GeriHasan BOZBEY Sağlıktaki başarı Şehir Hastaneleri’nden mi ibaret?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sağlıktaki başarı Şehir Hastaneleri’nden mi ibaret?

Aralık ayında Çin’de patlak veren, 2020 yılı ile birlikte tüm dünyayı saran koronavirüs salgını bizlere gösterdi ki, Türkiye son 15 yılda sağlıkta attığı adımlarla Avrupa’nın, hatta dünyanın en iyi sağlık sistemine sahip birkaç ülkesinden birisi haline geldi.

Bunu, salgının Türkiye’ye giriş yaptığı mart ayından bugüne kadar geçen yaklaşık 2 aylık dönemde çok net görmüş olduk.
Üstelik, bu gerçeği gören sadece iktidar tarafı değil, bugüne kadar başta şehir hastaneleri olmak üzere sağlık sistemini eleştiren ve yerden yere vuran muhalefetin büyük bir bölümü bile sağlık sistemimiz konusunda ikna olmuş durumda.
Türkiye’nin salgının Çin’de görüldüğü andan itibaren hastanelerini ve sağlık çalışanlarını buna hazır hale getirmesi, ilaç stokları, yoğun bakım üniteleri, vetilatör cihazları temini ve sonrasında yerli üretime geçmesi ile Türkiye taraflı tarafsız herkes tarafından sağlık konusunda tam not almış durumda.

*

Sağlık sistemindeki başarı konuşulurken en fazla öne çıkarılan hususların başında ise Şehir Hastaneleri geliyor.
Peki, sağlık sistemindeki durum sadece şehir hastanelerinin inşası ve burada kurulan muazzam sistem mi?
Sağlıkta gelinen noktayı tek başına Şehir Hastanelerine bağlamak bence haksızlık olur.

*

Aslında 3 Kasım 2002’de iktidara gelen Ak Parti, sağlık sistemine verdiği önemi iktidara gelir gelmez yayınladığı ilk bakanlar kurulu kararı ile göstermişti.
Hatırlayanlar bilir, Ak Parti iktidara geldiği ilk gün hükümet olarak yayınladığı ilk genelge hastanelerde rehin kalan hastalar içindi.
Bugünkü iktidar, o dönemde yayınladığı genelge ile hastanelerde hastası yada cenazesi olanlara uygulanan çağ dışı yaklaşımı, senetle hasta taburcu edilmesini, parası olmayanların hastanelerde rehin bırakılmasını net bir ifade ile yasaklamıştı.
Yani sağlıkta ilk adım daha gelir gelmez atılmıştı.
Ve kabinenin ilk sağlık bakanı da Recep Akdağ’dı.

*

Sağlıkta aslında büyük devrim yine bu süreçten sonra yapılmıştı.
Sağlık Bakanının Recep Akdağ, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın da Faruk Çelik olduğu dönemlerde SSK hastaneleri ile Devlet Hastaneleri birleştirilmiş ve tek çatı altına toplanmıştı.
İşte sağlıktaki asıl ve ilk devrim bu adımla atılmış oldu.

*

Ve geçen zaman içinde hastanelerdeki cihaz ve uzman doktor açığı kapatılmış, eskiden merdiven altı hizmet veren sağlık ocakları, modern bir yapıya kavuşturulmuş, aile hekimliği sistemi getirilerek ilk basamak sağlık hizmetleri daha rahat uygulanmaya başlamıştı.
Düşünün ki 2002’de bir apartman dairesinden bozma merdiven altında tek bir sağlık ocağı olan Orhangazi’de, bugün 5 modern aile sağlığı merkezi var,
2 yeni aile sağlığı merkezi de ihale aşamasına gelmiş durumda.

*

Şehir hastaneleri dışında sağlıkta bugün elde edilen başarının bir başka nedeni de tüm ülke genelinde en küçük ilçelere varıncaya kadar tüm hastanelerin yenilenmiş olması.
Bugüne kadar “sürekli betona yatırım” diye bazı kesimlerin gereksiz eleştirilerine maruz kalan hastanelerin yenilenme işlemi 10 yıldır sürüyor ve hala da devam ediyor.
Yine kendi yaşadığımız bölgeden örneklendirecek olursak, Orhangazi o eski koğuş sistemli yatakhaneleri bulunan hastaneden kurtulmuş, tek kişilik nitelikli ve modern odaları bulunan eski binanın 10 kat büyüklüğünde yeni bir hastaneye kavuşmuş oldu.
Yine çevre ilçeler, Gemlik ve İznik’te de geride kalan 1-2 yıllık süreçte yine hastaneler yenilenmiş, komşu il Yalova’da da yenilenen bir hastaneden sonra, inşaatı bugün devam eden yeni ve modern bir hastane inşası da devam ediyor.
Sadece hastanelerin yenilenmesi ve modern binalara kavuşması bir yana, hastanelerin içinin de cihaz bakımından her geçen gün daha da dolu hale getirilmesi de sağlıktaki tarihi adımlardan bazıları oldu.
Orhangazi’de düşünün ki Covit-19 tedavisinin ilk ayağı olan tomografi cihazı, bundan 5-6 ay önce hastaneye kazandırılmıştı.
Bugün tomografi cihazı sayesinde Orhangazi Devlet Hastanesinde şüpheli vakalara uygulanan tedavi daha hızlı yürütülüyor.

*

Yani bugün korona virüs salgınında gördüğümüz sağlıkta devrim bir kaç ay yada bir kaç yılın sonucu değil.
3 Kasım 2002’de iktidara gelen iktidarın daha gelir gelmez yayınladığı ilk genelge ve bu genelge ile birlikte bakış açısı ve zihniyetinin tamamen değişmesinin bir ürünüdür.
Dahası, büyük emekler ve mücadeleler verilerek gelinen bir noktadır.
Emeği olan herkesi kutlamak gerekiyor.

X

Ne yapmalı ne etmeli!

Zeytin diyarı, Orhangazi, Gemlik, İznik bölgesi bugünlerde hasat heyecanı yaşıyor.

Türkiye’nin en büyük zeytin alıcısı konumundaki Marmarabirlik, kampanya döneminin hazırlıklarını yapıyor.
Geçen hafta cuma günü rekolte beyan dönemi tamamlanmıştı.
Marmarabirlik, rekor oranda rekolte beyanı aldı. Bugün yarın da zeytin fiyatları belli olur, kampanya dönemi de resmen başlamış olur.
***
Marmarabirlik’in en güçlü 3 kooperatifi bizim bölgemizde, yani Orhangazi, Gemlik ve İznik’te.
Bu 3 ilçe Marmarabirlik’in her yıl aldığı zeytinin en yüksek miktarını oluşturuyor.
Dolayısıyla zeytinin başkenti denilen bölge de burası oluyor.

Yazının Devamını Oku

Engelli Tarım Projesi

Orhangazi Kaymakamlığı bünyesinde faaliyetlerini sürdüren proje ekibi müthiş bir başarıya imza attı.

Uzun süredir üzerinde çalışılan Engelsiz Tarım Projesi, BEBKA tarafından 67 başvuru arasından seçilerek desteklenecek tek proje oldu.
Bu gerçekten önemli bir başarı.
Aslında hikayenin biraz başına dönmek gerek.
Orhangazi’de faaliyet gösteren Saadet Öcalgiray Özel Eğitim Okulu öğrencileri için Engelsiz Tarım projesi düşünülüyordu.
Bunun için Kaymakamlık proje ekibi uzun süredir bir çalışma yürütüyordu.
Proje için bu yıl resmi başvuru yapıldı.
BEBKA’ya sunulan proje kabul gören tek proje oldu.

Yazının Devamını Oku

vay uyanık fenomen vay!

Sosyal medya hayatımızın en önemli parçalarından birisi oldu.İnternet dünyasının gelişip, son 10 yılda da internetin artık en zirvelerinden birisi olan sosyal platformları hayatımıza girdiğinden bu yana görmediğimiz, duymadığımız olaylarla karşılaşır olduk.

Sosyal medyanın insan hayatına büyük yararları varken, buna karşılık son derece tehlikeli yönleri de mevcut.
En fazla muzdarip olunan konuların başında ise yalan ve provakatif haberler.
Dünyada sosyal medya gücünü elinde bulunduran mecralar da zaten bunu tetikleyen, körükleyen bir yapıya sahip.
Kim ne derse desin, bugün hayatımızda yer alan sosyal medya plaftormlarının tamamı yalan ve algıya yönelik haberlere daha fazla itibar ediyor, yalanı olabildiğince köpürtüp, doğruyu ise olabildiğince perdeleyen bir yapıya sahip bu sosyal medya ağlarında son dönemlerin ilginç bir mevzusu daha gündeme geldi.
*
Biliyorsunuz,
Sosyal medya ile birlikte hayatımıza bir de “sosyal medya fenomeni” kavramı girdi.

Yazının Devamını Oku

Sağlık turizminin dışında mı kaldık?

Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Bursa Sağlık Turizmi Derneği “Pandemi sonrası Türkiye Sağlık Turizmi Vizyonu Paneli tanıtım toplantısı yapıldı.Türkiye’nin sağlık turizmi hedefleri var.

Sağlık turizminin 2024 hedefi 1,5 milyon hasta ve 10 milyar dolar döviz girdisi.
Türkiye’de 2011 yılında 156 bin 176 olan yabancı hasta tedavi sayısı 2019’da 4 kat artarak 662 bin 87’ye çıkarken, 2023 hedefi olan 1,5 milyon hasta ve 10 milyar dolar döviz girdisi hedefine ulaşmak amacıyla izlenecek yol, Bursa’da düzenlenen ‘Pandemi sonrası Türkiye Sağlık Turizmi Vizyonu’ konulu panelde tartışıldı.
*
Türkiye’nin sağlık turizmi her geçen gün artıyor.
Bu artışta Bursa’nın da önemi var.
Mesela 2011 yılından bu yana Türkiye’de yabancı hasta sayısı 4 kat artarken, Bursa’da bu oran 15 kat olarak gerçekleşti.
Bu da demek oluyor ki, Bursa Sağlık Turizmi konusunda son derece önemli ve geleceği de o denli parlak görünüyor.

Yazının Devamını Oku

Marmarabirlik daha da güçlenebilir

Zeytin hasat mevsimi için geri sayım başladı.1 ay sonra yavaş yavaş zeytinde hasat telaşı başlayacak.

Marmarabirlik, yeni hasat mevsimi öncesinde rekolte beyanı alımlarına başladı. Rekolte beyan alım süresinin ekim ayının ortalarına kadar sürmesi bekleniyor. Rekolte ve alımlar konusunda birliğin bu yıl ki beklentileri henüz net değil.
Geçen yıl yaz döneminde Marmarabirlik o dönemki alım hedefini 45 bin ton olarak belirlemiş, kampanya döneminde bu rakamın biraz üzerine çıkılmıştı.
Bu yıl ise henüz bu beklentiler ve hedefler net olarak ortaya konmuş değil. Ancak, görünen o ki, bu yıl ki alım hedefinin de geçen yıl ile paralellik oluşturacaktır.
*
Nihayetinde Marmarabirlik’in hedefi ne olursa olsun geleceğe daha emin adımlarla yürümek, ayağını daha sağlam yere basabilmek için hiç durmaması gerekiyor.
Birlik durursa, üretici durur, üretici durursa tarım durur.
Dolayısıyla zeytincilik için olması gereken şey daha fazla mücadele, daha fazla çaba.

Yazının Devamını Oku

İzleyici olmayalım hepimiz elimizi taşın altına koyalım

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yerli otomobil ile ilgili tarih vererek, “Elektrikli aracımızı da 2022 sonunda banttan indirmeyi hedefliyoruz” dedi.Erdoğan bu açıklamasını Şişecam Polatlı Fabrikası Yeni Üretim Hattı Açılış Töreni’nde yaptı.

Cumhurbaşkanı, yerli otomobilin üretim süresinin devam ettiğini belirtip şu önemli ayrıntıları da paylaştı; “Otomotiv sektöründe yaşanan yapısal değişimi, üretim süresi devam eden Türkiye’nin otomobili ile yakalayacağımıza inanıyoruz. Kendi tasarımımız olan elektrikli aracımızı, 2022 yılının sonunda banttan indirmeyi hedefliyoruz.”
Yani bu da demek oluyor ki, bu yılın sonunda yada gelecek yılın ilk çeyreğinde Gemlik’teki fabrikada artık yerli otomobil fabrikasında çarklar dönmeye, üretime geçilmeye başlayacak.
Zaten Bilişim Vadisinde farklı modellerden yerli otomobil üretimleri yapılmıştı, Gemlik’teki fabrikada ise artık seri üretim kısmına geçilmiş olacak.
Otomobilin 2022 yılı sonunda banttan inmesi demek, 2023 yılında artık seri üretimin de yapılacağı anlamına geliyor.
*
Cumhurbaşkanı Erdoğan yerli otomobil konusundaki tüm ayrıntıların müjdesini 2019 yılının sonlarında vermişti.
Ve o günden bu yana defalarca dile getirdiğim bir husus vardı, Orhangazi, Gemlik ve İznik yerli otomobile mutlaka hazırlık yapmalı.

Yazının Devamını Oku

Çirkin görüntüyü güzelleştirmek hiç de zor değil

ÜLKEMİZ yeraltı zenginlikleri ile de biliniyor.

Altın madeninden gümüşe, taş maden ürünlerinden bakıra kadar bir çok zenginlik yeraltında yatıyor.
Yeraltı kaynaklarımızın gün yüzüne çıkarılması da ülkemizde tartışmalı konulardan birisi.
Bir kesim yeraltı kaynaklarının mutlaka yer yüzüne çıkarılması ve ekonomiye kazandırılmasını savunurken, az ama sesi güçlü çıkan bir kesim ise doğanın tahrip edildiğini ileri sürerek dağların tepelerin kazılmasına karşı.
Belli kurallar çerçevesinde ise yurdun her noktasında yeraltı kaynaklarının yer yüzüne çıkarılması içn çalışmalar da sürüyor.
***
Maden ocaklarının bol olduğu bölgelerden birisi de Bursa’nın Orhangazi ilçesi.
Özellikle Orhangazi şehrinin kurulduğu bölgenin yüksek kesimlerinde, Fındıklı tepesi olarak bilinen bölgede kalsit madeni üretimi için yarım asır öncesinden bugüne çok sayıda maden ocağı açılmış durumda.

Yazının Devamını Oku

Deprem raporu ile yıkılmışlardı hala haber yok!

Hatırlanacağı gibi Bursa Valiliği il genelindeki okullar ile ilgili depreme dayanıklılık araştırması yapmıştı.

Bu araştırmanın sonuçları 2020 başlarında açıklanmış, rapora göre de Bursa ve ilçelerinde topla 24 okulun olası bir depreme dayanamayacağı belirtilerek yıkım kararı verilmişti.
Valilik o dönemde konu ile ilgili de bir açıklama yapmıştı.
Açıklamayı hatırlayacak olursak: “Türkiye, depremselliği yüksek olan bir bölgede bulunmaktadır. Bizlerin önceliği geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın sağlığı ve can güvenliğidir. Öğrencilerimizin güvenli ortamlarda en sağlıklı bir şekilde eğitimlerine devam etmeleri bizim olmazsa olmazımızdır.
Milli Eğitim Bakanlığı, İnşaat ve Emlak Dairesi Başkanlığı tarafından eğitim binalarımızda yapılan kontroller ve değerlendirmeler neticesinde ‘deprem tahkik raporları’ sonucuna göre deprem olması halinde risk taşıyabileceği değerlendirilen binaların yıkılması yönünde karar alınmıştır.
Bu kararın, öğrencilerimizin sağlıklı bir ortamda eğitimlerine devam edebilmesi adına alınmış olup, bu kapsamda 24 eğitim binamız hakkında yıkım kararı alınmıştır. Yıkım kararı alınan eğitim binalarından dokuzu aynı bahçedeki sağlam olan diğer blokta, bunun dışındaki 15 okulumuzda ise, öğrencilerimiz kayıt bölgesindeki en yakın okulda eğitimlerine devam edecektir.
3 Şubat Pazartesi günü başlayacak ikinci yarıyılda eğitim öğretimin aksamaması için İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerince planlama yapılmış ve tüm tedbirler alınmıştır. Pazartesi günü ilgili okullardaki idarecilerimiz, öğrencilerimize gerekli yönlendirmeyi yapacaklardır.
Yıkım kararı alınan eğitim binalarının en kısa sürede yıkılarak yeniden yapımı için tüm çalışmalar başlatılmıştır.”

Yazının Devamını Oku

Orhangazi-İznik yolu can almaya devam ediyor

Bursa’nın kuzeyi, Gemlik, Orhangazi ve İznik bölgesinin son yıllarda en fazla can alan yolu Orhangazi-İznik Kuzey yolu.

Yani, İznik Gölü’nün kuzeyinde kalan yol, son yıllarda en fazla trafik kazasının yaşandığı bir yol.
Bu yoldaki son ölümlü kaza geçtiğimiz cumartesi akşamı yaşandı.
Ne yazık ki gencecik bir insan motosiklet kazasında yaşamını yitirdi.
Çok değil yaklaşık 1 ay önce yine bu yol üzerinde meydana gelen trafik kazasında ise 5 kişi yaşamını yitirmişti.
Buna ilave olarak çok sayıda maddi hasarlı ve yaralamalı kaza ise gün geçmiyor ki yaşanmasın.
***
Peki, bu yolun özelliği ne ki, bu kadar çok trafik kazası yaşanıyor?

Yazının Devamını Oku

Trafik master planı için Büyükşehir devreye girmeli

Şehirlerin en büyük sorunlarından birisi de trafik yoğunluğu.

Artan araç sayıları, şehir merkezlerindeki yolların artan bu araç trafiğine hazır olmaması, cadde ve sokakların uzun yıllar sonrası planlanarak değil de günlük ahbap çavuş ilişkileri ile düzenlenmiş olması bugün tüm şehirlerde trafik yoğunluğunun ve trafik keşmekeşinin günden güne artmasına yol açıyor.
Tabii buna da son yıllarda hızla artan araç sayılarını da eklediğimizde, artık işin içinden çıkılamaz bir hale gelmiş durumda.
*
Anlattığım bu durum Orhangazi için de geçerli.
Belki de verdiğim bu örneklerin en fazla yaşandığı kent Orhangazi.
Zaten kent estetiği neredeyse sıfır olan, yıllar yılı son derece kötü bir şekilde şehir planlaması yapılan, cadde ve sokakları bırakın 100 bin nüfusu 20 bin nüfusta dahi yetersiz kalacak bir şehir.
Geçtiğimiz günlerde de yine bu satırlardan dile getirdiğim gibi, 80 bin nüfusu olan Orhangazi’de neredeyse 35 bin araç trafikte.

Yazının Devamını Oku

Genişletme çare değil bölünmüş duble yol

Orhangazi-İznik arasındaki karayolunda yaşanan sık trafik kazaları malumunuz.Özellikle yoğunlaşan trafik, kazaları da beraberinde getiriyor.

Herkes de biliyor ki, yıllar önce bir miktar genişletilen bu yol, son 10 yılda artan trafik nedeniyle artık burasının yükünü kaldıramıyor.
Bunun karşılığı olarak da ölümlü ve yaralanmalı trafik kazaları ile bir çok can kaybettik.
Daha kısa bir süre önce bu yolda meydana gelen kazada 5 kişinin yaşamını yitirdiğini düşünürsek, artık bu yol için ciddi bir çözüm bulunması da gerekliydi.
*
Biliyorsunuz;
İznik gelecek yıl büyük bir organizasyona ev sahipliği yapacak.
Türk Dünyası Olimpiyat Oyunları.

Yazının Devamını Oku

Yangınlara başka bir gözle bakış

Türkiye’nin Güney, Ege ve Akdeniz kıyılarındaki yangınlar hepimizin ciğerini yaktı.Antalya’nın Manavgat ilçesi ile başladı, sonrasında birkaç günlük süreçte tam 140 noktada orman yangınları çıktı.

Yangınlar öylesine eş zamanlı ve büyüktü ki bazı yangınlar yerleşim yerlerini de esir aldı. Canlar gitti, ağaçlar, orman canlıları gitti. Yüreğimiz yandı, soğuyacak gibi de görünmüyor.
*
Yangınların devam ettiği süreçte Türkiye’de yine her felakette olduğu gibi ortaya çıkan bir zümre yangınların üzerinde, ölen canların, yanan ağaçların üzerinde tepinmeye başladı.
Yangın uçaklarından dem vurarak, Türkiye’nin yangınları söndürmekte yetersiz kaldığını bağıra bağıra söylemeye başladı. Oysa durum hiç de öyle değildi, Türkiye 4-5 günlük sürede Türkiye’nin 140 noktasında çıkan yangınların 132’sini söndürmüş ve kontrol altına almış, diğer yangınların söndürülmesi için de cansiperane mücadeleler de devam ediyor.
140 yangından söndürülen 132 yangını görmeyenler, halen devam eden yangınlar üzerinden de sosyal medyadan tevrizat peşine düşmüş durumda.
*
Yangınların bir başka boyutu var.

Yazının Devamını Oku

İznik Gölü’ne Yüzen Güneş Enerji Santrali olur mu?

Bildiğiniz gibi iklim değişikliği ve küresel ısınma, temiz enerjiye olan ihtiyacı daha da artırdı.

Dünyanın birçok farklı bölgesinde, güneş panelleri sayesinde temiz enerji elde edilebiliyor.

Ancak bu sistemin çok fazla alana ihtiyaç duyması nedeniyle, artık yüzen güneş panelleri daha popüler hale geldi.
Bu konuda son bir örneği Endonezya’da görüyoruz.
Asya’nın en büyük güneş enerjisi şirketlerinden birisi olan Sunseap Group, Endonezya’da dünyanın en büyük yüzen güneş enerjisi çiftliğini kuruyor.
Bu konuda çalışmalara da 2022 yılında başlanacağını öğrendik.
*
Rüzgar enerji santrallari, güneş enerji santralleri gibi terimleri son yıllarda çok daha fazla duymaya başladık.

Yazının Devamını Oku

Bayram dönüşü zehir olmasın

Türkiye Covid-19 ile mücadelede özellikle aşılamadaki başarısı ile dikkat çekti.

Son 2 aydaki aşılama ile birlikte vaka sayıları günlük 4 binli rakamlara kadar gerilemişti.
Ancak son günlerde vaka sayılarında bir artış eğilimi söz konusu.
Önceki gün, yani cumartesi günü ortaya çıkan tablo az da olsa ürküttü.
Cumartesi günkü tabloya göre günlük vaka sayısının 6 bin 666 olması dikkat çekiciydi.
İşte bu noktada aklımıza gelen iki şey var.
Aşılama konusunda hala tereddütü olanlar; ve bana göre daha da önemlisi maske kullanımının artık neredeyse yok denecek kadar az olması.
Dün sabah saatlerinde önümü kesen bir vatandaş, iş yerlerinde işletme sahiplerinin maske kullanmamasından şikayet etti.

Yazının Devamını Oku

Mesleki eğitimi ihmal etmeyin

Bugünlerde 8. sınıflardan mezun olan öğrenciler için lise tercih heyecanı yaşanıyor.

16 Temmuzda tercih süresi dolacak.
LGS sınavı sonrasında Fen Lisesi yada Anadolu Lisesi tercihlerinin yanı sıra, diğer liseler için de tercihler yapılmış olacak.
Bu noktada bir hatırlatma yapmakta fayda var.
Mesleki eğitimi ihmal etmeyin.
*
Bilindiği gibi gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için sanayi devrimi son derece önemli.
Eğer, bir sanayi devi olmak istiyorsanız, en önemli hususların başında mesleki eğitim geliyor.

Yazının Devamını Oku

Otoyol garanti araç rakamları ne durumda

Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu ve Osmangazi Köprüsü’nü kapsayan dev proje hatırlanacağı gibi kademeli olarak hizmete girmişti.En son 2018 yılında projenin tamamı hizmete alınmıştı.

 

Tabii böylesine büyük bir projenin başlangıcından tamamlandığı döneme, hizmete girmesinden bugüne kadar en çok tartışılan tarafı garanti araç geçişi olmuştu.

Proje yap işlet devret modeli ile hayata geçirilmiş, 22 yıllık işletmenin ardından devlete devredilecek bir proje.
Yap işlet devret modeli ile hayata geçirilen bu projede devletin kasasından da bir para çıkmadı.
Tabii, yap işlet devret modeli projeler yapılırken, belli bir araç geçiş garantisi de konabiliyor.
Ancak, bu proje ilk planlandığı dönemlerde onlarca uzman ekip tarafından hesaplamaları yapılarak hayata geçirilen bir proje olduğu için, yap işlet devret modelinin henüz yarı süresi dolmadan artık devletin araç geçiş garantisi ücreti ödemeyeceği de aslında ilk başlarda ortaya konmuştu.

Yazının Devamını Oku

Küçük sanayi artık büyük bir sanayi bölgesi oluyor

Orhangazi’de artık 400 civarında irili ufaklı işletmenin olduğu Küçük Sanayi Sitesi artık dördüncü etap için kolları sıvamış durumda.

Orhangazi Küçük Sanayi Sitesi, Gedelek Açmalar Mevkiinde bundan tam 32 yıl önce kurulmuştu.
Daha doğru ifade ile hazırlıkları daha eskiye dayanıp, resmi olarak 32 yıl önce yönetimleşen ve o günden sonra her dönem büyümeye devam eden Küçük Sanayi Sitesi bugüne kadar 3 ayrı etap halinde ilave rezerv alanlarını kullanarak büyüdü.
200’e yakın dükkan ile başlayan Küçük Sanayi Sitesi, bugün bir çok imalat firmasını da bünyesinde barındırarak 400 civarı işyerine ulaşmış durumda.
Ve artık irili ufaklı işletmeleri ile neresinden bakarsanız bakın 2 bin kişinin istihdam edildiği bir sanayi bölgesi.
Kurulurken Küçük Sanayi Sitesi olarak kurulan bölge bugün yeniden büyüme hesapları yapıyor.
Kuruluşundan bugüne kadar KSS’nin başkanlığını Şükrü Çoklar yapıyordu.
Küçük Sanayi Sitesi geçmiş dönemlerde yerel yönetimler eli ile Orhangazi şehir merkezindeki sanayi dükkanlarını bünyesine toplama girişimleri ile de anılmış, ancak bu bir türlü gerçekleşmemişti.

Yazının Devamını Oku

Şimdi kime ne görev düşüyor?

Mart 2020’den bu yana dünyayı esir alan, binlerce insanı hayattan koparan Covid-19 salgınında farklı bir safhadayız.

Özellikle son 2 ayda yaşanan vaka düşüşleri, ölüm oranlarının azalması, günlük vaka sayılarının 5 binli rakamlara kadar gerilmesi ile birlikte haziran ayında kısmi normalleşme başlamıştı.
Son olarak Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’nin 14- 20 Haziran arasında Çin ve Almanya’yı geride bırakarak aşılama hızında en yüksek performansı gösteren ülke olduğunu duyurdu.
Önceki gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kabine toplantısı sonrasında temmuz ayı ile birlikte geçerli olacak yeni normalleşme sürecini açıkladı.
Buna göre, 1 Temmuz itibarıyle sokağa çıkma kısıtlamaları tümüyle kaldırılıyor.
Müzikle ilgili sınırlama saat 24.00’e kadar uzatılıyor.
Şehirlerarası seyahat kısıtlamaları ile şehir içi toplu taşımadaki kısıtlamalar sona eriyor.
Kamu kurum ve kuruluşlarında normal mesai düzenine geçiliyor.

Yazının Devamını Oku

İhtiyacımız olan şey bu projeler işte

Türkiye, Avrupa Birliği fonlarından en az yararlanabilen ülkeler arasında yer alıyor.

AB fonlarına Türkiye her yıl milyonlarca Euro ödeme yaparken, geri dönüşüm konusunda ise ne yazık ki o kadar kabiliyetli değil.
Biliyorsunuz, Avrupa Birliği özellikle çevre, gelişim, teknoloji gibi konularda hazırlanan projelere karşılıksız hibe destek kredileri ödüyor.
Ancak bu konuda Türkiye çok da yeterli değil açıkçası.
Bugün konumuz Avrupa Birliği fonları olmasa da, benzer çalışmalar kendi öz kaynaklarımızla da yürütülüyor.
Bunun için de şehirlerde kaymakamlık yada valiliklerin yanı sıra, belediyeler ve sivil toplum kuruluşları bünyesinde proje ekipleri olur.
Bu proje ekipleri AB fonlarından faydalanılabilecek, ya da kendi öze kaynaklarımızla, yani KOSGEB yada TKDK gibi devlet kurumları vasıtası ile büyük bölümü hibe olmak üzere hazırlanabilecek projeler vasıtası ile maddi destekler alabiliyor.
Türkiye bu tür projeler konusunda zayıf, Orhangazi ise kendi özelinde daha fazla kısır bir şehir.

Yazının Devamını Oku

Müsilaj tehdidi ve iç sular

Biliyorsunuz, özellikle Marmara Denizinde son dönemlerde görülen deniz salyası sorunu denizlerimizi ve su ürünlerimizi tehdit etmeye devam ediyor.Son dönemde Marmara Denizi’nin hemen hemen tüm kıyılarında görüldü.

Gemlik Körfezi, Mudanya Sahili, Erdek, Bandırma derken İstanbul sahillerinde de ciddi bir deniz salyası tehdidi yaşanmaya başladı.
Bu konuda hem devletin ilgili kurumları, hem üniversiteler seferber oldu.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 7 il için bir genelge yayınladı.
Marmara Denizi Eylem Planı uyarınca müsilajdan kaynaklı kirliliğin giderilmesi ve yönetimi için İstanbul’da bakan yardımcısı, illerde ise vali başkanlığında Koordinasyon Merkezi kurulacak.
Dün itibarı ile de bu süreç başlamış oldu.
Hedef bir seferberlik ile bu müsilaj belasından kurtulmak.
Bu arada, müsilaj ile ilgili 22 ün önce İstanbul Üniversitesi Laboratuvarlarına bırakılan müsilaj örneklerinin tahlil sonuçları da açıklandı.

Yazının Devamını Oku