Gaga’nın Haklı Zaferi

Geçtiğimiz hafta Pazar günü MTV’nin Video Müzik Ödülleri töreni vardı. Her sene olduğu gibi bu sene de ödüller kadar bu özel gecenin performansları da dünya gündemindeydi. Bu senenin hem performansına hem de her anına imza atan ünlü isim ise Lady Gaga oldu. MTV VMA’den en iyi şarkı, en iyi düet ve yılın sanatçısı gibi ödülleri kucaklayan Lady Gaga her sahneye çıkışında bir başka kostümle göründüğü gibi kostümüne eşlik eden maskesi de bir o kadar dikkat çekiciydi.

Performanslar bakımından ödül törenini ele alacak olursak Lady Gaga ve Ariana Grande’nin birlikte performansı bence gecenin en yüksek anıydı. Hem Lady Gaga, hem Ariana GrandeRain On Me’nin canlı performansı boyunca sahnede maskeleriyle birlikte şarkı söylediler. Sadece kendileri değil dansçılarının da tamamı performans boyunca maskeleri yüzlerinde dans ettiler. Lady Gaga dikkat çekme  ve eğlence sektöründe gündem oluşturma konusunda bence son senelerin en önemli isimlerinden birisi. Yaşadığımız pandemi sebebiyle tüm dünyanın içinden geçtiği böyle bir dönemde, MTV gibi hem gençlere hem de eğlence sektörüne ışık tutan bir platformda Lady Gaga’nın tüm tören boyunca maskesiyle yer almasının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Performansından da, gecede sahneye çıktığı diğer anlarda da bir an olsun şıklığından ödün vermeyen Gaga, maske kullanımıyla bu işi ne kadar ciddiye aldığını tüm dünyaya bir kere daha göstermiş oldu.

İzleyicinin alınmadığı MTV VMA ödül töreninde Lady Gaga kadar performansıyla dikkat çeken bir diğer isim de The Weeknd oldu. En iyi R&B ve yılın videosu ödüllerini alan The Weeknd’in performansı NY’daki Hudson Yards’ta yer alan The Edge’de gerçekleştirildi. O yükseklikte nasıl ayaklarının altı çekilmeden şarkı söyleyip, dans edebildiğini anlamasam da bence gecenin en etkili performanslarından biriydi.

Gökhan Türkmen – Mavi

Gökhan Türkmen yeni yaşını yepyeni bir şarkıyla kutladı. Kızları için yazdığı ve bestelediği ‘Mavi’ şarkısını kızı Nil Rona ile birlikte kaydetmiş. ‘Mavi’de kızı Nil Rona’nın da vokalinin olması şarkıyı ayrı bir yere taşıyor. GTR müzik etiketiyle yayınlanan şarkı dinlediğiniz anda kulaktan kalbe akıyor ve haliyle duygusallığıyla kalpleri de eritiyor.

İki kardeşin birbirine olan sevgi ve bağlılığını konu alan şarkının sözü ve müziği Gökhan Türkmen’e, düzenlemesi ise Bora Çifterlere’e ait. Şarkının kapak görseli de kardeşi Leyla Ada’nın ultrason görüntüsüne büyük bir mutlulukla ve heyecanla bakan Nil Rona’nın fotoğrafı ile Morespace Studio tarafından hazırlanmış.

‘Mavi’nin klibi şarkının yansıttığı tüm duyguları tek seferde videosuyla dinleyiciye geçiriyor. Klipte ailesel duygulara ve doğaya dikkat çekerek büyük bir ağaç etrafında yapılan çekimlerde Gökhan Türkmen ve kızları Nil Rona ve Leyla Ada da başrollerde. Bu eğlenceli, samimi her notası sevgi taşıyan şarkının klibini ise Bora Çifterler üstlenmiş.

Yepyeni bir Ses: Martino

Birkaç haftadır yayınladığı single çalışmalarıyla dikkat kesilmemiz gereken yepyeni bir ses yükseliyor. Martino, İtalya Milano doğumlu, ailesi dört nesil müzisyenlerle dolu, içi müzikle yanıp kavrulan çok genç bir ses.

Küçük yaşlarda profesyonel keman eğitimi alan Martino, ANTDOB çocuk korosunda yer alıp birçok çocuk oyunlarda rol almış. Daha sonrasında Antalya Devlet Konservatuarı’nda eğitim alan Martino, Antalya Devlet Senfoni Orkestrası’yla konserler verip uluslararası yarışmalarda da dereceler almış. Üniversite yıllarında yolu ODTÜ İnşaat Mühendisliği ile kesişen genç sanatçı, geçtiğimiz yıl hayalini gerçekleştirmek üzere eğitimine Bilgi Üniversitesi Müzik bölümüne geçerek bu yolda ilerleme kararı vermiş.

Geçen yılın sonlarına doğru VEyasin ile yeni kurulan ve kendisinin de kurucusu ve prodüktörü olduğu Kamp records üzerine konuşmak üzere bir araya gelmiştik. Tür bağımsız yeni sanatçılara bu çatı altında destek vereceklerini anlatırken o zaman Martino’dan bahsetmişti. Sohbetimizde yepyeni bir ses geliyor diye birçok kez heyecanından bahseden VEYasin’i geçtiğimiz haftalarda yayınlanan Martino’nun şarkılarını dinledikten sonra daha iyi anlıyorum.

Yepyeni başlayan müzik yolculuğuna daha iyi tanık olmak için Martino ile de konuşma fırsatı buldum. Hem ailesinin ona kazandırdıkları, hem de kendisinin küçük yaşlardan beri müzikle dolu bir yol çizmek istemesi, Martino’yu birkaç gün sonra yayınlanacak olan ilk albümüne kadar adım adım getirmiş. VEyasin ile karşılaşmasından ötürü ne kadar şanslı olduğunu dile getiren genç sanatçı, 11:23 adlı albümünde tek bir janr odağında kalmadan özgün ve yenilikçi bir albüm hazırladıklarını büyük bir heyecanla aktardı. Emin adımlarla gelen Martino’yu ve yeni şarkılarını büyük bir sabırsızlıkla bekliyorum.

Chillout Festival 15. Yaşında

İstanbul’un en sevilen festivallerinden olan Chillout Festival bu sene %100 Music sunumuyla 15. Yaşında sosyal mesafe kurallarına uygun olarak 5 Eylül Cumartesi günü Garden Fiesta’da düzenleniyor.  Organizasyonun pandemiden ötürü alınan sosyal mesafe kuralları göz önüne alındığında bu bakımdan İstanbul’daki ilk festival özelliği olması da önemli.

Kimler sahne alacak bu sene festivalde derseniz hemen detaylara geçeyim. Oceanvs Orientalis, BaBa Zula, Majnoon, Lounge FM ve Chill-Out Festival’in kurucusu Cantanca, Mousike ve Menachem 26 Chillout Festival katılımcılarına müzik ve performans dolu bir gün geçirmeyi amaçlıyor.

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Dünya Heveslisi

Ceylan Ertem geçen hafta 2 şarkılık nefis bir maxi single yayımladı. Şimdiye kadar yayımladığı 7 stüdyo albümünü düşününce, hepsi birbirinden yenilikçi, anlattığı hikâyeleri ve  aktardığı duygularıyla zengin birer hazine gibi. Ceylan Ertem müziğiyle yarattığı bu evrene 2 şarkılık yepyeni bir maxi single daha ekledi.

 

Dünyanın içinden geçtiği bu zor günlere Ceylan Ertem ‘Dünya Heveslisi‘ ile içimizi açan bir renk katıyor. Sanatçının  yeni maxi single’ı ‘Datlım Gıymatlım‘ ve ‘Yalnızlık Ölüm Boyu‘ adlı iki şarkıdan oluşuyor. ‘Datlım Gıymatlım‘ sözü ve müziği Sezen Aksu’ya, düzenlemesi Serhat Şensesli’ye mastering ise Barış Büyük’e ait.

 

Maxi single’ın ilk klibi Sezen Aksu imzalı, içinizi kıpır kıpır yapan, enerji dolu ‘Datlım Gıymatlım’a geldi. Klibin yönetmen koltuğunda yaptığı her işe hayran olduğum Begüm Koçum oturuyor. Ayrıca ‘Dünya Heveslisi‘ maxi single’ı fotoğraflarında da Begüm Koçum’un imzası var. Albümün kapağında Ceylan Ertem’in taktığı taç ise ünlü illüstratör Sadi Güran tasarımı. Şarkının enerji dolu havasını klipte danslarıyla hissettiren, Ceylan Ertem’e eşlik eden Zeyno Erdoğan’dan da bahsetmeden geçmek istemedim. Zeyno Erdoğan klibe ayrı bir neşe ve mutluluk aşılamış.

 

Maxi single’da yer alan ‘Yalnızlık Ölüm Boyu’nun sözleri Yelda Karataş’a, müziği Cenk Erdoğan ve Ceylan Ertem’e, düzenlemesi Cenk Erdoğan’a mastering’i ise yine Barış Büyük’e ait. Ceylan Ertem maxi single’ın adını ‘Dünya Heveslisi‘ seçmesinin temelinde gerçekten de pozitif bir bakış açısı yatıyor. Sanatçı yaşadığımız bu zor günlerde olumsuzluklara ve zorluklara dair konuşmak yerine daha renkli ve olumlu bir pencereden bakmayı istemiş. Bu sayede insanları biraz olsun hafifletmeyi amaçlamış. Maxi single’daki iki şarkı da özünde hayat enerjisi ve yaşam inadı barındırıyor.

 

Yeni Çıkış

Yazının Devamını Oku

Mariah Carey’den Kitap ve Albüm

Şu sıralar muhtemelen en çok Mariah Carey hayranları mutludur. Sanatçının uzun süredir üzerinde çalıştığı, anılarını aktardığı biyografisi ‘The Meaning Of Mariah Carey’ yayınlandı. Eylül sonunda piyasaya çıkan kitap çıktığı gün itibariyle en çok satan kitaplar listesinden düşmüyor. Kitap heyecanı bir yana üzerine sanatçının bir de albüm yayınlanması hangi hayranı deliye döndürmez.

Mariah Carey daha önceden yayınlanmamış B-side’ları ve alternatif versiyonlu şarkılarını ‘The Rarities’ adıyla yepyeni bir albümle geçtiğimiz hafta yayınladı. 32 şarkılık iki bölümden oluşan bu dev albüm 90’lardan 2000’lere uzanan adeta bir Mariah Carey anılar treni gibi. ‘Here We Go Around Again’ ile başlayan albüm 90’ların Mariah Carey havasından sizi alıp, vazgeçilmez slow türlerine ve R&B tarzındaki Carey’e şarkılarıyla zaman tünelinde bir gezintiye çıkartıyor.

Albümün ikinci yarısı Mariah Carey’nin kariyerindeki en önemli çıkışlarından olan 1996’daki Japonya’daki ilk konserine ayrılmış. ‘The Rarities’in özellikle bu bölümü beni daha çok etkiledi. ‘Fantasy’, ‘Emotions’ , ‘Hero’ , ‘Vision Of Love’ ve ‘I Don’t Wanna Cry’ performansları o kadar iyi ki, konser kaydı demeye dilim varmıyor, Mariah Carey’nin albüm kaydı sesiyle bu özel Japonya konseri kesinlikle kaçırılmayacak bir kayıt.

CARPE DIEM Çıktı!

Hande Yener’in 20. yılına özel hazırladığı ‘Carpe Diem’ albümü geçtiğimiz hafta yayımlandı. Sevenlerinin ‘Apayrı’ albümünden beri bu ayarda bir albüm beklentisi bence ‘Carpe Diem’ ile nihayete ermiş oldu. Albüm baştan sona tarz olarak yenilikçi bir pop akımını odağına almış.

Uzun süredir bu albüm için çalışmalarını sürdüren Hande Yener aslında baharda yayınlamayı planladığı albümü pandemi sebebiyle ötelenmişti. Geçtiğimiz Ocak ayında klip çalışmaları için İtalya’ya giden sanatçı, Aytekin Yalçın’ın yönetmenliğinde ve Gabriele Papi’nin styling’i ile albümün ilk klip çalışması olan ‘Carpe Diem’i tamamlamışlar. Tam o dönemlerde Covid vakaları yeni yeni İtalya’da da çıkmaya başladığı için klip işlerini hızlıca tamamlayarak ülkeye geri dönmüşler. Sonrası zaten hepimizin de bildiğin salgın ile geçen kış dönemi ve sonrasında Haziran ile birlikte kontrollü normale dönüş dönemi. Hande Yener bu dönemde ‘Carpe Diem’in yayınlanmasını erteleyip, albümü büyütmeye ve yeni şarkılar yapmaya devam etmiş.  Berksan ve Misha ile çalışmalarına devam eden sanatçı bu sürede aslında 2 albümlük bir çalışma hazırlamışlar. Dolayısıyla şimdi yayınlanan 10 şarkılık bölüm aslında devamında gelecek olan albümün ilk bölümü.

Albümün üretim sürecinin tamamı Hande Yener’in evindeki stüdyoda yapıldığı için, şarkılar ortaya çıkarken yaşadıkları o heyecanla stüdyoda okumalarını tamamlayan sanatçı bu enerjinin albüme de eş şekilde yansıdığını belirtiyor. Yazının başında da belirttiğim gibi ‘Carpe Diem’ Hande Yener’in hayranlarının uzun zamandır özlemini duyduğu, yenilikçi tarzda ‘Apayrı’ albümünün seneler önce verdiği heyecanı yeniden yakalayan bir çalışma. Söz ve bestelerde albümdeki 8 şarkıda Berksan ve Misha’nın yanı sıra ‘Aşk Elinde’de  sözlerde Fikri Karayel’i düzenlemede ise Deeperise, ‘Boşuna’da Mete Özgencil, Devrim Karaoğlu imzası yer alıyor. ‘Carpe Diem’de favorilerim birçok ancak ‘Başka Dudaklar’ ve ‘Melekler ve Şeytanlar’ benim için bu albümün iki incisi, ‘Biraz Özgürlük’ maxi single’ı dönemine gittim bu şarkılarda, nefis olmuşlar. Yeni albümde duyduğumuz nefis şarkılardan sonra devamında gelecek olan Carpe Diem’in ikinci bölümünde bizi nasıl sürprizler bekliyor şimdiden sabırsızlanıyorum.

Yıldızlar: Aşk Sandım, Bulut, Aşk Elinde, Carpe Diem

 

Yazının Devamını Oku

Kalben’den Özgürlük Manifestosu

Kalben sonbaharı nefis bir yeni şarkıyla karşılıyor.

 

‘Kalp Hanım’ albümüyle kendini, hatalarını, hayatı ona kattıklarıyla ve her detayıyla sevmeyi öğrendiğini şarkılarıyla bize anlatan Kalben, çıktığı bu yeni yolda sevginin gücüne inandığını yeni şarkısıyla bir kere daha vurguluyor.  

‘Ne Güzel Yerlerin Var’ ilk defa dün klibiyle birlikte müzikseverlere ulaştı.  Şarkının sadeliği bir yana başrolde Kalben’in olduğu siyah beyaz temalı klibi bu özgürlük manifestosunu daha yüksek bir yere taşıyor.

‘Ne Güzel Yerlerin Var’da Kalben’in kelimeleri seçiş şekli o kadar zengin ve doyurucu ki içinden geçtiğimiz bu zor günlere rağmen odağında sadece güzelliği koruyor. Şarkının söz ve bestesi Kalben’e, düzenlemesi ise Kalben ve İlker Deliceoğlu’na ait. Yeni şarkının nefis klibi ise Gökhan Özfırıncı yönetmenliğinde bir odada Kalben’in doğal ve samimi oyunculuğuna odaklanıyor. Kalben’in üretme heyecanını, özgürlüğünün peşinden hevesle ve neşeyle koşarak ona şarkılar yazmasını çok samimi buluyorum.

Billie Eilish’in Belgeseli Geliyor!

Ödüllere doymayan Billie Eilish müziğine ek olarak farklı alanlarda da yeni çıkışlar yapıyor.

Bundan birkaç hafta önce dünyaca meşhur gitar markası Fender, Billie Eilish ile bir işbirliğini duyurdu. Billie’nin kendi dokunuşları olan Fender marka bir ukulele satışa çıktı. Ukulele Billie Eilish için öylesine önemli bir araç ki, genç sanatçı ilk öğrendiği bu enstrüman sayesinde şarkılarını ilk defa onun sayesinde yazdığını belirterek, ukulele sayesinde kendi şarkı yapma yollarını keşfettiğini belirtmiş. Tıpkı kendisi gibi müzik aşkını keşfetmek isteyenlere harika bir araç olacağını belirttiği bu ukulele aynı zamanda Billie’nin 6 şarkısını deneyerek çalabileceği özel bir uygulamayla ukulele çalmayı da öğretiyor.

Kendi adıyla yayınladığı ukulelesinden sonra şimdi de Billie belgeseliyle gündem olacak. Geçtiğimiz gün yayınlanan tanıtım filmiyle Billie Eilish 2021 senesinde özel bir çalışmayla hayranlarınn yüzünü güldürecek.  

Yazının Devamını Oku

48.İstanbul Müzik Festivali Başladı!

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) her yıl düzenlenen ve merakla beklenen festivali 18 Eylül’de başladı. 48. İstanbul Müzik Festivali ‘Beethoven’ın Aydınlık Dünyası’ temasıyla şekilleniyor. 18 Eylül’de başlayan festival 5 Ekim’e kadar devam edecek olan festival bu sene tüm dünyanın içinden geçtiği pandemi döneminde dijital olarak düzenleniyor.

Prodüksiyon anlamında büyük emek verilerek düzenlenen konserler yüksek görüntü ve ses kalitesiyle kaydediliyor. Festivalin ücretsiz etkinlikleri İKSV’nin Youtube kanalından izlenebilirken, konserlerin yanı sıra sanat tarihi ve müzik üzerine konuşmalar, konserlerden önce yapılan söyleşiler ve çocuk atölyeleri gibi dijital içerikler de müzikseverlerin erişimine ücretsiz olarak açılıyor.

online.iksv.org adresinden yayınlanacak olan festival konserleri bilet fiyatlaması açısından da oldukça uygun bir ücretle müzikseverleri ekranları karşısına geçirmeyi hedefliyor. Üstelik konserleri yayınlandığı site üzerinden 1 ay boyunca izleme imkanı da var.  

48.İstanbul Müzik Festivali ‘Beethoven’ın Aydınlık Dünyası’ temasıyla bu sene Ludwig van Beethoven’ın 250. doğum yılını kutluyor. 48. İstanbul Müzik Festivali’nin bu yılki Onur Ödülü, müzik eğitimcisi ve müzik yazarı Ahmet Say’a sunulurken, 48. İstanbul Müzik Festivali’nin Yaşam Boyu Başarı Ödülü ise Alexander Rudin’e sunulacak.

Sonbahar adım adım yaklaşırken, böyle zengin içerikli bir festivali evinizin konforunda izleyebilecek olmak bence müthiş bir imkan. Festivalin zengin programı demişken onu da belirtmeden geçemeyeceğim:

22 Eylül – Festival Orkestrası & Cem Mansur

23 Eylül – ‘Philharmonx’ Viyana/Berlin Müzik Kulübü

24 Eylül - Wiener Akademie ‘Beethoven Gala’

25 Eylül – Oda Müziğinin Yıldızları: Esemble Kheops

Yazının Devamını Oku

Katy Perry Güldürürken Düşündürüyor

Ağustos’un son günlerinde Katy Perry 6. stüdyo albümünü ‘Smile’ı yayımladı. 2017 senesinde yayımladığı ‘Witness’ albümünün üzerinden üç koca yıl geçse de meğer bu süre zarfında Katy Perry yakasında hayat pek de sakin geçmiyormuş.

Şöhret, daha iyisini başarma hırsı derken Katy Perry kendi içinde sevgiyi ve umudu giderek kaybettiği için psikolojik olarak zor bir dönem geçirmiş. ‘Firework’u ben yazdım ama depresyonla uğraşıyorum’ diye isyan eden sanatçı, bu süre zarfında önce ayrılıp sonra da nişanlandığı Orlando Bloom’un da desteğiyle kendini yeniden sevmenin yollarını bulmuş. Elbette bu süreç ona yeni şarkılarla ve sonunda koca bir albümle geri gelmiş.

‘Smile’ adıyla pozitif bir albüm ama içinde kinayelerle dolu. Şarkılar gerçekten de Katy Perry’nin içini döktüğü günlükler gibi. Dans şarkısı yapsa da sözlerine baktığınızda Perry’nin kendisiyle olan mücadelesini net bir şekilde görebiliyorsunuz. Bu anlamda albümün anlattığı hikâye ve melodik dünyasını bir bütün olarak değerlendirince, Katy Perry bence hala pop müziğin başarılı öncülerinden olduğunu düşünüyorum. Albümün hazırlık sürecine hamilelik ve bir de pandemi sıkıştırınca aslında çaktırmadan muhtemelen en stresli albüm dönemini de atlatmış diyebiliriz. Albümün yayınlandığı günlerde doğum yapan sanatçı diğer bir deyişle şu sıralar çifte kavrulmuş bir mutluluk dönemi yaşıyor.

‘Seni öldürmeyen güçlendirir’ deyişini bu albümde Katy Perry’nin lugatından dinliyoruz. ‘Teary Eyes’ albümdeki en karanlık şarkı sözlerine sahip olsa da yine de ‘dans etmeyi bırakma’ notuyla pozitif bir enerjiyle sizi karşılıyor. ‘Smile’ın kapağında palyaço kostümüyle poz veren sanatçı mutluluğu, melankoliyi, gerçekliği ve yapaylığı aslında daha albümün kapağından sunuyor. Albüme adını veren şarkı hem her anın tadını çıkartmayı anlatıyor, hem de mutluluğun ve buna şükretmenin en kısa yolunu en neşeli şekilde anlatıyor.

Katy Perry özellikle ‘Prism’ albümünden sonra bir uyanış yaşadığını dile getirirken, önceki şarkılarında yakaladığı matematiğin artık kendisini mutlu etmediğini ve bunun bir anlamda ona yavan geldiğini belirtmiş. ‘Witness’ sonrası yaşadığı duygusal çöküntü onu kendisiyle baş başa kalmaya mecbur bıraksa da yine de bu durumdan kendi inadı ve müziğiyle çıkmış. Büyümenin hiç de kolay olmadığını söyleyen sanatçı, otuzlu yaşların beraberinde hiç tahmin etmediği zorlu yokuşları da birlikte getirdiğini söylüyor. Bu zorluklar ona hayatı daha başka açıdan değerlendirmeyi öğrettiği gibi olgunlaşmanın da bir başka keyif olduğunu ve şarkılarına bu bakışla yaklaştığını söylüyor.

‘Smile’ Katy Perry’nin kendisiyle en dürüst yüzleştiği şarkılarla dolu bir albüm. Kimi zaman hüzünlü ama dinlerken gülümsetiyor, kimi zaman duygulu ama dans ederken düşündürüyor. Bence bu tezatlıkları bir bütün olarak sunabilmek de Katy Perry’nin bu işte uzman olduğunu gösteriyor.

Yıldızlar: Never Really Over, Daisies, Champagne Problems, Tucked, What Makes A Woman

Oscar’ımı Verdim Gitti: Teary Eyes, Harleys In Hawaii, Smile

27.İSTANBUL CAZ FESTİVALİ BAŞLADI

Yazının Devamını Oku

Mabel’in Açıkhava Coşkusu

Hafta sonu 6 aylık konser diyetimi bozdum. Sonunda uzun zaman sonra ilk defa Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’nde Mabel Matiz konserine gittim. Sonuç fevkaladenin fevki, nasıl mutluyum, hala aklımda Cumartesi gecesinden kareler, şarkılar var.

Açıkhava konserleri başladığında nasıl olacak diye kendi kendimi yiyip bitiriyordum ama aslında gidince gördüm ki organizasyon önlemlerini alınca konserler de gayet güzel şekilde bu dönemde yapılabiliyormuş. Mabel Matiz’i uzun zamandır canlı izlememiştim, uzun zamandır konsere gitmediğimden açıkhavadaki Mabel konseri benim için ayrıca değerli oldu. Biletleri tükenen konserde tüm izleyiciler yanındakiyle arada bir koltuk boş kalacak şekilde oturup maskeleri takılı şekilde konserin başlamasını büyük bir heyecanla beklemesi muhtemelen pandemi döneminden aklımda kalacak fotoğraflardan biri olacak.

Aylardır canlı performans izlememiş olmanın verdiği özlem Mabel’in notalarıyla ferahlığa ve mutluluğa dönüştü. Her şeyden önce Mabel’in ne kadar detaylara önem veren bir sanatçı olduğunu bir kere daha bu konserde gözlemledim. Mabel’in Mert Yemenicioğlu styling’i olan şık sahne kostümlerinin yanı sıra orkestrası da bir o kadar canlı canlıydı. Birçok konserde orkestra tek düzen siyah kıyafetlerle sahneye çıkar ama bu konserde ekibin her bir üyesi ayrı şıklıkta ve renkte tam bir yaz havasıyla bizleri karşıladılar. Konser boyunca orkestranın birbiri arasındaki eğlenceli hallerini izlemek beni konsere daha da bağladı. Bu kadar adı geçmişken orkestranın detayını vermemek olmaz. Çünkü bence onlar da bu nefis gecenin önemli kahramanlarından. Orkestranın şefi olan ve synth’e hayat veren Emin İnal, vokallerde Ceren Deniz ve Deniz Konak, perküsyonda Velican Sagun, beats’te Karakter (Keren Demirayak), gitarda Bahadır Kartal, kemanda Semih Çelikel, kanunda Samet Çelikel açıkhavadaki bu büyülü atmosferi yaratanlardandı. Yönetmenliği Ufuk Sarı’ya, prodüksiyon tasarım detaylarında Ozan Korkmaz’a ait konserde sahnenin sade dekorunun arkasında tam ortadaki büyük ‘M’ ışıklandırması ise her an her şarkıda bizi kendisine çekti.

Konserde ‘Öyle Kolaysa’yı seyircinin ısrarlı tezahüratından sonra ikinci kez tekrar söyleyen Mabel Matiz biraz damar, biraz halay tam kıvamında nefis bir repertuar hazırlamıştı. Özellikle konserde acaba söyler mi dediğim şarkılardan biri olan ‘Yıldızların Peşinde’yi canlı dinlemek benim için bu gecenin diğer önemli anıydı. Konser tamamlanıp bis için sahneye geri gelen Mabel Matiz ‘Filler ve Çimen’i söyleyerek bizi ilk albümüne ışınladı. Hemen ardından seslendirdiği ve ilk defa dinlediğim versiyonuyla ‘Yaşım Çocuk’ ise gecenin son şarkısı olarak hala aklımdan çıkmıyor. Yazıyı buraya kadar okuyup ‘keşke ben de gitseymişim!’ dediğinizi duyar gibiyim, şanslısınız çünkü Mabel Matiz 5 Eylül’de tekrardan Cemil Topuzlu Harbiye Açıkhava Sahnesi’nde olacak. Ben olsam kaçırmazdım!

Mariah Carey Hayranlarına Sürpriz!

Mariah Carey kendisiyle aynı ismi taşıyan 1990 senesindeki yayınladığı albümün 30. Yılını (MC30) Temmuz ayından beri sürprizlerle kutluyor. MC30 kapsamında her Cuma eski albümlerinden daha önce yayınlamadığı remix, şarkı ya da video paylaşarak dinleyenlerini deyim yerindeyse mest ediyor.

Bu sürpriz serüveni devam ededursun geçtiğimiz hafta Mariah Carey yine sevindirici bir haber paylaştı. Sanatçının efsanevi Daydream Tour Tokyo Dome konserinin canlı kayıtlarının da dahil olduğu ve bugüne kadar kaydedip de yayınlamadığı şarkılarla, eski albümlerinden B-side şarkıların olduğu, her hayranın mutluluktan ağlayacağı çok özel bir albüm geliyor. ‘The Rarities’ albümü 2 Ekim’de yayınlanacak. Bu özel albüm global anlamda Carey hayranlarını çok mutlu ederken, geçtiğimiz hafta albümden ilk single’da yayınlandı.

Mariah Carey’nin Jermaine Dupri ile birlikte yazdığı 90'ların R&B havasını taşıyan "Save The Day" isimli şarkıda Lauryn Hill'in The Fuhees ile coverladığı "Killing Me Softly" şarkısını sample olarak kullanarak arka planda Lauryn Hill da şarkıya eşlik ediyor. ‘The Rarities’ yayınlanana kadar önümüzdeki aylar başka hangi süprizler olacak, gözler uzunca bir süre Mariah Carey’nin yaptığı ve paylaştığı postlarda takılı kalacak.

Yeni Çıkış

Yazının Devamını Oku

Alanis ile Bıraktığımız Yerden Devam!

Alanis Morissette 9. stüdyo albümü ‘Such Pretty Forks In The Road’u yakın zaman önce yayımladı. 8 sene sonra Alanis’ten yeni bir şeyler duymak gerçekten de dünyalara bedel. 2020 Corona virüsü tarafından ele geçirilmeseydi aslında Alanis’in senesi olacaktı.

25 sene önce bizi gerçek anlamda Alanis Morissette ile tanıştıran, toplamda 33 milyon satan ‘Jagged Little Pill’ albümü için bu sene özel bir turne düzenlenecekti. Albümün 25. yılı sebebiyle albümdeki şarkıların orijinallerinin yanı sıra daha önce yayınlanmamış canlı performans versiyonlarının da yer aldığı 25. yıl özel ‘Jagged Little Pill’ albümü senenin başlarında yayımlanmıştı. Ayrıca geçtiğimiz senenin sonunda Broadway’de müzikali başlayan ‘Jagged Little Pill’ 2020 senesinde de Garbage ve Liz Phair’in de katılımıyla büyük bir turneyle yeniden Alanis’i sahnelere taşıyacaktı.

Ve fakat malum pandemi dönemi sebebiyle bu özel konser planı 2021’e ertelendi. Bütün bunlar olurken Alanis bir de yeni albüm müjdesini senenin başında vermişti. Hem 25. yıl etkinliği bir yandan gümbür gümbür geliyordu, bir yandan da Alanis yeni albümüyle bahar ayında konserlerin başlangıcıyla yeniden müzikseverle birlikte olacaktı. Evdeki hesap çarşıya uymadı, albüm yayınlanması planlanan tarihten birkaç ay sonra yani Temmuz ayının sonunu buldu. Her zaman olduğu gibi kendi hayatına, yaşadıklarına ışık tutan şarkıların pandeminin en tepe yaptığı dönemde yayınlanmasının yanlış bir zamanlama olduğunu düşünen Alanis en azından albümü sene bitmeden yayınladığı için ben ziyadesiyle mutluyum.

2008 senesinde Alanis Morissette’i Park Orman’da Masstival kapsamında izleyebilmiş şanslı kitleden biri olarak yeni turnesinde onu tekrar canlı izlemeyi gerçekten çok istiyordum. 2021’de kader bizi kendisiyle bir araya getirebilecek mi henüz bu sorunun cevabı bilinmezlerle dolu olsa da yeni albümü ‘Such Pretty Forks In The Road’ en azından şimdilik elimizdeki en güzel hediye. 90’lardaki Alanis Morissette yayınladığı her albümde müziğine ve kendi felsefesine yenilikler katsa da bence temelde rock kadın vokal olarak özünü pek de kaybetmedi. Her albümde kendi derinlerine inen, hayata bakışını, haksızlıkları, mutlulukları ve hüzünlerini müziğinde harmanlayan Morissette 25 yılı aşan kariyerine bir de otobiyografi sığdırmayı planlıyor. Kitabın yazımına dair henüz çok net bilgiler olmasa da, çok uzak olmayan ufukta böyle bir kitabın yayınlanacağı artık bilinen bir gerçek.

Such Pretty Forks In The Road’ birçoklarının özlediği Alanis’in geri geldiği bir albüm. 3 çocuk annesi olan ve artık hayatının belki de en olgun dönemini yaşayan bir kadın şarkıcı için şarkı sözlerinde ilk güne kıyasla en ufak bir değişiklik olmadığının kanıtı bir albüm var karşımızda. Hikâye anlatımı kendine has olan Alanis Morissette bu albümde bence müzikal anlamda da çok uçlara gitmeden kendi janrasını en güzel biçimde sunduğunu düşünüyorum. 11 şarkılık yeni albüm Alanis nostaljimi yeniden uyandırdı. Yeni şarkıları bayıla bayıla dinlerken arada eski şarkılarına dönüş yapıp ne severdim sizi diyerek kendime ziyafet yapıyorum.

Yıldızlar: Smiling, Reasons I Drink, Diagnosis, Sandbox Love, Nemesis 

Oscar’ımı Verdim Gitti: Ablaze, Losing The Plot, Reckoning

Placebo’dan ‘Lost Tapes’ Konserleri

2020 senesi yeni bir Placebo albümünün yılı olacaktı. Pandemi bu çıkışı belirsiz durumu sürüklese de grup bu dönemde en azından boş durmuyor, yenilikler peşinde koşuyor. Bu yaz birçok festivalde konser vermeleri beklenirken pandemi sebebiyle tüm etkinlikler iptal olduğu için Placebo eski konserlerinden bir potpuri hazırlayarak yüreklere su serpti.

Yazının Devamını Oku

Metallica’dan Arabalı Konser!

Metallica pandemi döneminde çok özel bir konser vermeye hazırlanıyor.

 

Grup en son 2019 senesinin Eylül ayında San Francisco’da efsane bir konser vermişti. Aradan geçen aylar sonrasında bu özel konser için büyük bir hazırlık içindeler. Sosyal mesafeye dikkat ederek büyük bir titizlikle provalarını gerçekleştiren ekip söz konusu konser için harıl harıl çalışıyorlar.

Lars Ulrich’in Metallica’nın sosyal medya profilinden yaptığı açıklamalara göre 29 Ağustos’ta Amerika ve Kanada’daki arabalı açıkhava sinemasında bu özel konser yayında olacak. Grup Ağustos ayı içinde sır gibi saklanan bir mekanda bu özel konserin kaydını gerçekleştirecek. Yapılan canlı performans kaydı büyük bir titizlikle montajlanarak 29 Ağustos’ta vizyona girecek.

Yüzün üzerinde arabalı açıkhava sinemasında yayına girecek olan bu özel konser yayınını aynı arabada en fazla 6 kişi izleyebilecekmiş. Ek olarak konser için bilet alan müziksevelere grubun S&M2 albümü dijital olarak hediye ediliyor. Konser maalesef şu an Avrupa ve Türkiye’de izlenebilir durumda olmayacak ama yine de umutlar tükenmesin diyenlerdenim. Belki Amerika ve Kanada sonrasında bu konserin bir bacağı da Avrupa’yı ve dolayısıyla Türkiye’yi de kapsar diye hayal ediyorum.

Pandemi döneminde hayatın durmasını kendi üretimleri açısından olumlu bir yöne çeviren Metallica, bu dönemde yeni bir albüm hazırlığında olduğunu da duyurmuştu. Yeni şarkıların ne zaman yayınlanacağı henüz belirsizliğini korusa da en geç 2021’de yeni bir Metallica albümünün geleceğini söylemek yanlış olmaz sanırım.

#selambendeli: Gökhan Türkmen

Gökhan Türkmen yaz bitmeden nefis bir şarkıyla yaz mevsimini tekrar başa sardı. ‘Deli’ adı üstünde delidolu, enerjik, disko temalı cıvıl cıvıl bir şarkı. GTR müzik etiketiyle yayınlanan yeni single ‘Deli’ Genco Arı ile birlikte Gökhan Türkmen’in prodüktörlüğünü yaptığı bir çalışma olarak karşımızda.

Deli’nin söz ve müziğini

Yazının Devamını Oku

Taylor Swift’in Karantina Sürprizi: folklore

Pandeminin dev sürprizini Taylor Swift yaptı.

8.stüdyo albümü ‘folklore’u karantina döneminde sessiz sedasız hatta deyim yerindeyse bir sır gibi kaydeden sanatçı önceki hafta sürpriz bir şekilde yayınlayarak herkesi şok etti. ‘Folklore’ öylesine bir sır albüm ki yayınlayacağını sanatçının plak şirketi bile yayınlanmasından birkaç saat önce haberdar olmuş. Plak şirketinin şokunu tahmin bile edemiyorum. Pandemi döneminde beklenmedik bir şarkı ya da EP yayınlamasını beklediğim isimlerdendi Taylor Swift. Bu beklentimin sebebi de Taylor Swift’in çalışkan ve üretken ruhunu önceki yayınladığı albümlerinden bizlere aşılamasıydı. Beklentim boşa değilmiş, bir iki şarkılık mini albüm yayınlamak bir yana dursun dopdolu bir albüm ile karşı karşıyayız.

Taylor Swift bu albüm için pop starlığını hiç gocunmadan bir kenara bırakmış. Şarkıların tamamı piyano, gitar ve akustik düzenlemelerle hazırlanmış. Tür bakımından indie notaları olan daha çok yetişkin rock dinleyicisine hitap edecek bir albüm yayımlayan sanatçı bu albümde Jack Antonoff’un yanı sıra The National’dan Aaron Dessner ile birlikte çalışmış. Dessner’ın albüme dair verdiği açıklamalarda Taylor Swift’in nasıl üretken bir sanatçı olduğunu kendisine gönderdiği demo ses kayıtlarının kısa sürede şarkılara dönüşmesine şok olarak şahit olmuş. Albümün tamamı birlikte bir stüdyoya girmeden, dosyaların gidip gelmesiyle tamamlanan bir üretim sürecinin sonunda ortaya çıkmış.   

16 şarkılık dev ‘folklore’ albümünde 11 şarkıyı The National’dan Aaron Dessner ile yapan Taylor Swift araya bir de Bon Iver düeti sıkıştırmış. ‘Exile’ düetinin ortaya çıkışında Taylor Swift şarkıyı yazdıktan sonra Dessner’a gönderip şarkıya erkek bir vokali de eklemek istediğini söylemiş. Dessner kimle düet yapmak istediğini sorduğunda Bon Iver’ın vokali Justin Vernon’u çok beğendiğini ama kabul edip etmeyeceğini bilemediğini belirtmiş. Dessner’ın aracı olduğu bu talep Bon Iver tarafından da olumlu geri dönüş alınca, Justin Vernon’un şarkıya bir iki eklediği ufak bölümle şu an dinlediğimiz haline ulaşıyor. Şarkının Taylor Swift ve Justin Vernon arasında gidip geldiği anlara şahit olan Aaron Dessner, bu düetin hayata geçmiş olmasına kendi deyimiyle ‘zamanımızın iki büyük sesinin ortaya çıkarttığı bu esere bir hayran olarak tanık olduğunu’ belirtmiş. 

Albümün çıkış şarkısı olan ‘cardigan’ın klibi için tüm Covid-19 önlemleri alınarak yapılan çekimlerde tahmin ettiğiniz üzere bol bol yeşil ekran desteği alınmış. Sonucunda ortaya çıkan doğayla iç içe klip çalışması albümün yaydığı sadelik havasını net bir şekilde ortaya koyuyor. Klip için kendi styling’ini ve makyajını kendisi yapan Taylor Swift bütün bu süreçten keyif aldığı kadar klip çalışmasından da bir o kadar mutlu olduğunu belirtmiş. ‘Cardigan’ sonrasında ‘Exile’ ve ‘Betty’ albümün yoldaki single çalışmaları olacakmış, bakalım onlar için nasıl klip çalışmaları olacak.

‘folklore’ sürprizi yayınlandığı hafta itibariyle listelerde çeşitli rekorlar kırdı. Albümün yayınlandığı gün 100 milyonun üzerinde günlük dinlemeyle tüm zamanların en çok dinlenen kadın sanatçısı ünvanını kazanırken, albüm sadece Amerika’da 850 bin adet satılarak 2020’nin en çok satan albümü rekorunu da elde etmiş oldu. Ayrıca ‘Cardigan’ ve ‘Folklore’ hem Hot 100, hem de Billboard 200 listesinde aynı hafta bir numaraya yükselerek bir başka rekoru daha elinde tutuyor.

Hayatımızda pandemi olmasaydı bundan birkaç hafta sonra Glastonbury festivalinde Taylor Swift sahne alacaktı. Geçtiğimiz sene yayınladığı ‘Lover’ albümünden sonra ilk defa bu albüm ile birlikte kendisi turne yapmaktansa festivallerde sahne alacağını ve bu durumun büyük bir heyecan olduğunu belirtmişti. Glastonbury’nin 50. yılının kutlanacağı bu seneki festival pandemiden ötürü seneye ertelendiği için Taylor Swift merakla beklenen sahnesini seneye gerçekleştirecek.

‘folklore’ Taylor Swift’in hayal gücünün karantina döneminde parladığı nefis bir albüm olmuş. Taylor Swift’in şarkı yazarlığı ve müzikal becerisi ‘folklore’da daha da üst bir seviyeye çıkmış. Sadeliğin getirdiği güzellik albümün tamamında kendisini hissettiriyor.

Yıldızlar:

Yazının Devamını Oku

Genç Cazcılar Hazır!

İKSV’nin 27. İstanbul Caz Festivali kapsamındaki Genç Caz konserlerinde sahne alacak müzisyenlerin elemeleri sonuçlandı.

Amatör veya profesyonel olarak müzikle ilgilenen genç müzisyen ve toplulukların festival programında yer alabilecekleri bir platform oluşturmasının yanı sıra onları motive edip, teşvik eden Genç Caz’ın Seçici Kurulu’nda bu sene Aycan Teztel, Ayşe Tütüncü, Cenk Erdoğan, Feridun Ertaşkan, Hülya Tunçağ, Kalben, Selen Gülün, Volkan Öktem, Yekta Kopan, Dr. Hakan Rauf Tüfekçi ve İstanbul Caz Festivali Direktörü Harun İzer yer alıyordu. Genç Caz’ın bu sene yapılan değerlendirme süreci COVID-19’a yönelik önlemler dikkate alınarak 11-12 Temmuz tarihlerinde Salon IKSV’de seyircisiz olarak gerçekleştirildi. Değerlendirme sürecindeki konserler IKSV’nin Youtube kanalından canlı olarak yayımlandı.

Genç Caz o kadar önemli bir platform ki, 17 yıl içinde 80’in üzerinde genç müzisyen ve topluluk dünyaca ünlü isimlerle aynı festivalde yer alma imkanı sağladı.

İstanbul Caz Festivali kapsamında bu yıl 18. kez düzenlenen Genç Caz konserleri için başvurda bulunan grup ve solo artistlerin 11-12 Temmuz’daki değerledirmeler sonucunda seçilen isimler: Afroloji, An Quartet, Büşra Kayıkçı, Deli Bakkal, Saynur Eren Duo Project ve Udgang Trio oldu. Seçilen grup ve solo projeler 27. İstanbul Caz Festivali’nin Parklarda Caz konserlerinde yer alacak. Büyük bir heyecanla konserleri bekliyorum.

Huysuz Virjin’e Veda

İnsanın çocukluğuna dair anıları yok olunca bunun duygusal olarak etkisi bir başka oluyor. Geçtiğimiz hafta Seyfi Dursunoğlu’nun vefatı beni bu anlamda derinden etkiledi. Seyfi Dursunoğlu’nun senelerce başarıyla canlandırdığı karakteri Huysuz Virjin’in televizyondaki şovunu yayınlandığı dönem herkes gibi ben de severek kahkahalarla izlerdim. Sadece ben değil, ailecek oturup birlikte izleyip kahkahalarla eğlenirdik.

O dönemler malum internet de olmadığı için, televizyon ve özel kanallar tek eğlence kaynağımızdı. Huysuz Virjin’in konuklarıyla her programda şakalaşması, kendine has dansı ve kantoları hep hafızamdaki güzellikleriydi. Dozunu bilerek iğneleyen ama her ne koşulda olursa olsun karşısındakini incitmeden eğlendiren çok özel bir anlatım dili vardı Huysuz Virjin’in.

Seyfi Dursunoğlu’nun vefatından sonra neredeyse yazılan her yazıyı okudum. Paylaşılan videoları tekrar tekrar izledim, yetmedi Youtube’dan yakalayabildiğim eski Huysuz Virjin bölümlerini izledim. Programında yaptıklarıyla izleyenleri ve konuklarını eğlendirirken aslında inceden inceye her zaman sahip olduğu hoşgörüyü bize aşıladığını bir kere daha fark ettim. Seyfi Dursunoğlu’nun vefatıyla duygularını paylaşan binlerce kişinin ortak yorumu Huysuz’un bizlere verdiği enerjisi, neşesi ve hoşgörü sahibi olmasıydı.  Maalesef Seyfi Dursunoğlu’nun bu ansız gidişi çocukluk anılarımdan bir parçayı da beraberinde aldı götürdü. Nurlar içinde uyusun.

Yeni Çıkış

Yazının Devamını Oku

Mariah Carey’den Biyografi Müjdesi

Mariah Carey geçtiğimiz hafta Eylül ayında yayınlanacak olan biyografisinin müjdesini verdi. ‘The Meaning of Mariah Carey’ adlı kitap hem fiziksel olarak, hem de dinlenebilir formatıyla yayınlanacak. Mariah Carey söz konusu biyografisi için ‘anılarımdan, talihsizliklerimden, mücadelelerimden, hayatta kalma uğraşımdan ve tabi ki şarkılarımdan oluşuyor’ diye özetlemiş. Biyografinin ortaya çıkma sürecinin kendisi için iyileştirici ama bir o kadar da zorlayıcı olduğunu belirten Mariah Carey, okurların kitabı bitirdiğinde hem kendisi hakkında daha geniş bilgiye, hem de insan ruhunun direnişine dair yeni bir anlayışa erişeceğini umduğunu belirtmiş.

The Meaning Of Mariah Carey’ Mariah Carey’nin de katkılarıyla Michaela Angela Davis ile birlikte kaleme alınmış. Söz konusu kitabın dinlenebilir formatını Mariah Carey seslendirirken özellikle bu formatta özel olarak müzikal eklemeler de olacakmış. 29 Eylül’de yayınlanacak olan biyografi aynı zamanda sanatçının kendi adıyla yayınladığı albümün de 30. yıl dönümünde piyasaya çıkacak.

Sertab Erener All Access’te!

All Access Youtube kanalımdaki bu haftaki konuğum Sertab Erener oldu. Şimdiye kadar yaptığım söyleşiler arasında özel bir yere sahip olacak bu buluşmadan öne çıkan satır başlarını burada da paylaşmak istedim.

Sanatçının, sanat hayatının önemli adımlarının konu olduğu söyleşide, Sertab Erener Eurovision birinciliğini kazandığı o gece yarışmadaki yaşadığı heyecan dolu anları dile getirirken, son senelerdeki en büyük heyecanı olan Sertab’ın Müzikali gösterisinden de bahsetti. Özellikle müzikalin teknik altyapısı için yoğun bir çalışma süreci geçirdiklerini belirten sanatçı, yakın zaman önce yayınladığı ‘Ben Yaşarım’ albümünden de müzikale eklemeler yapılacağını belirtti.

Söyleşide yakın zaman önce yayınlanan 13. stüdyo albümü ‘Ben Yaşarım’a dair bilgiler veren Sertab Erener, özellikle bu albümdeki söz yazarlığı hakkında hissettiklerini aktardı. Yeni albümün plak formatıyla da yayınlanacağı müjdesini veren Erener, ayrıca her şarkı için özel klip çalışmaları hazırladıklarını belirterek, hepsini kısa süreler içinde Youtube üzerinden yayınlayacağını belirtti. Sertab Erener ile yaptığımız bu dolu dolu söyleşiyi All Access Youtube kanalından izleyebilirsiniz.

Kaş Caz Festivali

Pandemi döneminde önlemler alınarak konserler ufaktan başlarken Kaş’tan Caz Festivali haberi geldi. 28-29-30 Ağustos’ta Setur Marina ev sahipliğinde yazın belki de en güzel geçtiği beldelerden olan Kaş’ta Caz müziği sahili dolduracak.

Kimler var festivalde derseniz: nefis vokaliyle

Yazının Devamını Oku

Bu Sese Dikkat: Emir Taha

Bir süredir yakından takip ettiğim Emir Taha için nihayet bir yazı yazmanın zamanı geldi. Yaptığı müziğe bir tür belirtmeye gerek var mı bilmiyorum, ama kesinlikle alternatif bir yönde olduğuna ve yaptığı şarkıların bünyede bir uyanış yarattığını belirtmeliyim.

Ben Emir Taha’yı muhtemelen geç keşfedenlerdenim. Emir Taha hakkında biraz araştırma yapınca özellikle Youtube’da sıkı bir hayran kitlesi olduğunu keşfettim. Yaptığı cover’larla bir süredir internette yakından takip edilen genç sanatçı, 2019 yılında ilk single’ı ‘Deep Sea Diving’i yayınlıyor.  2020’de arka arkaya yayımladığı single’ları ile ben de Emir Taha’dan haberdar oldum.

Benim dikkatimi çeken şarkısı ‘Kendine Gel’den sonrasında yayınladığı ‘Huyu Suyu’ single’ı oldu. ‘Huyu Suyu’ şarkısını o kadar tekrarla dinledim ki, yarattığı etkiyi başka bir şarkıyla tekrar yalayabilir miyim derken hemen arkasından ‘7 Cigs’ geldi. Fırat Tanış’ın ‘Yani’ şarkısından da sample’lar içeren 7 Cigs şarkısı bir diğer Emir Taha harikası. Son olarak yayınladığı ‘Cold’ single’ından sonra geçtiğimiz hafta Emir Taha’nın ‘Hoppa pt 1.’ albümü yayınlandı.

Kendi single’larını yayınlamadan önce yaptığı cover’lar hakkında o kadar çok yorum okudum ki tabi ki merak edip hepsini zor da olsa bulup dinlemeyi başardım. Özellikle Adele’in ‘Million Years Ago’ cover’ı ve The Weeknd Sidewalks cover’ı gerçekten övüldüğü kadar güzelmiş. Kendi şarkılarından önce yaptığı cover’lardaki akustik modu 2019 ve devamında yayınladığı şarkılarında müzikal açıdan daha zengin ve dikkat çekici bir sound’a dönüşmüş.

Emir Taha’nın vokali, özellikle de İngilizce şarkılarındaki aksanı ve müzikal alt yapısı dünya çapında kendisinden söz ettirecek başarıda çalışmalar. Diğer yandan şarkılarının henüz görsel anlamda bir video ile desteklenmemesi dikkatimi çekiyor. Bir strateji mi yoksa şimdilik sadece şarkılarla dikkati çekip daha sonra mı görsel olarak yeni çalışmalar gelecek elbette merak ediyorum. Albümün adından da anlaşılacağı üzere yolda gelecek olan ‘Hoppa pt 2.’ var. Emir Taha’nın yeni şarkılarını, albümünün devamında neler olacak diye elbette herkes gibi benim de gözüm kulağım artık hem dijital platformlarda ve kendisinin sosyal medyasında olacak. 

 

Yüzüme Vurma

Gökhan Türkmen geçtiğimiz hafta yine dikkatleri üzerine çekecek nefis bir şarkı ve klip yayınladı.  ‘Yüzüme Vurma’ adlı yeni şarkısının sözleri Ozan Turgut’a, bestesi Gökhan Türkmen’e, düzenlemesi ise Bora Çifterler’e ait. Söz konusu şarkı 8 dakikalık bir hikaye aslında. Şarkının müzikal altyapısı ve melodik kurgusu özellikle Serkan Emre Çiftçi’nin trompetiyle daha da güzel bir noktaya erişiyor.

‘Yüzüme Vurma’ şarkıda yaptığı etkisini esas video klibini izlediğinizde size kendisini hissettiriyor. Doğanın kendini bulma çabasını ve doğayla iç içe her gün yaşadığımız dünyayı gözler önüne seren bu özel klip Bora Çifterler ve Ozan Turgut’un kurgusuyla hayat bulmuş. Kolaj görüntülerin yer aldığı bu özel klipte Gökhan Türkmen’in vokali ve Serkan Emre Çiftçi’nin trompetiyle şarkının yarattığı duygular kat kat yoğunlaşıyor.  Şarkının videosunu izlediğiniz de eminim siz de benimle aynı duyguları hissedeceksiniz, klip aslında kısa bir belgesel olmuş.

Yazının Devamını Oku

Jessie Ware Bizi Diskoya Götür!

Bazen yeni bir albüm çıkıyor ve doğrusunu söylemek gerekirse onu içime sokasım geliyor. Herkes ama herkes dinlesin, bendeki uyandırdığı nefis enerji çevreme de yayılsın istiyorum. Jessie Ware’in 4. Stüdyo albümü ‘What’s Your Pleasure?’ işte tam da bu bahsettiğim güzellemeleri hak eden bu sıralar karşımıza çıkmış en güzel işlerden.

 

80’ler müziği ne bereketli bir dönemdir böyle. Yaratıcılığından mı, o dönemki havadan mı bilmiyorum ama hala etkisini kaybetmeyen bir akım olduğu kesin. Hakkını vererek 80’lere dokunan bir iş yapıldığında sonuç genelde hep olumlu oluyor. Jessie Ware geçtiğimiz hafta yayınladığı dördüncü stüdyo albümünde dans müziğine, soul’a, diskoya ve 80’lerin hareketli temalarına kendini bırakmış.

Üçüncü stüdyo albümü ‘Glasshouse’u yayınladığında teması annelik ve duygusal alanlar olduğu için daha yumuşak ve içten şarkılarla bizlere ulaşmıştı. 2017’de yayınladığı Glasshouse albümünün tanıtım turnesinde Cannes Lions’ta Paloma Faith ile ‘annelik ve müzik’ temalı bir söyleşide Jessie Ware’i dinleme şansım olmuştu. Annelik ile birlikte duygusal olarak kendisinde hiç bilmediği bir dünyayı keşfettiğini belirten sanatçı şarkılarını artık daha farklı söylediğini belirtmişti. Aklımda o günden kalan esas konuysa Jessie Ware’in müziğine dair hep kendi istediği yolda ilerlemek olduğuydu. ‘What’s Your Pleasue?’ hakkında verdiği söyleşilerde Jessie Ware hayal ettiği müziğin, duyguların daha çok dans ile ifade edildiği bir albümde toplanmasını istediğini söylüyor. İnsanların özgürce dans etmesini, disko modunun onları akıllarından geçirdiği ama harekete geçmekte çekindikleri her neyse ona daha kolay ulaştıran kaldıraç olmasını hedeflemiş. Bence bu hedefine ‘What’s Your Pleasure?’ ile net şekilde ulaşmış diyebilirim.

Pandemi döneminde hele ki kulüplerin açılmasının belirsizliği henüz devam ederken yine de albümün yayınlanması gerçekten de sevindirici. Aslen albüm Haziran’ın başında yayınlanacakken 20 gün rötarla bize ulaştı. Bu kadar ötelenmesi bu dönemde bence o kadar normal ki, bu durumu ertelenme gibi görmüyorum bile. Normal koşullarda böyle enerjik bir albüm yayınlayıp turneye çıkamayacak olmak da zor elbette. Yine de Jessie Ware şimdiden 2021’de başlayacak konser zincirini duyurmaya başladı bile. Koşullar uygun giderse seneye Nisan ve sonrası Jessie Ware yeni şarkıları ve sahne performansıyla herkesi etkilemeyi planlıyor.

 Jessie Ware’in ilk çıkış albümü ‘Devotion’ ile büyük ilgi görmüştü. Ancak 2. ve 3. albümleri ilk albümün gölgesinde kalınca sanatçı biraz da albüm yapma sevdasından uzaklaşmış olduğunu 2017 senesinde bazı söyleşilerinde dile getirmişti. 2017 senesinde annesi ile birlikte yaptığı ‘Table Manners’ adlı podcast serisi 13 milyon üzerinde bir dinleme kazanınca, bu durum kendisine kaybettiği özgüvenini geri aşılamış. 3 senedir devam eden podcast serisinde Sam Smith, Ed Sheeran, Paloma Faith, John Legend, Ellie Goulding gibi sayısız ünlünün konuk olduğu yemek ve sohbet odaklı bu söyleşi formatı Jessie Ware’in bu nefis albümle dönüşünün de kıvılcımı olmuş. Deyim yerindeyse sanatçının yeniden doğduğu 4. stüdyo albümü ‘What’s Your Pleasure?’ hem bu yaza iyi gelecek, hem de eminim Jessie Ware’in kariyerinde daha sonraki yapacağı çalışmalar için nefis bir basamak olacak.

Yıldızlar: What’s Your Pleasure?, Oh La La, Adore You, Mirage (Don’t Stop)

Oscar’ımı Verdim Gitti: Spotlight, Soul Control, Save A Kiss,

Yeni Çıkış: Ramo Chai – I’m Moving

Yazının Devamını Oku

Harun Tekin’den ‘Hediyeler’

Pandemi döneminde kültür sanat etkinlikleri maalesef en çok yara alan faaliyetlerden birisi oldu. Özellikle kapalı mekânlardaki etkinlikler iptal olup veya en iyi ihtimal ile ileri tarihlere ötelenirken, açıkhava festivalleri de çoğunlukla bu sene daha ileri tarihlerde düzenlenmek için öteleniyor.

Yaklaşık 3 aydır konserler online düzende yani dijital dünya imkanlarıyla yapılıyor. Kimisi sponsorlu, kimisi sanatçıların evinden ellerindeki imkânlarla düzenleniyor. Bu yeni dönemin normalleri henüz daha tam da yerine oturmamışken Harun Tekin yeni bir konser ile dinleyicilerle buluşmaya hazırlanıyor.

Mor ve Ötesi’nin solisti Harun Tekin, 28 Haziran Pazar günü saat 19:30’da My Open Stage organizasyonuyla ‘Hediyeler’ isimli konserini online olarak düzenleyecek. Etkinliğin cüzi miktardaki biletlerini alanlar konseri organizasyonun internet sitesinden canlı olarak takip edebilecekler. Konserden elde edilecek olan gelir ise İhtiyaç Haritası’yla paylaşılarak müzik emekçilerinin giderlerini karşılamak adına kullanılacak.

28 Haziran günü aynı zamanda sanatçının doğum günü olması açısından da önemli bir gün. Harun Tekin, bu özel güne denk gelen konserde yaklaşık 75 dakika boyunca ağırlıklı olarak başkalarının yazdığı ve kendisi için manevi değeri olan şarkılara yer verecekmiş. Söz konusu konserde tek başına ve akustik gitarıyla yer alacak olan Harun Tekin, kaliteli bir yayın için tüm testleri tamamladıklarını da kendi sosyal medya profilinden duyurarak tüm müzikseverleri bu özel konsere davet etti.

Bir anlamda yeni dönem konserleri için deney niteliği de taşıyan bu konser belki de devamında başka sanatçıların da katılımıyla sürdürülebilir. Biletimi aldım merakla ve heyecanla Pazar günkü ‘Hediyeler’i konserini bekliyorum.

Sezen Aksu’dan Yeni Şarkı: Konduramadım

2018’in en özel işlerinden olan Demo projesiyle Sezen Aksu çok özel bir albüm yayınlamıştı. Başka sanatçılara verdiği şarkıların kendi sesiyle demo kayıtlarından oluşan bu proje albüm 2. bölümüyle adım adım yaklaşıyor. ‘Yetinmeyi Bilir Misin?’, ‘Ben De Yoluma Giderim’, ‘Ne Yapayım Şimdi Ben?’, ‘Kaybedenler’ Demo 2 albümünden şimdiye kadar yayınlanan şarkılardı. Henüz albümün yayınlanmasına kadar muhtemelen daha birkaç single daha yayınlanacaktır diye tahmin ediyorum.

Geçen hafta Sezen Aksu bir sürpriz yaparak Demo 2 albümünden yeni bir şarkı yayınlamak yerine yepyeni bir şarkı yayınladı. Okay Barış ile düet yaptığı KONDURAMADIM iki versiyondan oluşuyor. Biri Ozan Bayraşa’nın Rework’ü diğeri ise Okay Barış düzenlemesiyle olan versiyonu.

‘Konduramadım’ Sezen Aksu’nun da deyimiyle hareketli, neşeli tam da bir yaz şarkısı. Şarkının klibi de büyük sürpriz, çünkü klibin oyuncuları çok özel. ‘Konduramadım’ın klibinde Demet Akbağ, Zeynep Bastık, Şanışer, Simge Sağın, Murda, Ayşe Özyılmazel, Kalben, Edis, Ezhel, Mabel Matiz şarkıyı Sezen için söylüyorlar, klip de böylece kendisine sürpriz bir doğumgünü hediyesi oluyor.

Yazının Devamını Oku

Ben Yaşarım

Sertab Erener’in 13. stüdyo albümü ‘Ben Yaşarım’ geçtiğimiz Cuma hayatımıza giriş yaptı.

Sertab Erener yine dinamik, yine kendisinden söz ettirecek detayda ve derinlikte dolu dolu bir albüm ile karşımızda. 1992 senesinde hayatımıza ‘Sakin Ol!’ albümüyle ilk adımını atan Erener, 28 yıl boyunca yaptığı her albümle sanatını ve çalışkanlığını her defasında dinleyenlerine ispatlıyor.

Gelelim yeni albüme, Sertab Erener’in ‘Ben Yaşarım’ın kartonetindeki yazdığı metin beni çok etkiledi. Şarkı söylemenin Sertab’ı Sertab yapan gerçek olduğunu, sesiyle yakaladığı bu mucizenin onu hayata bağlayan gerçek olduğunu dile getirmiş. Belki de bu sebeple bu albümün şarkı sözlerinde de ağırlık olarak kendi imzası yer alıyor.  

Yeni albümün prodüktörlüğünü Emre Kula ile birlikte üstlenen Sertab Erener 13 şarkı ve 1 versiyon ile dinleyicisine zengin bir müzik yolculuğu hazırlamış. Bestelerin büyük çoğunluğunda Emre Kula imzası yer alırken, bu albümde Ersel Serdarlı imzalı şarkıların yanı sıra Sertab Erener’in Ersel Serdarlı ile birlikte yazdığı şarkılar da var. Ve tabi her albümde olduğu gibi bu albümün de önemli konukları var. Sezen Aksu’nun sözlerini yazdığı ‘Belki De Aşk Lazım Değil’, Doğan Duru’ya ait ‘Koyudur Karanlığı’ ve Can Bonomo’nun ‘Anca Gidersin’i albümün can alıcı noktalarından. 2018’de yayınladığı sözleri Can Bonomo’ya, bestesi Sertab Erener ve Emre Kula’ya ait ‘Belki De Dönerim’ bu albümde de yer alırken, geçmiş senelerde yayınlanan Sezen Aksu’nun söz ve bestesi olan çocuk gelinleri konu alan ‘Kız Leyla’ da ‘Ben Yaşarım’ın repertuarında yer almış.

13 albümlük büyük bir kariyer, her yayınladığı yeni albümle bir öncekinden kalan izi daha güzel bir şekilde devam ettirmek çok zor bir iş olsa da, Sertab Erener bu başarıyı ve beceriyi bize senelerdir gösteriyor. Sertab Erener en iyiler listemi sıralarken her zaman en üstte ‘Sertab Gibi’ yer alıyor. Özellikle son senelerde yayınladığı albümlerden benzer şekilde beni ayrı etkileyen 2016 senesinde yayımlanan ‘Kırık Kalpler Albümü’ çalışması olmuştu. ‘Kırık Kalpler Albümü’nden 4 sene sonra gelen ‘Ben Yaşarım’ da bir dinleyici olarak hafızamdaki Sertab arşivine özel bir giriş yaptı. Normalde albüm yazısı yazdığımda Oscar’ımı Verdim gitti bölümü 2-3 şarkıdan çok olmaz, ‘Ben Yaşarım’ bu anlamda o kadar zengin ki sadece yıldız vermekle yetinemedim bazı şarkılarda.

Geçtiğimiz hafta albümün Instagram’daki özel lansman gecesinde Sertab Erener her şarkıyı tek tek anlattı, her birindeki müzisyen detayına kadar tüm emekleri bir bir dinleyenleriyle paylaştı. Bu albümde farklı vokal teknikleri denediğini belirten Sertab Erener bu anlamda da albümün farklı bir yanı olduğunu da açıkladı.

Albümün kartoneti de şarkılar kadar özel ve üzerinde düşünüşmüş bir çalışma olmuş. Albümden ilk çıkan şarkı ‘Bu Dünya’ için kapak görselinde Sadi Güran’ın nefis bir Sertab Erener Portresi yer alırken, ‘Ben Yaşarım’ın kapağında ise ressam Dicle Çiftçi’nin yaptığı kendi portresi yer alıyor. Benim gibi albüm kartoneti detayı seven biri için ‘Ben Yaşarım’ tam anlamıyla bir hazine. Her şarkının söz ve müzik bilgileri olan sayfalarda ressam Dicle Çiftçi’nin çalışmaları ayrı bir renk katmış. Albümdeki şarkılar için klipleri de önden hazırlayan Sertab Erener, belli aralıklarla klipleri yayınlayacağını da geçtiğimiz hafta yaptığı Instagram canlı yayınında açıkladı. Bu çalışmalardan ilki olan ‘Kafanı Yorma’ albümün çıkışıyla birlikte yayınlandı. Bu nefis albümü canlı izlemek, dinlemek benim de herkes gibi hayalim. Farklı bir konser deneyimi olacağı için bunu da yazmak istedim. 3-4 Temmuz’da yani iki gece üst üste İstanbul Açıkhava Gösteri Merkezi’nde (Yenikapı’da) 1400 araçlık bir kapasiteyle, sosyal mesafe kurallarına uygun şekilde Sertab’ı yeni şarkılarıyla dinlemek ve izlemek isteyenler arabalarından bu konserde yeni şarkılara eşlik edebilecekler.

Yıldızlar: Ben Yaşarım, Kafanı Yorma, Sormaz

Oscar’ımı Verdim Gitti:

Yazının Devamını Oku

Sudaki Çığlık

Benim için farklı bir nostaljisi olan bir ses Dilara Sakpınar. Yeni albümü ‘Sudaki Çığlık’ı yazmadan önce birkaç hafta albümü dinleyip iyice sindirmek istedim. Albüme dair satırları doldururken 123’e değinmeden bu yazıyı yazmam imkânsızdı.

 

Sene 2009 Aralık ayı ve ben askere gittim. Askerdeyken müziğe dair neler yayınlandı, gündemde ne var diye atlamamak adına her hafta not aldığım bir defterim vardı. O deftere yeni çıkan ve merak ettiğim tüm yeni albümleri/şarkıları kaydediyordum. Terhis olduğumda o şarkılar ve albümler gündemde olmasa bile atlamamak için bu notlar benim için çok önemliydi. 123 o notlardan altını çok kez çizdiğim bir gruptu. Ilk albümleri ‘Aksel’i o kadar çok okudum ki, resmen artık o albüme bir an önce kavuşmak istemiştim. Albümün yayınladıkları özel formatlı kitaplı halini alıp eve dönüp dinleme hayali hala aklımda.

123 ve haliyle Dilara’nın vokali beni her zaman geçmişe götürüyor, merak ettiğim bir müziği dinleme heyecanımı her seferinde bana yeniden hatırlatıyor. 123 sayesinde Dilara Sakpınar’ın etkileyici vokaliyle tanıştım. Yayınladıkları her albümde müziklerine daha da hayran olduğum 123’ü şanslıyım ki birkaç kere canlı canlı da izleyebilmiştim.

En son 2014 senesinde yayınladıkları 4. Albümleri ‘Anja’dan sonra grup üyeleri kendi yollarında müzik ile akmaya devam ederken, Lara Di Lara da Dilara Sakpınar’ın solo projesi olarak hayata geçti. İlk mahsül 2015 senesinde ‘Oraya Doğru’ ile geldi. Lara Di Lara 2 sene sonra ‘Hazineler İçindesin’i yayınladığında yarattığı zengin dünyaya yine hayran kalmıştım.

Şimdi esas hazinesi ‘Sudaki Çığlık’ı keşfetmenin zamanı. Dilara Sakpınar’ın yani Lara Di Lara’nın ikinci albümü ‘Sudaki Çığlık’ her şarkısında bir başka sürpriz içeren 19 şarkılık nefis bir albüm ile karşımızda. Bu albümde Lara Di Lara önceki çalışmalarına ve hatta 123’teki şarkılara göre özellikle şarkı sözlerinde daha net bir şekilde duygusunu aktardığını düşünüyorum. Sözlerde daha keskin ve içten bir iletişim var ‘Sudaki Çığlık’ta. Türler arasında dans eden şarkılarla dolu ‘Sudaki Çığlık’ Lara Di Lara karantinayı daha yaşabilir bir döneme dönüştürdü benim için.

‘Sudaki Çığlık’ prodüksiyonu ve miksleri Aras Levni Seyhan imzası taşıyor. Albümün kayıtları Levni’nin Viyana’daki stüdyosunda gerçekleştirilmiş. Üstelik kayıtlarda Viyana’nın bilinen sanatçıları olan Willi Rosner, Herbert Pirker, Fabian Rucker, Oliver T. Johnson kayıtlarda yer almışlar. Sudaki Çığlık’ın içeriği kadar kapağı da bir o kadar ilgi çekici. Valerija Ilchuka’nın tasarımı olan kapağın fotoğrafıysa Kıvılcım Güngörün’e ait. Hikâyelerini kendi duru anlatımıyla ve zengin müziğiyle ‘Sudaki Çığlık’ta derleyen Lara Di Lara bu sıralar beni dinledikçe yükselten en güzel şey oldu.

Yıldızlar: Yelpaze, Yap, Karanlık, Tuzak, Yaklaştıkça, Yanıyorum, Sudaki Çığlık

Oscar’ımı Verdim Gitti:

Yazının Devamını Oku

Gaga’nın Yeni Dünyası: Chromatica

Lady Gaga ARTPOP’tan beri uzak durduğu pop ve dans dünyasına yeniden adım atıyor. 6. albümü Chromatica ile yine sıfırdan yarattığı bir dünya ve felsefeyle içine ince ince kinayeleri eklediği dans dolu bir albüm hazırlamış.

 

ARTPOP albümü 2013 senesinde yayınlandığında Lady Gaga’nın ne yapmaya çalıştığı aslında çok anlaşılmamıştı. Daha doğrusu herkesten önce ‘bu dünyayı zaten 40 kere keşfeden Madonna’dan sonra daha iyisini Lady Gaga mı yapacaktı?’ algısı belki de önündeki en büyük engeldi. Kabul edelim, Madonna gibi büyük bir stardan elbette etkilenmiştir, kim Madonna’dan etkilenmez ki, nasıl olabilir böyle bir şey. Ama bir diğer gerçek de var ki, Lady Gaga müzik paletini her seferinde daha da genişleten, zenginleştiren, denemekten usanmayan ve yaptığının da en iyisini yapan aşırı azimli, çalışkan bir sanatçı.

ARTPOP’tan sonra Tony Bennett ile sıra dışı bir albüm yaparak caz dünyasına korkusuzca dalan da Lady Gaga’ydı, 2 sene sonra Mark Ronson ile stüdyoya kapanıp akustik bir kadın şarkıcı olduğunu ispatlayan da yine Gaga’ydı. Yetmedi Bradley Cooper ile ‘A Star Is Born’ filmini çekti, filmin müzikleriyle yer gök inledi, En İyi şarkı Oscar’ı aldı, En iyi Kadın Oyuncu Oscar adayı oldu, daha ne olsun. Bir sanatçı kaç tane yıldızlı pekiyi alabilir. Tüm bunlar olurken elbette Gaga da insan, duygusal çıkışları, bağımlılıkları, psikolojik sorunlar yaşayan bir sanatçı olarak binip indiği dev dalgalardan yepyeni bir dünya inşa ediyor ve Chromatica doğuyor.

Albüm üç bölümden oluşuyor. Her bölümde Lady Gaga’ya bir şarkıda konuk bir sanatçı katılmış. İlk bölüm albümün ısınma turu gibi düşünülebilir. İlk bölümün en önemli şarkılarından olan ‘Rain On Me’de Gaga’ya Ariana Grande eşlik ediyor. Söz konusu single aynı zamanda albümün çıkışını müjdeleyen şarkı olarak da merak çanlarını en yüksek notada çaldırdı. Klipte ikili hem şarkının hakkını veriyor hem de danslarıyla ortalığı yıkıp geçiriyor. Her şey güzel ama klipteki kostümleri bana çok göz yorucu geldiği için, biraz fazla abartı bulduğumu söylemeden geçemeyeceğim.

İkinci bölümde Lady Gaga’ya Sour Candy’de BLACKPINK eşlik ediyor. K-Pop hayranları muhtemelen bunu es geçmemiştir, dinlemelere bakılınca albümden en çok dinlenen şarkı bile olabilir. Albümün üçüncü ve son bölümü Lady Gaga’nın hayat enerjisini yansıtan bölümmüş. Böyle olunca da albümün incileri burada dizi dizi sıralanmış. ‘Sine From Above’ şarkısında Gaga Elton John ile buluşmuş. Benim nazarımda albümün en özel şarkısı Elton John ile yaptığı düeti.

Chromatica dünyası baştan sonra dans dolu bir yolculuk. Bir tane bile slow şarkı yok ve Lady Gaga bu albümü kulüplerin kapalı olduğu, konserlerin bile muhtemelen bu sene yapılamayacağı bir dönemde yine de yayınlaması büyük cesaret. Chromatica’yı acılarından arınmak, sorunlarını dışa vurmak için yapan Gaga, böyle bir dönemde bu kadar enerjik bir albüm yayınlamanın herkese iyi geleceğini düşündüğü için daha fazla beklemek istememiş. Her yaptığı albümünü içine girince daha da derinleşen bir hikaye ile yayınlayan Gaga’nın şimdiye kadar yaptığı belki de en kişisel çalışması Chromatica olabilir. Dans ederken düşündüren, salınırken şarkının sözleriyle bir başka durumu farkettiren çok özel bir çalışma diyebilirim.

Yıldızlar: Alice, Free Woman, Fun Tonight, Plastic Doll, Sour Candy, 1000 Doves

Oscar’ımı Verdim Gitti:

Yazının Devamını Oku

Kapadokya’dan Özel Konser

Geçtiğimiz hafta televizyonda gezinirken Kapadokya’da çekimleri yapılan özel bir konsere denk geldim. Daha sonra detayını merak edip araştırınca bu etkinliğin Cumhurbaşkanlığı’nın başlattığı ‘7 Tepeden 7 Kıtaya’ konser dizisinden biri olduğunu öğrendim. Televizyondaki nefis Kapadokya çekimlerini izlerken görüntü Ferman Akgül’ün vokaliyle birleşti.  Ferman Akgül ve Ethnic Band’in performansıyla “Türküler ve Folk Rock Ezgileri” konseri özellikle Kapadokya’nın eşsiz doğası ve görselliğiyle çok etkileyiciydi.

‘7 Tepeden 7 Kıtaya’ konser dizisi kapsamında  Afrodisias, Kapadokya, Patara, Efes, Hierapolis, Safranbolu, İstanbul Mimar Sinan Üniversitesi ve İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde gerçekleşen konserlerde Ferman Akgül, Şirin Pancaroğlu – Bora Uymaz, Serkan Çağrı, Yusuf Güney, Murat Karahan, Kubat, Fettah Can, Mazhar Alanson ‘Evde Bayram Konserleri’ olarak bayram boyunca izleyiciyle buluştu. Televizyondaki bu yayınları kaçırdıysanız performanslar daha sonrasında Youtube’dan da izlenebiliyor.

Ece Dorsay – Unpublished Demos

Karantina dönemi uzun zamandır yayınlanmadan bekleyen şarkıların yayınlanmasına da imkan veriyor. Ece Dorsay 20 senelik müzik kariyerinde yayınladığı dört solo albümden sonra geçtiğimiz hafta 1999-2004 yılları arasında kaydettiği ve deyim yerindeyse gizli kalmış eserlerinin akustik versiyonlarını bir albümde toplayarak yayınladı. 31 şarkılık bu demo albümün ilk iki şarkısında Ece Dorsay’ın bestelerine Yavuz Çetin’in solo çaldığı gitar bölümleri eşlik ediyor.  31 şarkılık albümde hem Türkçe hem de İngilizce eserler yer alıyor. Albümün miks ve mastering çalışmalarını da kendisi yapan Ece Dorsay, kapak tasarımını da kendisi üstlenmiş.

Senelerdir yayınlanmasını bekleyen bu şarkıların artık dinleyiciyle buluşmasından sonra, Dorsay şimdilerde yeni albümü için kolları sıvamış. Ağırlıklı olarak İngilizce şarkılardan oluşacak olan beşinci stüdyo albümü için çalışmalarını evinde kurduğu stüdyosunda sürdüren sanatçı aynı zamanda Youtube kanalından da performans videoları yayınlamayı sürdürüyor. Yeni albüme dair haberler ve şarkılar gün yüzü görene kadar şimdilerde 31 şarkılık akustik ‘Unpublished Demos 99-2004’ albümünü tüm dijital platformlardan dinleyebilirsiniz.

Başvurular 3 Haziran’da Sona Eriyor!

Son 7 yıldır birçok yeni müzisyen ve gruba platform olan Red Bull Warm Up bu sene ilk defa dijital olarak gerçekleşecek. Kendi eserlerini bir video aracılığıyla gönderecek olan katılımcılar 3 Haziran tarihine kadar başvurularını yapmaları gerekiyor. Proje sonunda seçilen 1 müzisyen ya da grup kendi video klibine kavuşacak ve profesyonel bir müzik stüdyosunda kayıt alma imkanı yakalayacak.

Katılımcıların eserlerini maksimum 4 dakikalık bir video kaydıyla hazırlamaları bekleniyor. Türkiye’nin her yerinden halk oylamasıyla seçilecek olan en iyi 10 müzisyen ya da grup finale kalacak. Ardından jürinin değerlendirmesiyle 1 müzisyen ya da 1 grup Red Bull Warm Up’un kazananı olarak ilan edilecek.

Bu güne kadar

Yazının Devamını Oku