GeriHande Can Valiz hazırlama sanatı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Valiz hazırlama sanatı

Kısıtlamalar kalktı, havalar ısındı, aşılar yapıldı; yani yeniden seyahat etmek için her şey hazır!


Peki siz, bir yere giderken küçük bir valiz hazırlamayı tercih edenlerden misiniz, yoksa valizi üzerine oturarak zorla kapatan ve tatilden hiç kullanılmamış kıyafetlerle dönenlerden mi?
Çoğunluk, valiz üzerine oturanlardan oluşuyor maalesef...
Bilinçsizce ele gelen her türlü kıyafeti valize koymanın sonucunda daha tatile gitmeden seyahat stresi baş gösteriyor.
Ekstra kıyafetlerin işe yaramadığı bir gerçek. Bu bilgiyi her tatil sonunda teyit etmemize rağmen, her defasında aynı şeyi tekrarlamaya devam ediyoruz.
Aslında yapılması gereken şey çok basit...
Tatilin kaç gün süreceğini belirlemek, hava durumunu öğrenmek, oradaki programı detaylandırmak ve tüm bu bilgilerle valiz hazırlamaya başlamak...
Bu adımları takip ettiğinizde, seyahat öncesi valiz stresini de azaltmış olursunuz.

Püf noktaları

◊ Öncelikle tatile kaç günlüğüne gidiyorsanız, o gün sayısı kadar kombin hazırlayın. Böylece bir sürü gereksiz kıyafetten kurtulmuş olacaksınız. Kombinlerinizi sabah ve akşam olacak şekilde ayakkabınızdan aksesuvarınıza, çorabınızdan iç çamaşırınıza kadar planlayarak gardırobunuzdan giysi çıkarmaya başlayın.
◊ Yerleştirmeyi valizin alt kısmından başlayarak, düz ve nizami bir şekilde yapmaya çalışın.
◊ İlk olarak az kırışan ve büyük kıyafetleri yerleştirin.
◊ Kıyafetlerinizin kırışmasını istemiyorsanız, mutlaka kuru temizleme poşetinin içine koyun. Çıkardığınızda yine de kırışmış haldeyse ve otel odanızda ütü yoksa, valizden çıkarır çıkarmaz banyoya asın. Ortamdaki buhar, kuru temizleme ve ütü etkisi yaratacaktır.
◊ Tişört, şort, askılı elbise, havlu gibi giysileri rulo yaparak yerleştirin. Böylece valiz içinde ciddi alan kazanmış olacaksınız.
◊ Valiz kenarındaki boşlukları kemer, çorap, iç çamaşırı, gözlük kılıfı gibi kıyafet ve aksesuvarlarla doldurursanız, hem valizin kenarlarını koruma altına almış, hem de alandan kazanmış olursunuz.
◊ Parfüm gibi kırılabilecek eşyalarınızı çoraplarınızın arasına koyun. Bu şekilde hem kırılmasını önlersiniz hem de alandan tasarruf edersiniz.
◊ Ayakkabılarınızı poşetin içine koyarak diğer eşyalarınızın kirlenmesini önleyebilirsiniz.
◊ Ayakkabıları valizin çerçevesine yerleştiremeye çalışın, böylelikle daha fazla ayakkabı sığdırabilirsiniz.
◊ Kombinlerinizi aynı ayakkabıyla kullanabilecek şekilde hazırlarsanız, yanınıza daha az ayakkabı alırsınız.
◊ Valizin içinde muhakkak katlanabilir küçük boy bir çanta bulundurun. Dönüşte fazla yükleriniz için çok işinize yarayacak.

Aksesuvarlara gelince...

◊ Kolyeleri, uçlarından iki adet pipet geçirerek çantaya koymak sizi karışma derdinden kurtarır.
◊ Yüzüklerinizi ve küpelerinizi karıştırmamak için küçük vitamin kutularını kullanabilirsiniz.
◊ Küpelerinizin arkalarının ve eşlerinin kaybolmasını önlemek için bir düğmenin iki deliğinden ayrı ayrı geçirerek kendi küpeliğinizi yaratabilirsiniz.
◊ Büyük kozmetik eşyalar çok fazla yer kaplıyorsa küçük kutularda götürmeyi tercih edin. Örneğin kremler için lens kutuları çok işe yarıyor.
◊ Makyaj ürünlerinin kırılmaması için üzerlerine pamuk kapatın.
◊ YouTube’da çok güzel valiz hazırlama videoları var. İzleyin, gerçekten çok faydasını göreceksiniz.

X

Louis Vuitton mağazasında bir Türk sanatçı

1854 yılından bu yana her zaman yüksek kaliteyi amaçlayan ve inovasyonu stil ile buluşturan Louis Vuitton’un, İstinye Park’taki yeni mağazası çağdaş Türk sanatçı Seçkin Pirim tarafından düşünüldü ve yeniden tasarlandı.


Dünya çapındaki özel koleksiyonlarda yeri olan Seçkin Pirim, mağazanın cephesini Louis Vuitton’un ikonik “damier” deseninden ilham alarak, heykel niteliğinde bir yapıt haline dönüştürmüş.
Tasarımın tamamında kullandığı Türk limra taşını amorf ve kıvrımlı bir form haline getirerek ortaya çıkarttığı cephe görenleri kendine hayran bırakıyor.
Birçok ödülün sahibi olan Pirim’in, dünyanın en geleneksel ve köklü markasını bir Türk olarak kendine hayran bırakması, projeyi tamamen kendi fikirleri doğrultusunda hayata geçirmesi ve özellikle bunu Fransız bir markaya kabul ettirmesi hiç kolay olmasa gerek.
Ortaya çıkan sonuç o kadar güzel ki, gelecek Louis Vuitton kitaplarının birinde Seçkin Pirim tarafından ortaya çıkan bu sanatı tüm detaylarıyla okuyacağımızdan hiç şüphem yok.
Marka her yeni ikonik mağazasının kapılarını “mirasına duyduğu saygıyla” açmaya devam ediyor.
Tamamen kadın giyim dünyasına ayrılmış mağazada dünyadaki tüm Louis Vuitton mağazaları ile aynı anda koleksiyona ulaşma imkanına sahip olacaksınız.

Yazının Devamını Oku

En iyi giyinen 50 kadından biriyle işbirliği

Yakın zamanda 100’üncü yaşını kutlamış olan, kendi kendini yetiştirmiş moda tasarımcısı, iç mimar ve stil ikonu Iris Apfel’i tanımayanız var mı?

Kendisi, “Stil, kendini ifade etme ve her şeyden önce tavır ile alakalıdır” diye ikonikleşmiş cümlenin sahibi. Meşhur “neden sıkıcı olalım?” tavrıyla parlak kıyafetleri, çok katmanlı eğlenceli aksesuvarları, kalın, yuvarlak ve büyük boy gözlükleri imzası haline getirmiş, sadece kendisi için süslenmenin simgesi, koca bir çağa ilham vermiş bir kadından bahsediyorum.
“Stil çok para harcamak değildir. Önemli olan ne ya da neler giydiğiniz değil, bir şey giyerken nasıl hissettiğinizdir. Stil, kendini ifade etme ve her şeyden önce tavırla ilgilidir” diyen, stilin fiyatı ne olursa olsun her yerden gelebileceği fikrini temsil eden Apfel, H&M ile işbirliğine imza attı.
Koleksiyonda Iris Apfel’in simgesi haline gelen eklektik giysiler ve şatafatlı aksesuvarlar her yaş ve bedene hitap edecek.
Canlı renkler, gösterişli kumaşlar ve eğlenceli elbiseleri abartılı mücevherlerle taçlandırarak klasikleşmiş gardırobunuza renkli bir dokunuş yapabilirsiniz.
Bunu nasıl yapacağınızı bilemiyorsanız gerçek bir ilham kaynağı olan Iris Apfel’i araştırıp, stilinden esinlenmenizi tavsiye ederim.
Koleksiyon 2022 başlarında satışta olacak. O zamana kadar hayat hikayesinden, nasıl dünyanın en iyi giyinen 50 kadınından biri olduğuna kadar okuyabileceğiniz birçok içerikle onun gözünden bakmayı başarabilirsiniz.
Kendisini tanıdıkça koleksiyonun değerini daha iyi anlayacaksınız.

Yazının Devamını Oku

Hollywood’da ilk Türk mücevher markası

Dünyanın ilk tılsım mücevher markası tasarımcısı kim biliyor musunuz? Bee Goddess markası ile Ece Şirin.


Anadolu’dan ilhamla başladığı ve tüm dünyayı aydınlatmayı hedeflediği yolculuğu gerçekleşmeye başlayalı çok oldu.
Madonna’dan Kate Winslet’e kadar birçok hayranlık duyduğumuz kadın Bee Goddess ile ışıldıyor artık.
Marka “Hayallerinin peşinden git” mesajını verdiği sembol koleksiyonu ve Bee Goddess & Amazon Prime Video işbirliği ile bu sene birçok ödül toplaması öngörülen “Cinderella” filminde ışıldıyor.
Burada asıl önemli olan bu projenin hikayesi. Emmy ödüllü kostüm tasarımcısı Ellen Mirojnick, Londra’da sokakta yürürken Bee Goddess vitrininin önünden geçiyor ve gördüğü tılsım mücevherlere hayran kalıyor.
Bunun üzerine marka ile irtibata geçen Sony Pictures ekibi ile uzun süren görüşmeler sonunda anlaşmaya varılıyor ve Ece Şirin tüm ana karakaterlere uygun, film için özel olarak tasarladığı koleksiyonunu Ellen Mirojnick’e sergiliyor. Bir filmde bırakın ana karakterleri, herhangi bir karakter üzerinde gözükmek için yüzbinlerce dolarlar ödemeniz gerekir.
Ekibin size özel olarak gelip, tasarım talebinde bulunmalarının gururunu düşünsenize.

Yazının Devamını Oku

Stil, sezon trendlerine karşı mı?

Zaman zaman stilinizde değişiklik yapmak için ihtiyaç duyduğunuz tek şey küçük ama etkili dokunuştur.

O yüzden sezon trendleri hep dikkatinizi çeker.
Her mevsim geçişinde kendinizi sıfırdan gardırop yenileme hissiyle baş başa bulursunuz. Çünkü moda sektörü, sunduğu trend raporlarıyla, sezon açılmadan ürün gönderimi yaptığı influencer’lar ve seçkin kişiler aracılığıyla ortaya arzu nesneleri çıkarır. Bu sayede “giyecek hiçbir şeyim yok” veya “bu üründen kesinlikle bende de olmalı” düşüncesi içinde buluyoruz kendimizi.
Bu kısır döngü stiliniz oturuncaya kadar devam ediyor.
Mesela 2022 trend raporuna göz atalım.
Geçtiğimiz yılların acısını çıkartırcasına pullu payetli parti elbiseleri bu sezon ekstra gösterişli olacak. Ama bunun için gidip yeni bir elbise almanıza gerek yok.
Artık tüketim alışkanlığınızı minimalize etmenizin zamanı.
Herkesin evinde giymekten sıkıldığı, dolabın köşesine attığı payetli bir elbisesi vardır. Bunlara yeni gözle bakmaya başlamanın tam zamanı.

Yazının Devamını Oku

Modası Geçmez

Moda sektörünün doğaya verdiği zarara karşı farkındalık yaratmaya çalışmasıyla, tüketim çılgınlığını desteklemesi son derece ironik.


Buna rağmen karbon ayak izi pastasında büyük bir yüzdeye sahip olan bu dev sektörün bir yerlerden iklim krizine karşı dönüşüme başlaması, tünelin sonunda o ışığı görebilme ihtimalini doğuruyor.
Dünyanın bize elindeki tüm kaynaklarını sonsuz bir cömertlikle sunmasına karşılık, insanlık tarihinin başlangıcından bu yana o kaynakları har vurup harman savuran bizler, bireysel ve toplumsal olarak “hemen bugün” değiştirmek zorundayız.
Bu değişim başlangıcının en güzel örneklerinden biri Zeynep Tosun ve Türkiye pazarında sürdürülebilir moda üzerinde çalışmalar yapan Perwoll’den geldi.
İki isim birlikte #ModasıGeçmez mottosu ile Anadolu’daki kadın emektarları da dahil ederek geri dönüştürülmüş tekstil ürünlerinden ortaya çıkan tasarımlarla modayı sürdürülebilir kılmayı amaçlıyorlar.
Kullanmadığınız kıyafetler ve her türlü tekstil ürünlerini modasıgecmez.net adresi ve İstanbul’un dört farklı noktasındaki giysi toplama kumbaralarına teslim ederek bu sosyal sorumluluk projesine katkıda bulunabiliriz.
Toplanan kıyafetler Zeynep Tosun ve Anadolu’nun eli öpülesi emektar kadınlarının öncülüğünde yöresel geri dönüşüm teknikleri kullanılarak yeniden tasarlanan bir koleksiyona dönüştürülecek.

Yazının Devamını Oku

İklim dostu yaşam rehberi

Dünyanın ortalama sıcaklığının 120 yıl öncesine göre 1.1 derece arttığı bilimsel bir gerçek. Bu farkın nelere yol açtığını yakından deneyimleyen ve maalesef bu artışın sebeplerinden biri olan bir nesil olarak iklim krizi ile mücadele etmek ve neslimizin hikayesini değiştirmek her toplum gibi bizim de görevimiz.

Aslında buna toplumsaldan çok bireysel alışkanlıklarımızı değiştirerek başlamak çok daha doğru olacak. Dünya, kaynakları tükenme tehlikesiyle karşı karşıya.
Artık bireyselden kolektif bilince doğru harekete geçmenin zamanı.
Dünyanın sıcaklığı 1.5 derece arttığı an çevresel olarak geri dönüşü imkansıza yakın, yıkıcı etkiler ile baş başa kalacağız. Daha doğrusu çocuklarımızı bununla baş başa bırakacağız.
İklim krizi meteorolojik bir olgu olmaktan çıkalı çok oldu. Bunu da dünyanın birçok noktasında çıkan ekosistemi yerle bir eden yangınların ardından başka şehirlerin başına gelen seller ile rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz.
Ama burada sorulması gereken asıl soru şu: “Bu sorunla mücadele etmek için yeterli bilgiye ve çözüme sahip miyiz?”
Son dönemlerde yeni neslin bu konu üzerinde çok durduğunu, dünya çapında Greta Thunberg gibi aktivist gençlerin çoğaldığını gözlemliyorum ama çıkarttığı sesler hükümetlerin adım atmasına yetecek mi?
Gerçekten bu seslerin Paris İklim Anlaşması’nda radikal adımlar atılmasına etkisi olacak mı?

Yazının Devamını Oku

Anka kuşu

2021 yazı tüm dünyada birçok iklim felaketi ile karşı karşıya kaldığımız bir yıl olarak tarihe geçiyor. Neredeyse güvenli bir yer yok, geleceğimiz için mücadele etmekten başka şansımız ise hiç yok.


Son 8 gündür ülkemizin en güzel, onbinlerce hektar ormanlık alanları yandı. Ekosistem yok oldu, yanarken çığlıklarını duyduğumuz binlerce can gözlerimizin önünde telef oldu. İçimiz yandı.
Kızgınız, hem de çok kızgınız.
Ama artık ağlamayı kesip, “Neden?” diye isyan etmek de yok.
O güzelim ormanlar anka kuşu gibi küllerinden yeniden doğacak.
Avusturalya ormanlarının 1.5 sene sonra kendi ekosistemi içinde bulduğu hayat gibi bizim ormanlarımız da yeniden hayat bulacak.
Ama şu andan itibaren bize çok iş düşüyor.

Yazının Devamını Oku

Sosyal medyanın yalan düzeni

20’nci yüzyılın sonlarına doğru daha önce tecrübe etmediğimiz bir yöne evrildi hayatlarımız.


Çünkü bir anda merkezimize teknoloji yerleşti. Tüm dünyanın düzenini farklılaştırmayı başardı.
Yeni eğlence hayatımız Commodore 64 ile başladı. Mobil araçların ve telefonların günlük düzenimize entegre olması sonrası sosyal medya denilen eğlence ağının tam ortasında bulduk kendimizi.
Zevklerimiz, karakterlerimiz, tepkilerimiz, bedenimiz sosyal medya ışığı altında şekillenmeye başladı. Kendimize, kendi bedenimiz altında olmak istediğimiz avatarlarımızı yarattık.
Ama zaman içinde mitomani (kendi yalanına inanma hastalığı) gibi kantarın topuzunun kaçtığını, psikolojik rahatsızlıklara gebe olduğunu göremedik.
Daha doğrusu göremeyen insanlar arasında sıkıştık kaldık.
Bütün amacı uygulama üzerinde daha uzun süre tutmak olan uygulamalar hayatımızdan, çocuklarımızdan hatta dostluklarımızdan çaldı.

Yazının Devamını Oku

Bu yazın en popüler plaj stilleri

Yaz aylarında hayat flip flop diye tabir edilen parmak arası terlikler ile mayo-bikini-pareo arasında geçip gidiyor.

Buna rağmen valizler o kadar kullanılmayacak kıyafetlerle dolup taşıyor ki 3-4 günlük seyahat için bile büyük boy valiz hazırlanıyor.

Bunu pratik haline getirmek, uzun hafta sonu tatillerini kabin içi valizle geçirmek mümkün.

İşin püf noktası, neyi nasıl giyeceğinizi ve valizi ne ile doldurmanız gerektiğini bilmekle başlıyor.

Gün sayısı kadar kombin ve her kombine uygun aynı sandaletle son derece pratik ve şık bir tatil valizi yapabilirsiniz. Ama burada asıl soru, bunları yaparken nelere dikkat etmeniz gerektiği...

Şimdi plajlarda ne giyilir, bu yazın en trend parçaları neler, valizlerin içinde neler olmalı, hepsini paylaşıyorum.

◊ Poplin veya keten oversize gömlekleri baş tacı etmenizin tam zamanı. Özellikle babanızın, eşinizin veya erkek arkadaşınızın beyaz keten gömlekleri bikini üzerine giyebileceğiniz en cool seçenek. En iyi seçenekleri Massimo Dutti veya Sorbe by Başak Barlas’ta bulabilirsiniz.

◊ Plajdan doğruca geceye devam edebileceğiniz kimonolar var. Bikini üzerine giyeceğiniz kimonoları gündüz plajda, plaj sonrası ise saçınızı toplayıp, belinize kemer takıp, rujunuzu sürüp yemekte kullanabilirsiniz. Maison La Plage veye Mirela Cerica kimonoları bunların en güzel örneklerinden.

◊ Bu yazın bir başka favori parçası ise

Yazının Devamını Oku

Ünlü markalar Bodrum’da

Bodrum global markaların merkezi haline geldi. Birbiri ardına açılan dünyaca ünlü markalara Louis Vuitton ve Prada da katıldı.

Birçok ünlü markanın gözünü diktiği Yalıkavak Marina, alışveriş cenneti haline dönmüş durumda.
Mesela Prada Outdoor, dünyada sayılı moda başkentlerini gezen pop up store konseptine Bodrum’u da dahil etti.
Sahil, bahçe, dağ ve kar olmak üzere dört ayrı temadan esinlenerek hazırlanan koleksiyonlardan oluşan mağaza, 12 Eylül’e kadar açık kalacak. Özellikle plaj ve rafya çantaları harika.
Hazır gitmişken Dior ve Louis Vuitton mağazalarını da gezmenizi tavsiye ederim. Özellikle dekorasyon olarak hepsi birbirinden ilginç ambiyansa sahip.
Bu yaz birçok ünlü ismin marka işbirliklerini görüyoruz. Yaz sezonu olduğu için haliyle mayo bikini eşleşmesi yoğunlukta. Tüm işbirliklerini görmüş ve deneyimlemiş biri olarak Berrak Tüzünataç imzası ile ortaya çıkan Ayje x Berrocks Beachwear koleksiyonun kalite ve kalıp olarak ünlüler arasındaki en iyi işbirliği olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Tamamen Berrak’ın ruhunu yansıtan, özgün modelleriyle sadece denizde değil akşamları jean şortlarıyla da kıyafet tamamlayıcısı olarak kullanılabileceğiniz bikinilere ve renkli mayolara bayıldım.
Üzerinize bolca takıp gündüzden geceye devam edebilirsiniz. Yazın bundan daha güzel ve cool ne olabilir ki?

Ülkemizin değerini bilelim

Yazının Devamını Oku

Sanal dünya el emeği ile karşı karşıya

Teknoloji çağının hızına ayak uydurmaya başladığından beri eşsiz olanın peşinden gitmeye çalışan ve hiçbir şekilde doymayan insanoğlu hep olmayanı keşfetme eğiliminde.


Moda dünyasına baktığımız zaman da aynı şey geçerli. Fakat uzun zamandır yaşadığımız mecburi duraklama ve eve kapanmanın yan etkilerini yaşıyoruz. Hem içimiz kıpır kıpır hem de bitmeyen kapatılmalarının gölgesi ile sendelemeye devam ediyoruz.
Uzun zamandır insanları gözlemliyorum.
Herkes bir şikayet halinde. Tatilde aldığı hizmetten, giyinmeyi unutmaktan, giyinse bile gidecek yer bulamamaktan, yeni sezonun sıradanlığından...
Anlayacağınız liste uzar da gider.
Peki yaşadığımız boşlukta süzülmenin hissi bu evrensel krizle mi ortaya çıktı sizce?
Ben öyle olduğunu düşünmüyorum.

Yazının Devamını Oku

Tokyo 2020 Olimpiyatları’na Türk dokunuşu

Covid-19 sebebiyle ertelenen Tokyo 2020 Olimpiyat Oyunları, 23 Temmuz itibariyle başlıyor. Küçük bir kız çocuğuyken ekrana kitlenmiş bir halde olimpiyat meşalesinin yanmasını ve ülkelerin seremoni kıyafetleriyle resmi geçiş yapmalarını dört gözle beklerdim.


Genellikle kıyafetleriyle ABD takımı, dikkatimi çekerdi. Yaşım ilerledikçe ve modaya hayranlığım arttıkça seremoni kıyafetlerinin tasarımcılar tarafından büyük bir özenle tasarlandığını öğrendim.
Amerikalıların kalabalık halde Ralph Lauren tasarımı kıyafetlerle yürümesini hep çok güçlü bulmuşumdur. İngiltere takımı da son iki seferdir Stella McCartney imzalı kıyafetlerle karşımıza çıktı. Uzun zamandır “Birçok tasarımcımız ve imkanımız varken neden hem seremoni hem de oyunlar için özel tasarım kıyafetlerimiz yok?” diye düşünüyorum.
Sevindirici haber sonunda geldi.
Olimpiyatların imzası haline gelen seremonideki kıyafetlerin tasarımlarını bu yıl Vakko ekibi üstlendi. Oyun formaları ise sokak modasının altın çocuğu Bünyamin Aydın ve Nike tarafından hayata geçirildi.
Vakko tasarım ekibi, özel bir hikaye çerçevesinde estetikle konforu bir araya getirdi. Seyahat ve seremoni olmak üzere iki farklı kategoride kullanılacak kıyafetlerin ana renklerini Türk bayrağımızın kırmızı ile beyazından seçti.
Bu renklere, ince çizgiler halinde Tokyo Olimpiyatları’nın ana rengi lacivert eklendi.

Yazının Devamını Oku

Birlikte çok iyiyiz

Marka olarak Türkiye’nin global temsilcilerinden biri olan Mavi’nin sahiplenici tarafını çok seviyorum.


İstediği her isimle çalışmak için her türlü potansiyel, vizyon ve güce sahip olduğu halde, sezonlardır Kıvanç Tatlıtuğ ve Serenay Sarıkaya ile yola devam etmeyi tercih etmesi marka yüzünden çok, takım arkadaşlığına benziyor.
Şimdi bu takım arkadaşlığına Juventus ve A Milli Futbol Takımı’nın yıldız oyuncusu Merih Demiral’ı da dahil ettiler.
“Birlikte çok iyiyiz” diyerek takım olmanın gücünü anlattıkları reklam filmini, filmin enerjisini çok sevdim. Bence Mavi’nin başarısı yol arkadaşlarını doğru seçip, onları sonuna kadar sahiplenmesinden geçiyor.

Bulgari’den ihtişama övgü

Pandemiden beri duran hayat yavaş yavaş normale dönmeye başlıyor. Pandemiden beri duran hayat yavaş yavaş normale dönmeye başlıyor. Çok uzun bir aradan beri ilk kez Bulgari, yüksek mücevher ve saat koleksiyonu “Magnifica”yı sunmak üzere İtalya’nın moda başkenti Milano’da hasretini çektiğimiz bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Bulgari’nin ilham perisi Roma olsa da, etkinlik Milano’da yapıldı. Milano’nun pandemiden sıyrılıp eski günlere dönmesini kutlamak amacıyla uluslararası ünlü isimler, basın ve müşteriler sayesinde dikkatler bu şehre çekildi.  Chiara Ferragni, Lily Aldridge, Ester Expósito gibi marka elçilerinin yanı sıra markanın ilk Türk marka elçisi olan Serenay Sarıkaya da ünlü yıldızlarla Milano’da davete katılanlar arasındaydı.Romalı mücevher evi Bulgari, 2 gün süren etkinlikler eşliğinde Milano Belediyesi’ne cömert bir bağışta da bulundu. Zor günleri geride bırakmaya çalışırken böylesine köklü marka ve ailelerin desteğine her şehrin ihtiyacı olacak bence. Darısı bizim belediyelerin başına. 

Toga Archives x H&M

H&M, yeni işbirliğini sonunda duyurdu.

Yazının Devamını Oku

Giyinme yetimizi kaybettik

Uzun süren evde kalma süreci sonunda hayatımıza giren “Athleisure” trendi hayatımızdan kolay kolay çıkacak mı zaman içinde göreceğiz.


Gardırobumuzun en ön sırasında bulunan eşofman, tişört ve sınırsız tayt skalası arasında boğulmuş durumdayız.
Beklediğimiz kısıtlı normalleşmeye geçiş sonunda başladı. Sosyalleşebileceğimiz, oturup yemek yiyebileceğimiz kafe ve restoranlara kavuşmanın mutluluğu, sudan çıkmış balık gibi ne yapacağımızı bilemez halimizin hissiyle gölgede kalmış durumda.
Fark ettim ki giyinme yetimizi kaybetmişiz.
Bir yemek uğruna saatlerce ayna karşısında kıyafet değişikliği yapıp sonunda sığınak olarak eşofmanlarımıza geri dönmek isteyen kaç kişiyiz?
Ruh halimiz değişti.
Kiminle konuşsam aynı dertten muzdarip.

Yazının Devamını Oku

Bodrum bu sezona damgasını vuruyor

Zorunlu kapanmalar doğaya olan özlemi, açık hava aktivitelerini, şehirden kaçış isteğini iliklerimize kadar hissettiriyor.


Dolayısıyla yaz tatilinden beklentilerimiz ve lüks anlayışımız da hızla değişiyor.
Huzur bulacağımız, ruhumuzu ve gustomuzu besleyen yeni mekan arayışlarına başladık bile.
Gözlemlediğim kadarıyla söyleyebilirim ki Bodrum bu yaz zarafet ve huzuru lezzetli tatlarla buluşturacak yeni restoranları, yeni mekanları ile ilk tercihler arasına girecek gibi.
Dünya devi üst segment markalar Bodrum’un birçok noktasında mağazalarını açmaya başladılar bile.
Chanel, Dior, Prada, Missoni bu yaz yeni mağazaları ile Bodrum’da şov yapacak.
Özellikle Mandarin Oriental Serena Uziyel, Raisa Vanessa, Nedo by Nedret Taciroğlu ve Beymen ile bu sezona çok hızlı bir giriş yapıyor.

Yazının Devamını Oku

Bu yazın trendleri neler olacak

Geçmiş yıllarda demode sayılan kroşe, diğer adıyla “tığ işi” bu yaz bomba gibi döndü.


Zamanında annelerimizin hatta anne-annelerimizin özenle sakladığı, giyelim diye verdiğinde burun kıvırdığımız el örgüsü elbiseler de şu an hiç olmadığı kadar değerli.
Saklamayıp birilerine verdiyseniz büyük bir hayal kırıklığı sizi bekliyor demektir. Gucci’den Dior’a, Valentino’dan Missoni’ye birçok moda evi, kroşeyi koleksiyonlarına dahil etmiş durumda.
Özellikle plaj çantası veya bikini olarak bu yaz sıklıkla karşımızda olacaklar. Eğer eliniz tığ işine yatkınsa şimdiden tarzınızı yansıtacak parçaları örmeye başlamanızı tavsiye ederim.
Değilse de örgü örmeyi bilen tanıdıklarınızın kapısını çalmanın tam zamanı. Ben anneme çanta siparişi verdim bile.

RENKLİ BONCUKLU KOLYELER

Yazının Devamını Oku

Güçlü kadın güçlü toplum

Birçok sektör erkek hegemonyası altında. Bunlardan biri de tarım...

Aslında kadınlar tarım ve kırsal kalkınmanın, yeni dünya düzenindeki kaçınılmaz değişiminde kilit role sahip.

Tarımdaki iş gücünün hemen hemen yarısını kadınlar oluşturduğu halde, maalesef emeklerinin karşılığını erkekler karşısında eşit alamıyor.

Bunun farkına varan Tekfen Vakfı, kadının tarımdaki yerini güçlendirmek için “Kadın Çiftçi Kredisi” projesini hayata geçiriyor.

İlk yıllarında Ege Bölgesi’ndeki dar gelirli kadınlara destek sağlayacaklar.

Hatta bununla da kalmayıp ziraat mühendisleri tarafından temel tarım eğitimi de sunacaklar.

Bu mükemmel bir haber...

Elinin değdiği her şeyi güzelleştiren kadınların, tarımda da harikalar yaratacağından kuşkum yok.

Çalışkanlıkları, düzen, disiplin ve zekalarıyla alışılagelmiş düzene farklılık katacakları kesin.

Yazının Devamını Oku

Skinny jean tarih oldu

Son 2 sezondur Celine, Valentino, Saint Laurent, Dior gibi markaların podyum-larında denim kullanmaları bir tesadüf değildi.

Her ne kadar bu markaların DNA’sına jean yakıştıramıyor olsam da Z kuşağı yine dengeleri değiştirmeyi başardı.
Eşofman altı dönemi şimdilik rafa kalktı, tahtını da jean pantolonlara bıraktı. Ama soru şu: “Şimdi hangi model trend?”
Buna cevap vermek çok zor ama bildiğimiz bir şey var ki bunun kesinlikle skinny jean olmadığı...
Hatta skinny’nin bir 10 sene daha hayatımızda olmayacağı.
Jean, Amerikan işçi kıyafetinden doğdu ve 1950’lerin ortalarından itibaren genç baş kaldırısının sembolü oldu. Bu ikonik parçalar, birçok markada kendine yer edindi ve erkeklik ile kadınlık arasındaki oyunla özelleştirildi ya da kişiselleştirildi.
Dünya üzerinde moda dünyasına damga vuran öyle jean’ler vardır ki üzerinden kaç sene geçerse geçsin asla eskimiyor.
Yani artık klasikleşmiş bir hal alıyor.

Yazının Devamını Oku

Kendimize döneceğimiz 17 gün

Geçen sene bu zamanlar tam kapanma şaşkınlığı içinde ne yapacağımızı bilemez vaziyette debelendik durduk.


Evlerde yeni kuracağımız sisteme alışmak, psikolojik olarak hepimizi etkiledi ama bu seferki farklı.
Artık nasıl neler yapıp neler yapmamamız gerektiğini bilecek kadar profesyonelleştik.
Mesela artık ekmek yapmayacağımızı, kilo alıp evlerimizden çıkmayacağımızı, salonda bile sporsuz bir anımızın olmayacağını gayet iyi biliyoruz.
Fakat düzelme ümidi beklerken, yine tam kapanmaya girmekten ve kapanma kaynaklı ekonomik sıkıntıların verdiği yılgınlıktan dolayı artık sabrımızın da son demlerinde olduğumuz doğru.
Bazı ülkelerde maske zorunluluğu yavaş yavaş ortadan kalkmışken, yeniden sosyal hayata, konserlere, toplu organizasyonlara dönmeye başlamışlarken bizdeki bu durum sinir sistemimizi altüst etti.
Ama bu yılgın bakış açısından çıkmak için yapılacak çok fazla şey var. Uzun zamandır evlerimizin içinde kala kala dekorasyonumuzda değişiklik yaptık, gözümüze batan her yeri sıcak yaşam alanlarına çevirdik.

Yazının Devamını Oku