GeriHasan BOZBEY vay uyanık fenomen vay!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

vay uyanık fenomen vay!

Sosyal medya hayatımızın en önemli parçalarından birisi oldu.İnternet dünyasının gelişip, son 10 yılda da internetin artık en zirvelerinden birisi olan sosyal platformları hayatımıza girdiğinden bu yana görmediğimiz, duymadığımız olaylarla karşılaşır olduk.

Sosyal medyanın insan hayatına büyük yararları varken, buna karşılık son derece tehlikeli yönleri de mevcut.
En fazla muzdarip olunan konuların başında ise yalan ve provakatif haberler.
Dünyada sosyal medya gücünü elinde bulunduran mecralar da zaten bunu tetikleyen, körükleyen bir yapıya sahip.
Kim ne derse desin, bugün hayatımızda yer alan sosyal medya plaftormlarının tamamı yalan ve algıya yönelik haberlere daha fazla itibar ediyor, yalanı olabildiğince köpürtüp, doğruyu ise olabildiğince perdeleyen bir yapıya sahip bu sosyal medya ağlarında son dönemlerin ilginç bir mevzusu daha gündeme geldi.
*
Biliyorsunuz,
Sosyal medya ile birlikte hayatımıza bir de “sosyal medya fenomeni” kavramı girdi.
Milyon takipçili, her yaptığı olay bu sosyal medya şarlatanlarının şimdilerde yeni bir oyunu daha ortaya çıktı ki, bu konu ile ilgili bir haberi okurken, çevremde benzer olayları yaşayan dostlarımız aklıma geldi.
Mevzu şu;
Sosyal medya platformlarında paylaşımlar yapan bazı fenomenler, kendilerine yapılan hakaret içerikli yorumları “gelir”e çevirmeye çalışıyor.
‘Nasıl yani?’ dediğinizi duyar gibiyim.
Mevzu şöyle gelişiyor:
Bol takipçili bu şarlatanlar, kendilerine hakaret ettirecek şekilde paylaşımlar yapıp, insanların sosyal medya üzerinden kendilerine küfür ve hakaret etmelerine zemin hazırlıyorlar.
Bu siyasi görüş anlamında da, inançlar anlamında da sosyolojik olarak da olabiliyor.
Bu sosyal medya şarlatanları, toplumu tahrik edecek paylaşımları bilerek kullanıma sunuyorlar.
Bu paylaşımlar bile isteye ve hakaret beklentisi ile piyasaya sunuluyor.
Toplumu tahrik eden bu tür paylaşımlar illa birileri tarafından farkedilip, buna da yorumlar yapılıyor.
*
Bu konuda bir avukatın söyledikleri dikkat çekici;
“Zaten bunlar hakaret beklentisi ile yapılan paylaşımlar. Bu paylaşımların üzerine gelen hakaretlerle alakalı toplu şekilde savcılığa şikayette bulunuyorlar. Eğer savcılık dava açma kararı verirse, uzlaştırmaya tabi suç olduğu için uzlaştırma bürosuna gönderiyor. Uzlaştırmacı taraflar ile iletişime geçiyor. Genelde bu bahsettiğimiz fenomenlerin belli rakamları var. 3-4-5 bin TL gibi. Toplu şekilde bu kişilerin hepsine aynı bedel teklif ediliyor. ‘Bu şekilde bu şartlarda anlaşabiliriz’ deniliyor. İstatistiklere göre yüzde 80 uzlaşma durumu söz konusu”
*
Şimdi şöyle kabaca bir hesap yapalım.
1 milyon takipçisi olan bir sosyal medya şarlatanı toplumu tahrik edecek bir paylaşım yapsa, bu 1 milyon takipçinin yüzde 10’u yani 100 bin kişisi bu paylaşıma tepki gösterse, bu 100 bin kişiden yine yüzde 10’u yani 10 bini hakaret içerse, bu uyanık sosyal medya fenomeni bu10 bin hakaret içerikli paylaşımın yüzde 10’unu yani bin tanesini farketse ve hepsine dava açsa, bu davalardan uzlaşma aracılığı ile yüzde 10’u yani 100 kişisi masaya otursa, bu 100 kişiden ortalama 3 bin TL tazminat alsa, 300 bin TL eder.
Bu 300 bin TL’nin yarısını tahsil etse, 150 bin TL kazanç...
*
Şimdi yukarıda yazdıklarımı şöyle kafanızda düşünün, hanginizin başına bu tür olay geldi hatırlayın.
Kendiniz, çevrenizden bir kişi, arkadaşınız, dostunuz.
Benim bildiğim en az 20 kişi var bu şekilde bir olay başına gelen.
Sosyal medya fenomenleri bunu planlayarak yaptıklarına göre, bu yargının da kötü amaçlı kullanıldığı anlamına gelir ki, böyle bir durumda yargıya güven de sarsılacaktır.
Ayrıca yine de tüm sosyal medya kullanıcılarını da uyarmak gerek, bu tür olayla karşılaşırsanız, aman tahriklere kapılmayın, siz de hakkınızı yasal yollardan arayın.

X

Şehirlerin kabusu trafik için çözüm var mı?

Biliyorsunuz, artık son dönemlerin şehirlerdeki en büyük kâbusu trafik yoğunluğu ve otopark sorunu.

Bu sadece ülkemizin değil, tüm dünyanın baş etmeye çalıştığı bir sorun.
Trafik sorununun çözülmesi için milyarlar harcanmasına rağmen, istenen, beklenen çözümler de bir türlü bulunamıyor.
Yada bulunan çözümler hep geçici çözümler oluyor.
Kalıcı bir şekilde bu sorunun üstesinden gelmek ise neredeyse imkansız.
Bunun başlıca nedeni ise şehirlerin tarih boyunca doğru planlanmamış olması.
Özellikle ülkemizde bu sorun başlı başına bir mesele haline gelmiş durumda.
Üstelik her geçen gün de bu sorun büyüyerek devam ediyor.

Yazının Devamını Oku

Eğitim müjdeleri sürecek sırada mesleki eğitim var

Sanayi ülkelerinde mesleki eğitimin son derece önemli olduğu da herkesçe malumdur.Bunun en güzel örneği Almanya.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra sanayi hamlesi yapan Almanya özellikle mesleki eğitime ve ara kalifiye eleman yetiştirilmesine önem verip, bugün dünyanın en büyük sanayi devi konumuna geldi.
Bunun en önemli gücünü ise mesleki eğitimden aldılar.
Ne yazık ki Almanya’da mesleki eğitimin oranı yüzde 65’ler seviyesindeyken, Türkiye’de bu oran 8-10 sene öncesine kadar yüzde 25’ler seviyesindeydi. 28 Şubat sürecinde setteye uğrayan mesleki eğitime şimdi daha fazla önem gösteriliyor. Mesleki eğitim için yeni hamleler de yapılıyor.
Okulların fiziki koşulları, atölyeleri, laboratuvarları güçlendirilmeye, daha nitelikli ara eleman yetiştirilmeye başladı.
‘Yeterli mi?’ derseniz, asla değil.
Türkiye’nin mesleki eğitim oranı mutlaka yüzde 60’lara ulaşmalı.
Yeni sanayi kuruluşları, yeni teknolojilerle de ülkemiz sanayi alanında da güçlendirilmeli.

Yazının Devamını Oku

RIFAT HİSARCIKLIOĞLU SESİMİZİ DUYAR MI?

Çaresiz,Sesimizi bir kez daha Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğu’na ulaştırmaya çalışacağız.

Çünkü, ilçemizden ne bürokrasinin, ne siyasi iradenin ne de TOBB’un yerel kuruluşlarının Rıfat Hisarcıklıoğlu’na daha önce de yine dile getirilen çağrımızı ulaştırmak gibi bir kaygıları yok.
Olmadığı için biz de bu yolu deneyeceğiz.
Konumuz eğitim,
Eğitim demişken de en önemli başlığımız bir Fen Lisesi.
*
Önce şuradan başlayalım.
Bugünkü iktidar döneminde Orhangazi’deki derslik sayıları tam anlamı ile altın çağ yaşadı.

Yazının Devamını Oku

Bölge tarımında ciddi işçi krizi var

Zeytin diyarı Orhangazi, Gemlik ve İznik’te hasat mevsimi başladı.Marmarabirlik’in geçen hafta fiyatları açıklamasının ardından, birlik başta olmak üzere özel sektör ve tarımsal kalkınma kooperatifleri ve son olarak da Tarım Kredi Kooperatifi zeytin alımlarına başladı.

Her kuruluş da bu yılki alım fiyatlarını belirledi.
Belirlenen fiyatlar üç aşağı beş yukarı birbirine çok yakın.
Bu yıl bölgede zeytin üretiminde rekolte miktarı yüksek, ama genel olarak ince taneli zeytin ağırlıkta.
Yine de ürün miktarının fazla olması üreticiyi sevindirecek boyutta.
*
Zeytinde hasat mevsiminin başlaması ile birlikte ciddi de bir kriz baş göstermeye başladı.
Zeytin işçisi...

Yazının Devamını Oku

Ne yapmalı ne etmeli!

Zeytin diyarı, Orhangazi, Gemlik, İznik bölgesi bugünlerde hasat heyecanı yaşıyor.

Türkiye’nin en büyük zeytin alıcısı konumundaki Marmarabirlik, kampanya döneminin hazırlıklarını yapıyor.
Geçen hafta cuma günü rekolte beyan dönemi tamamlanmıştı.
Marmarabirlik, rekor oranda rekolte beyanı aldı. Bugün yarın da zeytin fiyatları belli olur, kampanya dönemi de resmen başlamış olur.
***
Marmarabirlik’in en güçlü 3 kooperatifi bizim bölgemizde, yani Orhangazi, Gemlik ve İznik’te.
Bu 3 ilçe Marmarabirlik’in her yıl aldığı zeytinin en yüksek miktarını oluşturuyor.
Dolayısıyla zeytinin başkenti denilen bölge de burası oluyor.

Yazının Devamını Oku

Engelli Tarım Projesi

Orhangazi Kaymakamlığı bünyesinde faaliyetlerini sürdüren proje ekibi müthiş bir başarıya imza attı.

Uzun süredir üzerinde çalışılan Engelsiz Tarım Projesi, BEBKA tarafından 67 başvuru arasından seçilerek desteklenecek tek proje oldu.
Bu gerçekten önemli bir başarı.
Aslında hikayenin biraz başına dönmek gerek.
Orhangazi’de faaliyet gösteren Saadet Öcalgiray Özel Eğitim Okulu öğrencileri için Engelsiz Tarım projesi düşünülüyordu.
Bunun için Kaymakamlık proje ekibi uzun süredir bir çalışma yürütüyordu.
Proje için bu yıl resmi başvuru yapıldı.
BEBKA’ya sunulan proje kabul gören tek proje oldu.

Yazının Devamını Oku

Sağlık turizminin dışında mı kaldık?

Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Bursa Sağlık Turizmi Derneği “Pandemi sonrası Türkiye Sağlık Turizmi Vizyonu Paneli tanıtım toplantısı yapıldı.Türkiye’nin sağlık turizmi hedefleri var.

Sağlık turizminin 2024 hedefi 1,5 milyon hasta ve 10 milyar dolar döviz girdisi.
Türkiye’de 2011 yılında 156 bin 176 olan yabancı hasta tedavi sayısı 2019’da 4 kat artarak 662 bin 87’ye çıkarken, 2023 hedefi olan 1,5 milyon hasta ve 10 milyar dolar döviz girdisi hedefine ulaşmak amacıyla izlenecek yol, Bursa’da düzenlenen ‘Pandemi sonrası Türkiye Sağlık Turizmi Vizyonu’ konulu panelde tartışıldı.
*
Türkiye’nin sağlık turizmi her geçen gün artıyor.
Bu artışta Bursa’nın da önemi var.
Mesela 2011 yılından bu yana Türkiye’de yabancı hasta sayısı 4 kat artarken, Bursa’da bu oran 15 kat olarak gerçekleşti.
Bu da demek oluyor ki, Bursa Sağlık Turizmi konusunda son derece önemli ve geleceği de o denli parlak görünüyor.

Yazının Devamını Oku

Marmarabirlik daha da güçlenebilir

Zeytin hasat mevsimi için geri sayım başladı.1 ay sonra yavaş yavaş zeytinde hasat telaşı başlayacak.

Marmarabirlik, yeni hasat mevsimi öncesinde rekolte beyanı alımlarına başladı. Rekolte beyan alım süresinin ekim ayının ortalarına kadar sürmesi bekleniyor. Rekolte ve alımlar konusunda birliğin bu yıl ki beklentileri henüz net değil.
Geçen yıl yaz döneminde Marmarabirlik o dönemki alım hedefini 45 bin ton olarak belirlemiş, kampanya döneminde bu rakamın biraz üzerine çıkılmıştı.
Bu yıl ise henüz bu beklentiler ve hedefler net olarak ortaya konmuş değil. Ancak, görünen o ki, bu yıl ki alım hedefinin de geçen yıl ile paralellik oluşturacaktır.
*
Nihayetinde Marmarabirlik’in hedefi ne olursa olsun geleceğe daha emin adımlarla yürümek, ayağını daha sağlam yere basabilmek için hiç durmaması gerekiyor.
Birlik durursa, üretici durur, üretici durursa tarım durur.
Dolayısıyla zeytincilik için olması gereken şey daha fazla mücadele, daha fazla çaba.

Yazının Devamını Oku

İzleyici olmayalım hepimiz elimizi taşın altına koyalım

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yerli otomobil ile ilgili tarih vererek, “Elektrikli aracımızı da 2022 sonunda banttan indirmeyi hedefliyoruz” dedi.Erdoğan bu açıklamasını Şişecam Polatlı Fabrikası Yeni Üretim Hattı Açılış Töreni’nde yaptı.

Cumhurbaşkanı, yerli otomobilin üretim süresinin devam ettiğini belirtip şu önemli ayrıntıları da paylaştı; “Otomotiv sektöründe yaşanan yapısal değişimi, üretim süresi devam eden Türkiye’nin otomobili ile yakalayacağımıza inanıyoruz. Kendi tasarımımız olan elektrikli aracımızı, 2022 yılının sonunda banttan indirmeyi hedefliyoruz.”
Yani bu da demek oluyor ki, bu yılın sonunda yada gelecek yılın ilk çeyreğinde Gemlik’teki fabrikada artık yerli otomobil fabrikasında çarklar dönmeye, üretime geçilmeye başlayacak.
Zaten Bilişim Vadisinde farklı modellerden yerli otomobil üretimleri yapılmıştı, Gemlik’teki fabrikada ise artık seri üretim kısmına geçilmiş olacak.
Otomobilin 2022 yılı sonunda banttan inmesi demek, 2023 yılında artık seri üretimin de yapılacağı anlamına geliyor.
*
Cumhurbaşkanı Erdoğan yerli otomobil konusundaki tüm ayrıntıların müjdesini 2019 yılının sonlarında vermişti.
Ve o günden bu yana defalarca dile getirdiğim bir husus vardı, Orhangazi, Gemlik ve İznik yerli otomobile mutlaka hazırlık yapmalı.

Yazının Devamını Oku

Çirkin görüntüyü güzelleştirmek hiç de zor değil

ÜLKEMİZ yeraltı zenginlikleri ile de biliniyor.

Altın madeninden gümüşe, taş maden ürünlerinden bakıra kadar bir çok zenginlik yeraltında yatıyor.
Yeraltı kaynaklarımızın gün yüzüne çıkarılması da ülkemizde tartışmalı konulardan birisi.
Bir kesim yeraltı kaynaklarının mutlaka yer yüzüne çıkarılması ve ekonomiye kazandırılmasını savunurken, az ama sesi güçlü çıkan bir kesim ise doğanın tahrip edildiğini ileri sürerek dağların tepelerin kazılmasına karşı.
Belli kurallar çerçevesinde ise yurdun her noktasında yeraltı kaynaklarının yer yüzüne çıkarılması içn çalışmalar da sürüyor.
***
Maden ocaklarının bol olduğu bölgelerden birisi de Bursa’nın Orhangazi ilçesi.
Özellikle Orhangazi şehrinin kurulduğu bölgenin yüksek kesimlerinde, Fındıklı tepesi olarak bilinen bölgede kalsit madeni üretimi için yarım asır öncesinden bugüne çok sayıda maden ocağı açılmış durumda.

Yazının Devamını Oku

Deprem raporu ile yıkılmışlardı hala haber yok!

Hatırlanacağı gibi Bursa Valiliği il genelindeki okullar ile ilgili depreme dayanıklılık araştırması yapmıştı.

Bu araştırmanın sonuçları 2020 başlarında açıklanmış, rapora göre de Bursa ve ilçelerinde topla 24 okulun olası bir depreme dayanamayacağı belirtilerek yıkım kararı verilmişti.
Valilik o dönemde konu ile ilgili de bir açıklama yapmıştı.
Açıklamayı hatırlayacak olursak: “Türkiye, depremselliği yüksek olan bir bölgede bulunmaktadır. Bizlerin önceliği geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın sağlığı ve can güvenliğidir. Öğrencilerimizin güvenli ortamlarda en sağlıklı bir şekilde eğitimlerine devam etmeleri bizim olmazsa olmazımızdır.
Milli Eğitim Bakanlığı, İnşaat ve Emlak Dairesi Başkanlığı tarafından eğitim binalarımızda yapılan kontroller ve değerlendirmeler neticesinde ‘deprem tahkik raporları’ sonucuna göre deprem olması halinde risk taşıyabileceği değerlendirilen binaların yıkılması yönünde karar alınmıştır.
Bu kararın, öğrencilerimizin sağlıklı bir ortamda eğitimlerine devam edebilmesi adına alınmış olup, bu kapsamda 24 eğitim binamız hakkında yıkım kararı alınmıştır. Yıkım kararı alınan eğitim binalarından dokuzu aynı bahçedeki sağlam olan diğer blokta, bunun dışındaki 15 okulumuzda ise, öğrencilerimiz kayıt bölgesindeki en yakın okulda eğitimlerine devam edecektir.
3 Şubat Pazartesi günü başlayacak ikinci yarıyılda eğitim öğretimin aksamaması için İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerince planlama yapılmış ve tüm tedbirler alınmıştır. Pazartesi günü ilgili okullardaki idarecilerimiz, öğrencilerimize gerekli yönlendirmeyi yapacaklardır.
Yıkım kararı alınan eğitim binalarının en kısa sürede yıkılarak yeniden yapımı için tüm çalışmalar başlatılmıştır.”

Yazının Devamını Oku

Orhangazi-İznik yolu can almaya devam ediyor

Bursa’nın kuzeyi, Gemlik, Orhangazi ve İznik bölgesinin son yıllarda en fazla can alan yolu Orhangazi-İznik Kuzey yolu.

Yani, İznik Gölü’nün kuzeyinde kalan yol, son yıllarda en fazla trafik kazasının yaşandığı bir yol.
Bu yoldaki son ölümlü kaza geçtiğimiz cumartesi akşamı yaşandı.
Ne yazık ki gencecik bir insan motosiklet kazasında yaşamını yitirdi.
Çok değil yaklaşık 1 ay önce yine bu yol üzerinde meydana gelen trafik kazasında ise 5 kişi yaşamını yitirmişti.
Buna ilave olarak çok sayıda maddi hasarlı ve yaralamalı kaza ise gün geçmiyor ki yaşanmasın.
***
Peki, bu yolun özelliği ne ki, bu kadar çok trafik kazası yaşanıyor?

Yazının Devamını Oku

Trafik master planı için Büyükşehir devreye girmeli

Şehirlerin en büyük sorunlarından birisi de trafik yoğunluğu.

Artan araç sayıları, şehir merkezlerindeki yolların artan bu araç trafiğine hazır olmaması, cadde ve sokakların uzun yıllar sonrası planlanarak değil de günlük ahbap çavuş ilişkileri ile düzenlenmiş olması bugün tüm şehirlerde trafik yoğunluğunun ve trafik keşmekeşinin günden güne artmasına yol açıyor.
Tabii buna da son yıllarda hızla artan araç sayılarını da eklediğimizde, artık işin içinden çıkılamaz bir hale gelmiş durumda.
*
Anlattığım bu durum Orhangazi için de geçerli.
Belki de verdiğim bu örneklerin en fazla yaşandığı kent Orhangazi.
Zaten kent estetiği neredeyse sıfır olan, yıllar yılı son derece kötü bir şekilde şehir planlaması yapılan, cadde ve sokakları bırakın 100 bin nüfusu 20 bin nüfusta dahi yetersiz kalacak bir şehir.
Geçtiğimiz günlerde de yine bu satırlardan dile getirdiğim gibi, 80 bin nüfusu olan Orhangazi’de neredeyse 35 bin araç trafikte.

Yazının Devamını Oku

Genişletme çare değil bölünmüş duble yol

Orhangazi-İznik arasındaki karayolunda yaşanan sık trafik kazaları malumunuz.Özellikle yoğunlaşan trafik, kazaları da beraberinde getiriyor.

Herkes de biliyor ki, yıllar önce bir miktar genişletilen bu yol, son 10 yılda artan trafik nedeniyle artık burasının yükünü kaldıramıyor.
Bunun karşılığı olarak da ölümlü ve yaralanmalı trafik kazaları ile bir çok can kaybettik.
Daha kısa bir süre önce bu yolda meydana gelen kazada 5 kişinin yaşamını yitirdiğini düşünürsek, artık bu yol için ciddi bir çözüm bulunması da gerekliydi.
*
Biliyorsunuz;
İznik gelecek yıl büyük bir organizasyona ev sahipliği yapacak.
Türk Dünyası Olimpiyat Oyunları.

Yazının Devamını Oku

Yangınlara başka bir gözle bakış

Türkiye’nin Güney, Ege ve Akdeniz kıyılarındaki yangınlar hepimizin ciğerini yaktı.Antalya’nın Manavgat ilçesi ile başladı, sonrasında birkaç günlük süreçte tam 140 noktada orman yangınları çıktı.

Yangınlar öylesine eş zamanlı ve büyüktü ki bazı yangınlar yerleşim yerlerini de esir aldı. Canlar gitti, ağaçlar, orman canlıları gitti. Yüreğimiz yandı, soğuyacak gibi de görünmüyor.
*
Yangınların devam ettiği süreçte Türkiye’de yine her felakette olduğu gibi ortaya çıkan bir zümre yangınların üzerinde, ölen canların, yanan ağaçların üzerinde tepinmeye başladı.
Yangın uçaklarından dem vurarak, Türkiye’nin yangınları söndürmekte yetersiz kaldığını bağıra bağıra söylemeye başladı. Oysa durum hiç de öyle değildi, Türkiye 4-5 günlük sürede Türkiye’nin 140 noktasında çıkan yangınların 132’sini söndürmüş ve kontrol altına almış, diğer yangınların söndürülmesi için de cansiperane mücadeleler de devam ediyor.
140 yangından söndürülen 132 yangını görmeyenler, halen devam eden yangınlar üzerinden de sosyal medyadan tevrizat peşine düşmüş durumda.
*
Yangınların bir başka boyutu var.

Yazının Devamını Oku

İznik Gölü’ne Yüzen Güneş Enerji Santrali olur mu?

Bildiğiniz gibi iklim değişikliği ve küresel ısınma, temiz enerjiye olan ihtiyacı daha da artırdı.

Dünyanın birçok farklı bölgesinde, güneş panelleri sayesinde temiz enerji elde edilebiliyor.

Ancak bu sistemin çok fazla alana ihtiyaç duyması nedeniyle, artık yüzen güneş panelleri daha popüler hale geldi.
Bu konuda son bir örneği Endonezya’da görüyoruz.
Asya’nın en büyük güneş enerjisi şirketlerinden birisi olan Sunseap Group, Endonezya’da dünyanın en büyük yüzen güneş enerjisi çiftliğini kuruyor.
Bu konuda çalışmalara da 2022 yılında başlanacağını öğrendik.
*
Rüzgar enerji santrallari, güneş enerji santralleri gibi terimleri son yıllarda çok daha fazla duymaya başladık.

Yazının Devamını Oku

Bayram dönüşü zehir olmasın

Türkiye Covid-19 ile mücadelede özellikle aşılamadaki başarısı ile dikkat çekti.

Son 2 aydaki aşılama ile birlikte vaka sayıları günlük 4 binli rakamlara kadar gerilemişti.
Ancak son günlerde vaka sayılarında bir artış eğilimi söz konusu.
Önceki gün, yani cumartesi günü ortaya çıkan tablo az da olsa ürküttü.
Cumartesi günkü tabloya göre günlük vaka sayısının 6 bin 666 olması dikkat çekiciydi.
İşte bu noktada aklımıza gelen iki şey var.
Aşılama konusunda hala tereddütü olanlar; ve bana göre daha da önemlisi maske kullanımının artık neredeyse yok denecek kadar az olması.
Dün sabah saatlerinde önümü kesen bir vatandaş, iş yerlerinde işletme sahiplerinin maske kullanmamasından şikayet etti.

Yazının Devamını Oku

Mesleki eğitimi ihmal etmeyin

Bugünlerde 8. sınıflardan mezun olan öğrenciler için lise tercih heyecanı yaşanıyor.

16 Temmuzda tercih süresi dolacak.
LGS sınavı sonrasında Fen Lisesi yada Anadolu Lisesi tercihlerinin yanı sıra, diğer liseler için de tercihler yapılmış olacak.
Bu noktada bir hatırlatma yapmakta fayda var.
Mesleki eğitimi ihmal etmeyin.
*
Bilindiği gibi gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için sanayi devrimi son derece önemli.
Eğer, bir sanayi devi olmak istiyorsanız, en önemli hususların başında mesleki eğitim geliyor.

Yazının Devamını Oku

Otoyol garanti araç rakamları ne durumda

Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu ve Osmangazi Köprüsü’nü kapsayan dev proje hatırlanacağı gibi kademeli olarak hizmete girmişti.En son 2018 yılında projenin tamamı hizmete alınmıştı.

 

Tabii böylesine büyük bir projenin başlangıcından tamamlandığı döneme, hizmete girmesinden bugüne kadar en çok tartışılan tarafı garanti araç geçişi olmuştu.

Proje yap işlet devret modeli ile hayata geçirilmiş, 22 yıllık işletmenin ardından devlete devredilecek bir proje.
Yap işlet devret modeli ile hayata geçirilen bu projede devletin kasasından da bir para çıkmadı.
Tabii, yap işlet devret modeli projeler yapılırken, belli bir araç geçiş garantisi de konabiliyor.
Ancak, bu proje ilk planlandığı dönemlerde onlarca uzman ekip tarafından hesaplamaları yapılarak hayata geçirilen bir proje olduğu için, yap işlet devret modelinin henüz yarı süresi dolmadan artık devletin araç geçiş garantisi ücreti ödemeyeceği de aslında ilk başlarda ortaya konmuştu.

Yazının Devamını Oku