Futbolun vefası

Doktorun yüzüme söylediği o söz var aklımda... “Babanı acilen bir üniversite hastanesine yatırın, kurtulma şansı çok az...”

 Gerisi tam bir boşluk...

Çok şükür ki biz babamızı Covid canavarının elinden kurtardık ama geçirdiğim o 15 günü, o gözyaşlarını iyi bilirim.

Biz, hastane sürecini böylesine travmatik yaşarken, sabah babasının haberini alan bir adam işinin başında. Gömmüş acısını içine, 11 yapmış, taktik vermiş maça çıkmış...

Futbolun, kazanmanın, 3 puanın boş olduğu böyle bir noktada Denizlispor Teknik Direktörü Hakan Kutlu’ya önce başsağlığı dilemek, ardından profesyonelliğine şapka çıkarmak boynumuzun borcu.

 

***

 

Denizlisporlu oyuncular, böyle bir günde kendilerini yalnız bırakmayan hocalarına bir galibiyet hediye etmek için hırslı, istekli.

Peki ya Göztepe? İlk yarı itibarıyla Göztepe sanki sahaya çıkmamış. Soner’in yokluğunda savunma ile Zulj arasındaki bağlantı kopmuş. Alpaslan sanki futbolu unutmuş, Cherif ileride çırpınıyor. “Göztepe ikinci yarıya en az iki değişiklikle çıkmalı” diye düşünürken, üstüne bir de gol geliyor, Denizlispor öne geçiyor.

İkinci yarının başında Ünal Karaman’ın takımı ayağa kaldırma çabaları vardı. Evet, Karaman’ın tespitleri doğruydu... 45 dakikanın ‘hayalet’ adamları Alpaslan ve Tripic’in yerine Esiti ve Diabete ile başlamak, takımı en azından ayağa kaldırdı. Evet, Berkan’ın muhteşem kestiği topta Mihajovic ile eşitlik de bulundu.

Ancak Göztepe rakibi sahasına hapsetmiş, oyunu tamamen kontrolü altına almışken, ikinci gol adeta göz kırparken Mustafa Yumlu’nun cılız şutu Titi’nin de ayağına çarpıp Mesanovic’e asist oldu.

Bu bölüm sanki futbol tanrılarının Hakan Kutlu’ya bir vefası gibiydi.

Göztepe’de Esiti ve Diabate, takıma fayda sağlayacak gibi. Dün pek ortalarda görünmese de Zulj’un etkinliği zaten tartışmasız.

Final mi?

Becerili bir santrfor, Göztepe adına ikinci yarının çok daha rahat geçmesini sağlayabilir.

Ne dersin Adis?

Sence de öyle mi?

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI