İznik Gölü’nde son durum ne?

Bu kış yağışlar açısından bereketli geçince, en fazla merak edilen konuların başında da İznik Gölü’nün durumu geliyor. Öyle ya, 2021 ve 2022 kışlarını saymazsak, ondan önceki kış dönemleri tarihin en kurak kış aylarına sahne olmuştu. Bundan en büyük zararı da İznik Gölü görmüştü.

Haberin Devamı

Bölgenin tek gündemi de İznik Gölü’ndeki çekilme oluşturuyordu.
Çünkü İznik Gölü günden güne tükeniyor, çekilme tarihin en korkutucu seviyelerine doğru gidiyordu.
Haliyle bugünlerde en çok merak edilen konuların başında da yağışların göl seviyesine etkisi olup olmadığı yönündeydi.
Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, geçen kış ve özellikle bu kış etkili olan yağışlar İznik Gölü’ne bir nebze de olsa olumlu etki etti.
İznik Gölü’nün Orhangazi sahilinden ölçecek olursak, göl sahilindeki iskele ayaklarının neredeyse tamamı karada kalmıştı. Ancak bu yıl ki yağışlarla birlikte göl seviyesinde iskele ayaklarına bakarak olumlu bir görüntüyü farkedebilirsiniz. Şu an için iskele ayakları en uçtan itibaren artık suyun içinde yer almaya başladı.
***
Peki bu yeterli mi?
Elbette göl, su seviyesinin olağan hali ile bugünkü hali arasında hala dağlar kadar fark var. Su seviyesinin eski oranlara gelmesi artık zor gibi görünse de, yıllık yağış dengesi bu yılki gibi olduğu taktirde gelecek adına çok da korkulacak bir durum olmadığını söyleyebiliriz.
***
Ancak teknik ve resmi bir veri var mı bu konuda? İznik Gölü’ndeki su seviyesi konusunda en net en doğru bilgi aslında DSİ’de. Geçen hafta Orhangazi Kaymakamlığı bölgedeki su kaynakları, göletler, İznik Gölü’nün durumu ve yeraltı sularının son durumu ile ilgili bir toplantı gerçekleştirdi. Konunun tüm muhatapları bu toplantıya katıldı.
İznik Gölü ile ilgili en sağlıklı resmi verileri paylaşacak olan DSİ’ydi. DSİ Bursa Bölge Müdür yardımcısı Şaban Efe bu toplantıda bazı rakamlar paylaştı. DSİ bölge müdürünün paylaştığı rakamlara göre İznik Gölü’nde durum hala ürkütücü boyutlarda.
***
Öncelikle su seviyesi ile ilgili resmi rakamları anlattı Şaban Efe. Olması gereken ve şu anki durumu ile ilgili veriler gerçek manada korkutucu. DSİ rakamlarına göre, İznik Gölü’nün deniz seviyesinden yüksekliğinin maksimum 85,50 metre olması gerekiyor.
Bölge Müdür yardımcısı göl seviyesi eğer deniz seviyesinden 85,50 yüksekliğinde ise bu noktadan sonra göl tahliye kapakları açılması gerekiyor. Bir de kritik seviyeyi açıkladı Şaban Efe. Kritik seviye ise 83,30 metre.
Yani İznik Gölü’nün deniz seviyesinden yüksekliği 83,30 metreye kadar düşmüşse tehlike çanları var gücüyle çalıyor demektir.
Peki şu anda seviye ne kadar?
DSİ rakamlarına göre İznik Gölü’ndeki su seviyesi deniz seviyesinden 83,40 metre düzeyinde. Yani kritik eşiğe gelmek üzere. Seviye 2022’deki yağışlara rağmen bu seviyede.
***
Kaymakamlığın düzenlediği toplantı son derece verimli geçti.
Bu noktada hem İlçe Tarım Müdürlüğünü hem bu konu ile ilgili diğer tüm kuruluşları ilçede ilk kez yapılan bu tür toplantılardan dolayı kutlamak gerekiyor. Toplantıda katılımcıların bazı soruları da yanıt buldu. En önemlisi soru ise “Bundan sonra ne yapmak gerek”ti. Öncelikle sevindiren bir gelişmeden söz etmek istiyorum.
DSİ, Gürle Dağı’ndan gelip Karsak Deresi’ne oradan da denize dökülen Gürle, Karsak ve Gemiç bölgelerindeki dereler için yeraltı barajları planlaması başlattı. Hep söylenen konulardan birisiydi. Bu dereler boşa akıyor, bu dereler İznik Gölü’ne yönlendirilemez mi?
Belki dereleri göle yönlendirmek güç,
Ama bu derelerin yatağında yapılacak yeraltı barajları sayesinde hem buharlaşma yolu ile kaybolan suyun önüne geçilmiş olacak, hem bu barajlarda toplanacak su ile ovadaki binlerce dönümlük tarım alanı İznik Gölü’nden su kullanmadan sulanmış olacak.
***
DSİ bölge müdür yardımcısı Şaban Efe, İznik Gölü’nü 7/24 izlediklerini, göldeki su seviyesini de sürekli kontrol ettiklerini söyledi toplantıda. Bilinmesi gereken en önemli etken de şu; İznik Gölü’ndeki su seviyesinin azalmasının ana nedeni gölün son 10 yıldır yeterli seviyede su alamaması olarak gösteriliyor.
Bu arada çocukluğumuzda bildiğimiz göl tahliye kapaklarının açılma işleminin de en son 2006 yılında yapılabildiğini hatırlatmak gerekiyor. Yani 12 yıldır kapaklar hiç açılacak seviyeye gelmemiş. Bu da göl ve bölgenin istenen seviyede beslenememesi anlamına geliyor.
***
Toplantıda ifade edilen başka rakamlara da bakacak olursak,
İznik Gölü’nde yıllık 350 milyon metreküp su buharlaşma yolu ile kayboluyor.
İznik Gölü ve kaynaklarından tarımsal sulama için ayrılan su miktarı yıllık 55 milyon metreküp.
Bu rakam geçen yıl 39 milyon metreküpmüş.
Yani, tarımsal sulama noktasında 55 milyon metreküpün, 39 milyon metreküpü kullanılabilmiş.
İznik Gölü’den Gemlik Gübre’nin çekme yetkisi olan su miktarı ise yıllık 10 milyon metreküp.
***
DSİ Bölge müdür yardımcısı Şaban Efe’nin İznik Gölü için sunduğu ve planlama aşamasında olan başka bir sevindirici haberi daha vardı.
Şaban Efe, İnegöl Boğazköy barajından yapılacak bir tünel sayesinde İznik Gölü’ne yıllık 200 milyon metreküp su takviyesi yapılabileceğini söyledi.
Tabi büyük ve zor bir proje. Ama İznik Gölü’nün kurtulması, eski günlerine dönebilmesi için olası her zor proje için de herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor. Şayet Boğazköy Barajından tahliye edilen su İznik Gölü’ne ulaştırılırsa, göldeki su seviyesi yine eski haline kadar da gelebilir.
***
Aslına bakarsanız, Kaymakamlığın su kaynaklarımız ile ilgili düzenlediği bu toplantılar bile aslında önemli.
Burada yapılan istişareler, görüş alışverişleri sayesinde yeni ve farklı çözümler de ortaya çıkabilir.
Örneğin İznik Gölü için yapılacak en acil projelerden birisi Karsak Dersine akan su yatakları için yapılması planlanan yeraltı barajları.
En hızlı ve etkili çözüm bu olabilir.
Buralarda toplanacak su ile ovadaki tarım alanları sulanabilir.
Böylece boşa giden bu dere suları da değerlendirilir.
Sulama mevsiminde ova sulaması için de İznik Gölü kullanılmamış olur.
***
Tabi işin bir başka boyutu daha var: İsraf.
Özellikle tarımsal sulama konusunda hala bilinçsiz ve vahşi sulama yapan üreticilerimiz var.
Bununla birlikte hala ilaç tankerlerini gelişigüzel yıkayıp ilaçlı suları göle salan üreticilerimiz var.
Önce biz kendimiz sahip çıkacağız göle, sonra alınması gereken önlemleri sıralayacağız.
Yani, Göl için artık herkes üzerine düşeni yapmakla sorumlu.
Yoksa göl avuçlarımızdan kayıp gidecek.
Günümüz dünyasında en önemli iki şey su ve tarım.
Özellikle Ukrayna-Rusya savaşı da gösterdi ki,
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da dediği gibi,
Bir karış yer dahi olsa ekeceğiz.
Ekerken de israf etmeden, kontrollü doğru tarım yapacağız.
Allah vergisi son derece bereketli bir toprak yapımız var.
Bunu israf etmeden en verimli şekilde kullanmak da bize düşüyor.

Yazarın Tüm Yazıları