif alacakları bir albüm yapmak istemişler. İlk albümünün turnesi henüz biterken Covid-19 dünyayı sardığı için, konser verme hevesi yarıda kalan sanatçı yeni albümünü hayat normale dönünce doyasıya müzikle ve canlı performanslarla kutlamak istemiş.

Albümün genel konsepti, Billie’nin saçlarını sarıya boyaması ve styling’i şarkılar tamamlandıktan, albüm bittikten sonra Billie’nin tek tek ilgilendiği konular olmuş. ‘Happier Than Ever’ın Billie’nin ilk albümüne tek bağlanabilecek yanı, kendisine getirdiği bu büyük şöhreti nasıl sindirdiği ve buradan çıkarttığı yeni şarkılar olarak özetlenebilir.

Albümdeki dev başrolü Billie ile ağabeyi Finneas de paylaşıyor. Tüm şarkıları birlikte yapmaları bir yana ve albümün yapımcılığını ağabeyi Finneas’ın üstlenmesi, aslında bize gerçek Billie’yi duymamıza imkân veren kişi. Pandemi döneminde bir albüm yapmayı pek de düşünmeyen ikili, annelerinin önerisiyle yeniden şarkı yazma moduna girmişler. İlk albümden farklı olarak Finneas’ın ufak odasında değil, kendi evindeki stüdyosunda yeni şarkıları yapmışlar. İlk albümde korkularından bahseden Billie, bu albümde bence daha çok itiraf eder bir moda bürünmüş. 16 şarkılık albüm tür bakımından bence oldukça akışkan, bir önceki albüm kadar zengin ve dahası bence bu albümde Billie’nin vokal becerisi ilkine göre çok daha iyi.

‘Happier Than Ever’ yayımlanalı henüz 10 gün geçti, albümün fiziksel kopyaları 250 bin adetten daha çok satmış durumda. Özellikle plak satışı ile 1991 senesinden bu yana en çok satış yapan ikinci albüm ünvanını kazanmış. Ve tabi ki beklenen gerçekleşti, Billie Eilish’in ikinci albümü ‘Happier Than Ever’ Billboard 200 albüm listesinde bu hafta bir numaraya yerleşti.

Böyle dolu dolu bir albümle karşılaşınca gerçekten en ince ayrıntısına kadar öğrenmek istiyorum. Tüm şarkıları ayrı ayrı defalarca dinleyip, sözlerine daha da dikkat kesiliyorum. Albümün çıkışını müjdeleyen aynı isimli şarkı ‘Happier Than Ever’ kesinlikle benim için de birçok kişi gibi Billie’nin en özel şarkılarından biri olma mertebesine şimdiden erişti. Şarkının sakin açılışından sonra devamındaki alevli kapanışı o kadar çok hoşuma gidiyor ki, klibindeki yağmur altındaki Billie’nin haykırışlarına sanki benim için söylüyormuşçasına yükseliyorum. Keşfetmeye, dinlemeye doyamadığım, Billie Eilish’in kendi kariyerinde sağlam adımlarla ilerlemesine tanık olacağımız bu nefis albümü kaçırmamanız dileğiyle.

Yıldızlar: Oxytocin, NDA, Lost Cause, GOLGWING, Male Fantasy

Oscar’ımı Verdim Gitti:

Yazının Devamını Oku

49. İstanbul Müzik Festivali

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı katkılarıyla 18 Ağustos – 16 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek olan 49. İstanbul Müzik Festivali ile bu haftanın yazısını açmak istedim. İstanbul’un en güzel zamanı olan yaz konserleri, 49. İstanbul Müzik Festivali ile en keyifli açık hava mekanlarında gerçekleştirilecek.

İstanbul Müzik Festivali kendi tarihinde ilk kez tüm konser programını açık hava mekanlarında gerçekleştiriyor. Festival süresince 14 farklı mekânda Türkiye ve yurt dışından 30’un üzerinde solist, topluluk ve orkestra müzikseverlerle buluşacak.

49. İstanbul Müzik Festivali kapsamındaki konserlerde Tekfen Filarmoni Orkestrası, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası, Accademia Bizantina, Festival Orkestrası, Modigliani ve casalQuartet gibi toplulukların yanı sıra Fazıl Say, İdil Biret, Khatia Buniatishvili, Anna Vinnitskaya, Alexander Rudin, Hande Küden, Paul Meyer, Simon Ghraichy, Martynas Levickis ve Ufuk-Bahar Dördüncü gibi birçok büyük ismin performansları izlenebilecek.

Tüm konserlerin açık havada gerçekleşeceği 49. İstanbul Müzik Festivali bu yıl Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu, Sakıp Sabancı Müzesi Fıstıklı Teras, Maximum Uniq Açıkhava, Fransız Sarayı, Venedik Sarayı, ARTER Arka Bahçe, Rahmi M. Koç Müzesi, Four Seasons Hotel İstanbul at the Bosphorus ve Saint Benoît Fransız Lisesi Avlusu’nda pandemi önlemlerine uygun şekilde düzenlenecek.

Dolu dolu bu programa ek olarak İstanbul Müzik Festivali kapsamında Atatürk Kent Ormanı, Fenerbahçe Parkı ve Yıldız Parkı’nda düzenlenecek ücretsiz hafta sonu konserlerine tüm İstanbullular davetli olduğunun bilgisini de vereyim. Ayrıca festivalde çocuklara ve gençlere yönelik doğa yürüyüşleri, atölye çalışmaları yine ücretsiz olarak pandemi önlemlerine uygun olarak gerçekleştirilecekmiş.

49. İstanbul Müzik Festivali bu yılki teması “Başka Bir Dünya Mümkün” olarak belirlenmiş. Klasik müziğin evrensel ve birleştirici gücüyle ortak bir duyguda buluşmayı hedefleyen İstanbul Müzik Festivali, zengin ve özel programıyla 1 ay boyunca müzikseverleri bu özel dünyaya misafir edecek.

Yeni Çıkış

Nova Norda -Doya Doya

Yazının Devamını Oku

Her Dem Yeşil

Sertab Erener yepyeni bir projeyle karşımızda.

Aslında projenin başlangıcı Mayıs ayının sonunda oldu. Ben yazmakta biraz geciktim. ‘Her Dem Yeşil’ projesinden ilk yayımlanan şarkı ‘Sakin Ol’ oldu. Şarkı aynı zamanda Sertab Erener’in ilk albümünün de adını taşıdığı için bence önemli bir çıkıştı. Sözü Sezen Aksu’ya bestesi Sezen Aksu ve Uzay Heparı’ya ait olan ‘Sakin Ol’ Ozan Yılmaz düzenlemesiyle yeniden bize ulaşıyor.

‘Her Dem Yeşil’e açılış yapan ‘Sakin Ol’ aslında bizi önümüzdeki dönemde bu projeye dair nasıl sürprizlerle karşılaşacağımızı da gösteriyor. ‘Her Dem Yeşil’ ile yeniden hayat bulan ‘Sakin Ol’ tam da bu zamana ait, yeni çağın müziğine örnek bir yapıda yeniden, hiç unutmadığımız 90’lardaki ifadesinden de bir tutam alarak, yeni formuyla karşımızda.

‘Sakin Ol’dan sonra ne gelecek diye merakla beklerken, belki de benim için Sertab Erener favorilerim arasında ilk üçte yer alan ‘Ateşle Barut’ yeni düzenlemesiyle geçtiğimiz hafta yayımlandı. ‘Her Dem Yeşil’ albümünün ikinci çıkışı, sanatçının yine ilk albümü ‘Sakin Ol’dan bir diğer önemli şarkıya yepyeni bir soluk kazandırarak karşımızda. Sözü Aysel Gürel, bestesi Garo Mafyan’a ait bu efsane şarkının yine yeni düzenlemesi Ozan Yılmaz’a ait. 90’lar dans pistlerine tema olmuş ‘Ateşle Barut’ yeni düzenlemesiyle bence harika olmuş. Şarkıyı ilk defa dinleyenler eminim birçoğumuzun 90’larda yaşadığı heyecanı, zamanın ruhuna uygun bu yeni düzenlemesiyle hissedecekler.

Her Dem Yeşil’in devamında gelecek olan şarkıları ve düzenlemeleri, bu projeye dair merakımı özellikle ‘Ateşle Barut’ sonrası daha da kuvvetlendirdi. Sertab Erener’in geçmişi bugüne ustaca dönüştürüp, sanatını modern ve güncel bir şekilde devam ettirmesi bir dinleyicisi olarak beni her zaman heyecanlandırıyor.

İstanbul’un Yeni Sahnesi

Pandemi kısıtlamaları biter bitmez konserler birer birer duyurulmaya başlandı. Her şehirde, hatta her parkta nerdeyse bir konser var. Hem müzikseverler hem de sanatçılar pandemiyle geçen 1.5 yılın ardından bir arada olmayı, hep bir ağızdan şarkılar söylemeyi çok özledi.

İstanbul’da yaz konserleri her zaman özeldir. Yıldızlı Geceler de bu özel konserlerden biri olarak bu şehre imza atan etkinliklerdendir. Turkcell’in senelerdir düzenlediği Yıldızlı Geceler bu sene Vadi İstanbul’da kurulan Turkcell Vadi sahnesinde düzenlenecek.  30 Temmuz – 11 Ağustos tarihleri arasında düzenlenecek olan Yıldızlı Geceler’de sırasıyla Sertab Erener, Aleyna Tilki, Yüzyüzeyken Konuşuruz, Berkay, Ceza – Anıl Piyancı – Sansar Salvo, Kenan Doğulu, MFÖ, Funda Arar, Haluk Levent, Ebru Yaşar müzikseverlerle buluşacak.

Yeni Çıkış

Yazının Devamını Oku

Koltuk Senin!

Konserler birer birer başlarken, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kültür AŞ ve kültür sanat sektörü el ele vererek harika bir faydaya imza atmışlar. Bu yaz Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda sahipleri tarafından kullanılmayan koltuklar boş kalması yerine 24 yaş altındaki İstanbullu sanatseverlere ücretsiz olarak sunuluyor.

Sanatseverler etkinliklerden 1 saat önce etkinlik alanının girişinde bulunan ‘Koltuk Senin’ masasına başvurarak HES kodu doğrulaması yapılmış İstanbul Kart ile sıra numarası alıyor. Etkinlik başlarken, alınan sıra numarasına göre genç sanatseverler görevliler tarafından konser alanına alınarak uygun koltuklara yönlendirileceklermiş. Ek olarak belirtmek gerek, bu kampanyadan 1 kişi 1 ayda 1 kez yararlanabilecekmiş. Uygulama açısından genç sanatseverlerin de bu konserlerden ücretsiz olarak imkanlar çerçevesinde faydalanacak olmasına çok sevindim.

Yeni Çıkışlar

Karsu – Sonunda

Karsu yeni teklisi ‘Sonunda’yı geçtiğimiz hafta yayımladı.

Şarkının sözleri Kalben, bestesi ise Karsu ile Mart Jeninga’nın birlikte imzasını taşıyor. Kalben ve Karsu’nun yeni bir şarkı için bir araya gelmesi fikri beni aşırı heyecanlandırıyor. Dilerim bu bir başlangıçtır ve bu iş birliğinin devamı daha gelir. Kalben’in sözlerini yazdığı ‘Sonunda’ Karsu’nun kendine has vokaliyle birleşince ortaya nefis bir şarkı çıkmış. Şarkının Paradiso çekilen klibi de ‘Sonunda’ya kesinlikle ayrı bir hava katmış.  

Simge Pınar – Cevap

2019 senesinde yayımlanan ‘Güzel Şeyler’ albümü ile Simge Pınar o günden beri merakla beklediğim bir isimdi. Önceki hafta ‘Cevap’ adlı yeni şarkısını Universal Music etiketiyle yayımlayan Simge Pınar nefis bir geri dönüş yaptı. Sözleri ve bestesi kendisine ait olan şarkının prodüktörlüğünü Efe Demiral üstlenmiş.

‘Cevap’ın introsunu kaç kere dinledim bilmiyorum, şarkıyı baştan sona defalarca dinleyip, introsunu en sonunda birkaç kere daha dinledim her seferinde.  Yeni şarkı aynı zamanda Simge Pınar’ın ikinci albümünden çıkan ilk şarkı. Simge, ikinci albüm yolculuğuna olan katkısından ötürü ve birlikte çalıştığı herkesin ruhundan bir parça taşımasından ötürü ‘Cevap’a ayrı bir sevgiyle bağlı olduğunu belirtmiş. İkinci albümü ve yeni şarkıları ‘Cevap’ın yayımlanmasından sonra daha büyük bir merakla bekliyorum.

Yazının Devamını Oku

Onurr dans ederek ağlatıyor

Pazar günü Onurr yeni albümü ‘Ağlak Disko’yu yayımladı.

Onur Özdemir’den yeni bir şarkı dinlemek zaten bence başlı başına bir mutluluk sebebi. 10 şarkılık ‘Ağlak Disko’ beni bu anlamda mutluluktan öte tam anlamıyla mest etti. Cumartesi gecesi resmen dakikaları saydım, saat gece yarısını geçince kulaklıkları takıp tek tek tüm şarkıları baştan sona dinledim. Bir albümün o ilk dinleme anı ve onun mutluluğu gerçekten tarif edilmez bir haz. Onurr’un ‘Ağlak Disko’ ile yarattığı bu mutluluk, dans ve hüzün üçgeni beni ziyadesiyle tatmin etti. 

Albümün açılışını geçtiğimiz hafta Cuma günü ‘Muamma’ya çekilen klip ile yapan Onurr ‘Ağlak Disko ’da bizi çok özel bir dans dünyasına götürüyor. 10 şarkılık albüm ismiyle yaşayan duygular treni diyebiliriz. ‘Ağlak Disko’daki 10 şarkının söz, müzik, düzenlemesinin tamamı Onurr’a ait. Şarkıların her aşamasına kendi imzasını atması belki de bu albümü bir bütün olarak daha özel kılıyor. Abartmayı istediği kadar, ulaşabildiği kadar, tamamen kendi canı istediği şekilde yaptığı için bu albüm daha da özel hissettiriyor dinledikçe. 

Onurr pandemide yaptığı albümün kayıtlarını dinledikçe danslarına gözyaşları da eşlik ettiği için albümün ismine ‘Ağlak Disko’yu uygun bulmuş. Albümde daha önce İrem Derici’ye verdiği ‘Güz Dönümü’ ve Gülşah Kömürcü’ye verdiği ‘Çok Mu Zor’u Onurr’un yorumuyla dinlemek ayrıca çok kıymetli. ‘Yorgun Sevda’, ‘Deniz Tuzu’ ve ‘Çok Mu Zor’ benim için ‘Ağlak Disko’nun incileri. Onurr’un müziğinin ve üretkenliğinin yenilikçi bakışı ile nefis uyumu ‘Ağlak Disko’da hayat bulmuş. 

Yıldızlar: Alemde Seyr-i, Deli Aşk, Güz Dönümü, İmkansızın Kenarı

Oscar’ımı Verdim Gitti: Yorgun Sevda, Deniz Tuzu, Çok Mu Zor 

Korhan Futacı ile Canlı Canlı! 

Korhan Futacı ile 30 Haziran Zorlu PSM konseri öncesi bir araya geldik. Pandemi kısıtlamalarının sonlarına gelmişken, konserler de yavaş yavaş başlarken bu söyleşi harika bir zamana denk geldi. 

Yaklaşık 1.5 senedir içinde olduğumuz bu dönemin üretim anlamında nasıl geçtiğini sorduğumda Korhan Futacı bu karmaşık döneme rağmen kendisine göre bir düzen kurmayı başardığını anlattı. Şartlar zorlayıcı ve tuhaf da olsa, duruma uyum sağlamaya başladıkça önünde farklı kapıların açıldığını ve bu sayede o da müzik adına üretmeye devam ettiğinin altını çizdi. Nova Norda ile yakın zaman önce yayımladıkları ‘Cehennem’ şarkısının çok hoşuma gittiğini, önümüzdeki dönemde başka nasıl çalışmaların yolda olduğunu sorunca güzel haberler aldım. Sanatçının State51 etiketiyle yayımlamak üzere hazırladığı 6 şarkılık bir enstrümantal albümün yolda olduğunu hatta hemen ardından da 9 şarkıdan oluşan vokalli bir albüm daha çıkartacağını söyledi. 

Yazının Devamını Oku

12 yıl sonra gelen albüm

Kings Of Convenience yeni albümleri ‘Peace or Love’ı geçtiğimiz hafta yayımladı.

Grubun ilk albümleri ‘Quiet Is The New Loud’ ile hayatımıza dokunuşlarının üzerinden 20 sene geçmiş. Zaman uçup gitse de Kings Of Convenience’in müziği ilk günkü gibi sağlam temellerle yerini muhafaza ediyor. Özellikle 12 sene sonra bir albümle dönmeleri, o albümün de böylesine içimize kapandığımız zor  bir döneme denk gelmesi gerçekten bir dev hediye gibi oldu. Bir iki ay önce yayımladıkları ilk single’ları ‘Rocky Trail’in sadece bir tekli olmayıp devamında bir albüme bağlanması sanırım bu sene aldığım en güzel müzik olaylarından biri oldu.

Yeni albümün kayıtları yaklaşık 5 sene sürmüş. Böyle düşününce grubun hayatı mümkün olabildiğince yavaştan alıp,  yeni şarkılarını kaydetmeleri ve özellikle de bu kayıtlara büyük önem vermeleri bu süreyi uzatmış. Eirik ve Erlend ‘Peace or Love’da genelde hakimiyet kurdukları sade olma ve şarkılarını basit bir dille anlatmaya daha da önem vermişler. Gruba iki şarkıda Feist’in de vokaliyle katılması ‘Peace or Love’ın bir diğer güzelliği olarak yer alıyor. Mırıl mırıl aşkı, sakinliği ve hayattan zevk almayı senelerdir bize kendi üsluplarıyla aktaran ikili 4. albümlerinde dinleyicisine mutluluğu garantiliyor. Yeni albüm konserler tarihlerini arka arkaya açıklayan Kings Of Convenience belki bu sene bir sürpriz yapar ve Türkiye’yi de turnesine dahil eder diye gözlerim turne haberlerinde.

Yıldızlar: Rumours, Fever, Rocky Trail, Song About It

Oscar’ımı Verdim Gitti: Catholic Country, Love Is A Lonely Thing

İstanbul Caz Festivali

1-24 Eylül arasında İstanbul’u Caz sarıp sarmalayacak.

Yaklaşık 2 sene sonra dopdolu bir programla bir festival haberi duymak eminim benim gibi tüm müzikseverlerin yüzünde bitmeyen bir gülümseme yaratıyordur. Açıkhava mekanlarında 40’a yakın konserle dopdolu bir programla 28. İstanbul Caz Festivali Garanti BBVA sponsorluğunda, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın destekleriyle düzenleniyor.

Eylül ayına yayılan bu konser serüveninde

Yazının Devamını Oku

The Ringo Jets: Müzik yaparken çocuk gibi oluyoruz

Müziğe hayatında büyük yer veren herkesin eminim kendisine özel kalsın istediği birkaç grup ve sanatçı vardır. The Ringo Jets de benim için o gruplardan biri. Hayranlığımı ve sevgimi açık etmeyip, kimseler bilmeden, onlar da çok popülerleşmeden böyle kendi kendime dinlemek istediğim bir grup. Bakmayın böyle söylüyorum da bu hisler grup 10 sene önce çıktığında böyleydi, şimdi grubun hem büyük bir kitlesi var hem de yaptıkları nefis işler sadece Türkiye’de değil yurt dışında da alkışlanıyor.

Grup geçtiğimiz haftalarda yeni şarkıları ‘Fool’s Crown’ı yayımladıklarında bir söyleşi ihtimali yeşerdi ufukta. Tekli yayımlandığı zaman bir araya gelemesek de, geçtiğimiz hafta yayımlanan EP’leri Unlimited Lunch Pack için bir araya gelip konuşma fırsatı bulduk. Bilmeyenler için The Ringo Jets’in kısa tarihçesi; yaklaşık 10 sene önce Tarkan Mertoğlu’nun o dönem grubu olan Kraker’ın davulcusu askere gidince Lale Kardeş grup durmasın diye yardım etmek için gruba giriyor. Zaman içinde gruba ikinci bir gitarist olarak Deniz Ağan ekleniyor ve üçlü aslında bu şekilde ilk defa o dönemde çalıyorlar. Daha sonra Lale grubun bateristi askerden gelince görevini tamamlayıp ayrılıyor. Ama bu üçlünün yakaladığı enerji orada kalmıyor, birlikte çalmanın keyfini unutmayan ekip birlikte müzik yapmayı isteyip bir prova yapıyorlar ve oradan sonra da bugüne kadar çalmaya devam ediyorlar. Lale o dönemi anlatırken, 2011 yazındaki heyecanları neyse bugün de aynı şekilde devam ettiğini belirtmem gerekiyor. Türkiye’de özellikle de İngilizce Rock Müzik yapmak, bunu bugüne kadar getirmek aslında o kadar da kolay olmadığı için, geçen 10 seneyi düşününce ‘hayat insanı çok güzel tokatlıyor ve beklememeyi öğreniyorsun’ diye ekliyor Lale. ‘Müzik yaparken çocuk gibi oluyoruz’ diyen Lale, kendi ürettikleri her şarkıda ilk günkü gibi büyük heyecan duyduklarının altını çiziyor.

Grubun 2011 senesinde çıkarttıkları ilk EP’leri ‘The Lunchpack’in yayımlandığı dönemi anlatırken Lale, o albümü kendilerinin cd’ye kaydettiğini, jelatinlerinin hepsini tek tek elleriyle hazırlayıp sınırlı sayıda bastıkları posterle tanıtım yaptıkları o dönemi anlatırken ben dahil hepimiz o zamana ışınlandık. Şimdi aynı EP daha önce yayımlanmamış olan ‘Fool’s Crown’ ile birlikte dijital olarak karşımızda. Yeni yayımlanan EP, hem geçmişe bir merhaba, hem de geleceğe yeni bir adım anlamına geliyor. The Ringo Jets ‘Unlimited Lunch Pack’i her zaman yapmayı sevdiğini şeylere tekrar döndüklerinin gösteren bir sinyal olarak görüyor.  Özellikle yeni EP’deki ‘Tease’ grubun ilk yayınladığı orijinal hali olması belki de bu albümü en özel kılan detaylardan birisi.

Geçirdikleri 10 sene içinde neleri yapmak isteyip, neleri yapmak istemediklerini çok net anladıklarını belirten grup, geçtiğimiz kış onlarca şarkılık demo kaydettiklerini fısıldadılar.  Grup üyeleri kaydettikleri yeni demolar hakkında oldukça heyecanlı oldukları için, ben de bu şarkıların detayları hakkında ne söylerlerse pür dikkat onları dinledim. Özellikle 2 sene önce yayımladıkları ‘Yadigâr’ EP’lerinden sonra Türkçe şarkı yapma konusundaki motivasyonlarını sorduğumda yeni demoların yarısının Türkçe, yarısının İngilizce kayıtlarla dolu olduğunu belirttiler. ‘Sağ gösterip, sol vurmamız bizim alametifarikamız’ diyen Lale, albüme giden yolda neler olacağını kendilerinin de merakla beklediklerini ekledi. Yaz boyu yeni şarkıların kayıtlarıyla meşgul olacaklarını belirten The Ringo Jets yeni şarkılarını muhtemelen bu sene bitmeden dinleyicisiyle paylaşmayı hedefliyor. O zamana kadar da yeni EP’leri ‘Unlimited Lunch Pack’ bizi yeni şarkılara hazırlayacak.

Yeni Çıkış

Armageddon Turk - Anadolu Lo-fi

Geçtiğimiz hafta Garaj müzik etiketiyle nefis bir albüm yayımlandı: Armageddon TurkAnadolu Lo-fi. Armageddon Turk, Orkun Tunç ve Zag Erlat’ın yarattığı bir müzikal birliktelik. Albümün temeli pandeminin ilk günlerinde atılıyor. İstanbul ve Londra’daki evlerinde prodüksiyon üzerine çalışarak, Anadolu türküleri ve anonim eserlerin lo-fi hiphop, chillbeat tarzlarında yeniden yorumladıkları 10 şarkılık ‘Anadolu Lo-fi’ albümünü tamamlamışlar.  Albümün gitar kayıtlarında Kaan Çelik Metin, trompette Ege Cengiz, kemençede Nevbahar Özel, tarda Nevcivan Özel ve piyanoda ise Gonca Feride Varol eşlik etmiş.

Zag Erlat ve Orkun Tunç ile bu proje albüm için bir araya geldik ve detaylarını konuştuk. Bu albümü yapmayı hem Orkun, hem de Zag birbirlerinden habersiz bir şekilde her zaman isteklilermiş. Bir gün Orkun ekip arkadaşını arayıp aklındaki bu projeden bahsedince ikisi de gözlerinin önündeki hazineyi bulmuşçasına büyük bir heyecanla repertuar hazırlığına girişmişler.

‘Anadolu Lo-fi’daki müziklerin aslında biz olduğumuzun altını çizen Armageddon Turk, bizleri bir arada tutan, birbirimizi daha sıkı bağlayan melodiler olduğunun altını çiziyor. İkili bu projeyi yaparken bir yandan da bu melodilerin bir anlamda miras olduğunu vurgulayarak, bunun gelecek jenerasyonlara bir armağan olmasını istediklerini belirtiyorlar.

Yazının Devamını Oku

Mutluluklar

Barış Demirel’in ilk solo albümü ‘Mutluluklar’ Gülbaba Records etiketiyle geçtiğimiz hafta yayımlandı.

Albüm öyle tatlı, mırıl mırıl akıyor gidiyor ki, Barış Demirel ile bir araya gelerek biraz büyüteç tutup bunu konuşmanın en güzel zamanı dedik. Barış Demirel’in geçmişi müzikle dolu olan isimlerden. Lise yıllarında ve sonra da üniversite döneminde birlikte müzik yaptığı gruplarla birçok enstrüman çalmış ve vokal yapmış. Grupta trompet çalan birisinin iyi olacağını düşündüğü bir noktada trompet çalmayı kendisi öğrenmeye karar vermiş ve esas serüven de böylece başlamış.

Roxy Müzik Günleri’nden başlayan ‘Barıştık Mı’ mahlasıyla çıktığı yolda birkaç yıl sonra ‘T.E.A.R’ ve sonrasındaki ‘Fair Play’ albümleriyle devam ediyor. Katıldığı birçok yurtdışı festivallerinin yanı sıra, birçok isimle müzik yapmaya devam eden Barış Demirel, bir kenarda biriktirdiği hikayelerini kendi adıyla bir albümde yayımlamaya karar vermiş. Bir kenarda diyorum ama aslında bakmayın, yaklaşık 10 senedir bu şarkıları kısa notlar ve demolarla derlemiş, biriktirmiş.

‘Mutluluklar’ Barış Demirel’in baştan sonra kendi hayatının müzikal formu aslında. Yaşadıklarını şarkılarla anlatıp, bu anların onda bıraktığı güzellikleri müziğiyle süslemiş. Albümün adının nerden geldiğini elbette sordum. Barış Demirel, geçen yıl albümü yapmaya karar verdiğinde geçmişte yaşadığı, kendisine iz bırakan, öğreten, tecrübe kazandıran anılarıyla bir anlamda vedalaşıp bu duygulara ‘Mutluluklar’ dilediğini, albümün adının da buradan çıktığını belirtti.

‘Mutluluklar’ın prodüktörlüğünü Da Poet ile Barış Demirel birlikte üstlenmiş. Seneler içinde birlikte birçok iş yaptıkları için Da Poet ile olan uyumları bu albümde birlikte çalışarak daha güzel bir sonuca ulaşmış. Deniz Tekin ile yaptığı ‘Keyfim Senle Yerinde’ düeti üzerine konuştuğumuzda Barış’ın heyecanı sanki şarkıyı o ilk kaydettiklerindeki zaman olduğu gibi yüksekti. Deniz Tekin’in yeni bir şeyler deneme isteği ve bu anlamdaki cesareti onun çok hoşuna gittiği için birlikte bir şeyler yapmayı çok heyecanlı bulduğunu belirtti.  ‘Keyfim Senle Yerinde’yi yazdıktan sonra şarkıda sanki karşı tarafa bir söz vermek isteyen bir yer olduğunu hissettiğini belirterek Deniz Tekin’in dahil olmasını isteyip kendisiyle paylaşmış. Deniz Tekin de 1-2 saat içinde şarkıyı tamamlayıp demoyu Barış Demirel ile paylaşmış. Bu iş birliğinden aldığı keyfi ve şarkının Deniz Tekin’in de katkısıyla geldiği noktadan çok memnun olduğunu aktardı.

‘Mutluluklar’da bir başka sürpriz de Kadebostany iş birliğinin yer alması. Hem de bir değil iki şarkıda Kadebostany dokunuşu yer alıyor. Bir Ankara konseri sonrası Kadebostany ile aralarında doğan sohbet sonrasında Barış Demirel albümden bir şarkısına Kadebostany’nin remix yapmasını istiyor. Kadebostany şarkılar üzerinde çalışıyor ve tamamlayıp Barış Demirel ile paylaşıyor. Şarkıların yeni hali remix’ten bir adım daha öte olduğu için ‘Rework’ olarak yayımlamayı isteyen Barış Demirel, özellikle albümdeki Kadebostany’nin katkısından ötürü duyduğu gururu dile getirdi.

Pandemi döneminde sahneleri her müzisyen gibi çok özleyen Barış Demirel, her sabah kalktığında yüzünü yıkadıktan sonra ilk yaptığı şeyin trompet çalmak olduğunu söylüyor. Kendi motivasyonunu ancak enstrümanıyla ve ürettikleriyle ayakta tutmaya çalıştığını belirten Barış, yeniden sahnelere kavuşmak için gün saydığını da özellikle belirtiyor. Şu sıralar her ne kadar yeni albümü yayımlanmış olsa da, sanatçının Temmuz ayında prodüksiyonuna başlayacağı yeni bir EP çalışması için kolları sıvayacağının müjdesini vermek bu söyleşi vesilesiyle bana kısmet oluyor.

Yeni Çıkış

Gramafonia – Global Bando

Yazının Devamını Oku

Gökhan Türkmen ‘7’ İle dans ettirecek!

Bu Cuma Gökhan Türkmen 7. Stüdyo albümü ‘7’yi yayımlamaya hazırlanıyor.

Sanatçı bu albümde deyim yerindeyse bizi diskoya götürüyor. ‘7’ ile Gökhan Türkmen’in müzik kariyerinde yepyeni bir yanını keşfedeceğimizi düşünüyorum. Geçtiğimiz yılın sonlarına doğru yayımladığı ‘Romantik’ albümü aslında henüz daha taze sayılacak bir yerdeyken, sanatçı pandemi döneminde durmaktansa yeni şarkılarla dinleyenlerini mutlu etmeyi tercih ediyor.  Bunu da daha pozitif ve dans dolu bir yorumla sunuyor.

Geçtiğimiz hafta sonu albümün basın lansmanında pandemi sebebiyle online olarak bir araya geldik ve yeni şarkıları dinledik. Gerçekten bu albümün lansmanını bir mekânda ilk defa dinleyip, o anın enerjisini Gökhan Türkmen ve ekibiyle birlikte yaşamayı çok isterdim. Evde laptop karşısında şarkılarda kendi kendime yükselme hali maalesef bu dönemin gerçeği oldu. 

Albümde 7 şarkı yer alıyor. Künyesine baktığımızda söz ve müziklerde Gökhan Türkmen ve Mert Carim imzası görüyoruz, düzenlemelerde ise Genco Arı yer alıyor. Geçen yıl tekli olarak yayımlanan ‘Deli’ bu albümün kapanışını yapıyor. 2020’nin sonunda yayımlanan ‘Romantik’ albümünde ‘Deli’ yer almamıştı. ‘Romantik’ albümün ruhundan ve havasından farklıydı ‘Deli’ şarkısı, meğer bu albümü bekliyormuş. Şimdi ‘Deli’ de kendisine yakın tarzdaki diğer arkadaşlarına kavuşarak ‘7’nin nefis kimyasını birlikte oluşturmuşlar. Tüm albümü dinledikten sonra kapanışın bu yolun başlangıcı olan ‘Deli’ ile bitiriyor olması da bence ayrıca kıymetli.

‘7’ disko ve funk soslu, içinde rocknroll hisleri barındıran kıpır kıpır tam bir yaz albümü olmuş. #iyiyaşa mottosuyla yaza başlangıç yapacak olan ‘7’ albümüyle Gökhan Türkmen dinleyicisini dansa kaldıracak derken abartmıyorum. ‘7’ ile gerçekten adımlar dansa dönüşecek. Albümden benim ilk dinleyişte 3 favorim var hangisi daha önde emin olamıyorum. ‘Nanay’, ‘Şerefine’ ve ‘İmza’ dinlediğimden beri aklımda tekrarlıyor. Sanırım ‘İmza’yı şu sıralar daha çok seviyorum.  Yeni albümden ilk video klip ‘Şerefine’ şarkısına çekilmiş. 7 Haziran’da yayınlanacak olan klibin yönetmenliğini Murat Joker yapmış. Gökhan Türkmen’in her yeni işinde yarattığı yenilik ve dinamik dokunuş bu albümde de kendisini gösteriyor. ‘7’ renkli, enerjisi yüksek, yaza ve hepimize gerçekten iyi gelecek bir albüm olarak 4 Haziran itibariyle tüm dijital platformlarda yerini alacak. 

Devir Değişti

90’lar Türk Pop Müziğine yön veren önemli isimlerden Çelik çok özel bir albümle geri döndü. 12 şarkılık ‘Devir Değişti’ albümü Fatih Erkoç, Emre Aydın, Cem Adrian, Pamela, Halil Sezai, Umut Kuzey, İskender Paydaş ve Orkestrası, Oğuzhan Uğur, Gülçin Ergül, Can Gox ve Rubato kariyerinde 35. Yılını deviren Çelik’in şarkılarını kendi yorumlarıyla bu albümde kaydetmişler.

Arpej Yapım etiketiyle geçen hafta yayımlanan ‘Devir Değişti’ albümünün müzik direktörlüğünü İskender Paydaş, süpervizörlüğünü ise Umut Kuzey üstlenmiş. Şarkıların yeni düzenlemeleri gerçekten de yakışmış. 90’lar trenini kaçıranlar için bu şarkıların yeniden hayata kazandırılması çok değerli. Şarkıların yeni düzenlemelerinden sonra dönüp bir de orijinal hallerini dinleyip o dönemlere gittim. Yeni düzenlemeler bir şekilde şarkıların ruhunu koruyarak, onlara yeni bir hava katmış.

Fatih Erkoç

Yazının Devamını Oku

Glasto üzdü, Eurovision sevindirdi

Geçtiğimiz Cumartesi gecesi uzun zamandır hiç olmadığı kadar müzikle doluydu. Glastonbury Festivali ilk defa dijital olarak yapılacağı için konser özlemiyle yanıp tutuşan büyük bir kitle bilgisayarlarının başında festivalin başlamasına kitlenmişti. Festivalin başlama vakti geldiğinde bilet sahipleri ellerindeki bilgilerle konseri izlemek için festival sitesine girdiklerinde beklenmedik bir sürprizle karşılaştılar.

İlk başlarda internet bağlantıma bahane buldum defalarca giriş yapmaya çalıştım ama olmadı. Bu denemeyi 1 saat kadar sürdürüp pes ettim. Meğer benimle birlikte bu sorunu neredeyse tüm dünya yaşıyormuş. Glastonbury yetkilileri sorunu çözmek için uğraştıklarını sosyal medyadan duyursa da, bu deneyim geç başlayan konser hissinden biraz daha moral bozucuydu. Yaklaşık iki saatlik bu gel git yaşandıktan sonra festival biletli biletsiz ayrımı yapılmaksızın herkesin izlenmesine açıldı. En azından bu kararın herkese iyi geldiğine eminim. Ancak 2 saat önceki performanslara geri dönüş sorunlu olduğu için konserin normal akışını sonraki gün daha rahat izlerim diye kendimi daha fazla yormamaya karar verdim.

Tüm bu kriz yaşanırken göz ucuyla bir yandan da Eurovision finalinin başlamasını bekliyordum. İtiraf etmeliyim ki Eurovision’dan çok ümitli değildim, Türkiye’nin artık katılımcı olmamasından sonra bir şekilde ilgim azaldı yarışmaya. Bu sene yarı finali de izlemediğim için genel anlamda katılımcılardan da haberdar sayılmazdım. Ancak Glasto krizi beni bir anda Eurovision’a bağladı.  Performanslar ve şarkılar o kadar beklentimin üzerindeydi ki, Eurovision’a kitlendiğim için Glastonbury’deki Coldplay’i yarım yamalak izledim.

Genel anlamda Eurovision finalindeki ülkelerin nerdeyse hepsi çok iyiydi. Pandeminin 1.5 seneyi aşan üzerimizdeki etkisinden mi bilmiyorum, Eurovision’un finalindeki şarkılar ve şovlar büyüledi beni. İzlanda, İtalya ve İsviçre favorilerimdi ama oylamadan bu şarkıların çıkacağı konusunda şüpheliydim. Performanslar bitip oylamaya geçildiğinde Eurovision’daki değişmeyen tek şeyin politik jüri oylamaları olduğunu görüp biraz keyfim kaçtı. İyi ki halk oylaması var da yarışmanın kaderi değişti. İtalya’nın birinci olmasına çok mutluyum, bu sonucun rock müziğin yeniden uyanışı vesile olacağına gönülden inanıyorum.

İtalya’nın Maneskin grubu birinci olup sahneye tekrar çıktığında grubun vokali Damiano ‘size söylediğimiz gibi rock’n roll hiçbir zaman ölmez!’ konuşması gecenin en güzel özetiydi. Pandemi gölgesinde geçen 2 yılın ardından seneye Eurovision’un Maneskin’in ev sahipliğinde İtalya’da nasıl olacağını şimdiden merak ediyorum. Bu arada grubun yakın zamanda yayımladığı albümleri ‘Teatro d’ira – Vol.1’ birkaç gündür fon müziğim oldu. Yerinde duramayan kıpır kıpır bir albüm olmuş, grubun Eurovision performansından etkilenen herkese öneririm. 

Melike Şahin’in ilk Albüm Konseri

Bu senenin en güzel olaylarından biri olan Melike Şahin’in ilk albümü ‘Merhem’ şimdilerde ilk konseriyle evlerimize konuk olmak üzere gün sayıyor. Sanatçının bu nefis albümünün ilk konseri 28 Mayıs’ta PSM Online’da gerçekleşecek.

İki ay önce Melike Şahin ile All Access Youtube kanalımda ‘Merhem’ üzerine yaptığımız söyleşide albümün ilk konser provalarına daha yeni başlamıştı. Hem hazırlıklar açısından, hem de yeniden konser vermekten ötürü çok heyecanlı olduğunu her seferinde dile getiren sanatçı şimdi konserine artık günler sayıyor. Özellikle albümden ‘Hepsi Geçti’, ‘Nasır’, ‘Öpmem Lazım’, ‘Bedelini Ödedim’ ve ‘Uykumun Boynunu Bükme’nin canlı performanslarını çok merak ediyorum. Uzun zamandır merakla beklenen ‘Merhem’in bu çok özel ilk konserinde sahnede 8 kişilik yeni orkestrasıyla ve bu akşama özel olarak hazırlanmış sahne tasarımıyla Melike Şahin 28 Mayıs’ta saat 21:00’da PSM Online’da olacak, kaçırılmayacak bir konser olacak bunu şimdiden hissedebiliyorum.

Yeni Çıkış

Yazının Devamını Oku

Adna: Neşe ile Melankolinin Nefis Uyumu

Adna’nın dördüncü albümü ‘Black Water’ sonbaharda yayımlanacak. İsveçli sanatçının tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hatırı sayılır bir hayran kitlesi var. Sanatçının yeni albümünden yayımlanan ilk single’ı ‘November’ sonrası kendisiyle yeni albümünü ve içinde olduğumuz pandemi dönemi üzerine konuşma fırsatı yakaladım.

Covid salgını döneminde bir albüm yapmanın nasıl olduğu üzerine konuşurken, Adna yeni albümünün genel sürecinin aslında önceki çalışmalarından çok da farklı olmadığını belirtti. Çoğunluğunu ev stüdyosunda kaydettiği şarkılarının yanı sıra, evde kaydedemediği diğer bölümleri de salgın öncesinde tamamladığı için aslında bu anlamda bir zorluk yaşamamış. Kayıtların devamındaki süreçte dosyaların yapımcıları arasında gezmesiyle şarkıların üzerinde çalışmışlar. Ama esas olarak bu dönemde, o da herkes gibi belirsizlik hissini yoğun şekilde yaşayarak geçirmiş günlerini.

Bir daha ne zaman canlı müzik performansı yapacağının bilinmezliğiyle hazırlamış bu albümdeki şarkılarını. ‘Black Water’ı dinleme şansım olduğu için Adna’nın geçmiş çalışmalarına dair bu albümde kendisinde hissettiği yeniliği merak ettim. Önceki albümlerinde kendini keşfetme yollarını arayıp bulurken, daha karanlık ve dramatik şarkılarla yol aldığını söylerken, son birkaç yılda bu durumu ağır bulduğunu ekledi. ‘Black Water’ da melankoliden nasibini alsa da bu sefer şarkılarını daha eğlenceli bir anlatım yoluyla aktarmayı denediğini söyledi.

‘November’ ile başlayan yeni albüm yolculuğu yakın zamanda yeni şarkısı ‘You Are’ ile devam edecek. ‘Black Water’da hangi şarkı senin için diğerlerinden daha özel dediğimde cevabı hiç düşünmeden verdi. ‘ ‘You Are’ bu albümde yapmak istediğim her şeyi tek şarkı olarak’ özetliyor dedi. Şarkının ilk yola çıktığı halinden bugünkü durumuna gelmesine kadar yaklaşık üç sene geçtiğini belirten Adna, son halinin onu çok mutlu ettiğini söylüyor. Dünyada aşılamalar ilerlese de, konserlerin eski hızına ve düzenine dönmesine hala vakit var gibi görünüyor. Online konserler hakkındaki hislerini sorduğumda Adna aslında bu durumun kendisi için iyi olduğunu belirtti. Kalabalık önünde konuşmak ve performans yapmanın onu genelde gerdiğini söyleyen sanatçı, geçen yıl hayat koşulları bize online konserleri mecbur kıldığı için bu duruma sıcak baktığını söylüyor. Ancak yine de kalabalık içinde, şarkıları seslendirirken insanların gözlerine içine bakabilmenin bir sanatçı için ne kadar değerli olduğunu belirtmeden geçmedi. ‘Pandemi dönemi yaratıcılık anlamında faydalı mıydı senin için? ‘ diye sorduğumda, başlarda belki de yeni albümün şarkılarını yazmayı yeni bitirdiği için yeni müzik üretmekte zorlandığını belirtti. Daha sonra yavaş yavaş çalışmaya başlasa da sonunda kesinlikle yalnız çalışmak istemediğini anlayıp ev stüdyosundan çıkmış. En yakın iki arkadaşıyla yeniden bir stüdyoya giren Adna, şimdi tek istediğim sürekli onlarla müzik yapmak diyor.

‘Black Water’ için heyecanını gizlemeyen sanatçı, Eylül ayına kadar albümden yeni şarkılar yayımlamaya devam edeceğini belirtiyor. Konserlerin en kısa sürede hayatımıza yeniden gireceğini, koşulların giderek düzeleceğine inandığını belirtirken, ‘dilerim bu döneme kadar bir sürü müzisyen ve grup müzik yapmayı bırakmaz’ diyor. Sanırım bu Adna’nın olduğu kadar hepimizin ortak dileği.  

Yeni Çıkış

The Ringo Jets – Fool’s Crown

Geçtiğimiz hafta The Ringo Jets yeni şarkıları ‘Fool’s Crown’ı Ferment Records etiketiyle yayımladı. Şarkının basın bülteninde ‘Fool’s Crown’ bir TRJ101 şarkısı diye tanımlanmış, çok hoşuma gitti bu ifade. Gerçekten de ‘Fool’s Crown’ grubun 10 senedir ürettiği müziğin konsantre hali gibi. İfadesi, enerjisi yerli yerinde. ‘Fool’s Crown’ ile The Ringo Jets’i ders gibi tekrar en baştan, en temelden dinlemeye başlayabilirsiniz. Grup 2019 senesinde yayımladıkları ‘Yadigar’ EP’sinden sonra ilk olarak ‘Fool’s Crown’ ile bizleri selamlıyor. Aynı zamanda söz konusu bu şarkı 11 Haziran’da çıkacak olan ‘Unlimited Lunch Pack’ EP’sinin de hem açılışını yapıyor, hem de albümü müjdeliyor.

Nuri Harun Ateş – Normal

Yazının Devamını Oku

27 Yıl Sonra Gelen Albüm!

Geçen hafta Demir Demirkan ile 90’larda kaydedilmiş ‘Mesheen’ grubunun ‘A Matter Of Time’ albümü üzere konuştuk.

Albümün kaydedildiği dönemde Amerika’da yaşayan sanatçı, gruba dahil olduktan sonra söz konusu albümün hazırlığında ve kaydedilmesinde de bizzat yer almış. Geçtiğimiz Ocak ayının ortasında yayımlanan albümün Avrupa ve Amerika’da büyük ilgi gördüğünü belirten Demir Demirkan, 1994 senesinde kaydedilen bir albümün şimdilerde yayımlanmasının heyecanını yaşadıklarını da ekledi.

Mesheen, 80’lerde Los Angeles’ta o dönem oldukça popüler olan Tyton grubundan Bobby Tait ve Joey Scott tarafından kurulmuş. Daha sonra gruba eklenen vokalist Ted Micheal Heath ve basçı Nick Aqleh ile Mesheen son haline gelmiş. 1992 senesinde Avrupa ve Amerika’da aldığı pozitif eleştirileri toplayan iki demosundan sonra ‘A Matter Of Time’ albümünün kaydına odaklanmışlar. Bu dönemlerde gruba gitarist olarak eklenen Demir Demirkan ile birlikte grup kendi albümlerinin üretimi için çalışmalarına daha da yoğunlaşmışlar. O dönem birçok bağımsız plak şirketinin yaşadığı durum gibi albümün yapımcısı olan firma faaliyetlerini durdurunca ‘A Matter Of Time’ yayımlanamıyor. Grup üyeleri Seattle grunge hareketinin de devreye girmesiyle diğer müzikal ilgi alanlarını keşfetmeye başlıyor.

O zamanlarda günümüze geldiğimizde, yaklaşık 27 sene sonra ‘A Matter Of Time’ albümü şimdi gün yüzü görüyor. Geçtiğimiz sene yaz aylarında grup Sonic Age Records ile yeni bir anlaşma yaparak ‘A Matter of Time’ı kaydını yeniden mastering yaptırıp CD ve plak basımlarına özel kartonet detayları ekletmiş. Ocak ayının ortalarında yayımlanan albüm tüm dijital platformlardan da dinlenebiliyor. Demir Demirkan pandemi koşullarının durumuna göre belki yakın gelecekte grupla canlı performansların da gündemde olabileceğini belirtiyor. ‘A Matter Of Time’in ruhu 80’lerin hard rock/metal formatında olsa da bunu günümüze yeniden taşıyan özel bir çalışma olmuş. Daha doğrusu albümü daha ilk dinleyişinizde zamansız bir yaklaşımla senelerden bağımsız olarak sizi kendisine ve enerjisine bağlayabileceğini gösteriyor. 

Glastonbury Festivali İlk Defa Dijital!

Müzik festivallerinin atası olarak da düşünülebilecek olan meşhur Glastonbury Festivali bu sene ömrü hayatında ilk defa dijital olarak düzenleniyor. Geçen sene pandemi dolayısıyla iptal edilen etkinlik, bu sene de devam eden pandemi koşulları sebebiyle dijital bir festival olarak yayımlanacak.

Pandemi sebebiyle 2 sene üst üste iptal edilen Glastonbury Festivali, 22 Mayıs’ta kendi tarihi için de çok özel bir canlı yayınla müzikseverlere ulaşacak. Worthy Farm’dan gerçekleşecek olan bu global yayın ile dünyanın her köşesinden müzikseverler Glastonbury Festivali’ni evlerinden izleyebilecekler. Her sene biletleri satışa çıktığında dakikalar içinde tükenen bu özel festivalde bu sene Coldplay, HAIM, IDLES, Jorja Smith, Michael Kiwanuka, Wolf Alice gibi isimlerin sahne alacağı yaklaşık 5 saatlik bu özel yayını kaçırmamak gerek.

Yeni Çıkış

Ceren Gündoğdu – Beni Eve Götür

Yazının Devamını Oku

Baneva’dan Manifestor

Geçen yılın sonbaharıydı galiba, malum pandemi sonbaharla birlikte tekrar hızlanıyor endişesi hepimizde devam ediyordu. İşte o dönemden bir gün Universal Music Türkiye ofisinde 3-4 kişilik bir ekiple yakın dönemdeki yeni çıkışları dinlemek için buluşmuştuk. Herkes mesafeli şekilde koltuklara oturup, yeni çıkışların heyecanına odaklanmıştı. O gün dinlediğimiz çıkışlardan biri Baneva’nın ‘Hiçbiri’ydi. Hepimiz şarkıyı dinledikten sonra deyim yerindeyse adeta yüzümüze kuvvetli bir rüzgar esmişçesine sarsılıp şaşırdığımızı hatırlıyorum. Baneva’nın bomba gibi bir albümünün yolda olduğu, ilk şarkının ‘Hiçbiri’ olduğu bilgisi o günlük tek elimizdeki detaydı. O günden beri Baneva’nın bu albümünü gerçekten merakla bekliyordum. Bu merak nihayet sona erdi ve geçtiğimiz hafta Baneva’nın ‘Manifestor’ Universal Music Türkiye etiketiyle yayımlandı.

Rap müziği son senelerin en üretken sahnesi olarak liderliğini sürdürüyor. Birbirinden yeni ve genç sanatçılar her hafta yeni şarkılarıyla dinleyicisine ulaşıyor. İşin doğrusu bu kadar çok üretimin olması çok sevindirici olsa da, bu alandaki rekabet de bence bir o kadar zorlaşıyor. Çünkü gerçekten de bazı üretimler birçoğundan kendini çok net şekilde ayrıştıracak detay ve özellikte oluyor. Baneva’nın ‘Manifestor’ albümü de bu özel işlerden birisi. 11 şarkılık albümde sözler Baneva imzasıyla yer alırken, Da Poet, SKAII, GOKO!, PMF, Kaan Yanartaş, NNOZ gibi isimleri de prodüktör olarak künyede görüyoruz. Albümün çıkış şarkısı ‘Amigo’ aynı zamanda klibiyle şu an yayında. ‘Manifestor’un genel akışı dinleyicinin dikkatini bir saniye bile kaybetmeyecek bir enerjide ilerliyor. Bence esas marifet de burada Baneva’nın vokal tekniğinde yatıyor. 10 numara 5 yıldız nefis bir albüm olmuş, bahara bu albümle net bir giriş yaptım.

Yıldızlar: Tok, Amigo, Her Baktığımda, Müsade

Oscar’ımı Verdim Gitti: Hiçbiri, An

Billie Eilish’in Fotoğrafları Rekor Kırdı

Geçtiğimiz haftanın olayı Billie Eilish hala rekorlarıyla gündemde kendisinden söz ettiriyor. İngiliz Vogue dergisi kapağında yer alan genç sanatçı tarihe bir imza daha attı. Derginin Haziran 2021 baskısı için yapılan çalışmanın fotoğraflarını geçtiğimiz gün paylaşan sanatçı Instagram’da kısa süre içinde en çok konuşulan konu oldu.

Eilish’in yayımladığı bu özel sayı için yapılan fotoğraf çekimleri Instagram’ın en kısa sürede 1 milyon beğeni rekorunu kıran postlar olarak tarihe geçti. Söz konusu çekimlerde Marilyn Monroe ve 1950’ler havasını stiline yansıtan Billie Eilish, Vogue ekibine kendi vizyonunu hayata geçirmesine destek verdikleri için ayrıca teşekkür etmiş. Fotoğraflar şimdiye kadar hiç görmediğimiz cesurlukta bir Billie Eilish’i oraya çıkarttığı için sanatçıya müzik ve sanat dünyasından birçok ünlü isim takdir ve alkışlarını  kendi sosyal medya profillerinden paylaştılar.

Yeni Çıkış

Ozan Tekin – Anarya I

Yazının Devamını Oku

Dünyanın kitlendiği albüm Temmuz’da geliyor

Önceki gün Billie Eilish sosyal medya profilinden yeni şarkısını 15 saniyecik tanıttı ve Twitter’da kısa süre içinde trending topic oldu. Billie Eilish’in artık geldiği nokta böyle bir durum, dev bir takipçi kitlesi ve merakla yaptığı her şeyi yakından takip eden bir hayran ordusu var.

Yakın zaman önce kendisine çok yakıştığını düşündüğüm siyah uçları neon yeşil saçlarını açık sarıya boyatarak imajını yenileyen genç sanatçı, yeni bir şeylerin yolda olduğunu Instagram hesabından fısıldıyordu. Son birkaç paylaşımından sonra bu heyecan ve merak dalgasını daha fazla uzatmadan dün nihayet ağzındaki baklayı çıkarttı. Billie Eilish’in ikinci stüdyo albümü ‘Happier Than Ever’ 30 Temmuz’da yayımlanıyor. Ağabeyi Finneas’ın yakın zaman önce Billie’nin yeni albümünün tam bir yaz albümü olduğunu, herkesin yerinde duramayacağını ve dans edeceğini söylemesi şimdi bu duyuruyla daha anlamlı bir hal aldı. Billie Eilish yeni albümü için ‘şimdiye kadar yaptığım hiçbir işi bu kadar sevmedim, umarım sizler de benim hissettiğim bu duyguları yeni şarkıları dinlediğinizde yaşarsınız’ diyerek bu hafta Perşembe günü yeni şarkısının çıkacağını duyurdu. İlk albümünden sonra tüm dünyanın aklını başından alan iki kardeşin, yeni albümde neler yaptığını duymak için gerçekten sabırsızlanıyorum.

Gülçin Ergül’den İngilizce Albüm: Invitation

Geçtiğimiz yıl Ekim ayında senenin en özel pop albümlerinden birine imza atan Gülçin Ergül, uzun süredir üzerinde çalıştığı ‘Invitation’ adlı 8 şarkılık ilk İngilizce albümünü Arpej etiketiyle önceki hafta yayımladı.

‘Invitation’ın Gülçin Ergül gibi güçlü bir vokale yakışan bir albüm olduğunu en başta söylemek istiyorum. Şarkıların söz yazarlığını Hollandalı Josephine Zwaan ile birlikte yapan Gülçin Ergül, ayrıca kendi söz ve müziği olan 4 şarkıyı da bu albüme eklemiş. Müzik direktörlüğünü Emre Bayar’ın üstlendiği ‘Invitation’da bir de Whitney Houston cover’ı olan ‘I Wanna Dance With Somebody’ yer alıyor. Şarkının vokallerinde Gülçin Ergül bence harikalar yaratmış, diğer yandan yeni düzenlemesi Whitney Houston’ın orijinal haline biraz daha yakın olsaydı daha mı etkileyici olurdu diye aklımda bir soru işareti kaldı.

Albümün fotoğraflarında Safa Gülsoy’un, styling’de ise Fırat Kanburoğlu’nun imzası yer alıyor. İlk klip ‘Don’t Wake Me Up’ Murat Joker yönetmenliğinde çekilmiş. Sesiyle ve önceki yayımladığı çalışmalarla dinleyenleri büyüleyen Gülçin Ergül, yeni albümüyle sadece Türkiye’de değil, yurtdışında da kendisinden söz ettirecek bir işe imza atmış.

İngiltere’den Bir Türk Grup: Keşmekeş

İngiltere’de kurulmuş bir Türk müzik grubu olan Keşmekeş ile geçtiğimiz kısa bir söyleşi gerçekleştirdik. Ekip 20 yıl önce Londra’da bir araya gelen arkadaşlardan oluşuyor. Aslında hobi olarak başlayan grupça müzik yapma isteği zamanla profesyonel olarak devam etme hayalini de peşinden sürüklemiş.

2019 senesinde kurulan Keşmekeş ilk albümü ‘Yarem’i geçtiğimiz sene yayımladı. Grup üyelerinden Niyazi Albay’ın aktardığına göre Keşmekeş’in mutfağında farklı sesler ve enstrümanlar var. Grubun içindeki bu zenginlik hem birbirlerini beslemiş hem de şarkılarına ilham olmuş. Dinleyicilerinin yolu Keşmekeş’te Cem Karaca’dan Aşık Mahzuni Şerif ve Neşet Ertaş’a kadar birçok usta isimle kesiştiğini söyleyen Niyazi Albay, şarkılarında Türk halk müziğinin ve Anadolu rock tarzının çokça görüldüğünü belirtiyor. Şarkılarını yaptıkları stüdyonun bazen evleri, bazen de mesailerini geç bitirdikleri ofisleri olduğunu söyleyen Albay, şu ana kadar yaşadıkları en büyük zorluğun 20 senedir yapmış oldukları bestelerdeki aranjmanları değiştirmek ve bir sonraki albüme hangi şarkılarla devam edeceklerine karar verme süreci olduğunu itiraf ediyor.

Yazının Devamını Oku

Royal Albert Hall 150 Yaşında

İngiltere’nin belki de en ikonik etkinlik mekanlarından biri olan Royal Albert Hall 150. yaşını kutluyor. Bu özel kutlama Imogen Heap’in performansıyla taçlandırılıyor. Pandemi sebebiyle 1 senedir boş olan ve etkinliklere kapalı olan Royal Albert Hall’da Imogen Heap yaptığı performanla zamanı 150 sene önceye alıyor.

Bundan 150 yıl önce, 1871’de, ilk kez Sir Michael Costa’nın bu özel mekânda çaldığı ‘Biblical Cantata’ eserinden esinlenen Imogen Heap, doğaçlama bir düzenlemeyle 12 dakikalık özel bir performansı kaydetti. Royal Albert Hall’da sahnenin en ortasına yerleştirilen cam piyanonun içine özenle konmuş sanatçının dijital piyanosunun yanı sıra, özel Mi.Mu eldivenleri de bu performansta başroldeydi.

Vivienne Westwood kıyafeti ve geceye özel hazırlanan peruğuyla en ince ayrıntıları düşünen Imogen Heap performansı öncesinde bu mekânın kendisi için ne kadar özel ve unutulmaz olduğunu kısa bir intro ile anlatıyor. Bu özel performansı izleyerek benim gibi duygudan duyguya koşmak isteyenler Royal Albert Hall’un Youtube kanalını tıklamaları yeterli olacaktır.

İtalya’dan Türkiye’ye Özel Bir İsim: Umut Adan

Geçtiğimiz hafta GRGDN Müzik etkiketiyle Umut Adan’ın yeni şarkısı ‘Eflatun Kardeşler’ yayımlandı. Yeni şarkısı Umut Adan ile bir araya gelmemize vesile oldu. İtalya’da yaşayan Umut Adan ile hem yeni şarkısı ‘Eflatun Kardeşleri’, hem de etkileyici müzik kariyerini kendisinden dinleme şansım oldu.

Kaseti en başa sardığımızda Umut Adan, İstanbullu, orta ve liseyi İtalyan Lisesi’nde okuyan daha o zamanlar gitarıyla şarkılar yazan bir müzik tutkunu. Lise yıllarında Fikret Kızılok’u ve Süreyya Berfe’yi tanımasının hem kişisel gelişiminde, hem de müzik yolunda ona büyük katkıları olduğunu belirtiyor. Üniversite için İtalya’ya giden Umut Adan, doktora eğitimi döneminde müzik kariyeri için de büyük adımlar atmış. Sub Pop plak şirketinden şarkıları yayımlanan müzisyen arkadaşına kendi şarkılarını dinlettiği gün kendisi için de değişim çanları çalmaya başlamış. Bu arkadaşının kendisini menajeriyle tanıştırmasından kısa süre sonra İlk 45’liğini plak olarak yayımlayan sanatçı, günümüz dijital dünyasına adapte olmak yerine kendi inandığı adımlarla sakin ilerlemeyi tercih etmiş. Bu süreç kendisi ve müziği hakkında The Wire’da makale yayınlanmasına kadar götürmüş.

İkinci plağını yayımladıktan sonra Jack White’ın İstanbul konserinde ön grup olması Umut Adan’ın kariyerinde bir diğer önemli adım olmuş. Üçüncü 45’liğini de plak olarak yayımlayan sanatçı artık bir albüm sürecine girmek istediğini bilse de o güne kadar attığı adımların ardından, en az onlar kadar sağlam bir başlangıç ile bu işe girmek istemiş. The White Stripes’ın prodüktörü Liam Watson ile demolarını paylaşan sanatçı, kendisinin davetiyle 2017 senesinde Londra’daki Toe Rag Stüdyoları’nda ilk albümü ‘Umut Adan: Bahar’ı kaydetmiş. 2019’da yayımlanan ‘Umut Adan: Bahar’ albümü Avrupa’da büyük ilgi görürken, çıktığı konserler ve festivallerden sonra hızını alan sanatçı geçtiğimiz sene pandemi olmasaydı muhtemelen Avrupa’daki birçok büyük etkinlikte yer almaya devam edecekti.

Pandemi döneminde durmak yerine Umut Adan çalışmalarına Türkiye’de sürdürmeye karar veriyor. Engin Akıncı ile yolları kesişen sanatçı, ‘Eflatun Kardeşler’ şarkısını İstanbul’a ve bu şehrin her türlü zorluğuna rağmen çalışan, hevesini ve heyecanını kaybetmeyen kadınlara ithafen yazmış. GRGDN Atölye’de Furkan Karadeniz ile kayıtları yenilenen şarkının mix’i Berk Kula, kapak görseli ise Yetkin Başarır tarafından yapılmış. ‘Eflatun Kardeşler’ aslında Umut Adan’ın kariyerinde yeni bir başlangıcı da simgeliyor. Avrupa’daki çalışmalarını bırakmadan, şimdilerde yeni şarkılarını yayımlamak için sıraya koyan sanatçı önümüzdeki aylarda hepimizin favorilerinde yer alacağına ben şimdiden adım gibi eminim. 

Yeni Çıkış

Yazının Devamını Oku

Sevmek Yüzünden

Geçen hafta Simge ile yeni şarkısı ‘Sevmek Yüzünden’ için bir araya geldik.

2018 senesinde ‘Ben Bazen’ albümü yayımlandığı zaman kendisiyle söyleşi yapma imkânım olmamıştı, o yüzden yeni şarkısının basın tanıtımı için davet geldiğinde bu sefer bu fırsatı kaçırmak istemedim. Nefis bir havada, Galata’daki otelin terasında, bahara gülümseyen bir İstanbul manzarasında Simge ile sohbet ettik. Yeni şarkısı ve klibi için haliyle çok heyecanlıydı. ‘Sevmek Yüzünden’ aslında mazisi olan bir şarkıymış. Yaklaşık dört senedir bekleyen şarkının sözlerinde Sezen Aksu imzası var. Şarkının bestesini Simge, Ersay Üner ve Ozan Bayraşa ile birlikte yapmışlar. 2021’de bize 90’lar rüzgarı hissetttiren ‘Sevmek Yüzünden’in harika düzenlemesi ise Genco Arı’ya ait. Deyim yerindeyse resmen yıldızlar karması bu şarkıda bir araya gelmişler.

‘Sevmek Yüzünden’in imaj fotoğrafları ve klibin yönetmenliği Seçkin Süngüç’a emanet edilmiş. Şarkının klibinde başrolde Simge’yi izliyoruz. ‘Sevmek Yüzünden’in enerjisi o kadar yüksek ve etkileyici ki, ilk dinlemede sizi alıp götürüyor. Hal böyle olunca Simge’nin doğal hallerinden oluşan çekimler klibe çok yakışmış ve şarkının hissiyatını daha da yükseltmiş.

Simge ile müzik hayatını ve yeni üreteceği şarkıların heyecanları üzerine konuştuk. Kendi içine sinen işlerde ve projelerde dinleyicisiyle buluşmaya devam edeceğini anlattı. Samimiyeti ve kendisinden emin hali bana o kadar iyi geldi ki, yaptığı işe böylesine bağlı insanları görünce hem çok seviniyorum, hem de daha fazlasını yapmalarını, koşullar ne olursa olsun hiç durmamalarını diliyorum.

Pandemi dönemini kendisi için faydalı değerlendirenlerden olmuş Simge. Yeni şarkıların çalışmaları ve hazırlıkları bir yana 15 sene önce bitirmediği konservatuara geri dönmüş. Tekrardan öğrenci olmanın onu nasıl yenilediğini anlatırken, mezun olmak için çok sıkı çalıştığını da belirtti.

‘Sevmek Yüzünden’ bu dönemde Simge’ye iyi geldiği gibi, bahardan bizi yaza taşıyan bir şarkı olacak. Bu şarkı hem kendisi için hem de dinleyicisi için yeni bir dönemin de başlangıcı aslında. Bundan sonraki yayımlayacağı şarkıları, önceki işlerinden biraz daha farklı olacağını söyleyen Simge, sound ve düzenleme olarak yeni sularda gezinmek istediğini, hem kendisini hem de müziğini geliştirmeyi, bolca da yenilemeyi ve bunları da dinleyicisiyle bir an önce buluşturmak için sabırsızlandığını belirtti.

 

Yeni Çıkış

Onur Cansız – Fesleğenler

Yazının Devamını Oku