Hepimizin acısı...

Geçtiğimiz Cuma günü Türkiye yeniden deprem gerçeği ile yüzyüze geldi.İzmir 6,6 şiddetinde bir deprem ile sarsıldı.

Bornova ve Bayraklı’da birçok bina yıkıldı, hayatını kaybeden, yaralanan vatandaşlarımız oldu.
İzmir depreminin acısını ta içimizde hissederken, sir acıyı da en yakınımızda yaşadık.
Aslen Orhangazili olan İnan ailesinin 10 yaşındaki biricik kızları Elif’in enkaz altında kalıp hayatını kaybettiğini öğrendik.
Bu bizlerin acısını ikiye katladı.
Velhasıl depremin acısını iliklerimize kadar hissettik.
Deprem sonrasında devletimiz tam anlamı ile seferber oldu.
Devlet tüm kurumları ile hızlı bir şekilde deprem bölgesine ulaştı, yaraları sarmaya çalıştı.
AFAD, Kızılay, UMKE, JAK (Jandarma Arama Kurtarma), Sağlık ekipleri, kurtarma ekipleri, sivil yapılar, IHH, Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye’nin dört bir yanından İzmir’e akın eden belediyelere ait kurtarma ve itfaiye ekipleri kısacası devlet, tüm kurumları ile tüm dinamikleri ile ilk dakikadan itibaren deprem bölgesine karargah kurdu, seferberlik başlattı.
Biliyoruz ki özellikle deprem sonrasındaki manevrası ve tecrübesi ile Türkiye dünyanın sayılı ülkeleri arasına gelmiş hatta Avrupa’nın ilk 3 kurtarma ekiplerine sahip bir ülke oldu.
Bu gerçeği, Van, Elazığ, Malatya depremlerinde çok net gördük.
Eksik olduğumuz tek taraf, deprm öncesi yapı stoğumuzda.
Ne yazık ki Türkiye’nin hemen her kentinde durum aynı.
Binalarımız depreme dayanıklı ve hazır değil.
Bu sorunun da kentsel dönüşümle ortadan kaldırılması en büyük beklentimiz.

*

Kentsel dönüşüm demişken, ne yazık ki bu ülkede bir kitle var, yapılan her iyi şeye karşı çıkıyorlar, taş koyuyorlar.
Düşünün ki, ülkemizde, “Türkiye’de binalarımız depremlere dayanıklı değil, deprem vergileri nerede” diye höyküren, devlet deprem tedbir için kentsel dönüşüm uygulaması yaparken, “kentsel dönüşüm ranttır” diye höyküren kişiler aynı.
Yani, hiçbir katkıları olmadığı halde, her fırsatı sinsice değerlendirmeye çalışan sorunlu bir kitle bunlar.

*

Tabi bir de sırtlanlar var.
Her acı olayda, her felakette ortaya çıkıp, acı üzerinden kinlerini kusan, sosyal medyada koğuşlu, hastalıklı bir zihniyet var.
Kimi İzmir’e dinsiz deyip oh oldu anlamında paylaşımlar yapıyor, diğer kesim ise devletin felaket anındaki başarısını görmezden gelerek, devlete saldıran, yalan ve algı haberlerle devletini karalamaya çalışanlar var.
Bunlar, Van Depreminde de vardı, Elazığ depreminde de Malatya depreminde de.
Öylesine kirli, öylesine pislik bir kişilikleri var ki, acılar, felaketler anında ortaya çıkarlar lağım saçarlar etrafa.

*

Hep söyledim...
Bu toprağın acısından keyif alan, insanımızın felaketine sevinen bizden değildir.
Hangi kılığa bürünürse bürünsün, böyle davrananın provakatör olduğuna başka delil aramayın. Şikayet edin, ifşa edin, engelleyin.
Prim vermeyin, doğduklarına pişman edin gerekirse.
Çünkü bunların anladığı dil o.

*

17 Ağustos 1999’da yaşanan Marmara depremini, depremin tam ortasında, Sapanca’da yaşamış birisi olarak şunu da çok rahatlıkla söylemek isterim.
1999 depreminde devlet ne yazık ki günler sonra dahi ortalarda görülmedi.
Sapanca’da yaşadığm o depremde bırakın, başbakanı, bakanı milletvekilini, o dönemde yaşadığım Sapanca’nın kaymakamını, belediye başkanını dahi günlerce ortalarda göremedik.
Bırakın kurtarma ekiplerinin anında olay yerine gelmesini günlerce vatandaşlar kendi imkanları ile ellerinde kazma kürekle enkazlar üzerinde ceset aradı.

O günden sonra çok şey değişti.

Bugün geldiğimiz noktada depremden sadece dakikalar sonra enkazlara ulaşan kurtarma ekipleri, depremden birkaç saat sonra deprem bölgesinde enkaz alanlarında olan bakanlar, milletvekilleri hatta Cumhurbaşkanı var.
İnsanların her türlü ihtiyacına yetişen bir devlet var.
Van depreminden sadece 1 yıl sonra yeni bir Van inşa edilmiş, devlet 11 ay sonra Van’daki depremzedelere tam 24 bin konut teslim etmişti.
Bugün de İzmir depremi sonrasında Cumhurbaşkanı açıkladı; “Evi yıkılan her aileyi en kısa zamanda yeni evlerine kavuşturacağız.”
Siz bakmayın sosyal medyada felaket tellallığı yapanlara!

Bakmayın siz kin kusanlara!
Devlet dimdik işinin başında.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Bölgenin ‘Meram’ı olabilir

Konya’nın Meram ilçesini bilenleriniz vardır.Meram, Konya’nın güneyinde yer alıyor.Bu bölge, Meram Bağları ile kanalları ve eşsiz doğal güzellikleri ile bilinir.

Son yıllarda bölgede yapılan yatırımlar sayesinde de Meram Bağları ve bölgedeki tesisler Türkiye’nin her köşesinden binlerce misafir ağırlar.
Özellikle yerli turistlerin büyük ilgi gösterdiği bir bölge.
Meram’ı güzel yapan, doğal yanıdır.
Yemyeşil ağaçlar ve dereleri ile doyumsuz bir bölgedir.
O bölgenin bu denli güzelliği kadar olmasa da Orhangazi bölgesinde de böylesine doğası muhteşem alanlar var.
Bunlardan birisi de Nadır bölgesi ve Nadır’dan Orkent bölgesine kadar uzanan dere yatağıdır.
Burası ile ilgili önceki dönem belediye başkanı Neşet Çağlayan’ın büyük bir hayali vardı.

Yazının Devamını Oku

HEKTAŞ’ın Orhangazi’deki yerli tohum üretim tesisi hangi aşamada?

Bilindiği gibi Orhangazi’de tüm kamuoyunu sevindiren bir gelişme yaşanmıştı.40 yıllık Elsan Elyaf fabrika sahası, Oyak tarafından satın alınmış, Oyak ise yine alt kuruluşu olan HEKTAŞ vasıtası ile bu alanda yerli tohum üretimi yapmak için kolları sıvamıştı.

Bu süreç yaklaşık 2 yıldır devam ediyor.
HEKTAŞ Elsan Elyaf’ın sanayi bölgesinde, İznik Gölü’ne sıfır devasa araziyi aldıktan sonra buradaki çalışmalarına da aşağı yukarı 1 yıl önce başladı.
Buradaki yatırım ile ilgili olarak bildiğimiz tek bilgi: “HEKTAŞ burada yerli tohum üretecek”
Şu ana kadar bir kısmını saymazsak, arazide yaptığı çalışmalar ile ilgili olarak da zaten yerli tohum üretimi yapılacağına dair emareleri de uzaktan uzaktan görüyoruz.

Firmanın burada en önem verdiği konu ise arazinin etrafını duvarlar ve çelik tellerle kaplamak oldu.
Bir de gözle görülür olarak arazinin İznik Gölü tarafına konan dev seralar.
Bunun dışında, arazinin Elsan Elyaf döneminden kalan kapalı alanlarda bir tadilat hatta yıkıp yeniden bina dikmelerini uzaktan uzağa görebiliyoruz.

*

Yazının Devamını Oku

Yerli otomobil ve Orhangazi

Hatırlanacağı gibi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımı ile yerli otomobilin tanıtımı yapılmıştı.Geçen yıl 27 Aralık’ta tanıtılan Türkiye’nin yerli otomobili ülkede büyük bir heyecan yaratmıştı.

Türkiye için tarihi bir müjde,bizler için de ayrı bir anlam ifade ediyordu.
Çünkü Yerli Otomobilin fabrikası bizlere komşu ilçe, yani 15 dakikalık mesafemizde Gemlik’te inşa ediliyor.
Yerli otomobilin üretilecek olması bizler için çok özel bir heyecan, fabrikasının bizim bölgemizde olacak olması ise katmerli heyecan.
Çünkü, otomotivin başkenti Bursa, Bursa’nın otomotiv yan sanayi merkezi ise Orhangazi ve Gemlik.
Haliyle yerli otomobilin üretim aşamasında Orhangazi ve Orhangazi’deki sanayi kuruluşları kenarında köşesinde mutlaka yer alacak.

*

Peki 27 Aralık 2019 tarihinde ilk tanıtımı yapılan yerli otomobil ile ilgili geride kalan 1 yılda neler oldu?

Yazının Devamını Oku

Otomotiv bölümünün önemi

Türkiye kendi otomobilini üretmek için hızlı adımlarla ilerliyor.

Türkiye’nin otomobili, TOGG tarafından Gemlik’te belirlenen fabrika alanında inşa edilecek.
Fabrika inşaatı hızla devam ediyor.
Hedeflenen 2021 yılı sonunda inşaatı tamamlamak, 2022 yılı sonunda da ilk otomobili banttan indirmek.
Türkiye’nin otomobili kendi ölçeğinde son derece önemli.
Günümüz teknolojisine uyumlu, hatta bazı yönleri ile çok daha gelişmiş ve tüm dünyada kabul görecek bir otomobil.
İşte Türkiye’nin otomobili Bursa’da hayata geçecekken, Bursa ve fabrikanın kurulacağı Gemlik ve bölgesi için de büyük hayati öneme sahip.
Tabiki bu otomobil tüm ülkeye bir değer katacağı gibi Gemlik, Orhangazi, İznik bölgesine de apayrı bir değer katacak.

Yazının Devamını Oku

Yeni yatırımlar gelsin mi gelmesin mi?

Türkiye’de biliyorsunuz garip bir muhalefet var.Sırf muhalefet etmek için yurtdışına, AB ve ABD’ye Türkiye’ye yaptırım çağrısı yapan, yabancı yatırımcıya da çağrı yaparak “Aman Türkiye’ye yatırım yapmayın” diyen bir muhalefet anlayışına sahibiz.

Hatta, “Hiç kimse alışveriş yapmasın, ekonomi darboğaza girsin” diyen muhalefet vekilleri ile bile tanıştı bu ülke.
Yetinmediler, ABD’de Biden’in seçimi kazanmasından sonra zafer çığlıkları atıp “Biden geldi, kesin Türkiye’ye yaptırım uygular” diye sevinenleri de gördük.
Bu örnekleri çoğaltabiliriz.
Ne yazık ki muhalefetimizin durumu tam da böyle.
Ancak bugünkü konumuz bu değil.
Konumuz, Orhangazi bölgesi ile ilgili.
Orhangazi, yeni yatırımcı kabul edecek mi, yoksa etmeyecek mi?

Yazının Devamını Oku

Normale dönersek bölgeyi neler bekliyor?

Herkesin birbirine sorduğu soru: Dünya ne zaman normale dönecek?

2020 ile birlikte dünyamıza giren Covid-19 salgınında geldiğimiz son durum içimizi karartıyor.
Salgında kontrolü sağlamak bir yana, günden güne daha kötü bir tablo ile karşı karşıyayız.
Sadece Türkiye değil, dünya bu virüs belası ile boğuşuyor, hiçbir ülke de layıkıyla bu virüs ile mücadele edemiyor.
Avrupa hatta dünya ülkelerinin birçoğu salgınla mücadele edemez hale geldi.
Tablo günden güne daha da kötüye gidiyor.
Türkiye, güçlü alt yapısı ile şu ana kadar o bazı dünya ülkelerinde karşılaştığımız manzaraları görmedi.
Ancak gidişat bir şekilde kontrol altına alınamazsa, bizleri daha da kötü günler bekliyor gibi görünüyor.

*

Yazının Devamını Oku

Bölge için bulunmaz fırsat

Orhangazi, Marmara’nın göbeğinde, İstanbul’a bir adım, Bursa’ya yarım adım, İzmir’e iki adım mesafede.

Türkiye nüfusunun ve Türkiye ekonomisinin lokomotofi olan Marmara Bölgesi’nde yer almasına rağmen tarih boyunca bir çok fırsatı kaçırmış.
Deyim yerindeyse koskoca bir köy havasında kalmış bir ilçe.
Ne yazık ki...
Geçmişte kabuğunu kırmak için dönemsel olarak adımlar atsa da, bu adımlar değişen yönetim kademeleri nedeniyle hep sekteye uğramış.
Küçük olsun benim olsun mantığı ile yönetilmiş ve yönetilmeye devam eden bir ilçe. Bu gerçeği ticaret yapan, sanayinin içindeki herkes biliyor.
Kaçan bir çok fırsat olmuş.
Tarihi biraz geriye aldığımızda, 1980’li yılların sonlarından başlayıp 2000’li yıllara kadar bölgede her şehir kendi çapında yükünü alıp ilerlerken, Orhangazi ne yazık ki her türlü gelişimden geride kalmış.

Yazının Devamını Oku

Göz göre göre çürümesinler

Orhangazi’de Gölün güney yakasındaki eski köylerde bulunan tarihi evler bakımsızlıktan ve ilgisizlikten çürümeye terkedilmiş durumda.

İznik Gölü’nün Orhangazi’ye göre kuzey yakasında, Karsak mahallesinden başlayıp, Narlıca’ya kadar olan bölümde ağırlıklı olarak da Gürleler, Gemiç ve Sölöz mahallelerinde yoğunlaşmış eski evlerimiz var.
Bazı evlerin 200 yıllık olabileceği, hatta farklı özelliklere sahip olduklarını biliyoruz.
Örneğin en dikkat çekici olanı Sölöz mahallesinde hemen yol kenarında devasa görüntüsü ile duran eski tarihi ev.
Yine, Gemiç ve Gürle mahallelerindeki eski evler her biri farklı özellikleri olan, tarihi nitelikleri yanı sıra, farklı bir çok hikayeyi de bünyesinde barındıran evler.
Ancak, her biri neredeyse kaderine terkedilmiş durumda.

*

Elbetteki bahsettiğim bu tarihi evlerin bazılarında yaşam devam ediyor.

Yazının Devamını Oku

Orhangazi yeni şeyler söylemeli!

Orhangazi bölgesinin gelişmiş tarım yönü ile birlikte,

Sanayi gücü de herkesin malumu.
1970’li yılların başlarında ilk sanayileşmenin başladığı Bursas-Orhangazi bölgesinde,
Yaklaşık yarım asırda çok sayıda irili ufaklı sanayi kuruluşları faaliyete girmiş durumda.
İlçedeki sanayileşme, yeni sanayi ve istihdam alanlarının kurulması 2000 yılına kadar devam etti.
O tarihten sonra yeni sanayi yatırımı olmadı.
Kav Orman sanayi fabrikasının yerine faaliyete giren ve Avrupa’nın en önemli yat ve yelkenli fabrikası olan Sirena Marine ve özellikle zeytin ve turşu üretiminde artan üretim miktarı, yeni yapılan entegre tesisler dışında öyle kayda değer istihdam yaratacak yeni alanlar oluşmadı.
Bir anlamda şunu diyebiliriz;

Yazının Devamını Oku

Yıkılan okul binalarının akibeti ne oldu?

2020 yılının başlarında, henüz pandemi dünyayı ve ülkemizi vurmadan önce Bursa Valiliğinin Şubat ayında bir kararı olmuştu.

Bursa Valiliği, 2019 yılı boyunca Bursa genelindeki tüm okullarda olası depremlerde riskli okul binalarının tespiti için bir çalışma başlatmıştı.
Bu çalışma 2019 yılı sonunda tamamlanmış 2020 yılının ilk aylarında ise rapor haline getirilerek Valiliğe sunulmuştu.

Kontrolleri Milli Eğitim Bakanlığı, İnşaat ve Emlak Dairesi Başkanlığı yapmış, Bursa genelinde toplam 24 okul riskli bulunarak yıkım kararı verilmişti.
Valilik bu kararı 2019-2020 Eğitim Öğretim yılının sömestir tatili esnasında açıklamış,, okulların yıkımına ise hemen başlanacağını belirtmişti.
Bursa genelinde belirlenen bu 24 okul binasının artık kullanılmaması, buralarda eğitim gören okulların en yakın bölgelerde başka okul binalarına taşınmaları talimatı verilmişti.

Nitekim, bu resmi karar sonrasında tüm bu 24 okul için, ilgili Milli Eğitim Müdürlükleri gerekli planlamayı yapıp bu okullardaki öğrencileri başka okullara taşımıştı.

Nihayet, bu taşınma ve şubat tatilinin tamamlanmasından sonra ikinci yarı yıl başlamıştı.

Yazının Devamını Oku

Bakanlıktan Mesleki eğitim için doğru adım

Milli Eğitim bakanlığı yeni bir proje hayata geçiriyor.“Mesleki Eğitimde 1000 okul projesi” Eğitim konusunda sık sık savunduğum bir görüş vardır.

Türkiye, Avrupa’nın sanayi devi ülkelerin seviyesinde Mesleki Eğitim vermelidir.
Mesleki eğitimdeki pay Almanya’da yüzde 65’ler seviyesindeyken,Türkiye’de bu rakam son yıllardaki hamlelerle ancak yüzde 35’ler seviyesine geldi.
Mesleki eğitim sanayide hamle yapmak isteyen ülkeler için son derece önemli.
Sanayide ara eleman ve kalifiye eleman ihtiyacının karşılandığı tek yer mesleki eğitim.
Yani, meslek liseleri...
Milli Eğitim Bakanlığı son yıllarda bu hususta olumlu adımlar atmıştı.
Bakanlık bir çalışma daha başlattı.

Yazının Devamını Oku

Gümüş balıkçılığı için en iyi proje ne olur

Bugünlerde İznik Gölü’nün su seviyesindeki düşüşü tartışıp durduk.

Gerçekten de göldeki su kaybı artık endişe verici boyutlara ulaşmış durumda.
Sadece bu bölgenin değil belki de Türkiye için en önemli değerlerin başında geliyor İznik Gölü.
Gölün temizliğinden tutun da, su seviyesindeki kayıpların nedenleri, önlemleri ve çözümleri ile ilgili ne yazık ki sayfalar dolusu yazılar da yazsak, öyle görünüyor ki yetkililerden en ufak bir adım gelmeyecek.
Bugüne kadar İznik Gölü’nün içinde bulunduğu olumsuzlukları dile getirip durduk.
Ancak, gölün nimetleri çevreye ve insanlığa faydaları da yok değil.
En önemlisi de göl ürünleri.
Balıkçılık bunlardan birisi.

Yazının Devamını Oku

Hangisine hazırız?

Daha önce bu satırlardan sıklıkla söz ettiğimiz ve bölgenin bu organizasyon ve projelere hazırlık yapması gerektiğini dile getirmiştik.

Hatırlamak gerekirse, bölge için 3 önemli husus önümüzdeki süreçte bölge için hayati öneme sahip.
Birincisi ve en önemlisi Gemlik’te inşa edilecek olan yerli otomobil fabrikası.
İkincisi, üniversitenin içinde bulunduğu durum.
Üçüncüsü ise 2021 Eylül ayında İznik’te yapılacak olan Dünya Göçebe Oyunları.
Bunlar bölge için en önemli ve öncelikli 3 konu.
Örnekleri çoğaltabiliriz.
Örneğin, Orhangazi’nin geçmiş dönemde öne çıkan ama yeni dönem ile birlikte yine rafa kaldırılan Termal Turizm gücü.

Yazının Devamını Oku

Gemlik Gübre’nin açıklaması ne anlama geliyor

İznik Gölünde son yılların büyük çekilmesi yaşanırken, gölün bu hale gelmesi ile ilgili nedenler de tartışılmaya devam ediyor.

Bu konuda yine bu satırlardan defalarca fikrimizi dile getirmiştik.
Bugün, göldeki çekilmenin, su seviyesinin rekor şekilde düşmesinin en önemli nedeni son 2 yıldaki düşük yağışlar.
Çünkü son 40 yılın en kurak dönemleri yaşanıyor.
Bunun nedeni olarak da İznik Gölü’nü besleyen su kaynakları da yeteri kadar beslenememiş,
Göl de seviyesini yükseltememişti.
İznik Gölü’ndeki su azalmasının bunun dışında da nedenleri var elbet.
Tarımsal sulamaların gün geçtikçe artması

Yazının Devamını Oku

2025 trafiğini hayal edebilen var mı?

Günümüzün en büyük sorunlarının başında şehirlerdeki trafik geliyor.

Herkesin de malumu olduğu üzere eskiden büyük şehirlerde yoğun bir şekilde yaşanan, şehirler arası yollarda günün yada haftanın belli günlerinde trafik yoğunlukları yaşanırdı.
Örneğin; sabah erken saatler ve insanların mesaiye başladığı saatlerde, mesai bitiminde akşam saatlerinde trafik yoğunlukları yaşardık.
Ya da, şehirler arası yollarda da hafta sonları, tatil başlangıçları ve tatil bitişlerinde görürdük yoğun trafikleri.
Ancak, geldiğimiz noktada trafik artık öyle bir hal aldı ki, günün hangi saati olursa olsun; haftanın, ayın hangi günü yada zamanı olursa olsun, yoğun trafiklere şahitlik ediyoruz.
Bursa ve ilçeleri de bu durumdan payını alan şehirlerden birisi.
Şehirlerdeki trafin yoğunluğunun birkaç nedenini sıralayabiliriz.
Birincisi her geçen gün artan araç sayısı.

Yazının Devamını Oku

Üniversite için yeni dönem

Uludağ Üniversitesi Orhangazi Yeniköy Asil Çelik Meslek Yüksek Okulu’nda bu yıl 4 ayrı bölüm için kontenjanların tamamı doldu.

Orhangazi Yeniköy Asil Çelik Meslek Yüksek Okulu’nda şu an itibarı ile 4 bölüm bulunuyor.
- Bilgisayar Teknolojileri bölümü,
- Elektronik ve Otomasyon bölümü,
- Makine ve Metal Teknolojileri bölümü
- Park ve Bahçe Bitkileri bölümü.
Hatırlanacağı gibi bu dört bölüme ilave olarak Orhangazi Asil Çelik MYO’ya yeni bölüm kazandırılmıştı.
- Otomotiv bölümü.

Yazının Devamını Oku

İznik Gölü niye bu halde?

İznik Gölü’nde su seviyesinin günden güne düşmesi, hatta seviyenin bugün geldiği noktanın neredeyse son 25 yılın en çok çekilmesini yaşaması, su seviyesinin rekor seviyede düşmesi gündemdeki yerini koruyor.

Gerçekten de hiçbir dönem böylesine çekilme görmemiştim.
Göl seviyesi artık kıyıdan 30 metreden fazla çekilmiş durumda.
Göldeki su seviyesinin bu denli düşmesi elbette bizleri endişelendiriyor.
Çünkü, herkesin bildiği gibi İznik Gölü sadece bölge için değil,
İstanbul ve civarı için de son derece önemli bir göl.
İznik gölü olağanüstü hallerde içme suyu kaynağı olarak dahi kullanılabilecek, bölge tarımı için son derece hayati öneme sahip bir su kaynağı.

Yazının Devamını Oku

Göl Yolu’nu kim yapacak?

Daha önce yine bu satırlardan dile getirmiştim.Orhangazi’de Göl Yolu her gün bir faciaya davetiye çıkarıyor diye...

Ancak, ne yazık ki yerel imkanlarla göl yolunda şu güne kadar hiçbir çalışma yapılmadı, yapılamadı.
Orhangazi’den İznik Gölü’nün güney yakasından İznik istikametine giden yolun bağlantısıdır Göl Yolu.
Dahası, Orhangazi’ye bağlı 10’a yakın eski köye ulaşımı sağlayan yol.
İlave olarak da yine aynı bölgedeki onlarca sanayi kuruluşuna bağlantı sağlayan bir yol olması hasebiyle, gün içinde binlerce aracın geçtiği bir yol.
Göl Yolu, artık bu trafiğe yetmiyor.
Yetmediği için de sık sık trafik kazası yaşanıyor.
Son birkaç ayda hem ölümlü hem de yaralanmalı bir çok trafik kazasına sahne oldu Göl Yolu.

Yazının Devamını Oku

Tarım A.Ş. zeytini gündemine alır mı?

Bursa’nın tarım ürünleri değerine değer katan bir kuruluşumuz var. Türkiye’de ilk ve tek, Bursa Büyükşehir Belediyesi Tarım A.Ş.

Belediye bünyesinde faaliyetini sürdüren Tarım A.Ş. Bursa’ya has bir çok tarım ürününe destek oluyor.
Üretimden, pazarlamaya kadar hem müstahsile, hem de bu işin ticaretini yapanlara ciddi destekleri var Tarım A.Ş.’nin.
Siyah inciri, şeftalisi, yaban mersini, böğürtleni, deveci armudu ve daha bir çok ürüne yönelik farklı desteklemeleri var.
Verdiği desteklerle üretici bir nebze olsun rahatlıyor.
Bundan daha da önemlisi tarım ürünlerinin katma değeri yüksek, nitelikli üretilmesine de üretici için yeni ve hatta uluslararası pazarlar da bulmaya devam eden Tarım A.Ş.’nin bir çelişkisi var.
Bilindiği gibi Bursa’nın en önemli tarım ürünlerinin başında zeytin geliyor.
Ancak, gelin görün ki Tarım A.Ş. zeytine destek vermiyor,

Yazının Devamını Oku