Taliban ve göç sorunu

“Taliban Afganistan’da iktidarı yeni ele geçirmiş ve erkeklerin tıraş olmasını yasaklamıştı... Halka kendi katı hukukunu dayatmıştı. Taliban, din kurallarının en saf haliyle uygulanmasını savunan bir Sunni Vahhabi inancına bağlıydı... Kafa kesme, el kesme ve külliyen kadın düşmanı bir perspektif, Taliban’ın eğlencenin her biçimine yönelik düşmanlığı ile kolayca örtüşüyordu...”

Haberin Devamı

“Taliban’ın yeni yasaları, Sovyet işgalinin ardından sınır bölgelerine kaçan milyonlarca Afgan mültecinin yaşadığı çamur deryasındaki hayatlarının bir devamıydı. Taliban’ın silahlı adamları, hastalığın kol gezdiği Pakistan’daki o kamplarda birer mülteci olarak büyümüşlerdi. Her tür eğitimden ve eğlenceden yoksundular. Taliban hatırlamadığı bir ülkeyi yeniden inşa etmek için değil, mülteci kamplarını daha geniş bir ölçekte kurmak için gelmişti. Bu yüzden eğitime de gerek yoktu, televizyona da. Kadınlar evde oturmalıydı.”

Bu satırlar 1996’dan 2001’e kadar Afganistan’ın neredeyse dörtte üçüne hükmeden Taliban’ın ilk dönem yönetimine ilişkin gazeteci Robert Fisk’in tespitleri. Dünya şimdi birçok sorunun yanıtının peşinde... Bunlardan biri de ikinci kez ülkenin tamamını ele geçirmişken, Taliban’ın verdiği “ılımlı mesajlar” gerçek mi, yoksa dünyaya hala 1996 yılında mülteci kamplarından yeni çıkmış zihinleriyle mi bakıyorlar?

Haberin Devamı

TANINMAK İSTİYORLAR

Bu kez tanınmak istiyorlar. Komşularına ve ülkelerindeki yabancılara karşı bazı ılımlı mesajlar veriyorlar. Türkiye’nin de olumlu bulduğu mesajlar. Dünya, Afganistan’da her kesimi kapsayıcı bir hükümetin kurulmasını bekliyor. Taliban en son geçtiğimiz çarşamba günü eski Devlet Başkanı Hamid Karzai ve eski Devlet Başkanı Yardımcısı Abdullah Abdullah ile görüştü. Her kesimi kapsayıcı bir geçiş hükümetinin kurulmasının yanı sıra özelikle Batı’nın beklentileri arasında terör ve radikalleşmeye müsaade edilmemesi, insan hakları ve kadın hakları konusunda hassasiyet gösterilmesi de var. Ilımlı mesajların yanında şimdiden Taliban’ın ne olduğunu bir kez daha gösteren ya da hatırlatan açıklamalar da var. Taliban sözcüsü Vayadullah Haşimi’nin Reuters’a yaptığı açıklamalar gibi... Haşimi, “Demokratik sistem hiç olmayacak çünkü ülkemizde bunun bir tabanı yok. Afganistan’da ne tür bir siyasal sistem uygulayacağımızı tartışmayacağız çünkü bu çok açık: şeriat. Kızların okula gitmesine izin verilip verilmeyeceğine ulemalarımız karar verecek” dedi. Kısacası Taliban’ın uyum mesajlarının tutup tutamayacağını, Afganistan’daki farklı unsurları “geçiş sürecine” dahil edip etmeyeceklerini, insan hakları ve kadınlar konusunda ne kadar açılım yapabileceklerini yakında göreceğiz.

GÖÇ SORUNU

Haberin Devamı

Bu ülkeyi kim ya da kimler bu hale getirdi? Kimlerin vebali var? Tarihe bakmak yetiyor. Çoğu şimdi terörden ya da mülteci akınından korkuyor. Daha şimdiden ikinci Taliban dönemi bir anlamda yollara düşen, uçakları dolduran, kaçan Afganlıların hikâyesi oldu. Afganistan’ın iç burkan insan hikâyelerini romanlaştıran Khaled Hosseini; “Nereye giderseniz gidin, ülkeniz peşinizden gelir. Artık siz orada yaşamasanız da o içinizde yaşar” diyor. Bir insanın ülkesini terk etmesi zor... Yüz binlerce insana kapı açmak da... Kapıyı açıldığında da mülteci meselesinin bir fay hattına çevrilmesi an meselesi. Üstelik işin ekonomik boyutu da unutulmamalı. Türkiye, Amerikalıların ya da Avrupalıların hatalarının sonucunu göçmen kampına dönerek ödeyecek ülke değil, olmamalı da... Mesele uluslararası arenada ama kaynağında yani o topraklarda çözülmeli. Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda yaşayabileceği “Suriyeli sorunu”na ek bir başka büyük sorun daha öncelikle kendi çocuklarımıza büyük haksızlık olur.

 

Yazarın Tüm Yazıları