GeriHasan BOZBEY 2020’ye büyük beklentilerle giriyoruz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

2020’ye büyük beklentilerle giriyoruz

2019 yılı geride kaldı.

2020 yılının ilk günündeyiz. Her yeni yıl, yeni umutlar, yeni beklentiler anlamına geliyor.
Ülkemiz için de durum böyle. Ancak; 2020 yılı Bursa’nın kuzey ilçeleri açısından ayrı bir anlam ifade ediyor. İhracatta Türkiye’nin ikinci büyük şehri, sanayisi, tarımı, turizmi ile ülkenin lokomotif illerinden Bursa’nın kuzey ilçeleri, Orhangazi, Gemlik, İznik ve Yenişehir yeni yıla bambaşka beklentilerle giriyor.
*
2020 yılı için bu bölge açısından ayrı anlamları olan bir yıl olacak.
Birincisi ve en önemlisi yerli otomobil.
Yerli otomobil fabrikası herkesin de bildiği üzere Gemlik’te kurulacak.
Geçen Cuma günü yapılan tanıtım toplantısının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önceki gün bir bilgilendirme daha yaptı.
Otomobil fabrikasında inşaat 2020 yılında hemen başlayacak.
2022 başlarına kadar inşaat tamamlanacak, 2022 sonunda ise ilk yerli otomobiller banttan inmeye başlayacak.
Yerli otomobilin Gemlik’te yapılacak olması başta Gemlik olmak üzere, Orhangazi, İznik ve Yenişehir’e de apayrı bir heyecan katıyor.
Öncelikle şunu belirtmekte fayda var.
Biliyorsunuz Gemlik zaten bir sanayi kenti.
OSB ve Serbest bölgesi sanayideki gücünü ortaya koyuyor.
Orhangazi ise özellikle otomotiv yan sanayinin bölgedeki en önemli merkezi.
Bir çok otomobil markasına yan sanayi malzeme üreten Kırpart, Aka, Bamesa, Faurecia, Döktaş ve Asil Çelik fabrikaları yerli otomobil konusunda da yeni bir sürece girmiş olacak.
Yenişehir ise gelecekte inşa edilecek olan otomotiv test merkezi ile yerli otomobile de yeni sanayi üretimine de hazır bir ilçe.
Tüm bu açılardan bakıldığında Bursa’nın kuzey ilçeleri, Gemlik, Orhangazi, İznik ve Yenişehir yeni yıla bambaşka heyecan ve beklenti ile girmiş oluyor.
Fabrikada 5 bin kişinin çalışacağını, dolaylı yönden, otomotiv yan sanayiler ile 20 bin istihdama katkı sağlayacağı, dolaylı yönlerden de en az 100 bin kişiye iş ve ekmek imkanı sağlayacak olan otomobil fabrikası işte bu açıdan bölge için son derece önemli.
*
Bu dört ilçe için bir diğer heyecan verici gelişme ise Türk Dünyası Göçebe Oyunlarının 2020 yılının eylül ayında İznik’te yapılacak olması.
Hatırlanacağı gibi bu konudaki müjdeli haber kasım ayında gelmişti.
Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan müjdeyi vermiş, Türk Dünyası Göçebe Oyunları’nın İznik’te yapılacağını duyurmuştu.
Türk Dünyası Göçebe Oyunlarının üçüncüsü geçen yıl Kırgızistan’da yapılmıştı.
Geçen yılki oyunlara 37 branşta 74 ülkeden 2 bine yakın sporcu katılmıştı.
Kırgızistan’da yapılan oyunlara çok sayıda ülkeden binlerce insan katılmıştı.
Türk Dünyası Göçebe Oyunları’nın dördücüsü 2020 yılının eylül ayında Türkiye’de ve İznik’te yapılacak.
Bu büyük organizasyon için de İznik Çakırca’da bir alan belirlenmişti.
Oyunlar 10 gün sürüyor.
Oyunların başlangıcından bitimine kadar beklenen ziyaretçi ve izleyici sayısının 500 bini geçmesi de bekleniyor.
Bu organizasyon da bölge için tarihi bir fırsat niteliği taşıyor.
Oyunlara 9 ay gibi bir zaman var.
Bu süre içinde en önemli hazırlıklar oyunların yapılacağı alanda yürütülecek.
İkinci önemli husus ise ulaşım ve barınma ihtiyaçları ki, ulaşım konusunda Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ın geçtiğimiz günlerde İnegöl’de yaptığı değerlendirmede Türk Dünyası Göçebe oyunları için İnegöl-Yenişehir-İznik-Orhangazi arasında bir duble yol inşa edileceğini açıkladı.
Yani Orhangazi, İznik’ten İnegöl’e kadar uzanan bi duble yol ile birbirine bağlanmış olacak.
Zaten bölgeye İstanbul istikametinden gelecekler için ulaşım son derece kolay.
Barınma ihtiyaçlarının karşılanması için de yeni tesislerin inşası söz konusu.
Zaten 4 dine başkentlik yapmış olan İznik turizm konusunda istediği sıçramayı bir türlü sağlayamamış bir kent.
Türk Dünyası Göçebe Oyunları ile bu sıçramayı yaşayacağını,
Bu sıçramadan yine Orhangazi, Gemlik ve Yenişehir gibi ilçelerin de payına düşeni alacağını düşünüyoruz.
*
Bölge 2020 yılına işte bu beklenti ve heyecanlarla giriyor. Bu noktada Bursa Valiliğinden Büyükşehir Belediyesi’ne, kuzey ilçelerinin kaymakamlıkları ve belediye başkanlarına, yine ticaret ve sanayi odaları ile tüm şehir dinamiklerine kadar herkesin önümüzdeki 2-3 yıllık dönemi seferberlik ilan ederek geçirmesi gerekiyor.
Bir teyakkuz, bir seferberlik ile tüm kurumların omuz vererek 2020 ile 2023 arasını değerlendirmesi, eminim bölgenin kaderini değiştirecek,
Belki de 50 yılda sağlayamayacağı katkıyı, bir kaç yıl içinde sağlayacaktır.

X

İzleyici olmayalım hepimiz elimizi taşın altına koyalım

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yerli otomobil ile ilgili tarih vererek, “Elektrikli aracımızı da 2022 sonunda banttan indirmeyi hedefliyoruz” dedi.Erdoğan bu açıklamasını Şişecam Polatlı Fabrikası Yeni Üretim Hattı Açılış Töreni’nde yaptı.

Cumhurbaşkanı, yerli otomobilin üretim süresinin devam ettiğini belirtip şu önemli ayrıntıları da paylaştı; “Otomotiv sektöründe yaşanan yapısal değişimi, üretim süresi devam eden Türkiye’nin otomobili ile yakalayacağımıza inanıyoruz. Kendi tasarımımız olan elektrikli aracımızı, 2022 yılının sonunda banttan indirmeyi hedefliyoruz.”
Yani bu da demek oluyor ki, bu yılın sonunda yada gelecek yılın ilk çeyreğinde Gemlik’teki fabrikada artık yerli otomobil fabrikasında çarklar dönmeye, üretime geçilmeye başlayacak.
Zaten Bilişim Vadisinde farklı modellerden yerli otomobil üretimleri yapılmıştı, Gemlik’teki fabrikada ise artık seri üretim kısmına geçilmiş olacak.
Otomobilin 2022 yılı sonunda banttan inmesi demek, 2023 yılında artık seri üretimin de yapılacağı anlamına geliyor.
*
Cumhurbaşkanı Erdoğan yerli otomobil konusundaki tüm ayrıntıların müjdesini 2019 yılının sonlarında vermişti.
Ve o günden bu yana defalarca dile getirdiğim bir husus vardı, Orhangazi, Gemlik ve İznik yerli otomobile mutlaka hazırlık yapmalı.

Yazının Devamını Oku

Çirkin görüntüyü güzelleştirmek hiç de zor değil

ÜLKEMİZ yeraltı zenginlikleri ile de biliniyor.

Altın madeninden gümüşe, taş maden ürünlerinden bakıra kadar bir çok zenginlik yeraltında yatıyor.
Yeraltı kaynaklarımızın gün yüzüne çıkarılması da ülkemizde tartışmalı konulardan birisi.
Bir kesim yeraltı kaynaklarının mutlaka yer yüzüne çıkarılması ve ekonomiye kazandırılmasını savunurken, az ama sesi güçlü çıkan bir kesim ise doğanın tahrip edildiğini ileri sürerek dağların tepelerin kazılmasına karşı.
Belli kurallar çerçevesinde ise yurdun her noktasında yeraltı kaynaklarının yer yüzüne çıkarılması içn çalışmalar da sürüyor.
***
Maden ocaklarının bol olduğu bölgelerden birisi de Bursa’nın Orhangazi ilçesi.
Özellikle Orhangazi şehrinin kurulduğu bölgenin yüksek kesimlerinde, Fındıklı tepesi olarak bilinen bölgede kalsit madeni üretimi için yarım asır öncesinden bugüne çok sayıda maden ocağı açılmış durumda.

Yazının Devamını Oku

Deprem raporu ile yıkılmışlardı hala haber yok!

Hatırlanacağı gibi Bursa Valiliği il genelindeki okullar ile ilgili depreme dayanıklılık araştırması yapmıştı.

Bu araştırmanın sonuçları 2020 başlarında açıklanmış, rapora göre de Bursa ve ilçelerinde topla 24 okulun olası bir depreme dayanamayacağı belirtilerek yıkım kararı verilmişti.
Valilik o dönemde konu ile ilgili de bir açıklama yapmıştı.
Açıklamayı hatırlayacak olursak: “Türkiye, depremselliği yüksek olan bir bölgede bulunmaktadır. Bizlerin önceliği geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın sağlığı ve can güvenliğidir. Öğrencilerimizin güvenli ortamlarda en sağlıklı bir şekilde eğitimlerine devam etmeleri bizim olmazsa olmazımızdır.
Milli Eğitim Bakanlığı, İnşaat ve Emlak Dairesi Başkanlığı tarafından eğitim binalarımızda yapılan kontroller ve değerlendirmeler neticesinde ‘deprem tahkik raporları’ sonucuna göre deprem olması halinde risk taşıyabileceği değerlendirilen binaların yıkılması yönünde karar alınmıştır.
Bu kararın, öğrencilerimizin sağlıklı bir ortamda eğitimlerine devam edebilmesi adına alınmış olup, bu kapsamda 24 eğitim binamız hakkında yıkım kararı alınmıştır. Yıkım kararı alınan eğitim binalarından dokuzu aynı bahçedeki sağlam olan diğer blokta, bunun dışındaki 15 okulumuzda ise, öğrencilerimiz kayıt bölgesindeki en yakın okulda eğitimlerine devam edecektir.
3 Şubat Pazartesi günü başlayacak ikinci yarıyılda eğitim öğretimin aksamaması için İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerince planlama yapılmış ve tüm tedbirler alınmıştır. Pazartesi günü ilgili okullardaki idarecilerimiz, öğrencilerimize gerekli yönlendirmeyi yapacaklardır.
Yıkım kararı alınan eğitim binalarının en kısa sürede yıkılarak yeniden yapımı için tüm çalışmalar başlatılmıştır.”

Yazının Devamını Oku

Orhangazi-İznik yolu can almaya devam ediyor

Bursa’nın kuzeyi, Gemlik, Orhangazi ve İznik bölgesinin son yıllarda en fazla can alan yolu Orhangazi-İznik Kuzey yolu.

Yani, İznik Gölü’nün kuzeyinde kalan yol, son yıllarda en fazla trafik kazasının yaşandığı bir yol.
Bu yoldaki son ölümlü kaza geçtiğimiz cumartesi akşamı yaşandı.
Ne yazık ki gencecik bir insan motosiklet kazasında yaşamını yitirdi.
Çok değil yaklaşık 1 ay önce yine bu yol üzerinde meydana gelen trafik kazasında ise 5 kişi yaşamını yitirmişti.
Buna ilave olarak çok sayıda maddi hasarlı ve yaralamalı kaza ise gün geçmiyor ki yaşanmasın.
***
Peki, bu yolun özelliği ne ki, bu kadar çok trafik kazası yaşanıyor?

Yazının Devamını Oku

Trafik master planı için Büyükşehir devreye girmeli

Şehirlerin en büyük sorunlarından birisi de trafik yoğunluğu.

Artan araç sayıları, şehir merkezlerindeki yolların artan bu araç trafiğine hazır olmaması, cadde ve sokakların uzun yıllar sonrası planlanarak değil de günlük ahbap çavuş ilişkileri ile düzenlenmiş olması bugün tüm şehirlerde trafik yoğunluğunun ve trafik keşmekeşinin günden güne artmasına yol açıyor.
Tabii buna da son yıllarda hızla artan araç sayılarını da eklediğimizde, artık işin içinden çıkılamaz bir hale gelmiş durumda.
*
Anlattığım bu durum Orhangazi için de geçerli.
Belki de verdiğim bu örneklerin en fazla yaşandığı kent Orhangazi.
Zaten kent estetiği neredeyse sıfır olan, yıllar yılı son derece kötü bir şekilde şehir planlaması yapılan, cadde ve sokakları bırakın 100 bin nüfusu 20 bin nüfusta dahi yetersiz kalacak bir şehir.
Geçtiğimiz günlerde de yine bu satırlardan dile getirdiğim gibi, 80 bin nüfusu olan Orhangazi’de neredeyse 35 bin araç trafikte.

Yazının Devamını Oku

Genişletme çare değil bölünmüş duble yol

Orhangazi-İznik arasındaki karayolunda yaşanan sık trafik kazaları malumunuz.Özellikle yoğunlaşan trafik, kazaları da beraberinde getiriyor.

Herkes de biliyor ki, yıllar önce bir miktar genişletilen bu yol, son 10 yılda artan trafik nedeniyle artık burasının yükünü kaldıramıyor.
Bunun karşılığı olarak da ölümlü ve yaralanmalı trafik kazaları ile bir çok can kaybettik.
Daha kısa bir süre önce bu yolda meydana gelen kazada 5 kişinin yaşamını yitirdiğini düşünürsek, artık bu yol için ciddi bir çözüm bulunması da gerekliydi.
*
Biliyorsunuz;
İznik gelecek yıl büyük bir organizasyona ev sahipliği yapacak.
Türk Dünyası Olimpiyat Oyunları.

Yazının Devamını Oku

Yangınlara başka bir gözle bakış

Türkiye’nin Güney, Ege ve Akdeniz kıyılarındaki yangınlar hepimizin ciğerini yaktı.Antalya’nın Manavgat ilçesi ile başladı, sonrasında birkaç günlük süreçte tam 140 noktada orman yangınları çıktı.

Yangınlar öylesine eş zamanlı ve büyüktü ki bazı yangınlar yerleşim yerlerini de esir aldı. Canlar gitti, ağaçlar, orman canlıları gitti. Yüreğimiz yandı, soğuyacak gibi de görünmüyor.
*
Yangınların devam ettiği süreçte Türkiye’de yine her felakette olduğu gibi ortaya çıkan bir zümre yangınların üzerinde, ölen canların, yanan ağaçların üzerinde tepinmeye başladı.
Yangın uçaklarından dem vurarak, Türkiye’nin yangınları söndürmekte yetersiz kaldığını bağıra bağıra söylemeye başladı. Oysa durum hiç de öyle değildi, Türkiye 4-5 günlük sürede Türkiye’nin 140 noktasında çıkan yangınların 132’sini söndürmüş ve kontrol altına almış, diğer yangınların söndürülmesi için de cansiperane mücadeleler de devam ediyor.
140 yangından söndürülen 132 yangını görmeyenler, halen devam eden yangınlar üzerinden de sosyal medyadan tevrizat peşine düşmüş durumda.
*
Yangınların bir başka boyutu var.

Yazının Devamını Oku

İznik Gölü’ne Yüzen Güneş Enerji Santrali olur mu?

Bildiğiniz gibi iklim değişikliği ve küresel ısınma, temiz enerjiye olan ihtiyacı daha da artırdı.

Dünyanın birçok farklı bölgesinde, güneş panelleri sayesinde temiz enerji elde edilebiliyor.

Ancak bu sistemin çok fazla alana ihtiyaç duyması nedeniyle, artık yüzen güneş panelleri daha popüler hale geldi.
Bu konuda son bir örneği Endonezya’da görüyoruz.
Asya’nın en büyük güneş enerjisi şirketlerinden birisi olan Sunseap Group, Endonezya’da dünyanın en büyük yüzen güneş enerjisi çiftliğini kuruyor.
Bu konuda çalışmalara da 2022 yılında başlanacağını öğrendik.
*
Rüzgar enerji santrallari, güneş enerji santralleri gibi terimleri son yıllarda çok daha fazla duymaya başladık.

Yazının Devamını Oku

Bayram dönüşü zehir olmasın

Türkiye Covid-19 ile mücadelede özellikle aşılamadaki başarısı ile dikkat çekti.

Son 2 aydaki aşılama ile birlikte vaka sayıları günlük 4 binli rakamlara kadar gerilemişti.
Ancak son günlerde vaka sayılarında bir artış eğilimi söz konusu.
Önceki gün, yani cumartesi günü ortaya çıkan tablo az da olsa ürküttü.
Cumartesi günkü tabloya göre günlük vaka sayısının 6 bin 666 olması dikkat çekiciydi.
İşte bu noktada aklımıza gelen iki şey var.
Aşılama konusunda hala tereddütü olanlar; ve bana göre daha da önemlisi maske kullanımının artık neredeyse yok denecek kadar az olması.
Dün sabah saatlerinde önümü kesen bir vatandaş, iş yerlerinde işletme sahiplerinin maske kullanmamasından şikayet etti.

Yazının Devamını Oku

Mesleki eğitimi ihmal etmeyin

Bugünlerde 8. sınıflardan mezun olan öğrenciler için lise tercih heyecanı yaşanıyor.

16 Temmuzda tercih süresi dolacak.
LGS sınavı sonrasında Fen Lisesi yada Anadolu Lisesi tercihlerinin yanı sıra, diğer liseler için de tercihler yapılmış olacak.
Bu noktada bir hatırlatma yapmakta fayda var.
Mesleki eğitimi ihmal etmeyin.
*
Bilindiği gibi gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için sanayi devrimi son derece önemli.
Eğer, bir sanayi devi olmak istiyorsanız, en önemli hususların başında mesleki eğitim geliyor.

Yazının Devamını Oku

Otoyol garanti araç rakamları ne durumda

Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu ve Osmangazi Köprüsü’nü kapsayan dev proje hatırlanacağı gibi kademeli olarak hizmete girmişti.En son 2018 yılında projenin tamamı hizmete alınmıştı.

 

Tabii böylesine büyük bir projenin başlangıcından tamamlandığı döneme, hizmete girmesinden bugüne kadar en çok tartışılan tarafı garanti araç geçişi olmuştu.

Proje yap işlet devret modeli ile hayata geçirilmiş, 22 yıllık işletmenin ardından devlete devredilecek bir proje.
Yap işlet devret modeli ile hayata geçirilen bu projede devletin kasasından da bir para çıkmadı.
Tabii, yap işlet devret modeli projeler yapılırken, belli bir araç geçiş garantisi de konabiliyor.
Ancak, bu proje ilk planlandığı dönemlerde onlarca uzman ekip tarafından hesaplamaları yapılarak hayata geçirilen bir proje olduğu için, yap işlet devret modelinin henüz yarı süresi dolmadan artık devletin araç geçiş garantisi ücreti ödemeyeceği de aslında ilk başlarda ortaya konmuştu.

Yazının Devamını Oku

Küçük sanayi artık büyük bir sanayi bölgesi oluyor

Orhangazi’de artık 400 civarında irili ufaklı işletmenin olduğu Küçük Sanayi Sitesi artık dördüncü etap için kolları sıvamış durumda.

Orhangazi Küçük Sanayi Sitesi, Gedelek Açmalar Mevkiinde bundan tam 32 yıl önce kurulmuştu.
Daha doğru ifade ile hazırlıkları daha eskiye dayanıp, resmi olarak 32 yıl önce yönetimleşen ve o günden sonra her dönem büyümeye devam eden Küçük Sanayi Sitesi bugüne kadar 3 ayrı etap halinde ilave rezerv alanlarını kullanarak büyüdü.
200’e yakın dükkan ile başlayan Küçük Sanayi Sitesi, bugün bir çok imalat firmasını da bünyesinde barındırarak 400 civarı işyerine ulaşmış durumda.
Ve artık irili ufaklı işletmeleri ile neresinden bakarsanız bakın 2 bin kişinin istihdam edildiği bir sanayi bölgesi.
Kurulurken Küçük Sanayi Sitesi olarak kurulan bölge bugün yeniden büyüme hesapları yapıyor.
Kuruluşundan bugüne kadar KSS’nin başkanlığını Şükrü Çoklar yapıyordu.
Küçük Sanayi Sitesi geçmiş dönemlerde yerel yönetimler eli ile Orhangazi şehir merkezindeki sanayi dükkanlarını bünyesine toplama girişimleri ile de anılmış, ancak bu bir türlü gerçekleşmemişti.

Yazının Devamını Oku

Şimdi kime ne görev düşüyor?

Mart 2020’den bu yana dünyayı esir alan, binlerce insanı hayattan koparan Covid-19 salgınında farklı bir safhadayız.

Özellikle son 2 ayda yaşanan vaka düşüşleri, ölüm oranlarının azalması, günlük vaka sayılarının 5 binli rakamlara kadar gerilmesi ile birlikte haziran ayında kısmi normalleşme başlamıştı.
Son olarak Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’nin 14- 20 Haziran arasında Çin ve Almanya’yı geride bırakarak aşılama hızında en yüksek performansı gösteren ülke olduğunu duyurdu.
Önceki gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kabine toplantısı sonrasında temmuz ayı ile birlikte geçerli olacak yeni normalleşme sürecini açıkladı.
Buna göre, 1 Temmuz itibarıyle sokağa çıkma kısıtlamaları tümüyle kaldırılıyor.
Müzikle ilgili sınırlama saat 24.00’e kadar uzatılıyor.
Şehirlerarası seyahat kısıtlamaları ile şehir içi toplu taşımadaki kısıtlamalar sona eriyor.
Kamu kurum ve kuruluşlarında normal mesai düzenine geçiliyor.

Yazının Devamını Oku

İhtiyacımız olan şey bu projeler işte

Türkiye, Avrupa Birliği fonlarından en az yararlanabilen ülkeler arasında yer alıyor.

AB fonlarına Türkiye her yıl milyonlarca Euro ödeme yaparken, geri dönüşüm konusunda ise ne yazık ki o kadar kabiliyetli değil.
Biliyorsunuz, Avrupa Birliği özellikle çevre, gelişim, teknoloji gibi konularda hazırlanan projelere karşılıksız hibe destek kredileri ödüyor.
Ancak bu konuda Türkiye çok da yeterli değil açıkçası.
Bugün konumuz Avrupa Birliği fonları olmasa da, benzer çalışmalar kendi öz kaynaklarımızla da yürütülüyor.
Bunun için de şehirlerde kaymakamlık yada valiliklerin yanı sıra, belediyeler ve sivil toplum kuruluşları bünyesinde proje ekipleri olur.
Bu proje ekipleri AB fonlarından faydalanılabilecek, ya da kendi öze kaynaklarımızla, yani KOSGEB yada TKDK gibi devlet kurumları vasıtası ile büyük bölümü hibe olmak üzere hazırlanabilecek projeler vasıtası ile maddi destekler alabiliyor.
Türkiye bu tür projeler konusunda zayıf, Orhangazi ise kendi özelinde daha fazla kısır bir şehir.

Yazının Devamını Oku

Müsilaj tehdidi ve iç sular

Biliyorsunuz, özellikle Marmara Denizinde son dönemlerde görülen deniz salyası sorunu denizlerimizi ve su ürünlerimizi tehdit etmeye devam ediyor.Son dönemde Marmara Denizi’nin hemen hemen tüm kıyılarında görüldü.

Gemlik Körfezi, Mudanya Sahili, Erdek, Bandırma derken İstanbul sahillerinde de ciddi bir deniz salyası tehdidi yaşanmaya başladı.
Bu konuda hem devletin ilgili kurumları, hem üniversiteler seferber oldu.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 7 il için bir genelge yayınladı.
Marmara Denizi Eylem Planı uyarınca müsilajdan kaynaklı kirliliğin giderilmesi ve yönetimi için İstanbul’da bakan yardımcısı, illerde ise vali başkanlığında Koordinasyon Merkezi kurulacak.
Dün itibarı ile de bu süreç başlamış oldu.
Hedef bir seferberlik ile bu müsilaj belasından kurtulmak.
Bu arada, müsilaj ile ilgili 22 ün önce İstanbul Üniversitesi Laboratuvarlarına bırakılan müsilaj örneklerinin tahlil sonuçları da açıklandı.

Yazının Devamını Oku

Gölden su çeken hat yenilenirken...

Gemlik Gübre’nin İznik Gölü’den çektiği su, son dönemlerin sıkça tartışılan bir konusuydu.

Özellikle bu yıl İznik Gölü’ndeki su seviyesinin rekor seviyede düşmesi ile Gemlik Gübre’nin gölden çektiği su çok konuşulmaya başlamıştı.
Konu hem siyasilerin, hem DSİ’nin gündemine de girmişti.
Çok bilinmeyenli bir konu olan bu su çekme olayı nihayet DSİ’nin açıkladığı resmi raporlar ve oranlarla ortaya çıkmıştı.
Gemlik Gübre’nin yıllık İznik Gölü’nden çekme yetkisinin 10 milyon metreküp olduğu, yine Gemlik Gübre’nin ifadesine göre de bu 10 milyon metreküp suyun tamamının hiçbir dönem kullanılmadığını da öğrenmiş olduk.
Bu açıklamalarda öğrendiğimiz konulardan birisi de 1970’li yıllarda İznik Gölü’nün Orhangazi sahilinden o dönemde kamu kurumu olan Azot Sanayi’ne yaklaşık 30 kilometre uzunluğunda bir boru hattında ciddi su kaçağı olduğunu, bu kaçakların bir kısmının boruların eskimesinden kaynaklı olduğunu, bir kısmının ise hat boyunca bazı bölgelerde hatta saplama yöntemi ile girilip su kullanıldığını öğrendik.
Bu noktada iddia edilen konulardan birisi de Gemlik Gübre’nin İznik Gölü’nden çektiği suyun bir miktarını Gemlik Serbest bölgede farklı sanayi kuruluşlarına ücreti mukabilinde sattığı.
Bu iddia elbetteki Gemlik Gübre tarafından reddediliyor.

Yazının Devamını Oku

Lojistik merkezi için tren kaçmasın

Marmara Bölgesinde özellikle son yıllar için geleceği en parlak bölge diye öngörülen Orhangazi, Gemlik ve İznik’in bir yığın avantajına ilave olarak lojistik yatırımları da eklenebilir.


Özellikle Orhangazi ve Gemlik’te sanayi gücünün günden güne artması, İznik ile birlikte de tarımsal gücünün yüksek olmadı bölge için bir lojistik merkezi olabilecek kapasitede.
Yelpazeyi biraz daha genişlettiğimizde, Yenişehir’in sanayi bölgelerinin gelişime açık olması Yenişehir havalimanı, Sabiha Gökçen’in bölgeye uzaklığının sadece 45 dakikalık bir mesafede olması, bir çok alanda olduğu gibi lojistik merkezi için de büyük avantajlar barındırıyor.
Gemlik limanı gibi uluslararası öneme sahip bir ticaret ağı, yerli Otomobil fabrikasının Gemlik’te hızla yükseliyor olması, Orhangazi’nin özellikle otomotiv yan sanayideki gücü, işin doğrusunu isterseniz bölgeyi bir lojistik merkezi olmaya da itiyor.
*
Hayatım boyunca hiçbir meselede ben ifadesini kullanmadım.
Her zaman biz söylemi ile hareket etmeyi tercih ettim.

Yazının Devamını Oku

Türkiye’nin zeytin fidanı Orhangazi’den

Türkiye’de 2002 yılından itibaren zeytin üretimi, zeytin ağacı sayısı ile ilgili yeni bir yol haritası ortaya konmuştu.


Hatırlanacağı gibi, Türkiye’de zeytin ve zeytinyağı üretimi, 1999 yılında IMF ve Dünya Ticaret Örgütü taahhütleri kapsamında uygulanmaya başlayan yeni tarım politikaları kapsamında farklı bir boyut kazanmıştı.
O dönemlerdeki alınan bu karara rağmen, 2002 yılından sonra bu konuda farklı bir yol haritası ortaya kondu.
2002 yılında Türkiye genelindeki zeytin ağacı sayısı 100 milyon civarıydı.
O yıllarda göreve gelen bugünkü iktidar, zeytin ağacı sayısının artırılması için yeni bir hedef ortaya koymuştu.
Bu hedef ilk etapta Türkiye genelinde zeytin ağacı sayısını 150 milyona çıkarmak,
Bir sonraki adımda ise 180 milyona kadar ulaştırmaktı.

Yazının Devamını Oku

Arıtma tesisi S.O.S veriyor

Orhangazi’de evsel atıklar ve kanalizasyon atıkları içi 8 yıl önce faaliyete geçirilen İznik Gölü Orhangazi sahilindeki arıtma tesisi alarm vermeye başladı.

O günün koşullarına göre inşa edilen, yapımına yerel belediye tarafından başlandıktan sonra, Büyükşehir Belediyesi yasası ile BUSKİ’nin devraldığı İznik Gölü Orhangazi sahiline yakın bir noktada inşa edilen arıtma tesisinin etrafındaki bazı tarım arazilerinde bugünlerde ortaya çıkan görüntü endişe yaratmaya başladı.
Öyle ki;
Arıtma tesisinin etrafında bazı tarım alanları tamamen kuruyup solmaya, bataklığı andıran görüntüler oluşmaya başladı.
Bunun nedenini tabii ki teknik olarak bilemiyoruz.
Ancak bu bölgede bir sorun olduğu çok açık ve buna acil önlem alınması gerekiyor.
Orhangazi’nin arıtma tesisi ile ilgili bu endişeleri yaşarken, son günlerde Marmara Denizi’ne kıyısı olan bir çok sahil kentinde ortaya çıkan deniz salyaları dikkatimizi çekti.
Hepinizin malumu olduğu üzere bölgemizde Mudanya sahili ile Gemlik körfezinde oluşan deniz salyaları sonrasında olayın nedenleri de araştırılmaya, bu konuda da bir çok yorum yapılmaya başlamıştı.

Yazının Devamını Oku

Orhangazi-İznik arasına bölünmüş yol geliyor

Ülkemizde günden güne artan araç sayısı, yollardaki trafik yoğunluğunu da doğru orantılı olarak artırıyor.

Her gün yapılan yeni duble ve otoyollara rağmen, araç trafiği her geçen gün daha da artıyor; artmakla birlikte trafik birçok noktada çileye dönüşüyor.
Özellikle ticaretin can damarı olan Marmara bölgesinde son yıllarda onlarca yol, bağlantı yolu, otoyol ve bölünmüş duble yol inşa edilmesine rağmen, bugün aracı ile trafiğe çıkanların da yakından gördüğü üzere her yerde yoğun bir trafik yaşanmakta.
Bu yollardan birisi de yine Marmara bölgesinin göbeğinde yer alan, Bursa ile Kocaeli, Adapazarı, Bilecik gibi kentleri birbirine bağlayan Orhangazi-İznik Kuzey yolu.
Orhangazi’den İznik’e kadar uzanan yaklaşık 45 kilometrelik gidiş ve geliş olarak yıllar önce inşa edilen İznik Gölü Kuzey yolu her geçen gün artan araç yoğunluğu ile biliniyor.
Hatırlanacağı gibi, Adapazarı’ndan, Mekece üzerinden İznik ve bağlantı yolu ile de Bilecik’e bağlanan yol daha önce duble yol olarak planlanmış ve bu yol hizmete girmişti.
İznik ile Bilecik arasında bazı bölgelerde bölünmüş yol çalışmaları devam etse de, bu bölge büyük oranda rahatlamış durumda.
Özellikle Bursa’dan Orhangazi, oradan da İznik’ten Adapazarı istikametine giden ticari araçlar, kamyon ve TIR’lar Adapazarı İznik arasındaki yolun bölünmüş yola dönüşmesinden sonra daha fazla kullanılır olmuştu.

Yazının Devamını Oku