2020’nin Yabancı Albümleri

Senenin son yazısı geldi çattı. Bu yazıda 2020’nin öne çıkan yabancı albümlerini sizler için derlemeye çalıştım.

2020’nin inişleri ve çıkışlarına rağmen birbirinden nefis albümler bu seneye renk, dans ve bir o kadar da anı kattı. İçinden geçtiğimiz ve hala da devam eden enteresan pandemi günleri ile bu sene sona eriyor. Dilerim 2021 bizi sağlıklı ve mutluluk dolu günleriyle şaşırtır, geçtiğimiz bu zor seneyi neşesiyle geride bırakır. Hepinizin yeni yılı kutlu olsun, müzik dolu olsun.

OCAK

Halsey senenin başında Ocak ayında nefis bir başlangıç yaptı. Sanatçı 3. albümü ‘Manic’ yayımlanmasının kendisi için en cesur hareket olduğunu belirtirken bu albümde Alanis Morissette ile bir şarkı yapması benim için fevkalade bir durumdu. Kırılganlığını ve samimiyetini sonuna kadar şarkılarında yansıtan sanatçı, Grammy’de bu nefis albümle bir adet adaylık bile alamayınca haliyle açtı ağzını yumdu gözünü. Kimseden çekinmediğini, onu geldiği bu noktaya hayranlarının getirdiğini, ödüllerin kendisi için bir anlamının olmadığını belirten açıklamalarla seneyi kapattı.

ŞUBAT

Takvimler Şubat ayını gösterdiğinde, belki de bu senenin en iyi albümlerinden biri olan Tame Impala’nın ‘The Slow Rush’ yayımlandı. Merakla beklenen bu albüm eminim çaldığı her yerde disko topunu otomatik olarak tepeden inip içimize neşeyi bıraktı. 2020’nin doğal fonda çalan müziği olan bu nefis albüm, hem birçok sanatçıya ilham oldu, hem de bu zor seneyi bir nebze kolay atlatmamıza imkan verdi. ‘Borderline’, ‘Breathe Deeper’, ‘Lost In Yesterday’ ve ‘Is It True’ albümden inciler olarak hafızalarımızda yer etti.

Caribou’nun ‘Suddenly’ albümü senenin en sepmatik ve sıcak dans albümlerinden biri olarak hayatımıza Şubat ayında adım attı. Bir önceki albümünden sonra araya 5 sene gibi geniş bir zaman alan Dan Snaith, ‘Suddenly’ ile en kişisel çalışmasına imza atmış. ‘Never Come Back’, ‘Home’, ‘You And I’, ‘Sun’ albümün öne çıkan şarkıları olsa da, bir bütün olarak albümü dinlediğinizde pozitif bir meltem size koşuveriyor.

Nashville’in gözbebeği Soccer Mommy, nam-ı diğer Sophie Allison’un ikinci stüdyo albümü ‘Color Theory’ Şubat ayına bir güneş gibi doğmuştu. Genç sanatçı hem kişisel hayatını, hem de duygusal ve ruhsal hayatına büyüteç tuttuğu yeni şarkılarıyla, senenin en çok dinlenen albümlerinden birine imza attı.

Şubat ayının kapanışını Grimes ile yapıyoruz. Önceki albümleri ‘Visions’ ve ‘Art Angels’tan sonra oldukça karanlık, bir o kadar da aktivist etkileri olan 5. stüdyo albümü ‘Miss Anthropocene’ ile sevenlerinin yüzleri tebessümle doldu. Sanatçının pek de gündem olmasına alışık olmayanlar Elon Musk ile olan beraberliği sayesinde ismini daha sık medyada duyar oldu. Üstelik sanatçının bu ilişkisinden 2020’de bir de çocuk doğurması tüm dünyanın gündemindeydi.

MART

Mart ayı dünyada ve Türkiye’de pandeminin tırmanışa geçtiği ay olarak hafızamızda yer etti. The Weeknd’in yeni albümü ‘After Hours’un yayımlanma zamanı da tam bu döneme denk gelmişti. Henüz başımıza neler geleceğinden habersiz bir şekilde salgın haberlerini dinleyip, önlemlerle ilgili belirsizlikleri takip ederken, böyle nefis bir albümün turnesinin önümüzdeki seneye erteleneceğinden elbette The Weeknd dahil hepimiz habersizdik. Sanatçının geceye ithaf ettiği bu yeni albümü önceki albümlerine kıyasla biraz daha karanlık ama içinde 80’ler dokunuşları olan bence senenin en özel işlerinden biriydi. Grammy’de bir adaylık bile alamamasına Halsey gibi kendisi de ateş püskürürken, birkaç ay sonra Super Bowl’daki şovunu şimdiden iple çekiyorum.

Bu sene dans albümlerinin yılı gibiydi. Dua Lipa’nın merakla beklenen ikinci stüdyo albümü ‘Future Nostalgia’ Mart ayında yayımlandı. Sanatçı ve ekibi bu kadar pozitif dokunuşları olan ve dans etmenin tek gerçek olduğu bu nefis albümün, salgın döneminde yayımlanmasıyla ilgili bir süre kararsız kalsalar da sonunda yayımlanması kararını almışlardı. İyi ki de böyle bir karar almışlar, Dua Lipa bu albümle, özellikle de bu zor senede milyonlara yeni şarkılarıyla pozitif bir nefes oldu. Albümün devamında yazın yayımlanan remixed versiyonu olan : Club Future Nostalgia ile bir albüm baştan sonra nasıl remix yapılır, kimler konuk edilir ders gibi gösterdi tüm dünyaya. Madonna, Gwen Stefani, Missy Elliot gibi isimlerin remixlerde Dua Lipa’ya eşlik etmesi senenin olayı değildir de nedir sorarım sevgili okurlar.

MAYIS

Notlarıma bakınca Mayıs ayı oldukça verimli bir ay olmuş. Birçok favori olarak işaretlediğim albüm bu ay yayımlanmış. Çıkış tarihi Mayıs olan albümlerden önce pandemi döneminde üretkenliğini gösteren Charli XCX’in albümüyle başlamak mantıklı geldi. Sanatçının pandemi döneminde madem evdeyim, neler hissediyorum, hayata bakışım nasıl, müziğimle bunu anlatayım demesi, hem de albümü çok kısa bir sürede yapıp, her aşamasından da dinleyenlerini sosyal medya üzerinden haberdar etmesi bu senenin önemli anlarından biriydi. Charli XCX, albümün yayımlanma tarihine sadık kalarak ‘how i’am feeling now’ söylediği zamanda yayınlayarak, evinde yaptığı videolarla tanıtımına da benzer şekilde destek oldu.

Perfume Genius’un 5. stüdyo albümü ‘Set My Heart on Fire Immediately’ övgülerin, alkışların albümü olarak karşımızda. Mayıs ayında yayımlanan bu nefis çalışmada yıldızlar karması olan Jim Keltner, Matt Chamberlain, Pino Palladino bu albümde Mike Hadreas ile birlikte çalışmışlar. Handreas’ın 50’li 60’lı yılların müziğindeki sadeliğe olan hayranlığı bu albümün bütününe yayılmış. Şarkılar birbiri ardına akıp giderken, dalıp gitseniz de Hadreas sizi uyandıracağı noktaları özenle seçmiş bu albümde.

Koyu bir Paramore hayranı olarak Hayley Williams’ın senelerdir lafı geçen ama bir türlü gelmeyen solo albümü de bu seneye kısmetmiş. ‘Petals for Amor’ adlı albümü sanatçının en yakın arkadaşı olan ve Paramore’dan da bildiğimiz Taylor York ile birlikte yapmışlar. Söz konusu solo albüm Paramore sevenlere de müjdesiyle geldi. ‘Petals for Amor’ın kayıtlarını yeni Paramore albümün kayıtları sırasında tamamlayan sanatçı özellikle kendi müziği adına, böylesine yenilikçi bir yönde albümle gelmesi içimizde çiçekler açtırdı.

The 1975 canlı izlemeyi en çok istediğim gruplardan biri. Grubun 4. albümü ‘Notes On A Conditional Form’ 22 şarkılık dev bir müzik şöleni olarak karşımızda. Müzik türleri arasında ustaca gezinen albüm şarkı sözleriyle de aktivist yanlarını cesur bir şekilde sunuyor.

Lady Gaga’nın yeni bir albüm yayımlaması her zaman büyük bir olaydır. Sanatçı ‘Chromatica’ albümüyle yeniden pop sularında güvenle okyanuslara açılıyor. ‘Chromatica’ dansın odağında olan bir Lady Gaga albümü olsa da, sanatçı dans ederken düşündüren içli şarkılarıyla bizleri karşılıyor. BLACKPINK, Elton John ve Ariana Grande’nin konuk olduğu ‘Chromatica’ pandemi döneminde hayranlarını yeni müziğiyle buluşturmaktan çekinmeyen Gaga, 2021’de yapacağı turne ile eminim 2020’nin acısını çıkartacaktır.

HAZİRAN

Bu sene önümüzdeki senelerde de bayıla bayıla dinleyeceğimiz nefis albümlere sahne oldu. Bunlardan biri de Jessie Ware’in ‘What’s Your Pleasure?’ albümüydü. Her ne kadar bu sene kulüplere gidip dans etme imkânı olmasa da, Jessie Ware kariyerinin en önemli albümlerinden birini tam da bu dönemde yayımladı. Sanatçı 4. stüdyo albümünde Studio54 havasını derinlemesine içine çekip, şarkılarını dansın merkezde olduğu bir moda dönüştürmüş.

Houston’ın funk topluluğu Khruangbin nefis bestelerinin vokallerle zenginleştiği ‘Mordechai’ albümünü bu yaz yayımladı. Indie rock ve soul temalarının şarkılarda usul usul gezindiği ‘Mordechai’ canlı performansları hak etse de eminim acısını pandemi sonrasındaki konserlerde çıkartacaktır.

Gelelim HAIM’in bu sene herkesi mest eden, grubun 3. stüdyo albümü olan ‘Women in Music III’’e. Üç kız kardeşin melankoliyi yeni şarkılarındaki işleme şekli gruba Grammy ödüllerinde adaylık da getirdi. Samimiyeti kendi müzikal dünyalarında anlatan kız kardeşler bu senenin en özel işlerinden birine imza attılar. ‘I Know Alone’,  ‘Summer Girl’, ‘Gasoline’ bu nefis albümden aklımda kalan inciler olduğunu belirtmek isterim.

TEMMUZ

Ellie Goulding’in 4. albümü ‘Brightest Blue’ da bu senenin önemli çalışmalarındandı. İngiliz sanatçı bu albümde Lauv, blackbear’ın yanı sıra bu sene ansızın hayatını kaybeden rap dünyasının önemli seslerinden Juice WRLD ile düet yapması ‘Brightest Blue’nun en önemli noktalarındandı.

Bu senenin en büyük şoklarından birini Taylor Swift yaptı. Hiçbir ipucu vermeden pandemi boyunca gizliden gizliye hazırladığı efsane ‘folklore’ albümünü bir gece ansızın yayımladı. ‘folklore’ zengin hikaye anlatımı ve müzikal açıdan sadeliği ile pandemiye damgasını vurdu. Üstüne birkaç ay sonra devamı olan ‘evermore’ albümünün da benzer bir gizlilikle aniden yayımlanmasıyla Taylor Swift ne kadar usta bir şarkıcı olduğunu bir kere daha gösterdi.

Alanis Morissette de meğer albüm yayımlamak için bu seneyi bekliyormuş. Sanatçı 8 sene aradan sonra nefis bir albümle geri geldi. Jagged Little Pill albümünün 25. senesini kutlayan sanatçı bu özel senede, Garbage’ın da dahil olacağı özel bir turneye çıkıp, bunu da yepyeni bir albümle taçlandırmak istemiş. Ama tabi pandemi tüm bu planları suya düşürdü. ‘Such Pretty Forks In The Road’ adlı 9. albümü çıkış zamanı olarak birkaç kere ertelense de Temmuz ayında yayımlandı. Alanis’i bilen, seven, şarkılarına hayran olan herkes eminim bu albümle özlediği müzik dolu günlere geri dönmüştür.

AĞUSTOS

Katy Perry ‘Smile’ albümünü Ağustos ayında yayımladı. Geçtiğimiz yılın sonlarından beri yayımladığı single çalışmalarıyla giderek heyecanı yükselten sanatçı, bir de ilk hamileliği dönemine bu albümü sıkıştırması kendisi için de oldukça zorlayıcı olmuş. Dünyanın dengesinin bir hayli şaştığı pandemi günlerinde, albümünü yayımlamakta ısrarcı olan sanatçı, covid sürecine rağmen albümün prodüksiyonunu bitirmek için şartları kendi adına zorlamış. Özellikle bu albümde son birkaç sene içinde yaşadığı kişisel sorunları mercek altına yatırıp, korkmadan girdiği depresyonu ve zor günlerini şarkılarında anlatan Katy Perry, yine de o delidolu neşeli halinden en ufak bir şey kaybetmemiş.

Kelly Lee Owens’ın ‘Inner Song’ albümü kesinlikle bu senenin dikkat edilmesi gereken bir çalışması. Sanatçının ikinci albümü olan bu nefis dans dünyası, kendi deyimiyle büyüdüğü Wales’teki hayatına açılan bir pencere. Her şarkının kendine has dünyası ve enerjisi bir bütün olarak dinlendiğinde albümün kalitesini daha da yükselten bir noktaya getiriyor.

EKİM

Ekim ayında Roisin Murphy bizi 5. stüdyo albümü ‘Roisin Machine’ ile ütopik bir evrene ışınladı. Roisin’in bu ütopyası tahmin edersiniz ki dans pistleriyle dolu bir yer. Böylesine enerji yüklü bir albümün pandemi dönemine denk gelmesi, enerjisini kulüplerde test edememesi biraz hüzünlü olsa da, Roisin Murphy şarkılarının insanları evlerinde dans ettirdiğini bildiği için bunun onu ziyadesiyle mutlu ettiğini belirtmiş.

Ariana Grande’nin albüm yapmadığı bir sene herhalde eksik geçerdi. ‘Positions’ adlı albümüyle Ariana Grande de bu zor senede bizi müziksiz bırakmayanlardan oldu. Yayımlandığı gün dijital platformlarda albümün tüm şarkılarıyla listelerin ilk 10’unu kapatan sanatçı hayranlarının gücünü her daim arkasında hissettiği için rekorlarına rekor eklemeye yeni albümüyle de devam ediyor.

Sam Smith’in ‘Love Goes’ albümü benim için bu senenin en özel albümlerinden biri oldu. Aslında sanatçı senenin ortasında ‘To Die For’ adıyla yeni albümünü yayımlayacaktı. Ancak pandeminin gidişatı ve olumsuz tablosu sonrası, hem albümün yayınlanma tarihini erteledi, hem de yeni albümün ismi değişti. Birkaç ay sonra albüme yaptığı eklemeler ile ‘Love Goes’ adıyla yayımlanan sanatçının 3. albümü Sam Smith’in vokaline beni yine hayran bıraktı.

KASIM

Kylie Minogue adıyla yaşayacak nefis bir disko albümüyle seneyi kapatıyor. ‘Disco’ sanatçının 15. stüdyo albümü olarak yayımlanırken, hem sevenleri hem de müzik dünyası Kylie’nin özüne yani diskoya dönmesinden çok mutlu.

Bu seneye ait bir şarkısı seç deseler galiba Miley Cyrus’un ‘Midnight Sky’ını söylerdim. 80’ler diskosunu kendi yorumuyla harmanlayan Miley Cyrus yayımladığı bu şarkı ile bizi adım adım Kasım ayında çıkan ‘Plastic Hearts’a hazırladı. Cyrus’ın 7. albümü olan ‘Plastic Hearts’ Dua Lipa, Billy Idol, Joan Jett ve Stevie Nicks gibi özel isimleri konuk etmesinin yanı sıra, The Cranberries cover’ı Zombie’i de bu albümde söylemesi benim için ayrıca değerliydi.

 

X

Billie Eilish’in Hazinesi Ailesi

Geçtiğimiz hafta uzun zamandır beklenen Billie Eilish’in filmi ya da şöhrete tırmanışını anlatan belgeseli ‘The World’s a Little Blurry’ yayımlandı.

Tanıtım filmlerinden nasıl bir film ile karşılaşacağımı az çok kafamda kurmuştum ama izlediğim yapım tahminlerimin ötesinde çıktığını söylemeliyim. Her şeyden önce film 2 saat 20 dakika uzunluğunda. Yani gerçek bir Billie Eilish hayranıysanız, film sonunda sanatçının hayatına dair birçok detay hakkında bilgi edineceğinizi garanti edebilirim. R.J. Cutler’ın yönetmenliğini üstlendiği Billie belgeseli filmin başından sonuna aslında bize bildiğimizin ya da tahmin ettiğimizin ötesinde bir Billie Eilish izletiyor.

Eilish’in ailesi ağabeyi ile birlikte kendisini evde eğitim ile büyütmüşler. Yani okula gitmeden evde anne ve babasının desteğiyle eğitimlerini tamamlayan kardeşler, özellikle de sanatçı anne babanın yönlendirmesiyle, ama hiçbir zorlaması olmadan, doğal bir şekilde sanat içinde yetişmişler.

Her şeyin temelinde Billie Eilish’in müzik ve sanatla harmanlanmış organik bir hayata doğması filmin ana karakteri olarak karşımızda. Ağabeyi Finneas evin esas müzik dehası bence. Haliyle yaşça büyük olması ve daha aklı başında hali Billie için de iyi bir rol model olmuş. Ağabeyinin müzik aşkı, seneler içinde Billie için de vazgeçilmez bir durum olmuş. Dans sevdalısı olan Billie’nin yaşadığı sakatlık sonrası bu çok sevdiği hobisini bırakması ve müziğe daha büyük bir hevesle sarılması birbirini takip ediyor.

‘The World’s a Little Blurry’ esasen de Eilish’in müzik yolculuğunun ilk günlerinden çekilen videolarla harmanlanarak bizi ilk albümü olan ‘When We All Fall Asleep, Where Do We Go?’nun üretim günlerine götürüyor. Ağabeyi Finneas ile evlerindeki yatak odalarında yaptıkları şarkılarının ortaya çıkışı, o andaki naif halleri gerçekten de filmin belki de en etkileyici anları. Enteresan bir şekilde o naif halleri iki kardeşten de hiç gitmemiş. Şöhret büyük bir hızla hayatlarına girse de, Coachella festivalinde Katy Perry ve nişanlısıyla tanışan Billie, o tanıştığı kişinin Orlando Bloom olduğunu kendisine söylediklerinde şok olacak kadar naif kalabilmiş.

Justin Bieber hayranlığı, küçük yaşlarda şarkılarını dinleyip ağlayan bir kız iken, artık ünlü Billie olduktan sonra kendisiyle ilk karşılaşmasındaki duygu patlamasına da tüm doğallığıyla tanık oluyoruz. Yetmiyor üzerine Eilish’in ilk albümündeki ‘Bad Guy’a Justin Bieber ile remix yapacak bir rüyaya erişmesini yine benzer bir duygu seliyle karşılıyoruz.

The World’s a Little Blurry’ bize bir başka gerçeği daha gösteriyor o da Billie’nin etrafında inanılmaz bir sevgi ve koruma çemberi var. Şöhreti devleştikçe, herkes ondan bir parça isterken, o çoğu zaman bu sevgi karşısında şaşırıp kalsa da, doğallığını kaybetmiyor. Tüm bu doğallık konusu, daha doğrusu mütevazı olma halinin temelinde ise annesi, babası ve ağabeyi duruyor. Billie’nin psikolojik sorunlarına göğüs geren, yakaladığı bu büyük şöhretin onu şaşırtmasından ve hatta yoldan çıkartmasından aşırı endişe duyan, onu sürekli koruyup kollayan annesinin varlığı filmin birçok yerinde yüreğimize su serpiyor.

Grammy ödüllerini birer ikişer alan iki kardeşin kısa süre içinde yakaladıkları, evlerinde yaptıkları bir albümün tüm dünyada bir numara olmasının hikayesi çok güzel işlenmiş. Film bittiğinde genç yaşta bütün bu başarı ve şöhretin omuzlarına yüklenmiş küçük bir kızın bundan sonrasını nasıl kaldıracağı endişesi şu an bende net olarak duruyor. Billie Eilish mutlu mu? 2.5 saatin sonunda buna çok emin olamıyorum ama ailesi yanında olduğu sürece daha büyük başarılara koşacağına eminim.

Yeni Çıkış

Yazının Devamını Oku

Merhem

Şubat bitiyor ve ‘Merhem’ geliyor. Yalan yok geçtiğimiz Kasım ayından beri bu albümü sayıklıyorum. Melike Şahin’in merakla beklenen ilk albümü ‘Merhem’ nihayet bu Cuma yayımlanıyor. Diva Bebe Records ve Gülbaba Records’un ortaklaşa yapımı olan albümden çıkan ilk şarkı ‘Uykumun Boynunu Bükme’ Ocak ayının sonlarına doğru yayımlandı ve o dev bekleyiş daha da büyüdü. Melike Şahin’in sosyal medyasını takip edenler sanatçının her gün nasıl albüme geri sayıp sabırsızlandığını görmüştür. Kendisi yerden göğe kadar haklı bu heyecan seli için.

Albümü sizlerden birkaç gün önce dinleme şansım vardı, tabi ki bu fırsatı kaçırmadım. 10 şarkılık albüm gerçekten uzun zamandır yaşanan albüm heyecanını sonuna kadar hakeden derinlikte ve zenginlikte olduğunu söyleyerek sözlerime başlamak isterim.

Merhem’in açılışını ‘Serim’ yapıyor. Sözleri ve bestesi Melike Şahin’e ait şarkının düzenlemesi Sabi Saltiel, Elif Dikeç, Emre Malikler ve Can Güngör’ün imzasıyla resmen yıldızlar karması gibi. ‘Serim’i o kadar çok sevdim ki, albümün geneline erişmeden önce çok sefer dinleyerek daha ilk şarkıda takıldım. ‘Hepsi Geçti’ sözleri Melike Şahin, bestesi Can Kandaz ve Melike Şahin’in ortak imzası olan, düzenlemesi Sabi Saltiel’den çıkan bir çalışma. Perşembe gecesini Cuma’ya bağlayan ilk dakikalarda ‘Merhem’in ilk klipleri geliyor. Bir değil iki şarkıya birden hem de. Melih Kun yönetmenliğinde ‘Serim’ ve ‘Hepsi Geçti’ klipleri bizleri yeni albüme taşıyacak. 3. şarkı ‘Nasır’ Mabel Matiz ve Melike Şahin’in birlikte sözlerini yazdığı, bestesi Mabel Matiz’e ait albümün bir başka incisi. Şarkının öyle güzel bir introsu var ki, sar başa dinle dur. Düzenleme de ise yine Sabi Saltiel var. İlk 3 şarkıyla yükseklere çıkan dinleyici ‘Gönlüm Durur Orda’nın sakin akustik kollarına bırakıyor kendisini. Sözleri ve bestesi Melike Şahin’e ait bu şarkının düzenlemesi Melike Şahin ve Emre Malikler’in ellerinden çıkmış. ‘Samatya’da İlk Rakı’ ile albümü yarılıyoruz. Fasıla göz kırpan bu nefis şarkının söz ve bestesi Melike Şahin’e, düzenlemesi ise Uri Brauner Kinrot’a ait. Şarkıda Ahmet Ali Arslan, Alican İpek, Atacan Aksoy, Emre Malikler ve Ozan Sarohan’dan oluşan koro Melike Şahin’e eşlik etmiş. ‘Öpmem Lazım’ ile sakinleyen nabızlar yine hareketleniyor. Sözleri Melike Şahin’e, bestesi Melike Şahin ve Can Güngör’e, düzenlemesi Can Güngör ve Emre Malikler’e ait şarkı tam bir neşe bombası. Muhtemelen bu yaz bu şarkı ile hop oturup hop kalkılacak, hatta bence yazı beklemeden şimdiden evde provası yapılacaktır. Sıra geliyor albümün yedinci şarkısı ‘Uykumun Boynunu Bükme’ye. Kendisi albümün çıkış şarkısı, mesaj elçisi, son bir aydır kulağımızın küpesi oldu. Hemen sonra gelen sözleri Melike Şahin, bestesi ve düzenlemesi Emre Malikler’e ait ‘Sardunya Kırmızısı’ albümün kapanışına doğru buram buram melankoliye yatırıyor sizi. Son iki şarkı albümü öyle kuvvetli kapatıyor ki ‘Merhem’in şifası belli ki kapanışa doğru etkisini gösteriyor. Dokuzuncu şarkı ‘Hançer’ sözleri Melike Şahin’e, bestesi ise Dijf Sanders ve Melike Şahin’in ortak çalışmasından ortaya çıkmış. Düzenleme ise yine Dijf Sanders’e ait. ‘Hançer’de Gülinler de şarkıya back vokal yapmış ve bu nefisliğe o da katkıda bulunmuş. Kapanış belki de albümün en sevdiğim şarkısı olabilir. ‘Bedelini Ödedim’ in sözleri, düzenlemesi çok hoşuma gitti. Zaten albümün kapanış şarkısı olduğu için ek bir önem vermek gerekiyor. Sözleri Melike Şahin’e, bestesi Melike Şahin ve Elif Dikeç’e ait olan şarkının düzenlemesi de Elif Dikeç imzasıyla bize ulaşıyor.

‘Merhem’ dinledikçe katlarını açan, derinleştikçe bir önceki favorinizi başka bir favoriyle yarıştırırken bulacağınız çok başka bir albüm olmuş. Hikayesi adından belli, dinledikçe hepimize, geçirdiğimiz bu zor günlere merhem olsun dilerim.

Yıldızlar: Öpmem Lazım, Hançer, Uykumun Boynumun Bükme

Oscar’ımı Verdim Gitti: Serim, Hepsi Geçti, Nasır, Bedelini Ödedim

Daft Punk’ın Son sözü

28 yıllık birliktelik sona erdi. Daft Punk geçtiğimiz gün ‘Epilogue’ adıyla yayınladığı videoyla dağıldıklarını açıkladılar. Videonun sakinliği ve şok ediciliği o kadar iç içe ki, grubun dağılmasını yüzünüze tek bir kareyle vuruyor. Dans müziğine kendilerine has dokunuşlarıyla şekillendiren ikili ayrılıklarına dair herhangi bir açıklama yapmazlarken haliyle tüm dünya bu sona hiç de mutlu olmadı.

Thomas Bangelter ve Guy-Maneul de Homem-Christo’nun 1993 senesinde kurdukları Daft Punk ilk albümleri ‘Homework’ten yakın geleceğe kadar yaptıkları her işle hep özel bir yerde kalmayı başardılar. Daft Punk, birçok müzisyenin ilham kaynağı, milyonlarca müzikseverin daha önce keşfetmediği dünyaların kapılarını aralayan büyülü ve çok özel bir gruptu. Yaptıkları her iş gibi grubun son söz olarak adlandırdığı bitişi de kendilerine yakışır bir efsane olarak akıllarda yer edecek.

Yazının Devamını Oku

Pale Waves’ten Aşk Mektubu Gibi Albüm

İngiliz grup Pale Waves geçtiğimiz hafta ikinci albümleri ‘Who Am I?’ı yayımladılar. Geçtiğimiz şubat ayında grup Halsey ile çıktıkları turnede, Almanya konserine giderlerken çok ciddi bir trafik kazası atlatmışlardı. Şans eseri grup üyeleri herhangi bir ciddi yaralanma yaşamadan bu kazadan kurtuldular ancak turne devamındaki konserlerin bir kısmını da iptal etmişlerdi.

Mart ayında dünyada artan Covid-19 vakaları sonrasında turnelerinin tümden iptal olması, aynı dönemde üzerinde çalıştıkları ikinci albümün stüdyo çalışmalarını da etkilemiş. Grubun bir kısmı Los Angles’ta kalırken, bir kısmı evlerine Manchester’a dönmüş. Grubun vokali Barton Gracie ilk albümleri ‘My Mind Makes Noises’u yazarken daha çok 80’ler temasından beslendiklerini, yeni albümün ise daha çok 90’lar rock ve punk havasına yakın olduğunu belirtmiş. Özellikle bu albüme Alanis Morissette’nin şarkılarının ve şarkıcı kimliğinin büyük ilham olduğunu belirten Barton Gracie, tıpkı onun albümleri gibi etkileyici bir iş yapmak istediklerini belirtmiş.

Albümden yayınlanan ilk single ‘Change’i ‘Who Am I?’ın en iddialı şarkılarından biri olan ‘She is My Religion’ ikinci single olarak takip etmişti. Geçtiğimiz Ocak ayında ‘Easy’ albümden çıkan üçüncü single olurken, albümün yayınlanmasına kısa bir süre kala son single olarak ‘You Don’t Own Me’ çıkmıştı. Grubu SXSW’da 3 sene önce canlı izlediğimden beri enerjileri, performansları aklımdan çıkmıyor. İlk albümlerindeki yakaladıkları başarı, ‘Who Am I?’ ile katlanarak artacağına inanıyorum. Özellikle ilk albümde duygularını ve hayata bakışını daha dolaylı aktardığını söyleyen Barton Gracie, yeni şarkılarda çok daha samimi bir dille kendisini anlatmış.

Yıldızlar: Change, Easy, Who Am I?, Fall To Pieces, You Don’t Own Me

Oscar’ımı Verdim Gitti: She’s My Religion

Ruhu besleyen besteler: Hania Rani

19 Şubat’ta PSM Online’da Hania Rani dinleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor.

Genç sanatçı ile bu özel konser öncesi bir araya geldik. Yeni dönemde online konserlerin hayatımıza girmesiyle, bu durumun etkinlik sektörüne yansımasını sorduğumda, daha önceleri kimi dinleyicinin konserlere mesafeler sebebiyle katılamamasının bu sayede ortadan kalktığına sevindiğini belirtti. Covid’in hayatımıza kattığı bu yeni durum, tüm bu zor koşullar bittiğinde de hayatımızda kalacağını düşündüğünü belirtirken, hayatın özellikle de eğlence sektörünün bu değişimi net bir şekilde işleyişine katacağını düşündüğünü söyledi.

Hania Rani, 7 yaşında piyano çalarak başladığı bu yolculukta ailesinin her zaman desteğini yanında hissetmiş. Her ne kadar ailesi müzik okulundaki bu hevesinin geçici olacağını düşünse de, o hayatının en temeline yerleşmiş bir tutkuyu çok küçük yaştan keşfetmiş. 

Yazının Devamını Oku

Super Bowl Hayal Kırıklığı

Geçtiğimiz pazar günü Super Bowl devre arası şovunda The Weeknd sahnedeydi. Önceki senelerin performanslarını düşününce, pandemi döneminde olsak bile bu seneki şovun da en az geçmiştekiler gibi olacağını düşünmüştüm. Maalesef yanılmışım, 14 dakikalık The Weeknd’in performansı tahmin ettiğimden daha cılızdı.

Covid önlemleri sebebiyle şovun birçok kısıtlamaya tabi olduğunu geçtiğimiz haftalarda belirtilmişti. Büyük ihtimal ile bu önlemler sebebiyle The Weeknd’in şovunun büyük bölümü sahne üzerindeydi. Bu da maalesef gösteriyi bir konser sahnesinden öteye götürmedi. Sahnede The Weeknd’in yanında konuk başka bir sanatçının olamaması da önlemler sebebiyle olduğu söylentiler arasında. Sanırım benim en çok da beklentim konuk performanslar üzerineydi.

Performansın büyük bölümü sahnede olan şovda, The Weeknd’in arkasındaki dekor ve üzerindeki koro ve müzisyenler ara ara ekrana gelse de, bence bu dekor şovun genel konseptinden biraz kopuktu. Sanatçının 8 şarkı seslendirdiği bu performansta, saha üzerindeki ‘After Hours’ temalı yüzü sargılı dansçılarla olan bölümde ilk albümünden ‘House Of Balloons’un bir kuplesini seslendirmesi benim için bu gecenin en güzel anıydı diyebilirim.  Kapanış tahmin edileceği gibi ‘Blinding Lights’ ile havai fişekleri eşliğinde dev bir coşkuyla oldu. Normal prodüksiyon maliyetlerine ek olarak Weeknd’in kendi cebinden de 7 Milyon dolar para harcaması bu senenin şovu açısından bir diğer enteresan detaydı.

Yeni Çıkış

Perdenin Ardındakiler – Uzaklara Savrulalım

Yaklaşık 1 ay önce Perdenin Ardındakiler ile All Access Youtube kanalımda detaylı nefis bir söyleşi yapmıştık. O söyleşide grup yeni albümlerinin hazır olduğunu yakın zaman içinde yayınlamak için heyecanlı olduklarını belirtmişlerdi.

Albümden önce birkaç hafta içinde yeni bir single yayımlayacaklarını ve bu şarkıda kendilerine bir başka sanatçının da eşlik edeceğini belirtmişlerdi. Geçen hafta grubun yeni şarkısı ‘Uzaklara Savrulalım’ yayımlandı ve şarkıda gruba Mark Eliyahu’nın eşlik ettiğini öğrenmiş olduk. Söyleşide bu düet hakkında neden bu kadar heyecanlı olduklarını şarkı yayımlandıktan sonra daha iyi anladım. ‘Uzaklara Savrulalım’ da Perdenin Ardındakiler’in güçlü sözlerine Mark Eliyahu’nun kemençe performansı çok yakışmış. Grubun kendilerine has tarzlarında ortaya koydukları güçlü melankoli yeni şarkılarında Mark Eliyahu’nun da eşlik etmesiyle daha da etkisini hissettiriyor. Şarkının sözleri Doruk Ereşter’e, müziği Direnç’e düzenlemesi ise Mark Eliyahu ile Doruk Ereşter’e ait şarkının nefis kapak tasarımı da Ece Gauer imzası taşıyor.

Güliz Ayla – Evdekilere Söyle

Yeni bir şarkı yayımlasın diye merakla beklediğim sanatçılardan biri de

Yazının Devamını Oku

Büşra Kayıkçı’nın Dünyası

7 Şubat’ta Zorlu PSM konseri öncesinde Büşra Kayıkçı ile bir araya gelme şansı yakaladık. Aslında pandemiden bir sene önce ‘Eskizler’ albümünü yayımlasa da, pandeminin getirdiği dijital konser dünyası Büşra’yı sosyal medyada daha da görünür kıldı.

9 yaşında babasının aldığı org ile başlayan müzik yolculuğu, yaklaşık 10 sene büyük bir azimle ve ailesinin desteğiyle devam etmiş. Piyano dersleri için bol bol klasik müzik dinlese de, discman’inde Cranberries-Everybody Else Is Doing, So Why Can’t We?, No Doubt- Tragic Kingdom ve RHCP – By The Way albümleri tekrar tekrar döner dururmuş. 

Mimarlık fakültesinden mezun olduktan sonra müzik ile profesyonel bir buluşma yaşayan Kayıkçı, klasik repertuarı çalarken onu esas heyecanlandıranın yaptığı müziği modifiye ederken yaşadığını anlatıyor. Mikrofonlara yaptığı manipülasyonlar, tasarladığı yeni sesler giderek başka bir ilgi odağı olmaya başlamış. Müzik geçmişiyle tasarımcı kimliğinin birleştiği alanda yaptığı şarkılarla yeniden doğmuş.

Doğum/Birth’ sanatçının yayımladığı ilk şarkı olarak kariyerinde özel bir yere sahip. Hayatındaki kırılma noktasına tanıklık eden bu şarkı, tüm rutinlerinin ve dinamiklerinin baştan aşağı değiştiği bir döneme ayna tutuyormuş. Bu değişim sanatçının zihninde ve ruhunda kendini yeniden doğurma olarak yankı bulduğu için eserine ‘Doğum’ adını vermiş. ‘Doğumlar sancısız olmaz’ diyen sanatçı, parçanın girişinde sancıya dair bir tarif olduğunu ve devamında doğum mucizesiyle gelen bir rahatlama olduğunu belirtiyor.

Büşra Kayıkçı’nın müziğinde ve yaptığı resimlerinde esasen hayatındaki sadelik başrolde. Sade olmaya bakışını sorduğumda ‘fazlalık olarak algıladığım hiçbir şeye tahammülüm yok’ diyor. Kendisini sadeliğe götüren esas kanalın bu olduğunu belirten sanatçı, işlevi yoksa veya onsuz da hayat devam ediyorsa, hemen görsel ve işitsel alanından çıkarttığını söylüyor. Sadece sanat özelinde değil, evinde, ilişkilerinde, yiyip içtiğinde, giydiğinde yani kısacası her anında onunla olan bir refleks olduğunun altını çiziyor.

Sadeliğe olan vurguyu düşünce ilk albümü ‘Eskizler’deki şarkıların hikayelerini merak ediyorum. Son derece sıradan, günlük rutinlerden, baktığı her şeyden beslenerek ortaya çıkan eserler olduğunu belirtiyor. Örneğin ‘Melez Lavanta’ aromaterapik yağın onda bıraktığı etkiyi, ‘Yeşil’ piyanosunun yanındaki pencereden izlediği çınar ağacını anlattığını söylüyor. ‘Gölgeler’, her gün akşam güneşinde ofisine vuran ışığın ve gölgelerin duvardaki eşsiz dansını, ‘Bir Rüya Gördüm’ ise her sabah bambaşka bir senaryoyla uyandığı uzun rüyalarını, ‘Polaroid’ kızıyla lunaparkta çok eğlendikleri bir gün çektirdikleri ilk polaroid fotoğrafı anlattığını aktarıyor.

Çalarken onu mutlu eden, hüzünlendiren, motive eden eserleri sorduğumda, kendisinin genelde ritmik ve bol tekrarlı motifler çalmaktan keyif aldığını söylüyor. Bir modern sanat müzesinde sürekli aynı yönde dönen bir objeyi izlerken, tekrar eden şeylerin verdiği güven duygusunu fark ettiğini, aynı şeyi tekrar ettiği için bir sonraki adımı bilmenin, hayal kırıklığına veya şüpheye yer olmadığını, bu durumun müzikteki karşılığını bu kadar benimsemiş olmanın altında benzer hisler yattığını belirtiyor. Neredeyse tüm çalışmaları bu stilde olduğu için hepsinden aynı keyfi aldığını ekliyor.

Film müziği yapmayı çok istediğini belirten Büşra Kayıkçı, genelde Alexandre Desplat’ın tüm çalışmalarını çok beğendiğini, ‘Atonement’ filminin giriş sahnesindeki müzikten çok etkilendiğini söylüyor. Bu sahnenin kendisinin bizzat müziğin öğelerini oluşturduğunu, daktilo sesiyle başlayan müziğin sonrasında Marianelli’nin çarşaf serme, kapı çarpma seslerini kullanmasının kendisinin müzik dışında özel olarak dinlediği sesler olduğunu söylerken, belki de bu yüzden çok etkilendiğini ekliyor.

Büşra Kayıkçı’nın TEDX konuşmasını belki izleyenleriniz olmuştur. Müzisyen bir anne olarak çocukların müziğe ilgisi hakkında düşüncelerini sorduğumda, kendi kızına eğitim vermek için özel bir program takip etmediğini belirtiyor. Günün çoğunluğunda kendisi çalışırken onun yanında olduğu için zaten birçok şeyi duyduğunu ve zihnine kazındığını söylüyor. Esas talebin çocuğun kendisinden gelmesinin her şeyden daha önemli olduğunu belirtirken, müziğin özünde sezgisel bir mesele olmasının da altını çiziyor.

Yazının Devamını Oku

Uykumun Boynunu Bükme

Geçtiğimiz hafta Melike Şahin’in merakla beklenen yeni şarkısı ‘Uykumun Boynunu Bükme’ yayımlandı. Söz konusu şarkı sanatçının uzunca süredir merakla beklenen ilk albümü ‘Meryem’den çıkan ilk şarkı olduğu için de ayrıca bir önem arz ediyor.

Söz ve bestesi Melike Şahin’e ait ‘Uykumun Boynunu Bükme’nin düzenlemesi Boom Pam’in kurucusu Uri Brauner Kintor’a ait. Özellikle şarkının 2:25 ile başlayan bölümüne öyle bir sardım ki, bir tur dinliyorum bitiyor. Sonra şarkıyı o bölüme sarıyorum o kısmı tekrar tekrar dinleyip daha da bir mutlu oluyorum.

Son üç yıldır yayımladığı single çalışmalarıyla dinleyicisini adım adım ilk albümüne hazırlayan Melike Şahin, herkesten daha da heyecanla ‘Merhem’in çıkışına kitlenmiş durumda.  Ah! Kosmos ile birlikte yayımladığı ‘Ukde’ için geçtiğimiz sene yaptığımız All Access Youtube söyleşisinde, Melike pandemi döneminde albümünü tamamladığını söylediğindeki heyecanını şimdi çok daha iyi anlıyorum. ‘Merhem’den yayımlanan ilk şarkının etkisi böyle olunca, devamını merakla beklemek insanda sabırsızlık damarlarını daha da çok çalıştırıyor.  Bunda elbette şarkının klibinin de payı büyük. Melih Kun’un yönetmenliğini üstlendiği ‘Uykumun Boynunu Bükme’nin video klibinde Melike Şahin’in hem bu şarkının stüdyo kayıtlarından görüntüler var, hem de ‘Merhem’in diğer şarkılarının hazırlıklarına ve vokal kayıtlarına dair çalıştığı ekip arkadaşlarıyla görüntüleri yer alıyor. Klibi izleyip de daha neler var bu albümde diye merak etmemek gerçekten de çok zor.

Sosyal medyada Melike Şahin severler ‘Uykumun Boynunu Bükme’ yarışmasıyla viral olma yolundalar. Şarkıdaki özellikle adının geçtiği ‘Uykumun Boynunu Bükme’ bölümünün söylemesi biraz beceri gerektiriyor. Hal böyle olunca hayranları şu sıralar sosyal medyada bu bölümü özellikle story’lerinde söyleyerek hem kendi seslerinin gücünü gösteriyorlar, hem de şarkıya her seferinde ayrı bir anlam katıyorlar.  26 Şubat’ta Diva Bebe Records ve Gülbaba Record etiketiyle ‘Merhem’ yayımlanıyor. O zamana kadar şimdilik ‘Uykumun Boynunu Bükme’nin duygu seliyle akıp gideceğiz.

Yeni Çıkış

Erkin Arslan – Yarım Kalan

Erkin Arslan söz ve bestesi kendisine ait ‘Yarım Kalan’ şarkısını geçtiğimiz hafta yayımladı. Düzenlemesi Sarp Özdemiroğlu’na ait olan ‘Yarım Kalan’ yeni bir aşk şarkısı. Yarım kalan aşklara adanmış şarkıda Erkin Arslan aslında herkese aşk diliyor. Şarkının aşk dolu hikayesinin yanı sıra klibi bir başka özel. Olgu Baran’ın yönetmenliğinde Erkin Arslan bu sefer ‘Yarım Kalan’ın videosundaki hikâye ile herkese empati kurdurmayı başarmak istemiş.

Şile civarındaki yapılan çekimler nefis görüntülerle dolu. Doğa ve hava harika, ancak esas olay şarkının başladığı andan itibaren Erkin kadar klipte rol alan iki işitme engelli tercümanın şarkıyı işaret diliyle anlatmasında gizli. Klibin sağ alt köşesinde başlayan işaret dili anlatımı, video klibin ilerleyen dakikalarında tüm ekrana yansıdığında o küçük karenin aslında ne kadar çok şey anlattığını daha iyi anlıyorsunuz. Şarkının sözleriyle aktardığı olumlu duygulara ek olarak, klibinin bu denli önemli bir sosyal mesajı aktarmasının, hepimizin hayatındaki farkındalığını arttırmak adına çok değerli olduğunu düşünüyorum.

Kısa Kısa

Yazının Devamını Oku

Evde

Son birkaç aydır merakla yayımlanmasını beklediğim ‘Evde’ albümü geçen hafta Universal Müzik Türkiye etiketiyle dijital platformlarda yerini aldı. Pandemi döneminde yapılan albümlerin detayları, hayatımızın önceki normaline göre benim daha çok ilgimi çeker oldu. ‘Evde’ albümü de tam böyle bir dönemin ürünü olduğu için, ortaya çıkış hikâyesi ve tüm detayları çok merakımı çekiyor.

Canozan ile pandemi döneminde All Access Youtube söyleşisi yaparken, evde müzik üretirken sesi açıp daha rahat çalışmak istiyorum ama şehir içindeki yaşamda bu konu o kadar da kolay olmuyor dediğini çok iyi hatırlıyorum.  ‘Evde’ albümünün fikir tohumları bu konudan ortaya çıkmış. Ses sorunu yaşamadan, aklına uyan, birlikte müzik yapabileceği müzisyenlerle bir eve kapanıp rahat rahat müzik yapmak fikri giderek daha da güçlenmiş. Pandeminin konserlere imkân vermemesi, bu zamanı en azından daha yaratıcı bir şekilde değerlendirme fikri bir eve kapanıp albüm yapma fikrine evrilmiş. Nova Norda, Birkan Nasuhoğlu ve Sedef Sebüktekin ile 21 gün Sapanca’da bir evde ortak bir albüm yapma fikri hepsine büyük bir heyecan aşılamış ve sonunda hedeflerine ulaşmışlar.

21 gün sonunda ortaya çıkan 8 şarkılık bu albüm benim için tür anlamında büyük bir ters köşe oldu. Daha akustik temalı bir albüm beklerken, ekibin ortaya çıkarttığı şarkılar hem çok yenilikçi, hem de tahminimden daha enerjik şarkılardan oluşuyor. Pandemi gündemi, karamsarlık, bilinmezlik bir yana, Nova Norda, Birkan Nasuhoğlu, Canozan, Sedef Sebüktekin karanlık ve negatif duyguları bu albüme hiç yaklaştırmamışlar. Chill, upbeat, elektro akustik türlerin etrafında ama en önemlisi dinleyeni iyi hissettirecek modların temelde olduğu nefis bir albüm olmuş.

Albümün çıkış şarkısı benim de favorilerimden olan ‘Bir Yol Buldum’ ile oldu. Şarkının Can Özen yönetimindeki klibi de nefis olmuş. Dilerim devamında albümden bir sürü klip gelmeye devam eder. En çok da ‘Vazgeçtim’in de bir video ile taçlanmasını çok istiyorum.

Yıldızlar: Keyfim Yerinde, Bize Göre Değil, Olacak Elbet

Oscar’ımı Verdim Gitti: Şehrin Işıkları, Vazgeçtim, Bir Yol Buldum, Keyfim Yerinde

2021’in İlk Festivali: Milyonfest Online

14-18 Ocak tarihleri arasında online etkinlik ve gösteri platform Sosyo’da yılın ilk festivali Milyonfest Online gerçekleşti. 5 günlük canlı yayın maratonunda 15 sanatçı sahne aldı. Pandemi döneminde konser ve festivaller eski normal düzenine gelene kadar online etkinlikler tek çıkış noktamız.

Sertab Erener, Ceza, Can Bonomo

Yazının Devamını Oku

Kendi Okyanusunda Bir Sanatçı: Mark Eliyahu

Mark Eliyahu ne zaman İstanbul’a konsere gelse o biletler hep kısa sürede biter, sonra da herkes her yerde bilet arardı. 4 sene önceki İstanbul konseri öncesinde röportaj yaptığımızda, kendisinin sakinliği ve müziğin ona verdiği huzuru hala hep aklımdadır. Bu anlamda çok farklı ve özel bir sanatçı olduğunu düşünüyorum.

15 Ocak’ta Zorlu PSM’nin online konserinde sahne alacak sanatçı ile gündemi, canlı ama dijital konserleri, yani şu anki yeni hayatı konuştuk.

Canlı konserlerin her zaman yerinin başka olduğunu belirten sanatçı, izleyiciyle göz göze o kalabalıkta performans vermenin bir sanatçı için paha biçilmez bir şans olduğunu belirtse de, online konserlerin de kendisi için yeni ve güzel bir deneyim olduğunu söyledi. Konserlerinin seyahat edebildiği şehirlerle sınırlı olduğunu düşününce, istediği ses kalitesinde bir performansı dijital olarak sevenlerine sunabilmenin muazzam bir şans olduğunu belirten Eliyahu bu anlamda çok şanslı olduğunu belirtiyor. Pandeminin başlarında sadece kendi telefonu üzerinden yaptığı yayınlardan, şimdi daha profesyonel bir ekip ile ışık, ses ve çekim kalitesinin geldiği noktadan hem mutluluk duyuyor, hem de bu gelişimin bir anlamda da büyük bir tecrübe olduğunu düşünüyor.

Pandemi dönemi üretim anlamında Mark Eliyahu’ya yaramış. Bu zor günlere rağmen çalışarak vakit geçiren sanatçı yepyeni şarkılar yapmış. Muhtemelen yakın gelecekte bu şarkıları hep birlikte dinleyeceğimizin müjdesini veren sanatçı, hayat bizi bu dönemde her ne kadar zorlasa da sanatın her koşulda ayakta duracağına inandığını da belirtmeden geçmiyor. Performans sanatları açısından çok zor bir dönemden geçtiğimizin herkes gibi kendisini de farkında olduğunu söylerken, bu günler geçtiğinde yine de konserlerin hayatımızın bir parçası olmaya devam edeceğine emin olduğunu belirtiyor.

Yakın zaman önce yayımlanan ‘Always Now’ şarkısı sanatçının pandemi zamanı yaptığı bir şarkı. Şarkının anlattığı her şey aslında akışta kalmayı, yarın, sonraki gün ne olacak kaygısından ziyade hep bu anda kalmayı anlatıyor. Aşk ve sadelik üzerine hislerini kaleme aldığında ortaya ‘Always Now’un çıktığını belirten Eliyahu, şarkının ona hissettirdiklerinden ötürü çok mutlu olduğunun altını çiziyor.

 

4 sene önceki söyleşimizde kariyerinde ilk günlerine kıyasla nelerin değiştiğini sorduğumda, Mark Eliyahu o zamanlar daha geleneksel bir rüzgârla müzik yaptığını, bunun yerini artık daha hissettiği gibi müzik yapmaya bıraktığını açıklamıştı. Şimdi neler hissettiğini sorduğumda, insanın zamanla kendisini bulmasının keyfinden bahsetti. Kendini bulmanın detaylarını verirken, bunun müziğine de yansıdığını ve kendini daha iyi ifade eden bir üretime dönüştüğünü söyledi. Geleneksel anlamda bir müzik yapmanın az ya da çok ifade edilecek bir şey olmadığını aslen müziğinde tam anlamıyla kendini anlatabildiğini hissettiğini söyledi. Müziğin uçsuz buçaksız bir okyanus olduğunu söyleyen Eliyahu, başlarda okyanusun kıyısında yüzerken, seneler içinde yüzmeyi daha iyi öğrendiği için müziğinde daha da derinleştiğini belirtiyor. Bu okyanusta birlikte gezinmenin en güzel yanı da kendisini 15 Ocak’ta Zorlu Psm online konserinde izlemekten geçiyor!

 

Yeni Çıkış

Yazının Devamını Oku

Gain İle Yepyeni Bir Dünya!

Yeni yıla kısa bir süre kala yayın hayatına giren Gain, en büyük alışkanlığım olmak üzere emin adımlarla ilerliyor.

Son bir haftadır telefonu elimden düşürmeden ne kadar içerik varsa nerdeyse hepsini izledim. Logosuyla Banksy’e selam eden yeni yayın platformu Gain’de müzikten, belgesele, diziden, eğlence programlarına oldukça zengin bir içerik havuzu var.

Beni en çok etkileyen özelliği nerdeyse her içeriğin hap gibi kısa ama yeterli uzunlukta olması. Misal dizilerin her bölümü maksimum 15 dakikalarda olması harika. Belgesel ve haber içerikleri ise detaylarda değil daha çok kısa anlatımlarla tam hedefe koşmuş.

Gelelim iştahımı en çok kabartan müzik içeriklerine. Teoman’ın Gain’e özel yaptığı performansına hayran kaldım. Performans mekânın tasarımının güzelliği, performansın sadeliği ve etkileyiciliği bu sefer performans bitince neden daha çok yok diye hayıflandırdı. Mirgün Cabas ile Teoman söyleşisi ise en çok beğendiğim işlerden biri oldu. Söyleşi bir çırpıda izleniyor ve fakat biraz küt diye bitiyor. Söylemeden geçemeyeceğim bitiş kısmı böyle aniden olunca, acaba devamı mı var diye baya arandım ama bulamadım, sonra bu kadarmış diyerek ikna oldum.

Nükhet Duru’nun ‘Uzunlar’ performansı, Can Güngör’ün ‘Gündüz Tarifesi’, Ceylan Ertem’in ‘Namus’ yorumu Gain’i aklıma kazıyacak nefis işler oldu. Bütün bunların üzerine yılbaşı gecesinin en orijinal programlarından biri olan Mücbir Sebepler’in Gain’de canlı yayınla sürprizden sürprize 1991 yılına geri sayım yapması da ayrıca çok eğlenceliydi.

Konserler JoJo’da!

Pandemi henüz bitmediği gibi, koşullar biraz rahatlasa da kapalı alanlarda konser konusu hala bir muamma. Bu sene içinde uzunca süre kapalı alanlarda konserlerin yapılmasının zor olduğunu düşülünce bu dev ihtiyaç ‘JoJo’yu doğurmuş oldu.

Müziğin herkese ulaşmasını hedefleyen JoJo ekibinin yaptığı işin kalitesini Cem Adrian konserini izleyerek yakından takip ettim. Genelde dijital platform üzerinden yapılan konser veya performans işlerinde ses kalitesi dinleyicinin olduğu kadar sanatçıların da en çok üstünde durduğu konudur. Bu açıdan JoJo’daki  performans kalitesinin net olarak sınıfı geçtiğini söyleyebilirim. Konseri hem kulaklığımla, hem de kulaklık olmadan dinlediğimde ziyadesiyle tatmin edici olduğunu söylemem gerekiyor. Uygulamanın bir diğer güzel yanı da, konseri tek başınıza izleyebileceğiniz gibi, size özel açılan bir odada 5 arkadaşınızla birlikte izleme imkânınız mevcut.

Birkan Nasuhoğlu’ndan GEL!

Yazının Devamını Oku

2020’nin Yerli Albümleri ve Teklileri

2020’nin herhalde en keyifli anları sonları oluyor. Keyifli diyorum, çünkü nedense yeni bir yılın başlayacak olması yine de bir umut barındırıyor bence. Her açıdan çok zor bir seneyi geride bıraktık. Covid salgınıyla bu seneyi geçirip, nasıl mücadele edeceğimizi öğrenirken, senenin büyük çoğunluğu imkânı olanlar için evlerinde geçti ve bir süre daha bu şekilde devam edecek gibi görünüyor.

Ekonomik anlamda birçok sektör bu salgından ötürü yara alırken, dünyada en büyük zarar alan iş kolları performans sanatları ve müzik sektörü oldu. Bu duruma rağmen yayımlanan albümleri ve teklileri derleyip yılsonu yazısı yazmak için masa başına oturunca aslında üretim anlamında son senelerin en verimli denebilecek senelerinden birini geçirmişiz diye düşündüm.

Her ay aldığım albüm ve teklilerin notlarını şu şekilde:

OCAK

Ocak ayının ilk haftaları genel anlamda 2019’ın rehavetiyle geçti galiba. Ayın ortasına geldiğimizde, bir süredir merakla takip ettiğim Minas Ceylin’in ‘Kaybolursam Şarkı Söyle’ adlı albümü yayımlandı. Otobiyografik albüm sanatçının kendi köklerini aramak için yollara düştüğü seyahatinde aldığı notlar şarkılara dönüşüp albümle son noktaya ulaşmış. ‘Mütevazı Bir Aşk Hikâyesi’ ve ‘Tüm Çiçekli Şiirler Sana’ albümden aklıma not ettiğim şarkılardı. 

Ocak ayında piyasaya çıkan Ceylan Ertem’in ‘Cahille Sohbeti Kestim’ albümü de listemde yer alan bir diğer albümdü. Albümdeki ‘Yaktın Yandırdın Beni’ ve Can Güngör ile birlikte seslendirdiği Fikret Kızılok’un ‘Farketmeden’ yorumu muhteşem.

ŞUBAT

Notlarımda Şubat ayına gelince, henüz önümüzdeki aylar başımıza neler geleceğini bilmeden hemen önceki zamanlar, Ufuk Beydemir ikinci stüdyo albümü ‘Kristal Oda’yı yayımladı. Sanatçının ikinci stüdyo albümü tam bir rock şöleni olduğu için canlı performanslarının çok keyifli olacağını düşünmüştüm. ‘İşte Bir Anda’ , Dünya Gibi’ ve ‘Gerçek Nerede’ albümün yıldızları olarak işaretlemişim. Dilerim bu şarkıları ve daha fazlasını 2021’de canlı canlı konserlerde dinleriz.

Şubat ayında

Yazının Devamını Oku

Taylor Swift’ten Bir Sürpriz Daha: Evermore

Taylor Swift bu senenin en sürpriz dolu sanatçısı oldu.

 

Geçtiğimiz Temmuz ayında yayımladığı indie esintili ‘folklore’ albümü 2020’nin en çok dinlenen çalışmalarından olurken ve hatta etkileri daha çok tazeyken Taylor Swift tıpkı ‘folklore’ gibi yine ansızın bir albüm daha yayımladı.

İlk albüm yayımlandıktan sonra rahatlayacağını düşünen sanatçı, şarkıların devamının geldiğini hissettiği için çalışmayı kesmemiş. Kendisinin de deyimiyle ‘folklore’a kız kardeş olarak gelen ‘evermore’ sonrasında aslında bir bütünlenme hissi oluşmuş. Folklore’da birlikte çalıştığı Aaron Dessner, Jack Antonoff’a ek olarak The National’dan Bryce Dessner da ekibe dahil olmuş.

Taylor Swift, 2019 senesinde çıkarttığı ‘Lover’ albümünden beri daha farklı bir yolda ilerliyor. Önceki yayımladığı altı albümüyle ilgili yapımcısıyla yaşadığı sorunlardan ötürü artık kendi başına ilerleyen Taylor Swift bu konuda aldığı yaradan mıdır bilinmez, son 1.5 yılda önceki albümlerinin yarısı kadar albüm yayınladı bile. Gerçekten bu hızla giderse geçmişteki albümlerinden daha çok albüm yayımlayarak bu yarışı önde bitirebilir.

‘folklore’ ve ‘evermore’un yanı sıra Taylor Swift pandemi süresinde önceki albümlerini yeniden kaydettiğini de duyurdu. Taylor Swift adeta yemiyor, içmiyor sürekli şarkıları üzerine çalışıyor, sanki onlarla besleniyor. Eski yapımcısıyla yaşadığı bu savaşın ikinci perdesi muhtemelen önümüzdeki sene eski albümlerinin yeniden kaydedilmiş halleri yayımlanınca yaşanacak. O zamana kadar bu konuda heyecan dalgası bu bilgi düzeyinde aklımızda yerini koruyacak.

‘evermore’a geri dönersek, albümün ‘folklore’a yakınlığı sanatçının kendisinin de ifadesi olsa da, tek dinlemeyle içine girilecek ve yorum yapılacak bir çalışma değil. ‘folklore’u daha yeni yeni sindirmeye başlamışken 4.5 ay sonra ‘evermore’ bir gecede ortaya çıkınca ben de herkes gibi çok heyecanlandım. Gözlemlediğim kadarıyla Taylor Swift hayranı olmayan birçok kişi ‘folklore’ sonrası yaşadığı şoku ‘evermore’un ortaya çıkmasıyla bir kere daha yaşıyor. Daha önceden Taylor Swift dinlemeyen birçok müziksever ‘folklore’ ile başlayan bu yolda ‘evermore’ ile devam ediyorlar.

‘evermore’ yine hikâye anlatımı üzerine kurulu, sözlerin daha önde olduğu, prodüksiyonun tıpkı ‘folklore’ gibi sade ve akıcı bir düzende hazırlanmış. ‘folklore’ da Bon Iver düeti ‘Exile’ herkesi şoklayıp, hayran bırakmıştı. ‘Evermore’da Taylor cömert davranmış tek değil 3 düet yapmış. Üstelik sadece Bon Iver’ın yanı sıra bu albüme The National ve HAIM de Taylor’a eşlik ediyorlar. En iyi bildiği şey olan müziği, çalışmayı hiç kesmeden sürekli üretmeye kendini adamış bir müzik insanı Taylor Swift. Özellikle böyle enteresan bir senede iki tane güçlü albümü bu kadar hızlı bir sürede hazırlayıp yayımlaması akıl almaz bir durum. Bu albümler Taylor Swift’in hem kendi kariyeri için bir dönüm noktası, hem de geçmişse dönüp baktığında tarihe bıraktığı unutulmaz bir iz olacak.

Yıldızlar:

Yazının Devamını Oku

Hayata

Geçtiğimiz hafta Cuma gününden beri eminim benim gibi birçok müziksever senelerdir beklediği bir albüme kavuşmanın mutluluğunu yaşıyorlar.

Onur Özdemir’in Sakin 2. albüm demolarından oluşan ‘Hayata’ albümü hepimizi 12 sene öncesine ışınladı. Kimle konuşsam herkes dev bir nostalji treninde geziniyor. Kimisi üniversite anılarında, kimisi bahar şenliklerin gerçekten şenlik gibi olduğu dönemlerdeydi. Aslında sanırım hepimiz müziğin büyülü yükseliş trendinin yaşandığı o tatlı günleri geri dönmeyi, bunu da Sakin ile yapmayı çok özel bulduk diye düşünüyorum.

Onur Özdemir senenin sonuna doğru bize nefis bir yeni yıl hediyesi verdi. Sakin 2. albüm demoları öncesinde bu heyecanı daha da katmerli bir hale getiren yepyeni bir şarkı daha var o da ‘Haydut’.  Onur Özdemir, yepyeni şarkısı ‘Haydut’ u yayımlayarak hem eski ‘Sakin’ günlerine bir selam verdi, hem de Onurr projesine ek olarak kendi adıyla çıktığı bu yeni bir yolu da resmi bir hale getirdi diye yorumluyorum.

Gelelim ‘Hayata’ albümüne ve hissettirdiklerine. ‘Yasak Rüya’ ile başlayan albüm senelerdir akıllarda saklı kalan, Sakin sevgisini perçinleyen ama bir bütün olarak tek albümde taçlanamayan şarkıların birbiri arkasına geldiği 10 şarkılık nefis bir albüm. ‘İlk Yara’, ‘Semender Dürtüsü’, ‘Eksik Şarkı’, ‘Kurtlu Kuyu’ dinledikçe tekrar tekrar başa döndüren şarkılar. Beni özellikle bu albümde en çok etkileyen şarkı ‘Hangi İz’ ve ‘Lhasa’ oldu. Özellikle ‘Hangi İz’i bu sene mart ayında Onur’un sosyal medyada canlı yayında söylerken yaşadığı duygusallığı, şarkıyı her dinleyişimde aklımdan çıkartamıyorum. Albümün yayımlanmasının hemen ardından Onur ile bir All Access Youtube çekimi daha yaptık. Yakın zamanda yayında olacak bu bölümde yine sürpriz ve aşırı mutlu haberler var!

Moğollar’dan 11 Yıl Sonra Albüm

Dile kolay 52 yıllık bir grup Moğollar. 11 yıl aradan sonra yeni bir albümle geri dönüyorlar. ‘Anatolian Sun Part 1 & Part 2’ adlı albümleriyle doğrudan plağa kayıt yöntemiyle, dünyaca ünlü Artone Studio’larında kaydedilen bir müzik şöleni bizleri bekliyor.

11 yıl sonra gelen iki albümlük plak formatındaki bu çalışma grubun konserlerdeki performanslarına en yakın kayıt olma özelliğini taşıyor. Gülbaba Records & Night Dreamer Records etiketiyle 11 Aralık’ta yayımlanacak olan albüm, tek seferde ve canlı kaydedilmiş. Prodüktörlüğünü Murat Erel’in üstlendiği ‘Anatolian Sun’ün büyük sürprizi ise Cem Karaca ve Moğollar’ın 1973’te yayımladığı ‘Gel Gel’ grup tarafından 47 yıl sonra yeniden kaydedilmiş.

Mariah Carey Rekoru Geliyor!

Yılın Mariah Carey dinlemelerinde rekorları altüst eden o dönemine geldik yine.

Yazının Devamını Oku

Grammy Krizi

Geçtiğimiz hafta müzik dünyasının en prestijli ödüllerinden biri olarak anılan Grammy adayları açıklandı. Adaylar açıklandı açıklanmasına ancak olayların ardı arkası kesilmedi. Krizin kahramanı The Weeknd ve herhangi bir dalda bir tane bile adaylığının olmamasıydı.

Açıklanan adaylıklardan sonra The Weeknd, ödül töreninin şaibeli olduğunu, hem kendisine hem de tüm hayranlarına bir dalda bile aday gösterilmemesinin nedeninin açıklanması gerektiğini sosyal medya profilinden dile getirdi. Bununla kalmayıp Super Bowl’da yapacağı performanstan ötürü Grammy’deki performansının sorun olmasıyla ilgili yorumlar yapan sanatçının, ‘adaylık yoksa performans da mı olmuyor?’ diyerek sitemini dile getirdi.

İlk etapta sessiz kalan akademinin başkanı ve Ceo’su Harvey Mason, daha sonrasında The Weeknd’in üzüntüsünü makul ve anlaşılabilir karşıladığını, bu sene yayımladığı dinleme rekorları kıran albümü ‘After Hours’un ve performanslarının dünya çapında büyük ilgi gördüğünü, bütün bunları takdir ettiğini belirten bir açıklamada bulundu. Adaylar listesinin oylamasının The Weeknd’in Super Bowl’daki performansının duyurusundan daha önce netleştiğini, Grammy’deki aday olmamasının bu durumla hiçbir alakasının olmadığını belirten Mason, her iki etkinlikte de performans yapabileceğini kendisine belirttiklerini açıkladı.

Her ne kadar bu açıklamalar yüreklere su serpmeye niyetlense de, The Weeknd’in başarısına karşın hiçbir dalda aday olmaması sanatçı dostları tarafından da protesto edildi. Protesto edenlerin başında kendisiyle aynı kaderi paylaşan Halsey yer alıyor. Sanatçının bu sene yayımladığı ve dinleme rakamlarında yüksek trendler yakalayan ‘Manic’ albümüyle nasıl olur da bir tane bile adaylık alamaz ben de gerçekten anlam veremiyorum. Drake, Elton John’un da aralarında yer alan birçok sanatçı The Weeknd’in aday olmamasına karşı akademiyi protesto ederken, özellikle kategorilerle ilgili Grammy’nin senelerdir yaptığı haksızlıklarla ilgili tartışma bir başka boyuta dönüşmeye başladı. Ocak ayının sonunda gerçekleşecek olan ödül törenine kadar bu konunun sakinleşeceğine pek ihtimal vermiyorum. Bakalım ödül gecesi bizi nasıl sürprizler bekliyor, bekleyip göreceğiz.

Dua Lipa’nın Online Konser Rekoru

Geçtiğimiz hafta Cuma gecesi Dua Lipa için fevkalade önemli bir geceydi.

Sanatçının pandemi sürecinde yayımladığı ikinci stüdyo albümü ‘Future Nostalgia’ şarkılarını da seslendireceği, haftalardır duyuruları yapılan ilk dijital konseri olan ‘Studio2054’ yayımlandı. Türkiye saatiyle 23:00 gibi başlayan konserde, Dua Lipa dans dolu bir şov hazırlamıştı. Uzun zamandır konsere hasret biri olarak gerçekten evde televizyona baka baka resmen konser havasına girdim.

70 dakikalık durmadan dönen bu diskoda, Dua Lipa’ya FKA Twigs, Elton John, Kylie Minogue, Bad Bunny, J Balvin gibi isimlerin de katılımı elbette etkinliği daha da büyük bir geceye dönüştürdü. Benim için gecenin tek hüsranı yakın zaman önce Miley Cyrus ile düet yaptığı ‘Prisoner’ın video klip gibi izlememizdi. Keşke bu bölümünde Miley Cyrus da Dua Lipa ile birlikte bu çekimde yer almış olsaydı diye içimden geçirdiğimi itiraf etmeliyim. Onun dışında her anı ince bir titizlikle işlenmiş, nefis bir konser izledik. Dua Lipa’nın Studio2054 performansı dijital konserlerin prodüksiyonu anlamında bence büyük bir örnek olarak hem tarihte yerini almış oldu hem de çıtayı oldukça yukarı taşıdı.

Bu özel gecenin izlenme rakamları geçtiğimiz gün açıklandı ve büyük bir rekora da imza attı. Dua Lipa’nın Studio2054 konseri, dünya genelinde Cuma gecesi yaklaşık 5 milyon kişi tarafından izlenmiş. Rakamların coşkusuyla tüm sevenlerine teşekkür demetlerini sosyal medya profilinden sunan Dua Lipa’nın bu özel konseri Pazar gününe kadar devam indirimli fiyat ile izlenebilir durumda. Hafta sonu sokağa çıkma kısıtlamasında bence kaçırılmayacak bir etkinlik olduğunu düşünüyorum.

Yazının Devamını Oku

Romantik

Gökhan Türkmen 5. stüdyo albümü ‘Romantik’ geçtiğimiz hafta yayımlandı.

Sanatçının 2019 senesinde hazırlıklarına başladığı ‘Romantik’ albüm projesi 10 şarkıdan oluşuyor. Geçtiğimiz yıldan itibaren her ay yayımladığı single çalışmalarıyla adım adım bizi albüme yakınlaştıran Gökhan Türkmen, bu süra zarfında yayımladığı şarkılara 4 yeni daha şarkı ekleyerek ‘Romantik’i müzikseverlere sundu.

‘Romantik’in prodüktörlüğünü Tunç Çakır üstlenirken, albümün kapak fotoğraflarını Hakan Adil çekmiş. Her yaptığı çalışmada mutlaka bir yeniliği de hayatına katan Gökhan Türkmen, ‘Romantik’ albümünde akustik temalara hem modern bir dokunuş getirmiş. Albümün enstrüman reçetesi de oldukça zengin. Akustik gitar, rock ve caz davullar, ukulele, harmonika, yaylıların da ekisiyle hem rock hem de country duygularını bir bütün olarak barındıran ‘Romantik’in çıkış şarkısı albümün de açılış şarkısı olan ‘Derdim’ oldu.

Sözü ve müziği Gökhan Türkmen’e ait ‘Derdim’ şarkısının düzenlemesi Atıl Aksoy tarafından yapılmış. ‘Romantik’ albümünün yayımlanmasıyla birlikte ‘Derdim’ şarkısının da klibini aynı anda yayınlayan sanatçı bu video klip çalışmasında Murat Joker ile çalışmış. Dikkat çekici ve büyük prodüksiyona sahip ‘Derdim’ video klibi yaklaşık 4 dakikalık bir kısa film hissi veriyor. Gökhan Türkmen’e bu duygusal klipte Yağmur Damla Aydın eşlik ediyor.

Yıldızlar: Gökyüzünden, Aşkın Enkazı, Gülmedi Kader, Kağıt, Alışamadım Masallara

Oscar’ımı Verdim Gitti: Derdim , Yalnızım Ulan

Yeni Çıkış

Kalben – Perişahı’nın Kızı

Kalben geçtiğimiz hafta yepyeni bir şarkı yayımladı.

Yazının Devamını Oku

Sakin 2. Albüm Demoları Geliyor!

Bu enteresan yılın galiba en güzel ayı Aralık olacak. Bunda da Onur Özdemir’in payı büyük. Senelerin beklentisi, Sakin severlerin rüyası gerçek oluyor!

Duyduk duymadık demeyin! Sakin 2. Albüm Demoları 4 Aralık’ta yayımlanıyor.

Muhtemelen birçoğunuz biliyorsunuz, sene başında All Access adıyla bir Youtube kanalı açtım. Kanalın ilk konuğu da Onur Özdemir olmuştu. Sakin’den başladık konuşmaya, kendi solo kariyerine, Sezen Aksu’ya şarkı vermesine kadar her şeyi en ince ayrıntısına kadar konuşmuştuk. Üstüne Onur nefis akustik performanslar da yapmıştı. Bu söyleşiden akıllara düşen en önemli haber Sakin’in 2. Albüm demolarını yayımlama planı ve devamında da tribute band olarak konserlerle birçok şehri gezmekti. Biz bu çekimi yaptık, 2 ay sonra Corona diye beklenmedik bir konu gündemimize girdi. Canlı performanslar, etkinlikler malumunuz ne zaman eski rutinine dönecek hala bir muamma. Ancak Onur Özdemir bu süre zarfında ince ince çalışmış ve Sakin’in 2. albüm kayıtlarının olduğu albümü yayına hazırlamış.

Geçtiğimiz hafta Onur beni arayıp bana iki tane müjde verdi. Birincisi yukarıda okuduğunuz Sakin 2. Albüm Demoları’nın 4 Aralık’ta çıkıyor olması, yazdıkça heyecanlanıyorum. Diğeri de yepyeni bir şarkı! Şarkının adı ‘Haydut’  ve 1 Aralık’ta yayımlanıyor. Onur, şarkıyı önden dinleyip heyecanımı daha da katlayayım diye gönderdi. Hep diyorum, bu işi yapmanın en güzel yanı da bu zaten. Şarkıları, albümleri yayınlanmadan önce dinlemek gerçekten de paha biçilmez bir heyecan.

Sakin günlerine nefis bir selam çakan ‘Haydut’u yayımlandığında ve sizler de dinlediğiniz eminim benim gibi hissedeceksiniz. Onur Özdemir önce yeni şarkısı ‘Haydut’ ile bizleri mest edecek, ardından da senelerin beklentisi Sakin’in 2. Albüm Demoları yayımlanacak. Bu sebeptendir ki Aralık bu senenin en güzel ayı olacak.

Covid’in bu sene getirdiği tüm o olumsuz havayı Onur’un Aralık başında yayımlayacağı şarkılar ortadan kaldıracak. Ben kendimi buna inandırıyorum ve her gün ‘Haydut’u dinliyorum, sizler de bir an önce dinleyin diye sabırsızlanıyorum. Bu zor seneyi, her şeye rağmen yine de üretmekle geçiren Onur Özdemir’i de ayakta alkışlıyorum.

Yeni Çıkış

Ceren Gündoğdu – Dünyada İkimiz

Ceren Gündoğdu masal gibi bir şarkı yapmış. ‘Dünyada İkimiz’ adlı yeni şarkı Ceren’in duru sesine o kadar yakışmış ki geçen hafta yayınlandığından beri şarkıyı tekrar tekrar dinliyorum. Söz ve müziği Ceren Gündoğdu’ya ait şarkının prodüktörlüğü ve düzenlemesi Cihan Mürtezaoğlu’na ait.

Yazının Devamını Oku

Kylie Diskoyu Evimize Getiriyor!

Kylie Minogue 15. stüdyo albümü ‘DISCO’yu geçtiğimiz hafta yayımladı.

Gerçekten enteresan bir sene 2020. Yılın büyük çoğunluğu şu ana kadar evlerde, konserlerden ve kulüplerden uzak bir şekilde geçerken en nefis dans albümlerinin de yayımlanması bu zamana denk geldi. Seneyi bu anlamda ısıtan ilk albüm Dua Lipa’nın ‘Future Nostalgia’sı oldu, ardından Lady Gaga acaba yayımlamaz mı derken ‘Chromatica’yı çıkarttı ve şimdi Kylie hepsinin üzerine diskonun ruhuna uygun nefis bir albümle karşımızda.

Bundan 12 sene önce, ben henüz Ankara’da master öğrenciliğimi yaşarken, final döneminde buhrandan buhrana koşarken, Kylie Minogue turnesi kapsamında İstanbul’a gelmişti. Tabi ki o konseri kaçırmadım! Yolda ders çalışarak günü birlik İstanbul’a gelip Kuruçeşme Arena’da Kylie Minogue’u boğaza nazır izlemiştim. Bu yazıyı yazarken ve özellikle konu da disko temalı olunca o konserin havası hep gözümün önündeydi.

‘DISCO’, Kylie Minogue’un belki de en iyi bildiği müziği icra ettiği albümlerden biri olmuş. Yeni albümünde dans müziğinin temellerine sadık kalan sanatçı, içinden geçtiğimiz bu karanlık, belki de biraz umutsuzluğun yükseldiği dönemde adeta ilaç gibi geldi. Sanatçı 15. albümünün hazırlıkları için 2019’un sonbaharında stüdyoya girmiş. Aslında ilk başlarda bir konsept belirtmeksizin yeni şarkılar üzerinde çalışırken konu kendi kendiliğinden diskoya gelmiş. Bir önceki turnesi sırasında içlerindeki Studio 54 havasının yeşermesi, turnesinin setlist’ini bu temaya uygun hazırlamaları aslında ‘DISCO’nun tohumlarını da o günlerde atmış.

Covid gölgesinde geçen bu yaz ortasında ‘DISCO’dan ilk single olarak ‘ Say Something’ yayımlanmıştı. Eylül ayında ‘Magic’ i ikinci single olarak yayımlayan Kylie, albümün çıkışıyla birlikte özel bir konser düzenledi. Kulağa ne güzel geliyor konser kelimesi ve fakat bu konser de günümüz koşullarına uygun dijital bir albüm lansmanıydı.

Ekim ortasında duyuruları yapılan ‘Infinite Disco’ konseri 7 Kasım Cumartesi günü bilet alan hayranları tarafından izlenebildi. Yaklaşık 30 bin adet bilet satılan konserde sanatçı hem yeni albümü ‘DISCO’dan şarkılara yer verirken, hem de önceki albümlerinden en sevilen şarkılarına da yer verdi. 14 şarkılık konserden ‘Real Groove’ şarkısının performansı geçtiğimiz günlerde yayımlandı. Nerdeyse tüm müzik eleştirmenleri Kylie Minogue’un böylesi bir dönemde disko albümü yayımlamasından ve yaydığı pozitif enerjiden ötürü ayakta alkışlamakta haklılar. Kylie sayesinde yepyeni, enerjik ve dans dolu şarkılarıyla pandemi döneminde her ev birer dans pistine dönüşecek.

Yıldızlar: Magic, Say Something, Last Chance, Monday Blues, Supernova, Celebrate You

Oscar’ımı Verdim Gitti: Miss a Thing, Real Groove,

Sam Smith’in Duygular Treni: ‘Love Goes’

Yazının Devamını Oku

İşaretler

2 senedir her yaptığını büyük merakla takip ettiğim Melis Güven ilk EP’si ‘İşaretler’i geçtiğimiz hafta yayımladı.

Arka arkaya yayımladığı ‘Hiç Olmuşsun’, ‘Zaman’, ‘Denizin Ruhu’, ne zaman çalsa havaya sokan ‘Kum’, ‘Sus’, ‘Karabasan’, ‘Karşında’ teklileriyle 2 sene boyunca Melis Güven bizi meğer ‘İşaretler’e hazırlıyormuş. 5 şarkılık ‘İşaretler’in söz ve müziğinde Melis’in imzası yer alıyor. EP’deki ‘Karşında’ ve ‘Çocuk’ şarkılarında Eren Erdol prodüksiyonda yer alırken, ‘İşaretler’, ‘Mavi’ ve ‘Ağıt’ ise Doğucan Çamlı prodüksiyonuyla hayata geçmiş.

EP’nin ilk video klibi ‘Mavi’ye geldi. Eymen Topçuoğlu, Can Esat Yalkın, Ali Demirel ve İpek Ural ortaklığında çekilen video klip bir yüzleşme hikayesini anlatıyor. Video klipteki hikâyeye dansçıların katkısı beni çok etkiledi. Klibin yansıttığı mistik tarzı stil danışmanlığında Deniz İrem Çelik katkı sağlarken, saç ve makyajda ise Gülşah Uzun çalışmış.

Melis ‘İşaretler’i kendi geçmişinden yola çıkarak, bugünü yaşarken aslında geleceğe nasıl umut dolu uzanacağını anlatıyor. Hayatın türlü zorluklarından kendi sesiyle ve hikâyesiyle yükselen çok özel bir ses Melis Güven. ‘İşaretler’in devamında gelecekler için şimdiden sabırsızlanıyorum.

 

Adele  2.0

Geçtiğimiz haftanın olayı Saturday Night Live’da (SNL) konuk sunucu olarak Adele’in yer almasıydı. Malumunuz 5 sene önce yayınladığı ‘25’ aldı albümünden sonra uzunca bir süre turne yapmış ve ardından da çocuğuyla daha çok vakit geçirmek için gündemden uzaklaşmıştı.

32 yaşındaki sanatçı en son sahnelerde göründüğünden beri fiziksel olarak epey değiştiğini Instagram’dan zaman zaman paylaşıyordu. Ciddi anlamda kilo verip, fiziksel olarak nerdeyse bambaşka biri olarak kendini yenilediğini söyleyen Adele, SNL’de kilo vermesiyle alakalı olarak aralarda şakalar yapsa da geceye dair esas konu yeni albümü hakkında açıkladıklarıydı. Büyük bir merakla herkesin kitlendiği yeni Adele albümü konusu SNL’de bir nihayete kavuştu. Sanatçı henüz yeni albümünün bitmediğini net olarak ifade ederken, bu durumla da alakalı olarak herhangi bir tarih de vermedi.

Bu sene pandemi yaşanmasaydı, kulislerden gelen haberlere göre aslında Adele yeni albümünü sene sonuna doğru yayımlayacağı bilgisi nerdeyse kesin gibiydi. Bu kadar büyük bir beklenti yaratan bu albümün, canlı konserlerin türlü zorluklarla ya da hiç yapılamadığı bir düzende yayımlanmasını beklemek de aslında tabi ki bir hayal. 2021’i bekleyip sabretmeye devam etmek tek çare.

Yazının Devamını Oku

TOY

Geçtiğimiz hafta Mabel Matiz yeni şarkısı ‘Toy’u yayımladı.

‘Toy’’ ile Mabel Matiz yine içinde birçok detay barındıran masal gibi bir şarkı hazırlamış. Şarkının sözleri Mabel Matiz imzası taşırken, bestesinde ise Mabel Matiz aynı zamanda şarkının prodüktörlüğünü de üstlenen DJ Artz ile birlikte çalışmış. Pose Records etiketiyle yayımlanan ‘Toy’un mix ve mastering’I Lex Barkey imzalı.

‘Toy’un kapak tasarımı o kadar etkileyici ki, bir müzede büyük boy hali sergilense karşısına geçip uzun uzun incelemek geliyor içimden.  Perulu sanatçı Jordy Garcia Parades’in bu şahane kapak çalışması şarkının büyülü dünyasına bir başka dokunuş katmış.

‘Toy’u çıktığı gün sabahtan akşama kadar durmadan dinlediğimi itiraf etmeliyim. Hele klibi izledikten sonra ‘Toy’a verilen emeğe daha büyük hayranlık duydum. Mabel’in etkileyici vokali ve sözleri bir yanda, adeta şarkıya özel bir dünya yaratan Osman Özel’in yönetmenliğindeki klip ise ayrı nefis olmuş. Kayaköy ve Patara gibi Türkiye’nin önemli miras noktalarında çekilen ve yaklaşık 4 gün süren ‘Toy’un klip çekimlerinde Mabel Matiz’e kalabalık bir dansçı ekibi de eşlik ediyor. Klipteki koreografiye ve dansçıların performansına da değinmeden geçemeyeceğim. Dansçıların birbiriyle ve şarkıyla olan uyumu, eteklerindeki ışıklarla dönen klipteki o karakter her izlediğimde büyülüyor. Her anını ince ince dokuyan, sadece şarkıyı değil görsel dünyasını da bir o kadar önemseyen Mabel Matiz, Maya’dan bu yana yaptığı her klip çalışmasında çıtayı daha da yukarı taşıyor. 

Yeni Çıkış

UKDE

Melike Şahin ve Ah! Kosmos (Başak Günak) aynı şarkıda buluştu. 23 Ekim Cuma günü yayınlanacak olan şarkıyı sizlerden birkaç gün önce dinleme şansına sahip oldum ve yayımlanması için resmen sabırsızlanıyorum. Melike Şahin ve Ah! Kosmos ‘Ukde’yi iki ayrı ülkede çalışarak kaydetmişler.

‘Ukde’nin müziği ve prodüksiyonu Ah! Kosmos imzasını taşırken, sözlerinde ise Melike Şahin’in imzası yer alıyor.  Şarkıda kullanılan yaylı tambur Cenk Erdoğan tarafından, gitar ve synth’ler Ah! Kosmos tarafından çalınmış. ‘Ukde’nin kapağı ise Burcu Karademir imzası taşıyor.

Bu nefis şarkının Melike Şahin ve Ah! Kosmos’un birlikte yer aldığı klibi, 44.SİYAD En İyi Kısa Film ödülünü kazanan yönetmen Berrak Çolak tarafından çekilmiş. ‘Ukde’ enstrümantal versiyonuyla birlikte bu Cuma tüm dijital platformlarda yayında olacak!

Yazının Devamını Oku

Dünya Heveslisi

Ceylan Ertem geçen hafta 2 şarkılık nefis bir maxi single yayımladı. Şimdiye kadar yayımladığı 7 stüdyo albümünü düşününce, hepsi birbirinden yenilikçi, anlattığı hikâyeleri ve  aktardığı duygularıyla zengin birer hazine gibi. Ceylan Ertem müziğiyle yarattığı bu evrene 2 şarkılık yepyeni bir maxi single daha ekledi.

 

Dünyanın içinden geçtiği bu zor günlere Ceylan Ertem ‘Dünya Heveslisi‘ ile içimizi açan bir renk katıyor. Sanatçının  yeni maxi single’ı ‘Datlım Gıymatlım‘ ve ‘Yalnızlık Ölüm Boyu‘ adlı iki şarkıdan oluşuyor. ‘Datlım Gıymatlım‘ sözü ve müziği Sezen Aksu’ya, düzenlemesi Serhat Şensesli’ye mastering ise Barış Büyük’e ait.

 

Maxi single’ın ilk klibi Sezen Aksu imzalı, içinizi kıpır kıpır yapan, enerji dolu ‘Datlım Gıymatlım’a geldi. Klibin yönetmen koltuğunda yaptığı her işe hayran olduğum Begüm Koçum oturuyor. Ayrıca ‘Dünya Heveslisi‘ maxi single’ı fotoğraflarında da Begüm Koçum’un imzası var. Albümün kapağında Ceylan Ertem’in taktığı taç ise ünlü illüstratör Sadi Güran tasarımı. Şarkının enerji dolu havasını klipte danslarıyla hissettiren, Ceylan Ertem’e eşlik eden Zeyno Erdoğan’dan da bahsetmeden geçmek istemedim. Zeyno Erdoğan klibe ayrı bir neşe ve mutluluk aşılamış.

 

Maxi single’da yer alan ‘Yalnızlık Ölüm Boyu’nun sözleri Yelda Karataş’a, müziği Cenk Erdoğan ve Ceylan Ertem’e, düzenlemesi Cenk Erdoğan’a mastering’i ise yine Barış Büyük’e ait. Ceylan Ertem maxi single’ın adını ‘Dünya Heveslisi‘ seçmesinin temelinde gerçekten de pozitif bir bakış açısı yatıyor. Sanatçı yaşadığımız bu zor günlerde olumsuzluklara ve zorluklara dair konuşmak yerine daha renkli ve olumlu bir pencereden bakmayı istemiş. Bu sayede insanları biraz olsun hafifletmeyi amaçlamış. Maxi single’daki iki şarkı da özünde hayat enerjisi ve yaşam inadı barındırıyor.

 

Yeni Çıkış

Yazının Devamını Oku